BABA RESUL —– ALINTIDIR

BABA RESUL

Ahi Resul Baba kimdir?

baba resul kimdir ile ilgili görsel sonucu

Hayatı ve eserleri hakkında bilgi:

XIII.-XIV yüzyıllarda yaşadı.

Hacı Bektaş Veli Velayetnamesinde Hacı Bektaş’ın halifelerinden olduğu ve onun tarafından irşat faaliyetlerinde bulunmak üzere Kütahya’ya bağlı Beşkarış köyüne gönderildiği belirtilir.

Kırkacık denilen mevkie yerleşen ve burada bir zaviye kuran Ahi Resul’ün ünü kısa zamanda etrafa yayıldı.

Velayetnamelerdeki kayıtlarda Ahi Resul Baba’nın Hisarcık tarafında da ikamet ettiği ifade edilir.

Ayrıca onun, hisar içinde bir zaviye kurduğu ve yörenin şenlenmesinde rol oynadığı bilinir.

Ömrünün sonlarına doğru Beşkarış köyüne geldiği anlaşılan Resul Baba, burada vefat etti.

Kabri aynı isimle anılan köydedir

Kaynak: Ahi Ansiklopedisi, 1. cilt, T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ankara, 2014

Baba Resul ile İlk Tanışıklığım Ve…

 

resul baba türbesi ile ilgili görsel sonucu

İsmail Kaygusuz

  Baba Resul ile ilk tanışıklığım 12 yaşıma rastlar.

Çok uzun bir unutulmuşluğun ardından kırk beşimde, Paris Üniversitelerinden birinin seminer odasında onunla ikinci tanışmayı yaşadım.

Alevi Dedesi olan babam her kış mevsimi kendisine bağlı taliplerinin köylerine gider.

Cemler yapar, yetiştirebildiğince Ali yolunu sürdürürdü.

Talipleri, onun huzurunda dar’a durur, ikrar verip musahip tutar ve görülür sorulurlardı.

Ben ilkokulu bitirdiğim yıl musahip tutmuş, Görgü cemine katılarak Yol’a girmiştim.

Yani artık bir Dede’nin Ali yolunda talibiydim.

Ancak Dede oğluna bu yetmezdi, ileride kendisininki gibi taliplerim olacaktı.

Onun deyimiyle “talipleri dar’dan indirip kaldıracak, musahip yapacak, görüp soracak” bilgi ve deneyim düzeyine en kısa zamanda erişmem gerekiyordu. Babam okuma-yazma bilmemesine rağmen Alevi inancına ilişkin geleneksel bilgi ve tapınma kurumlarını, eylemlerini öğrenmişti.

Üç telli cura çalar, deyişleri, düvazimam ve gülbenkleri ezbere okur.

Tek başına Cem hizmetlerini yönlendirir ve yönetirdi.

Onun bütün isteği ise benim, kendisinden daha fazla bilgi donanımlı bir Dede olmamdı.

Bir Dede olarak, “şeriatı da tarikatı da bir iyice öğrenip zahitlerin karşısında hacil düşmemem”, yani boynu eğik kalmamam ve yenik düşürülmememdi.

Oysa o yaşta kendi bildiklerinden daha fazlasını öğrenmiştim bile.

Yüzden fazla deyiş ezberlemiş, hatta kendim düvazimamlar ve nefesler yazmayı deniyordum.

Muhabbet cemlerinde kitaplar okuyor, ya da daha önce okuyup öğrendiklerimle dinleyen canları bilgilendiriyordum.

Babam, cami hocaları da, çevremizde Dede diye dolaşanlar da karşımda ağızlarını açamasınlar istiyordu.

Bu nedenle, o yıl beni bilgisine, inancına ve görgüsüne hayran olduğu sevgili talibi Hatip Mehmet efendinin yanına gönderecekti.

Güz boyunca Hatip efendinin dizinin dibinde eğitim görecektim; onun evinde olmayan kitap yoktu.

Okumayı çok sevdiğim için buna seviniyordum…

baba resul kimdir ile ilgili görsel sonucu

Babamın bu kararından bir süre sonra bir gün, köyün dışındaki Dikmetaş yolu üzerinde arkadaşlarımla çelik-çomak oynuyorduk.

Nasıl olduysa içlerinden birisiyle, kavgaya tutuşmuş tozlu yolun ortasında alt alta üst üste boğuşmaya başlamıştık.

Sırtımızdaki yırtık urbalarımız toz-toprak içinde kaldığı bir yana, benim burnum, onun ise kafası kanıyordu.

Ama biz bunlara aldırmadan birbirimizi altetme çabasına girişmiştik.

Birden çevremizde bağırıp çağıran arkadaşlarımızın sesleri kesildi ve tam başucumuzda bir at durdu; attan inen adam birer eliyle tutup bizi ayırdı.

Yüzüm gözüm toz toprak içinde kafamı kaldırdığımda Hatip efendiyle gözgöze geldim.

Beni tanımıştı, nasıl da utandıydım.

Öbür arkadaşlarım dağılıp gitmişlerdi.

Hatip efendi, cebinden çıkardığı mendiliyle ağzımın burnumun kanını, yüzümün tozunu silerken heyecanlı heyecanlı konuşuyordu:

“Baba Resul, Baba Resul!

Sen bir Dede oğlusun.

Herkesin bir adı var sizlerin iki.

Sen Şeyh Hasan Öner evladısın, soyunuz On iki imamlara çıkıyor.

Ecdadına kurban olduğum, böyle çelik çomak oynamak, yol yolakta boğuşmak sana yakışır mı Baba Resul?”

Adamın bana her sözünün başında Baba Resul diye çağırmasından, beni başka biriyle karıştırdığını sanmıştım.

Elinden kurtulup, “Ama Efendi dayı, dedim, benim adım Baba Resul değil ki.

Benim adım…”

Yumuşak ve düzgün pala bıyıklarının altından saygılı bir gülümsemeyle:

“Hayır seni kimseyle karıştırmadım Baba Resul,” diye karşılık verdi ve sürdürdü:

“Ben pirimin, dedemin oğlunu tanımaz mıyım?

Biz dedelerimize Baba Resul da deriz.

Bizim başımız size bağlı kurban olduğum Baba Resul.

Geçen yaz üç gün bizde kalmıştınız Baba-oğul, unuttun mu?

Verdiğim her kitabı gürül gürül okuyordun.

Beş’i pekiyi ile bitirdiğini öğrendim.

 Dedemle daha önce konuşmuştuk, ondan izin alıp seni benim eve götürmeğe geldim.”

Kucaklayıp beni atın eyerine bindirdi, sıkıca yelesinden tutmamı söyleyerek.

Kendisi yular elinde yaya yürüyor ve bir yandan da anlatıyordu:

“Baba Resul seni dizimin dibine oturtacak, bütün bildiklerimi öğreteceğim.

Yeni yazılı kitapları kendin okuyacaksın, anlamadıklarını bana soracaksın.

Eski yazılı kitapları da ben sana okuyup anlatacağım.

Sana eski yazıyı da öğreteceğim ömrüm olursa.

Küllüklerde, tozlu topraklı yollarda bırak başka uşaklar oynasın.

Sen çok bilgili bir Dede olmalısın, bilgili bir Dede.

Bizim zahitlerinki gibi mektebimiz-medresemiz yok Baba Resul.

Gelenek ve göreneklerimiz üzerinde birikmiş inanç bilgilerimiz, ağızdan ağıza söylenegelmiş.

Arada birileri çıkmış yazıya dönüştürmüş, Cönk’lere çekmiş.

El yazma kitaplar çoğaltmış, Dedelere dağıtmışlar kendi aralarında.

Ama zahitler onları yasaklamış, ele geçirdiklerini yakmış parçalamışlar.

Ya da yalanlar dolanlar katarak, kendi inançlarına benzetmişler.

Ah Baba Resul ah!

Biz Alevi milletinin, Ali’yi sevenlerin çektikleri, bizlere yapılan zulümler kitaplara sığmaz.

Ama biz tarihe de sığmamışız.

Tarih yaratan düşünce ve inanç anlayışımız, elbette ki tek gözle bakılan tarihe sığmaz Baba Resul!…”

Adam benim söylediklerini kavrayıp kavramadığımı düşünmeden buna benzer sözlerle habire konuşuyordu.

Eve yaklaştığımızda “Efendi dayı!” diye seslenerek sözünü kestim.

“Bana Baba Resul, deme.

Ben nasıl Baba Resul olayım?

Baba Resul kim ben kimim?”

Bu sözlerle, Baba Resul’ün kim olduğunu sormuyor, beni ona benzetme demek istiyordum.

baba resul kimdir ile ilgili görsel sonucu

Çünkü küçücük kafamda, onun kim olduğunu sözde çözmüştüm:

Baba Resul, köyümüzde türbesi bulunan Şeyh Hasan Öner Dede gibi bir evliyaydı.

Ya da babamın taliplerine dua ederken, cemlerde gülbenk çekerken onlar için yardımlarını, görüp gözetmesini, kollamasını ve elinden tutup kaldırmasını istediği; sağlık ve varlık vermesini dilediği Hünkar Hacı Bektaş Veli gibi birisiydi.

Yoksula-varsıla, sağa-sayrıya, kısacası çağıranın yardımına koşan bir ulu evliya algısı uyanmıştı zihnimde.

Bir yatılı okula girip köy yaşamından uzaklaşıncaya dek, sık sık işittim Dedeler için Baba Resul nitelemesini.

Özellikle Muhabbet cemlerinde, sanki latife olsun diye,  Dede ve oğullarına ‘Baba Resul’ diye hitap ediliyordu.

O on iki yaşımın güzü boyunca, dizinin dibinde inancımıza dair bir sürü bilgileri kafama sokan, ama Baba Resul gerçeğinden, o büyük Babai şahlanışından tek söz etmedi Hatip Mehmet efendi.

Oysa çok ciddi anlarda, örneğin dar’a çekilmiş yargılanmakta olan talipler de, “Bağışlayın bu zavallı talibini Baba Resul!

Ocağına düştüm Baba Resul beni fazla sıkıştırma vb.” diye yalvarırlarken bile kullanıyorlardı…

‘Bulvar Raspail No. 53 Paris’ adresinde, ‘Sosyal Bilimler Yüksek Öğretim Okulu’ binasının 8. katındaki 801 numaralı odada, 21.5.1987 günü, Prof. Dr. Paul Dumont’un “Tarihsel Süreç İçerisinde Alevilik” seminerini dinliyordum.

Mösyö Dumont, Aleviliğin tarihsel süreç içinde dikenli, taşlı ve kanlı yollardan nasıl günümüze geldiğini bir saat gibi kısa bir zamanda özetlemişti.

Ama onun bu özete rağmen, Aleviliğin Tanrıyı gökten indirerek insanlaştırdığı; Batı Uygarlığının hiçbir aşamasında insanı sevmeyi, hümanizmayı bu denli yüceltmiş bir kültür ve inancın bulunmadığı gerçekçi saptaması oldukça önemliydi.

Konuşmasının bir kısmını, 13. yüzyılda Anadolu Alevi Türkmenlerinin inanç ve düşüncelerini devlet yönetimine geçirmeye ve halk iktidarını gerçekleştirmeye sadece birkaç adımın kaldığı, Baba Resul ayaklanmasına ayırmıştı.

Baba Resul’ün zikredilmesiyle birlikte, ilk kez burada, bu adın bilinçaltımdaki yansımasını keşfetmiştim.

Ä°lgili resim

Belki de Fransızca konuşmanın içinde patlayan bu iki sözcük, çekiç gibi vurarak bilinçaltımı hareket geçirmiş ve yazının başından beri anlattıklarımı kare kare görüntülemiştim belleğimde.

Seminer boyunca Baba Resul ile ikinci tanışıklığı yeniden, ama bilinçli olarak yaşadım.

Baba Resul ulumuz, evliyamız ve bizden biriydi.

Ama neden, 1224 yıllarına köyümüzün kurucusu soyundan geldiğimiz ve evliya olarak kutsadığımız Şeyh Hasan Öner gibi ya da Ulu Hünkar Hacı Bektaş Veli gibi, Baba Resul’ün da kerametleri, daha doğru deyimle toplumsal eylemleri kerametler örtüsü altında topluluk bilincimizde yoktu?

Anadolu halklarını peşinden sürükleyerek zalim Selçuklu Sultan’ına başkaldırıp, büyük bir devrim şafağı yaratan Baba Resul’ün bu büyük eylemi bilincimizden silinmişti.

Sonraki yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın Alevilere uyguladığı sürgün ve kıyımlar, baskılar silmişti kuşkusuz.

Ama Baba Resul adı, kim olduğu bilinmeden aramızda yaşıyordu.

Ben aldığım eğitim ve seçmek durumunda kaldığım çalışma ve araştırma alanı nedeniyle, inanç ve kültürümden epeyce uzaktaydım.

Ama o seminer sırasında kendi kendime söz vermiştim.

İkinci tanışıklığımdan sonra artık, araştırıp inceleyerek ve kılı kırk yarıp Baba Resul olayını, adını yaşatan halkımıza ulaştırmanın bir yolu kuşkusuz bulunabilirdi.

Bunu, roman yahut tiyatro oyunu gibi bir edebiyat ürünüyle yapmayı denemem en güzeli olacaktı.

Ama önce öz inanç ve kültürüme bilimsel bilgi donanımıyla dönmeyi ve bilimsel yöntemlerle bakmayı başarmalıydım…

Gerçekten de Alevilik alanında beş-altı kitap yazdıktan sonra, Babailik ve Baba Resul çevresini tanıyabildiğimi artık söyleyebilirdim.

O gün kendime yüklediğim bu görevi, bir roman değil ama hem roman gibi okunacak ve hem de sergilenecek bir tiyatro oyunu aracılığıyla yerine getirmeyi başarabildiysem, bu bana sonsuz mutluluk verecektir…

Ä°lgili resim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s