KULOĞLU TÜRKLERİ —– ALINTIDIR

KULOĞLU TÜRKLERİ

KULOĞLU TÜRKLERİ Köroğlu Türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Köroğlu Türkleri

KULOĞLU TÜRKLERİ Köroğlu Türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Euronews’ten Fatih Yetim’in haberine göre, tarihi kaynaklarda geçen adıyla “Kuloğlu” (Kouloughlis), Osmanlı döneminde sadece Libya’ya değil, Kuzey Afrika’ya (Cezayir, Tunus, Libya) gönderilen Osmanlı askerlerinin ailelerini ifade ediyor.

kuloğlu türkleri harita ile ilgili görsel sonucu"

Bunlara Osmanlı için savaşan Türk korsanlar da dahil. Zamanla yerli halktan kadınlarla evlenen Osmanlı askerlerinin soyundan gelenlere verilen Kuloğlu sıfatı “Sultan’a hizmet edenlerin oğulları” anlamında kullanılıyor.

KULOĞLU AŞİRETLERİ

ugün Libya'daki 13 aşiret kendilerini Kuloğlu olarak tanımlıyor: ile ilgili görsel sonucu"

Bugün Libya’daki 13 aşiret kendilerini Kuloğlu olarak tanımlıyor:

Yadar, al-Maqasba, al-Charaksa, al-Jahanat, al-Faratsa, al-Ramla, al-Daradfa, Ibad, al-Chawahda, al-Maqawba, Qarara, al-Zawabi ve al-Balabla aşiretleri.

Bu aşiretler 2011’de Kaddafi’nin devrilmesinde önemli rol oynadı ve bugün de Türkiye’nin bölgeye asker göndermesini destekleyen grupların başında geliyor.

Libya'daki 13 aşiret   Kuloğlu TÜRKLERİ ile ilgili görsel sonucu"

2015’te bir dernek kuran Kuloğlu aşiretleri kendileri için “Köroğlu” ismini tercih ettiklerini açıkladı.

Dernek kuruluş amacını bölgede “Osmanlı kültürel mirasını yaşatmak” olarak tanımlıyor.

Ancak Kuloğlu aşiretlerinin tamamı etnik olarak Türk kökene sahip değil.

İçlerinde; Kürt, Arnavut, Kafkas ve Libya dışındaki Osmanlı vilayetlerinden gelen Araplar da bulunuyor.

Libya'daki 13 aşiret   Kuloğlu TÜRKLERİ ile ilgili görsel sonucu"

TÜRK KÖKENLİ NÜFUS NE KADAR

Kuloğlu nüfusu ağırlıklı olarak Mısrata, Trablus, Zawiya, Derna, Zliten ve Bingazi‘de yaşıyor.

Libya’da bulunan Kuloğlu aşiretlerinin nüfusu 1936 sayımlarına göre yaklaşık 35 bin.

Bu rakam o tarihteki Libya nüfusunun yüzde 4.7’sine tekabül ediyor.

Bu nüfusun 25 bini Mısrata bölgesinde yaşıyordu.

Ancak Girit’tin Yunanistan toprağı olmasının ardından Türklerin Libya’ya gelmesi, ülkedeki demografik yapıyı büyük oranda etkiledi.

1971 tarihli kayıtlara göre bu rakam yaklaşık 100 bindir.

Son tahminlere göre Libya’daki Türk kökenli nüfusun bir milyonu geçtiği sanılıyor (ülke nüfusu 6.6 milyon).

Özellikle 500 bin nüfuslu Mısrata‘da yaklaşık 300 bin Türk kökenli yaşadığı tahmin ediliyor.

Bu rakama Girit’ten gelen Türkler de dahil.

Libya'daki 13 aşiret   Kuloğlu TÜRKLERİ ile ilgili görsel sonucu"

Odatv.com

Libya Türkleri

KULOĞULLARI

Libya'daki 13 aşiret   Kuloğlu TÜRKLERİ ile ilgili görsel sonucu"

İHSAN MUSLU

Son yıllarda iyice yayılan Kuloğlu tabiri; ’babası Anadolu Türk’ü, annesi Kuzey Afrikalı” anlamındadır.

Koloğlu, Kurogli, Kulugul gibi söylenişleri de olan bu kavramı kendisi de bu soyadı taşıyan ve babası Libya eski başbakanlarından olan Orhan Koloğlu Türk Korsanları kitabında bir güzel işlemiş.

Orhan Koloğlu Türk Korsanları ile ilgili görsel sonucu"

Kuloğlu demek, Garp Ocakları demek..

Osmanlı, oraları yönetmek için başta Trablusgarp Libya olmak üzere Tunus ve Cezayir’de daimî olarak 20 bin Anadolu Türk’ünü bürokrat ve asker olarak istihdam etmiştir.

Ve her yıl 5-6 bin civarında – bilhassa da Ege’den-Anadolu delikanlısıyla takviye etmiştir.

Koloğlu kitabında, 3 asırda 1 milyon gencin yöreye nakledildiğini beyan ediyor.

 Wikipedya’ya göre Mısır da dahil olmak üzere 13 milyon Kuloğlu var.

Muhtemelen bu sayı çok daha yüksek..

Yalnızca Libya’nın 6,3 milyonluk nüfusunun % 15 ila % 40 arasında Türk kökenli olduğu söyleniyor.

Bu da 1 ila 2,5 milyon ediyor.’’

Libya'daki 13 aşiret   Kuloğlu TÜRKLERİ ile ilgili görsel sonucu"

Türk işçileri hariç..

Başta başkent Trablus, Bingazi, Derne, Sirte, Tobruk gibi tarih kokan şehirlerde yaşayan Kuloğulları ordu, yüksek bürokrasi ve bilim, sanat dünyasında söz sahibiler.

Kendi içlerinden Karamanlı Hanedanı adında bir hanedan bile çıkarmışlar.

Bizim Kurtuluş Savaşı yıllarımızda Trablus Cumhuriyeti’ni teşekkül ettirmişler.

1954’ten beri de Libya-Türk Dostluk Derneği’ne sahipler.

Kaddafi sonrası derhal Türk Bayrağına dönülmesi de bu izlerden..

TUNUS TÜRKLERİ

11 ve 12.yy’da Horasanoğulları Emirliği, sonrasında da 3,5 asır Osmanlı idaresinde kalan Tunus’un 11 milyonluk nüfusunun % 20 ila % 25 kadarı Türk.

kuloğlu türkleri harita ile ilgili görsel sonucu"

Bu da 2,2 ila 2,7 milyon arası bir rakam yapıyor.

Çoğunluğu başkent Tunus ile Mehdiye gibi kıyı kentlerinde ve Cerbe gibi adalarda yaşıyor.

Arapça, Fransızca, Türkçe biliyorlar ve ordu ile bürokrasiye hâkimler.

Ticaret ve zanaatlarda da varlar.

tunus türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Sünnî ve Hanefîler..

Bol camileri ve büyük pazarları var.

Bayram, Rumdanlı, Kazdağlı, Ağa, Hamza, Sinan, Slim, Zimerli, Türkî gibi sülaleler Tunus’ta çok etkin.

tunus türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Bir Belhoca Sülalesinden hem siyasetçi hem dinî kâtip hem de feminist hareket öncüsü çıkmış; bir Mater Materi Sülalesinden hem fizikçi-siyasetçi, hem kıdemli asker, hem de işadamları çıkmış.

kuloğlu türkleri harita ile ilgili görsel sonucu"

Bir de hanedan çıkarmışlar:

CEZAYİR TÜRKLERİ

Cezayir’in nüfusu 39 milyon ve bu nüfusun Türk kökenli oranı % 2 ila % 25 arasında değişiyor; Yüzde 2 diyenler için Türkî nüfus 700-800 bin civarında, yüzde 5 diyenler için 1,9 milyon civarında, yüzde 6 diyenler için 2,3 milyon civarında, yüzde 10 diyenler içinse 3,9 milyon civarında.

Sabri Hizmetli’nin “Osmanlı Yönetimi Döneminde Tunus ve Cezayir’in Eğitim Kültür tarihine Genel Bir Bakış” makalesine göreyse bu oran yüzde 25’e yani 10 milyonluk bir nüfusa tekabül ediyor.

cezayir türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Cezayir’de Unuttuğumuz Türk Varlığı

Cezayir Türklerinin Sayısı % 10’dan Az Değil

Prof. Dr. Chakip Benafri: Batılı araştırmacılar “Tutsak” ve “Köle” farkını görmezden gelerek, tarihi belgeleri çarpıtıyorlar.

Prof. Dr. Kamal el Korso: “Cezayir’de Kemal adına fazlaca rastlarsınız.

Cezayir halkı Mustafa Kemal’in modernleşme çabalarını yakından takip etmiş ve büyük bir hayranlık beslemiştir.

Bu nedenle, Cezayir’deki bir kuşak içinde “Kemal” adına çok sık rastlanır”

Cezayir’deki Türkler kendilerini “Kuloğlu” olarak adlandırmaktadır.

Cezayir’de “Ben Kuloğluyum demek, ben Türk’üm demektir.”

cezayir türkleri ile ilgili görsel sonucu"

Rahmetli Prof. Dr. Turan Yazgan’ın kurucusu olduğu ve Türk Dünyası’nın hemen her köşesinde faaliyet gösteren Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından 28 yıldır düzenlenen “Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ele alındı.

Prof. Dr. Chakip Benafri,  Prof. Dr. Kamal el Korso’nun Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’ndaki konferansları ilgi ile takip edildi.

“Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ile ilgili görsel sonucu"

Açılış konuşmasını yapan İTÜ Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Muhsin Kadıoğlu “geçen yıl Cezayir’e gittiğimde, Cezayirli dostumuz Prof. Dr. Chakip Benafri sayesinde Barbaros Hayreddin Paşa’nın ağabeyi İshak Reis ve İskender Kethüda’nın Kala’tül Kala kasabasındaki naaşı şerifinin huzurunda Fatiha okudum.

Onları Cezayirli olarak görmüyoruz.

Onlar, ata yurtları ile yaklaşık 200 yıl sonra bağlantı kuran Cezayir Türkleridir.

Bizler yıllarca Türkistan coğrafyasındaki Türklere odaklandık.

Oysa Afrika’da da çok ciddi bir Türk varlığı mevcut ve bu Türkler, Türk kökenli olduklarının da farkındalar.

“Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ile ilgili görsel sonucu"

Öyleyse Prof. Dr. Kamal el Korso’nun dediği gibi, “Türk’ün kokusu”nun olduğu her yerdeki Türklerle bir araya gelmek millî ve insani bir görevdir dedi.

Cezayir 2 Üniversitesi Doğu ve Slav Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Chakip Benafri ve Oran 2 Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kamal el Korso yaptıkları konuşmalarda, Cezayir’e Türklerin geliş serüvenlerini, günümüze kadar anlattılar.

Prof. Dr. Kamal el Korso konuşmasında “Türkler, Cezayir’e sömürgeci amaçlarla gelmediler.

Türkleri Cezayir’e, Cezayir halkı davet etti.

Barbaros Kardeşler devresinde Cezayir başta olmak üzere hemen bütün Kuzey Afrika kıyıları İspanyol işgali altında idi. İspanyol zulmünden bıkan Müslümanlar, Barbaros Kardeşlere mektup yazarak; Cezayir’e gelmelerini ve kendilerini İspanyol zulmünden kurtarmalarını istediler.

Bu mektup günümüzde arşivlerde mevcuttur ve birkaç ilmi araştırmaya da konu olmuştur” dedi.

“Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ile ilgili görsel sonucu"

Cezayir’de yapılan araştırmalara göre üç asırda 175 bin Türk askerinin Cezayir’e geldiği sonucuna varıldığını belirten Prof. Korso, “Cezayir’e gelen Türk askerleri kıyı şehirlerinde yerleştiler.

Bu gün de, Cezayir Türkleri, Cezayir’in kıyı şehirlerinde yaşamaktadırlar.

O dönemde Cezayir’e gelen askerler “Padişah’ın kulu” manasında “kul” olarak adlandırılıyordu.

Günümüzde de Cezayir’deki Türkler kendilerini “Kuloğlu” olarak adlandırmaktadır.

Cezayir’de “Ben Kuloğluyum demek, ben Türk’üm demektir.”

Cezayir’e gelen Türk askerlerinin yerli halktan kadınlarla evlenerek yeni bir nesil oluşturduğunu ve bu nesle de “Kuloğlu” adının verildiğini belirten Korso, Cezayir’deki Kuloğlulları’nın yani Türk kökenlilerin sayısı % 10’dan az değildir” dedi.

Cezayir Türkleri’ni meslek isimlerinden de ayırt etmek mümkündür.

“Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ile ilgili görsel sonucu"

Örneğin, “Sabuncu”, “Demirci”, “Saatçi”, “Kundakçı” gibi Türkçe meslek adlarını soyadı olarak alan Türk kökenli aileler vardır.

Buna ilaveten Cezayir’in pek çok şehrinde “Salih Bey”, “Hüseyin Dayı” ve “Ayn el Türk” gibi, meşhur Türk ailelerinin isimlerini taşıyan semtler vardır.

Cezayir Türkleri Türk isimlerini gururla taşıyorlar.

 Çoğunun kökenleri, seçtikleri soyadlarından bellidir.

Örneğin “Stambuli” “İstanbullu” manasına gelen soyadıdır.

Bunun gibi “Karamani”, “Bursevi” ve benzer şekilde yüzlerce soyadına rastlamak mümkündür.

 Cezayir Türkleri, Cezayir halkına her bakımdan adapte olmuştur.

Türkler, musikiden yemek kültürüne, mimariden edebiyata kadar hemen her konuda Cezayir halkını derinden etkilemişlerdir.

Türk yemeklerinden dolma, turşu, tatlılardan börek, kadayıf, baklava, şerbet ve daha onlarca çeşit Türk yemeği, Cezayir mutfağının vazgeçilmezleri arasındadır.

“Süleymaniye Konferansları” çerçevesinde, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü düzenlenen toplantıda “Cezayir’de Unuttuğumuz Türkler” ile ilgili görsel sonucu"

Kazan, hurdacı, zerde, kurabiye, kemençe, zurna, topçu, cerrah, baş cerrah gibi 700’e yakın Türkçe kelime, günümüzde aynen kullanılmaktadır.

Cezayir Türkleri’nin çocuklarına isim vermekte de çok hassas davrandığını belirten Prof. Dr. Kamal el KorsoCezayir’de Kemal adına fazlaca rastlarsınız.

Cezayir halkı Mustafa Kemal’in modernleşme çabalarını yakından takip etmiş ve büyük bir hayranlık beslemiştir.

Bu nedenle, Cezayir’deki bir kuşak içinde “Kemal” adına çok sık rastlanır” deyince, dinleyicilerden büyük bir alkış aldı.

Prof. Dr. Kamal el Korso’nun konuşmasındaki en ilginç noktalardan biri de Osmanlı yönetimindeki Cezayir’de, 1789 Fransız Devrimi’den önce, Cezayir Dayıları seçimle göreve geliyorlardı.

Cezayir Dayıları ile ilgili görsel sonucu"

Bu, Batılı manada bir “Cumhuriyet” idaresine çok benzeyen bir yönetim şekli idi.

Cezayir halkı, kendi isteği ile Türk idaresini kabul ettiği için Cezayir, Osmanlı döneminde her zaman “yarı bağımsız” olarak kaldı.

Prof. Dr. Kamal el Korso konuşmasının devamında Cezayir’deki Türk mimari eserlerinden ve günümüzde de kullanılan Türk kıyafetlerinden örnekler verdi.

Cezayir 2 Üniversitesi Doğu ve Slav Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Chakip Benafri ise yaptığı konuşmada Cezayir’deki Türk arşivlerine, Cezayir’deki korsanlık faaliyetlerine ve korsanlık faaliyetlerinin Batı devletlerinin terminolojilerinde nasıl adlandırıldığına dikkati çekti.

Cezayir Dayıları ile ilgili görsel sonucu"

Prof. Dr. Chakip Benafri “Cezayir’e gelen Türk askerleri saçı, kaşı, bedeni durumu, boyu, belirgin fiziksel özellikleri, köyü ve sancağı gibi detaylarla kayda geçirilmiştir.

Cezayir’e gelen Türk askerleri tamamen “gönüllü”ler arasından seçilmiştir.

Osmanlı Türkleri döneminden kalan ve uzunluğu 14 Km’ye varan arşiv, araştırmacıları beklemektedir.

Prof. Dr. Kamal el Korso, üniversitesinin yayınlarından bir bölümünü Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Közhan Yazgan’a takdim etti.

Konuşmasında “Cezayir’in bir dönem Osmanlı tarafından yeteri kadar kontrol edilemediğini ve bu nedenle Cezayir’in bir bölümünün “haydut”, bir bölümünün de “korsan” merkezi olduğunu” kaydeden Benafri; “Günümüzde olduğu gibi, o dönemde de “korsan”ların sadece düşmanlarına karşı savaştığını; “haydut”ların ise herkesle savaştığını; bu ayırımın iyi kavranması gerektiğini; Cezayir’deki esirler arasında İspanyolların ünlü yazarı Servantes başta olmak üzere pek çok kişi olduğunu ve bunların bedellerini ödedikleri zaman hürriyetlerine kavuştuklarını” belirtti.

Cezayir Dayıları ile ilgili görsel sonucu"

Türkler, hiçbir zaman Batılı devletler gibi “Zorlama” yapmamışlardır.

Örneğin, Güney Amerika’ya giden İspanyollar, her ülkede İspanyolca öğrenmeyi mecbur hale getirdiler ve yerli halkın dilini, ona bağlı olarak kültürünü yok ettiler.

Bu gün Güney Amerika’da, Brezilya dışında her ülkede insanlar İspanyolca konuşuyor.

Günümüzde Cezayir’de Türkçe bilenlerin sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.

Bunun sebebi, Osmanlı Türklerinin sömürgecilik ruhu taşımamış olmalarıdır” dedi.

Prof. Dr. Chakip Benafri, Batılı kaynaklarda Cezayir’e götürülen herkesin “köle” olarak adlandırıldığını, oysa Cezayir’e getirilen çoğu kişinin “tutsak” olduğunu belirtti. “Tutsak” ile “köle” arasındaki farkın, batılı aydınlar tarafından ısrarla görmezden gelindiğini belirten Prof. Dr. Chakip Benafri, Danimarka’da çekilen “Beyaz Köle: Müslüman Beyefendiler” adlı belgesel filmi örnek olarak gösterdi.

Dr. Chakip Benafri, “Cezayir’e gelen ve “mühtedi (din değiştiren)” olan Batılılar, İzlanda’ya, Baltimore’a, İrlanda ve İngiltere gibi ülke ve bölgelere giderek, buralardan tutsak almışlardır.

Bu saldırıları yapanlar, Batılı kaynaklarda hep “Türkler” olarak geçer.

Oysa bu saldırıları yapanların hemen tamamı Batılı mühtedilerdir.

Hatta bunlardan bazılarının gerçekten din değiştirmedikleri, din değiştirmiş gibi göründükleri de bilinmektedir.

cezayirde türkler ile ilgili görsel sonucu"

Cezayir’de pek çok tarihçi, tarih araştırmalarını Fransız ve İspanyol kaynakları üzerinden yapıyor.

Böyle olunca da, olayları Fransız veya İspanyol gözünden değerlendiriyor.

Biz, milli tarihimizi milli gözle değerlendirmeliyiz dedi.

Toplantı sonunda Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Genel Başkanı Közhan Yazgan tarafından Prof. Dr. Chakip Benafri ve Prof. Dr. Kamal el Korso’ya teşekkür plaketleri (onurluk) takdim edildi.

Vakfın 700’e yaklaşan ilmi yayınları Cezayirli ilim adamlarına tanıtıldı.

cezayirde türkler ile ilgili görsel sonucu"

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın Türkiye dışındaki üniversitelerdeki bölümleri, Türkiye dışındaki liseleri ve diğer faaliyetleri hakkında bilgiler verildikten sonra “işbirliği” konuları görüşüldü.

cezayirde türkler ile ilgili görsel sonucu"

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s