HİDAYET TELLİ —– ALINTIDIR

HİDAYET TELLİ

HİDAYET TELLİ ile ilgili görsel sonucu

1925 yılında Bergama’da doğdum,

İstanbul Kız Öğretmen Okulu’na gidene kadar da burada kaldım.

Doğa ile iç içesiniz, bağlara falan gidiliyor…

İlkokulda çok iyi bir eğitim aldığımıza inanıyorum.

İnsana bazen bir ses bir koku hatıra olarak kalıyor ya, öğretmenimizin dolabını açtığı zaman içerideki renkli elişi kağıtlarının kokusunu anımsıyorum.

Ayrıca Bakır Çayı’nın kenarındaki killerle çeşitli çalışmalar yapardık.

Bahçeye ağaç dikilirdi, herkesin bir ağacı vardı, çağdaş bir eğitim gördüğümüze inanıyorum.

Eğitimin köylere kasabalara kadar yayılmaya çalışıldığı günler.

Sonradan inceledim, o dönemlerde, İzmir’de Öğretmen Okulu Müdürü Hasan Ali Yücel, bizim Başöğretmenimiz Haluk Elbe, denizaltı müzesini kuran kişi.

Yine bir öğretmenimiz Bergama Müzesini kuran Osman Bayatlı.

Gazi Eğitim Enstitüsü, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim kadrolarını yetiştirmesi için kurulur.

Yıllarca bu ocaktan yetişen öğretmenlerin Anadolu insanının eğitiminde temel taşı olduğu da bir gerçektir.   

Gazi Eğitim Enstitüsünün ilk dokuz asistanından birisi, Viyana’da Sanat Eğitimi üzerine eğitim almış, ebru sanatında ve cilt üzerinde önemli çalışmaları olan hatta bir senaryo içinde Gençlik ve Spor bayramlarındaki gösterilerin ilkini hazırlayan bir sanatçı, Hidayet Telli.

Balkan kökenli anne ve babasının bir rastlantı sonucu Bergama’da buluşup evlenmelerinden olan dört kız çocuğunun en büyüğü.

Annesi ev hanımı, babası ise girişimciliği ile bilinen bir iş adamı.

Anadolu’ya geldikten sonra genç yaşta ticarete başlayan, o tarihte yaygın bir marka olmayan Hacı Şakir Sabunları’nı bakkallardan isteyerek Antalya’da tanıtımını sağlayan, 1930’larda parti başkanı ve 40’lı yıllarda da Belediye Başkanı olan, elektrik fabrikası ve parkı yapan, ilk şehir planını hazırlatan ve ünlü Bergama Kermesini başlatan ve çocuklarının çok yönlü yetişmesine çalışan, Ahmet Hamdi Arıkan.

İçine dönük bir çocuktum, doğaya çıktığımızda resim yapardım.

İlkokulda insan o kadar bilinçli olamıyor.

İnsanın hoşuna gidiyor yapıyor ama ne olacağı belli değil.

Beni bu alana yönlendiren isim ortaokulda resim öğretmenim İsmet Toprak oldu, şair Işık Toprak’ın babası.

Ekspresyonistleri onunla tanıdım.

Hanımı da Tarih – Coğrafya öğretmenimizdi, bütün öğrencileri gruplar haline evine davet ederdi.

Eve mabede gider gibi giderdik.

Bize kitaplar gösterir, anlatırdı.

Hatta yediğimiz çikolataların kağıtlarını toplatır kolaj yaptırırdı.

Aramızda çok iyi resim yapan öğrenciler vardı.

HİDAYET TELLİ ile ilgili görsel sonucu

Ayrıca her ders uygulamalı idi, uygulamalı eğitim ile yetiştik.

Halkevleri çok iyi çalışıyordu.

Ben ilk defa şövalede resim yapanı orada gördüm.

Tabi ortaokulda daha bilinçleniyorsunuz.

Ben de onlardan çok yararlandım.

Ortaokul son sınıfta öğretmen kurulu, öğretmen okullarına gidecek öğrencileri belirlerdi.

Beni seçmişler.

Ama o zamanlar, öğretmen okulu parasız yatılı.

Babam, “ben kızımı okuturum, siz başka bir öğrenci seçin” demiş.

Ben kendi paramla okuyacağım için, İstanbul Öğretmen Okulu’na gittim.

Tabii ortam çok daha farklı.

Sanata, müziğe, spora çok önem veriliyordu.

Hemen her müzik aleti, korolar, şan dersleri vardı ve herkes de mandolin çalmak zorunda idi.

Şehir Tiyatroları’ndan Ferit Egemen gelir operetler sahneye koyardı.

Sporda atletizmin her dalı vardı.

İstanbul’da yapılan ilk spor salonu bizim okulda idi. Uygulamalarda sanat eğitimi kullanıyoruz.

 Herkes sorumluluk almak zorunda, yemeğimizin pişirilmesinden dağıtıma kadar ilgileniyoruz.

Ben genel mümessilim, kutlama günlerinde organizasyon yapıyorum.

Bu dönemde resim daha önde, elişi biraz geride.

1943 yılında İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nu bitirdim.

Gümüşhane ili Bayburt ilçesi Cumhuriyet İlkokulu’na atandım.

Aynı yıl Gazi Eğitim Enstitüsü sınavını kazanarak eğitimime devam ettim, öğretmenlik yapmadım.

Enstitüye geldikten sonra gördüğüm anlayış oradan farklı.

Resimde suluboya, kolaj ve desen çalışıyorum.

Bizim bölümü kuran hocalar daha orada idi.

Malik Aksel, Şinasi Barutçu, İsmail Hakkı Uludağ, Necdet Pençe, ilk mezunlardan ve Almanya’ya eğitime gidip gelenlerden Sait Yada, Ferit Apa, Cengiz Kan, Sanat Tarihi dersimizi Melahat Özgü’den alıyoruz.

Ben o dönemde en ağırlıklı desen ve onların yanında iki boyutlu çalışmalar yapıyorum.

O zaman dört materyal var.

Ağaç, metal, kil, kağıt, atölyelerimiz var, ikişer saatlik giriyoruz.

Bunların içinde mesela Ebru diye bir bölüm yok. Mukavva kağıt işlerinin yapıldığı yerde, cildin içine koymak için bir kağıt lâzım.

Onu ya ebru yapacak ya da başka bir kağıt süslemesine gidecek.

Onlar orada yapılıyor, bizim mezunlarımızın hepsi bunu yapmıştır.

Eski ve yeni tartışması var tabii.

hidayet telli   mukavva ve cilt işleri ile ilgili görsel sonucu

Nasıl Rönesans’ta boyaları kendi yapıyor sanatçılar, Ebru için de öyle.

Mühleler (değirmen) içinde boyalar eziliyor, öküz ödüyle hazırlanıyor.

Ama o zamanki sanatçı ismi bile yok.

Birkaç tane yapıyor öylece kalıyor.

Yayılmak için endüstrinin ilerlemesiyle bazı boyalar çıktıktan sonra bunlarla ebru yapmaya gittik biz. Çünkü okullardaki kısa zaman içinde bunu yapmak zorundaydık.

Önemli olan boyanın suyun üzerinde kalması ve kağıda aktarılması.

 Bunun çok güzel ve dayanıklı olmasını istiyorsan pahalısını alırsın.

Tutkalı eritirsen, kolayı da koyarsan hatta bazı deniz yosunları eriyiklerini hatta ayva çekirdeği ile de yoğunluğu sağlayabilirsin.

Boyanın üste kalabilmesi için de inceltilmesi önemli. Öküz ödünde kokma ihtimali var.

Bunları yapmak yerine organik tiner ile de inceltme yapabilirsin.

Boyaların da bir konulma sırası var tabii.

Acaba, eğitimin ufak bir parçası, yalnız ebru diye yapılamaz mıydı, ders kitabının kutusunu kaplamak için, bu yapılabilir.

Ebruda herkes her şeyi yapabilir.

Yazı da yazmışlar çünkü.

Yapışkan kağıtlarla oyduğunuz bir şeyi kağıda koyup basarsanız şekil çıkar.

Yapılmayacak bir şey yok.

Bizim mezunlarımızdan birisi İzmir’de, naylonları gererek havuz yapmış burada bastıklarını fon olarak kullanarak üzerine resim yapıyormuş.

Bazı kitaplarda eskiye dayalı ebru yapanlar bu yeni ebruları onların karikatürü olarak kitaplara yazmışlardı.

Bakan Hasan Ali Yücel, Enstitü öğretmenlerinin akademik kariyeri için üniversitelere gitmesi sonucu ilk kez asistanlık sınavı açtı.

1946 yılının Haziran ayında öğrenciliğim bitti, Temmuz ayında da aynı okulda öğretmenliğim başladı.

Gazi Eğitim Enstitüsü’ne giren ilk dokuz asistandan birisiyim ve bölümün ilk hanım öğretmeniyim.

Nasıl müzikte keman çalan bir kişi piyanoyu aynı başarıda çalamaz, aynı başarıda obuayı çalamaz.

Bir enstrümanı kendi sanat gücünü göstermek için çalması gerekir.

Ama onun yanında diğer enstrümanları da bilmesi lâzım.

Sanat Eğiticisi olunca da yalnız ressam olacak değil. Yetenek olarak düşünmeyin o çalışınca çıkacak ortaya. Sanat eğitiminde çalışma en önde gelir.

Ne kadar yetenekli olursanız olun.

Çalışmıyorsanız o gidiyor.

Bir de kültür önemli bizim alanımızda çok okuyup, genel kültürü, toplumu, eğitimi bilmeniz lâzım.

Şimdi eğitici olduğunuzda gittiğiniz yerlerde yalnız resim yaptıracak değilsiniz.

Çocuğa Sanat eğitimi vermek için yalnız resim önemli değil.

Onun için nasıl kimi piyano, kimi keman çalıyorsa, orada da kimi kendini üç boyutlu anlatabilir, kimi iki boyutlu.

Hatta iki boyutluda aynı derslere girmesine rağmen farklı sanatlar da başarılır.

Bizde önce öğretmen okullarında başlamış sanat eğitimi.

Çünkü kurucularından olan Baltacıoğlu’na göre, ulus devletler oluşuyor, bir ulusu oluşturanlar içinde kültür olduğunu kendi kendine buluyor, sanat eğitimini kaynak ve onların yetiştirdiği çocuklara da bir bütünlüğe götürmek gerektiğine inanıyor.

Doğa biliminde nasıl ağaçları ayıran farklar var, hayvanları ayıran farklar varsa insanların toplum olabilmesi için de onları ayıran bazı faktörleri de bu kültürde buluyor ve ilk defa da sanat eğitimi dersini koyduruyor.

Bu sistemin okullara girmesi, yayılması, Cumhuriyet dönemiyle, Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulmasıyla başlıyor.

Haziran ayında mezun oldum, Temmuz ayında da atamam yapıldı.

Bir yıl ders almadım ama ardından birçok öğretmenimiz bakanlıkta görev alınca ders açıkları oldu.

Hayrullah Örs hocam sen Mukavva ve Kağıt İşlerini yapar mısın dedi.

Yaşım 22, hepsi yetişkin insanlar hayır demem mümkün değil, öylece girdim bu işe.

Bugün olsa, Heykel’i isteyebilirdim.

Çok seviyordum.

Okula geldiğimde bu üç boyutlu bana daha yakın geldi. Maden işlerinden çok güzel çalışmalarım oluyor ve sürekli on alıyordum.

Bana da öyle söylenince, orada yapılması gerekli olan ve acaba ben üzerine bir şey koyabilir miyim diye çalıştım, onun üzerine gittim.

Bunlar o dönemde öğretmen olacak kişiler için çok önemli bir şeydi.

Bir öğretmenin alıp kullanacağı bir dosya yok, öğrencinin de yok.

Cilt çalışmaya Gazi Eğitim Enstitüsü’nde başladım. Asistanlığımın dördüncü yılında bakanlık beni Viyana’ya yolladı.

Savaş sonrası işgal altında bir ülke.

Dünyaca ünlü sanat eğitmeni Rothe’nin yanında eğitim göreceğim.

Almanca bilmiyorum, Fransızca okumuştuk.

Vapurla Napoli’ye oradan da trenle Roma üzerinden Viyana’ya geldim.

Fakat Rothe okuldan ayrılmış, bundan bizimkilerin haberi yok.

Bir de program verdiler elime.

Wagon Lee’de grev var, şehirler çeşitli ülkelerin elinde bölünmüş falan üzüntülü şeyler.

Viyana’da da benim alanımda çalışacak yer soruyorum. Beni Kız Tekniğin alanına gönderiyorlar, ben kendimi onlara anlatamıyorum.

Sonra ben araştırmalarımla bulduğum, Akademıe Für Angewandte Kunst’da kurslar var beni oraya götürün dedim, amacım bir sanat ortamına girmek.

Fuat Baymur, Fevzi Selen, Rauf İnan buraya gönderilmiş, daha sonra hocalarımız oldular biliyorum. Onların rehberliğini yapan Profesörün adresi de vardı ilk eğitim kısmını onunla hallettim.

Bu arada iki kişiden Almanca dersi alıyorum.

Birisi hiç Türkçe bilmiyor diğeri biraz biliyor.

Akademinin resim kursuna da devam ediyorum.

Çok iyi bir eğitim var, akşamları iki saat mankenlerin resmini yapıyorsunuz.

Bu arada Graphısche Lehr Und Versuchsanstalt adlı, Grafik Sanatlar Akademisi’ni buldum.

Kağıttan başlayarak matbaadan çıkışına kadar her konuyu içeren bir çalışma.

Cilt de var, ilgimi çekti ve böylece başladı ve sürdü.

Hocamız Fuat Bey İlköğretim Genel Müdürü olduğunda ben Viyana’dayım, benden anaokullarının programlarını istedi.

O zamanlar yeni başlıyor bizde.

Ankara’da Ayşe Abla ilk açıldı sonra bir iki daha açıldı.

Savaş öncesi programlarını kullanıyorlar ama gizli gizli de yeni bir yapılanma içindeler.

Oradaki çalışmalarım okulları gezerek oldu.

Bana bir belge verdiler.

Ders veremez ama istediği derse girebilir diye.

Bununla araştırmamı yaptım.

Eskiden ilköğretimden itibaren okulların programları Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yapılırdı.

8.9 ve 10’uncu Eğitim Şuralarında ben vardım.

9’uncu Şurada Gazi Eğitim Enstitüsü delegesi idim. Çok amaçlı liselerin kurulmasında da çok çalıştık.

Öğretmen olarak, sanat eğiticisi bir insanın genel eğitim felsefesini ve niçin yapıldığını bilmesi lâzım.

Dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Yüksel Çakmur bir ziyareti sırasında Bulgaristan’da görmüş ve çok beğenmiş.

Dönüşünde, bunun yapılması için çeşitli kurumlardan insanları toplamış ve Bulgaristan’a göndermiş.

Heyet yurda dönünce Bakana, bu gösteri için bir grup görevle, iki yıl Çekoslovakya da kalmış, yurda dönüşünden sonra da iki yıl hazırlanmışlar, izim için mümkün değil gibi bir rapor sunmuşlar.

Bakan ısrarlı.

İşin peşini bırakmıyor ve daha geniş bir toplantı istiyor.

Arkadaşımız Orhan Çaplı Bakanlık Müsteşarı, Eşim İhsan Telli de Eğitim Genel Müdürü, toplantıya katıldım.

Eşimle hep konuşurduk zaten böyle bir gösteri diye. Ayrıca Viyana’da 1 Mayıs gösterilerini izlemiştim ve aklımda da bir şeyler vardı.

hidayet telli   mukavva ve cilt işleri ile ilgili görsel sonucu

Yıl 1979, öğrenci olaylarının en yüksek olduğu günler.

Ben söz aldım ve “yapabiliriz” dedim ve çalışmaya başladım.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışından itibaren devrimlere kadar bir senaryo içinde hazırladım.

Kız Teknik ve Erkek Teknik okulları da destek verdi ve 6 Milyon Lira’ya otuz dakikalık o muhteşem gösteriyi hazırlamış olduk.

1981 yılında da benzeri fakat farklı senaryo ile bir başka gösteriyi de hazırladım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s