CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ —– ALINTIDIR

CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ

 CUMHURÄ°YETÄ°MÄ°ZÄ°N KÖKLERÄ°    Sinan Meydan  ile ilgili görsel sonucu

 

 95. YILINDA CUMHURİYETİN KURULUŞUNA GİDEN YOL

“Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli cumhuriyettir” diyen Atatürk çok haklıydı.

Çünkü İslam öncesi Türklerde de bir tür halk yönetimi vardı.

Ulu Önder Atatürk, cumhuriyet için ilk adımları Milli Mücadele ile birlikte attı.

milli mücadele ile ilgili görsel sonucu

Türk tarihindeki en büyük devrim olan cumhuriyetin başkenti olarak Ankara’yı seçmesi ise tesadüf değildi…

milli mücadele yıllarında başkent ankara ile ilgili görsel sonucu

Bu yıl cumhuriyetimizin 95. yılını kutluyoruz.

Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği cumhuriyetimizi onun büyüklüğüne yakışır biçimde kutlamak için üç gün devam edecek bir yazı dizisi hazırladım.

Bu yazı dizisinde Türkiye’nin saltanattan cumhuriyete nasıl ulaştığını, Atatürk’ün olağanüstü cumhuriyet mücadelesini anlatmaya çalıştım.

Nice 95 yıllara…

EN UYGUN YÖNETİM ŞEKLİ

Cumhuriyetin ilanı, Türk tarihindeki en büyük devrimdir.

cumhuriyetin ilanı ile ilgili görsel sonucu

Düşünsenize!

Atatürk, bu topraklarda 1000 yıldan fazla bir zamandır devam eden saltanat düzenine son vererek cumhuriyeti ilan etti.

Peki!

Cumhuriyetin ilan edilmesi, Türk tarihinin doğal akışına ters miydi?

Kesinlikle hayır!

Cumhuriyetin en basit tanımı “halk yönetimi”dir.

“Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun yönetim şekli cumhuriyettir” diyen Atatürk çok haklıydı.

İslam öncesi Türklerde  halk yönetimi ile ilgili görsel sonucu

Çünkü İslam öncesi Türklerde bir tür “halk yönetimi” vardı.

Türkler özgürlüklerine çok düşkünlerdi.

Ancak zaman içinde sultanların/ padişahların/halifelerin baskısı altında kalmışlardı.

Atatürk “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” ile ilgili görsel sonucu

Atatürk’ün “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler” kitabındaki ifadeleriyle; “Türk milleti en eski tarihlerinde meşhur kurultaylarında devlet başkanlarını seçmeleriyle demokrasi düşüncesine ne kadar bağlı olduklarını göstermişlerdir. Son tarih devletlerinde Türklerin oluşturdukları devletlerde başlarına geçen padişahlar bu usulden ayrılarak baskıcı olmuşlardır.”

Saltanat düzeni, Türklerin özgür ruhlarına tamamen aykırıydı.

Türkler, egemenliklerini saraya, sultana kaptırmamak için çok mücadele ettiler.

Bu nedenle dışlandılar, öldürüldüler, merkezden çevreye itildiler.

Kendi kurdukları imparatorluğun “ötekisi” olmak zorunda bırakıldılar.

Türk milleti yüzyıllarca devam eden bu saltanat baskısından, kendi yurdunun ötekisi olmaktan, kula kulluk etmekten cumhuriyet sayesinde kurtuldu.

PADİŞAH OTORİTESİNİN AZALMASI

1789 fransız devrimi ile ilgili görsel sonucu

1789 Fransız Devrimi tüm dünyayı olduğu gibi Osmanlı’yı da etkiledi.

Devrim ateşi tahtları devirmeye taçları eritmeye başlamıştı. Fransa’da cumhuriyet ilan edilmişti.

Osmanlı’da, kendini “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi olarak” gören halife/ padişahların mutlak otoritesi 19. yüzyıldan itibaren sarsılmaya başladı.

1808 senedi ittifak ile ilgili görsel sonucu

1808’de Senedi İttifak‘ın imzalanması, Meşveret Meclislerinden ayrı meclislerin kurulması, 1839 Tanzimat Fermanı’yla padişahın “kanun” üstünlüğünü tanıması, “ilkel bir parlamento” durumundaki Meclisi Ali‘yi Tanzimat’ın açılması, 1869’da yöneticilerden ve il temsilcilerinden oluşan Şurayı Devlet‘in kurulması gibi adımlarla her geçen gün padişahın egemenliği biraz daha sınırlandırıldı.

1839 tanzimat fermanı ile ilgili görsel sonucu

Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Osmanlı’da, 1808’deki Senedi İttifak’tan 1876’daki I. Meşrutiyet’e kadar geçen 68 yılda padişahın egemenlik alanı sınırlanırken halkın egemenlik alanı genişlemedi.

Çünkü Niyazi Berkes’in ifadesiyle “Yönetilenler”in yönetim işine katılması Osmanlı geleneğine yabancı bir tutumdu. (Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, s. 170)

niyazi berkes türkiye'de çağdaşlaşma ile ilgili görsel sonucu

MEŞRUTİYET VE HÜRRİYET

Peki!

Osmanlı’da 1876’da anayasanın (Kanuni Esasi) ilanı ve meclisin açılması, yani I. Meşrutiyet halkın yönetime katılmasını sağladı mı?

1876 anayasa Kanuni Esasi ile ilgili görsel sonucu

 Evet!

Kanuni Esasi’ye göre Mebusan Meclisi için seçimler yapıldı.

mebusan meclisi ile ilgili görsel sonucu

Dolayısıyla görünüşte çok sınırlı da olsa halk yönetime katıldı.

Ancak yine Kanuni Esasi’ye göre aslında I. Meşrutiyet Meclisi’nin hiçbir etkisi ve yetkisi yoktu.

Anayasaya göre tüm yetkiler padişahın elinde toplanmıştı.

II Abdülhamit bu anayasaya dayanarak 1878’de meclisi tatil etti, bir daha da 30 yıl boyunca toplantıya çağırmadı.

II Abdülhamit bu anayasaya dayanarak 1878'de meclisi tatil etti ile ilgili görsel sonucu

Yani, padişah anayasaya rağmen değil, anayasaya dayanarak istibdat (baskı) düzenini kurdu.

Önce Jön Türkler ve daha sonra da asker-sivil İttihat Terakki mensupları II. Abdülhamit’e karşı “hürriyet” mücadelesine başladılar.

Amaçları, II. Abdülhamit’e yeniden “anayasayı” ilan ettirmek ve yeniden “meclisi” açtırmaktı.

II Abdülhamit bu anayasaya dayanarak 1878'de meclisi tatil etti ile ilgili görsel sonucu

30 yıllık bir mücadeleden sonra 1908’de bu hayal gerçekleşti: II. Abdülhamit, İttihat ve Terakki’nin baskısıyla 23 Temmuz 1908‘de anayasayı yürürlüğe koyup meclisi açtı.

Böylece II. Meşrutiyet ilan edildi.

ii. meşrutiyet ile ilgili görsel sonucu

İstibdat yıkıldı.

Hürriyet geldi.

Osmanlı aydınları, asker-sivil İttihatçılar bu değişimi –II. Abdülhamit’in tahtan indirilmesi, daha demokratik bir anayasanın hazırlanması şartıyla- yeterli görüyorlardı. Nitekim 1909’da 31 Mart Olayı’ndan sonra II. Abdülhamit tahttan indirildi ve anayasa demokratikleştirildi.

1913'te Bab-ı Ali Baskını ile ilgili görsel sonucu

İttihatçılar, 1913’te Bab-ı Ali Baskını’ndan itibaren yönetimin mutlak hâkimi olunca 1918 yılına kadar meşrutiyetten başka bir yönetim modeli düşünmediler.

Ne de olsa bu 10 yıl içinde -birçok parti kurulup göstermelik olarak seçimler yapılmış olsa da- tüm güç İttihat ve Terakki’nin elindeydi.

v. mehmet reşat ile ilgili görsel sonucu

Padişah V. Mehmet Reşat’ı avuçlarının içine alan İttihatçılar, I. Dünya Savaşı sırasında anayasada bazı değişiklikler yaparak padişahın yetkilerini bile artırdılar.

İttihatçılar, bu durumda meşrutiyeti yeterli görüyorlardı.

Ancak, I. Dünya Savaşı sonuna doğru değişen şartlar, Talat Paşa gibi bazı İttihatçılara “cumhuriyeti” düşündürdü.

ittihatçılar ile ilgili görsel sonucu

Meşrutiyet, cumhuriyetin laboratuvarı oldu: Anayasa, partiler, seçim, sandık, parlamento, halkın yönetime katılması gibi kavramlar bu dönemde gündeme gelip tartışıldı.

CUMHURİYETTEN ÖNCE HÜRRİYET FİKRİ OLUŞTU

Atatürk’te “cumhuriyet” düşüncesinden önce -II. Abdülhamit istibdadına karşı- “hürriyet” düşüncesi ortaya çıktı.

Atatürk daha askeri öğrencilik yıllarında Namık Kemal, gibi “hürriyetçi” aydınların eserlerini okuyordu.

namık kemal ile ilgili görsel sonucu

Harp Akademisi’nde hürriyetçi fikirleri yaymak için gizlice bir gazete çıkarmış, bir ihbar sonunda yakalanmış, kısa bir süre hapis yatmıştı.

1905’te ilk görev yeri olan Şam’da hürriyetçi arkadaşlarıyla birlikte “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti”ni kurmuştu.

vatan ve hürriyet cemiyeti ile ilgili görsel sonucu

Bir süre İttihat ve Terakki saflarında hürriyet mücadelesini sürdürmüştü.

1909’da İttihatçılardan ayrılmıştı.

Osmanlı aydınları ve asker-sivil İttihat Terakki kadroları meşrutiyetin ilanını yeterli görürken Atatürk, meşrutiyeti asla yeterli görmüyordu.

Arkadaşlarının anlattıklarına göre Atatürk, daha Abdülhamit döneminde “cumhuriyetten” söz ediyordu.

Atatürk’ün Abdülhamit’e karşı “hürriyet” mücadelesi, zamanla saraya/sultana karşı “milli egemenlik” yani “cumhuriyet” mücadelesine dönüştü.

FRANSA ETKİSİ

Atatürk, cumhuriyet kavramıyla Fransız aydınlarının eserleriyle tanıştı.

Montesquieu’yü, J. J. Rousseau’yu okudu. J.J. Rousseau’nun tüm eserlerini okuduğunu 1 Aralık 1921’de TBMM kürsüsünden bile açıkladı.

Hatta “Toplum Sözleşmesi”ndeki egemenlik kavramını yeterli bulmayarak gerçek egemenliğin “milli egemenlik” olduğunu söyledi.

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken Fransız modelinden esinlendiğini söylüyordu.

egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ile ilgili görsel sonucu

Ancak bizim cumhuriyetimizin taklit, kopya bir cumhuriyet olmadığını, hatta Fransız modelini aştığını da ekliyordu: Örneğin TBMM’de yaptığı bir konuşmada, “Kayıtsız şartsız millet egemenliğine” dayanan Türk Devrimi’nin, hükümdarla-millet arasında “kayıt ve şartlar” ile denge arayan Fransız Devrimi’ni aştığını belirtmişti.

 “Türk demokrasisi (cumhuriyeti), Fransa ihtilalinin açtığı yolu takip etmiş fakat kendisine has seçkin niteliği ile gelişmiştir” demişti.

CUMHURİYETİN ÖRTÜSÜ: MİLLİ İRADE

Atatürk, Milli Mücadele’nin başlarında emperyalist işgale karşı ülkenin değişik yerlerinde kendi kendine ortaya çıkan haklı halk direnişinin; Kuvayı Milliye’nin, Müdafaa-i Hukuk Hareketi’nin cumhuriyete dönüştürülebileceğini çabuk sezdi.

müdafai hukuk cemiyetleri ile ilgili görsel sonucu

Çünkü millet belki de ilk kez sarayın/ sultanın isteği dışında kendi isteğiyle, kendi iradesiyle düşmana karşı direnişe geçmişti.

Atatürk bu haklı halk direnişiyle ortaya çıkan “milli iradeyi” cumhuriyete dönüştürmek için kolları sıvadı.

Atatürk, Milli Mücadele yıllarında bir taraftan emperyalizme karşı “tam bağımsızlık” savaşı verirken diğer taraftan saraya/sultana karşı “milli egemenlik” adı altında cumhuriyet mücadelesi verdi.

Anadolu’ya geçer geçmez, her fırsatta “milli iradeye” vurgu yaptı.

Cumhuriyetten açıkça hiç söz etmedi, ama her fırsatta “irade-i milliye”, “hâkimiyet-i milliye” kavramlarını kullandı.

Amasya Genelgesi'nde, “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedi. ile ilgili görsel sonucu

Amasya Genelgesi’nde, “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” dedi.

erzurum kongresi ile ilgili görsel sonucu

Erzurum Kongresi’nde, “Milli iradeyi etkin milli kuvvetleri hâkim kılmak esastır” kararı alındı.

CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ    Sinan Meydan  ile ilgili görsel sonucu

 Erzurum’da bir gün Mazhar Müfit Kansu’ya “Memlekette milli irade tabi olacak, Kuvayı Milliye de bu iradeye tabi.

Hakikat bu olunca neler olmaz.” dedi.

Hatta gelecekte “cumhuriyeti” ilan edeceğini söyledi.

“Not al, şimdilik kimseye gösterme” dedi.

III. MEŞRUTİYETTEN CUMHURİYETE

23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi.

II. Meşrutiyetin ilanı büyük coşkuyla kutlanmıştı. ile ilgili görsel sonucu

Milli Mücadele’nin başlarına kadar, tam 10 yıl Türkiye meşrutiyetle yönetildi.

İşgalin ilk günlerinde Rauf Bey’e, “Ortada bir millet var koyun sürüsü, ona bir çoban lazım, o da benim” diyen Padişah VI. Mehmet Vahdettin, 21 Aralık 1918‘de meclisi dağıttı.

Bir daha seçim çağrısı yapmadı.

Dahası, 4 Ocak 1919‘da seçimlerin barış yapılıncaya kadar ertelendiğini açıkladı.

Böylece Padişah Vahdettin, II. Meşrutiyet’e son vermiş oldu.

Bu nedenle Milli Mücadele yıllarında dönemin “devrimcileri” bile üçüncü kez meşrutiyete dönmenin hesaplarını yapıyorlar; bunun için yeniden Osmanlı Mebusan Meclisi’nin açılmasını istiyorlardı.

Ä°lgili resim

Atatürk hariç neredeyse hiç kimsenin kafasında cumhuriyet yoktu.

12 Ocak 1920′de Padişah Vahdettin, Osmanlı Mebusan Meclisi’ni açtı.

Böylece bir anlamda III. Meşruiyet ilan edilmiş oldu.

Vahdettin, hasta olduğunu belirtip meclisin açılışına gitmedi.

O günlerde Avusturya ve Macaristan birer cumhuriyete dönüşmüş, yeni kurulan Polonya ve Çekoslovakya da cumhuriyet biçiminde örgütlenmişlerdi.

Atatürk, Milli Mücadele ortamında dünyadaki bu gelişmeleri de yakından takip ediyordu.

16 Mart 1920 İngilizlerin İstanbul'u işgali ile ilgili görsel sonucu

16 Mart 1920‘de İngilizlerin İstanbul’u işgal edip Meclisi Mebusan’ı dağıtmaları üzerine hemen harekete geçen Atatürk, Ankara’da bir “kurucu meclis” toplamak istedi, ancak bunun yanlış anlaşılacağını düşünerek “olağanüstü bir meclis” için hazırlıklara başladı.

23 Nisan 1920‘de Ankara’da açılan TBMM, meşrutiyetten cumhuriyete geçişin en önemli adımıydı.

23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan TBMM ile ilgili görsel sonucu

TBMM tam anlamıyla cumhuriyetin ayak seslerinin duyulduğu bir meclisti.

Ancak o günlerde o sesleri duyabilen çok az kişi vardı.

Herkes hâlâ anayasalı padişahlı parlamento düzeninin, yani meşrutiyetin devam edeceğini düşünüyordu.

Atatürk ise “vicdanında milli bir sır olarak sakladığı” cumhuriyete doğru yürüyordu.

ankara ahi cumhuriyeti ile ilgili görsel sonucu

ANKARA AHİ CUMHURİYETİ

Atatürk’ün cumhuriyet düşüncesinin yerli- milli kökleri de vardı.

Atatürk kendi ifadeleriyle Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden (1290-1354 yılları arasında Ankara’da kurulduğu iddia edilen devlet) esinlendiğini şöyle ifade etmişti: “… Ben Ankara’yı coğrafya kitabından ziyade tarihten öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim.

ankara ahi cumhuriyeti ile ilgili görsel sonucu

Hakikaten Selçuki idaresinin bölünmesi üzerine Anadolu’da kurulan küçük hükümetlerin isimlerini okurken bir Ankara Cumhuriyeti’ni görmüştüm.

Tarih sayfalarının bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara’ya ilk defa geldiğim o gün gördüm ki aradan geçen asırlara rağmen Ankara’da hâlâ o cumhuriyet kabiliyeti devam ediyor…”

HALKA DA ANLATTI

Atatürk, 15 Ocak 1923‘te Eskişehir’de gazetecilerle ve halka yaptığı görüşmede de Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden şöyle söz etmişti: “Selçukluların yıkılmasından sonra Anadolu’da küçük değişik yönetimler yanında yalnız Ankara’da bir cumhuriyet yönetimine rastlıyoruz”.

ankara ahi cumhuriyeti ile ilgili görsel sonucu

(Arı İnan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, s. 30,31)

 Atatürk’ün vicdanındaki milli sır: Cumhuriyet

 Emperyalizme karşı bağımsızlık savaşında Atatürk’ü destekleyenler, saraya/sultana karşı cumhuriyet savaşında Atatürk’ü desteklemiyordu.

Çoğu, böyle bir savaş olduğundan bile habersizdi.

Atatürk, cumhuriyet cephesinde yapayalnızdı.

Bu nedenle zamanı gelinceye kadar cumhuriyeti vicdanında milli bir sır olarak sakladı.

Büyük bir sabırla, adeta usta bir satranç oyuncusu gibi başarılı hamlelerle cumhuriyeti ilan etti.

İşte Atatürk’ün o olağanüstü cumhuriyet mücadelesi…

23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan TBMM ile ilgili görsel sonucu

23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM meşrutiyetten cumhuriyete geçişte çok önemli bir rol oynadı.

Cumhuriyet kolay kurulmadı.

Atatürk, Milli Mücadele’nin başından sonuna kadar büyük bir sabırla cumhuriyetin altyapısını hazırladı.

Atatürk’ün cumhuriyet stratejisi, bu konudaki hamleleri, usta bir satranç oyuncusunun her biri en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş hamlelerine benzer.

SAKLI CUMHURİYET

Atatürk -kendi ifadesiyle- 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya geçerken “millet egemenliğine dayanan tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmayı” düşünüyordu.

19 mayıs 1919'da ne oldu ile ilgili görsel sonucu

Nutuk’taki ifadesiyle “Padişahsız, halifesiz kurtuluşa inanan hiç kimsenin olmadığı” bir ortamda zamanı gelinceye kadar cumhuriyetten değil, sultanı/ halifeyi kurtarmaktan söz etmişti.

erzurum kongresi ile ilgili görsel sonucu

Örneğin, Sivas Kongresi’ne verilen gizli bir önergede “Anadolu’da yepyeni bir cumhuriyet mahiyetinde bir Türk devleti kurmaktan” söz edilmesi üzerine Atatürk, önergenin altına, “sırası gelecektir, şimdi okunmasın” diye bir not düşmüştü.

Ankara’ya giderken onu Hacı Bektaş’ta karşılayan Çelebi Cemalettin Efendi‘nin -5 saat süren görüşme sırasında- cumhuriyetten söz etmesi üzerine Atatürk, henüz zamanı olmadığını belirterek konuyu kapatmıştı.

Ä°lgili resim

Kısacası, Milli Mücadele yıllarında açıkça cumhuriyetten hiç söz etmeden, ettirmeden “millet egemenliğine” vurgu yaparak cumhuriyetin altyapısını hazırlamıştı.

Ancak yine de Atatürk’ün “milli egemenlik” yolunda attığı güçlü adımlarla Türkiye’yi cumhuriyete götürdüğünü sezenler vardı.

Örneğin, Erzurum Kongresi günlerinde Erzurum’da bulunan İngiliz Yarbay Rawlinson, Kemalistlerin cumhuriyet ilan edeceklerinden kuşkulanmıştı.

Erzurum'da bulunan İngiliz Yarbay Rawlinson ile ilgili görsel sonucu

Londra’ya döndüğünde bu konuyu Lord Curzon’a açmıştı.

lord curzon ile ilgili görsel sonucu

1919 sonlarında Anadolu’ya ikinci gelişinde Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa’ya cumhuriyeti düşünüp düşünmediklerini sormuş, cumhuriyeti düşünmeyen Kazım Karabekir Paşa da “Bizde cumhuriyet olmaz, çünkü geleneksel padişahlığa karşı hürmet ve muhabbet çoktur” demişti.

İngiliz Yüksek Komiseri Robeck, Sivas Kongresi sonrasında, 17 Eylül 1919’da Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği bir telgrafta, “Atatürk’ün önderliğindeki milliyetçiler, Anadolu’da özerk bir cumhuriyet kurma yolundadır” demişti.

(Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, s. 190)

Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye ile ilgili görsel sonucu

İngiliz Times Gazetesi de 22 Eylül 1919 tarihli sayısında Sivas Kongresi’nden “Sivas’taki Anadolu Cumhuriyeti” diye söz etmişti.

Anadolu direnişinin cumhuriyete doğru gittiğini sezenler arasında Padişah Vahdettin ve İstanbul Hükümeti’nin bazı üyeleri de vardı: Vahdettin, 1922 Şubat’ında Avrupa’ya giderken İstanbul’a uğrayıp kendisiyle görüşen Yusuf Kemal’den (Tengirşek), TBMM’nin cumhuriyetçi olup olmadığını öğrenmeye çalışmıştı.

O günlerde Sadrazam Ali Rıza Paşa da “Cumhuriyet yapacaklar cumhuriyet!” diye yakınmıştı.

sadrazam ali rıza paşa ile ilgili görsel sonucu

Padişah ve onun hükümeti, TBMM’nin açılmasını ve sonrasında alınan kararları -çok isabetli olarak- cumhuriyete gidiş olarak yorumlamışlardı.

Padişah Vahdettin’in özellikle TBMM açıldıktan sonra Milli Mücadele’ye her bakımdan savaş açmasının temel nedenini burada aramak gerekir.

Milli Mücadele sırasında Padişah Vahdettin ile Atatürk arasındaki savaş, cumhuriyet ile mutlakıyet savaşıdır. Sonunda kazanan Atatürk ve cumhuriyet olmuştur.

Hoca Raif (Dinç) Efendi, ile ilgili görsel sonucu

Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Hoca Raif (Dinç) Efendi, TBMM’nin Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu (1921 Anayasası’nı) kabulünden sonra Erzurum’a dönmüş, saltanatı ve hilafeti savunmak için Muhafaza-i Mukaddesat Cemiyeti’ni kurmuş, bir daha da Ankara’ya dönmemişti.

Kazım Karabekir Paşa, kendisine “neden böyle davrandığını” sorduğunda Ankara’da cumhuriyete doğru gidildiğini söylemişti.

Ä°lgili resim

Karabekir Paşa da cumhuriyete karşıydı.

Atatürk’e, Hoca Raif Efendi’nin kaygılarında haklı olup olmadığını sordu.

Cumhuriyeti vicdanında milli bir sır olarak saklayan Atatürk, Karabekir Paşa’ya “Bu kanunda cumhuriyeti ifade eden bir şey yoktur…” diye cevap vermek zorunda kalmıştı.

KAVRAMA SINIRLARI BİTENLER

Atatürk, bir taraftan aldığı cesur kararlarla cumhuriyete doğru yürürken, diğer taraftan zamanı gelinceye kadar cumhuriyeti saklamak, açığa vurmamak zorundaydı.

Çünkü emperyalizme karşı bağımsızlık savaşında Atatürk’ü destekleyenler, saraya/sultana karşı cumhuriyet savaşında Atatürk’ü desteklemiyorlardı.

Rauf Bey, Refet Bey, Kazım Karabekir ile ilgili görsel sonucu

Askeri cephelerde Atatürk’ün yanında duran Rauf Bey, Refet Bey, Kazım Karabekir gibi silah ve dava arkadaşları, cumhuriyet cephesinde Atatürk’ün yanında değillerdi. Atatürk, cumhuriyet cephesinde yapayalnızdı.

Nutuk’taki Atatürk’e kulak verelim:

“Milli Mücadele’de başarıya yaklaştıkça safha safha bugünkü döneme kadar milli egemenlik rejiminin bütün ilke ve gereklerini yerine getirmek doğal ve kaçınılmaz bir tarihi akış idi.

Bu kaçınılmaz tarihi akışı, gelenekten gelen alışkanlığı ile hemen sezmiş olan hükümdar ailesi, ilk andan başlayarak Milli Mücadele’nin amansız düşmanı kesildi.

Bu kaçınılmaz tarihi akışı daha başlangıçta ben de görmüş ve sezmiştim.

Ancak sonuna kadar devam etmiş olan bu sezgimizi başlangıçta bütün yönleri ile açığa vurup ifade etmedik…

Başarı için pratik ve güvenilir yol, her safhayı zamanı geldikçe uygulamaktı.

Milletin gelişmesini ve yükselmesini sağlayacak doğru yol buydu.

Ben de bu yolda yürüdüm.”

milli mücadele dönemi ile ilgili görsel sonucu

Atatürk, bu yolun “cumhuriyet yolu” olduğunu anlayan yakın arkadaşlarının kendisinden yavaş yavaş ayrıldıklarını da şöyle ifade ediyor:

“Milli Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları, milli hayatın bugünkü cumhuriyet ve cumhuriyet kanunlarına kadar uzanan gelişmelerinde kendi fikir ve ruh yeteneklerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir.”

Atatürk, “fikir ve ruh yeteneklerinin kavrama sınırları bitenlerin” tüm direnişine rağmen cumhuriyeti ilan etmeyi başarmıştı.

Cumhuriyet hiç kimsenin değil, Atatürk’ün eseridir.

Atatürk, Milli Mücadele kazanılıncaya kadar cumhuriyeti “vicdanında milli bir sır” olarak sakladı.

Nutuk’taki ifadeleriyle, “Ben, milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme yeteneğini, bir milli sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş bütün bir topluma uygulatmak zorunluluğunda idim.”

CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ    Sinan Meydan  ile ilgili görsel sonucu

CUMHURİYET SATRANCI

Atatürk cumhuriyeti ilan edebilmek için adeta usta bir satranç oyuncusu gibi birbirini tamamlayan hamleler yaptı.

Birinci hamle: 23 Nisan 1920‘de Ankara’da milletin temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi’ni açtı.

Atatürk’ün hazırladığı ve bu meclisin kabul ettiği bildirideki kararlardan birinde “Meclisin üstünde hiçbir güç ve kuvvet yoktur” deniliyor, diğerinde “Meclise bir padişah vekili atamanın gereksiz olduğu” belirtiliyordu.

 Bu kararlar cumhuriyet kokuyordu.

İkinci hamle: Atatürk, 13 Eylül 1920‘de TBMM’ye bir “Halkçılık Beyannamesi” sundu.

18 Kasım 1920’de TBMM’de kabul edilen bu Halkçılık Beyannamesi’nde geçen “Türkiye halkını (…) irade ve hâkimiyetinin sahibi kılmak” ifadesi 1921 Anayasası’nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) 1. Maddesi’ne “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şeklinde yansıyacaktı.

Yani 1921 Anayasası’nın içine koca bir cumhuriyeti gizleyen bizzat Atatürk’tü.

Teşkilatı-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) ile ilgili görsel sonucu

Üçüncü hamle: 20 Ocak 1921’de Teşkilatı-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) kabul edildi.

  1. Maddesi aynen şöyleydi: “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

Yönetim usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır”.

Eğitimci Kazım Nami Duru’nun ifadesiyle 1921 Anayasası’nın ilk iki maddesi “başlı başına yeni bir âlem icat etmişti.”

Kazım Nami Bey ile ilgili görsel sonucu

İşte Kazım Nami Bey’in o günlerde “yeni bir âlem” diye tanımladığı şey cumhuriyetti.

Nitekim Atatürk, bu gerçeği 23 Eylül 1923’te New Free Press muhabirine verdiği demeçte şöyle itiraf edecekti: “Yeni Türkiye, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ilk maddelerini size tekrar edeceğim: Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.

Yürütme kudreti, yasama yetkisi, milletin biricik gerçek temsilcisi olan Meclis’te belirmiş ve toplanmıştır.

Bu iki cümleyi bir kelimede özetlemek mümkündür: Cumhuriyet.”

CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ    Sinan Meydan  ile ilgili görsel sonucu

ATATÜRK’ÜN MİLLİ EGEMENLİK VURGUSU

Atatürk, 1 Kasım 1922′de saltanatın kaldırılması nedeniyle mecliste yapacağı konuşmanın el yazısı notlarının bir yerinde “milli egemenliğe” şöyle vurgu yapıyordu: “… Millet mukedderatını (kaderini) doğrudan doğruya eline aldı ve milli saltanat ve hakimiyetini bir şahısla değil bütün efradı (fertleri) tarafından müntehab (seçilen) ve vekillerden terekküb (oluşan) bir meclis-i alide (yüce mecliste) temsil etti.

İşte o meclis, meclis-i alinizdir.

Milletin saltanat ve hakimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir ve bu makamı hakimiyetin (egemenlik makamının) hükümetine Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti denir.”

CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ    Sinan Meydan  ile ilgili görsel sonucu

Dördüncü hamle: 1922 sonlarında Milli Mücadele kazanıldı,

Anadolu düşmandan temizlendi.

İtilaf devletleri Lozan’da toplanacak barış konferansına hem İstanbul’daki hem Ankara’daki hükümeti çağırdılar.

İtilaf devletleri Lozan'da toplanacak barış konferansına hem İstanbul'daki hem Ankara'daki hükümeti çağırdılar. ile ilgili görsel sonucu

Bu ikili çağrı Atatürk’e aradığı fırsatı verdi.

Lozan öncesi bu ikiliğe son vermek gerekçesiyle saltanatı kaldıracaktı.

Tartışmalar uzayınca bir sıranın üzerine çıkıp şu konuşmayı yaptı: “Hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye ilim gereğidir diye görüşmeyle tartışmayla verilmez.

Hâkimiyet, saltanat kuvvetle güçle, zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin hâkimiyeti ve saltanatına el koymuşlardır.

Bu zorbalıklarını 600 yıldan beri sürdürmüşlerdir.

Şimdi de Türk milleti bu saldırganlara isyan ederek hâkimiyet ve saltanatını fiilen kendi eline almış bulunuyor…”

1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı. ile ilgili görsel sonucu

1 Kasım 1922‘de saltanat kaldırıldı.

Beşinci hamle: Ancak bir sorun vardı: 1876 Kanunu Esasi‘ye II. Abdülhamit tarafından eklenen, “Osmanlı saltanatı hilafeti de içerir” cümlesi nedeniyle saltanat kalktığında otomatik olarak hilafet de düşecekti.

Ancak saltanatla birlikte halifeliğin de kaldırılması o sırada büyük sorunlar yaratabilirdi.

Bu nedenle saltanatla halifelik birbirinden ayrılıp saltanat kaldırıldı, ama halifeliğe dokunulmadı.

İki yıl daha dokunulmayacaktı.

17 Kasım 1922'de Halife Vahdettin İngilizlere sığınıp kaçınca, ile ilgili görsel sonucu

17 Kasım 1922‘de Halife Vahdettin İngilizlere sığınıp kaçınca, TBMM, Osmanlı soyundan Abdülmecit Efendi’yi halife seçti.

TBMM, Osmanlı soyundan Abdülmecit Efendi'yi halife seçti. ile ilgili görsel sonucu

Saltanat kaldırıldıktan sonra, eski rejim yandaşları halifenin etrafında toplanmaya başladılar: “Halife meclisindir, meclis halifenindir” formülüyle ortaya çıktılar.

Örneğin Eşref Edip (Fergan), Afyon Mebusu İsmail Şükrü Efendi’nin imzasıyla yayımladığı “Hilafeti İslamiye ve Büyük Millet Meclisi” adlı kitabında halifeyi devlet başkanı gibi gösteriyordu.

 “Halife meclisin, meclis halifenindir” demek aslında saltanatın geri dönmesi demekti.

Bu nedenle artık cumhuriyetin önündeki en büyük engel halifelikti.

Altıncı hamle: İşte o günlerde Atatürk seçimleri yenilemeye karar verdi.

Böylece daha devrimci bir meclis oluşturup o meclisle hem cumhuriyeti ilan edebilecek hem halifeliği kaldırabilecekti.

1 Nisan 1923‘te seçim kararı çıktı.

Ä°lgili resim

Yedinci hamle: Atatürk 8 Nisan 1923‘te “9 Umde/İlke” aldı seçim bildirgesini yayımladı.

Bu ilkeler Atatürk’ün kurmayı planladığı Halk Partisi’nin de ilk programı gibiydi.

Halk Partisi'nin ilk programı ile ilgili görsel sonucu

Birinci ilkede, her konuda “milli egemenliğe” uygun hareket edileceği; ikinci ilkede, “saltanatla hilafeti ayıran ve saltanatı kaldıran 1 Kasım 1922 tarihli yasanın değiştirilemeyeceği” belirtilmişti.

Sekizinci hamle: 15 Nisan 1923‘te Hıyaneti Vataniye Kanunu’nda bir değişiklik yapıldı.

Daha önce “Hilafeti, saltanatı ve Osmanlı ülkesini yabancıların elinden kurtarmak amacıyla kurulmuş olan Büyük Millet Meclisi’ni eleştirmek vatana ihanet suçudur” biçimindeki cümle, “Büyük Millet Meclisi’ni eleştirmek vatana ihanet suçudur” biçiminde kısaltıldı.

Ayrıca kanuna “1 Kasım 1922’de alınan kararı eleştirmek vatana ihanet suçudur” şeklinde bir madde eklendi.

Ahmet Kuyaş, 1919-1923 Cumhuriyet Kuruluş Öyküsü ile ilgili görsel sonucu

(Ahmet Kuyaş, 1919-1923 Cumhuriyet Kuruluş Öyküsü, s. 42).

Böylece meclis korunmaya devam edildi, hilafet savunmasız bırakıldı, ayrıca saltanatçılar susturuldu.

Dokuzuncu hamle: 11 Ağustos 1923‘te II. TBMM açıldı.

11 Ağustos 1923'te II. TBMM açıldı. ile ilgili görsel sonucu

14 Ağustos’ta Ankara Milletvekili Atatürk yeniden TBMM Başkanı seçildi.

9 Eylül 1922′de Halk Fırkası kuruldu.

9 Eylül 1922'de Halk Fırkası kuruldu. ile ilgili görsel sonucu

 (10 Kasım 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası oldu.)

Genel Başkan Atatürk, Genel Sekreter Recep Peker, Başkanvekili de İsmet Paşa oldu.

13 Ekim 1923’te Ankara başkent ilan edildi.

Avrupa, bu kararı şaşkınlıkla karşıladı.

Yeni başkenti tanımamak için bir hayli direndiler.

Avrupa, asıl büyük şaşkınlığı, 16 gün sonra, cumhuriyet ilan edildiğinde yaşayacaktı!

Atatürk “şah ve mat” demek üzereydi.

Cumhuriyet satrancının kazananı milletti.

Böylece millet, yüzyıllar sonra, kendi egemenliğine sahip oldu, sarayın kulu olmaktan kurtulup cumhuriyetin özgür bireyleri haline geldi.

atatürk ve ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

 ‘Gün gün saat saat Cumhuriyet’

 Bugün 29 Ekim 2018 Pazartesi…

Tam 95 yıl önce bugün, 29 Ekim 1923 Pazartesi, akşam saat 20.30’da Büyük Millet Meclisi cumhuriyeti ilan etti.

Böylece bin yıldan fazla bir zaman sonra Türk Milleti, kendi iradesini kendi eline aldı.

Peki, ama cumhuriyet nasıl ilan edildi?

29 Ekim öncesindeki o birkaç günde neler yaşandı?

Atatürk, cumhuriyeti ilan ettirebilmek için nasıl bir strateji izledi?

Peki ya, 95 yıl önce o pazartesi günü neler oldu?

İşte gün gün, saat saat cumhuriyetin gerçek hikâyesi…

24 EKİM ÇARŞAMBA

11 Ağustos 1923‘te İkinci Meclis açıldı.

Fethi Bey (Okyar) ile ilgili görsel sonucu

Fethi Bey (Okyar) hükümeti kurdu.

Başbakan Fethi Bey aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’nı da yürütüyordu.

Bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesi mecliste karışıklığa yol açtı.

Çok geçmeden muhalifler, Fethi Bey’i ve onun başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nu çok ağır biçimde eleştiriye başladılar.

Atatürk’ün dediği gibi, bakan olamayanlar bakan olanları eleştiriyordu.

rauf bey ile ilgili görsel sonucu

Bu arada yeni mecliste eski Başbakan Rauf Bey’e bağlı bir muhalefet de filizlenmeye başlamıştı.

İşte tam o sırada Atatürk harekete geçti.

Nutuk’taki deyişiyle, “Uygulanması için sıra beklediğim bir düşüncenin uygulanma zamanı gelmişti.

Bunu itiraf edeyim.”

Atatürk, Fethi Bey’den İçişleri Bakanlığı görevini bırakmasını istedi.

Fethi Bey, 24 Ekim’de İçişleri Bakanlığı görevini bıraktı.

ali fuat paşa ile ilgili görsel sonucu

Ali Fuat Paşa da aynı gün Meclis İkinci Başkanlığı’ndan ayrıldı.

Boşalan bu yerler için mecliste kıyasıya bir yarış başladı.

25 EKİM PERŞEMBE

Halk Fırkası Grubu, muhaliflerden Rauf Bey’i Meclis İkinci Başkanlığı’na gıyaben aday gösterdi.

Yine muhaliflerden Sabit Bey de gıyaben İçişleri Bakanlığı’na aday gösterildi.

Sabit Bey (gözügeçgel) ile ilgili görsel sonucu

Atatürk, Rauf Bey’in Meclis İkinci Başkanlığı’na, Sabit Bey’in de İçişleri Bakanlığı’na aday gösterilmelerini muhaliflerin karşı hamlesi olarak değerlendirdi.

26 EKİM CUMA

Atatürk kabineyi Çankaya’da topladı.

Yapılan durum değerlendirilmesinden sonra kabinenin istifa etmesine karar verildi.

Orduların başında bulunan Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa hariç herkes istifa edecekti.

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile ilgili görsel sonucu

İstifa eden vekiller, meclis tarafından yeni kabineye seçilmeleri halinde bu görevi de kabul etmeyeceklerdi.

Atatürk, önce Meclis Hükümeti Sistemi’nin zayıflığını herkese gösterecek, sonra da bu sorunu aşmak için rejim değişikliğini gündeme getirecekti.

Plan buydu.

27 EKİM CUMARTESİ

Hükümet istifa etti.

Yeni hükümeti kurmak için mecliste kulis çalışmaları başladı.

Kısa süre sonra birçok liste ortaya çıktı.

Grupların sayısı gittikçe artıyor, hükümet bir türlü kurulamıyor, bunalım derinleşiyordu.

Muhalefet teşkilatsızdı ve bir bütün olarak hareket edemiyordu.

nutuk ile ilgili görsel sonucu

O gün olup bitenleri Atatürk Nutuk’ta şöyle anlatıyor:

“Muhteris grubu (muhalifleri), hükümet kurmakta tamamen serbest bırakıyoruz.

Kabinedeki hiçbir vekili işin içine katmaksızın istedikleri kişilerle istedikleri gibi bir Bakanlar Kurulu oluşturup ülkeyi yönetmelerinde hiçbir sakınca görmüyoruz.

Fakat hükümet kurup ülkeyi yönetemeyeceklerine eminiz.”

28 EKİM PAZAR

Hükümet kurmak için kulis faaliyetleri 28 Ekim akşamına kadar devam etti.

Ancak hükümet kurulamadı.

Meclis Hükümeti Sistemi tıkanmış, işlemiyordu.

Birçok milletvekili sorunu çözmek için Atatürk’ün çağrılmasını istedi.

Atatürk, çağrıldı ve geldi.

Hazırlanan aday listesindeki bazı kişilerin listeye girmek istemediklerini gördü.

Bunun üzerine kesin bir aday listesi hazırlanmasını isteyerek oradan ayrıldı.

Atatürk, beklenen anın geldiğine karar verdi.

Meclisten Çankaya’ya dönerken bazı arkadaşlarını Çankaya’ya akşam yemeğine davet etti.

28 Ekim akşamı, İsmet İnönü, Kazım Özalp, Fethi Okyar, Ruşen Eşref Ünaydın, Fuat Bulca, Kemalettin Sami ve Halit Karsıalan Çankaya’da Atatürk’ün sofrasındaydı.

Ä°lgili resim

Cumhuriyetten önceki son akşam yemeğini yiyeceklerdi.

Sonrasını Atatürk’ten dinleyelim:

“Yemek sırasında ‘Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz’ dedim.

Orada bulunan arkadaşlar derhal düşünceme daldılar.

Yemeği bıraktık.

O dakikadan itibaren nasıl hareket edileceği konusunda kısa bir program yaparak arkadaşları görevlendirdim.”

Atatürk, oradakilere yarın cumhuriyetin nasıl ilan edileceklerini de anlattı.

Kemalettin Sami Paşa ile ilgili görsel sonucu

Yapılan plana göre yarınki grup toplantısında Kemalettin Sami Paşa bir önerge vererek Atatürk’ü gruba davet edecekti.

Misafirler çabuk gittiler.

Atatürk, İsmet Paşa’nın kalmasını istedi.

Hemen bir masa başına geçtiler.

Yan yana oturdular.

Kalem kâğıt İsmet Paşa’nın elindeydi.

Atatürk söylüyor,

İsmet Paşa yazıyordu.

atatürk ve ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

Önce yasa tasarısını görüştüler.

Atatürk, 1921 Anayasası’nın bazı maddelerinde cumhuriyet için gerekli değişiklikleri yaptı.

Birinci maddenin sonuna “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir” diye ekledi.

İki arkadaş, Sakarya, Büyük Taarruz, Lozan derken şimdi de cumhuriyet için baş başa vermişlerdi.

atatürk ve ismet inönü ile ilgili görsel sonucu

Türkiye’nin kaderinin belirlendiği o geceyi İsmet Paşa şöyle anlatıyor:

“Atatürk sonucu bana söylüyordu, ben yazıyordum.

Böylece çerçeve tamamlandıktan sonra yeniden okudum.

Atatürk, dikkatle dinledi.

Düşündü. ‘Hazırlık tamam’ dedi.

Ayrılmak üzere izin verdi.

Ben köşkte konuktum.

Odama çekildim.

Ertesi sabah metni tekrar bir gözden geçirdik ve beraberce meclise gittik.”

Cumhuriyetin ilanına artık sadece saatler vardı.

29 Ekim 1923 Pazartesi: Cumhuriyetin İlanı ile ilgili görsel sonucu

 29 EKİM 1923 PAZARTESİ:

CUMHURİYETİN İLANI

Büyük Millet Meclisi şekli hükümetimizin cumhuriyet olarak ilanına karar verdi.

Gazi Paşa Hazretleri müttefikan reisi cumhur…

(Açık Söz, 30 Ekim 1923)

O gün Halk Partisi Grubu sabah saat 10.00’da Fethi Bey (Okyar) başkanlığında toplandı.

Bakanlar Kurulu seçimi için görüşmeler başladı.

Ancak yine sonuç alınamadı.

Bir süre sonra Kemalettin Sami Paşa’nın önergesi okundu.

Önergede genel başkan olarak Atatürk’ün sorunu çözmek için görevlendirilmesi isteniyordu.

Önerge kabul edildi ve Atatürk toplantıya çağrıldı.

29 Ekim 1923 Pazartesi: Cumhuriyetin İlanı ile ilgili görsel sonucu

Şimdi Atatürk’e kulak verelim:

“Görüşmeler sırasında Çankaya’da evimde bulunuyordum.

Kemalettin Sami Paşa’nın önergesinin kabul edilmesi üzerine toplantıya davet edildim.

Toplantı salonuna girer girmez doğruca kürsüye çıktım ve kısaca şu görüş ve teklifleri ortaya attım.”

‘Efendiler’ dedim.

Hükümet üyelerinin seçiminde görüş birliği sağlanamadığı anlaşılmıştır.

Bana bir saat kadar müsaade buyurun.

Bulacağım çözüm yolunu bildiririm.”

Fethi Bey bu teklifi oya koydu.

Teklif kabul edildi.

Atatürk bu bir saat içinde gereken kişileri meclisteki odasına davet ederek onlara 28 Ekim gecesi hazırladığı karar tasarısını gösterip bulduğu çözümü anlattı.

Saat 13.30’da parti genel kurulu Fethi Bey’in başkanlığında toplandı

Atatürk tekrar kürsüye çıktı.

Ä°lgili resim

“Kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildedir” dedi.

Sonra, “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun bazı noktalarını açıklığa kavuşturmak lazımdır.

Teklifim şudur!” diyerek tasarıyı meclis kâtiplerinden birine verdi.

Tasarı okunduğunda, Atatürk’ün “cumhuriyet” teklif ettiği anlaşıldı.

Derhal görüşmeler başladı.

Birçok milletvekili söz alarak görüşlerini bildirdi.

rasih kaplan ile ilgili görsel sonucu

Antalya Milletvekili Rasih (Kaplan) Hoca kürsüye geldi.

Ağır ağır ve kendinden emin, “Din bakımından da en uygun hükümet şekli cumhuriyettir” dedi.

Sözlerini “Yaşasın cumhuriyet!” diye bitirdi.

Meclis birden hareketlendi.

Bütün milletvekilleri “Yaşasın cumhuriyet” diye bağırıyordu.

ismet inönü meclis konuşmaları ile ilgili görsel sonucu

İsmet Paşa kürsüye geldi.

Milletvekillerinin gözlerinin içine bakarak konuştu:

Türkiye’de bir devlet başkanı olmamasının Avrupa ülkeleriyle ilişkileri olumsuz etkilediğini söyledi.

Sonra şöyle devam etti: “Millet hâkimiyeti fiili olarak eline almıştır.

O halde bunu hukuki olarak dile getirmekten neden çekiniyoruz?

Cumhurbaşkanı olmadan başbakan seçilmesini teklif etmek kanunsuz olur.

Bunda şüpheye yer yoktur.

Başbakanın seçilebilmesi için Gazi Paşa Hazretlerinin teklifinin kanunlaşması gerekir.”

abdurrahman şeref bey ile ilgili görsel sonucu

Sonra meclisin en yaşlı üyesi Abdurrahman Şeref Bey kürsüye geldi: “Hükümet biçimlerini birer birer saymak gereksizdir.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Kime sorarsanız sorunuz bu cumhuriyettir.

Doğan çocuğun adıdır.

Ama bu ad kimilerine hoş gelmezmiş varsın gelmesin” dedi.

Parti grubu toplantısının ardından meclis toplantısına geçildi.

Saat 18.00’de TBMM toplantısı başladı.

Tasarı okunduktan sonra oylamaya geçildi.

Her milletvekili oyunu bir kaba attı.

Seçim 15 dakikada bitti.

Oylar sayıldı.

O gün oylamaya katılan 158 milletvekilinin tamamı “cumhuriyete” olumlu oy verdi.

Meclis Başkanı Çorum Milletvekili İsmet Bey (Eker) sonucu açıkladı: “Tasarı oy birliğiyle kabul edilmiştir.”

Çorum Milletvekili İsmet Bey (Eker) ile ilgili görsel sonucu

Meclis coşkuyla dalgalandı.

 “Yaşasın cumhuriyet” sesleri meclis duvarlarını aşıp Ankara’nın sokaklarına taştı.

Cumhuriyet ilan edildiğinde saat 20.30’u gösteriyordu.

Daha sonra 158 oyla Atatürk, cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Meclis şimdi de “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” diye çınlıyordu.

Atatürk sanki hiçbir şey olmamış gibi sakin bir şekilde kürsüye geldi.

O gün dişi ağrıyordu.

Bu nedenle kısa konuştu.

Milletvekillerine teşekkür etti.

atatürk meclis kürsüsünde ile ilgili görsel sonucu

Sözlerini şöyle bitirdi: “Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve galip olacaktır.”

ÜÇ KERE: YAŞASIN CUMHURİYET

1923’te buğdayı dışarıdan satın alan Cumhuriyet 1938’de uçak üretiyordu.

29 Ekim 1923’te saat 18.00’de TBMM’de cumhuriyetin ilanı görüşülmeye başladığında olup bitenleri Anayasa Komisyonu Sözcüsü Celal Nuri (İleri), ertesi gün “İleri” gazetesinde şöyle anlatmıştı:

celal nuri ileri ile ilgili görsel sonucu

“Anayasa Komisyonu üyeleri başkâtip Veysel Bey’in odasında maddelerin redaksiyonunu yapıyorlardı.

başkâtip Veysel Bey ile ilgili görsel sonucu

Başkan Yunus Nadi zayıf bir petrol lambasının altında maddeleri okuyordu.

yunus nadi abalıoğlu ile ilgili görsel sonucu

Ben, kararı kaleme aldım.

O yüce yasayı özel bir kâğıt üzerine, özel bir demir kalemle ve mavi mürekkeple yazdık…

Birkaç günden beri büyük salon elektrikle aydınlatılıyor.

Üyeler tam, dinleyici locaları dolmuş.

Hatta salonun içinde bile dinleyici dolu.

Hemen kürsüye çıktım ve dört gözle beklenen yasa tasarısını sundum…

ruşen eşref ile ilgili görsel sonucu

Ruşen Eşref tasarıyı yüksek sesle okudu.

Herkeste bir heyecan ve büyük olaya tanık olmanın onuru var. Sıralarda oturacak yer yok.

Geleceğin cumhurbaşkanı (Atatürk) öndeki sıralardan birine ilişmiş, Fethi Bey (Okyar) biraz ötemde, Şair Mehmet Emin (Yurdakul) coşkun bir durumda.

 Herkesin yüzünde bir beğeni var…

Emin Bey (Yurdakul) ile ilgili görsel sonucu

Yurtsever Emin Bey (Yurdakul) ilk madde sırasında söz aldı, kürsüye çıkıp çok heyecanlı bir şekilde tüm meclisin ayakta üç kere ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diye bağırmasını önerdi.

Sevinç duygularımız son noktasına ulaştı.

Herkes ayakta, eller çırpılıyor…

Yeri gelmişken uzatmayayım.

Şimdi bu satırları kaydederken Ankara’nın kutsal ufuklarına 101 pare top atılıyor.”

(Şerafettin Turan, Atatürk, s. 403,404).

(Şerafettin Turan, Atatürk ile ilgili görsel sonucu

CUMHURİYETİN RUHU LAİKTİR

Cumhuriyetin ilanı her şeyden önce egemenliğin kaynağını değiştirmiştir.

Cumhuriyetin ilanıyla “dinsel egemenliğin” yerini “dünyevi egemenlik” almıştır.

Şöyle ki, cumhuriyet, kendini “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olarak gören “saray saltanatına” son vererek egemenliği, asıl sahibine; millete vermiştir.

Fransız Devrimi’nden beri milli egemenlik, dolayısıyla cumhuriyet laiktir.

laik cumhuriyet nedir ile ilgili görsel sonucu

Bu nedenle “laik” niteliğini yitiren bir cumhuriyet, aslında cumhuriyet olmaktan çıkar.

★★★

“… Birinci vazifen: Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır…”

Birinci vazifen: Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır… ile ilgili görsel sonucu

Nice 95 yıllara…

 

One thought on “CUMHURİYETİMİZİN KÖKLERİ —– ALINTIDIR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s