HAKANİ ŞİRVANİ —– ALINTIDIR

HAKANİ ŞİRVANİ  

Efzeleddin İbrahim Hakani Şirvani, ile ilgili görsel sonucu

 (1126 – 1199)

Azerbaycan ve İran Türk edebiyatının intibak döneminin en önemli şairi olan Efzelettin İbrahim Hakani Şirvani, 1126 yılında sonradan Müslüman olan Rabia Hanım ile marangozlukla uğraşan Ali adlı bir Şamahı sakininin aile ocağında gözlerini dünyaya açmıştır.

İbrahim, sekiz yaşına geldiğinde, babası Ali, ailesini terk etmiştir.

O, amcası Kâfiettin Ömer’in himayesinde kalmıştır.

İlk tahsilini amcası Ömer Efendi’den almıştır.

Devrin tanınmış âlimlerinden olan amcası Ömer,  ilk tahsilden sonra ona sarf,  nahiv,  nücum,  tıp,  hikmet,  fıkıh ve edebiyat ilimlerini öğretmiştir. 

İyi bir ilim  tahsili  alan  İbrahim  yine  amcasının  teşviki  ile  güzel  şiirler  yazmaya başlamıştır.

şirvan şeheri ile ilgili görsel sonucu

25 yaşlarına geldiğinde amcasını kaybetmiştir.

Ona, şiir sanatı dersleri veren, Şirvanşahlar Sarayı’nın melikü’ş-şüerası Ebül Âlâ Gencevî, çok yetenekli genç İbrahim’i sarayla tanıştırmış ve onun Şirvanşahlar Sarayı’na dahil olmasını sağlamış bilâhare de kızını ona vermiştir. 

İbrahim kısa sürede yazdığı şiirler ile saray şairleri içerisinde  ilk  sırayı  almıştır. 

Şirvan Şahı Menuçehr,  ona  bir fermanla “Hakani” unvanını vermiştir.

Ancak bir müddet sonra sarayın mülevves ve mütehakkim hayatı onu sıkmıştır.

Hacca gideceğini ileri sürerek hükümdardan izin  alıp  Şirvan’dan  ayrılmıştır. 

Efzeleddin İbrahim Hakani Şirvani, ile ilgili görsel sonucu

36 yaşında Mekke’ye  gitmiştir. 

Bu  ziyaret  ve gezi  sırasında  Erdebil,  Hemedan,  Bağdat,  Şam,  Musul,  İsfahan,  Mekke şehirlerini  gezmiştir. 

“Taki  Kisra” ile ilgili görsel sonucu

Sasani  Devleti’nin  başkenti  olan  “Taki  Kesra”nın karşısında  durarak  meşhur  “Medain  Herabeleri  adlı  felsefî  şiirini  yazmıştır.

Ayrıca Doğu edebiyatının ilk manzum seyahatnâmesi sayılan “Töhfetü’l İraġéyn (Tuhfetü’l-Irakeyn)” (İki Irak’ın Hediyesi) adlı meşhur mesnevîsini de bu gezisi sırasında  yazmıştır.

Bağdat’ta  kaldığında Halife Muhammed  ibn Müstehzer, ona  yanında  kalmasını  ve  kâtibi  olmasını  teklif  etmiştir. 

Hakani,  Şirvan’a dönmesinin gerektiğini ileri sürerek bu isteği kabul etmemiştir.

Hakani  Şirvani,  1160  yılında  Şirvan’a  dönmüş  ve  yeniden  sarayın cenderesine  girmiştir. 

Büyük  şair  Hakani,  önceki  gibi  yine  hükümdarlardan layığınca itibar ve saygı görememiştir.

Geri döndüğüne pişman olan şair, yeniden sefere  çıkmak  için  saraydan  izin  istemişse  de  hükümdar     ona  izin vermemiştir. 

Hakani,  Derbent  ve  Gence’ye  sürgüne  gönderilmiştir. 

Gence’de olduğu yıllarda sıtma hastalığına yakalanmış, meşhur tıp alimi Şemseddin Tabip onu  tedavi  etmiştir.

tebriz şairler mezarlığı hakani şirvani ile ilgili görsel sonucu

 Yine  burada  iken  18-19  yaşlarında  bulunan  Nizamî  ki, sonradan  Türk  dünyasının  meşhur  şairlerinden  birisi  olacaktır,  onu  ziyaret etmiştir.

İyice  bunalan  Hakani,  Şirvan muhitini  terk etmeye  kalkışır.

Ne  yazık  ki kaçarken  şahın adamları  tarafından yakalanır.

Hükümdara saygısızlıktan Şabran kalesine hapsedilir.

Bir yıl kadar hapiste kalır.

Hapishane hayatıyla ilgili şiirlerini “Hepsiyye”  adlı kitabında  toplar.

Hakani’ye hapishanede  çok  işkence yapılmış, güçten, takatten düşürüldükten sonra serbest bırakılmıştır.

Ailesini ve çocuklarını da alarak Tebriz’e giden  Hakani,  bu  defa  da  büyük  ailevî  acılarla  karşılaşır. Oğlunu, kızını ve hanımını kaybeder ve  tamamen yalnız kalır.

Büyük şair, 1199 yılında Tebriz’de vefat eder.

Cenazesi  Tebriz  yakınlarındaki  eski  adı  Sürab,  şimdiki  adı “Meġberetüşşerâ” (Şairler Kabristanı) adlı mezarlığa defnedilir.

tebriz şairler mezarlığı ile ilgili görsel sonucu

Hakani  Şirvani,  Azerbaycan,  İran,  Yakın  ve  Orta  Doğu’nun  en  büyük kaside  şairidir.

O  eserlerini  Farsça  ve  Arapça  yazmıştır. 

Ancak  onun  eserleri kuruluş bakımından olsun, felsefî düşünce yönünden olsun Türk milli motiflerini ihtiva etmekte ve  tamamen Azerbaycan ve İran Türkü’nün hayat ve düşüncesini yansıtmaktadır.

Mirza İbrahimov bir yazısında Hakani için şöyle diyor:

“Hakani zamanının evlâdı idi.

Onun bütün hayatı ve yaratıcılığı, devri ile ilgili olmuştur.

Lâkin o, zamanının sadece kâtibi değil, yaşayan, mücadele eden, onu  tahlil  ve  tenkit  eden  büyük  şairi,  ışıklı  filozofu  idi. 

Onun  sinesi  zamanın sevinçlerine  de,  dert  ve  gamlarına  da  açık  idi. 

Şiirlerinin  birisinde  dediği  gibi “Böyük  ġemler  bu  kiçik  könlümü  étdi  mesken.” 

O  büyük  gamlar,  halkın, özellikle  ezilen  halk  kitlelerininin  gamı,  kederi  idi.

Hakani’nin  eserleri,  bunun için  sekiz  yüz  yıldan  beridir  yaşıyor.

 Güzelliğini,  teravetini,  mana  derinliğini yitirmiyor.

Çünkü halkı, halkın menfaatlerini, zamanının yüksek insanî ideallerini aksettirmiş, onlara hizmet etmiştir.”

Hakani,  nesir  sahasında  da  kıymetli  eserler  vermiş  büyük  bir  yazardır.

Onun mektupları XII. yüzyıl Azerbaycan ve İran nesrinin en önemli örnekleridir.

Hakani’nin  mektupları  1967-1970  yıllarında  “Ermeğan”  ve  “Ferhengé-İranzemin”  dergilerinde  ve  Tebriz  Üniversitesi’nin  “Mecelleler”inde yayımlanmıştır.

tebriz üniversitesi ile ilgili görsel sonucu

KAYNAK: İRAN TÜRK EDEBİYATI ANTOLOJİSİ, Yard. Doç. Dr. Ali KAFKASYALI, ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ BASIMEVİ ERZURUM-2002

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s