SANAT İLKELERİ VE RENK BİLGİSİ —– ALINTIDIR

SANAT İLKELERİ

Cézanne “Resimde her şeyden önce armoni gelir.” demiştir.

O’na göre çizgi, bir “abstraksiyon”dur.

Doğada çizgi diye bir şey yoktur.

Çizgi, geometrinin malıdır.

Ama ressam resmine çizgi ile başlamaktadır.

André Lhote çizginin saf ve geometrik bir eleman olduğunu, arı, soyut, form kombinasyonlarının yaratılmasında başlıca inşa unsuru olduğunu söyler.

O’na göre çizgi, aynı zamanda, rengin yerini önceden kararlayan bir grafik elemanıdır da. Fakat ressam boyarken, aynı anda çizmiş de olur.

Çünkü; bir renk lekesinin taşıdığı oranlar, hareket ve karakter, desen fikri içindedir.

(Bigalı, 1976:198).

Armoni, bütünün benzer tarafları olan parçalarla oluşturulmasıdır.

Bir veya birkaç tasarım elemanının farklılık veya aralık dengesidir.

Şekil, boyut veya renk gibi nitelikler bakımından bir veya birkaç bakımdan benzer elemanlar olan üniteler armoniktir.

(Daniel Graves, 1951).

Genel olarak uyum, bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki benzerlik, yumuşak ilgililik, uygunluktur.

Öğelerin kendi aralarında ve içsel değerlerle, ilgi-yapı- etki (incelik-kalınlık, düzlük-dalgalılık, belirlilik-belirsizlik) olarak, birbirlerine uygun olması, yan yana gelen parçaların net zıtlıklar-çelişkiler-aymazlıklar göstermemesidir.

Öğelerin birbirini andıran, birbirine akraba, birbirine benzer değerlerle, bir düzen içindeki bileşimidir.

O, öğeler arasındaki “ayar”dır.

(Atalayer, 1994:123).

Bigalı’ya (1976) göre armoni sabit ve düzgün bir bütün oluşturmak için, birbiriyle ilgili elemanların uyumlu bir kombinasyonudur.

Armoni; eseri, uygunluklar içinde götürmek, bir uygunluk rengi içinde düşünmek gereğine inanmaktır.

Paul Serusier’ye göre armoni; “Duyguların aranjmanı, düzeltilmesidir.

Duygularımızın esprisini ve işleyişini tatmin eder.

Mutlak bir güzellik vardır, buna yaklaşılabilir, fakat bu güzellik ancak mükemmel varlıklarda bulunabilir.

Bu anlamda güzellik, kişiye göre değişir”.

 (Bigalı, 1976:199).

Bir resim için armoni; valör, renk, şekil gibi plastik ve resimsel elemanların birlik içinde bulunmaları ve kullanılmalarıdır.

Ancak, araya birliği bozacak ve ayrı düşecek dissonansların (uygunsuz) girmemesi gerekir.

Çok çeşitli ve etki yapacak renkler olsa bile, onların da öteki renklerle ilgisi düşünülmelidir.

Bu tutum içinde; tabloda hangi armoni çeşidi esas alınmışsa, renkler arasında da, o türlü bir ilgi sonuna kadar sürdürülmelidir.

 Plastik elemanlar, birlik içinde ve tek bir fikirde birleşmelidirler (Bulut).

Armoni, plastik ve resimsel elemanları uygun düşürmek esasını verir.

Eseri, uygunluk serisi içinde geliştirmek, bir uygunluk rengi içinde anlamak ve tanımak gereğini yaratmaktadır.

Renkler, armoni kategorilerine göre, bütünlük ve birlik kazanırlar.

O halde, belli bir armoni kategorisine göre birlik ve bütünlük kazanmış olan bir renk, başka bir kategorinin malı olan renk armonisi içine giremez.

Resme, bir çeşit armoni geliştirirken, uygunluğu bozacak bir renk katılacak olursa, armoninin bozulacağı bir gerçektir.

Bu renge dissonans diyoruz.

Uygunluğu gerçekleştiren renkler ise,

“assonant”tırlar.

Armoni, tekdüzeliğin ve değişikliğin iki uç noktası arasında yer alır.

Her iki karakterle oluşur.

Armoni beyaz ve siyah gibi iki extremden oluşan orta griye benzer.

Tasarımın bir uçtan diğerine ne kadar yakın olacağı sanatçının mizacına, ifade edilecek düşünce ve duygulara bağlıdır ve bu tasarımın işlevi olacaktır.

 (Graves, 1951).

Armoni kavramı ve uygunluk esası ile kompoze edilen sanat elemanları, soyut havayı yaşatırlar.

Kandinsky’e göre armoni, eserin kompozisyonudur.

Plastik elemanlara, aralarında bir birlik kurmak ve kurdurmak esası ile yükümlü olan sanatçı, şu üç ilkeyi kompoze eder:

1- Birlik (Unité) Değişik elemanların, bir bütün yaratmak üzere birleştirilmesi.

2 – Değişiklik (Variation) : Renk parçalarının kapladığı alanların, aralarındaki kontrastlarla ve bu renklerin, kendi içlerinde sürekli olarak gelişen ton ve nüans farkları.

3- Denge (Balance) : Renk, valör, çizgi, şekil disiplinleriyle elde edilir.

Renkte denge; büyük parçalardaki zayıf renklerin, küçük parçalardaki kuvvetli renkleri tartıya almalarıyla oluşturulur.

 (Bigalı,1976:200).
Itten renklerin fizik niteliklerine dayanan ayrıntılı bir teknik teorisi kurmuştur.

Itten’nın bu teorisi eski zamanlardan beri kullanılan renk armonilerini şöyle sıralamaktadır:

1)Yalın renklerin kontrastı;
2)Açık – koyu kontrastı;
3)Sıcak – soğuk kontrastı;
4)Tamamlayıcı kontrast;
5)Yanıltıcı kontrast;
6)Kalite kontrastı;
7)Miktar kontrastı.

Itten’nın renk teorisi okullarda öğrenilmesi gerekli renk eğitimine düzenli bir temel teşkil etmiş, teknik bakımdan üzerine bugüne dek fazla bir şey eklenmemiştir.

Itten ayrıca renk seçmeleri ile kişisel psikolojik ve fizyolojik yapı arasında bağıntılar kurmuş, ilginç bilgiler vermiştir.

Temel sanat eğitimi dersinde bu düzenli temelden hareket edilerek, sonunda dinamik bir renk eğitimine varmak gerekmektedir.

Renk kontrastları konusunda bu düzenli öğretime girişilmeden önce eğitilen kitlede bir renk kontrastı kavramı uyandırılmalıdır.

Johannes Itten

Renk kontrastları, rengi, rengin birbirleriyle olan ilişkilerinde uyum veya çelişkinin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Bu renk kontrastları hiç bir zaman kalıplaşmış, formülleştirilmiş renk yanyanalıkları olmamalıdır.

Yalın Renk Kontrastı
Renkleri birbiriyle karıştırmadan birtakım irili ufaklı geometrik biçimler kullanarak yalın renklerle bir yüzey oluşturma çabasıdır.

Kullanılan biçimlerin herhangi bir geometrik forma bağlı olması söz konusu değildir.

Açık – Koyu Renk Kontrastı
Bu çalışma ile öğrenci renkleri kendi zevkine göre karıştırmaya, kendince değerli uyuşumlar yapmaya başlayacaktır.

Bu konu bir öncekine karşın iki özelliğe sahiptir.

1-Öğrenci yalnızca ışıklı ve koyu nitelikli renkleri arayacaktır.

Yani orta tonlu renklere bu kontrast prensibi içinde yer yoktur.

2-İkinci özellik ise açık ve koyu nitelikli renkler kesinlikle karıştırılarak elde edilmiş renkler olmalıdır.

Renkler öğrencinin kendi dünyasında düşünebildiği, sevecen bulduğu açık ve koyu niteliklere sahip bulunmalıdır.

Sıcak – Soğuk Renk Kontrastı
Sıcak – Soğuk renk çalışmalarında doğadan çalışmalar, çiçek etütleri gibi araştırmalar faydalı olur.

Obje üzerinde görülebilen belirgin bir rengin daha zengin renk çeşitlemesiyle anlatılmaya çalışılması gereklidir.

Sıcak – soğuklu renk nüansları yerel rengin kendi karakteri içinde oluşmalıdır.

Hiçbir renk doğada tek başına, bağımsız olarak görünemez.

Ayrıca, hiçbir renk tek olarak düşünüldüğünde, sıcak veya soğuk olarak değerlendirilemez.

Bir rengi sıcak veya soğuk olarak nitelendirmek onu etrafı ile görüp değerlendirdikten sonra mümkün olur.

Doğa, en iyi renk öğreticisidir.

Özellikle sıcak – soğuk renk konusunda doğaya dönük çalışmalar yapmak çok yararlı olacaktır.

Tamamlayıcı Renk Kontrastı
Renkler psikolojik etki yönleriyle birbirlerinden farklılık gösterirler.

Örneğin, turuncunun yaptığı etki başka bir rengin etkisiyle aynı değildir.

Mavinin herhangi bir nüansında bulduğumuz dinlendiricilik bir başka renkte bulunmamaktadır.

 Bu nedenledir ki renklerin yaptıkları etkileri bir başka rengin ters etkisiyle dengelemeyi sağlamak tamamlayıcı kontrast ile mümkün olur.

Bu kontrast veya kontrastla uyuşum prensibinde turuncu ile mavi, kırmızı ile yeşil, sarı ile mor etki yönleriyle birbirlerini tamamlarlar.

Bu tamamlama olgusuna etkilerin nötr hale gelmesi de denmektedir.

Tamamlayıcı kontrast, üç grup renk beraberliğinde sonsuz çeşitlenmeler, gelişmeler gösteren bir uyuşum prensibidir.

Bu prensipte belirgin iki esas vardır.

1)Birbirlerini tamamlaması istenilen iki rengin ışık güçlerinin eşit olması.
2)Sözü edilen iki rengin beraberliklerinde bir renk uyuşumluğu bulunması gereklidir.

Miktar Kontrastı
Renklerin yalın halleriyle kullanıldıklarında yaptıkları etkileri, renk yüzeylerini ölçülü olarak düşünerek dengelemeye çalışmaya ölçü kontrastı denilmektedir.

Örneğin; yalın halde kullanılan bir ölçü limon sarısı yalın halde kullanılan üç ölçü mora eşittir.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Kalite Kontrastı
Bir rengin en ışıklı nüansından başlayarak koyulaşmaya doğru götürülürken veya koyudan açığa doğru getirilirken elde edilecek ara tonlar sözü edilen rengin çeşitli kaliteleridir.

Böyle bir çalışmada öğrencinin rengi çok sayıda kaliteye ayırmaya ve zengin bir seri yapmaya yönlendirilmesi faydalı olacaktır.

Çalışma yüzey değerlendirilmesi olarak görülmelidir.

Yanıltıcı Kontrast
Renklerin tek olarak etki güçlerinin yanı sıra, rengin fonu ile birlikte ele alındığında etkisinin farklılaştığı açıktır..

Örneğin, beyaz bir fon üzerindeki kırmızı lekenin, gri fon üzerindeki kırmızı lekenin ve siyah fon üzerindeki kırmızı lekenin farklılıkları, etki güçleri hemen belli olur.

Ana renkler diğer kromatik renklerin, kendi tamamlayıcılarına doğru değişme eğilimine sahiptir.

Bu olgu yanıltıcı kontrast olarak bilinir.
İnsan gözünün tamamladığı ve dengelediği tamamlayıcı ve yanıltıcı kontrastlar, yalnızca tamamlayıcılık bağlantısı kurulduğu zaman gündeme gelir.

Şimdi bu düşünceye değişik bir açıdan yaklaşalım: İnsan gözünün tamamladığı ve dengelediği tamamlayıcı ve yanıltıcı kontrastlar, yalnızca tamamlayıcılık bağlantısı kurulduğu zaman gündeme gelir.

GÖREN BULUT

Bulut’un (1994:10) renk ilişkilerine bakışı şu şekilde olmuştur; “İnsanlar renk armonisinden söz ederken, iki veya daha çok rengin ortak objektifini değerlendirmiş olurlar.

Öznel renk kombinasyonlarıyla elde edilen deney ve deneyimler onların uyumsuzluk anlayışında bireysel farklılıklar gösterir.”

Ortak dilde uyumlu diye adlandırılan renk kombinasyonlarını, genellikle benzer renkler veya aynı değerdeki farklı renkler oluşturmaktadır.

Kural olarak, uyum ve uyumsuzluk tanımı yalnızca uyumlu, uyumsuz, gösterişli gösterişsiz, derecelerini verir.

Bu değerlendirmeler, nesnel etkiler olmaksızın yaşanan kişisel duygulardır.

 Renk uyumu anlayışı öznel tutumlar dünyası yerine nesnel prensiplerin dünyası ile yer değiştirmiştir.

Armoni dengesi, güçlerin uyumunu ifade eder.

Eğer yeşil bir kareye dikkatlice bakar sonra gözlerimizi kaparsak, kırmızı bir kare imajı görürüz.

Bunun tersini yaparsak göreceğimiz yeşil bir kare imajıdır.

 Bu deneyi hangi renk üzerinde yaparsak sonuç baktığımız rengin tamamlayıcısı olur.

Göz tamamlayıcı rengi bulur ve dengeleyenini (tamamlayıcısı) bulmaya çalışır.

Bu olgu ardıl kontrast olarak isimlendirilir.

Diğer bir denemede, saf bir rengin üzerine gri bir kare yerleştirirseniz, gri kare yeşil üzerinde kırmızımsı, mor üzerinde sarımsı, sarı üzerinde morumsu gri görünecektir.

Her renk tamamlayıcısı ile grinin hafifçe renklenmesine neden olacaktır.

Fizyolog Eward Hering şöyle der; “farklılaşan vizyonda kaybolan optik maddelerin durumuyla orta veya nötr gri birbirine eşittir.”

Bu da optik maddenin aynı kaldığını, diğer anlamda orta gri gözde tamamlayıcı bir denge meydana getirir.

Hering, göz ve beynin orta griye gereksinim duyduğunu ve yokluğunun rahatsız edici olduğunu savunur.

Eğer siyah bir yüzeyde beyaz bir kareye tekrar tekrar bakarsak siyah bir kare imajı, bunun tersini yani beyaz bir yüzeyde siyah bir kareye uzun süre bakarsak beyaz bir kare imajı görürüz.

Bu gözün kendi kendini yeniden denge kurmaya yöneltmesidir.

Göz orta gri bir yüzeyden tekrar orta gri bir kareye yönelirse durum değişmeyecektir.

Bu da orta grinin görme duyumuzun gerektirdiği denge durumuna uygun olduğunu kanıtlar.

Optik maddenin başkalaşması hayali bir izlenime benzer.

Bizim görsel araçlarımızın dengesi, optik maddenin psiko-fizyolojik benzer ve farklı durumuna eşittir.

Bu durumu renksiz gri yaratır.

Beyaz ve siyahı karıştırarak veya iki tamamlayıcı renk ile beyazdan sarı, kırmızı ve mavi gibi üç ana rengi uygun oranlarda karıştırarak griyi elde edebilirsiniz.

Her tamamlayıcı renk çifti üç ana rengi kapsar.

Kırmızı, yeşil Kırmızı (sarı ve mavi)
Mavi, turuncu Mavi (sarı ve kırmızı)
Sarı, mor Sarı (kırmızı ve mavi)

Sonuç olarak; sarı, kırmızı ve mavinin uygun oranlarını içeren iki veya daha çok rengin karışımı griyi verecektir.

Sarı, kırmızı ve mavi tüm renklerin yerine geçecektir.

Göz yapısının armonik dengeyi kurabilmek için bu bütünlüğe gereksinimi vardır.

İki veya daha çok rengin karışımı nötr griyi verirse armoni içindedirler.

Diğer renk kombinasyonları, yani griyi vermeyen karışımlar ekspresif veya uyumsuz karakterlerdir.

Burada sınırlanan anlamı ile tek yanlı anlatımcı tonlamanın ve renk kompozisyonunun uyumsuz olduğu pek çok iyi resim vardır.

Bu resimlerin bir yanı anlam olarak heyecan verici ve cazip efektlere sahiptir.

Bu nedenle tüm renk kombinasyonlarının uyumlu olmasına gerek yoktur.

Renklerin yakınlık konumlarından farklı olarak elbette nicel oranları, saflık dereceleri ve parlaklıkları da önemlidir.

Armoninin temel prensibi, fizyolojik açıdan tamamlayıcılık kuralı varsayılarak açıklanabilir.

Goethe, Farbenlahre’sinde, öznel armoni ve bütünlük hakkında şöyle der; “Göz bir rengi gözlemlediğinde doğal olarak bilinçsizce bir eylem olarak, renk çemberinde bir yere denk düşen diğer bir rengi anında üretir.

Belirli bir renk, genellikle çaba harcanarak özel bir duyarlılıkla göz tarafından desteklenir, sırada bu bütünlüğü anlamak ve ona yardımcı olmak vardır.

Göz, renk dünyasının dışında, renksiz dünyanın içinde üretilen eksik rengi araştırır.

İşte tüm renk armonisinin esas kuralı buradadır”.

(Bulut:1994:14).
Ostwald’a göre olumlu, memnuniyet verici renk efekti bize armoniyi çağrıştırır ve o armoninin özel ölçütlerini ortaya koyar.

Önceden söylendiği gibi armoni kavramı, öznel tavırlar dünyasından nesnel prensipler dünyasına dönüşümdür.

Ostwald, “Armoni Düzen ve renk çemberleri aynı tondaki renktir.

Anlık görünüm ve fizyolojik kuralları dışlar.

Her estetik renk teorisinin ilk durağı renk çemberidir.

Çünkü onun görevi renkleri sınıflandırmaktır” demiştir.

Bir renk ustası boyalarla çalışmalı ve renk sınıflandırması pigmentlerin karışımları ile olmalıdır.

Buna göre; çap boyunca, karışımı griyi veren renkler tamamlayıcıdır.

Renk çemberinde mavinin bulunduğu alanın karşıtı turuncudur, karışımları da griyi verir. Ostwald’ın renk çemberinde mavinin karşısında sarı vardır.

Pigment onlara karıştırıldığında ise yeşili verir.

Yapısal olarak bu temel farklılık; Oswald’ın renk çemberinin pentür ve uygulamalı sanatlar için uygun olmadığını gösterir.

Goethe ana renklerin parlaklıkları hakkında tahminde bulunarak, orantısal alanlarını ortaya koymuştur.
Sarı: Kırmızı: Mavi = 3 : 6 : 8
Tüm tamamlayıcı çiftler ve üçlüler hakkında genel bir tanım ortaya koyarak, oniki üyelik renk çemberinde yer alan eşkenar ve ikizkenar üçgenlerin renkleri ile, kare ve dikdörtgen formlu tüm dörtlülerin uyumlu olduğu söylenebilir.

Renk kompozisyonunda her renk statik etkiye sahiptir.

Sarı, sarı olarak kırmızı, kırmızı olarak mavi, mavi olarak etkilidir.

Gözün gereksinimi ilave edilen değil tamamlayan renkler ve üç rengin karışımı olan gri-siyahtır (Bulut,1994).

RENK BİLGİSİ

Resim yapmak, yoğun iş temposunda çalışan, oradan oraya koşmakta olan günümüz insanları için, sıkışıp kaldıkları beton dünyadan çıkarak renklerin sıcaklığını tekrar hissetmelerine, yaratma heyecanını yaşamalarına ve yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olan bir terapidir.

Yeni başlayanlar için akrilik boya da uygun bir seçimdir.

Yağlıboya çalışmadan önce bu malzemeyi denemenizi de öneririz.

Suyla inceltildiği için daha pratiktir, üstelik suluboya veya yağlıboya tarzında çalışmaya da uygundur.

Ancak çok çabuk kuruyan bir boyadır.

Olumsuz yanlarından birisi kuruduktan sonra tonun biraz koyulaşmasıdır.

Bu sorunu da zamanla deneyim kazanarak giderebilirsiniz.

Ayrıca yağlıboya yapacağınız bir resimde, astar boyamayı çabuk kuruduğu için akrilik boya ile de yapabilirsiniz.

Bir resmin ana unsurunun renk olduğunu düşünürsek, resim yaparken öncelikle dikkat etmeniz gereken şey renkleri doğru kullanmaktır.

Doğru rengi seçtiğinizden ve uyguladığınızdan emin olmak için mutlaka gün ışığında çalışın.

Çünkü sarı ışık renkleri doğru göstermez.

Eğer gün ışığından yararlanma olanağınız yoksa floresan lambayı tercih edin, renklerdeki sapma normal veya halojen lambaya göre daha azdır.

Resim yaparken iyi sonuç alabilmek için resim yapılacak yüzeyin iyi hazırlanması, kaliteli boya ve inceltici kullanılması, fırçaların, boya paletinin ve resim sehpasının kullanışlı olmasına dikkat edilmelidir.

Eğer bez bir tuval üzerinde çalışıyorsanız, boyanın emilmemesi için yüzeyi astarlamanız gerekir.

Bu astarın niteliği de yine çalıştığınız malzemeye göre değişir.

Beyaz plastik boya ve tutkalın karışımından oluşan bir astar kullanabileceğiniz gibi nispeten yeni sayılan, duvar için kullandığımız mat yağlıboyalar da kullanılabilir.

Hata yapma olasılığını en aza indirmek için desen çalışmasından önce yapacağınız resmin bir krokisini çizin.

Böylece hem resim alanını daha verimli kullanmış hem de resmi belirleyen ana çizgileri uygularken geri dönülmez hataların önüne geçmiş olursunuz.

Boya malzemelerinizi verimli kullanmak için palet üzerine kullanabileceğiniz kadar boya koymaya özen gösterin.

Yine de kullanmadığınız boya kalmışsa veya resme ara vermek zorunda kalmışsanız, bu boyanın bir sonraki çalışmaya kadar kurumaması için, paletinizi boyaların üzerini örtecek kadar su dolu bir kaba koyun.

Su boyanın havayla temasını keseceği için birkaç gün kurumasına engel olacaktır.

Fırçanızın bakımı ömürlerinin uzun olması için çok önemlidir.

Öncelikle boyama sırasında bu özeni göstermek gerekiyor.

Aynı numara fırçadan en az iki tane alın.

Resim yaparken birisini açık diğerini koyu renkler için kullanarak daha çok temizleme derdinden kurtulursunuz.

Bilinenin aksine tinerle temizleme yöntemi çok başarılı sonuçlar vermez.

Terebentin ile kaba temizliği yapıldıktan sonra sabunla temizlenmesi durumunda, dipte kalan boya artıklarından da arınmasını sağlayabilirsiniz.

Ilık su daha iyi sonuç verecektir.

RENKLERİN DÜNYASINI KEŞFEDELİM

 Renkler, sanatçıların farklı etkiler yaratmada kullandığı etkin bir araçtır.

Heyecan, hareket, duyguları dışa vurma ve gerçekliği yansıtma gücüne sahiptirler.

19. yy. ortalarında fotoğraf makinesinin keşfiyle birlikte sanatçılar, çevremizi saran dünyanın renklerinin ışık sayesinde görülebildiğini keşfettiler.

Bundan önce, lokal renkler göze ilk çarptıkları gibi kullanılmaktaydılar: gökyüzü maviydi, çimenler yeşil olmalıydı.

Ama bu kadar basit olabilir miydi?

Aslında güneşli bir günde gökyüzüne bakacak olursanız, ufka doğru giderek sararan ama başınızın üzerinde çok daha fazla mavi bir gökyüzü göreceksiniz.

Buradan da anlaşılacağı gibi renkler ışığa bağlı olarak farklılaşırlar.

Şimdi bunun nasıl gerçekleştiğini göreceğiz. 

Renk teorisi Beyaz ışık (gün ışığı), yağmur damlasının içinden geçtiğinde gökkuşağı renklerine (Renk tayfı) ayrılır.

Eğer renk çemberi oluşturmak için tayftaki renkleri bir dairenin içine yerleştirecek olursanız ana renklerin birbirleriyle nasıl birleştiğini görebilirsiniz.

Kırmızı, sarı ve mavi ana renkler olarak bilinirler: onlar saf renktir, başka bir rengin karışımından meydana gelmemişlerdir.

Turuncu, yeşil ve mor olan diğer üç renk ise, ara renk olarak adlandırılırlar, çünkü tayfta gördüğünüz komşuları olan iki ana rengin bir araya gelmesiyle oluşmuşlardır.

Ana ve ara renklerin birbirleriyle karışmaları sonucu birçok farklı renk elde etmem mümkün.

Örneğin, mavi ve yeşilin bir araya gelmesi turkuaz oluşturur.

Sonuç olarak birbirleriyle karıştırılarak elde edilen renklere anımsattıkları değerli taş ya da çiçek isimleri konmaktadır.

Boya satın alırken tüplerin üzerinde bu isimlere rastlayacaksınız. 


 

Franz Marc (1880-1916) Sarı İnek.

Güçlü bir etki yaratmak için mavi ve kırmızılardan oluşan oldukça gerçekçi bir zemine yerleştirilmiş.

Siyah ve Beyaz Yukarıdaki renk çemberinde de fark edeceğiniz gibi siyah ve beyaz bu çemberde yer almıyor.

Işık bir objenin üzerinde vurduğunda, obje bu dalga boylarının bir kısmını emer ve geri kalan dalgaları bizim renk olarak gördüğümüz şekliyle geri yansıtır.

Siyah renk dalgalarının tümünü emer, böylece diyebiliriz ki siyah aslında renk yokluğudur ve beyaz da tüm renklerin bir araya gelmesidir.

Kahverengi

 Peki, o zaman kahverengi nedir?

Bu renkteki bir obje, dalga boylarının az bir kısmını emiyor, tüm diğer dalgaları geri yansıtıyor demektir.

Üç ana rengi ya da üç ara rengi kendi aralarında karıştırdığınızda birçok farklı kahve tonları elde edebilirsiniz. Claude Monet (1840-1926) Monet ışık ve atmosferin etkilerini ifade etmek için ışık kullanırdı.

Bu resminde de bir grup su zambağı sanki suyun içinde eriyip kaybolmuşçasına resmedilmişler. 

 

Sıcak ve soğuk renkler Renklerin sıcaklıkları denklemin bir başka parçasıdır (renk çemberinde görebilirsiniz).

Renkler opak – transparan, karanlık – ışıklı, yarı saydam – impasto, dokulu – dokusuz, mat – parlak, canlı -soluk olarak da nitelendirilebilirler.

 Temel resim paleti

Birbirleriyle karıştırıldıklarında resminizin belkemiğini oluşturacak renkler vardır.

Aşağıda verdiğimiz renkler birbirleriyle en iyi karışan renklerdir.

Viridian yeşiliniz, iki çeşit maviniz ve iki çeşit de sarınız varsa, ihtiyacınız olan tüm yeşilleri bu renklerin karışımından elde edebilirsiniz.

Beyaz katmaksızın elde edebileceğiniz renkleri görmek için bu renkleri karıştırarak egzersiz yapabilirsiniz.

Siyah kullanırken özellikle dikkatli olun, fazla kullanılırsa resmi tümüyle öldürebilir (siyahın bir renk olmadığını unutmayın!).

Raw umber (koyu kahve) ile ultramarin mavisini karıştırdığınızda siyah yerine kullanmanızı tavsiye edebileceğimiz harika bir koyu ton elde edeceksiniz.

Renk çemberi

Çemberin bir yarısında gördüğünüz kırmızı, turuncu ve sarı “sıcak renkler” olarak gruplanırlar.

Çemberin diğer yarısındaki mavi, yeşil ve mor ise soğuk renklerdir.

Bir yüzey üzerinde tüm renkler resimdeki gibi bir arada kullanıldıklarında, sıcak renkler daha çok göze çarpar ve öne gelir, buna karşılık soğuk renkler daha az göze çarparak geriye kaçarlar.

Örneğin bir manzara resminde, arka plandaki ağaçları öndekilere oranla daha mavi-yeşil renklerde resmederek geri planda durdukları hissi verebilirsiniz.

Karşıt renkler, birbirlerini “tamamlayıcı renkler” olarak tanımlanırlar (sarı-mor, kırmızı-yeşil, turuncu-mavi).

Yan yana duran renkler ise birbirlerini etkiler ve bulundukları alan üzerinde daha etkin olma savaşı verirler.

Sanatçılar yüzeyde canlı alan yaratmak ve zıtlık sağlamak için bu etkiden faydalanır 


 

RESİM ve BOYALARLA İLGİLİ TEKNİK BİLGİLER 

 

Renkler, şiddetlerine ve insanlar üzerindeki ruhsal etkisine göre ikiye ayrılırlar.

Sıcak renkler; Kırmızı, turuncu, sarıdır.

Kırmızıda ateşin sıcaklığını, turuncuda güneş ışığının etkisini, sarıda da ışık ve aydınlığı duyarız.

Bu renklerin havadaki titreşimi kuvvetli olduğu için, diğer renklere göre gözü daha önce etkiler.

Çocukta renk anlayışı başladığı zaman, kırmızıya ona atılması, ilkel toplulukların en çok önem verdiği renklerin sıcak renkler oluşu bundandır.

Varlıkların ışık alan kısımlarında daha çok sıcak renkler egemendir.

Bu renklerin ruhsal etkisi neşe, canlılık harekettir.

Soğuk renkler; yeşil, mavi, mordur.

Sıcak renklere göre titreşimi az olan bu renkler, gözü ikinci derece etkiler.

Ruhsal etkisi hüzün, rahatlık ve durgunluk olan bu renkler gölgeli kısımlarda daha çok yer alırlar.

KIRMIZI: Sıcak renklerin başında gelir.

Dalga boyunun büyüklüğünden dolayı göze hemen çarpar.

Bu nedenle hemen hemen tüm uyarılar (warning) kırmızı renkle yazılır, yapılır.

Trafik ışıklarında kırmızının kullanımı buna güzel bir örnektir.

Kırmızı hareketli, dinamik bir renktir.

Bu nedenle (tonuna bağlı olarak) insanı tedirgin, rahatsız edebilir.

 Ki bazı dergi ve gazetelerde ayaküstü yemek yenen ticari yerlerin, müşterinin bir an önce yemeğini yiyip gitmesi için özellikle kırmızıya boyandığı yazılmıştır.

Kısacası kırmızı önce alev alev insanı çeker; sonra da tedirgin, huzursuz edip, iter.

Söylediklerimin doğruluğunu denemek istiyorsanız kendinize bir test yapın.

Kalabalık bir yere şöyle bir göz atın, gözünüz önce nereye takıldığına dikkat edin!

Kızılay’da, kampüste etrafınıza baktığınızda gözünüze ilk çarpan kırmızı ve turuncu renkler olacaktır.

Uzun süre buralara baktığınızda rahatsız, tedirgin olacak, gayri ihtiyarı gözünüzü kaçıracak zorunda kalacaksınız.

Kısacası kırmızı, hem çarpıcı, dikkat çekici, tahrik edici hem de tedirgin, rahatsız edici renk olma özelliğini taşımaktadır.

 TURUNCU: Kırmızıdan sonraki en sıcak renktir.

Onun kadar olmasa da hareketli, dinamik, dikkat çekici, çarpıcı bir renktir.

Kırmızıdan farklı olarak insanı tedirgin, rahatsız eden bir yanı yoktur.

Kırmızıya göre daha yumuşak, daha iç açıcı, daha hoş bir renktir.

İnsanda coşku ve canlılık duyguları uyandırır, moral yükselticidir.

SARI: Sıcak renk olarak bilinse de yeşile kaçan tonu soğuk renk gibi algılanır.

Bu nedenle de insanlarda değişik duygular yaratır.

Sarı aydınlığın-ışığın rengi diye bilinir ve güneşi çağrıştırır.

Yıllardır ressamlara ilham kaynağı olan bu renk tuvallerde sarı başaklar şeklinde kendini göstermiştir.

Bir anlamda üretimin, verimliliğin, bolluğun rengidir.

Ressamların yapıtlarını incelediğimizde ışığın sarı; gölgenin mavi ile vurgulandığını görürüz.

Güneşin, ışığın rengi olan bu sarı insanda coşkuyu artırır, sevinç ve neşe duygusu yaratır.

Ancak yeşile kaçan sarı tonlar canlılığını kaybetmiş olup soğuk renk gibi algılanır.

Ki sonbahar da hüznü yaratan da sarıdır.

YEŞİL: Rahatlatıcı, iç açıcı, huzur verici renktir.

İnsanlarda ferahlık, dinlendirici etkisi yaratır.

Statik, durgun bir renk olduğu için sükûneti simgeler.

İlkbaharı, doğuşu, canlanışı çağrıştırır.

Kısacası yeşil doğayı simgeler.

Bu nedenle de günümüzde çevreci grupların-partilerin kendilerine seçtikleri renk yeşildir.

Doğal olarak da tazeliği, gençliği ve umudu yansıtmaktadır.

İlaçların bitkilerden elde edilmesinden dolayı, Ortaçağdan beri yeşil renk sağlıkla da ilişkilendirilmektedir.

Hatta kimileri cerrahların yeşil giymesini buna bağlar.

Ancak yeşilin soğuran renk olması nedeniyle cerrahların elbiselerinde kanı belirgin şekilde göstermediği de bir gerçektir.

MAVİ: Dünyada en fazla görülen renktir.

Mavi denilince akla önce gökyüzü, denizler gelir.

Ancak uzaktaki dağların da mavi göründüğü bir gerçektir.

Sınırsızlığın, sonsuzluğun ve de özgürlüğün rengidir mavi!

Durağan, statik bir renktir.

İnsanlarda, dinginlik, serinlik, huzur, mutluluk duygusu yaratır.

Sakinliğin, engin hoşgörünün simgesidir.

Yapılan araştırmalar sonucu mavinin hâkim olduğu ortamlarda yaşayanların sinir sistemlerinin çok güçlü olduğu söylenmektedir.

 Ki nazar boncuklarının mavi olması da anlamlıdır.

Dikkat çekici bir renk olmadığı için fonda kullanımı yapıtın etkisini artırır.

MOR: Kırmızı ve mavinin birleşiminden oluştuğu için bu 2 rengin oranlarına göre değişik tonlar oluşturmaktadır.

Ancak genelde mor rengin; acıyı, hüznü, üzüntüyü, içe kapanıklığı, depresyonu, çağrıştırdığı bilinir.

Hatta kimi insanlarda hastaneyi akla getirdiği söylenir.

Tonlarına göre hayal gücünü, sezgileri harekete geçirdiği çalışma şevkini ve de yaratıcılığı artırdığı da söylenir.

Ki Chopin’in bestelerini yaptığı odanın mor renkten oluştuğu bilinen bir gerçektir. 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s