CİVİNİS EFENDİ —– ALINTIDIR

CİVİNİS EFENDİ

 

Milli istihbarat

 

Aynı bugün gibi…

Osmanlı Genelkurmayı’nın bilgi toplama ve toplanan bilgileri istihbarata dönüştürme kapasitesi yoktu.

İstihbarat eksikliği yüzünden Osmanlı Genelkurmayı, düşmanların niyet ve maksatları gibi temel bilgilerden bile yoksundu.

Yani…

İstihbarat toplama ve analiz etme bir entelektüel faaliyettir.

Liyakat dedikleri budur.

Bakınız…

İster Cumhurbaşkanı…

İster Başbakan…

İster Genelkurmay Başkanı…

İster MİT Müsteşarı…

Ve isterse iktidar yandaşları…

Bunca yazarın-gazetecinin ve politikacının yıllardır yazıp-söylemesine aldırmayıp, 15 Temmuz’da darbe kalkışmasıyla yüz yüze geliyorlar ise, buradaki temel sorunlardan biri de entelektüel zayıflıktır!

Bu sebeple FETÖ’yü hiç analiz edemediler.

Ve acıklı olan, hâlâ edemiyorlar.

Hâlâ uyduruk komplo teorileri peşinde koşuyorlar.

Hala “şu şarkıcı şuraya gelmedi, bu oyuncu şunu yapmadı” gibi düzeyi düşük gündem peşinde koşuyorlar.

(Umarım, mitinglere katılmayan şarkıcı ve oyunculara uyuşturucu operasyonu yapmazlar!)

Oysa. Mesele çok ciddi.

Karşımızda FETÖ yok; emperyalizm var!

Acilen. Bilgileri analiz edecek entelektüel birikime ihtiyaç var.

Oysa.

Bırakın entelektüel olmayı akılcı bile değiller.

“CIA ajanı G. Fuller 15 Temmuz’da Türkiye’de idi; FETÖ yanlısı sekiz askerle aynı helikoptere binip Yunanistan’a kaçtı” gibi safsata yazıyorlar!

Ciddi olunmalıdır.

Çünkü…

Osmanlı’dan Türkiye’ye asırlardır bu toprakların istihbarat kurumları eksikliği-zayıflığı bir türlü giderilemedi.

Ne yazık ki kimileri dedikodu yapmayı istihbarat faaliyeti sanıyor!

Bu vasatlık bir türlü aşılamıyor.

Aynı dün gibi…

Mahrem hayat

Adı, Spiridon Mavrogenis, nam-ı diğer Mavroyani Paşa.

1.Abdülhamit’in özel hekimiydi.

Birçok saray hekimi gibi, casustu.

İstihbarat konusunda kitap yazdı!

Yazdığına göre, Osmanlı istihbarat örgütü, İngiliz Büyükelçisi Stratfort Canning’in çabalarıyla kuruldu!

/images/100/0x0/55eafdedf018fbb8f8a3ec85

Yetmedi Canning, istihbarat şefi olarak Civinis Efendi’yi uygun gördü!

Civinis Efendi kimdi?

Yıllarca St. Petersburg’da yaşadı; sarayda Çariçe’nin özel hizmetçilerinden biri olmayı başardı.

Bir gün Çariçe’nin mücevherlerini alarak kayıplara karıştı.

Civinis Efendi sonra Anadolu’da görüldü; sıkı durun, üzerinde imam kıyafeti vardı!

Üstelik cami cami dolaşıp vaaz veriyordu.

Civinis Efendi daha sonra, Ege Denizi’nde yatıyla gezen zengin bir İtalyan rolünde ortaya çıktı; adı “Comte de Riveroso” idi artık!

Ve yat bir gün İstanbul’a demir attı.

Bu kez adı, “Civinis Efendi” oldu!

İngiliz Elçisi Canning’in takdimiyle Sadrazam Mustafa Reşit Paşa ile tanıştırıldı.

Sadrazam, Civinis‘ten çok etkilendi ve Civinis Efendi hemen “albay” yapıldı.

Ve bir de görev verildi: “Osmanlı istihbarat başkanı!”

Peki…

İstihbarat örgütünün başına geçen Civinis Efendi ne yaptı dersiniz?

İstanbul’un tanınmış tüccarlarının, paşaların vb. özel hayatlarını izletti, toplattığı dedikoduları rapor haline getirip II. Abdülhamit’e sundu!

Civinis Efendi‘nin raporlarında siyaset, ekonomi, dış politika, yabancı ülkeler hakkında bilgiler var mıydı?

Tabii ki yoktu!

Osmanlı hızla çökerken, istihbarat örgütü sadece mahrem hayatla ilgileniyordu!

Almanya ve İtalya yeni emperyal güç olarak tarih sahnesine çıkarken; İngiltere, Fransa ve Rusya dünyayı parsellerken; Civinis Efendi sadece dedikoduyla uğraşıyordu.

Uzatmayayım…

Kuşkusuz tüm bunlar bir İngiliz entrikasıydı.

Size bugün bunlar tiraji komik gelebilir.

Ancak bu pek değişmedi…

Acil yapılmalı

Soğuk Savaş başladığında ABD, “siz iç istihbaratla ilgilenin, dış istihbaratı biz size veririz” dedi.

O dönemden itibaren Türkiye, CIA’nın verdiği bilgilerle yetindi!

MİT; politikacıların ya da eski kurum çalışanlarının çocuklarının işe girdiği devlet dairesi haline dönüştürüldü!

Bu ülkenin entelektüel düzeyi yüksek istihbaratçıları “solcu”, “Alevi”, “Kürt” fişlemeleriyle tasfiye edildi.

Yerlerine gelen AKP’lilerin liyakatlıları 15 Temmuz gecesi oraya çıktı; FETÖ yanlılarınca uyutulmuşlardı!

AKP yanlısı MİT görevlileri bugün ne yapıyor? Kripto/gizli Cemaatçileri deşifre etmekte başarısız oldukları için herkese “FETÖ mensubu” diyorlar!

Yani…

Bu ülkenin acilen çözülmesi gereken istihbarat sorunu vardır.

Baksanıza!..

TSK’nın artık gizlisi-saklısı kaldı mı?

Yunanistan’dan ABD’ye kadar çeşitli ülkelere sığınan FETÖ yanlısı subaylar, acaba Türkiye’nin hangi gizli bilgilerini bu ülkelere verdiler?

Keza…

Herkes yaverler ile ilgili.

Oysa bir de askeri ataşeler var.

Bilinir ki, dünyanın her yanında askeri ataşeler, ülkelerin “resmi-yasal casusudur.”

Görev yaptıkları ülkelerde bunların seyahatleri bile izne tabidir.

Her hareketleri izlenir, telefonları dinlenir.

Herkes kolay ne yaver ne de askeri ataşe yapılır. FETÖ’nün buraya da el attığı ortaya çıktı.

Biliyoruz ki:

FETÖ yanlısı askeri ataşelerden bir bölümü 15 Temmuz darbesinde görev almak için Türkiye’ye geldi.

Gelenlerden kimisi yakalandı; kimisi yurt dışına kaçtı, sığındı.

Ve kuşkusuz “B Planı” gereği hiç gelmeyenler de vardı; bunların bir bölümü de kimi ülkelere sığındı.

Tüm bunlar Türkiye askeri sırları hakkında ne tür istihbaratlar verdi?

Evet.

Türkiye’nin istihbarat zafiyeti 15 Temmuz’da bir kez daha ortaya çıktı; TSK, MİT vd. elek oldu.

İşin kötü yanı…

AKP temsilcilerinin ve yandaşların söylediklerine-yazdıklarına bakılırsa bu zayıflık hâlâ sürüyor; acilen “milli istihbarata” ihtiyaç var.

SONER YALÇIN

İSTİHBARATIN GÜVENİLMEZ FAHİŞESİ

Tarihte en iyi istihbarata sahip üç kurum kabul edilir:

1.İngiliz İmparatorluğu…

2.Katolik Kilisesi…

3.İsviçre Bankaları…

Portekiz’de harp akademisi giriş sınavlarında şu soruyu sormak adettendi:Bayrak mı ticareti izler, ticaret mi bayrağı?

Roma Ordusu’nun Frumentarii adında özel istihbarat subayları vardı ve bu subayların asli görevi en uygun fiyatlı tahılı bulup almaktı.

Avrupa’nın ilk ticari süper gücü olan Venedik’in başarılı olmasında iki temel unsur vardı: Ticaret hırsı ve eşi benzeri görülmeyen bir ekonomik istihbarat toplama organizasyonu!

Venedik’in en önemli ekonomik kozu, Osmanlı’yla ticaret tekelini elinde bulundurmasıydı.

Bu ilişki sayesinde Osmanlı dış istihbaratını Venedik’e verdi.

Denir ki, Türkler’in Avrupa’da uzun süre elçilikler kurmamaları ve istihbarat toplamakla fazla uğraşmamalarının sebebi, Venedik’ten istihbarat yardımı satın almasıdır.

Venedik aslında edindiği istihbaratı isteyene satıyordu.

Bu nedenle güvenilmez fahişe olarak adlandırıldı.

Osmanlı Devleti’nin kurduğu ilk istihbarat örgütünün adı, Martolos idi.

Elemanları yabancı dil bilen Yahudiler ve Hristiyanlardı.

Kurumsal anlamda Osmanlı istihbarat örgütü, İngiliz Büyükelçisi Stratfort Canning’in çabalarıyla kuruldu!

Canning, gizli bir haber alma teşkilatı kurulması için Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’yı ikna etti.

Canning’in istihbarat şefi de hazırdı; Civinis Efendi!

Rum Civinis Efendi, Ege’nin güzel adası Mikonos’luydu.

Yıllarca St. Petersburg’da yaşadı; sarayda Çariçe’nin özel hizmetçilerinden biri olmayı becerdi.

Sarayda görevli bir subayın kızıyla evlendi.

Fakat, şeytana uyup Çariçe’nin mücevherlerini alarak Rusya’dan kaçtı.

Sonra Anadolu’da görüldü; üzerinde imam kıyafeti vardı!

Cami cami dolaşıp vaaz veriyordu.

Civinis Efendi daha sonra, Ege Denizi’nde yatıyla gezen zengin bir İtalyan rolünde ortaya çıktı.

Adı, Comte de Rivoroso idi!

Rum asıllı, Fransızca-İngilizce-Rusça konuşan, kibar-zarif Civinis Efendi herkesin ilgisini çekti.

Canning’in takdimiyle Sadrazam Mustafa Reşid Paşa ile tanıştı.

Hemen miralay (albay) yapıldı ve Osmanlı İstihbarat Örgütü’nün başına geçti.

Kısa zamanda kurduğu ekibine tanınmış tüccarların, paşaların özel hayatlarını izlettirmeye başladı ve toplattığı dedikoduları rapor haline getirdi.

Evet, tek ilgilendiği mahrem hayatlardı.

Kuşkusuz tüm bunlar bir İngiliz entrikasıydı.

Osmanlı sonunda dayanamadı, istihbarat birimini lağvetti.

Hayır, dönen dolapları anladığından değil;  raporlarda ortaya çıkan mahrem hayatlardan rahatsız olduğu için kapattı.

Yine eski yöntemine döndü; kendi muhbirleriyle yetindi…

1863’te istihbarat teşkilatı bir kez daha kuruldu.

Başına bu kez Ermeni  iş çevrelerinin baskısıyla Baron C getirildi.

Yeni şef, hazırladığı raporu, hem Osmanlı’ya, hem de el altından Viyana’ya verdiği ortaya çıkınca kovuldu…

1880’de II.Abdülhamit, Osmanlı’nın ilk organize istihbarat örgütü, Yıldız İstihbarat Teşkilatı nı kurdu.

Bu istihbarat birimi devlete değil sadece II.Abdülhamit’e hizmet verdi.

Bugün Türkiye’nin gündeminde olan telefon dinlemelerini, II.Abdülhamit o günlerde kökten çözdü: 1881’de ilk telefon hattı; İstanbul Soğukçeşme’deki Telgraf İdaresi ile Yeni Camii Postanesi arasına; ikincisi ise Posta Telgraf Nazırı ile Telgraf Fabrikası Müdürü arasına çekildi.

II.Abdülhamit, ihtilalciler telefonla haberleşebilir diye telefonu yasakladı.

Osmanlı’nın, özellikle dışa dönük milli istihbarat örgütü 17 Kasım 1913’teTeşkilatı Mahsusa nın kurulmasıyla gerçekleşti.

Said-i Nursi’den Mehmet Akif Ersoy’a kadar yakın tarihimizin bir çok siması Teşkilatı Mahsusa’da çalıştı.

Bu teşkilatın elemanları ulusal Kurtuluş Savaşı’nda da görev yaptı.

Felah Grubu içindeki Hat Başçavuş Hacı Mümtaz gibi yurtseverler Anadoluhisarı’nda Telsiz Dinleme Merkezi kurdu; işgal ordularının telsizlerini dinleyip Ankara’ya bildirdiler.

Tarih gösteriyor ki, istihbarat ne zaman milli bir kimliğe bürünürse ülke için görev yapıyor.

Diğer türlüsünde yabancı istihbarat örgütlerinin oyuncağı oluyor.

 

                                                            SONER YALÇIN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s