NURİ KİLLİGİL —– ALINTIDIR

Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa yardımcısıyla Bakü’de.

Ta­rih: 2 Mart 1949.

Yer: İs­tan­bul.

Nu­ri Kil­li­gil ve eşi Mis­li Me­lek Ha­nım çar­şam­ba sa­ba­hı er­ken­den kalk­tı­lar.

Üç yıl ön­ce ev­len­miş­ler­di ve Mis­li Me­lek Ha­nım, Ka­va­la­lı Ai­le­si’­ne men­sup Pren­ses İf­fet ile M. Ali Be­yin kı­zıy­dı.

Me­lek Ha­nım sa­at 11.00 uça­ğıy­la Mı­sır/Ka­hi­re‘ye ai­le­si­ni gör­me­ye gi­de­cek­ti.

Nu­ri Kil­li­gil eşi­ni ha­va­ala­nı­na gö­tür­dü.

Ha­va mu­ha­le­fe­ti ne­de­niy­le ge­cik­me ol­du ve uçak an­cak sa­at 15.00‘te kalk­tı.

Nu­ri Kil­li­gil eşi­ni uğur­la­dık­tan son­ra Süt­lü­ce’de­ki si­lah ve cep­ha­ne fab­ri­ka­sı­na dön­dü.

Fab­ri­ka işi­ne gir­me­si ko­lay ol­ma­mış­tı.

Ön­ce 1933’te Zey­tin­bur­nu­‘n­da; so­ba, dö­küm, se­ra­mik, ma­ta­ra yap­mak üze­re te­sis ku­ra­rak iş dün­ya­sı­na atıl­mış; ama kı­sa sü­re­de si­lah ve mü­him­mat yap­ma­ya baş­la­mış­tı.

İlk bü­yük işi­ni; Ata­tür­k’­ün 1934’te im­za­la­dı­ğı ka­rar­na­mey­le ka­zan­mış; Ya­vuz Ge­mi­si top­la­rı için ge­rek­li olan ka­nat em­ni­yet­li ta­pa­lar yap­mış­tı.

1936’da dağ top­la­rı için 24 bin ta­pa ve 1938’te He­in­kel uçak­la­rı­nın bom­ba ya­pı­mı gi­bi iş­le­ri de al­mış­tı.

Se­kiz yıl son­ra ikin­ci fab­ri­ka­yı Süt­lü­ce’ye aç­mış­tı.

Bun­lar Tür­ki­ye’nin ilk özel sa­vun­ma sa­na­yi şir­ket­le­riy­di.

Nuri Paşa’nın sınırlı sayıda ürettiği 9 mm çapında yarı otomatik tabancası.

Ay­rı­ca… İz­mir Ka­ra­bu­ru­n’­da cı­va ma­de­ni çı­ka­rıp ih­raç edi­yor­du.

II. Dün­ya Sa­va­şı­‘n­da ta­lep pat­la­ma­sı ya­şa­mış­tı.

Uçak bom­ba­sın­dan ha­va­na, ta­ban­ca­dan mer­mi­ye ka­dar her şe­yi yap­mış­tı.

Sİ­LAH ÜRET­MEK HA­YA­LİY­Dİ

Si­lah imal et­mek en bü­yük ha­ya­liy­di.

Ta genç­li­ğin­de ağa­be­yi En­ver Pa­şa’ya, “A­ğa­bey bı­rak be­ni sa­na si­lah imal ede­yi­m” de­miş­ti.

Tek­nik bil­gi­si ol­ma­ma­sı­na rağ­men dai­ma bir şey icat et­mek is­ti­yor­du!

Şim­di, is­te­ği­ne ka­vuş­muş­tu.

Ör­ne­ğin…

Ta­ban­ca­la­rın nor­mal par­ça sa­yı­sı­nı azal­tır ve­ya pi­ya­de ha­van top­la­rı­na te­tik­ler ek­ler­di!

De­di­ko­du­lar da ek­sik ol­mu­yor­du; İs­ma­il Hüs­rev Tö­kin, Nu­ri Kil­li­gi­l’­in ta­ban­ca plan­la­rı­nı İma­lat-ı Har­bi­ye za­bi­ti olan ba­ba­sın­dan çal­dı­ğı­nı id­di­a edi­yor­du!

Kim ne der­se de­sin umu­run­da ol­mu­yor; yap­tık­la­rı­nı İz­mir Ulus­la­ra­ra­sı Fu­arı’n­da ser­gi­le­mek­ten ke­yif alı­yor­du.

İş­le­ri yo­lun­day­dı.

Dev­let­ten hi­ma­ye gör­me­sin­de, kız kar­de­şi Me­di­ha ile ev­li Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı Or­ge­ne­ral Ka­zım Or­ba­y‘­ın et­ki­si ol­du­ğu söy­le­ni­yor­du.

Ke­za…

TSK için­de ha­la En­ver Pa­şa’ya bü­yük hay­ran­lık du­yan ko­mu­tan­lar var­dı.

Nu­ri Kil­li­gi­l’­in fab­ri­ka per­so­ne­li ara­sın­da da il­ginç ki­şi­ler var­dı.

Ör­ne­ğin…

Zey­tin­bur­nu’n­da­ki fab­ri­ka­nın so­ğuk de­mir us­ta­sı; Sü­ley­man Tan­yıl­dız, Se­la­ni­k’­te I. Dün­ya Sa­va­şı sı­ra­sın­da İn­gi­liz­ler ve Yu­nan­lı­lar ta­ra­fın­dan ya­ka­la­nıp ca­sus­luk su­çun­dan ida­ma mah­kum edil­miş ve idam edi­le­ce­ği ge­ce, nö­bet­çi as­ker­le­ri öl­dü­rüp Tür­ki­ye’ye kaç­mış­tı!

Nu­ri Kil­li­gi­l’­in ya­kın çev­re­si Al­man hay­ra­nıy­dı.

Ör­ne­ğin…

Sa­vaş dö­ne­min­de Hit­le­r’­le bi­le gö­rü­şen emek­li ge­ne­ral Hü­se­yin Hüs­nü Emir Er­ki­let, so­rum­lu mü­dü­rüy­dü…

Al­man­ya Bü­yü­kel­çi­si Franz Von Pa­pen de ya­kın dos­tuy­du.

SU­Rİ­YE’DEN HA­VAN Sİ­PA­Rİ­Şİ

Sa­at: 16.00…

Şo­fö­rü Sü­ley­man, pat­ro­nu Nu­ri Kil­li­gi­l’­i ha­va­ala­nın­dan Süt­lü­ce’de­ki fab­ri­ka­ya bı­rak­tı.

Nu­ri Kil­li­gil mü­dü­ri­yet oda­sı­na geç­ti.

Mu­ha­se­be­ci­si Fun­ga­ris Bey ile ça­lış­ma­ya baş­la­dı.

II. Dün­ya Sa­va­şı bit­tik­ten son­ra, 1946’da Zey­tin­bur­nu’n­da­ki fab­ri­ka­yı ka­pat­mış­tı; sa­de­ce Süt­lü­ce’de­ki fab­ri­kay­la il­gi­le­ni­yor­du.

Bu fab­ri­ka­yı bü­yüt­mek is­ti­yor­du.

Bu ne­den­le iki gün ön­ce İş Ban­ka­sı­‘n­dan 60 bin li­ra­lık kre­di al­mış­tı.

Sa­vaş bit­miş­ti ama iş­le­ri yo­ğun­du.

Çün­kü…

Su­ri­ye’den iki bin ha­van to­pu ve Mı­sı­r’­dan beş bin ta­ban­ca si­pa­ri­şi al­mış­tı.

Bu si­pa­riş­ler te­sa­düf de­ğil­di.

Bir yıl ön­ce…

Ta­rih: 14 Ma­yıs 1948.

Fi­lis­ti­n’­de İn­gi­liz man­da re­ji­mi­nin so­na er­me­si­nin he­men ar­dın­dan, Tel-Avi­v‘­de top­la­nan Ya­hu­di Mil­li Kon­se­yi, ya­yın­la­dı­ğı bil­di­riy­le İs­ra­il­ Dev­le­ti­‘nin ku­rul­du­ğu­nu ilan et­ti.

24 sa­at son­ra…

Mı­sır, Ür­dün, Su­ri­ye, Lüb­nan ve Irak, İs­ra­il’­e sa­vaş aç­tı.

An­cak ye­ni­lip ant­laş­ma yap­mak zo­run­da kal­dı­lar.

Fa­kat.

Or­ta­do­ğu’da ger­gin­lik so­na er­me­miş­ti.

Ül­ke­ler si­lah­la­nı­yor­du.

Ke­za…

Hin­dis­ta­n’­dan, ya­şa­nan kan­lı bir mü­ca­de­le son­ra­sı 14 Ağus­tos 1947’de ay­rı­lan Pa­kis­ta­n‘­dan da si­pa­riş­ler var­dı.

İş­ler yo­ğun­du ama Nu­ri Kil­li­gi­l’­in ça­lı­şa­cak fi­zi­ki gü­cü yok­tu.

Bir ay ön­ce git­ti­ği Av­ru­pa se­ya­ha­ti sı­ra­sın­da Ati­na’da ze­hir­len­miş­ti!

Kal­dı­rıl­dı­ğı has­ta­ne­den ölüm­den dön­müş­tü.

Yet­mez­miş gi­bi…

Bir­leş­miş Mil­let­ler Gü­ven­lik Kon­se­yi, Su­ri­ye ve Mı­sı­r’­a si­lah am­bar­go­su koy­muş­tu.

Nu­ri Kil­li­gil bu ka­ra­ra rağ­men si­lah üret­me­ye de­vam edi­yor­du.

De­po­da Su­ri­ye için ya­pıl­mış olan iki bin ha­van mer­mi­si var­dı.

Nu­ri Kil­li­gil, bun­la­rı il­le­gal yol­lar­dan mı gön­de­re­cek­ti?

Bi­lin­mi­yor.

Çün­kü…

YA­HU­Dİ İŞ­Çİ­LER

Sa­at: 16.50…

Nu­ri Kil­li­gi­l’­in Süt­lü­ce’de­ki fab­ri­ka­sın­da kap­sül­le­rin bu­lun­du­ğu kap­sül­ha­ne­de yan­gın çık­tı.

Ha­lı­cı­oğ­lu İt­fa­iye­si­‘ne ha­ber ve­ril­di.

Mü­dü­ri­yet oda­sın­da ça­lı­şan Nu­ri Kil­li­gil, mu­ha­se­be­ci­si Fun­ga­ris Bey ile iki bin ha­va­nın bu­lun­du­ğu de­po­la­ra koş­tu.

İş­çi­le­ri­ne ba­ğır­dı; “am­ba­rı bo­şal­tın, am­ba­rı bo­şal­tın.”

Ki­mi iş­çi­ler el­le­rin­de mer­mi san­dık­la­rıy­la fab­ri­ka­yı terk eder­ken, ki­mi­le­ri am­ba­ra yö­nel­di.

On da­ki­ka son­ra it­fa­iye gel­di.

Türk Bayrağı’na sarılı “tabutu”: Yeğeni yönetmen Faruk Kenç (solda) ve fabrika müdürü emekli General Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet (ortada).

İt­fa­iye fab­ri­ka­ya gi­rip su sık­ma­ya baş­la­dı ki, de­po­da bü­yük bir pat­la­ma ol­du.

Ar­dın­dan iki pat­la­ma da­ha mey­da­na gel­di.

Ci­var­da­ki ev­le­rin sa­de­ce cam­la­rı de­ğil, ki­mi­nin du­var­la­rı bi­le yı­kıl­dı.

Fab­ri­ka­da do­kuz me­mur, ye­di us­ta, al­tı müs­tah­dem, 105 iş­çi ve Nu­ri Kil­li­gil var­dı.

Fa­ci­anın bo­yu­tu kor­kunç­tu:

Ye­di iş­çi ile al­tı it­fa­iye­ci­nin ce­se­di­ne ula­şı­la­bil­di.

İç­le­rin­de Nu­ri Kil­li­gi­l’­in de bu­lun­du­ğu 15 ki­şi­nin akı­be­ti meç­hul idi.

Ki­me ait ol­du­ğu bel­li ol­ma­yan kol ve ba­cak­lar, ya­na­rak kö­mür­leş­miş ce­set par­ça­la­rı çev­re­ye sa­çıl­mış­tı.

Nu­ri Kil­li­gi­l‘­in; ko­lu­nun ya­rı­sı, aya­ğı­nın bir par­ça­sı bu­lu­na­bil­di.

Fa­ci­adan beş gün son­ra…

Ölen 15 ki­şi­nin par­ça­la­rı, üç ay­rı ta­bu­ta kon­du; Be­ya­zıt Ca­mi­i’n­de­ki ce­na­ze na­ma­zı ar­dın­dan, Edir­ne­ka­pı’da, iş­çi­ler ta­ra­fın­dan top­la­nan pa­ra­lar­la ya­pı­lan Nu­ri Kil­li­gil Fab­ri­ka­sı Şe­hit­li­ği’ne def­ne­dil­di.

16 gün son­ra…

En­kaz­dan Nu­ri Kil­li­gi­l’­in göv­de­si bu­lun­du.

Ya­kın­la­rı, göv­de­si­ni Türk Bay­ra­ğı’­na sa­ra­rak fab­ri­ka­da tö­ren dü­zen­le­di.

İs­tik­lâl Mar­şı okun­du.

Say­gı du­ru­şun­da bu­lu­nul­du.

Fa­kat..

İs­tan­bul Müf­tü­lü­ğü ce­na­ze tö­re­ni için “tam göv­de­si ol­ma­dı­ğı için ce­na­ze na­ma­zı kı­lı­na­ma­ya­ca­ğı­nı­” söy­le­miş­ti!

Oy­sa ön­ce­ki ce­na­ze­de kıl­dır­mış­lar­dı!

İmam ol­ma­yın­ca iş­çi­le­rin­den bi­ri Ku­ran ve du­a oku­du.

Nu­ri Kil­li­gil imam­sız şe­hit­li­ğe def­ne­dil­di.

İd­di­ala­ra gö­re…

Hü­kü­met, İs­ra­il si­ya­se­ti ge­re­ği Nu­ri Kil­li­gi­l’­in ce­na­ze tö­re­ni­ne ta­vır al­mış­tı.

Dört gün son­ra…

Tür­ki­ye, İs­ra­il’­i ta­nı­yan ilk Müs­lü­man ül­ke ol­du!

Pe­ki…

Olay ih­mal miy­di?

Sa­bo­taj mıy­dı?

TBMM ka­pa­lı otu­ru­mun­da Baş­ba­kan Şem­set­tin Gü­nal­tay mil­let­ve­kil­le­ri­ni bil­gi­len­dir­di.

Bu tu­ta­nak­lar üze­rin­de­ki giz­li­lik ka­ra­rı ol­du­ğu için kim­se me­se­le­nin özü­nü an­la­ya­ma­dı.

Yıl­lar için­de “o gün Ya­hu­di iş­çi­ler fab­ri­ka­ya gel­me­di­” gi­bi spe­kü­las­yon­lar ya­pıl­dı.

So­nuç­ta, fab­ri­ka­nın mü­dü­rü emek­li ge­ne­ral Hü­se­yin Hüs­nü Emir Er­ki­let ve kap­sül­ha­ne şe­fi Se­yit Ali Oral “dik­kat­siz­lik so­nu­cu ölü­me se­be­bi­yet ve ted­bir­siz­lik­te­n” yar­gı­lan­dı.

Er­ki­let Pa­şa kur­ta­rıl­dı.

Bun­ca yıl son­ra ola­yın üze­rin­de­ki sis­ler da­ğı­tı­la­ma­dı…

Bun­da Nu­ri Kil­li­gi­l’­in sı­ra dı­şı ha­ya­tı­nın da ro­lü var­dı.

SI­RA­DI­ŞI BİR  Aİ­LE­NİN SI­RA­DI­ŞI FER­DİNİN HA­YA­TI

Enver Paşa – Babası Ahmet Bey – Kardeşi Nuri Killigil
 

Kil­li, Uk­ray­na’da bir ka­sa­bay­dı.

So­yad­la­rı bu­ra­dan ge­li­yor­du.

Hı­ris­ti­yan Ga­ga­vuz Tür­kü idi­ler; son­ra Müs­lü­man ol­du­lar.

Ata­la­rı Rus iş­ga­li so­nu­cu İs­tan­bul Di­van­yo­lu’na yer­leş­ti.

Me­mur ba­ba­sı Ah­met ile an­ne­si Ay­şe’nin ilk ço­cu­ğu En­ver (1881-1922) idi.

İkin­ci ço­cuk­la­rı Ha­se­ne (1887-1963) ve üçün­cü ço­cuk­la­rı Nu­ri (1889-1949) doğ­du.

Ar­dın­dan üç ço­cuk da­ha ol­du: Me­di­ha (1894-1983), Ka­mil (1898-1964) ve Er­tuğ­rul (1907-1931) dün­ya­ya gel­di.

Ba­ba­sı­nın ta­yi­ni ne­de­niy­le ilk öğ­re­ni­mi­ni ve as­ke­ri okul tah­si­li­ni Ma­nas­tı­r‘­da yap­tı.

Ku­le­li As­ke­ri Li­se­si’n­den son­ra Harp Oku­lu’na git­ti.

1908’de okul dör­dün­cü­sü ola­rak me­zun ol­du.

Mü­la­zım-ı Sa­ni (Teğ­men) rüt­be­siy­le 3. Or­du Ka­rar­ga­hı’n­da gö­re­ve baş­la­dı.

İki yıl son­ra 1910’da pa­di­şa­hın Mai­yet Bö­lü­ğü­‘n­de gö­rev al­dı.

İt­ti­hat­çı­lar sa­ra­yı kon­trol al­tın­da tu­tu­yor­du.

Teğ­men Nu­ri, am­ca­sı Yar­bay Ha­lil Be­yin em­rin­de ça­lış­tı.

Trab­lus­garp Sa­va­şı çı­kın­ca ağa­be­yi En­ver ile bir­lik­te giz­li­ce böl­ge­ye git­ti.

Ağa­be­yi En­ve­r’­in em­rin­de Der­ne, Bin­ga­zi ve Tob­ru­k’­ta; ve da­ha son­ra am­ca­sı Ha­li­l’­in em­rin­de Homs ile Mıs­ra­ta böl­ge­sin­de İtal­yan­la­ra kar­şı sa­vaş­tı.

Sa­vaş son­ra­sın­da Mü­la­zım-ı Ev­vel (Üs­teğ­men) rüt­be­si­ne yük­sel­di ve İs­tan­bul 1. Or­du’da gö­rev yap­ma­ya baş­la­dı.

Bal­kan Sa­va­şı’n­da Ça­tal­ca’da Bul­gar­lar ile sa­vaş­tı.

Bir yıl son­ra, Yüz­ba­şı rüt­be­si­ne yük­sel­di.

Ro­ma As­ke­ri Ata­şe Yar­dım­cı­lı­ğı­‘na ge­ti­ril­di.

1914’te ay­nı gö­rev­le Vi­ya­na­‘ya ta­yin edil­di.

Kı­sa bir sü­re son­ra sa­vaş çı­kın­ca yur­da dön­dü; ağa­be­yi Har­bi­ye Na­zı­rı En­ver Pa­şa’nın ya­ve­ri ol­du.

Ağa­be­yi En­ver Pa­şa ta­ra­fın­dan, İtal­yan ve İn­gi­liz­le­re kar­şı ayak­lan­ma­yı ör­güt­le­mek için tek­rar Trab­lus­gar­p’­e gön­de­ril­di.

Nuri Paşa nın Bakü ye gelmesi

Rüt­be­si ye­ter­siz ol­du­ğu ve Arap­la­rı et­ki­le­mek için ken­di­si­ne mir­li­va­lık ve fah­ri fe­rik rüt­be­le­ri ve­ril­di.

1918 yı­lı­na ka­dar üç yıl İn­gi­liz ve İtal­yan­lar ile sa­vaş­tı.

1916’da Bin­ba­şı ve 1918’de Kay­ma­kam (Yar­bay) ol­du.

Ba­şa­rı­la­rın­dan ötü­rü…

Al­man­ya İm­pa­ra­to­ru, Bi­rin­ci Rüt­be­den De­mir Sa­lip Ma­dal­ya­sı ver­di.

Os­man­lı Al­tın Li­ya­kat Ma­dal­ya­sı; Al­tın İm­ti­yaz Ma­dal­ya­sı; Üçün­cü Rüt­be­den Kı­lıç­lı Os­ma­ni Ni­şa­nı ve Kı­lıç­lı Bi­rin­ci Me­ci­di Ni­şa­nı ile onur­lan­dı­rıl­dı.

1917 Bol­şe­vik Dev­ri­mi ar­dın­dan Kaf­kas İs­lam Or­du­su Ko­mu­tan­lı­ğı­‘na ge­ti­ril­di.

Çün­kü…

İn­gi­liz­ler, Rus or­du­su­na yar­dım­cı ol­mak mak­sa­dıy­la sa­va­şın son­la­rı­na doğ­ru Azer­bay­ca­n’­a bir­lik gön­der­miş, on­la­rın var­lı­ğın­dan des­tek alan Er­me­ni­ler de Aze­ri­le­re kar­şı katlia­ma baş­la­mış ve bin­ler­ce Aze­ri’yi kat­le­dil­miş­ti.

Dev­rim­den son­ra böl­ge çok ka­rış­mış­tı.

Baş­ku­man­dan Ve­ki­li En­ver Pa­şa, Azer­bay­ca­n’­da­ki du­ru­mun kon­trol al­tı­na alın­ma­sı için kar­de­şi Nu­ri Pa­şa’yı va­zi­fe­len­dir­di.

Nu­ri Kil­li­gil, Mu­su­l’­da kur­du­ğu or­du­suy­la Azer­bay­can üze­ri­ne yü­rü­dü.

13 Ey­lül 1918’de Ba­kü’yü kur­tar­dı. 

Ar­dın­dan Ka­ra­dağ ve­ Da­ğıs­ta­n‘­ı al­dı.

Kaf­kas­ya’da iler­le­yi­şi sü­rer­ken

Mon­dros Ant­laş­ma­sı son­ra­sı İs­tan­bu­l’­a çağ­rıl­dı.

Tu­tuk­lan­dı.

Ve İn­gi­liz­le­re tes­lim edil­di.

İn­gi­liz­ler ken­di­si­ni Ba­tu­m’­a gö­tü­rüp hap­set­ti.

Kaç­tı.

Azer­bay­ca­n’­da, Kı­zıl Or­du’ya kar­şı sa­vaş­tı; ye­nil­di.

Çün­kü, Aze­ri­le­ri bir bö­lü­mü dev­ri­mi des­tek­li­yor­du.

Ana­do­lu’ya gel­di; Ka­zım Ka­ra­be­kir Pa­şa ya­nın­da Kars ve Er­zu­ru­m’­da mal­ze­me­le­rin ba­kım ve ta­mi­ri için si­lah atöl­ye­le­ri kur­du.

En­ver Pa­şa’ya 1 Ni­san 1921’de yaz­dı­ğı mek­tup­ta şöy­le di­yor­du:

“A­ziz Ağa­be­yim, Er­zu­ru­m’­da İş Oca­ğı na­mıy­la met­ruk ma­ki­ne­le­ri ta­mir et­ti­re­rek bü­yük bir ima­lat­ha­ne te­sis et­tir­mek­te­yim.”

Trab­zon ve Er­zin­ca­n’­da da ben­zer­le­ri­ni ku­ra­ca­ğı­nı yaz­dı.

1921’de An­ka­ra’ya gel­di.

Hak­kın­da, Mus­ta­fa Ke­ma­l’­e kar­şı dar­be ya­pa­ca­ğı de­di­ko­du­la­rı çı­ka­rıl­dı.

Bir yıl son­ra böb­rek­le­rin­den te­da­vi gör­mek için Ber­li­n’­de bu­lu­nan kar­de­şi Ka­mil ve En­ver Pa­şa’nın eşi/yen­ge­si Na­ci­ye Sul­ta­n‘­ın ya­nı­na git­ti.

Ta­ci­kis­ta­n’­da bu­lu­nan ağa­be­yi En­ver Pa­şa’nın, ken­di­si­nin he­men Trab­lus­garp’a git­me­si­ni is­te­me­si­ni ma­ce­ra­cı­lık bu­lup ka­bul et­me­di.

Ağa­be­yi­nin ya­nı­na git­me­nin yo­lu­nu arı­yor­du.

Bu ara­da Er­me­ni te­rö­rist­ler­le kö­şe kap­ma­ca oy­na­dı; Af­gan­lı tüc­car kim­li­ği ta­şı­dı.

Has­ta­lı­ğı art­tı.

Avus­tur­ya’da böb­rek ame­li­ya­tı ol­du.

O sı­ra­da En­ver Pa­şa şe­hit ol­du.

1923 yı­lın­da Tür­ki­ye’ye dön­dü.

Biz­zat Ata­tür­k’­ün im­za­sıy­la 1925’te Yar­bay rüt­be­siy­le emek­li­li­ği onay­lan­dı.

Ve: 29 Şu­bat 1929’da İs­tik­lal Ma­dal­ya­sı ve­ril­di.

An­ka­ra’da ti­ca­re­te atıl­dı ama çi­ni­ci­lik işin­de ba­şa­rı­sız olun­ca İs­tan­bu­l’­a göç­tü.

Fab­ri­ka kur­du.

Bu ara­da si­ya­set­le iliş­ki­si­ni kes­me­di.

II. Dün­ya Sa­va­şı dö­ne­min­de Al­man­la­rı des­tek­le­di.

Tür­ki­ye’nin Al­man­lar­la bir­le­şip Kı­zıl Or­du’y­la sa­vaş­ma­sı ta­raf­ta­rıy­dı.

1941 Ey­lül ba­şın­da Al­man­ya’ya gi­dip gö­rüş­me­ler­de bu­lun­du.

He­de­fi, Al­man­lar sa­ye­sin­de Tu­ran ha­ya­li­ni ger­çek­leş­tir­mek­ti!

Gö­rüş­le­ri­ni; Al­man­ya Dı­şiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’nın Tür­ki­ye iş­le­rin­den so­rum­lu müs­te­şa­rı Ernst Wo­er­mann ra­por ha­li­ne ge­tir­di.

Al­man­ya’da “Tu­ran­cı­lık Ma­sa­sı­”nın ku­rul­ma­sı­na ve Na­zi­le­rin Kaf­kas­ya’da “Tür­kis­tan Ala­yı­” kur­ma­sı­na yar­dım et­ti.

An­cak Al­man­lar­la Türk­le­rin ba­ğım­sız­lı­ğı ko­nu­sun­da an­la­şa­ma­dı; Al­man­la­rın Türk­le­ri kul­lan­mak is­te­di­ği­nin far­kı­na var­dı.

Tür­ki­ye’de de Türk­çü­lük fa­ali­yet­le­ri için­de yer al­dı.

Irk­çı­lı­ğa kar­şı ol­du­ğu için Ni­hal At­sız gi­bi isim­ler­le pek gö­rüş­me­di.

Fab­ri­ka­da­ki iş­le­riy­le yo­ğun­laş­mış­tı ki, bü­yük pat­la­ma­da can ver­di.

SONER YALÇIN

Reklamlar