HURUFİLER —– ALINTIDIR

HURUFİLER

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Osmanlı döneminde yakılarak öldürülmüşlerdi

Gazeteci/yazar Rıza Zelyut’un kaleme aldığı “Osmanlı’da İdam Edilen Alimler” Kripto Basım Yayım’dan çıktı.

Türk ve Osmanlı tarihine ilişkin bu eserde, “Osmanlı sisteminde ortaya çıkan karşı düşünce” incelendi.

Alt tabakaların tarihinin temel alındığı kitapta, özel olarak Osmanlı Devleti’nde düşünceleri nedeniyle idam edilen alimler anlatıldı.

“Osmanlı’da İdam Edilen Alimler”    rıza zelyut ile ilgili görsel sonucu

Rıza Zelyut, düşüncelerinden dolayı öldürülen alimlerin yaşadığı ortamla ilgili olarak, Osmanlı sivil yaşamına ait belgeleri eski kaynaklarından çevirerek sayfa sayfa okuyucuya aktardı.

Kitapta, 17’inci yüzyıl sonlarında 90 yaşında iken öldürülen Hamzavi piri Beşir Ağa da anlatılırken, 15’inci yüzyılda Edirne’de diri diri yakılan Hurufiler de anlatıldı.

hamzavi piri beşir ağa ile ilgili görsel sonucu

 “Düşünceleri Nedeniyle İdam Edilenler” başlıklı bölümde, Osmanlı’da düşünceleri nedeniyle öldürülenler arasında toplu katliama uğrayan ilk kesim olan Hurufiler incelendi.

Hurufiliğin nasıl doğduğunu ve yayıldığını tarih tarih anlatan Zelyut, dönemin Osmanlı tarihçileri tarafından yazılmış eserlerde Hurufilerin nasıl diri diri yakıldığına dair satırları da okuyucuya aktardı.

İşte “Düşünceleri Nedeniyle İdam Edilenler” başlıklı bölümde anlatılanlar:

“Osmanlı Devleti’nde düşünceleri nedeniyle öldürülenler arasında toplu katliama uğrayan ilk kesim Hurufilerdir.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Bunlar kırsal kesimde filizlenen düşüncelerini büyük engellere karşın zamanla kentlere değin taşımışlardır.

Seyit İmadettin Nesimi ile ilgili görsel sonucu

Hurufilik, Osmanlı ülkesinde başlangıçta ozan Seyit İmadettin Nesimi ve Tireli Abdülmecit önderliğinde yayılmıştır.

 Hurufiliğin kurucusu sayılan Fazlullah’ın 1394’te Alınca’da öldürülmesine karşın bu akım Orta Doğu’da ve Anadolu’da hızla yayılmıştır.

Hurufiliğin kurucusu sayılan Fazlullah ile ilgili görsel sonucu

Ölümden korkmayan ve onu ulaşılacak en yüce mertebe olarak gören Hurufilerin ikinci büyük temsilcisi, ünlü Türk ozanı Seyit Nesimi de Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüştür (1418).

seyyid nesimi ile ilgili görsel sonucu

Orta Doğu’daki hassas dengeler nedeniyle devletler resmiyetin karşısındaki düşünceleri şiddetle izlediklerinden, Hurufiler de bin bir düşünce renginin yansıdığı Anadolu’ya yönelmişler ve Batınilerin çoğunluğunu oluşturan Alevi-Bektaşilerle bağ kurmuşlardır.

15. yüzyılda Osmanlı sınırları içindeki vahdeti vücut fikrinden can alan Batıni Türkmenler ‘Torlak, Işık, Rafızi’ gibi sıfatlarla kötüleniyorlardı.

Şeyh Bedrettin’in manevi önderliğini yaptığı Çelebi Mehmet zamanındaki isyanın önderlerinden birisi olan ‘Torlak Kemal’in bu kesimden olduğu anlaşılmaktadır.

‘Torlak Kemal’ ile ilgili görsel sonucu

Bektaşilik biçimli Alevilik, Sarı Saltuk ve öğrencileri eliyle Rumeli’nde yayılırken Hurufilik ve Anadolu’da olduğu gibi burada aynı kesim arasında yandaş kazanmıştır.

Bektaşiliğin resmiyete daha yakın çizgiler taşıması, karşı görüşlerin bu geniş kazan içinde yer almasına, aynı zamanda da pişmesine yol açmıştır.

Bektaşilik ve Alevilikte bugün Hurufi birçok kalıntı vardır.

Bunlardan en basiti de insanın yüzünde ‘elif, lam, ha’ harflerinin yani ‘Allah’ sözcüğünün yazılı olduğuna inançtır.

Bu, aynı zamanda, insanı Tanrı’nın yansıması saymak, giderek de onu Tanrı ile özdeşleştirmektir.

Bektaşi-Alevi kesimi, özellikle bu inanıştaki ozanlar, insana verilen önceliği kanıtlamakta Hurufilerin harfleri yorumlamalarından oldukça yararlanmışlardır.”

“EĞER İHMALİNİZ NEDENİYLE BU DİNSİZLER ELDEN KAÇARSA…”

“16. yüzyılda Hurufiliğin Rumeli’de oldukça yaygın olduğunu, bu konuda gönderilen yakın tarihli iki fermandan anlıyoruz.

1572 tarihli ilk ferman, Filibe ve Tatarpazarı kadılarına yazılmış, Halkı yoldan çıkaran Hurufilerin yakalanmasının son derece önem kazandığı ve sıkı biçimde korunarak İstanbul’a gönderilmeleri gereği dile getiriliyor.

Sonra da gözdağı veriliyor: ‘Eğer ihmaliniz nedeniyle bu dinsizler elden kaçarsa, bu konuda dile getirileceğiniz hiçbir özür kabul edilmeyecek ve dinsizlere arka çıktığınız varsayılacaktır.

Bu durumda kovulmakla kalmayacak, gerekli cezaya da çarptırılacaksınız…’

1576 tarihli yine Filibe kadısına yazılı fermanda, altı yıldır orada Hurufi dinsizlerin çalışma yaptıkları, bunların siyaset olunmak (sorgulanıp asılmak) üzere yakalanmaları buyurulmaktan…

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

17. yüzyılda Arnavutluk’ta güçlü bir Hurufi kolonisi olduğunu görüyoruz.

Bu akımın Bektaşi-Yeniçeri ağaları yoluyla Yeniçerilerin arasına kadar sızdığını da anlıyoruz.

Hurufilik de feodal dönemde ortaya çıkan her siyasal harekette olduğu gibi özel dinsel giysiler içinde ortaya çıkmıştır.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Batıni niteliği açıkça gözlenen ve zaten Batıni kesim içinde yandaş bulan bu akım, kopamayacağı bir kaynak olan ‘Kuran’dan kendi yararlarına sonuçlar çıkarma yoluna gitmiş, bunun için de harfleri yorumlamayı ve ondan Sünni olmayan veriler sağmayı yeğlemiştir.

Daha önceki karşı akımlar, Kuran’ın görünür anlamı dışında bir de derinde iç (başka) anlamı bulunduğu savı üzerine kurulmuştu.

Hurufilik ise soyutlamayı biraz daha ileri götürüp işi harflere değin indirgedi.

Fakat harflerin yorumlanması, yalnızca ve yalnızca belli bir dünya görüşünün anlatımının aracından başka şey değildi.

Yanı bu akımda harfler ve yorumlanışı amaç değil, araçtır.

Hurufilik, gerçekte kendisini İslamiyet’in bütün akımlarında şu ya da bu biçimde ortaya kor.

Her şeyden önce o dönemdeki bütün görünüşler Arap harflerinin kutsal karakterli olduğuna inanır.

Hurufilik de ‘ilimi huruf’ adıyla bütün resmi ideolojiler içinde hareketsiz olarak yer almıştır.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Kuran’daki ayetlerden ve bunların harflerinden, sayılarından yararlanarak insanların geleceğinden söz etmek, bir savaşı ona göre yorumlamak, bir hastalığın çözümünü bu yolla aramak, basit Hurufi işlemlerden olup bunun yasallığından kimsenin kuşkulandığı yoktu.

Fakat Hurufiler harfleri resmi ideolojiyle çatışan sonuçlar yaratacak biçimde yorumlayınca var olan düzenle çelişkiye düşüyorlardı ve bu yüzden de yok edilmeleri için dinsiz oldukları yolunda fetvalar veriliyor, bundan sonra da Hurufiler katlediliyordu.”

“PADİŞAH’I BİLE HİÇE SAYARAK HURUFİLERİ CEZALANDIRMA YOLUNA GİTMİŞLERDİR”

“Burada anlatacağımız olayda da görüleceği gibi Hurufiler Fatih Sultan Mehmet’in onayını almış, beğenilmiş bir küme olarak saraya değin girebilmişlerdir.

Fakat onların düzele çalıştıklarını gören ehli sünnet alimleri, Padişah’ı bile hiçe sayarak Hurufileri cezalandırma yoluna gitmişlerdir.

Bu durum, saltanatın gerçek koruyucusunun/sahibinin devlet dininin elemanı kaldılar ve alimler kesimi olduğunu göstermektedir.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Osmanlı sistemi, yarattığı bürokrasi aracılığıyla öyle katı kurallar üretti ki padişahların bile bu kurallar karşısında boyunları kıldan ince kaldı…

Sultanların en güçlü göründükleri dönemler olan 15. ve 16. Yüzyıllarda bu durum en ileri düzeye yükseldi.

Keyfilik, düzen bozuldukça ortaya çıktı.

Ama biraz sonra görüleceği gibi, padişah kendi konuğunu elinden alacak bir alimi azarlama gücünü bile kendinde bulamamaktadır 15. Yüzyılın ortasında…

İmparatorluk içinde resmi İslam anlayışı dışında farklı görüşler ortaya koyan Hurufilerin önderi olan Fazıl Tevrizi ateşe atılarak diri diri yakılmış, yanındaki diğer Hurufilerin de boyunları vurulmuştur.

Geriye kalanlar da sıkı biçimde izlenmişler, öldürülmüşlerdir.

Şakaiki Numaniyye ile ilgili görsel sonucu

Şakaiki Numaniyye çevirisinden aldığımız belgeden başka, Kalenderilikle Hurufilik arasındaki ilişkileri açığa çıkaracak bir başka belge daha ekledik bu bölüme.

Hemen belirtelim ki bu çevirilerdeki suçlayıcı üslubun sahibi, eserlerin yazarları olan Osmanlı tarihçileridir.

Bırakın yargıç gibi davranmalarını, bir savcı gibi bile davranamayan bu kişiler, anlattıkları kişilere açıkça hasımdırlar.

Siyasal uyuşum içinde oldukları kişileri ise övgü yağmuruna tutmaktadırlar.

Birbirleriyle kavgalı iki kişiyi, eğer ideolojik olarak onlarla çelişkide değillerse, aynı övgü dolu cümlelerle anlatmaktadırlar.

Osmanlı yazarlarının bu öznellikleri unutulmadan okunmalıdır bu belgeler.

Bugünün diliyle aktardığımız belgelerin başında kaynak eserin adı ile ilgili sayfa numarası bulunmaktadır.”

‘ŞAKAİKİ NUMANİYYE’

Mevlana Fahreddin Acemi, ile ilgili görsel sonucu

“Alim, arif, fazıl, kâmil Mevlana Fahrettin Acemi, İran’ın büyük alimlerindendir.

Seyit Şerif Cürcani’den ders almıştır.

Seyyid Şerif Cürcani ile ilgili görsel sonucu

Onu can kulağıyla dinlemiş, erdemler ve şanlarla parlamıştır.

molla fenari ile ilgili görsel sonucu

Anadolu’ya gelince Molla Fenari’nin oğlu Mehmet Şah Efendi’nin hizmetine girdi.

Mehmet Şah Efendi ile ilgili görsel sonucu

Bursa kentinde Sultan Medresesi’nde öğretmen yardımcısı ve öğretmen oldu.

Padişah zamanla onun maaşını artırmak istedi ama Fahreddin Acemi bunu kabul etmedi.

Nedeni sorulunca şöyle açıkladı: ‘Gerekli ve önemli gereksinimlere yetecek ölçüde kullanılan devlet malı helaldir.

Ama gereksinimden ve yeterli olandan fazlası helal değil, vebaldir.

Yaşamaya yetecek olandan fazlasını istemek gereksizdir.

Büyük insanlar böyle düşünegelmişlerdir.

Ölçülü olmak büyüklüğü dururken israfçılık aşağılığına düşülmemelidir.’

(…)

 (…)

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

 Anlatıldığına göre, Hurufi topluluğunun yolunu sapıtmış ve aldatıcı Fazıl Tebrizi ve onun yandaşlarından bazı yararsız ve lanetlik müritler Sultan Murat Han oğlu Mehmet Han’ın hizmetine girmeyi başarmışlardır.

Bunlar Sultan’ın övgüsünü de elde etmişlerdi.

Batıl sözlerini doğru diye göstererek, gösterişi bilgi diye sattılar.

Böylece Padişah’ın kutsal düşüncesi onlara eğilmiş ve içi de onların sevgisiyle dolmuş oldu.

Hatta Padişah, adı geçen bu kovuntuları eşyaları ve adamlarıyla birlikte sarayına aldı.

Onlara pek çok saygı gösterdi, ikramda bulundu.

Vezir Mahmut Paşa ile ilgili görsel sonucu

Övülmeye değer Vezir Mahmur Paşa bu durumdan çok inciniyordu.

Hurufileri saraydan çıkarmak ve kovmak temel ülküsü olmuştu.

Fakat Vezir bu dinsizler hakkında Padişah’a bir şey söylemekten çekiniyor, korkuyordu.

Bu çirkin sorunu çözmek isteyen Mahmut Paşa, durumu Mevlana Fahrettin’e bildirdi.

‘Bu kötülük kaynaklarının dünyanın ruhu konumunda bulunan Padişah’ın tertemiz içine henüz tam olarak işlemeden yok edilmelerinin ilacı nedir’ diye bilgi alışverişinde bulundu.

Bu konuşmadan sonra Mevlana Fazıl Acemi, o dinsizlerin iç yüzlerini öğrenip inançlarının niteliğini tam olarak bilmek için onların faydasız ve çürük sözlerini doğrudan doğruya duymak istedi.

Eğer onların durumlarında bir yasa dışılık olduğunu anlarsa onları yok etmek; eğer davranışları Tanrı’ya uygun ise gereken ilgiyi göstermek amacını güdüyordu.

 Bunu kararlaştırdıktan sonra Mahmut Paşa Mevlana Fahri Acem’i evinin bir köşesine gizledi.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Melun Hurufileri ziyaret amacıyla evine çağırdı.

Sözü edilen haydut topluluğu Vezir’i kendi yanlış mezheplerini istiyor sanarak geçersiz mezheplerine ilişkin söyleşiye başladılar.

Sonunda söz sapık ve geçersiz mezhebe çağırmaya gelince Mevlana Fahrettin onurlu bir çabayla gizlendiği yerden fırladı.

Öfkesi taşmıştı.

Dinsizlere sövüp saydı.

Adı geçen dinsiz, Mevlana Fahrettin’den korkusu nedeniyle Padişah’ın korumasına sığınmak için İslam ülkesi ve güven yeri olan cennetin benzeri Saray’a doğru kaçtı.

Mevlana Fahrettin, uğursuz dinsizin Saray’da arkadaşından yetişti.

Öyle şiddetli bir öfke gösterdi ki Padişah bile bu karşılaşmada araya girmekten utandı ve tartışmaya karışmadı.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Mevlana Fahrettin, Fazıl Tebrizi’yi Sultan’ın önünde hemen tutup sürükleye sürükleye Edirne kentindeki Üç Şerefeli adındaki camiye götürdü.

O kutsal caminin müezzinleri sala verdiler ve ayrıca bağırdılar.

Bütün insanları, varlıklısının ve yoksulunun tümünü camiye topladılar.

Mevlana Fahrettin orada minbere çıktı.

O pis Hurufi topluluğunun geçersiz yollarının batıllığını, onların dinsizliğini ve küfrünü söyleyip açık açık anlattı.

Bundan sonra da Hurufilerin öldürülmelerinin gereğini ve zorunluluğunu, ayrıca bu konuda yardımcı olacakların en büyük sevap ile donanacaklarını halka bütünüyle bildirdi ve açıkladı.

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Sözü edilen Hurufi melunları ki sapkınlık harfleri, bilgisizlik ayetleri alınlarında gizlidir ve orada yazılıdır, tümü camiden çıkartılıp musallaya götürüldü.

Bu maymun soyluların şeytan başkanlarını Mevlana Fahrettin yakılan ateşe attı.”

“HAZIRLATTIĞI ATEŞİ KENDİSİ ÜFÜRÜRKEN KUTSAL SAKALI BİLE YANIYORDU”

“O sapığın pis içinde bulunan dinsizlik ve sapıklık ateşi gerçek olarak tutuştu, ağzından dışarıya çıktı.

Onun değersiz bedeni cehennem ateşi ile tutuşup yandı.

Kendi yaydığı kara dumandan kendi pis yüzü dünyada ve ahirette kara oldu.

Hurufi topluluğundan geri kalanlar, kesici dinsel yasalar gereği, din kılıcıyla öldürüldüler.

Fahri Acem, Hurufileri yakacak ateşi yükseltmek için özenli ve sürekli biçimde çalışmıştır.

Hurufilerin öldürülmeleri için hazırlattığı ateşi kendisi üfürürken kutsal sakalı bile yanıyordu…

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Din adına insanları diri diri yakmaktan çekinmeyen bu zihniyet, özünde Acem ve Arap gericiliğinden beslenmekteydi.

Bunlar, Osmanlı devletini içten içe kemirecek koyu bir din elbisesi dikerek toplumun sırtına zorla geçiriyorlardı.

Önderleri yakılarak yönetim katından kovulan Hurufiler, çalışmalarını başkent dışına, özellikle de Balkanlar’a taşıyarak sürdüreceklerdir.”

hurufiler ile ilgili görsel sonucu

Odatv.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s