TAŞKENT KATLİAMI —– ALINTIDIR

TAŞKENT KATLİAMI

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

14 Ağustos 1974’te Taşkent köyünün erkeklerinin topluca öldürüldüğü katliam.

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Rumlar tarafından katledilen Taşkent (Dohni) köyünün erkekleri esir mübadelesi için götürüldüklerini zannediyorlardı.

Eski EOKA’cı Andreas Dimitriu isimli Kıbrıslı Rum, Rumların ve Yunanların 30 yıl önce 14 Ağustos 1974`te Taşkent (Tohni) köyünde evlerinden topladıktan sonra katlettiği 89 Kıbrıslı Türk’le ilgili Alithia gazetesine verdiği röportajda, köydeki Türk erkeklerini esir değişiminde kullanılacağını sanarak topladıklarını anlatırken, “Ne yaptıysak devletin yasal güçleriyle beraber yaptık” diye konuşmuştur.

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Rum gazetesi: 84 Kıbrıslı Türk’ün öldürülmesi emrini Rum Genelkurmayı verdi.

Rum Politis gazetesi, ‘Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası’ başlıklı haberinde 15 Ağustos 1974’te evlerinden toplanarak öldürülen 84 Kıbrıslı Türk’ün katledilmesi emrini Rum Genelkurmayı’nın verdiğini, Taşkent katliamının karanlıkta kaldığını yazdı.

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Rum Politis gazetesi, ‘Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası’ kapsamında yayımladığı haberinde, 11 Mayıs 1964’te 10 Kıbrıslı Türk’ün Rum polisleri tarafından öldürüldüğünü yazdı.

Kıbrıslı Türkler saldırıya uğradı

DHA’nın aktardığı habere göre Politis, Kıbrıslı Türklere uygulanan katliamı ‘Bir gecede 10 Kıbrıslı Türk’ü öldürdüler. Mağusa’da 11 Mayıs 1964’teki soykırımı polisler yaptı’ başlığıyla verdi.

Haberin ardından gazete, dosya kapsamında yeni haber daha yayımladı.

Gazete, 15 Ağustos 1974’te Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Genelkurmaylığı’nın emri üzerine, evlerinden toplanan 13 yaş ve üzerindeki 85 Kıbrıslı Türk erkeğin, Taşkent ilkokulunun bahçesine getirildiğini yazdı.

Haberde, 84 kişinin kurşuna dizilerek öldürüldüğü, katliamdan sadece 1 kişinin kurtulduğu belirtildi.

‘DAKİKALARCA TOPLUCA ATEŞ ETTİLER’

Politis, cesetlerin üzerine düşerek hayatta kalan Kıbrıslı Türk Suat Kafadar’ın Rum polisine verdiği ifadeyi de yayımladı.

Kafadar katliama giden süreci şöyle anlattı:

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Kıbrıs’ta ‘Aslınız Rum’ tartışması

“(Taşkent) Tohni ve civar köylerden Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türkleri yakaladı ve okulun bahçesinde topladı.

Okulun bahçesindeyken, askeri kıyafetli uzun saçlı ve sakallı, bilinmeyen bir Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türkleri aldı ve otobüsle Limasol’un Agia Fila köyüne kısa bir mesafede ıssız bir bölgeye götürdü.

Yanımızda olan tüm belgeleri aldı.

Sonra Kıbrıslı Rumlar ateş açmaya başladı.

5-10 dakika sonra silahlar durdu.

Rumlar, üzerime cesetler düştüğü ve örtüldüğü için beni öldü zannetti.

Rumlar, öldürülmüş olan Kıbrıslı Türkleri gömmek üzere ekskavatör getireceklerini söylediler.

Birkaç saat bekleyip, Kıbrıslı Rumların gittiğinden emin olduktan sonra ayağa kalktım ve kaçtım.

 8 günün ardından Mutayaka’ya (Mutluyaka) varmayı başardım.

Oradan Ağrotur’daki İngiliz üslerine götürüldüm.”

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Taşkent’te katliama uğrayanların yakınlarının 2005 yılında Rum Başsavcılığı’na başvurduğunu kaydeden gazete, Suat Kafadar’ın ifadelerinin soruşturma için yeterli olması gerektiğine vurgu yaptı.

 

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR, TAŞKENT KATLİAMI

VE IPHESTOS PLANI

 

Metin FAHRİOĞLU

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Iphestos Planı; Rum Milli Muhafız Ordusu’nun,  Kıbrıs Türk halkını 1974 yılında yok etme planıdır.

1974 Barış Harekatı günlerinde ele geçirilen RMMO belgeleri, Kıbrıs Türk halkını bütünü ile yok etmeyi hedefliyordu.  

1974 Barış Harekatı ile tüyleri diken diken edecek planları ortaya çıkarmıştı.

Bu belgelerde ‘temizlenecek’ Türk bölgelerini ve köylerini detaylı olarak gösteriyordu.

Kaynak: https: eoka-katliamlar-ve-kibris-tarihi.pdf

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Bu gizli belgelerde imha edilecek köyler ve bu bölgelere tahsis edilen birlikler yanında konu Türklerin cesetlerinin nereye gömülecekleri bile yer alıyordu.

Dahası bu katliamlara katılması düşünülen Kıbrıslı Rumların bu yönde beyinlerinin yıkanacağı da ortaya çıkmıştı.

Bunlar soykırım dosyalarıydı.

Iphestos Planı ile ilgili görsel sonucu

RMMO komutanı Haralambos’un yöneteceği Iphestos Planı, “Iphestos 1974” kod adını taşıyordu.  

Bu plana göre Kıbrıslı Rumlar öldürecek, Kıbrıslı Türkler öldürülecekti, bu kadar basit.

Rum-Yunan ikilisinin 1974 Cunta Darbesi ile gerçekleştirilecek olan Enosis için plan uygulamaya konulduğunda Türkiye’nin müdahale edemeyeceği, ederse de kurtaracak Türk bulamayacağı inancındaydılar.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Kıbrıs’la ilgili ABD Milli Arşiv Belgelerine dayanarak Makarios  Durusiotis; “İlk Bölünme-Iproti Dihotomisi” adlı kitabında, Tasos  Papadopulos’un  Amerikalılara , “Eğer Türk Donanması, 12 mil sınırları içine girerse, bunu işgali başlangıcı olarak sayacaklarını,  hesaplarına göre bu zamanın  kendilerine, kendi  savunmaları amacıyla   Kıbrıslı Türkleri temizlemek için 75 dakika sunduğunu ve bunu yapacak plan ve yollara sahip olduğunu ifade ettiğini açıklamaktadır.

Kaynak: http://www.oocities.org/gercekkatiller/rum.htm.

Iphestos Planı ile ilgili görsel sonucu

Bütün bu veriler ve bilgiler Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ta Türk varlığına son vermek için kapsamlı bir soykırım planını hazırladığını ve uygulandığını açık ve tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

1974 Barış Harekatı sürecinde Rumların gerçekleştirdikleri Muratağa, Atlılar, Sandallar, Taşkent katliamları ve yabancı gazetecilerin gözlemledikleri olaylar, Kıbrıs’taki Rum-Yunan soykırımının en güçlü kanıtlarıdır.

TAŞKENT KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Iphestos Planının uygulama sonuçları 1974 Barış Harekatı’ndan sonra ortaya çıkarılan toplu katliam mezarlarıdır. 

Muratağa, Atlılar ve Sandallar katliamları bunun en korkunç örnekleridir. 

Bir Türk çobanın 1 Eylül 1974 tarihinde toprak üzerinde fark ettiği el, Muratağa, Atlılar ve Sandallar köyleri sakinlerinin ne olduğunu acı bir şekilde ortaya çıkarmıştır.

20’nci yüz yılın en kanlı soykırımcıları Rum-Yunan ikilisi 14 Ağustos 1974 günü 89 Türk’ü vahşice öldürerek topluca bu vahşet çukuruna gömmüşlerdi.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Atlılar köyü, Gazimağusa’nın 15 Km uzağında, tamamen Türklerle meskun bir köydü.

Rumlar köyde yaşayan 27 Türk’ü katlederek toplu mezara gömdüler.

Atlılar toplu mezarı 21 Ağustos 1974 tarihinde ortaya çıkarıldı.

Rumlar 14 Ağustos 1974 günü kurşuna dizdikleri kadın-erkek, çoluk-çocuk toplam 37 Türk’ü çukura üst üste atmışlar ve üzerlerini buldozerlerle kapatmışlardı…

Yine 15 Ağustos 1974’te de Limasol yakınlarında Taşkent köyünde 83 vatandaşımızı 2 farklı bölgeye götürerek acımasızca kurşuna dizerek katletmişler ve de buldozerlerle açtıkları çukurlara gömmüşlerdi.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Sonuç olarak;  Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent’te yapılan toplu katliamlar 20 Temmuz Barış Harekatının 2’nci aşamasının yapılması konusunda verilen kararın ne kadar doğru bir karar olduğunu göstermektedir. 

20 Temmuz 1974 Barış Harekatının 2’nci aşaması olmasaydı,  1’nci aşamada elde edilen kazanımlar da heba olacak ve de düzenlenen harekat amacına ulaşmamış olacaktı.

21 Aralık 1963 Kanlı Noel saldırıları sonrası Kıbrıs Türk halkının TMT etrafında bütünleşerek anavatanına güvenerek 11 yıl boyunca bu vatan topraklarına sahip çıkma adına verdiği mücadelesinin ardından 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının mutluluğunu yaşamıştır.

KKTC, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatının bir ürünüdür.

Gelinen aşmada Kıbrıs Türk halkına düşen görev birlik ve beraberlik içinde hareket ederek KKTC’ne sahip çıkmak ve de tanınmasını sağlamak için zaman kaybetmeden anavatanımız Türkiye ile işbirliği içerisinde hareket ederek bir yol haritası çizmektir…

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Ne Mutlu 20 Temmuz 1974’ü Yaratanlara, Ne Mutlu 20 Temmuz 1974’ü Yaşatanlara, Ne Mutlu KKTC’ni Yaratanlara, Ne Mutlu KKTC’ne Sahip Çıkanlara, Ne Mutlu Türküm Diyene…

 

1974’TE RUMLARIN YAPTIĞI TOPLU KATLİAMLAR

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

  Türk Barış Harekatı yapılmasaydı, Kıbrıs Türk halkının başına gelecek olanlar, savunmasız köylerde yapılan toplu katliamlarla kendini belli eder.
Türk askerinin ulaşamadığı yerleşim yerlerinden bazıları Atlılar – Muratağa Sandallar, Aleminyo, Terazi ve Taşkent köyleri idi.

  


Atlılar köyünde 57 masum Türk, Muratağa ve Sandallar köyünde de 89 masum insan, kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden Rum-Yunan askerleri tarafından topluca kurşuna dizilmiş ve buldozerlerle kazılmış olan iki toplu mezara gömülmüşlerdir.
Mezarların açılışında bulunan Montreal Gazetesi muhabiri, 4 Eylül 1974 tarihli gazetesinde olayı şöyle anlatıyordu:
“Mağusa’nın 12 mil kuzey batısında bulunan Muratağa köyünde toplu mezarlardan çıkarılan cesetler, o kadar çürümüştü ki, BM gücünden İsveçli Başmüfettiş Lars Harkansan olayı şöyle anlatıyordu: “Mezardan çıkan kafaları sayıyorum. Şu ana kadar 72 tane saydım, fakat hala toprağın içerisinde cesetler var. Bu çıkan kafaların 7 tanesinin çocuk kafası olduğu kesindir.”
Bu köylerde meydana gelen toplu katliamın bir başka benzeri de Taşkent köyü erkeklerine yapılmıştır.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
14 Ağustos günü, daha önce BM’nin telkini ile silahlarını teslim eden Taşkent köyüne gelen Rumlar, BM askerlerinin hiçbir müdahalesi olmadan köyün tüm erkeklerini, bu arada Terazi ve Mari köylerinin erkeklerini de alarak, kamyonlarla Limasol yakınlarına götürmüşler, orada topluca kurşuna dizerek, dozerlerle açtıkları bir toplu mezara gömmüşlerdir.
Bu katliamdan sadece Suat Hüseyin adlı bir Türk ağır yaralı olarak kurtulmuş ve 90 Türk erkeğinin katledildiği soykırım olayını tüm dünyaya canlı bir tanık olarak anlatmıştır.
Terazili Naciye Turgut köylerindeki olayı şöyle anlatmıştı:
“Dohnili Andriko Melani ile Stasis Aradipyotis, Maronili Akis ile bazı Rum Milli Muhafız gücü askerleri 14 Ağustos günü evimize gelip kocamla görüşmek istediler. Kocamı sorguya çekmek istediklerini söyleyerek kocamla beraber 24 yaşındaki ikiz kardeşim Arif Hüseyin Ahmet’i ve diğer 13 erkeği daha alıp götürdüler. Onları bir daha görmedik…”
Bu katliamlar yanında Rum ve Yunan birlikleri girdikleri her Türk köyünde çeşitli sayılarda Türk köylüsünü katletmiş, köyleri yağmalamış, kadınların ırzına geçmiş ve binlerce sivil insanı ‘Savaş Esiri’ diye tutuklamıştır.”

 

KATLİAMLAR DÜNYA BASININA NASIL YANSIMIŞTIR?

  
Almanya’nın Sesi Radyosu: (30.7.1974)

ABD, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7.1974)  “Yunanlılar, Limasol’da bir çok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunanlı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler.”

France Soir Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7.1974)  “Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Mağusa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk köyleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar… Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşalıklara sebep olmaktadırlar. Rumlar’ın bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Washington Post Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (30.7.1974)  “Larnaka yakınındaki Alaminos Köyü’nde 25 ile 55 yaşları arasında 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk köyüne Rumlar’ın yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36’sı öldürülmüştür. Rumlar, Türk Kuvvetleri gelinceye kadar tüm Türklerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler.”

Almanya’nın Sesi: (30.7. 1974)  “İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Mağusa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafız askerleri akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri gösterisi yaptılar. Türk köylerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk’ün boğazını kestiler.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLÄ°AMI ile ilgili görsel sonucu 

 London Times: (22.7.l974)  “Binlerce Türk rehine olarak tutulmaktadır. Türk kadınlarının ırzına geçildi ve Türk çocukları yollarda öldürüldü. Limasol’da Türk tarafı yakıldı. Olaylar Kıbrıs Rumları tarafından teyit edildi.”

John Akass, The Sun Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (30.9.1974)  “Muratağa Köyü’nün Türk sakinleri 16 Ağustos’ta katledilmişlerdir.
Ekserisi ihtiyar, kadın ve çocuklardan oluşmuştur. Bunlar Türk taarruzunun ikinci gününde komşu köylerdeki üniformasız Rumlar tarafından öldürülmüşlerdir.Cesetlerin sadece 1 metre gibi az bir derinlikte kalabildiği bu ölüm çukurları kendilerine kazdırılırken öldürülmüşlerdir. Bu asla bir harp olamaz. Bu olsa olsa bir alçaklık olabilir.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

Hans Janitscher, Sosyalist Enternasyonal Örgütü Genel Sekreteri, Görgü Tanığı: (25.7.1974)  “Yunan taraftarı Nikos Sampson’un emrindeki Muhafız gücü son hafta içinde iki bini aşkın Makarios taraftarı Kıbrıslı Rum’u darbe sırasındaki çarpışmalarda ve darbeden sonra idam ederek öldürdü.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLÄ°AMI ile ilgili görsel sonucu  

Lars Harkanson, BM Barış Gücü Kıbrıs Temsilcisi: (Ekim 1974)  “Ömrüm boyunca böyle bir facia, böyle bir barbarlıkla karşılaşmadım. Hayatımda böyle şey görmedim. Çok memnunum ki, olayın soruşturması görevi bize verildi. Zira, bütün dünya bu vahşeti Barış Gücü’nün ağzından öğrenmiş olacaktır.”

ABD,UPI Ajansı muhabiri, Görgü Tanığı: (23.7.1974)  “Rum askerleri etrafa ateş saçıyordu. Bir eve girdim Rumlar bir Türk kadınına tecavüz ediyorlardı. Gözlerimi kapadım, kaçtım.”
Varşova Radyosu: (23.7. 1974)  “Yunan subayları yönetimindeki Lefke ve Baf’ta Türk halkına yapılan kanlı saldırı ve vahşeti bütün dünya lanetlemektedir.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

 The Newyork Times muhabiri, Görgü Tanığı: (1.8.1974)  “Serdarlı ve Gönendere köyündeki Türk evleri yakılıp, yıkıldı, yağma edildi, hayvanlar Rumlar tarafından çalındı.”
 David Lancashinge, AP Ajansı Muhabiri, Görgü Tanığı: (1.8.1974)  “Muratağa köyü dışında 20’den fazla Kıbrıslı Türk erkek, kadın ve çocuğun bulunduğu toplu bir mezar açılmıştır. Bu, Kıbrıs’taki harbin bitiminden bu yana tespit edilen sivillere karşı yapılmış en büyük mezalimlerden biridir.”
ABD,CBS Televizyonu Muhabiri, Görgü Tanığı: (29. 1.1974)”Lefkoşa’da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk’ün cesedi bulundu. Bu Türklerin tümü Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellere bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış.”
Bugh Dixion, Kıbrıs’taki Birleşik Krallık Vatandaşları Derneği Başkanı, Görgü Tanığı: (1.8.1974)  “Kıbrıs savaşında Türk’e bir bardak su veren seksen yaşındaki bir İngiliz kadını Garturede Loigh, Rum Ulusal muhafızları tarafından kasıtlı olarak hunharca öldürüldü.”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

 İngiliz Sun Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (3.9.1974)  “Muratağa faciasını gördüm. Bu çeşit vahşi hareketlerin yorumlaması çok değişik oluyor. Ancak, Muratağa’da vahşice bir cinayetin işlendiğinden başka ne söylenebilir? Rumlar ile Yunanlıların yaptıkları bir alçaklıktır.”
Die Welth Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (26.7.1974)  “Limasol’da Rum Muhafız Gücü askerleri bir köpek sürüsü gibi Türk köylerine baskınlar düzenleyerek, katliam yapmışlardır. Bu olaylar insanlık dışıdır.”
Bild Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (26.7. 1974)  “Rumlar Türk köylerine kana susamış caniler gibi baskınlar yaparak sivil halkı feci şekilde öldürdüler.”
Die Zelt Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (19.8.1974)  “Rum ve Yunanlılar Baf ve Mağusa’da darbe aleyhtarı Rumlara ve Türklere karşı katliama girişmişlerdir.”
Ä°lgili resim 

Bernard Nicolas, AFP Ajansı Muhabiri, Görgü Tanığı: (11.2.1974)  “Atlılar köyünde bir çukura doldurulmuş, Rumlarca katledilen Türklere ait cesetler çıkarılmıştır.”
Cunnar Hilson Expressen Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (11.2.1974)  “Muratağa, Yunan askerleri ile Kıbrıslı Rumların geçen Ağustos’ta 83 Türk erkek, kadın ve çocuğu öldürdükleri katliam köyünde bugün sadece 15 kişi yaşıyor.

Muratağa’da kalan 15 kişi için artık hayat yok.

Onların yaraları öyle kolay kapanacak gibi değil.”
Aligis (Rum), Almanya’nın Sesi Radyosu, Görgü Tanığı: (24.7. 1974)  “Limasol’dayım bir okula sığınmış 14 Türk vardı.

Rum Ulusal Muhafızları okulu kuşattılar ve Türkler teslim olunca hepsini teker teker kurşunlayıp öldürdüler.”
Kurt Lariken, Die Welt Gazetesi Muhabiri, Görgü Tanığı: (24.7. 1974)  “Rum ulusal birlikleri Türk köy ve kasabalarda kadın, çoluk, çocuk bütün sivil halkı gaddarca öldürüyorlardı.”
The Washington Post: (13.7.l974)
“Limasol’a yakın bir köye Rumlar tarafından yapılan bir saldırı neticesinde 200 kişilik nüfusun 36’sı öldürüldü.

Rumlar Türk ordusu vasıl olmadan önce Türk köylerinin sakinlerini öldürmek emri aldıklarını söylediler.”

 http://www.yorumkat.com/genel/121177-1974te-rumlarin-yaptigi-toplu-katliamlar.html


Oxford Üniversitesi eski Tarih profesörü akademisyen Ronaldos Kaçaunis, tarihi itirafta bulunarak, Mağusa’da 32 sivil Türk’ün katledilişini açıkladı:
Oxford Üniversitesi eski Tarih profesörü akademisyen Ronaldos Kaçaunis, Mağusa’da 45 yıl önce 32 Kıbrıs Türk’ün Rumlar tarafından katledilişini anlatırken “Onları bir yere götürdüler ve öldürdüler.

Sonra toplu mezara gömdüler” dedi.
Kaçaunis’le bir röportaj yapan Haravgi gazetesi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının hemen ardından Rumların Kıbrıslı Türklere karşı işledikleri suçlarla ilgili çok sayıda şahadet, BM belgesi, toplu mezarlar, v.b. bulunduğunu vurguladı.

Kaçaunis’le yaptığı söyleşiyi “Kıbrıslı Türklere Karşı İşlenen Suçlarla İlgili Çok Sayıda Şahadet Var” başlığıyla okurlarına aktaran gazete, Kaçaunis’in; Rumların Kıbrıslı Türklere karşı suçlarına ilişkin ekserisi şifahi; çok şahadet bulunduğunu belirterek; kendisi 12 yaşındayken Mağusa’da gerçekleşen 32 Kıbrıslı Türkün katledilmesi olayını şöyle aktardı:



“Tümü sivil 32 Türk’ü öldürdüler”

“3 Yunan subayın ve Lefkoşa Polis Müdürü’nün oğlunun da içerisinde bulunduğu bir araba -belki yanlışlıkla- kentin Türk bölgesine girdi.

Türkler onları durdurup ateş etti ve yalnız bir tanesi sağ döndü.

Ertesi günü bir grup Kıbrıslı Rum, Rum bölgesindeki bankalarda, dükkanlarda, NAAFI, v.b çalışan Kıbrıslı Türkleri tutukladı. T

ümü sivil ve bir önceki gün meydana gelen olayla alakaları olmayan 32 Kıbrıslı Türk…

Onları bir yere götürdüler ve öldürdüler.

Daha sonra da toplu mezara gömdüler

. Bu, aynı sayıdaki (32) Kıbrıslı Rum tarafından önceden planlanmış ve işlenmiş örgütlü bir suçtu.

Bu Rumlar; ‘göze-göz’ dediğimiz şeyi uygulayan bir grubun mensuplarıydı.

Ortam çok gergindi, Yunan subayların cenaze töreninde, o zamanlar Kıbrıs’ta görev yapan ve daha sonra diktatör olan Dimitrios Yoannidis konuşmuştu.

 

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

“Onayladıklarından mı korktuklarından mı sustular?”

Mağusa polisi ilk andan beri biliyordu. Çok sayıda Kıbrıslı Türk, gün ortasında, şehir merkezinin çeşitli noktalarındaki dükkanlardan, banka şubelerinden toplanıp tutuklanmıştı. Onları kapalı araçlara doldurup kent dışında bir köye götürdüler, ateşli silahlarla öldürdüler ve toplu mezara gömdüler. Polislerin bunu fark etmemesi mümkün değildi. Ama, onayladıklarından mı yoksa korktuklarından mıdır bilmiyorum; sustular… Bugün halen konusu açıldığında; çeşitli yerlerde Kıbrıslı Türklerin mezarları olduğunu işitiyorum…”


MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
“Suçlular yargılanmadı”

Gazetenin “Bu toplu cinayet resmî kaynaklar tarafından not edildi mi?” sorusuna karşılık “Elbette, BM belgelerinde yer aldı” yanıtını veren Kaçaunis şunları da söyledi:
“BM Barış Gücü ve Kızılhaç mensupları 32 Kıbrıslı Türkü aylarca aradı ama gömüldükleri yer bulunamadı. O günkü şartlar içerisinde, bu olay da bırakıldı. Suçluların kimlikleri belirlenmedi, yargılanmadılar, tartışılmadı bile…”

Diğer katliamlar

Kaçaunis, özellikle 63-64 döneminde milliyetçi Rum gruplar, özellikle de Sampson’un silahlı grupları tarafından Kıbrıslı Türklere karşı çok ağır suçlar işlendiğini belirterek, Sampson güçlerinin Küçükkaymaklı baskınını örnek gösterdi. Kaçaunis, Muratağa, Atlılar ve Sandallar katliamlarını da hatırlatarak “100’den fazla sivil, kadın-çocuk katledildi” dedi.

“Suç Türklere yüklenmeye çalışılıyor ama esas neden Enosis hedefi”

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yıkılması ve ardından başlayan çatışmaların nedeninin; güya Zürich ve Londra Anlaşmaları ile Kıbrıslı Türklere aşırı haklar tanınmasından dolayı Rumların Anayasa’da değişiklik yapılmasını, Kıbrıslı Türklerin ise Anayasa’nın olduğu gibi kalmasını istemeleri olarak anlatıldığını hatırlatan Kaçaunis “Gerçeğin tamamı bu değil. Uygun zamanda Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması (ENOSİS) aracılığıyla (Anayasa’nın) lağvedilmesiydi” dedi.
Rolandos Kaçaunis ayrıca; EOKA’nın yalnız Kıbrıslı Türkleri değil, sol ideolojideki Rumları da düşman gördüğünü ve Sol’un siyasi varlığını ortadan kaldırmaya çalıştığını kaydetti.
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
Tarihi gerçeklerle ilgili yalanlar ve gerçekler

Öte yandan Politis, Tarih Araştırmacısı-Yazar Makarios Drusiotis imzasıyla yayınladığı “63-64 Toplumlar Arası Çatışmalarıyla İlgili Yalanlar ve Gerçekler” başlıklı haberinde, Rum Eğitim Bakanlığı’nın Makarios’un isim günü dolayısıyla yayınladığı genelgede, 1963-64 olaylarıyla ilgili ifadelerini beğenmeyen ve kendi “gerçeklerini” yayımlayan Rum Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın (OELMEK) iddialarını belgelerle yalanladı.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
OELMEK’in “gerçekler” açıklamasıyla 1963-64 olaylarının bütün sorumluluğunu Kıbrıs Türk tarafına yüklediğini, “Rum liderliğini da Türklerin ve yabancıların hilelerinin kurbanı” olarak gösterdiğini belirten gazete, OELMEK’in iddialarını şöyle sıraladı:
“OELMEK’e göre 1963-64 olayları şöyle gelişti:
1-Türkiye ‘Kıbrıs Türk aşırı uç örgütü TMT’yi silahlandırdı, o da Kıbrıs Türk toplumunu tamamen denetimi altına aldı.
2-20 Aralık 1963’te Kıbrıslı Türkler taksimi metotlamak amacıyla Kıbrıs’ın tamamındaki stratejik noktaları ele geçirmeye çalıştı.
3-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal makamları ile TMT arasındaki toplumlar arası çatışmalar BM’nin müdahalesiyle durdu.
4-Çatışmalar; Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bütün kurum ve organlarından ayrılmalarını ve Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini enklavlara hapsetmesine neden oldu”
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
“Hedef Enosis’ti, Makarios’un tutumu da buydu”

TMT’nin var olduğunu ve Kıbrıslı Türklerin de silahlandığının “gerçeğin yarısı olduğunu” kaydeden gazete özetle şöyle devam etti:
“Kıbrıslı Rum milliyetçiler bir değil en az 15 örgüt kurdular. Bu örgütlerden en az 6’sı önce Kıbrıslı Rumlara, 1963 itibarıyla da Kıbrıslı Türklere yönelik şantaj ve cinayetler de dahil olmak üzere çok ciddi terör faaliyetlerinde bulundu.
Bu örgütlerin tamamı, birbirinden bağımsız olarak; mücadelelerinin hedefinin Enosis olduğunu açıkladı. Bunların hiçbiri Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bağlılık belirtmedi, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yalnızca; Enosis’e giden yolda bir istasyon olarak gördüler. Makarios’un tutumu da buydu. Y. Papandreu’ya gönderdiği 1 Mart 1964 tarihli mektubunda ‘Anlaşmalar’ın daimi rejim olacağına bir an bile inanmadım’ diye yazdı.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu


Aynı dönemde Yunan derin devleti de Kıbrıs’a silah gönderdi. Yunan derin devletinin liderleri, daha sonra diktatörler olan Dimitrios Yoanninis ve Georgios Papadopulos’tu. Papadopulos, yasadışı örgütler kurmak ve onları silahlandırmak amacıyla en az iki kez gizlice Kıbrıs’a geldi. Papadopulos Yorgacis’le Akritas örgütü olarak bilinen Kıbrıslılar Milli Örgütü’nü silahlandırmak konusunda, Yunan hükümetinden gizli bir anlaşma yaptı. Papadopulos, Kıbrıs’a yaptığı gizli ziyaretinde 1963’te silahlı kuvvetler komutanı olan Vasos Lissaridis’le de temas etti. O zaman ELDİK’te (Yunan Alayı) görev yapan Yoannidis, örgütün askeri yöneticisiydi. Örgütten bağımsız hareket eden Nikos Sampson’un bölüklerini de silahlandırdı.
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
Makarios’un itirafı

Bütün bunlar bilimsel olarak kanıtlanmış şeylerdir. Makarios da Y. Papandreu’ya gönderdiği mektupta bunu itiraf etmiş ve şöyle demişti:
‘Sayıları 5 bini aşkın eğitimli üyesi bulunan güçlü bir örgütümüz var. ELDİK kuvvetlerinin deneyimini kullanıyor ve Yunanistan’dan teçhizat ikmal ediyoruz.’
OELMEK’in Kıbrıslı Türklerin taksimi gündeme getirmek için 20 Aralık’ta Kıbrıs’ın stratejik noktalarını ele geçirmeye çalıştıkları iddiasına gelince… 21 Aralık sabahı meydana gelen olaydan sonra 23 Aralık’ta çatışmalar başladı. TMT çatışmaya neden olmak amacıyla inisiyatif almadı. Çünkü Türkler; Kıbrıslı Rumların her şeyi yapabilecek kadar dikkatsiz olduklarına inanıyorlardı.
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu
“Yunan istihbaratı 1960’tan önce de vardı”

Bilgi notlarından öğrendiğimiz kadarıyla Yunan İstihbarat Teşkilatı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanından önce Kıbrıs’ta vardı. Makarios 26 Mayıs 1960’ta bölge başkanlarını topladı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ni; daha resmen ilan edilmeden önce şikâyet etmek amacıyla EOKA’yı yeniden kurmaya çalıştı.

MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

“Türkleri devlet organlarında tutmaya değil kovmaya çalıştılar”

OELMEK’in ‘tarihi gerçekleri’nin 4’üncü maddesi olan; Kıbrıslı Türklerin bir plan dahilinde Kıbrıs Cumhuriyeti kurumlarından çekilmeleri de gerçeğin tamamı değil. Kimse onları cumhuriyet kurumlarında tutmaya çalışmadı. Aksine; korkuyla kaçmaya yönlendirdiler. Toplam 230 Kıbrıslı Türk -TMT savaşçısı değil, sıradan vatandaş- yok oldu. Bugün çukurlarda olanlar onlardır.1963-64 kayıplar listesine bir göz atıldığında polis karakollarında, cezaevinde, hastanede, kırsalda ve çeşitli yollarda kayboldukları görülür. Malları da aynı akıbete uğradı. BM’nin yaptığı ve Genel Sekreter’in (10 Eylül 1964 tarih, sayfa 5950, paragraf 180) raporunda da kaydedilen araştırmaya göre; 103 Kıbrıs Türk köyü veya karma köyde 527 ev yıkıldı, 2 bini yağmalandı. O zaman kimse protesto etmedi, karşı da çıkmadı…” 
MURATAĞA, ATLILAR, SANDALLAR,  KATLİAMI ile ilgili görsel sonucu

 “İnsanlık aklı, Yunanlıların Kıbrıs’ta yaptığı bu cellatlığı asla kabul edemez. Türk evlerine giren Yunan-Rum Milli Muhafızları, kadın ve çocuklar üzerine mermi yağdırıyor, büyükleri boğazlıyor ve yakaladıkları Türk kadınlarının hepsinin ırzına geçiyorlardı…”

Reklamlar
ÜRKÜN KATLİAMI —– ALINTIDIR

ÜRKÜN KATLİAMI —– ALINTIDIR

ÜRKÜN KATLİAMI (1916 KATLİAMI) Ürkün Katliamı, Rusların Kırgızistan‘da yaşayan Türklere yaptığı katliamdır. Kırgız Türkleri, 1876 yılında Hokand Hanlığı‘nın yıkılmasıyla Ruslar’ın hakimiyeti altına girdiler.  Ruslar, bu yeni hakimiyet alanlarında kontrol sağlamak için sömürgeci politikaları doğrultusunda bölgeye zamanla Rusya’dan getirdikleri Rus aileleri yerleştirmeye başladılar. Rus aileler … Okumaya devam et

SAĞLIK BAKANLIĞININ TARİHÇESİ —– ALINTIDIR

SAĞLIK BAKANLIĞININ TARİHÇESİ —– ALINTIDIR

SAĞLIK BAKANLIĞININ TARİHÇESİ Selçuklu-Osmanlı tıp geleneğinde süreklilik yanında, sağlık hizmetlerinin organizasyonunda da bir kültür birliğinin varlığı söz konusudur. Cumhuriyetimizin kuruluşu ile birlikte bu yapı geliştirilirken, bütün kurumları ile devlet örgütlenmesi ve hizmet politikalarının oluşturulmasında daha çok batıya dönük bir yol … Okumaya devam et

JELTOKSAN AYANLANMASI —– ALINTIDIR

JELTOKSAN AYANLANMASI —– ALINTIDIR

JELTOKSAN AYANLANMASI     KAZAK TÜRKLERİNİN BAĞIMSIZLIK HAREKETİ: 1986 JELTOKSAN OLAYLARI “Jeltoksan” sözü Kazak Türkçesinde “Aralık Ayı”nı ifade ediyor. “Jeltoksan Olayları” ise 1986 yılının Aralık ayında Almatı’da yaşanan ıstıraplı ama onurlu günleri. 1986 yılının Aralık ayında henüz Sovyetler Birliği dağılmamıştı. … Okumaya devam et

JANE ELLIOTT —– ALINTIDIR

JANE ELLIOTT —– ALINTIDIR

   JANE ELLIOTT   KURALDIŞI BİR EĞİTMEN    Bir yerde adaletsizlik varsa her yerdeki adalet tehlikededir. Martin Luther King    Mavi Gözlüler Aptaldır başlıklı yazımı yazdıktan sonra bu cesur eğitmenin, Jane Elliott’un hikâyesini sizinle paylaşmam gerektiğini hissettim. Bu kuraldışı insan … Okumaya devam et

KERKÜK KATLİAMI —– ALINTIDIR

KERKÜK KATLİAMI —– ALINTIDIR

KERKÜK KATLİAMI (14-16 TEMMUZ 1959) Bin yıldan beri Irak’ta varlık gösteren Türkmenler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den koparılmışlar ve İngiliz mandası olarak ihdas edilen Irak Devleti’nin vatandaşları olmuşlardır. Irak’ın kuzeybatısından güneydoğusuna, Bağdat yakınlarına kadar uzanan geniş bir coğrafi sahada yaşayan … Okumaya devam et

HOCALI KATLİAMI —– ALINTIDIR

HOCALI KATLİAMI —– ALINTIDIR

HOCALI KATLİAMI     Dr. Samir GULİYEV   25-26 Şubat 1992 tarihlerinde Ermenistan silahlı kuvvetleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde Hankendi şehrinde konuşlandırılmış olan 366. Alay’ın da yardımıyla Hocalı’yı işgal etmeye başlamıştır. Hocalı’ya düzenlenen saldırılar esnasında şehirden ayrılma imkânı … Okumaya devam et

SREBRENİTSA KATLİAMI —– ALINTIDIR

SREBRENİTSA KATLİAMI —– ALINTIDIR

SREBRENİTSA KATLİAMI “Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum” Bosna’daki İnsanları Korumakla Görevlendirilmiş Hollandalı Bir Asker Temmuz 1995’de Yugoslavya iç savaşı sırasında Sırp ordusu, “Krivaya 95 Harekatı”nın bir parçası olarak Srebrenitsa’yı işgal … Okumaya devam et

URUMÇİ KATLİAMI —– ALINTIDIR

URUMÇİ KATLİAMI —– ALINTIDIR

URUMÇİ KATLİAMI   Uygur Türklerinin Acı Tarihi: “5 Temmuz Urumçi Katliamı” Yer, yıllardır Çin işgali altındaki Doğu Türkistan… Çin’in “yeni topraklar” olarak adlandırdığı Sincan özerk bölgesinin başkenti Urumçi. Çin‘in işgali altında bulunan ve Pekin yönetiminin “yeni toprak” diye adlandırdığı Doğu Türkistan‘da … Okumaya devam et

BAŞBAĞLAR KATLİAMI —– ALINTIDIR

BAŞBAĞLAR KATLİAMI —– ALINTIDIR

BAŞBAĞLAR KATLİAMI O katliamda neler oldu PKK 5 Temmuz 1993’de, Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 sivili öldürülüp köyü ateşe verdi Bugün (5 Temmuz) Türkiye tarihinde yaşanan en büyük katliamlardan biri olan Başbağlar Katliamı’nın 24. yıldönümü. Madımak’ta 33 aydının … Okumaya devam et