ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ —– ALINTIDIR

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ

 ÅžEHÄ°TLER AĞACI PROJESÄ° ile ilgili görsel sonucu

1980’DEN SONRA ŞEHİT OLANLAR

Heykeltıraş Dr. Derviş Özer’in hazırladığı Şehitler Ağacı projesi kapsamında, 2009’da Kızılcahamam Şehit Fatih Duru Parkı’nda kurumuş bir sedir ağacı anıt haline getirildi.

Bu anıta da 1980 yılından sonra şehit olanların isimleri, rütbeleri ve ölüm tarihlerinin yazılı olduğu künyeler çakıldı.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

7 BİN 300’DEN FAZLA KÜNYE BULUNUYOR

7 bin 300’den fazla şehit künyesinin yer aldığı, Çözüm Süreci’yle beraber son birkaç yıldır künye çakılmayan Şehitler Ağacı’na önceki gün, son 1.5 ayda yaşanan terör saldırılarında verilen 56 şehidin daha künyesi çakıldı.

 Şehitlerin künyelerini önceki gün anıt ağacına, Özer’in Kızılcahamam’da yaşayan arkadaşı Nurettin Koçak çaktı.

2009’daki açılışında ve daha sonraki dönemlerde siyasilerin ve bürokratların katıldığı törenlerle asılan şehit künyeleri, son dönemde ise sessiz sedasız yerini buldu.

 Hürriyet’in haberine göre, Koçak,

“Artık sayı olarak da bilmek istemiyoruz.

Çünkü canımız çok yanıyor”  dedi.

Dün ölen 57’nci şehit Yüzbaşı Ali Alkan’ın künyesi ise daha sonra çakılacak.

Ä°lgili resim

AĞACIN HİKAYESİ

 Heykeltraş Dr. Derviş Özer, 1990’lı yılların başında Afyonkarahisar’da gördüğü şehit cenazesinden etkilenerek Şehitler Ağacı projesini hazırladı.

 Projesini 2009’da hayata geçirme fırsatını bulan Özer, Şehit Fatih Duru Parkı’nı yapacak olan Kızılcahamam Belediyesi’ne başvurdu.

Projesine onay alan Özer, parktaki kurumuş bir sedir ağacına şehitlerin künyelerini çaktı. Heykeltıraş Özer, “Anıtı sık sık ziyaret eden şehit anneleri var.

Hatta bir tanesi ‘Buraya geldiğimde oğlumun  Rüzgârını duyuyorum’ demişti bana.

Her gün ‘Bugün kaç şehit gelecek’ diye beklemek kadar kötü bir olay yok”  dedi.

Ankara Kızılcahamam’daki Şehitler Ağacı’na son dönemde artan terör olaylarında şehit olan 56 şehidin daha künyeleri asıldı.

İşte Şehit Ağacı’nın buruk hikayesi…

kızılcahamam Şehit Fatih Duru Parkı ile ilgili görsel sonucu

 KIZILCAHAMAMDA ŞEHİTLER AĞACI

 Kurtuluş Savaşı sırasında, Bilecik İstasyonu’nda oğlunu cepheye uğurlayan bir Türk anası, “son yongası” olan çocuğuna, “Oğlum babanı Dimetoka’da, dayını Şipkada, ağabeylerini

Çanakkale’de kaybettim, sen benim son yongamsın. Sende dönmezsen ben Allah’a emanet” diyordu ve ilave ediyordu; “Git, sen de git…”

Yiğit Mehmetçikler, “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” ilkesini kendilerine ilke edinerek gittiler cephelere, kimi Silistre’de, kimi Yemen’de, kimi Çanakkale’de, kimi Trablusgarp’ta canlarını verdiler kutsal bildikleri vatan için…

Onlar Türk milletinin yüreğinde ölümsüzleşirken, şehit torunları da atalarının yolundan gitmeye devam etti.

Askerliği, “Peygamber Ocağı” olarak gören Türk milleti de evlatlarını düğüne, şenliğe gönderir gibi ellerine kına yakıp birliklerine gönderdi.

Terörle mücadelede kahramanca mücadele ederken şehit düşen Mehmetçiklerin acısı yüreklere köz olarak düşse de dudaklar hep “vatan sağ olsun” dedi.

Çanakkale Savaşı’nda canını bu vatan için feda eden şehitlerin terörle mücadelede şehit düşen torunları da Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde heykeltıraş Dr. Derviş Özer’in yaptığı çalışmayla ölümsüzleşti.

 Heykeltıraş Özer, 1980’den beri terörle mücadelede şehit olan Mehmetçiklerin künyelerine yer verdiği ağaç anıtı, Kızılcahamam’da yaptı.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

 YOKSUL KÖYLÜLERDEN ETKİLENDİ, ANITI YAPTI

Heykeltıraş Özer, başından geçen bir olayın ardından anıtı yapmaya karar verdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 12 yıl önce ailemle tatile giderken Afyonkarahisar yakınlarında bir sabah vakti mola verdik.

Mola verdiğimiz çay bahçesine bizden sonra üzerleri perişan, saçları sakalları birbirine karışmış birkaç kişi geldi.

Ortalıkta oynayan 3 yaşındaki kızımı onlardan korumak için davrandığımda bu adamların şehit cenazesi taşıyan köylüler olduğunu fark ettim ve işte o zaman kendimden çok utandım.

Ben kendi çocuğumu onlardan korurken, onlardan belki de biri çocuğunu bu vatan için feda etmişti.”

Yaşadığı mahcubiyeti gidermek ve vatan için canını verenleri ölümsüzleştirmek adına o günden itibaren çalışmaya başladığını ifade eden Özer, “Türkiye’nin ilk ağaçtan ‘şehitler anıtını’ yapmaya karar vermemin ardından 1980’den beri terörle mücadelede şehit olan askerlerin bilgilerine ulaştım.

Daha sonra bu bilgileri paslanmaz kromdan künyelere basmaya başladım.

6 bin şehidimizin künyelerini bir yılda tamamladım” dedi.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

 KÜNYELERİ TEK TEK ANIT AĞACA MONTE EDİYOR

 Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde, belediyenin kendisine gösterdiği Şehit Fatih Duru Parkı’nda yapımına devam ettiği anıt için aralıksız çalıştığını aktaran heykeltıraş Özer, şu bilgileri verdi:

“Başka bir bölgeden getirilip dikilen kurumuş sedir ağacı üzerine künyeleri tek tek monte ediyorum.

Çalışmalarda Selim Tamer, İbrahim Şafak ve Ali İhsan Çalıkıranoğlu arkadaşlarım da bana yardımcı oluyorlar.

Çalışmalarımız dün itibariyle tamamlandı.

Daha sonra belediye ışıklandırmasını yapacak.”

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

“BU VATAN İÇİN ŞEHİT OLANLAR HİÇ UNUTULMAZ”

 Ağaçtan Şehit Anıtı’nda erinden subayına 6 bin askerin isimlerini künyelere basarken çok

duygulandığını, gözyaşlarına hakim olamadığı için zaman zaman çalışmasına ara vermek zorunda kaldığını ifade eden Özer, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu vatan için şehit olanlar hiç unutulmaz.

Künyeleri yazarken çok ağladım.

Bu çocuklar hiç birini sevdi mi?

Aşık mıydı?

Hayalleri var mıydı ya da baba mıydılar?

İşte onun için eser varlığıyla şehitlerimizin her zaman hatırlanmasını amaçlamakta.”

Türkiye’nin ilk “ağaç şehitler anıtı” olma özelliği taşıyan eser, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda düzenlenecek törenle açılacak.

 ÅžEHÄ°TLER AĞACI PROJESÄ° ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: Hürriyet

 

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİNİN SAHİBİNDEN BİR ANLATI

Hürriyet gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, köşesine güzel bir hikayeyi taşıdı.

Özdil, son günlerin gündemini belirleyen “boy-soy” tartışmasına çok değişik bir açıdan girmiş ve tıp doktoru Derviş Özer’in “Soy Ağacı” hikayesini sayfasına taşımıştı.

Ä°lgili resim

 Derviş Özer aynı zamanda heykeltıraş.

Duygusal bir olayın ardından, 2002 yılında, o güne kadar şehit olmuş askerlerin künyelerinin asılı durduğu bir Soy Ağacı yapmaya karar veriyor.

Bunun için de kolları sıvıyor.

Öykünün can alıcı noktası ise, kendisine künyeleri gerçek fiyatının beşte birine yapan  “Ermeni bir usta” ile normal fiyatına yapan “tüccar bir Türk”.

“Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı” diyen Ermeni ustanın künyeleri ışıl ışıl, “Paslanmaz abi, künyenin kralı bu,” diyen bizim ustanın künyeleri perişan…

“Soy sop filan değildir önemli.

Milleti kimin soy’duğudur,” diye bitiriyor.

Odatv, öykünün bir numaralı kahramanı Dr. Derviş Özer’i buldu ve bir de onun ağzından bu “Soy Ağacı” dramını dinledi.

 Aşağıda Dr. Derviş Özer’in Odatv’ye anlattıklarını bulacaksınız:

 “Şehit haberi geldiği zaman gazetedeki haberleri, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ya da Jandarma Genel Komutanlığı’nın ilanlarını, kesip saklıyorum.

Haftada bir veya on günde bir boş olduğum zaman tek künye ile numaratörlerle isimlerini yazıyorum.

kızılcahamam Şehit Fatih Duru Parkı ile ilgili görsel sonucu

Doğum ve ölüm tarihlerini veya kaça kaç tertip olduğu, nasıl bir bilgisi varsa yazıyorum onları.

Sonra zincirlere geçirip Kızılcahamam’a gönderiyorum veya ben Kızılcahamam’a gittiğim zaman ağacın üzerine ekleme yapıyoruz.

Kızılcahamam Belediyesi’nde Sayın Coşkun Ünal Bey bize her zaman destek verdi.

Zaten ‘böyle bir şey yapacağım,’ dediğim zaman elemanlarını görevlendirdi.

Bir de orada Ali İhsan Bey var.

Kurumuş bir ağaç vardı, hemen yerinden söküldü ve getirilip şimdiki yerine yerleştirildi, peyzajı yapıldı.

Bazı zincirler paslanmıştı.

Hemen konuştuk, ‘paslı bir şekilde olmaz,’ dedik.

Bir dernekle ile temasa geçip ortaklaşa 7 bin tane yeni zincir aldılar.

Ama almadan önce de bana zincir örneklerini getirip hangisini beğendiğimi sordular.

Ben onları belli bir süre asitte, yağmurda güneşte falan tuttum ve gerçekten paslanmayanını, krom olanını seçtik.

7 bin tane aldılar.

Biz de belediyedeki arkadaşlarla beraber bir hafta çalıştık ve zincirleri yenileri ile değiştirerek tekrar ağacın üstüne monte ettik.

 O Ermeni vatandaşımızla 2002 yılında karşılaşmıştım.

Hatta ben nasıl ucuz alırım, diye İstanbul’a gitmiştim.

Kendi projem, kendi yarışmam için, bunu düşünürken, oyalanırken yazayım, diye düşünmüştüm.

Nerede ucuz bulabilirim, diye gittiğim zaman Mısır Çarşısı’nın arkasında bir yer gösterdiler.

kızılcahamam Şehit Fatih Duru Parkı ile ilgili görsel sonucu

Eski bir dükkandı.

İçeri girdim, bir Ermeni ustaymış.

Yanında da bir Türk çalışanı vardı.

Bir şive farkı olmasına rağmen Türkçeyi de çok güzel konuşuyordu.

Dedi ki, ‘sen şehitler için bir şey yapacaksan bu paslanmaz olmalı ve ışıl ışıl parlamalı.

 Her zincir olmaz sana.

Paslanmamalı.

O yüzden bu zinciri kullanacaksın.’

Tabii ben de profesyonel heykeltıraş değildim o zamanlar.

Kafamda nasıl olur diye düşünürken bu bana bir fikir verdi.

Bunun üzerine, çok da ucuza yaklaşık 3 bin tane zinciri bir hafta içerisinde bana teslim etti.

Gerçekten onun gönderdiği zincirler aradan 8 yıl geçmesine rağmen hiçbir şekilde paslanma olmadı.”

 ÅžEHÄ°TLER AĞACI PROJESÄ° ile ilgili görsel sonucu

Zonguldak’ta Şehitler Ağacı

 

İşte Yılmaz Özdil’in yazısı:

 

“İşlerine geldiği zaman “Hepimiz Ermeniyiz” der bunlar, işlerine geldiği zaman “Bunun anası Ermeni” der…

Halbuki, ne hepimiz Ermeniyiz, ne de bir annenin Ermeni olmasıdır önemli.

Bakın, hazır “Soy önemli soyyy” diye bağırılırken, yaşanmış öykü anlatayım size.

Derviş Özer, tıp doktoru.

Aynı zamanda heykeltıraş.

90’lı yılların başı…

Tatile giderken, Afyon’da mola verir.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

Çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir o sırada, üstleri başları perişan, alayı gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş…

“Hayrola?” der.

Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.

O gün 3 yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de köylülere…

Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, bir yanda evladını vatan için toprağa vermiş baba…

Utanır…

“Bir şey yapmalıyım” der.

“Bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim.”

“Şehit Ağacı” projesi hazırlar.

Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında…

 Hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003’te bulur.

Resim Heykel Müzesi’nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir.

İstanbul’a gelir, künyeleri almak için Tahtakale’ye gider.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

Sorar soruşturur.

Herkes aynı adresi verir.

Ermeni bir usta…

Dükkana girer, anlatır.

O güne kadar hiç düşünmediği detaya dikkat çeker Ermeni usta, “Paslanmaması lazım” der, “Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı.”

Olmalı ama en pahalısıdır o bahsettiği künyeler, tanesi 1 lira 25 kuruş…

“Ticari iş değil bu, takma kafana” der Ermeni usta,

“Vatan işi” der…

5’te 1 fiyatına, kâr falan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

3 bin künye…

“Haftaya gönderirim” der.

Tam gününde gönderir.

 Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz heykeltıraş…

Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır.

Taa ki, amacına ulaşacağı 2009’a kadar.

Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru Parkı yapmaktadır.

Başvurur…

Belediye “Başımızın üstünde yerin var” der…

Kurumuş bir sedir ağacı, gövde olur.

Ancak, bir sorun vardır.

Şehit sayısı 6 bini geçmiş, eldeki künye sayısı ise sadece 3 bindir.

 Parkın açılışına yetişme kaygısıyla, İstanbul’a gelmez, Ermeni ustanın ismini telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer.

ŞEHİTLER AĞACI PROJESİ ile ilgili görsel sonucu

“Paslanmaz istiyorum” der.

“Abi merak etme, künyenin kralı bu” garantisi verirler.

Zaman dar…

Ermeni ustanın 25 kuruştan sattığı künyeleri, 1’er liradan alır.

 Tek tek isimleri yazar, takar sedir ağacının dallarına, Cumhuriyet Bayramı’nda açılışı yapılır. Medya ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak seyreder, sonra unutulur gider.

 Ve kış…

Sadece tebrik yağmaz tabii.

Yağmur da yağar.

Şehit Ağacı’nın 3 bin yaprağı ışıl ışıl parlıyor hâlâ; gerisi paslandı…

“Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı” sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek zorunda kaldı, Türk tüccardan aldığı künyeleri.

 Bize de, bu satırları yazmak kaldı.

 Yüreğimizdeki isyanla…

 Soy sop filan değildir önemli.

Milleti kimin soy’duğudur.”

 kızılcahamam Şehit Fatih Duru Parkı ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: Odatv.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s