İSTANBUL’UN SEMT İSİMLERİ

İSTANBUL’UN SEMT İSİMLERİ

 

 

İstanbul’un Semt isimlerinin tam olarak nereden geldiğini biliyor musunuz?

Eyüp, Üsküdar, Kadıköy, Beşiktaş ve daha niceleri.

Bu yazıda İstanbul hakkında bir şehir efsanesiyle birlikte aynı zamanda İstanbul’daki semtlerin isimlerini geçmişte nereden aldıklarını paylaşıyoruz.

 İstanbul hakkında bir sürü şey anlatılır.

Kimi doğru, kimi yanlış, kimi de bir şehir efsanesi olarak yer etmiştir hafızalarda.

Onlardan biri de İstanbul’un altının birbirine bağlı tünellerle kaplı olması.

Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bir bölmesinden girildiği bile söylenir.

Efsaneye göre tünel denizin dibinden devam edip Kınalıada’ya kadar gidiyormuş.

Peki, neden Kınalıada?

İşte efsanede bundan hiç bahis açılmamış.

Neyse biz devam edelim; Bahsi geçen bu yer altı tünelleri Kapalıçarşı’nın da altından geçermiş.

Hatta şu an, Çarşı’nın içinde gizli tutulan bir bölme olduğu ve tünellere bu bölmelerden girildiği de rivayetler arasında.

Tüneller ile ilgili rivayetler bununla sınırlı değil tabii. Bir labirenti andıran dehlizler çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyormuş ancak buraları kullanmak yasakmış…

 

 

İstanbul’daki semtlerin isimleri nereden geliyor bunu hiç düşündünüz mü?

 

Caddebostan: Bostanı bol olan semtte cadılar dolaştığına dair söylenceler var.

Bu nedenle Cadıbostanı’ olarak anılıyor.

 Piyade Feriki Cemal Paşa bu bostanları satın alıp yerleşince, cadılar ortadan kayboluyor.

Semtin adı da ‘Caddebostan’a dönüşüyor.

 

Çatladıkapı: Marmara kıyısındaki 6. kapının yanındaki burç, 1532 depreminde çatlayınca, kapı ve bulunduğu semt ‘Çatladıkapı’ olarak anılıyor.

 

Etiler: 1950’nin başında burada, 192 villa yapımı için Etibank’ın ortaklığıyla Etiler Yapı Kooperatifi kuruldu.

Semtin adı da bu kooperatiften kaldı.

 

Kandilli: IV. Murat, şehzadelerden birinin doğuşu münasebetiyle 7 gece kandil yaktırdı.

Semt adını bundan aldı.

 

Laleli: Semtin adı burada yasayan deli bir dervişten geldi: Laleli Baba. III. Mustafa, yaptırdığı camiye, hikmetine boyun eğdiği ve çok saydığı Laleli Baba’nın adını verdi.

 

Şaşkınbakkal: Henüz yerleşimin yoğun olmadığı dönemlerde, yaz günleri denize gelenlerin, burada iş yapılamayacağını düşünerek mahalle bakkalı için ‘şaşkın bakkal’ yakıştırması yapmaları semtin adını belirledi.

 

Akaretler: Semt ismini Sultan Abdulaziz’in yaptırmak istediği fakat II. Abdülhamit’e nasip olan vakıftan almaktadır.

 Vakıf Aziziye Camii’nin giderlerini karşılamak üzere kurulmuştur

 

 

 Ahırkapı: Osmanlı döneminde sarayın has ahırları burada bulunmuş, sonrasında da ahırların yeri değişmeyince semtin ismi Ahırkapı olarak günümüze gelmiştir.

 

Beşiktaş: Adını nereden aldığına dair birçok rivayet bulunan semtlerden biri de Beşiktaş’tır.

Fakat bilinen ve en yüksek ihtimalli rivayet ise, semtin adının Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemileri bağlamak için limana diktirdiği beş taştan dolayı günümüze kadar değişerek gelmiş olduğudur.

 

Cağaloğlu: Sinan Paşa’nın bu semtteki sarayından ve yaptırmış olduğu camiden dolayı semt Cağaloğlu ismini almıştır.

Cağaloğlu Sinan Paşa Osmanlı sadrazamıdır ve 16. yüzyılda yaşamıştır

 

 

 Çekmeceler: Büyükçekmece ve Küçükçekmece isimleriyle anılır.

Bu ismi almasının ilginç bir hikayesi vardır.

Göllerin kenarına konumlanmış olan semtte, Anadolu’yu batıya bağlayan yol üzerinde bulunan boğazları geçmek için bir sistem oluşturulmuştur.

Boğazın iki yakasından sahile çakılı kazıklara bağlı halatlar gerilmeye ve bu halatlar sal üzerinden çekilerek karşıya geçmeye başlanılmıştır.

Bu nedenle ismi Çekmece olarak kalmıştır.

 

Eyüp: Ebu Eyüp El Ensari isminde bir İslam zatı kentin Araplar tarafından kuşatılması sırasında ölünce kabrinin bulunduğu yere cami ve türbe yapılmıştır.

Caminin ismi semt ismi olarak kalmıştır.

 

Kadıköy: Çok köklü bir geçmişe sahip olan semt, fetih sırasında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul Kadısı’nı buraya yerleştirmesiyle Kadıköy ismini almıştır.

 

Kazlıçeşme: İstanbul’un fethi sırasında su sıkıntısı çekilmekteydi ve uçuşan kazların peşinden gidilerek su kaynağına ulaşıldı.

Bu nedenle semtin adı Kazlıçeşme olarak anılmaya başlandı.

 

Tahtakale: Sözlük anlamı ‘kale altı’ olan Taht-el-kale’nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

 

 

 Aşiyan: Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan, Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ‘Aşiyan’ isimli evinden alıyor.

 

Okmeydanı: Fetih Ordusu kuşatmanın bir kısmını burada kurulan karargâhta geçirmiş.

Semtin ismi de böylelikle Okmeydanı olarak kalmış.

 

 

Çengelköy: Eskiden gemi çapaları bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

 

Veliefendi: Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.

 

Çıksalın: Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında “çık, salın!” denilmeye başlandı.

 

Taksim: Osmanlı zamanında sucuların; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

 

  

Pendik: Bizans döneminde kullanılan Pantecion (Pantiki) ismi “her tarafı surlarla çevrili” anlamına gelir.

Çoğu kaynaklar Pendik kelimesinin duvar anlamına geldiğini ve İstanbul’a egemen olan devlet ya da hükümetlerin doğudan gelecek saldırıları önlemek için burayı bir savunma hattı olarak kullandıklarını kaydederler.

 

Beyazıt: Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

 

Aksaray: Fatih’in sadrazamı İshak Paşa, İç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir.

Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

 

Bakırköy: Bizanslıların ‘Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ‘Makriköy’ adını aldı.

1925’te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

 

Teşvikiye: Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı.

Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

 

Bebek: Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşının Bebek lakaplı olması.

2. Padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olması dolayısı ile Bebek adını almıştır.

 

Beyoğlu: İslamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt.

2. ‘Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensi’nin burada oturmasından geliyor semtin adı.

 

Bostancı: Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

 

  

Eminönü: Osmanlı döneminde çarşıdaki esnafı denetleme yetkisi ‘Emin’lere aitti.

Semt, adını burada bulunan ‘Gümrük Eminliği’nden alıyor.

 

Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı.

Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar; bu suyun, kadınların sütünü çoğalttığına inanılırdı.

Bundan dolayı semt, Sütlüce oldu.

 

Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu.

Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

 

Şişli: Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ‘Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ‘Şişlilerin Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

 

Unkapanı: Bazı satış yerlerinde Arapça’da ‘Kabban’ adını taşıyan büyük teraziler bulunduğundan, buraları Kapan adını taşırdı.

Sahiline buğday ve arpa yüklü gemiler demirlediğinden, semt bu adı aldı.

 

Bağlarbaşı: Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

 

 

 

Çemberlitaş: Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

 

Horhor: Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, “Buraya bir çeşme yapın baksanıza ‘hor hor’ su sesleri geliyor” der ve buraya bir çeşme yapılır.

Çeşme de semt de Horhor ismiyle anılıyor

 

Feriköy: Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’den alıyor.

Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri’nin eşine bağışlanmıştı.

Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

 

 

 Okmeydanı: Fatih Sultan Mehmet’in otağını kurduğu bu bölgeye Okçular Tekkesi yaptırmasıyla semt adını almış, zamanla Okmeydanı’na dönüşmüştür.

 

Tophane: Osmanlı döneminde yapılan ve geliştirilen ünlü top dökümhanesi bu semtte yer aldığından dolayı semt Tophane ismiyle anılmaya başlanmıştır.

 

 

 

  

AKARETLER: Akar kelimesinin çoğuludur.

Gelir getiren mülk anlamındadır.

Sultan Abdülaziz Camii’ni yaptırmaya başladığında burada bir de vakıf kurdurmuştu.

Ayrıca bugünkü Akaretler’de bulunan evleri istimlak ederek, bunların yerine taş binalar yaptırdı.

Bunların geliri çeşitli imar işlerinde kullanılırdı.

Buranın orijinal adı Akarat’dır.

Zamanla halk ağzında Akaret olmuştur.

 

ALTUNİZÂDE: Ayan Meclisi üyelerinden Altunizâde İsmail Zühtü Paşa’nın burada yaptırdığı camiden adını alır.

 

ARNAVUTKÖY: Eski bir yerleşim yeri olan bu yer 18.yüzyılın sonlarında tamamen yanmıştı.

Sonra Sadrazam Mehmet Paşa burayı yeniden imar ettirip Arnavut kökenli insanlar yerleştirdi.

Semt adını bu insanlardan alır.

 

BAĞDAT CADDESİ: Osmanlı döneminde Üsküdar’dan Bağdat’a giden yollar buradan geçerdi.

Ayrıca İran seferlerine buradan çıkılırdı.

 

BAĞLARBAŞI: Bu semt eski dönemlerden beri bağları ile ünlüdür.

Bağların başlangıç noktası olmasından dolayı bu isimle anılır.

 

BAHARİYE: Bahar mevsiminde devlet ileri gelenlerinin buraya gelmesinden bu isimle anılır.

 

BALTALİMANI: Fatih dönemi deniz kuvvetleri komutanı Baltaoğlu Süleyman Bey’den adını alır.

Peki, o adını nerden almıştır.

Babası Baltacı Ocağından yetişme olduğu için olabilir. Baltaoğlu Süleyman İstanbul kuşatması sırasında donanmayı bu limana demirlemişti.

 

BEYKOZ: Bu bölge Kocaeli Sancakbeyliği’ne bağlıydı Osmanlı döneminde.

Sancak beyleri ise bu bölgede otururlardı.

Onların unvanı ile köy anlamına gelen kos kelimesinden oluşmuştur.

Zamanla değişime uğramış tabi.

 

CAĞALOĞLU:16.yy sadrazamlarından Cigalazâde Sinan Paşanın konağı buradaydı.

Cigalazade ismi halk ağzında zamanla Cağaloğlu’na dönüşmüştür.

 

CERRAHPAŞA: 16.yy vezirlerinden olan Cerrah Mehmet Paşa bu semtte cami, hamam, çeşme, türbe yaptırdığı için semt adını buradan alır.

Adama neden Cerrah diyorlarmış onu merak ettim şimdi.

 

CİBALİ: İstanbul’un fethi sırasında şehre ilk girenlerden olan Bursa subaşısı Cebe Ali Bey’den adını alır.

Zamanla halk ağzında Cibali olmuş.

 

CİHANGİR: Kanuni Sultan Süleyman’ın erken yaşta ölen oğlu Şehzade Cihangir için yaptırdığı camiden adını alır.

 

DİKİLİTAŞ: II. Mahmut’un 1115 adım öteden tüfekle deve kuşu yumurtasını vurması üzerine bu olayın anısına bir taş dikilmişti.

Bu taş semte isim oldu zamanla.

 

DOLMABAHÇE. Daha önceleri deniz olan bu yer 1600’lü yılların başında doldurulduğu için bu isimle anılır oldu.

 

EMİNÖNÜ: Osmanlı döneminde gümrük emininin burada oturmasından dolayı bu ismi aldı.

 

ERENKÖY: Bölgedeki Eren Baba isimli dervişten dolayı bu ismi almıştır.

 

ETİLER: Semtin ismi 1950 yılında Etibank ortaklığı ile burada kurulan Etibank Yapı Kooperatifi’nden gelir.

 

EYÜP: Hz. Muhammed’in sancaktarı olan ve Emeviler döneminde İstanbul’un kuşatması sırasında şehit olan Hz. Eyüp’ün mezarı Fatih’in hocası Akşemseddin tarafından bulunmuştur.

 Fatih’te buraya bir cami ve türbe yaptırmıştır.

Semtin adı buradan gelir.

 

FATİH: Adını Fatih Sultan Mehmet’in burada yaptırdığı cami ve külliyeden alır.

 

FENERBAHÇE: Bahçeler içindeki bu bölgenin sahilinde bir fener bulunurdu adını buradan alır.

ÜSKÜDÂR: Aslı ise “Eski-Dâr”dır.

“Dâr” Arapçada ev, yurt manalarına gelir.

Bu da bize Üsküdar’ın çok eski zamanlara kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir

 

 

 

 

İstanbul Semt İsimleri Ve Anlamları

İSTANBUL

Avrupa ve Asya kıtalarında yer almaktadır.

Kocaeli-Tekirdağ illeri arasında, Karadeniz ve Marmara denizine kıyısı olan bir kenttir.

İstanbul un yerleşim tarihi Paleolitik çağa kadar uzanır.

Yapılan kazılar sonucunda Yarımburgaz mağarasında Paleolitik çağ a Fikirtepe ve Pendik’te ise Kalkolitik çağ a ait buluntular ele geçmiştir.

Ayrıca Sarayburnu’nda Trakların kurduğu Lygos adlı bir kentin duvar kalıntılarına, Kadıköy de de Fenikelilerden kalma yapı kalıntılarına rastlanmıştır.

Bugünkü kentin çekirdeğini oluşturan ilk yerleşmeleri İ.Ö. VII. yy. da Megaralılar kurmuştur.

Dor’ların istila ettiği Yunanistan’dan kaçan Megaralılar İ.Ö. 680 de Propontis’i (Marmara Denizi) geçerek geldikleri Bugünkü Kadıköy ün Moda burnunda Khalkadon adıyla kurdukları kente yerleştiler.

Trak kökenli komutan Byzas önderliğinde yola çıkan Megaralıların bir başka kolu da Delphoi kahinlerinin

öğüdüne uyarak İ.Ö.660 ta bugünkü Sarayburnu çevresinde bir kent kurdu.

Megaralılar kente liderleri Byzas’ın adını vererek Byzantion dediler.

IV yy. da kenti adeta yeniden inşa eden İmparator

I . Constantin’den dolayı kente Constantin’in kenti anlamında Constantinapolis adı verildi.

Bir söylentiye göre kentin isminin uzun olmasından dolayı kısaca Polis (Kent) adıyla anılmaya başlandı.

Bu arada kent gelişmiş ve büyümüştür.

 Bugünkü surların dışına taşmıştır.

Buralarda oturanlar kente giderken ya da kentten bahsederken, Eis’ten Polis (Kente doğru) olarak anmışlardır.

Bu zamanla Stenbol, Estanbol, İstanbol ve İstanbul şeklini almıştır.

Bizans döneminde İkinci Roma (Deutera Roma)ve Yeni Roma (Nea Rome) isimleri ile de anılmıştır.

Kent tarihi boyunca birçok kere istilaya uğramış, doğudan ve batıdan gelen kavimlerin kuşatmalarına şahit olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girdikten sonra Asitane, Asitane-i Saadet, Asbitane-i Aliye, Belde-i Tayyibe, Dar-ı Saadet, Dar-us Saltana, Dar-us Saltanatil Aliye, Dar us Saltanat us Saadet, Dar us Saltanat us Saniye, Darül Hilafe, Der Aliye, Deri Devlet, Der Saadet, Konstantaniyye, Konstantaniyye-i Mahrusi gibi isimlerle anılmıştır.

(Osmanlı Devlet Arşivi ne göre)

 

ACIBADEM (İstanbul)

Üsküdar-Kadıköy-Çamlıca-Libadiye arasındadır. Geçmişte İstanbulluların yazlık olarak kullandıkları semtteki bahçeli evlerin ve konakların bahçelerindeki badem ağaçlarından dolayı bu isimin yakıştırıldığı sanılmaktadır.

 

ADALAR (İstanbul)

Büyükada: Kadıköy-Pendik sahilleri karşısındaki Prens adalarının en büyük olanıdır.

Antik çağdaki adı Prinkipo’dur.

Burgaz adası: Antik çağdaki adı Antigoni’dir.

Bizans döneminde Prygas (Hisar) adıyla anılmaktaydı

 

AHIRKAPI (İstanbul)

Sarayburnu’nda, Sirkeci-Cankurtaran arasındadır.

İstanbul’un sur kapılarından biri buradadır.

Osmanlı döneminde sarayın has ahırları ve daha sonraları İstanbul Belediyesinin ahırlarının burada olması sebebiyle bu isimle anılmaktadır.

 

AKARETLER (İstanbul)

Avrupa yakasında, Maçka-Dolmabahçe arasında, Beşiktaş ilçesinin bir mahallesidir.

Sultan Abdülaziz Taşlık Aziziye camisinin masraflarını karşılamak için bir vakıf kurdurmuştur, bu vakıf gelir sağlamak amacıyla kiraya verilebilecek binalar

yaptırmıştır.

Projenin tamamlanması II. Abdülhamit’e nasip olmuştur.

Kira, irat getiren anlamındaki Akaret ismi bu binalara yakıştırılarak semte Akaretler adı verilmiştir.

 

AKSARAY /İstanbul)

Avrupa yakasında, Fatih-Yenikapı-Laleli arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Forum Bovis’dir (Öküz Meydanı) Pergamon (Bergama) dan getirilen tunçtan yapılmış öküz heykeli semtin ortasındaki meydana yerleştirildiğinden uzun süre bu isimle anılmıştır.

İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra, İshak Paşa’nın Karamanoğulları üzerine yaptığı seferde Konya Aksaray’daki halkın bir kısmı İstanbul’un Türkleştirilmesi düşüncesi ile bu semte yerleştirildiğinden dolayı semt Aksaray adı ile anılmaya başlandı.

 

ALTUNİZADE (İstanbul)

Anadolu yakasında, Kısıklı-Bağlarbaşı arasındadır.

Önceleri yazlık yerleşim yeri olan semte XIX. yy da burada yaşamış olan askeri şura üyesi İsmail Zühtü paşa bir cami ve hamam yaptırmıştır.

Cami çevresinde yoğunlaşan yerleşim Altunizade olarak anılmaya başlanmıştır.

 

ANADOLUHİSARI (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında, Göksu deresinin boğaza döküldüğü yerdedir.

Bizans dönemindeki adı Potamion (Tatlı su) yerleşime Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 tarihinde bir Hisar (kale) yaptırılmıştır.

Semte ismini veren bu kale çevresindeki yerleşim özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminde genişlemiştir.

 

ATAKÖY (İstanbul)

İstanbul un en genç semtlerinden biridir.

Kentin Avrupa yakasında Bakırköy-Topkapı arasındadır.

Osmanlı döneminde Baruthane denilen yöredir

1955 yılında Emlak Bankası tarafından tasarlanan 12.000 konutluk yerleşim merkezi için 1958’de inşaatı başlamıştır.

Yapılan anketle ismi Ataköy olarak kabul edilmiştir.

 

AYASPAŞA (İstanbul)

(1520-1566) Kanuni Sultan Süleyman dönemi sadrazamlarından Ayas Paşa burada havuzlu, bahçeli bir konak yaptırmıştır.

Semtin isminin buradan geldiği söylenmektedir.

(1530 yılında İstanbul’a gelen Arap gezgini Gazi’de Ayas Paşa’yı bu konakta ziyaret ettiğini yazmaktadır.)

 

AYAZAĞA (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında Şişli-Maslak-Hasdal arasındadır.

Yeniçeri Kethüdası Ayas Ağa’nın yöredeki çiftliği ve çevresindeki oluşan yerleşime Ayas Ağa denilmiş zamanla isim Ayazağa’ya dönüşmüştür.

 

AYNALIKAVAK (İstanbul)

Avrupa yakasında, Kasımpaşa-Okmeydanı-Hasköy arasındadır.

İstanbul un üç büyük sarayından biri olan Tersane sarayından günümüze ulaşan Aynalı Saray Kasrıdır.

Bu köşk bulunduğu semte ismini vermiştir.

Aynalıkavak ismine gelince; Osmanlılarda düz pencere camı üretilmediğinden, Venedik Dükasının Osmanlı sultanına hediye ettiği kristal aynalara yakışır bir köşk yapılmasına karar verilir.

Sultanın köşkün yapılması talimatını verirken,

Kavak boylu aynalara yakışır bir kasr isterim demesiyle bu kasr Aynalıkavak ismiyle anılmaya başlanmıştır.

 

AYRILIK ÇEŞMESİ (İstanbul)

Anadolu yakasında, Kadıköy’den Acıbadem’e giderken Haydarpaşa’dan gelen yolla kesiştiği yerdeki semttir.

Eskiden Trakya ve İstanbul’dan hacca gidecek olanlar burada toplanırlar ve hep birlikte yola çıkarlarmış.

Hacı adayları yakınları ile burada vedalaşıp yola çıktıklarından semte Ayrılık çeşmesi adı verilmiştir.

 

AYVANSARAY (İstanbul)

Haliç kıyısında Balat-Eyüp arasında yer almaktadır. İstanbul un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra ,Bu bölgedeki surlara bir kapı yaptırıldı.

Bu kapı yakınlarındaki Blakhernai (Büyükler sarayı) denilen görkemli Bizans yapısından dolayı semte Ayvan sarayı denilmeye başlandı.

İsim zamanla Ayvansaray olarak değişti.

 

AZAPKAPI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Haliç kıyısında, Kasımpaşa-Şişhane-Karaköy semtleri arasındadır.

Tarihi yarımadanın dışında kalan sur kapılarından biridir.

Bölge Ceneviz egemenliğindeyken bu kapıya Porta di San Antonio adı verilmişti.

Osmanlı döneminde Haliç tersanesinin yanında kurulan Azepler kışlası semte adını vermiştir.

(Azep, Osmanlı döneminde tersanede görevlendirilen deniz kuvvetleri Mensuplarına verilen isimdi.)

 

ARNAVUTKÖY (İstanbul )

Boğazın Avrupa yakasında, Ortaköy-Bebek arasında yer almaktadır.

İlk çağlardaki adı Anaplus’tur .

Bizans döneminde Constantinus (Büyük) tarafından yaptırılan Michael kilisesinden dolayı Vicus Michaelicus veya Scaleae (İskele) adıyla biliniyordu.

Buraya yerleştirilen Arnavut göçmenlerden dolayı halk bu semti Arnavut köyü olarak anıyordu isim zamanla Arnavutköy olmuştur.

 

BAHARİYE (İstanbul)

Anadolu yakasında, Kadıköy-Fenerbahçe-Moda arasındadır.

Kentte yerleşimin yaygın olmadığı dönemlerde, İstanbulluların yazlık olarak kullandıkları bir semtti.

Bir söylentiye göre, bahar aylarında semtteki hareketliliğin artması sebebiyle baharlık anlamında Bahariye adı verildiğidir.

 

BAKIRKÖY (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında Ataköy-Florya arasında, Marmara kıyısındadır.

İlk çağlarda Hebdamon Septimus adıyla anılmaktaydı.

Bizans döneminde yazlık olarak kullanılmıştır.

Constantinus (Büyük) zamanında buraya saraylar, köşkler, kiliseler yaptırılmıştır.

Bizans’ın son döneminde Makrihori, Osmanlı döneminde Marki köy olarak bilinen semtin adı Cumhuriyet in ilanından sonra Bakırköy olarak

değişmiştir.

 

BALAT (İstanbul)

Avrupa yakasında Fener-Ayvansaray arasında, Haliç kıyısındadır.

Bizans döneminde imparatorluk saraylarından biri olan Blahernai sarayına buradaki sur kapısından gidiliyordu.

Bu kapı Aios İoannes kapısı veya Palation (Saray) kapısı olarak anılıyordu.

Daha çok kullanılan Palation semte isim olarak verilmiş isim zamanla Balat’a dönüşmüştür.

 

BALMUMCU (İstanbul)

Avrupa yakasında, Yıldız-Dikilitaş-Zincirlikuyu-Ortaköy arasındadır.

19.yy. başlarında (II. Mahmut dönemi) bugünkü Balmumcu semtinde aynı adla anılan bir çiftlik vardı. Çiftliğe bu ismin verilme sebebi ise çiftliğin bahçelerinin geceleri mumla aydınlatılması ve burada mum imalatı yapılmasıdır.

Çiftlikteki meyvaların 1915 yılına kadar halka dağıtıldığı bilinmektedir.

Yöre II. Meşrutiyet sonrası mesire yeri olarak halka açılmıştır.

 

BALTALİMANI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Rumelihisarı-Emirgan arasındadır.

Fatih Sultan Mehmet emriyle Dolmabahçe, Taksim, Kasımpaşa üzerinden Haliç’e indirilen gemiler ve donanmadaki bazı gemilerin yapımı için buraya Baltaoğlu Süleyman Paşa tarafından bir liman ve tersane yaptırılmıştır.

Baltaoğlu Süleyman Paşa Limanı olarak benimsenen semtin ismi zamanla Baltalimanı’na dönüşmüştür.

 

BEBEK (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Arnavutköy-Rumelihisarı arasındadır.

Antik çağda Artemis in adak yeri bulunan Khelai adında küçük bir köydü.

Semt adını Fatih Sultan Mehmet tarafından burada ikametle görevlendirilen Bölükbaşının lakabı olan Bebek’ten almıştır.

 

BEŞİKTAŞ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Ortaköy-Dolmabahçe arasındadır.

Tarihte bilinen ilk adı İasonion’dur.

Sonraları Sergion, Daphne, Diplokinion gibi isimlerle anıldı.

Bugünkü adı için iki ayrı söylenti vardır.

I -Barbaros Hayrettin Paşa gemilerin bağlanması için sahile beş büyük taş diktirmiş ve bu taşlardan dolayı yöreye Beştaş denilmeye başlanmış, isim zamanla

Beşiktaş’a dönüşmüştür.

II –Bizans döneminde bu günkü iskele meydanına dikilen Diplokinion sütununun beşik şeklinde olması sebebiyle yöreye Beşiktaşı denmiş ,zamanla isim

Beşiktaş olarak değişmiştir.

 

BEYKOZ (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında, Paşabahçe’nin kuzeyindedir.

Antik çağdaki adı Amykos’dur.

Beykos ismi ilk defa Bizanslılar tarafından kullanılmıştır.

Bithnia kralı ve Kocaeli valileri bu semtte ikamet etmişlerdir.

Kos Farsçada köy anlamındadır.

Semtte oturan ünlü kişilerden dolayı yöreye Beykos denildiği ismin zamanla Beykoz’a dönüştüğü sanılmaktadır.

 

BEYLERBEYİ (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında, Kuzguncuk-Çengelköy arasındadır.

Eski bir yerleşim yeridir.

Bugünkü Beylerbeyi sarayının bulunduğu yerde III Murat dönemi Beylerbeylerinden Mehmet Paşa’nın yalısı bulunduğundan semtin ismi Beylerbeyi olarak benimsenmiştir.

 

BEYOĞLU (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında, Beşiktaş-Şişli-Kasımpaşa-Haliç arasındadır.

Bizans döneminde yerleşim alanı değildi.

Yöreye karşı yaka, öte yaka anlamında Pera ya da Peran bağları deniliyordu.

Beyoğlu denilmesine ait çeşitli söylentiler vardır.

İlki Fatih Sultan Mehmet in Trabzon Rum İmparatorluğuna son vermesinden sonra (1460) Kral ailesinden Prens Aleksisos Kommenos buraya yerleştirilmesinden dolayı bu ismin verildiğidir.

İkincisi Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisinden dolayı bu ismin verildiğidir.

(Yapılan yazışmalarda elçiye Beyoğlu denildiği için.)

 

BOMONTİ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Şişli-Feriköy arasındadır.

İsviçreli Bomonti kardeşler 1890 yılında bu semtte bir bira fabrikası kurarak 1902 yılına kadar işlettiler.

1902 yılında Nektar şirketiyle birleşerek 1938 yılına kadar imalata devam ettiler.

Bira fabrikasının bulunduğu alan çok büyüktür. (yaklaşık 40 dönüm)

İçinde 1930 yıllarında çok ünlü olan Bomonti bira bahçesi yer alıyordu.

(Bu bahçe 1950’li yıllara kadar açıktı)

Bu fabrika semte ismini vermiştir.

 

 

BOSTANCI (İstanbul)

Anadolu yakasında, Marmara kıyısında, Suadiye ile Küçükyalı arasındadır.

Osmanlı döneminde burada bulunan Bostancıbaşı bahçesi ve yakın zamana kadar yöredeki bostanlardan dolayı Bostancı denildiği sanılmaktadır.

 

BOYACIKÖY (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Emirgan-Baltalimanı arasındadır.

Kırklareli kentinden aba, şayak ve çul boyamada uzmanlaşmış kırk kadar ailenin

19.yy. da başlarında getirilerek buraya yerleştirilmesi ile oluşan yeni yerleşim Boyacıköy ismiyle anılmaya başlanmıştır.

 

BULGURLU (İstanbul)

Anadolu yakasında, Çamlıca-Libadiye-Ümraniye arasındadır.

XIX. yy. başlarına kadar kireç ocakları ile ünlü Üsküdar’a bağlı küçük bir köydü.

Yakın zamana kadar yöredeki halk geçimini bulgur yaparak sağladığından, semt Bulgurlu olarak anılıyordu.

İslam alimlerinden Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin köye yardım amacıyla bir dibek (Buğday dövmeye yarayan büyük taş havan) hediye ettiği bilinmektedir.

(Hamarat ev kızlarına söylenen “Bulgurlu’ya gelin mi gidiyorsun?” sözünün bu semtle ilgisi yoktur.

Orada adı geçen Bulgurlu Malatya ilinin merkeze bağlı bir köyüdür.)

 

CAĞALOĞLU (İstanbul)

Avrupa yakasında, Sultanahmet-Beyazıt-Eminönü arasındadır.

16.yy. da yaşamış Osmanlı sadrazamı Cağaloğlu Sinan Paşa’nın bu semtteki sarayından ve yaptırdığı camiden dolayı bu ismi almıştır.

 

CİBALİ (İstanbul)

Haliç kıyısında Unkapanı ile Fener semtleri arasındadır.

Burada bulunan sur kapısı, İstanbul’un fethine katılan komutanlardan Cebe Ali Bey adıyla anılmaya

başlanmıştır.

Cebe Ali Bey kapısı zamanla Cibali kapısına dönüşmüştür ve semte Cibali denmiştir.

 

CİHANGİR (İstanbul)

Avrupa yakasında, Taksim, Tophane Fındıklı arasındadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın sekizinci ve en küçük oğlu Şehzade Cihangir’in, Mimar Sinan tarafından yapılan caminin avlusundaki kabri dolayısıyla semte bu isim verilmiştir.

 

ÇATLADIKAPI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Sirkeci-Ahırkapı arasındadır.

Bizans döneminde yapılan surların Sindera adlı kapısı buradadır.

1532 yılındaki depremde bu kapıda çatlaklar oluşturduğundan, hem kapı hem de semt Çatladıkapı adıyla anılmaya başlanmıştır.

 

ÇEKMECELER (İstanbul)

Avrupa yakasında, Büyük ve küçük olmak üzere iki adet Çekmece semti vardır.

Aynı adı taşıyan göllerin kenarında kurulmuş yerleşimlerdir.

Tarihi çok eskilere dayanmaktadır.

Helenler İ.Ö.VII. yy. da bu yörede koloniler kurdular.

Daha sonra Bizans, Hun, Peçenek, Osmanlı yönetimlerinde kalmıştır.

Her iki Çekmece gölü dar birer boğazla Marmara denizine bağlıdır.

Anadolu’yu batıya bağlayan yol üzerinde bulunan bu boğazları geçmek için boğazın iki yakasında sahile çakılı kazıklara bağlı halatlar gerilerek ve sal üzerinde bu halatlar çekilerek karşıdan karşıya geçiliyordu.

Çekerek çalışan bu sisteme çekmece adı verilmiştir.

Zamanla buradaki yerleşimlere bu isim yakıştırılmıştır, birbirinden ayrılması için birine Büyükçekmece diğerine Küçükçekmece adı verilmiştir.

 

ÇEMBERLİTAŞ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Sultanahmet-Beyazıt arasındadır.

Bizans İmparatoru Constantinus (Büyük) zamanında şehrin hareketli semtlerinden biriydi.

İ.S 330 yılında Roma Apollon tapınağından getirilen kırmızı mermerden dokuz parçalı bir sütun buraya dikilmiştir.

Önceleri üstünde kral heykelleri vardı daha sonraları bir haç konulmuştur.

Şehrin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra bu haç kaldırılmıştır.

Çıkan yangınlar ve ortam şartlarından yıpranan sütun koruma amacıyla demir çemberlerle takviye edilmiştir.

(Bir görüşe göre 1672’deki büyük yangından sonra çemberlenmiştir.

Kazvini berkitinden XII yy. çemberlerin var olduğu

anlaşılmaktadır.)

Bu Çemberli sütun dan dolayı semte Çemberlitaş ismi verilmiştir.

 

ÇENGELKÖY (İstanbul)

Anadolu yakasında Beylerbeyi-Vaniköy arasındadır.

Bizans İmparatoru Justinianos buraya karısı Sophia için bir saray yaptırmıştır ve semte Sophianea adı

verilmiştir.

Osmanlı döneminde bu semtte gemi çapaları imal edildiğinden adı Çengel Köyü olarak benimsenmiştir.

Zamanla Çengelköy şeklini almıştır.

Bir başka söylentiye göre de; Osmanlı döneminde leventlikten yetişen Çengeloğlu Tahir paşa (Sonradan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmiştir) bu semtte

oturmuş ve yörede mescit, çeşme gibi yaptırmış ve birçok hayır işlerine önayak olmuş semtin sevilen kişilerinden biri olmuştur.

Semte bu sebepten onun ismi verilmiştir.

 

ÇUBUKLU (İstanbul)

Boğaz’ın Anadolu kıyısında, Kanlıca-Paşabahçe arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Eiranaion’dur.

Yöre esnafının yapmış olduğu Çubuk lülelerinin ünü sebebiyle bu ismin verildiği sanılmaktadır.

 

DİKİLİTAŞ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Beşiktaş-Şişli-Balmumcu-Ihlamur arasındadır.

Semt adını buradaki dikili taştan almıştır.

Bu dikili taşın bulunduğu yerden yeniçeriler karşı sırtta bulunan nişan taşına ok attıkları söylenmektedir.

 

DOĞANCILAR (İstanbul)

Anadolu yakasında Üsküdar-Kuyubaşı-Şemsipaşa semtleri arasındadır.

Osmanlı döneminde padişah a doğan cinsi avcı kuşlar yetiştirmek, bakmak, av törenlerinde hizmet etmekle görevlendirilenler Anadolu’nun çeşitli yörelerinden bulup getirdikleri kuşları İstanbul’da Doğancıbaşı’ya teslim etmek üzere buluştukları semte Doğancılar semti adı verilmiştir.

 

DOLMABAHÇE (İstanbul)

Boğazın Avrupa yakasında Beşiktaş-Kabataş semtleri arasındadır.

Yunan mitolojisine göre Arganutların Kralı İason Karadeniz seferi dönüşünde burada karaya çıkmıştır, bundan dolayı antik çağdaki adı İason’dur.

Burada Bizans döneminde gezinti yeri olan küçük bir koy vardı.

Osmanlıların İstanbul’u almasından sonra, I. Ahmet

döneminde Kaptanı Derya Halil Paşa bu koyu doldurmakla görevlendirildi ve doldurma işleri II. Osman döneminde tamamlandı.(1614)

Park haline getirilen koy Hünkar bahçesi adıyla anılmaya başlandı ismi zamanla Dolmabahçe’ye dönüştü.

 

DUDULLU (İstanbul)

Anadolu yakasında, Şile yolu üzerinde, Üsküdar merkezine 18 km. uzaklıktadır.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethi sırasında Duduoğlu aşiretine yaptıkları hizmetlerden dolayı küçük bir köy olan yerleşim ve çevresini hediye etmiştir.

Zamanla Duduoğlu aşireti buradan göçmüş olmasına rağmen yörenin adı Dudullu olarak benimsenmiştir.

 

DEMİRKAPI (İstanbul)

İstanbul’da bu isimde birkaç semt vardır, bunlardan biri de Sarayburnu’ndadır.

Topkapı sarayının yüksek duvarlarındaki dört büyük kapıdan birinin bulunduğu semt büyük demir kapıdan dolayı Demirkapı ismini almıştır.

Bu kapıdan sarayın has ahırlarına geçilirdi.

 

EDİRNEKAPI (İstanbul)

Haliç-Yedikule arasındaki surların üzerindeki kapı Bizans döneminde Kharisios ve Polyhandria isimleriyle anılmıştır.

Osmanlı döneminde Edirne karayolunun başlangıç noktası olduğundan Edirne kapısı adını almış ve bulunduğu semt Edirnekapı olarak anılmaktadır.

 

EMİNÖNÜ (İstanbul)

Haliç kıyısında Sirkeci-Sultanahmet-Unkapanı arasındadır.

Fatih Sultan Mehmet döneminde burada kurulan gümrük emirliğinden dolayı zamanla Eminönü

şekline dönüşen isimle anılmaktadır.

 

ERENKÖY (İstanbul)

Anadolu yakasında, Caddebostan-Şaşkınbakkal-Sahrayıcedit arasındadır.

Eren Baba isimli bilge bir kişi burada oturmuş ve semt halkı tarafından çok sevilmiştir.

Vefatını takip eden yıllarda (1872) yöreye Eren köyü adı verilmiştir.

Zamanla Erenköy’e dönüşmüştür.

 

EYÜP (İstanbul)

Avrupa yakasında, Haliç in sonlarına doğru, Haliç kıyısında, Silahtar-Balat-Edirnekapı arasındadır.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra, kentin Araplarca kuşatılması sırasında ölen (672) İslam ulularından Ebu Eyüp El Ensari’nin kabri bulunduğu yerin yanına bir cami ve türbe yaptırılmıştır.

Ebu Eyüp El Ensari Camisi semte ismini vermiştir.

Semtin ismi önceleri Eyüpsultan sonraları Eyüp olarak değişmiştir.

 

EMİRGAN (İstanbul)

Boğazın Avrupa kıyısında Baltalimanı-İstinye arasındadır.

IV Murat yöreyi, Revan kalesini çarpışmadan kendisine teslim eden (1635) Safevi valisi Emirgüneoğlu’na bağışlamıştır.

Bir konak yaptıran Emirgüneoğlu burada yaşamış

ve semt Emirgün ya da Mirgün olarak anılmış zamanla Emircan daha sonraları Emirgan şekline dönüşmüştür.

FATİH (İstanbul)

Avrupa yakasında, Unkapanı-Aksaray-Saraçhane-Edirnekapı arasındadır.

İsmini Fevzipaşa caddesi üzerinde bulunan Fatih külliyesinden almıştır.

(Cami, Fatih Sultan Mehmet’in türbesi, Daruşşifa, Medreseler, Tabhane, İmaret, Kervansaray, Sübyan mektebi, Kütüphane, Hamam, Saraçlar çarşısının bulunduğu külliye çok geniş bir alanı kaplamaktadır. )

 

FENER (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında, Balat-Ayvansaray arasında, Haliç kıyısındadır.

İstanbul un en eski yerleşimlerinden biri olan semtte, Hıristiyan inanışlarına göre denizcilerin koruyucusu Aziz Nikola ya ait kilise vardır.

Denizcilere yol gösteren, ışık tutan anlamında Panarion adı semte verilmiştir.

Zamanla Fener’e dönüştüğü sanılmaktadır.

 

FERİKÖY (İstanbul)

Avrupa yakasında, Kurtuluş-Şişli-Harbiye-Kasımpaşa arasındadır.

Semtin ismi hakkında değişik söylentiler vardır.

İstanbul un ünlü Levantenlerinden Mösyö Ferry Galata’da oturur ve zaman zaman bu cıvadra ava çıkarmış.

Daha rahat avlanabilmek için buraya bir köşk

yaptırmış ve semtteki yerleşim bu köşk etrafında yoğunlaşır.

Yöre Ferry’nin köyü olarak anılmaya başlanır ve isim zamanla Feriköy’e dönüşür.

Bir başka söylentiye göre de Osmanlı padişahı Abdülmecit tarafından bugün semtin bulunduğu geniş arazi Madam Feri’ye bağışlanmıştır.

Feri‘nin köyü ismi zamanla Feriköy‘e dönüşmüştür.

 

FINDIKLI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Tophane-Kabataş-Cihangir semtleri arasında, boğaz kıyısındadır.

Bizans dönemindeki adı Ayanyhios’dur.

Semtin isminin kaynağı net değildir.

Tarihçi Hammer‘e göre semt ismini İtalyanca Fanduco’dan almıştır.

Fanduco han, konukevi anlamındadır.

Bizans döneminde burada bulunan han semte ismini vermiştir.

Osmanlı döneminde burada ilk yerleşimler Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlamıştır.

Kıyı ve yamaçlar boyunca bulunan fındık bahçelerinden dolayı bu ismin verildiği de öne sürülmektedir.

Osmanlı kaynaklarında da burada fındıklı deresinin bahsedilmektedir.

 

FLORYA (İstanbul)

Avrupa yakasında, Sefaköy-Yeşilköy-Küçükçekmece arasında, Marmara kıyısındadır.

Reşat Ekrem Koçu’ya göre İskender Efendi namlı bir kişi burada yaptırdığı bahçeye doğduğu kasabanın ismini vermiş (Forina Arnavutluk’ta küçük bir kasabadır) isim zamanla Florya’ya dönüşmüş ve semtin ismi olarak benimsenmiştir.

 

GALATA (İstanbul)

Avrupa yakasında Karaköy-Azapkapı-Şişhane-Tophane arasındadır.

Antik dönemdeki adı Syki ya da Sycae’dir.

Bizans imparatoru I. Tiberios zamanında Haliç’in denetimi için bugünkü Yolcu salonu yakınlarında surların üstüne büyük bir burç inşa ettirmiştir (Kastellion’ton Galaton ) MS 578-582 ve yöre zamanla Galaton sonraları Galata adıyla anılmaya başlanmıştır.

Ayrıca semtin ortasındaki kuleden ötürü bu ismin verildiği bir başka düşünüştür.

Bir diğer söylentiye göre de Bizans döneminde burada bulunan süt sağım yerlerinden dolayı Galaktos adıyla anılırken zamanla Galata’ya dönüştüğüdür.

 

GEDİKPAŞA (İstanbul)

Beyazıt’ın güneyinde bir semttir.

1482 yılında ölen, Fatih Sultan Mehmet’in sadrazamlarından Gedik Ahmet Paşa’nın Türbesinin de bulunduğu cami ve külliye semte ismini vermiştir.

Zamanla isim Gedikpaşa şekline dönüşmüştür.

 

HALKALI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Küçükçekmece gölü-Kanarya-Yenibosna-İkitelli arasındadır.

Bizans döneminde burada bulunan eski bir Rum köyü vardı.

XVI. yy. da bu köy civarında kurulan Halka hasbahçeleri dolayısıyla yöreye Halkalı adı verilmiştir.

 

HARBİYE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Elmadağ-Nişantaşı-Pangaltı-Maçka semtleri arasındadır.

XIX. yy. da buraya yaptırılan Mektebi Harbiye (Harp Okulu) semte adını vermiştir.

 

HAREM (İstanbul)

Anadolu yakasında, Haydarpaşa-Salacak arasındadır.

III. Murat döneminde bugünkü Selimiye kışlasının bulunduğu yerde saray hanımlarına tahsis edilmiş

olan Harem i Hümayun kasrı bulunmaktaydı.

Saraya mensup hanımlar karşı yakadan

geldiklerinde sandalların yanaşması için sahilde bir iskele vardı.

Buradaki görkemli Haremi Hümayun kasrı çevresinde gelişen yerleşim Harem, İskele de Harem iskelesi olarak anılmaya başlanmıştır.

 

HASKÖY (İstanbul)

Avrupa yakasında, Kasımpaşa-Okmeydanı-Halıcıoğlu arasında, Haliç kıyısındadır.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman otağını buraya kurduğundan burası özel (Has) olarak adlandırılmıştır.

Zamanla yerleşim çoğaldığında semte Hasköy adı verilmiştir.

Bir başka söylenceye göre II. Selim döneminde buraya yaptırılan Hasbahçelerden geldiğidir.

Diğer bir varsayım Bizans döneminde buradaki Paraskevi kilisesi dolayısıyla semte Parasköy denilmiş, zamanla Hasköy’e dönüşmüştür.

 

HAYDARPAŞA (İstanbul)

Anadolu yakasında, Boğaz kıyısında, Üsküdar-Kadıköy arasındadır.

III. Selim sadrazamlarından Haydar Paşa ya ait geniş araziden dolayı yöreye Haydarpaşa adı verilmiştir.

 

HORHOR (İstanbul)

Fatih ilçesinin bir mahallesidir, ismini yöredeki Horhor çeşmesinden alır.

Rivayete göre; Fatih sultan Mehmet burada yürürken yer altından sesler duyar ve çevresindekilere buraya bir çeşme yapın yerin altından hor-hor su sesleri geliyor der, çeşme yapılır ve Horhor çeşmesi adı verilir.

Zamanla semtte aynı isimle anılmaya başlanır.

 

İSTİNYE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Emirgan-Maslak-Yeniköy arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Stenia zamanla İstinye şekline dönüşmüştür.

 

KABATAŞ (İstanbul)

Boğazın Avrupa yakasında, Dolmabahçe ile Fındıklı arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Butharion’dur.

Halikarnasoslu Dianysios (Tarihçi) burada bulunan

Petra Themastis adı verilen bir taştan söz eder. Ayrıca burada yapılan Karabali iskelesi ve tekneleri bağlamak için bu iskele yanındaki iri bir kaya nedeniyle semte Kabataş denildiği sanılmaktadır.

 

KADIKÖY (İstanbul)

Semtin tarihi Bakır çağına kadar uzanmaktadır.

Semti Megaralı göçmenler Khalkedon adıyla kurmuştur (İÖ 8yy) . Orhan Gazi Khalkedon’un bir

kısmını Osmanlı topraklarına kattı.

Fatih Sultan Mehmet in kenti fethinde sonra bu yörenin bakımsız bir köy görünümünün düzelmesi için İstanbul Kadısı Hızır Bey’in buraya yerleşmesini istemiştir.

Semt önceleri Kadıköy’ü sonraları Kadıköy olarak

anılmıştır.

 

KAĞITHANE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Silahtar-Çağlayan-Levent-Hasdal-Alibeyköyü arasındadır.

Osmanlı döneminin önemli mesire yerlerinden olan semtte dönemin ileri gelenlerine ait 200 e yakın köşk ve kasr bulunmaktaydı, ancak bunlardan hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.

(bakımsızlıktan viran halde bulunan son kalıntılar 1940’lı yıllarda yıkılmıştır) Haliç körfezine dökülen Kâğıthane deresi üzerinde bulunan kağıt imalathaneleri dereye ve semte adını vermiştir.

 

KALAMIŞ (İstanbul)

Anadolu yakasında, Fenerbahçe’ye bitişik, Marmara Denizi kıyısındadır.

Eski ismi Yunanca sazlık ve kamışlık anlamında Kalamis iken zamanla Kalamış şeklini almıştır.

 

KALENDER (İstanbul)

Boğazın Rumeli kıyısında Yeniköy’ün batısındadır.

18 yy. da Kalender

Çavuşun buraya yaptırdığı sahil Saray dolayısıyla bu ismi aldığı sanılmaktadır.

 

KANDİLLİ (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında, Vaniköy ile Anadoluhisarı arasındadır.

Antik çağdaki adı Ekhaia’dır.

Zaman zaman Göksu’dan deniz yolu ile saraya dönen

Padişahlar için yakılan kandillerden ya da IV Murat’ın Revan seferinden dönüşünde bu semtteki köşkte doğan şehzadesi Mehmet için yedi gece yakılan kandillerden dolayı semte Kandilli köy adı verilmiş, zamanla Kandilli şeklini almıştır.

 

KANLICA (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında Çubuklu ile Anadoluhisarı arasındadır.

Antik çağdaki adı Phriksulimen’dir.

Osmanlıların İstanbul’u almalarından önce burada

Kangılı diye bilinen bir Türk boyunun yerleştiği sanılmaktadır.

Bazı eski vakfiyelerde Kanglıcak diye söz edilmektedir.

İsmin zamanla Kanlıcaya dönüştüğü söylenmektedir

 

KARTAL (İstanbul)

Kentin Anadolu yakasında Maltepe ile Pendik arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Kartalimen’dir.

Semt zamanla Kartal ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Bir başka söylentiye göre de, küçük bir balıkçı köyü olan semtte yaşayan ve çok sevilen Kartelli isimli balıkçıdan dolayı önceleri Kartelli’nin köyü olarak anılan semtin adının zamanla Kartal’a dönüştüğüdür.

 

KASIMPAŞA (İstanbul)

Avrupa yakasında Haliç kıyısında, Beyoğlu-Hasköy-Şişli arasındadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Güzelce Kasım Paşanın Padişah tarafından burada oturmayla görevlendirilmesi dolayısıyla semt Kasımpaşa ismini almıştır.

Güzelce Kasım paşa semte yaptırdığı cami (Cami-i Kebir),medrese ve diğer eserlerle yöreyi kalındırmıştır.

 

KAZLIÇEŞME (İstanbul)

Avrupa yakasında, Marmara kıyısında, Zeytinburnu ilçesinin bir mahallesidir.

Burada bulunan bir çeşme semte ismini vermiştir.

Bu çeşmenin üzerinde alçak kabartma olarak kaz figürleri vardır.

Bir söylentiye göre, İstanbul’un fethi sırasında baş gösteren su sıkıntısında uçuşan kazlar takip edilmiş ve buradaki su kaynağı bulunmuştur.

Sonraları bu su kaynağı üzerine bir çeşme inşa edilmiştir.

Günümüze kadar birçok yenilemeler gören çeşme halen semtte bulunmaktadır.

 

KISIKLI (İstanbul)

Anadolu yakasında, Çamlıca tepeleri-Altunizade arasındadır.

Kayalar arasından kaynayan sulara halk arasında kısık ya da Kısıklı denilmektedir.

Bu semtte çok miktarda bu tip kaynak bulunduğundan Kısıklı adı benimsenmiştir.

 

KİLYOS (İstanbul)

Avrupa yakasında, Demirciköy-Uskumruköy-Gümüşdere arasında, Karadeniz kıyısındadır.

İsminin Rumca kum anlamındaki Kilya sözcüğünden geldiği söylendiği gibi, güzel geçit/boğaz anlamındaki Killa sözcüğünden türediği de söylenmektedir.

İsim zamanla Kilyos şeklini almıştır.

 

 

KİREÇBURNU (İstanbul)

Avrupa yakasında, Kefeliköy-Tarabya arasındadır.

Bizans dönemindeki adı Kleridra tou pontu (Boğazın anahtarı) dur.

Bugünkü ismini, Osmanlı döneminde yörede bulunan kireç ocaklarından aldığı söylenmektedir.

 

KUMBURGAZ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Marmara kıyısında, Mimarsinan-Celaliye arasındadır.

XIX. yy. da halkının çoğunluğu Rum olan yerleşim kumunun bol olması nedeniyle

Konumyo adıyla anılıyordu, mübadele sonrasında Kumburgaz adını almıştır.

 

KUMKAPI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Marmara kıyısında, Ahırkapı-Yenikapı arasındadır.

Bizans döneminde burada Kontoskalion limanı ve yarım daire şeklindeki surlarda bir kapı bulunmaktaydı.

Bu limanın hemen yanında Kaisariu denilen ikinci küçük bir liman daha vardı.

Bu küçük limana şehre getirilen kumlar boşaltılıyordu.

Bu sebeple surlardaki kapı Kum kapısı semtte Kumkapı olarak benimsenmiştir.

 

KURTULUŞ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Pangaltı-Dolapdere-Feriköy-Elmadağ arasındadır.

Semtin bilinen en eski adı Ayios Dimitrios’tur.

Daha sonraları semtte bulunan at ahırlarından dolayı Tatavla ismiyle anılmaya başlandı.

Kanuni sultan Süleyman dönemindeki deniz fetihlerinde Akdeniz adalarından esir alınan, Müslüman olmayan sanatkârlar bu semtte iskan edildi. XVIII . yy. sonlarına doğru halkının çoğu Rum ve

İtalyanlardan oluşuyordu.

Dönemin Osmanlı yönetimi buraya kısıtlı bir özerklik

vermişti.

Semt 12 kişilik bir ihtiyar heyeti ile 1030 haneden seçilen 53 temsilci tarafından idare ediliyordu.

Bu düzen Cumhuriyetin ilanından sonra kaldırıldı ve

yöre halkı olayı bu yönetimden kurtuluş olarak benimsediğinden semte Kurtuluş adı verildi.

 

KUZGUNCUK (İstanbul)

Boğazın Anadolu kıyısında Üsküdar-Beylerbeyi arasındadır.

Bizans dönemindeki ismi Khrysokeramos’dur.

(Bizans İmparatoru İustinios tarafından yaptırılan yaldızlı kiremitleri ile ünlü kilisenin adıdır.)

Fatih Sultan Mehmet döneminde buraya yerleşen Kuzgun Baba adlı bir erenden dolayı bu isimle anıldığı

sanılmaktadır.

 

LALELİ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Aksaray-Beyazıt arasındadır.

Uzun yıllar hasır bir kulübede yaşayan (XVI yy )ve öldüğünde vasiyeti üzerine kulübesinin yanına gömülen Türk dervişi Laleli Baba’nın mezarının bulunduğu yere Osmanlı Padişahı III. Mustafa 1757 yılında bir cami yaptırmıştır.

(Laleli Baba cami ve külliyesi)

Önceleri Laleli Baba olarak bilinen semtin ismi zamanla Laleli olarak değişmiştir.

 

LEVENT (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasındadır.

 Beşiktaş-Ortaköy-Maslak arasındadır.

Osmanlı Padişahı III. Selim döneminde, Nizam-ı Cedit askerleri için kurulan Levent kışlası semte adını vermiştir.

 

MAÇKA (İstanbul)

Avrupa yakasında, Beşiktaş-Harbiye-Dolmabahçe-Nişantaşı-Harbiye semtleri arasındadır.

Adının Farsça Masgah (Nişangah) tan geldiği söylenmektedir.

Zamanla Maçka’ya dönüşmüştür.

Bir diğer söylentiye göre de Fatih Sultan Mehmet in 1461 yılında Trabzon’u fethinden sonra Trabzon’dan buraya gönderilen Maçkalılardan dolayı semte

Maçka adının verildiğidir.

 

MAHMUTPAŞA (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında, Eminönü-Beyazıt arasındadır.

Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Mahmut Paşa’nın yaptırdığı cami ve külliye semte ismini vermiştir.

 

MALTEPE (İstanbul)

Anadolu yakasında, Pendik-Küçükyalı arasında, Marmara kıyısındadır.

Yörede bulunan bir tümülüsün semtin ismine kaynak olduğu sanılmaktadır.

(Türkler eskiden içinde hazine, define bulunduğu sanılan, höyük biçimindeki toprak tepeciklerini Maltepe olarak adlandırlardı.)

Tarihçi Hammer bu kıyı şeridindeki bütün tepelere Maltepe denildiğini yazmaktadır.

 

MASLAK (İstanbul)

Kentin Avrupa yakasında, Levent-Hacı Osman bayırı arasındadır.

Kente Büyükdere deki bentler den künklerle getirilen suyun dağıtım ve denetiminin yapıldığı yer olduğundan bu isimle anılmaktadır

 

MERCAN (İstanbul)

Avrupa yakasında, Eminönü-Beyazıt arasındadır.

18 yy da yaşamış Habeş kökenli Kızlarağası Mercan Ağa’nın bu semtte yaptırmış olduğu Mercan Ağa Camisi semte adını vermiştir.

 

ORTAKÖY (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Beşiktaş-Kuruçeşme arasındadır.

Antik dönemdeki adı Arkheion dur sonraları Aziz Phokas ismiyle anılmıştır.

Ortaköy adı ilk defa Kanuni Sultan Süleyman döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

 

MERDİVENKÖY (İstanbul)

Anadolu yakasında, bugün E 5 karayolunun üzerinde bulunan Göztepe köprüsü çevresidir.

İstanbul’un fethinden sonraki yıllarda yörede oturan halkın çoğunun Alevi ve Bektaşi olduğu bilinmektedir.

Bu köyde yaşayanlar çevreleri tarafından

mert, iman sahibi olarak tanınıyorlardı, köye de

Merd-i İman köyü adını vermişlerdi.

İsim zamanla Merdivenköy’e dönüşmüştür.

 

MERTER (İstanbul)

Avrupa yakasında, Topkapı surlarının dışındadır.

Burada bulunan ve Ahmet Merter’e ait çiftlik imara açıldığında semte çok sayıda bina yapılmıştır.

Oluşan yerleşim Merter adıyla anılmaktadır.

 

OKMEYDANI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Şişli-Kasımpaşa-Mecidiyeköy-Halıcıoğlu arasındadır.

İstanbul un fethi sırasında Fatih Sultan Mehmet’in otağ kurduğu yerdir.

1490 yılında Fatih’in burada ondokuz sınır taşıyla sınırları belirlenen çok geniş bir alana Tekke-i Tirendezan (Okçular tekkesi ) yaptırmasıyla semt Okmeydanı olarak anılmaya başlanmıştır.

 

OSMANBEY (İstanbul)

Avrupa yakasında, Şişli-Harbiye-Feriköy-Nişantaşı arasındadır.

XIX.yy. Ortalarına kadar kırlık, boş arazi iken II. Abdülhamit’in mabeyincilerinden Osman bey burada geniş bir arazi satın alarak 1870 yılında bir konak yaptırmıştır.

Kısa Sürede yörede başka evler ve konaklar yaptırılmıştır.

Yörenin ilk yerleşeni olan

Osman Bey’in adı semte yakıştırılmıştır.

 

PANGALTI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Harbiye-Dolapdere-Feriköy-Osmanbey semtleri arasındadır.

İsmi hakkında değişik söylentiler vardır.

1-Osmanbeyde açılan Osmanlı bankası o zamanki adı Hamam olan Pangaltı’ya yakındı ve semt bu bankadan dolayı Banka altı olarak anılmaya başlandı, isim

zamanla Pangaltı’ya dönüştü.

2-Kalabalık olan yerleşimde yaşayan bir Levanten olan Mösyö Pangaldi burada bir gazino açmış ve gazinoya kendi ismini vermiştir.

Bu isim zamanla semtle özdeşleşerek Pangaltı’ya dönüşmüştür.

3-Semtte oturan bir Levanten bahçe içinde Pane Galeti isimli bir çayhane açmış ve yaptığı pasta, keklerle meşhur olmuştur.

İstanbul’un çeşitli semtlerinde oturan aileler “Haydi Pera’ya gidelim, Pane Galati’de pasta yiyip çay içelim”, derlermiş.

İsim semtle özdeşleşmiş ve zamanla Pangaltı ya dönüşmüştür.

4-Semtte çoğunlukla Rum, Ermeni ve İtalyan Katolikler oturmaktaydı.

Özellikle İtalyan Levantenler semtte bolca bulunan fırınları çalıştırıyordu.

İtalyanca Pani (ekmek) , Caldi (sıcak) kelimelerinin birleşimi Panicaldi zamanla Pangaltı’ya dönüşmüştür.

 

PENDİK (İstanbul)

Anadolu yakasında, Marmara denizi kıyısında, Kartal-Tuzla arasındadır.

Antik dönemdeki adı Pantikhion’dur.

(Latince Pantichium = Tersane) isim zamanla

Pendik şeklini almıştır.

 

PİYALE (İstanbul)

Kasımpaşa-Okmeydanı arasındadır.

XVI. yy. da yaşamış ve uzun süre Kaptanı Deryalık yapmış, Padişah II. Selim’in damadı olan Piyale Paşa burada Mimar Sinan’a bir külliye yaptırdı.

(Cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, çarşı, hamam, türbe)

Külliyeyi yaptıran Piyale Paşa’dan ötürü semt önceleri Piyale Paşa daha sonra Piyale adıyla anılmaya başlandı.

 

RUMELİHİSARI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Bebek-Baltalimanı arasında, Boğaz kıyısındadır.

Antik çağda burada Hermes sunağı bulunmaktaydı.

Kıyıdaki buruna vuran sert dalgalardan dolayı Pyrhias Kyon (Kızıl köpek) ve Lemokopion gibi isimlerle anılıyordu.

1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından buraya yaptırılan kale semte bugünkü ismini vermiştir.

 

RUMELİ KAVAĞI (İstanbul)

Avrupa yakasında, boğaz girişinde, Sarıyer ilçesinin Karadeniz’e bakan en uç noktasındadır.

Antik çağdaki ismi Panium ya da Panyum burnudur. Bizans dönemindeki adı Fanarian yada Fanaraki Avrupa feneri yada küçük fener anlamındadır.

(Buradaki deniz fenerinden dolayı) Köy Rumeli yakasında kurulmuş olduğundan adı zamanla Rumeli Feneri’ne dönüşmüştür.

 

SAMATYA (İstanbul)

Avrupa yakasında, Marmara kıyısında, Yedikule-Kumkapı arasındadır.

Kentin Bizans dönemindeki sur kapılarından biri bu semttedir.

Sonradan Kocamustafapaşa adını almıştır.

Bizans dönemindeki adı Psmathia zamanla Samatya’ya dönüşmüştür.

 

SARAYBURNU (İstanbul)

Haliç in Marmara denizine döndüğü yerde, tarihi yarımadanın doğu ucunda, Ahırkapı-Sirkeci arasındadır.

İstanbul kentinin çekirdeği olan Bizans Megaralılar

tarafından İ.Ö. VII. yy. da burada kurulmuştur.

Bizans döneminde Aziz Demetrios burnu olarak anılıyordu.

Bu burun ile Ahırkapı arasında Mangonai sarayı vardı.

Bu saray ve Osmanlı döneminde buraya yapılan saray (Bugünkü Topkapı sarayı) dolayısıyla semte Sarayburnu adı verilmiştir.

 

SARIYER (İstanbul)

Avrupa yakasında, Yenimahalle-Anadolukavağı-Kilyos arasında, boğaz kıyısındadır.

İsmi hakkında çeşitli söylentiler vardır.

Vaktiyle burada yaşayan Sarı Baba isimli bir dervişten geldiği anlatıldığı gibi, yörenin topraklarının sarı olduğu için bu ismin yakıştırıldığı da söylenmektedir.

 

SİLİVRİ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Tekirdağ sınırında, Marmara denizi kıyısındadır.

Tarihi

İstanbul’la paraleldir.

Bilinen ilk ismi Bria’dır.

Daha sonraları Trak dilinde kent anlamına gelen Antik Salymbria adı verilmiştir.

İ.Ö. VII. yy. da Megaralılar tarafından

yüksekçe bir tepeye yapılan kale etrafında yerleşim genişledi.

İmparator Arcadius kente karısı Evdoksia’nın adını (Evadoksiapolis) verdiyse de bu isim benimsenmedi.

Adı önce Silimbri ve zamanla Silivri’ye dönüşmüştür.

 

SUADİYE (İstanbul)

Anadolu yakasında, Erenköy-Bostancı arasındadır.

Osmanlının son döneminde maliye nazırı (1900-1906) Reşat Paşa’nın genç yaşta ölen kızı Suad ve damadı için Suadiye camisini yaptırmıştır.

Semt adını bu camiden almıştır.

 

SULTANAHMET (İstanbul)

Avrupa yakasında, Sirkeci-Cankurtaran-Çemberlitaş arasındadır.

Osmanlı Padişahı I. Ahmet in yaptırmış olduğu cami ve külliye semte ismini vermiştir.

 

SULTANHAMAMI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Eminönü-Mercan arasındadır.

Bir adı da Hacıküçük olan Sultan Hamamı semte ismini vermiştir.

 

SULTANTEPE (İstanbul)

Anadolu yakasında, Üsküdar iskelesinin üst tarafında, Kuzguncuk-Altunizade-Üsküdar arasındadır.

Eski adı Hacı Hesna Hatun mahallesidir.

Mihrimah Sultan’ın dadısı olan Hesna Hatun yaşlılığı sebebiyle saraydan ayrıldığında kendisine nerede

yaşamak istediği sorulmuş oda yüksekçe bir yer olsun baktığımda her yeri göreyim demiştir.

Bunun üzerine bugünkü Sultantepe’de kendisine bir konak yaptırılmıştır.

Hesna Hatun burada yaşadığı sürece saraya mensup kişilerden ilgi, saygı görmüş sık sık ziyaret edilmiştir.

Saraya mensup birisi olduğundan ve sultanlarca saygı görmesi nedeniyle köşkü ve çevresi Sultantepe olarak anılmaya başlanmıştır.

 

SÜTLÜCE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Halıcıoğlu-Kasımpaşa-Silahtar arasında, Haliç kıyısındadır.

Bizans döneminde küçük bir köy olan semtte (Sut Membat köyü) bronzdan yapılmış ve göğüslerinden su akan bir kadın heykeli varmış.

Sütlerinin bol olması için yeni doğum yapan kadınlar tarafından ziyaret edilirmiş bu yüzden semte Sütlüce adı verildiği söylenmektedir.

 

ŞAŞKINBAKKAL (İstanbul)

Anadolu yakasında, Kadıköy-Bostancı arasında bir semttir.

Bir söylentiye göre henüz yerleşimin çok az olduğu bir dönemde burada bir bakkal dükkanı açılmış, civardan denize girmek için gelenler bu tenha yerdeki bakkal dükkanının iş yapmayacağını düşünerek, dükkân sahibi esnafa Şaşkın Bakkal yakıştırmasını yaparlar.

Zamanla yörede yerleşim yoğunlaşınca semt Şaşkınbakkal ismiyle anılmaya başlanır.

 

ŞEMSİPAŞA (İstanbul)

Anadolu yakasında, Üsküdar-Salacak arasında, Boğaz kıyısındadır.

Yavuz Sultan Selim’e hizmet etmiş, Kanuni Sultan Süleyman’ın Beylerbeylerinden, II Selim’in vezirlerinden Şemsi Paşa bu semtte Mimar Sinan’a bir cami yaptırmıştır.

Şemsi Paşa camisi çevresinde oluşan yerleşim aynı adla anılmaktadır.

 

ŞİŞLİ (İstanbul)

Avrupa yakasında, Beşiktaş-Nişantaşı-Osmanbey-Mecidiyeköy-Dikilitaş arasındadır.

İsmi hakkındaki en yaygın yakıştırmaya göre, şiş yapımıyla uğraşan köklü bir ailenin burada oturduğu ve konaklarının da şişçilerin konağı olarak

anıldığından semtin isminin önceleri Şişçiler daha sonra Şişli ye dönüştüğüdür.

 

ŞİLE (İstanbul)

Anadolu yakasında, kentin en kuzeyinde, Karadeniz kıyısındadır.

Üsküdar a yaklaşık 55 Km uzaklıktadır.

Kentte yerleşim yaklaşık İ.Ö 5000 yıllarında başlamıştır.

Şile ismi Mercanköşk olarak bilinen bir dağ çiçeğinin Yunanca adından gelmektedir.

İlçe tarihte Aschil, Phile, Astere, Kilia isimleriyle anılmıştır.

Eski bir Milet kolonisi olan kent Lidya, Pers, Galat, Roma, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır.

 

TAKSİM (İstanbul)

Avrupa yakasında, Galatasaray-Elmadağ-Gümüşsuyu-Karaköy arasındadır.

Adını 19. yy. da kurulan su dağıtım şebekesinden almıştır.

Maslak-Mecidiyeköy-Şişli yönünden gelen içme suyu burada toplanır ve dört yöne dağıtım yapılırdı.

 

TARABYA (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğaz kıyısında, Rumelihisarı-Yeniköy arasındadır.

Havasının temizliği, güzelliği sebebiyle Antik çağda Pharmacias sonraları Therapia (Tedavi, İyileştirme) İsimleri ile anılıyordu.

Semtin adı zamanla Tarabya şekline dönüşmüştür.

 

TEŞVİKİYE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Maçka-Beşiktaş-Nişantaşı semtleri arasındadır.

Abdülmecit döneminde (1839-1861) şehrin yoğun apartman görüntüsünden biraz olsun kurtulmak ve Tanzimat fermanında özel mülk edinilmesini teşvik etmek için yapılan çalışmalar kapsamında kurulan ve bahçeli kargir köşklerden oluşturulan mahalle Devlet teşviki ile yapıldığı için Teşvikiye adıyla anılmaya başlanmıştır.

 

TOPHANE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Boğazın Haliç le buluştuğu yerde, Karaköy-Fındıklı arasındadır.

Fatih Sultan Mehmet zamanında kurulan daha sonraları Kanuni Sultan Süleyman ve III. Selim dönemlerinde geliştirilen ünlü top dökümhanesi dolayısıyla semte Tophane ismi verilmiştir.

 

UNKAPANI (İstanbul)

Avrupa yakasında, Cibali, Eminönü, Saraçhane arasındadır.

Kapan Osmanlı döneminde pazaryeri, satış yeri, kontrol yeri anlamına gelmekteydi.

İstanbul’un alınmasından sonra kente gelen gıda maddeleri belirli yerlerde teslim alınır.

Ve İstanbul kadısı temsilcisi, esnaf temsilcisi tarafından denetlenirdi.

Çeşitli gıda maddelerinin bu tür trafiğinin yoğun olduğu yerlere Kapan denirdi.

(Yağ kapanı, Bal kapanı gibi)

Şehre gelen unların bu semte indirilip, depolandığı için yöreye

Unkapanı isminin verildiği sanılmaktadır.

 

ÜSKÜDAR (İstanbul)

Anadolu yakasında, Boğaz kıyısında, Salacak-Kuzguncuk-Bağlarbaşı arasındadır.

Antik çağda Khrysopolis daha sonraları Skytarion, Damalis, Scutari adları ile anılmıştır son ismi Scutari zamanla Üsküdar şeklini almıştır.

 

VANİKÖY (İstanbul)

Anadolu yakasında, Çengelköy-Kandilli arasındadır. Bizans dönemindeki adı Nikapolis (Güzel kent) ‘dir. IV. Mehmet in vezirlerinden Köprülü Fazıl Ahmet paşa tarafından, din âlimi ve vaiz Mehmet Efendi Van’dan getirilerek bu semte yerleştirilmiştir.

Burada bir cami yaptıran Mehmet Efendi Van’dan gelen, Vanlı anlamında Vani Mehmet efendi olarak tanınmıştır ve semt onun anısına Vaniköy olarak anılmaya başlanmıştır.

 

VİŞNEZADE (İstanbul)

Avrupa yakasında, Beşiktaş’ın bir mahallesidir. Şeyhülislam Yahya Efendinin küçük kardeşi Vişnezade Lütfullah efendinin oğlu olan İzzeti Mehmet Efendi

(1629-1681) burada oturmuş, semtte birçok hayır işleri yapmış, sevilen bir kişidir.

Zamanının Anadolu ve Rumeli Kazaskerlerinden olan Vişnezade İzzeti Mehmet Efendinin adı semtin ismi olarak benimsenmiştir.

Semtin adı zamanla kısalarak Vişnezade şeklini almıştır.

 

VEFA (İstanbul)

Avrupa yakasında, Saraçhane-Süleymaniye-Şehzadebaşı arasındadır.

  1. Beyazıt döneminin mutasavvıf ve ulemalarından Şeyh Vefa Efendi (Müslihiddin Mustafa’nın burada yaptırdığı külliye dolayısıyla semt Vefa adıyla anılmaya başlanmıştır.

 

ZEYNEPKAMİL (İstanbul)

Anadolu yakasında, Selimiye-Karacaahmet-Bağlarbaşı-Toptaşı semtleri arasındadır.

Sadrazam Yusuf Kamil paşa (1808-1883) memuriyetinin ilk yıllarında Mısır’da görevli iken Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın kızı Zeynep Hanımla

evlendi.

Eşi ile birlikte İstanbul a döndüklerinde oturmakta oldukları konaklarının yakınlarına hayrat olarak bir hastane yaptırdılar.

Hastane etrafında yerleşim yoğunlaşmasıyla, semt ve hastane Zeynep Kâmil ismiyle anılmaya başlanmıştır.

 

 

ZEYREK (İstanbul)

Avrupa yakasında, Unkapanı-Saraçhane-Fatih semtleri arasındadır.

Ünlü Bizans kilisesi Pantakrator İstanbul un fethinden sonra camiye çevrilen ilk kiliselerdendir.

Bu caminin ilk Müderrisi Zeyrek Mehmet Efendi den dolayı camiye semt Zeyrek Mehmet Efendi diye anılmaya başlandı.

İsim zamanla Zeyrek şekline dönüşmüştür.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s