HİSARLI AHMET —– ALINTIDIR

HİSARLI AHMET

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

 (Kütahya – 1908)

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

Türk Halk Ozanı

Hisarlı Ahmet, 13 Temmuz 1908 tarihinde Kütahya, Yukarı Hisar’da hayata gözlerini açmıştır.

Annesi Ayşe Hanım, babası Mustafa Bey’dir.

Anne-babanın ikinci evlatlarıdır.

Hisarlı Ahmet küçük yaşlarda babasının yanında kavakçılık yaptı.

Sonraki dönemlerinde Gezek evlerinde üç telli bağlamayla tanıştı.

Müziğe ilgi duydu.

Dönemin ustaları Çerkezlerin Ethem Efendi ve Dülgerin Hüseyin Ağa‘dan dersler aldı.

Askere gittiğinde okuma yazma öğrendi ve klarnet çalmaya başladı.

Askerden dönünce dünya evine girdi ve Kütahya’ya taşındı.

Bu zaman diliminde babasını kaybetti.

Kütahya’da kahvehane açtı.

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

Burada türkülerini seslendirdi, hevesli gençlere dersler ve eğitimler sundu.

Muzaffer Sarısözen’in misafiri olarak Ankara Radyosuna gitti ve Sarısözen tarafından radyoda kalma teklifi aldı.

Hacca gittikten sonra “Elini eteğini çek bu işlerden” diyenlere, “Ben sazımla Rabbime sizden daha yakınım” deme cesaretini gösterdi.

Halk destanlarını ezbere bilen Hisarlı Ahmet, bu destanları bir kitapta toplamayı istedi lakin sağken bunu yerine getiremedi.

Bu isteğini evladı ve torunu İsmail Pektaş 1995 senesinde “Hisarlı Ahmet yorumu ile Kütahya Türküleri” isimli kitabı piyasaya çıkararak gerçekleştirdi.

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

Hisarlı Ahmet 4 Ocak 1984 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

Ölümünden sonra Hisarlı Ahmet adına çeşitli sempozyumlar düzenlenmeye başlandı.

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

Hisarlı AHMET

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu 

Babam 1908’de “KALE BALA” denilen Kütahya ilinin çekirdeğini oluşturan Yukarı Hisar’ da dünyaya gelmiş. Ayşe Hanım ile yemenici Musa Bey’in ikinci çocuklarıdır.

Çocukluğunu ve gençliğini babasının yanında geçirmiş.

Delikanlılık döneminde; gençlerin evlerde toplanarak eğlendikleri ve sohbet ettikleri Gezekler’de üç telli bağlama ile tanışmış.

Müzik gibi uğraşların gençleri haylazlığa iteceği düşünülen o devirde babasından saklı üç kile buğdaya bir bağlama edinmiş.

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

Dedem bunu görmüş kırmış, babam gene bunu almış, gene kırılmış ama böyle devam ederken de babam bağlamayı öğrenmiş.

Örf ve adetlerin yaşatıldığı, görgü kurallarının ve birlikte yaşamanın pekiştirildiği Gezekler’ de müzik başladığında sohbet bırakılır, yeme içme durur, derlenip toparlanılır ve sessizce dinlenilir, seyredilirdi.

Kurallara uymayanlara da hoş cezalar verilirdi.

Yoksul gence bedensel ceza verilir, uzak bir pınardan su getirmesi istenir.

Zengince olana da mesela bir tepsi baklava alma cezası verilirdi.

Genç kızların aynı tür toplantısına da “KIZLAR İÇİ” denir.

Gençler ablalarından hayat hakkında bilgiler alır oynayıp eğlenirlerdi.

Askerlik çağına geldiğinde koltuk altına aldığı bağlaması ile kıtaya teslim olan babam Topçu askeri olmuş.

Burada klarnet çalmayı ve okuma yazmayı öğrenmiş. Askerlik dönüşü ve dedemin vefatı ailenin geçimini ona yüklemiş.

Bu arada Hacer Hanımla ile evlenmiş, ağabeyim Hüseyin; ablam Huriye ve ben dünyaya gelmişiz. Hisardan yeni gelişen şehre taşındık.

İlgili resim

Ekonomik durum babama meslek değiştirir.

Kahvehane açar.

Üç telli bağlama duvarda asılıdır, ünü yayılmıştır. Kahvehanesi aşıkların ve onu dinlemeye gelenlerin uğrak yeridir artık.

Hevesli gençlere ücretsiz ders verir.

Halkevleri kurulduğunda çalışmalarını burada da sürdürür.

Muzaffer Sarısözen’in daveti üzerine 1942’de ekip olarak Ankara radyosuna gidilmiş.

Onun sazı ve sesindeki farklı üslup ve tavır üzerine radyoda kalması teklif edilmiş ve “Fincanın dibi noktalı” ile” Pembeli” türküleri derlenmiş.

Ailevi nedenlerle radyoda kalmayan babamın kahvehanesi Aşık Veysel, Aşık Davut Sulari gibi gezginci ozanların ve radyo sanatçılarının uğrak yeri olmuş.

İlgili resim

Bir konser için gelen Nida Tüfekçi, Yücel Paşmakçı ondaki değişik saz tavrı ve okuyuştaki kendine has hançereyi fark etmişler.

Benim yükseköğrenim için İstanbul’da olmam ve halk müziği camiasında çalışmamın da babamdaki tüm yöre türkülerin TRT repertuvarına kazandırılmasında katkısı olmuş, türküler hemen hayata geçirilmiştir.

Bu arada ibadetini de bırakmayan babam “Hacı” olduktan sonra “Elini eteğini çek bu işlerden” diyenlere “Ben sazımla Rabbime sizden daha yakınım” derdi.

Kendimi bildiğimden beri babamın alkollü içki kullanmadığını bilirim, sigarayı da bırakan babam nefesinin güçlü oluşu sayesinde türkü söylediğinde sesini civar köylerden bile duyulduğunu söyler, bununla övünürdü.

Halk destanlarını ezbere bilir, türkülerin kaybolması ve yozlaşması endişesiyle bunları bir kitapta toplama arzusunu da ne yazık ki sağlığında yerine getiremedi.

İlgili resim

Bu arzusunu ben ve torunu İsmail Pektaş 1995 yılında “Hisarlı Ahmet yorumu ile Kütahya Türküleri” adlı kitabı Güral Porselen’in sponsorluğunda yayımlayarak gerçekleştirebildik.

Hisarlı Ahmet 4 Ocak 1984’de vefat etmiştir.

Mustafa HİSARLI

hisarlı ahmet hayatı ile ilgili görsel sonucu

ELİF DEDİM BE DEDİM

TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

elif dedim be dedim türküsünün hikayesi ile ilgili görsel sonucu

 İki sevdalının aşkının ve bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan bir türküdür.

Birbirine aşık iki gençten kızın adı Elif.

Evlenmek üzerelerken kader bu ya, delikanlı o amansız verem hastalığına yakalanır.

Kızın ailesi evlilik tarihini hastalık geçene kadar ertelerler.

Genç delikanlı tedavisi süresince iyi olamayacağını, hastalığının daha arttığını anlar.

Elif’e haber gönderir.

Zira kızın ailesi görüştürmüyordur gençleri.

Ölüm dediğin nedir ki gülüm.

 Ben senin için ölümü göze almışım.

Fakat Elif’ten cevap gelmez.

Günden güne acılar içinde kıvranan, Elif Elif diye sayıklayan genç delikanlı duygularını bir kağıda yazıp şapkasının içine saklar.

elif dedim be dedim türküsünün hikayesi ile ilgili görsel sonucu

Çok geçmeden vefat eder.

Cenazesi köye getirilir.

Şapkasındaki kağıdı ailesi bulur.

İşte bu türkünün sözleridir bu.

Elif dedim be dedim

(amman)

Gız ben sana ne dedim

Guş ganedi galem olsa

(aman)

Ah yazılmaz benim derdim

Elifim noktalandı

(amman)

Az derdim çokçalandı

Yetiş anam yetiş bubam

(aman)

Ah çeyizim bohçalandı

(Ah mezerim tahtalandı)

 

elif dedim be dedim türküsünün hikayesi ile ilgili görsel sonucu 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s