NURİ CONKER —– ALINTIDIR

NURİ CONKER

İlgili resim

KARDEŞTEN ÖTE…

NURİ CONKER KARDEŞTEN ÖTE... ile ilgili görsel sonucu

Atatürk’ün erkek kardeşi yoktu, ama kardeşten öte arkadaşı vardı.

“Nuri Conker”

Çocukluk arkadaşı, mahalle, okul, silah ve kader arkadaşıydı.

Annesi ve eşinden başka “Kemal” diye hitap edebilen tek kişiydi.

Bir yaş küçüktü.

Can yoldaşıydı, sırdaşıydı.

Ömrü boyunca her yerde olduğu gibi Conkbayırı’nda da Mustafa Kemal’le omuz omuzaydı, orada şakağından ağır yaralandı.

Mustafa Kemal Paşa’nın göğsünden vurulduğunda saatinin parçalandığı olayı birlikte yaşamışlardı..

Conker; soyadını Mustafa Kemal Paşa verdi.

Conkbayırı muharebesinin kazanmasından vermişti..

NURİ CONKER KARDEŞTEN ÖTE... ile ilgili görsel sonucu

(Conkbayırı’ndaki conk kelimesi “bir araya gelip sohbet edip gülüşmek” anlamına geliyordu.

Çanakkale ve Balıkesir yörelerinde “conguldaşmak, conklaşmak” şeklinde kullanılıyordu.

Çanakkale’nin en kanlı çarpışmalarından birine sahne olan, Nuri’nin büyük kahramanlık gösterdiği Conkbayırı, elbette sohbet edip gülüşmek kavramlarından çok uzaktı ama…

Daima neşeli ve hoşsohbet olan Nuri Conker’in karakterini tanımlıyordu da.)

Hareket ordusu, Trablusgarp, Çanakkale, Muş cephesi, Kurtuluş Savaşı…

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Mustafa Kemal Paşa nerede, Nuri oradaydı.

Manifesto’sunda adı geçmiyor, acep Bandırma’nın kaçak yolcusu muydu?

19 Mayıs 1919’da nerede olduğunun kayıtları da yok.

Paşa olabilirdi.

Bakan olabilirdi.

TBMM başkanı bile olabilirdi.

İstemedi.

Arkadaş kalmayı tercih etti.

Arkadaşlığını hiç suistimal etmedi.

Bulundukları ortamda elektrik kesilirse, ışıklar tekrar geldiğinde hep aynı manzara görülürdü…

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Nuri ayakta, tabancası elinde, gövdesini Mustafa Kemal’e siper etmiş olurdu.

50 yaşına girdiği gece, kapı çalındı, açtılar, arkadaşı Mustafa Kemal gelmişti.

Önceden haber vermemiş, sürpriz yapmıştı.

“Yaş gününü kutlamaya geldim” dedi, oturdu.

Sonra da bütün gece boyunca, “benim ihtiyarlarla alakam yok, ben artık ihtiyarlarla konuşmuyorum” diyerek Nuri’yi çıldırttı…

Aile fertleriyle neşeyle sohbet etti, gülmekten kırıldılar, Nuri’yle tek kelime konuşmadı, söylediklerine cevap bile vermedi, geldiği gibi kıkırdaya kıkırdaya gitti.

Nuri’yi kızdırmayı çok severdi. asla darılmazlar, gücenmezlerdi birbirlerine..

Poker oynarken kimsenin parasını almaz, Nuri kaybederse mutlaka kuruşu kuruşuna alırdı, sonra da dalga geçerdi.

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Bir gece…

Nuri evine geldi, sırtında siyah bir pardösü, kolları neredeyse dirseklerinde, omuzları daracıktı.

Eşi dayanamadı sordu, ne bu hal?

Meğer gene poker oynamışlardı,

Nuri gene kaybetmişti, parayı ödemişti ama Mustafa Kemal Paşa’nın kahkahaları eşliğinde öfkeyle Köşk’ten ayrılırken “ben de senin pardösünü alırım, elbet, ödeşiriz” demişti.

Aradaki kilo farkı ve göbek nedeniyle anca bu kadar uymuştu.

Nuri’siz sofraya oturmazdı.

Sadece Nuri’nin nazını çekerdi.

Sadece Nuri’nin sesini yükseltme imtiyazı vardı.

Zaten davudiydi, gümbür gümbür bağırırdı, çok kafası bozulduğunda masaya yumruğunu vura vura konuşurdu.

Birlikte eğlenir birlikte şarkı söylerlerdi.

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Mustafa Kemal Paşa bazen muhalifleriyle dalga geçmek için “görevimi bırakmayı düşünüyorum, yerime Nuri’yi aday göstereceğim, mükemmel Reisicumhur olur” diyordu.

Conker de “göreve hazırım, üstelik Kemal’in aldığı maaşın yarısına yaparım” diyordu!

Mustafa Kemal Paşa’ya sık sık “çocukluğu”yla ilgili sorular sorarlardı.

“Kim bilir çocukken ne müstesna insandınız, kim bilir ne olağanüstü, ne harikulade hatıralarınız vardır’ diye merak ederlerdi.

Bu tür durumlarda hep Conker’i işaret ederdi.

“Nuri anlatsın” derdi.

Conker de her zamanki alaycı üslubuyla anlatırdı:

“Bakla tarlasında karga çobanlığı ederdi!”

İkisinin arasındaki şifreydi…

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Conker’in “karga çobanı” lafını duyanlar “aman efendim olur mu hiç öyle” filan demeye kalkışınca, Mustafa Kemal Paşa tekrar söze girerdi.

“Bana insanüstü bir çocukluk yakıştırmaya kalkışmayınız” derdi.

“Ben de hepiniz gibi çocuktum” derdi.

Neredeyse bütün Atatürk biyografilerinde yer alan “çocukken bakla tarlasında kargaları kovalardı” klişesinin kaynağı, işte buydu.

Mustafa Kemal Paşa ile Nuri Conker’in danışıklı dövüşünün sonuçlarıydı.

Mustafa Kemal’in gerçekten “karga kovaladığını” değil, “herkes gibi bir çocuk” olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı.

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

Yağcılık yaparak abartılmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorlardı.

Conker’in bu alaycı lafı döndü dolaştı…

Somut gerçekmiş gibi tarihi biyografilere girdi!

1937…

Nuri kalp kriziyle vefat etti.

Mustafa Kemal Paşa yıkıldı.

Hatay üzüntüsüne Conker’in ölümü acısı karıştı..

İki sıkı arkadaş ilkokul yıllarından ölene değin hiç ayrılmamışlardı, ölüm ayırmıştı onları..

Derin üzüntüsü öylesineydi ki cenazesine katılamadı.

Evini görmemek için taziyeye bile gidemedi.

Bir daha asla Nuri Conker’in oturduğu semte bile uğrayamadı.

Nuri Conker’i anımsatan her şeyden uzak durmaya çalıştı.

Bir akşam sofrada derin düşünceler içinde yemek yemeye çalışıyordu.

Aniden yerinden fırladı, otomobile bindi, şoföre nereye gidileceğini söylemeden “sağa dön, şurdan sola dön” diyerek yolu tarif etti.

Cebeci’ye geldiler, “burada dur” dedi.

Can arkadaşı Nuri’nin kabrine gelmişti..

Mezarın başına yürüdü, sessiz sessiz durdu.

Sonra da sadece bir cümle kurdu; “Beni niçin yalnız bıraktın Nuri” dedi.

Bir süre daha sessizce durdu, bitkin halde otomobile döndü.

Bir daha asla kabrine de gidemedi.

Mustafa Kemal Paşa’nın söylemiyle; Nuri…

“Anıları, kalp ve vicdanından çıkmayacak kardeşi”ydi.

 

Mehmet Nuri Conker, Türk asker ve siyasetçi.

Doğum tarihi: 29 Eylül 1882, Selanik, Yunanistan

Ölüm tarihi ve yeri: 11 Ocak 1937, Ankara

Defnedildiği yer: Devlet Mezarlığı, Ankara

Eğitim: Manastır Askeri İdadisi

Sıra: Miralay

Muharebeler ve savaşlar: Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları,

1.Dünya Savaşı, Türk Kurtuluş Savaşı

nuri conker ve atatürk ile ilgili görsel sonucu

MEHMET NURİ CONKER

NURİ CONKER KARDEŞTEN ÖTE... ile ilgili görsel sonucu

Mehmet Nuri Conker (d. 1882, Selanik, Yunanistan), (ö. 11 Ocak 1937, Ankara), Türk asker ve siyasetçi.

Hayatı

1882 yılında Selanik’te doğdu.

1902’de Harbiye’yi, 1905’de Harp Akademisi’ni bitirdi.

Atatürk’ün çocukluk ve silah arkadaşıdır.

Conker Selanik’te 3. Ordu’da, Hareket Ordusu’nda, Arnavutluk Harekatında, Afrika’da Trablusgarp ve Bingazi muharebelerinde, Anafartalar’da ve Conkbayırı muharebelerinde, doğuda Muş Cephesinde bulundu.

İleri saflarda yer aldığı Bolayır ve Conkbayırı muharebelerinde yaralandı.

Nuri Conker, 1920 Haziranında Ankara’ya gelerek Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

Kendisine önce TBMM tarafından basın ve istihbarat müdürlüğü görevi, bir süre sonra da Ankara bölge komutanlığı verildi.

NURİ CONKER KARDEŞTEN ÖTE... ile ilgili görsel sonucu

Kısa bir süre de Ankara Valiliği yaptı.

1921 Mart ayı için de bazı satın alma işleri için Almanya’ya gönderildi; Eylül 1920, Mart 1921 tarihlerinde 41. Tümen Komutanlığı ve aynı zaman da Adana Valiliği görevini yürüttü.

1921 yılında kendi isteğiyle emekli olan Conker, 1925-1927 yılları arasında Kütahya Milletvekilliği, 1932-35 yılları arasında da Gaziantep Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilliği yaptı.

NURİ CONKER KARDEŞTEN ÖTE... ile ilgili görsel sonucu

Conker’in “Zabit ve Komutan” adlı bir eseri vardır. 1937 yılında Ankara’da öldü.

Kariyeri

1902’de Harbiye’yi, 1905’de Harp Akademisi’ni bitirdi.

1920 Haziran’ında Ankara’ya gelerek Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

Kendisine önce TBMM tarafından basın ve istihbarat müdürlüğü görevi, bir süre sonra da Ankara Bölge Komutanlığı verildi.

İlgili resim

 Atatürk ile arkadaşlığı

Atatürk’ün çocukluk ve silah arkadaşıdır.

Atatürk, Nuri Conker’i çok severdi.

Onunla şakalaşmaları, konuşmaları en samimi bir hava, içinde geçer ve birbirlerine senli benli hitap ederlerdi. Selânik’te mahalle arkadaşı, sonra Askeri Rüştiyede, Manastır İdadisinde, İstanbul Harbiye Mektebinde, Harp Akademisinde okul arkadaşlığı etmişlerdir. Hemen daima aynı yerlerde görev yapmışlardır.

Bunlar sırasıyla şöyledir:

Selânik’te Üçüncü Ordu, Hareket Ordusu, Arnavutluk harekatı, Afrika’da Trablus Garp ve Bingazi muharebeleri, Çanakkale Anafartalar ve Conkbayırı muharebeleri, Doğuda Muş cephesi, İstiklal harbinde ve inkılaplar devridir.

Nuri Conker ölünceye kadar çoğunlukla beraber bulunmuşlardır.

Atatürk onun arkadaşlığını daima aramış ve birbirlerine karşı vefalı dost olmuşlardır.

İlgili resim

Subay ve Komutan ile Konuşmalar

ATATÜRK’ün 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya Askeri Ataşesi iken yazmış olduğu bu eser, askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden birisi olup, Kurmay Binbaşı Mehmet Nuri Bey (Nuri CONKER)’in “Zabit ve Kumandan” (Subay ve Komutan) adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır.

atatürk Zabit ve Kumandan” (Subay ve Komutan) ile ilgili görsel sonucu

Nuri CONKER ve Mustafa Kemal ATATÜRK Selanik’te aynı mahallede büyümüşler, Selanik Askeri Rüştiyesi’nde, Manastır Askeri İdadisi’nde, İstanbul Harbiye Mektebi’nde ve Harp Akademisi’nde birlikte okumuşlardır.

Nuri CONKER ve Mustafa Kemal ATATÜRK Selanik’te 3’üncü Ordu’da, Harekat Ordusunda, Arnavutluk Harekatı’nda, Kuzey Afrika’da, Trablusgarp, Bingazi ve Tobruk Muharebelerinde, Çanakkale’de Anafartalar ve Conkbayırı’nda, Doğu’da Muş Cephesi’nde ve Kurtuluş Savaşı’nda birlikte savaşmışlardır.

Conkbayırı’nda ATATÜRK’ün göğsüne şarapnel parçası isabet ettiğinde Nuri Bey, O’nun yanındadır.

1935 yılında ATATÜRK tarafından Conkbayırı’ndaki başarısına ithafen kendisine “CONKER” soyadı verilmiştir.

Nuri CONKER, 1913 yılında Balkan Savaşı esnasında emrindeki subaylara verdiği bir dizi konferansı “Zabit ve Kumandan” adıyla bir kitap haline getirmiştir.

nuri conker zabit ve kumandan ile ilgili görsel sonucu

“Zabit ve Kumandan ile Hasbı Hal” aynı yıl yazılmış olmasına rağmen Mustafa KEMAL, kitabını ancak 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesini müteakip, İstanbul‘a döndüğü 1918 yılının sonunda yayımlamıştır.

Mustafa KEMAL’in Kurtuluş mücadelesi için Anadolu’ya geçtiği dönemde İstanbul’daki Damat Ferit hükümeti kitabı toplatarak imha ettirmiştir.

“Zabit ve Kumandan ile Hasbı Hal” ilk baskısından 38 yıl sonra 1956 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL tarafından İş Bankası Kültür Yayınları’nın ilk kitabı olarak yayımlanmıştır.

Kitabın ilk basımı 32 sayfadır ve 6 bölümden oluşmaktadır.

 “Zabit ve Kumandan” kitabının ağdalı diline karşın “Zabit ve Kumandan ile Hasbı Hal” kitabının dili daha yalındır.

Mehmet Nuri Bey’in “Zabit ve Kumandan” adlı kitabı şu sözlerle başlar;

“Bu kitap, subayın, acemi erlerin temel eğitim ve öğretiminden, atış kurallarından, eğitim ve öğretim plan ve programlarının planlanmasından, bölüğün yetiştirilmesinden, taburun açılmasından, alay ve tümen manevralarından, harita okuma ve çalışmalarından, savunma ve taarruz gibi taktik konulardan söz etmeyecektir.

Bu kitap, bir subayın, bu saymış olduğum ve buna benzer görevleri savaşta uygulamak ve yapmakla yükümlü olan her derece ve türdeki komuta etmeye yetkili kişilerin, zafere ulaşabilecek ve üstün gelecek biçimde görev yapabilmeleri için, kesinlikle edinilmesi kaçınılmaz nitelik ve bilimsel görüşten, askeri karakter ve askeri ananelerden, askerin üstünlüklerinden, yiğitliklerinden söz edecektir.”

Bu giriş cümleleri kitabın özeti gibidir. “…..biz kendimizi daima savaş halinde bilmeliyiz.

Böyle bilirsek, savaş çıkınca, hazırlık dönemiyle savaş dönemi arasında çok fark görmeyiz, şaşırmayız, kaybetmeyiz” sözleriyle vatan savunması için barış zamanından hazırlık yapılması gereğini ortaya koymuştur.

nuri conker zabit ve kumandan ile ilgili görsel sonucu

Balkan Savaşı’nda ordunun eğitimsiz ve hazırlıksız, komuta heyetinin yetersiz olduğunu, bu yüzden yenilgiye uğranıldığını hiç çekinmeden söylerken; Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanlara büyük kayıplar verdirilmesini de askerimizin özveri ve kahramanlıklarına bağlamıştır.

“Zabit ve Kumandan ile Hasbı Hal” temelde Nuri CONKER’in kitabında yer alan konuların ATATÜRK’ün gözüyle değerlendirilmesidir.

ATATÜRK’ün genç yaşta, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini, bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara yapılan hataların çözüm yollarını ve ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasi durumdan duyduğu acıları nasıl dile getirdiğini kitabın birinci bölümünde bulabilirsiniz.

ATATÜRK, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, inisiyatif özellikleri hakkında, Nuri CONKER’in kitabındaki görüşlerinin bir kısmına katılmış ve ters düştüğü durumlarda ise kendi düşüncelerini çeşitli örneklerle destekleyerek açıklamıştır.

İlgili resim

ATATÜRK’e göre;

“Askerlik, günlük işlerin yürütülmesi değil, insanların yönlendirilmesi ve yönetilmesi sanatıdır. İnsanlar ancak emelleri ve düşünceleri doğrultusunda sevk ve idare olunabilirler.”

ATATÜRK verdiği örneklerde;

Musa; Mısırlıların baskıları altında, tutsaklıktan kurtulma eğilimindeki Yahudilerin,

İsa; Acı ve işkenceler döneminde sonsuz yoksulluklardan kurtulma ümidi taşıyan fakir halkın,

Napolyon; Avrupa’yı fethetme ülküsünü taşıyan Fransızların, umut ve düşüncelerini eyleme geçirebilmiş liderler olarak yorumlanmıştır.

“Özetle bu liderler dünyayı istediği gibi kullanan, güç ve düşüncelerini kişiliklerinde toplayabilen ve yayan kimselerdir.”

ATATÜRK;

“Kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir.

Fakat kendi kendisiyle olmak koşuluyla….” dedikten sonra dışarıdan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin kalıcı olmayacağını ve bu tür etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır.

ATATÜRK, Nuri CONKER’in “Zabit ve Kumandan” kitabındaki “Harp, taarruzdur. ile ilgili görsel sonucu

Taarruz Ruhu

ATATÜRK, Nuri CONKER’in “Zabit ve Kumandan” kitabındaki “Harp, taarruzdur.

Ordu, Taarruz Ordusu olmalıdır.” ilkesine gönülden katıldığını belirtmiş ve düşüncelerini, “Elimizdeki silah, kendimizi düşmandan korumak için değil, belki düşmanı bizden korunmaya zorlamak içindir.” şeklinde özetlemiştir.

ATATÜRK, taarruz edebilmek için temel unsurun sadece silah ve donanım olmadığını, asıl unsurun insan olduğunu, “Taarruz ordusunu vücuda getirecek milletin Japonların (Kukeki Zayşin) tabir ettikleri taarruz ruhuna sahip olması gerektiğini” vurgulamıştır.

ATATÜRK, Nuri CONKER’in “Zabit ve Kumandan” kitabındaki “Harp, taarruzdur. ile ilgili görsel sonucu

İnisiyatif

ATATÜRK, subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğini daha önceki dönemlerle kıyaslamıştır.

Özellikle Trablusgarp Savaşı’nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, bir sınırı olması gerektiğini göstermiştir.

Mustafa Kemal, arkadaşını kırmadan duyarlı ve özenli anlatımlarla karşıt görüşlerini, başından geçen olayları anlatarak dolaylı yoldan vermektedir.

ATATÜRK’e göre; askerlerde inisiyatif özelliğinin aşırılığı ilkel toplumlarda ve ilkel askerlikte söz konusudur ve böyle bir orduda üst ve ast yoktur, itaat ve disiplin kurulamaz.

İlgili resim

“Trablusgarp’ta Arap gönüllü erlerine sabaha karşı taarruz emri verdik, onlar gün ağardığında taarruz etmek üzere beklediler.

Onlar taarruz edecekleri yeri ve kanatları gördüler ama düşman da onları gördüğü için çoğu orada kaldı.

Askerlik duygusunun temeli Komutana kesin inanmak ve güvenmektir”.

İlgili resim

Güç ve Cesaret

Nuri CONKER’in; “Subayın kendi bilgi ve becerisinden komutası altındakileri yararlandırabilmesi için, komutası altındakilerin güç ve cesaretlerinin toplamından daha fazla güç ve cesarete sahip olması gerekir” sözüne karşılık olarak ATATÜRK; “Senin bu sözünü her subay büyük bir dikkat ve ciddiyetle okumalıdır.

Onun anlamını beynine kazımalıdır.

Ve bilinmelidir ki, bir milletin evlatlarının önüne geçip onları ateşe sevk etmek hak ve yetkisini, ancak o dediğin güç ve cesareti ruhunda bulmuş subaylar haizdir.” cevabını sunmakla kendi nazarında subaya ne büyük bir anlam, görev ve sorumluluk kattığını anlatmıştır.

İlgili resim

Sevk ve İdare

Mustafa Kemal ATATÜRK bir harekatın, nadiren planlandığı şekliyle yürüyebileceğini, muhtemelen bir çok faktörün değişebileceğini, işte bu durumlarda askerlerin kendi inisiyatiflerini kullanarak ve kimseden emir beklemeden karar vererek uygulamalarını salık vermektedir.

Nuri CONKER; “Savaşta bütün işleri, kuru bir direnme ve yiğitliğin göreceği düşüncesi anlaşılmasın” demeyi yersiz görürken, Mustafa Kemal, bunu özellikle belirtmeyi çok gerekli görmektedir ve şu anısına yer verir;

“Doğanaslan sırtlarında düşman piyadesinin yoğunlaşan ateşi altında bir alay komutanı elinde palasıyla avcı hattının önünde var gücüyle savaşmıştır.

Ancak ne yazıktır ki bu yiğitlik ve korkusuzluk, zafer sağlayamadığı gibi alayının dağılmasına da engel olamamıştır.”

ATATÜRK şu tespiti yapmıştır; “Bu durum ve harekete karşılık, alayın topçu ateşi karşısında amaç ve faraziyeye uygun olarak açılması, yayılması ve daha sonra da kendisine ayrılan cephede taarruz ve hücum etmesi, komşu birliklerle bağlantısını sürdürmesi, Alay Komutanı’nın da elinde pala yerine dürbün bulundurması Alayının menfaatine olacaktı.”

ATATÜRK, Nuri CONKER’in “Zabit ve Kumandan” kitabındaki “Harp, taarruzdur. ile ilgili görsel sonucu

ATATÜRK, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika’da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları “Yüksek Askerlik Niteliklerine” sahip insanlar olarak tanımlamıştır.

Bu davranışı O’nun, diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönüne de tanıklık eder.

 “Zabit ve Kumandan ile Hasbı Hal” kitabının son satırları ATATÜRK tarafından, Derne Ordugahında, Kasrı Harun, Seyit Abdullah sırtlarında 1 yıl süreyle savaştığı arkadaşlarına adanmıştır ve Atatürk’ün ifadesiyle “o değerli asker arkadaşlarına“ ait raporlardan ve notlardan alınmıştır.

“100 kişi kadar mücahit ve muhafıziyye erleriyle düşmanın Eritre taburuna taarruz ettim.

Beş yüz metreye kadar yaklaştım.

Siperlerden üzerimize ateş açıldı.

Sağ kolumdan kurşunla yaralandım.

Çok kan kaybediyorsam da askerin moralini bozmamak için savaş hattından çekilmeyeceğim. Ölürsem yanımda Remzi Efendi vardır.

O, benim birliğimi yönetir.”

“Zabit ve Kumandan ile Hasbihal“ adlı eser günümüz Türkçesine uyarlanmış şekliyle Deniz Harp Okulu Basımevi imkanları ile çoğaltılarak tüm öğrencilere dağıtılmıştır.

nuri conker ailesi ile ilgili görsel sonucu

Kaynak….:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhittin_Aky%C3%BCz

http://www.dho.edu.tr/pusula/66/subayvekomutanilekonusmalar.html

nuri conker ailesi ile ilgili görsel sonucu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s