BİGALI MEHMET ÇAVUŞ —– ALINTIDIR

BİGALI MEHMET ÇAVUŞ

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu
Mehmet Çavuş Rumi 1294, Miladi 1878 yılında Bulgaristan’ın Filibe kasabasında dünyaya gelmiştir.

Babasının adı Mustafa’dır.

 1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Balkanlardaki Türkler Rus katliamına uğrar.

Bu katliamdan kurtulmak için çok sayıda Türk yerini yurdunu bırakarak Anadolu topraklarına gelir.

Geriye kalanlar ise 1912 Balkan Savaşlarında aynı katliama uğrarlar.

Bahçeli Köyündeki biz Muhacirlerin büyük kısmı 93 Harbi denen 1877- 1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında gelip yerleşmiş olanlardır.

Bir gecede neyi var neyi yoksa orada bırakıp yollara düşen bu insanlar içinde Mehmet Çavuş’un ailesi de vardır.

Mehmet Çavuş bu göç sırasında bebektir.

Göç edenlerin çoğu tarımla ve hayvancılıkla uğraşmasına rağmen Mehmet Çavuş’un ailesi İpek böcekçiliği ile geçimini sağlar.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Bulgaristan’da yaptıkları işi Bahçeli Köyü’ne göç edince de sürdürürler.

İpek böcekçiliğinin yanında, elde ettikleri ipeklerden havlu ve çarşaf da yaparlar.

 Mehmet Çavuş’un eşi Fatma (Tabakoğlu) da kendi gibi Bulgaristan Muhaciridir.

Hüseyin, Hatice, Kamile, Zehra, Hayriye isminde beş çocukları olur.

Mehmet Çavuş 16 yıl askerlik yapar.

Balkan Savaşlarına katılır.

Asıl kahramanlığı Çanakkale Savaşı’ndadır.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

 Mehmet Çavuş’un Seddülbahir Kahramanlığı;

Çanakkale Savaşları 3 Kasım 1914’te İngiliz ve Fransız gemilerinin top ateşiyle başlar.

3 Kasım’daki ateş 20 dakika kadar sürer.

Asıl deniz savaşları 19 Şubat’ta başlar.

18 Mart’taki boğazı tüm güçleriyle geçme girişimine kadar aralıklarla devam eder.

İşte aralıklarla devam eden bu harekat sırasında 25 Şubat’ta İngilizler Çanakkale Boğazı girişini kuvvetli bombardıman ateşine tutarak bizim toplarımızı işlemez hale getirirler.

Topların onarılmasını ve başka topların buralara kaydırılmasını engellemek için 4 Mart gününe kadar aralıklarla bombardıman sürer.

4 Mart günü saat 9.00’da Seddülbahir güçlü bir bombardıman ateşine tutulur.

Bu bombardıman ateşinin himayesi altında üç büyük sandalla bir subayın kumandasında 70 kişi civarında İngiliz askeri ve bir makineli tüfek kıyıya yönelir.

Mehmet Çavuş 27. Piyade Alayının 3. Taburu 10. Bölük çavuşlarındandır.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Motorlar yaklaşırken, Mehmet Çavuş askerlerini topladı,

 ‘Bana bakın’ dedi. 

 ‘Üzerinde durduğumuz, ayağımızı bastığımız yer ata yadigârıdır, vatanımızdır.

Ha anamızın ırzı, ha vatanımızın ırzı.

Bu gelenler de ırz düşmanı.

Ona göre dövüşeceğiz.

Bu ırz düşmanlarını geldiklerine pişman edeceğiz.’

‘Eyvallah’

Her gece subaylardan Türk tarihinin kahramanlarını öğrenerek eğitilmişlerdi.

Şimdi unutulmaz kahramanlar olarak tarihe geçmek sırası kendilerinde idi.

Bunu seziyorlardı.

Herkes yerini aldı, duasını etti.

Sessizce beklediler.

Çevrede hiç canlı kalmadığını sanan İngilizler neşe içinde kumsala çıkmaya başlayınca Mehmet çavuş askerlerinin beklediği emri verdi.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

‘Haydi Bismillah.

Ateş!’

Bir yandan gemilerin bombardıman ateşi diğer yandan makineli tüfek ve İngiliz askerlerinin saldırısına yarım takım askeriyle yani 15- 20 kişiyle Mehmet Çavuş karşı koyar.

Karşısındaki düşmanın sayıca ve silah olarak üstünlüğünü önemsemeden askerleriyle birlikte yere yatarak düşmana ateş açar.

Düşmanda yere yatarak ateşe ateşle karşılık verir.

Birbirlerine çok yakındırlar.

Üç saat dişe diş, kana kan bir mücadele başlar.

Bir ara Mehmet Çavuş’un tüfeğinin mekanizması işlemez olur.

Tüfeğini yere atarak istihkam küreğini eline alır.

İstihkam küreği ile düşmana tüm gücüyle ve ölümüne saldırır.

Yanındaki askerleri de süngü hücumuna kaldırır. 

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Bu olayı Uluğ İğdemir “Arıburnu Muharebeleri Raporu”nda şöyle anlatır.

Mehmet Çavuşu bu savaştan birkaç ay sonra tebdili hava için Biga’ya geldiği zaman gördüm ve savaşın hikayesini kendinden dinledim.

Mehmet Çavuş savaşı şöyle anlatıyordu.

“Ben mangamla nöbette idim.

Düşman gemileri sahile şiddetli bir bombardıman ettikten sonra çıkarma yapmaya başladılar.

Bu sırada gizlendiğimiz yerden çıkarak yere yattık ve düşmana ateşe başladık.

Düşman da yere yatarak bize ateş ediyordu.

Birbirimize çok yakındık.

Bir ara tüfeğimin mekanizması işlemez oldu.

Hırsımdan tüfeğimi attım.

Bunu gören bir düşman neferi de ayağa kalkarak bana ateş etmeye başladı.

Hemen istihkam küreğini çekerek üzerine atıldım.

Kaç kişiye vurduğumu hatırlamıyorum.

Gözümü açtığım zaman kendimi Sıhhiye çadırında buldum.”

O sırada çarpışmayı gemiden izlemekte olan İngiliz komutanı Mehmet Çavuş’un kahramanlığına hayran kalır ve “Muhteşem Türk” kelimesini kullanmaktan kendisini alıkoyamaz.

Üç saat sonunda İngilizler 23 ölü, 25 yaralı ve 4 kayıpla gemilerine geri dönerler.

Deniz Savaşları sırasında yaptıkları bu en büyük çıkarma hüsranla sonuçlanır.

25 Nisan’a kadar başka çıkarma yapamazlar.

Bu çarpışmada Türk askerlerinden 6 şehit, 13 yaralı vardır.

Mehmet Çavuş’ta başından ve göğsünden yaralanır.

Avuçlarının içi de paramparçadır.

Maydos Hastanesi’nde tedavi olur, hava değişimi için izin verilerek köyüne gönderilir.

Fakat izin süresini tamamlamadan “Arkadaşlarım cephede savaşırken ben burada yatamam” diyerek tekrar cepheye döner.

4 Mart günü Seddülbahir’deki çatışmayı Harapkale’den izleyen 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Çanakkale Müstahkem Komutanlığına gönderdiği raporunda Mehmet Çavuş’un madalyayla veya başka biçimde ödüllendirilmesini ister.

Raporunda çatışma anları ile Mehmet Çavuşun anlattıkları arasında biraz farklılık vardır.

Mustafa Kemal raporunda şöyle der;

“Her ne kadar tüfeğinin çalışmaması sonucunda düşmana istihkam küreği ile hücum ettiği sabitse de, birkaç darbeden sonra bu küreğin de kullanılmaz hale geldiği ve düşmana yerden aldığı taşları atarak saldırdığı diğer askerlerin ifadelerinden anlaşılmaktadır”

Mehmet Çavuş’un avuç içlerinin paramparça oluşu diğer askerlerin bu ifadelerini doğrulamaktadır.

Çavuşun kürekle saldırıya geçtiği ve gerisini hatırlamıyorum dediği zaman zarfında kürek de işlemez olunca, hücuma taş atarak devam etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Mehmet Çavuş ayyıldızlı madalyayla ödüllendirilir.

Ayrıca kendisine Atatürk tarafından köstekli gümüş saat ve gümüş tabaka hediye edilir.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu
Mehmet Çavuş’un Savaş Sonrası Hayatı;

Mehmet Çavuş Çanakkale Savaşı bittikten sonra Bahçeli Köyü’ne döner.

Toplam 16 yıl askerlik yapmıştır.

Ara ara kısa süreli izne gelmiş yine cepheye dönmüştür.

16 yıl askerlikten sonra hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalışır.

Geçimini sağlayabilmek için çiftçilik yapmaya başlar.

Anne ve babasının Bulgaristan’dan getirdikleri geçim kaynağı olan İpek böcekçiliğini de yapar.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Bu şekilde kendisinin ve ailesinin geçimini sağlar.

Kendisine bizzat Atatürk tarafından teklif edilen maddi yardımları; “Ben vatanım için savaştım, para için savaşmadım” diyerek reddeder.

Her yıl 18 Mart Deniz Zaferi törenlerine davet edilir sağlığı elverdikçe de katılır.

1950 yılında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Biga’yı ziyareti sırasında Mehmet Çavuş’u köyden aldırarak kendisiyle görüşür.

Konuşması bittikten sonra Mehmet Çavuş’la bir süre sohbet eder ve kendisine ihtiyacı olup olmadığını sorar.

Mehmet Çavuş “Sağlığınızı dilerim Paşam” diyerek hiçbir talepte bulunmaz.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Oysa artık yaşlanmıştır.

Her devir olayları kendi döneminde değerlendirilir.

 Mehmet Çavuş’un ve o dönemdeki kahramanların bu türden cevaplarını günümüz kafasıyla anlamak biraz zordur.

Onlar hiçbir karşılık beklemeden bedenlerini vatan için siper edenlerdir.

Hayatı boyunca devletten maddi hiçbir yardım görmez gücü yettiğince kendi geçimini sağlamaya çalışır.

Ta ki seksen yaşlarında artık gücü yetmemeye başlayana kadar.

 İyice güçten kuvvetten düştükten, ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldikten sonra bir avukat aracılığıyla devletten yardım talep eder.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

 Fakat avukatın çıkacak toplu paranın yarısını alırım demesi üzerine “Vay anasını benimle beraber mi savaştın?

Bende almıyorum devletin parasını sana mı yedireceğim” diyerek talebinden vazgeçer.

 1960’lı yıllarda damadı Hüseyin Eren köy muhtarı olunca maaş bağlanması için girişimde bulunur.

Ankara’dan maaş bağlanması için sıraya alındığını bildiren yazı gelmesine rağmen sonuç alınamaz.

 Son yılları ekonomik sıkıntı içinde geçer ve ömrünü bu şekilde tamamlar.

bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

Ömrünün son ayları yatalak hasta olan eşine bakmakla geçer.

Eşine bakarken kendisi aniden hastalanır ve bir hafta içinde Hakkın rahmetine kavuşur.

Kendinden 13 gün sonrada eşi vefat eder.

Günümüzde ikisi de Bahçeli Köyü mezarlığında yatmaktadır. 

 Kendisini rahmetle ve gururla anıyoruz.
 İngiliz General Aspinall Oglander diyor ki;

 “Biz burada Türk askerinin, bu cesaretini, inancını göz önünde bulundurmadık.

Bizim gelip çarptığımız yer burasıydı”

  bigalı mehmet çavuş ile ilgili görsel sonucu

editör@msd.org.tr

Kaynak: Şen Nur ÇAKAR AYKUT

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s