AHMET CEVAT —– ALINTIDIR

AHMET CEVAT

AHMET CEVAT ile ilgili görsel sonucu

Çırpınırdın Karadeniz ve AHMED CEVAT’IN HİKAYESİ

Turan CAN

Türk Dünyası Şehitlerine ve Turan YAZGAN’a ithaf edilmiştir.

turan yazgan ile ilgili görsel sonucu

Soğuk savaş devri “Dış Türkler” ya da “Esir Türkler”, her anıldığında, Türk Milliyetçilerinin yaptıkları, toplantı ve merasimlerde, istek parçalarının başında ilk hatıra gelen ve hem hüzün hem de insanı coşturan “Çırpınırdın Karadeniz, Bakıp Türkün Bayrağına” adlı şiir, dinleyicilerin çoğu tarafından, yazarı ve bestecisi pek bilinmeyen ve aradan bir asır geçse de unutulmaz şahsiyetlerin arasına girmiş olan, Ahmet Cevat ile Şiir’in bestecisi, Üzeyir Hacıbeyli’yi, yeni nesillerin de tanımasını istedik.

AHMET CEVAT ile ilgili görsel sonucu

Ahmet Cevat’ın ismi bilhassa ismiyle birlikte hatırlanan “Çırpınırdın Karadeniz, Bakıp Türk’ün Bayrağına”, isimli şiir’iyle yaşamaktadır.

Yazarın hayatı ve diğer eserleri ile bestecisi hakkında, Türk ve Azerbaycan matbuatında yapmış olduğumuz araştırmalardan kısaca söz etmek istiyoruz.

Sözleri, 15 Kasım 1914 senesinde Osmanlı’nın 1. Cihan Savaşında iştirakini büyük bir heyecanla izleyen Azerbaycan’ın milli şairi Ahmet Cevat tarafından yazılmıştır.

1918 yılının başlarında ünlü Azerbaycan bestecisi ve fikir adamı Üzeyir Hacıbeyli tarafından, Nuri Paşa komutasındaki Türk Ordusu’nun Azerbaycan Türklerini soykırımdan kurtarmak amacıyla Azerbaycan’a gönderilmesi nedeni ile bestelenmiştir.

Eser şiir şeklinde ilk kez 1919 senesinde Ahmet Cevat’ın ikinci şiir kitabı olan “Dalga”’da çıkmıştır.

Şiirin el yazması, Ahmet Cevat, Bolşevikler tarafından hapse atıldığı zaman, şairin bu şiir ve diğer eserlerinin, el yazmalarıyla birlikte el konulduğu, sonrasında ise yakıldığı tahmin edilmektedir.

çırpınırdı karadeniz ile ilgili görsel sonucu

Eserin Üzeyir Hacıbeyli Beyin el yazısı ile yazılmış notası da bulunmamaktadır.

“Çırpınırdın Karadeniz”’in notasının 1918 senesinde bestecisinin evi Ermeniler tarafından yakıldığı zaman veya Azerbaycan Halk Cumhuriyeti dağıldıktan sonra Hacıbeyli İran’a zorunlu muhaceret ettiği dönemde kaybolduğu düşünülmektedir.

Hazırda kullanılan nota ise, 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Profesörü Dr. Süleyman Şenel, tarafından Üzeyir Hacıbeyli ev müzesine takdim edilmiştir.

 “Çırpınırdın Karadeniz” eseri 1920 yılından sonra Azerbaycan’da ilk kez 10 Mart 1992 yılında Ahmet Cevat’ın Cumhuriyet sarayında düzenlenen 100 yıllık jübile gecesinde seslendirilmiştir.

Ahmet Cevat[1]Çırpınırdın Karadeniz, şiirinin yazarı,

AHMET CEVAT ile ilgili görsel sonucu

Ahmet CEVAT, (1892–1937)

Azerbaycan Milli Şairi/Fikir Adamı

Ahmet Cevat (Cavad Ahundzade) 5 Mayıs 1892’de Gence yakınlarındaki Şamhor bölgesinin Seyfeli köyünde doğdu.

Ahund olan dedesi Güney Azerbaycan göçmeniydi.

Babası Mehmet Ali, köy içerisinde molla olarak tanınsa da, din adamı değildi.

Okur-yazar ve kültürlü olması nedeniyle onu böyle çağırırlardı.

Altı yaşında babasını kaybetti.

Annesi ile birlikte Gence şehrinde yaşayan üvey kardeşlerinin yanına gitti.

Onların maddi desteği ile 1906’da, Gence’de Şah Abbas mescidi bünyesindeki medreseye girdi.

İlk tahsilini Köy okulunda, molla Medrese’de alan ve 7 yaşındayken Kur’an okumayı başaran Ahmet Cevat, medresenin de en kabiliyetli talebelerinden biri olarak öne çıktı.

Medresede Arap, Fars ve Rus dillerini öğrendi. Yabancı diller dışında tarih ve edebiyatla ilgilendi.

İlk şiirlerini de medresede okuduğu yıllarda yazdı.

Hocası, tenkitçi ve edebiyat tarihçisi Abdullah Sur’un (1883–1912) değerli tavsiyelerini aldı.

Bazı kaynaklarda Ahmet Cevat’ın medreseyi bitirdiği 1912’de, Balkan Savaşı sırasında İstanbul’da teşkil edilen, Kafkas gönüllü kıtası içinde Trakya cephesinde savaştığı bildirilir.

 Çok genç olmasına rağmen, XX. yüzyıl başlarında Azeri şairler içinde Türkçülüğü ilk defa terennüm eden, Türk milliyetçiliği fikrini ortaya atanlardan bir de Ahmet Cevat’tır.

ahmet cevat çırpınırdı karadeniz ile ilgili görsel sonucu

1913’te öğretmen olarak çalışmaya başlar. 1915–1916 yılları arasında Gürcistan’ın başkenti Batum’da yaşar.

Buranın ileri gelen zengin ailelerinden Süleyman Bey Recanizade’nin kızı Şükrüye hanımla evlenir.

Aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı sırasında, kendi memleketlerinde Ermeni ve Rus zulmüne uğramış Türklere yardımda bulunur.

1920’de Azerbaycan’ın Bolşevik Rusya tarafından işgalinden sonra Ahmet Cevat için zor ve meşakkatli, tahkirler ve takiplerle dolu bir hayat başlar.

1923 sonlarına doğru gizli polis-çeka tarafından tutuklansa da bir müddet sonra suçluluğu ispatlanamadığından serbest bırakılır.

Lakin gizli takipler hayatının sonuna kadar devam eder.

1922’de Üniversitelere dahil olma imkanı bulan işçi fakültesini, 1925’te ise Ali Pedegoloji Enstitüsü’nü bitirir.

1924–1926 yılları arasında Bakü’de Edebiyat Cemiyeti’nin başkanlığını yapar.

1925 yılından itibaren ise “İnkılap ve Medeniyet” dergisinin mesul müdürlüğü görevinde bulunur.

1927–1934 yılları arasında Bakü ve Gence’deki yüksekokullarda ve enstitülerde Azeri Türkçesi ve Edebiyat öğretmeni olarak görev yapar.

İlgili resim

1935’te yeniden Bakü’ye döner ve Azerneşre’de (Azerbaycan Devlet Neşriyat Kuruluşu) işe başlar.

1936 yılı sonlarına doğru, Türkiye’ye hayranlık duyması ve Türkiye matbuatında şiirlerinin yayınlanması nedeniyle görevinden alınır.

1931’den beri açık şekilde devam eden takip ve suçlamalar, gazeteler vasıtasıyla yayılan karalama ve iftiralar dozunu daha da artırır.

Ahmet Cevat 1937’de karşı-devrimci faaliyette ve Pantürkizm gibi sahte ve uyduruk suçlamalarla tutuklanır ve askeri mahkemenin kararıyla idam cezasına mahkum edilir.

1937 sonlarında şair, kurşuna dizilir.

ahmet cevat çırpınırdı karadeniz ile ilgili görsel sonucu

Ahmet Cevat’ına şair kişiliği, onun 1920 Bolşevik ihtilaline kadar yazdığı şiirlerde kendisini göstermektedir.

1920–1936 yılları arasında Şair, devamlı ve katı bir kontrol altında olduğundan; onun her yeni şiirinde, her mısrasında siyasi bir renk, siyasi bir mana ve ifade aranırdı.

Hatta duygusal ve kederli şiirleri bile onun yeni rejime muhalefetinin sembolü olarak değerlendirilirdi.

Bolşevik rejiminin baskısıyla pişmanlık ve itiraflara zorlanan şair, bazen kendi düşünce ve fikirlerine aykırı nazımlar yazmak zorunda kalmıştır.

 Mesela birkaç mısrasını örnek aldığımız “Moskova” (1930) şiiri gibi;

Men bu günkü görüş’ten evveller çok uzağdım,

Bilmedim, Moskova’ya düşman gözüyle bakdım

Uyarak gençliğimde Müsavatın sözüne,

Yıllar boyu göz yumdum hakikatin özüne

Azerbaycan’ın istiklaline yalnız şiirleri ile değil, kişisel mücadelesiyle de katılan Ahmet Cevat, 1918’de Türk Ordusunun saflarında Bakü’ye gelir.

Hürriyet ve özgürlüğüne kavuşmuş Azerbaycan’ı, Müslüman dünyasında ilk cumhuriyet olan Azerbaycan Cumhuriyeti’ni öven ateşli şiirler yazar.

Bütün varlığıyla Türkçülük, Çağdaşlık ve Müslümanlık temeli üzerinde oluşmağa başlayan yeni, milli kültür hayatına katılır.

1916’da “Koşma”, 1919’da “Dalga” adlı şiir kitapları yayınlanır.

Uzun yıllar ilk ve orta dereceli okullarda öğretmenlik yapar.

Daha çok lirik şiirler yazan şair, şiirlerinde halk hayatını ve tabiatı konu almıştır.

Yapılan araştırmalara göre, “Sesli Kız” ve “Kür”, adlı iki şiir kitabı daha vardır.

Ayrıca başka dillerden çevirilerde yapmıştır.

Ömer Hayyam’ın Rubaileri, Şota Rustavelli’nin “Pelenk Derisi Giymiş Pehlivan” adlı eserleri, onun kalemiyle Azeri diline kazandırılmıştır.

1955‘de SSCB Baş Savcısı, şaire karşı ileri sürülen ithamların asılsız olduğunu belirtti ve Ahmet Cevat’a ölümünden sonra beraat verdi.

Suçsuzluğu geç de olsa anlaşılmış, Sovyet Rusya tarafından itibarı 1955 yılında iade edilmiştir.

Şiirleri, kitap halinde Türkiye’de yayınlanan ilk XX. yüzyıl Azerbaycan şairlerinden biridir.

susmaram əhməd cavad ile ilgili görsel sonucu

Eserleri:

çırpınırdı karadeniz ile ilgili görsel sonucu

https://youtu.be/0fvBalp4QVk

Koşma, Şiirler Mecmuası, 1916 Bakü. Dalga, Şiirler Mecmuası, 1919 Bakü.

Ölümünden sonra yayınlanan Şiirler 1958 Bakü, yayın tarihleri bilinmemekle beraber, Ömer Hayyam’ın Rubaileri, Şota Rustavelli’nin “Pelenk Derisi Giymiş Pehlivan” adlı eserleri ile Sesli Kız” ve “Kür”, adlı iki şiir kitabı daha vardır.

Ayrıca “Ne Gördümse”, “Gök Böl” ve “Ben Olaydım”, “Çırpınırdın Karadeniz”, eserleri şiir şeklinde ilk kez 1919 yılında Ahmet Cevat’ın ikinci şiir kitabı olan “Dalga” da çıkmıştır. Azerbaycan Milli Marşı’nın da aynı zamanda müellifidir.

Şiirlerinde ağırlıklı olarak romantizm hakimdir.

(Horttan, Yaralı Kuş, Tan Yıldızı, Yazık, Akşamlar), Sovyetler döneminde yazmış olduğu, Biz Kardeş Değil Miyiz, Pamuk Destanı, Bir Mayıs Bayramı, Göy, (mavi), Göl, Bayram, Ben Olaydım, Gürcistan şiirlerinde modern hayat ve vatanperverlik gibi temalar işlenmiştir.

Şekspir’in “Othello” eserini, Puşkin’in şiirlerini Azerbaycan diline tercüme etmiştir.

Şiirin el yazması nüshaları, Ahmet Cevat, Bolşevikler tarafından hapse atıldığı zaman, şairin diğer eserlerinin el yazmaları ile birlikte el konulduğu ve yakıldığı tahmin edilmektedir.

azerbaycanlı şair ahmet cevat eserleri ile ilgili görsel sonucu

  1. Dünya savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan Türkiye topraklarında “Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi” ve “Kardeş Yardımı Kömeği” vasıtasıyla Anadolu Türklerine yapmış olduğu yardım faaliyetlerinde ve 1917 tarihlerinde Kardeş Yardımı Kömeği Dergisi’nin yazı kadrosunda görev alan şahsiyetlerden biri de Ahmet Cevat’tır.

Şimdiye kadar hakkında birkaç önemli ilmi çalışma yapılmış olsa da bu konu yeteri kadar incelenmiş ve aydınlatılmış değildir.

Ahmet Cevat’ın Hayatı, şiirleri ve makalelerinin tam bir tespiti yapılamamıştır.

Bu tespit için ayrıca bir çalışma gerektiği ortadadır.

Ancak kendisi, şiirleri ve makalelerinin araştırılması ve bir kaynakta toplanması yeni nesillere tanıtılması gereken bir kalem ve fikir adamı olduğu muhakkaktır ve bu yazımızın hedefi ve maksadı, buna işaretten ibarettir.

“SUSMARAM!”... (ƏHMƏD CAVAD) ile ilgili görsel sonucu

“SUSMARAM!”… (ƏHMƏD CAVAD)

Ahmet CEVAT, benim sevdiğim Azerbaycanlı şairdir.

Azerbaycan Milli Marşı’nın sözlerini ve gönüllü olarak katıldığı

Türk Kafkas İslam Ordusu için yine çok sevdiğimiz “ÇIRPINIRDIN KARADENİZ

BAKIP TÜRKÜN BAYRAĞINA” şiirini de o yazdı.

Hani şu, her yerde gururla söyleyip de Şairinin adını anmadığımız.

Daha doğrusu çoğunlukla bilmediğimiz harika şiir ve türküsü.

Kasap Stalin’in Büyük Temizlik kıyımında,

“karşı-devrimcilik” ve “Türkçülük”le suçlanıp

1937 yılında, işkencelerden geçirildi ve kurşuna dizildi.

Henüz 45 yaşındaydı…

Böyle soğuk bir kış gününde, bundan tam 80 yıl önce.

Karısı Şükriye Hanım’ı da işkenceden geçirip,

Sibirya’ya sürdü o dönemin katliamcıları…

Sözde yargılandılar;

Sovyet Fetösü’nün adil (!) mahkemelerinde.

Ve sözde utandılar yıllar sonra.

1955’te SSCB Başsavcısı, Ahmet Cevat’a karşı ileri sürülen bütün ithamların asılsız ve düzmece olduğunu belirterek, ölümünden sonra “BERAAT” kararı verdi…

susmaram əhməd cavad ile ilgili görsel sonucu

Şiirleri ve adı kaldı geriye…

Kurşuna dizilmeden önce yazdığı “SUSMARAM” şiirini kendisini zındanda ziyarete gelen yakın arkadaşına ezberlettirdi.

Çünkü yazılı metin olarak yakalanması idamlık bir bir suçtu…

“SUSMARAM”

“SUSMUYORUM” diye haykırıyordu…

Onun çok sevdiğim bu şiirini önce Azeri Türkçesi alfabesi, sonra da okuma güçlüğü çekenler için bizim alfabe ile arz ediyorum.

Onu ve mert eşi Şükriye Hanımı saygıyla anıyorum.

İçim acı dolu;

Vesselam.

“SUSMARAM!”... (ƏHMƏD CAVAD) ile ilgili görsel sonucu

SUSMARAM!

“Mən bir qulam, yük altında əzilmişəm, qardaşım,

Sevinç bilməz bir məxluqam, ahu-zardır sirdaşım.

Damğa vurub, zəncirləyib tullamışlar zindana,

Qarlı-buzlu cəhənnəmler məskən olmuşdur mana.

Mana dinmə, sus deyirsən, ne vaxtacan susacam,

Böhranların, hicranların, məhbəsində qalacam?

Niyə susum, danışmayım, insanlıqda payım var,

Mənim ana vətənimdir talan olan bu diyar.

Niyə susum, danışmayım, Türk yurdudur bu topraq,

Oğuzların, elxanların vətənində kimdir, bax!

Bu dünyada azadlığı şan şöhrəttən üstün tut,

Alçaqlığı, yaltaqlığı rəzilliyi sən unut!

Necə susum, danışmayım, mən eyləyim xəyanət?

Hanı sevgi, hanı vətən, de harda qaldı millət?

Men bir qulam, yerim altun, suyum gümüş, özüm ac,

Atam mahkum, anam sail, əlim hər şeyə möhtac.

Mən Türk övladıyam, dərin ağlım, zəkam var,

Ne vaxtacan çiynimizdə gəzəcəkdir yağılar?

Nə qədər ki, hakimlik var, məhkumluq var, mən varam,

Zülmə qarşı isyankaram, əzilsəm de susmaram

susmaram əhməd cavad ile ilgili görsel sonucu

S U S M A R A M !

“Men bir gulam, yük altında ezilmişem, gardaşım,

Sevinç bilmez bir mahkumam, ahu-zardır sırdaşım.

Damga vurub, zencirleyib tullamışlar zindana,

Karlı-buzlu cehennemler mesken olmuşdur bana.

Mene dinme, sus deyirsen, ne vahtacan susacam,

Buhranların, hicranların, mahbesinde galacam?

Niye susum, konuşmayım, insanlıkda payım var,

Menim ana vatanımdır talan olan bu diyar.

Niye susum, konuşmayım, Türk yurdudur bu toprak,

Oğuzların, elhanların vatanında kimdir, bak!

Bu dünyada azadlığı şan şöhretten üstün tut,

Alçaklığı, yaltaklığı rezilliyi sen unut!

Nece susum, konuşmayım, men eyleyim heyanet?

Hanı sevgi, hanı vatan, de harda galdı millet?

Men bir gulam, yerim altun, suyum gümüş, özüm aç,

Atam mahkum, anam sail, elim her şeye möhtaç.

Men Türk evladıyam, derin aklım, zekam var,

Ne vahtacan çiynimizde gezecekdir yağılar?

Ne kadar ki, hakimlik var, mahkumluk var, ben varam,

Zülme garşı isyankaram, ezilsem de susmaram!”

azerbaycanlı şair ahmet cevat çırpınırdı karadeniz ile ilgili görsel sonucu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s