KÖROĞLU —– ALINTIDIR

KÖROĞLU

Köroğlu, Bolu’da yaşamış bir Türk halk ozanıdır.

Bolu’nun Dörtdivan ilçesindendir.

Bu isimle yazılmış Köroğlu Destanı da vardır.

Yaşamı

Köroğlu (16. yüzyıl) Halk şairlerimiz içerisinde kavganın, özgürlüğün sembolüdür.

Doğum, ölüm tarihleri bilinmeyen, bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını alan bir şairimizdir.

Bu şairin, III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir.

Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan isyancı Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır.

Aslında çok daha eski bir efsanedir.

Köroğlu halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür.

Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır.

Bu şiirler, hikayeci aşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir.

24’ü bulan bu hikayeler, Türklük dünyasına yayılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır.

Bazı öykücüler kitaplara yazdıklarını filme de aktarmışlardır.

Köroğlu Destanı

Köroğlu aslında eski bir asker ve sonradan dağa çıkan bir Celali eşkıyasıdır.

Bu adı (belki de bir mahlas olarak) eski Türk destanlarındaki bir kahramandan almıştır.

Asıl adı Ruşen’dir.

Köroğlu; yiğit, adaletli, inançla dolu ideal bir insan profilidir.

Azerbaycan’da çok yaygın olan “Koroğlu Efsanesi” (“Kor”, Azeri dilinde kör demektir) ile büyük oranda benzeşir.

Köroğlu destanı Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan tutkularla, isteklerin, değerlerle inançların sembolüdür.

Bu destana göre Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir.

Babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir.

At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf’un getirdiği tayı beğenmez, adamın gözlerine mil çektirir.

Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar.

Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda, tayı karanlık bir ahırda besler.

Tay, belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur.

Yusuf ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl’den inecek olan üç sihirli köpüğü beklerler.

Yusuf, köpükleri içince, tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve Bolu Beyi’nden intikamını alacaktır.

Fakat Ruşen Ali köpükleri kendisi içer, babasına köpüksüz su verir.

Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da, oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir.

 Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu’na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar.

Yusuf, oğluna intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür.

Ruşen Ali Kır-At’ı ile birlikte dağa çıkar.

Köroğlu diye ün alır, bir derebeyi gibi yaşamaya başlar, her savaşta üstün gelir; bezirganlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır.

Delikli demir (tüfek) icat olunup da eski yiğitlik gelenekleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder, “sır olur”, Kırklar’a karışır.

Bu destan Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi yapıtında günümüz edebiyatına aktarılmıştır.

Örnek Türküler

Aşağıdaki tanınmış dizeleri yazmıştır:

Benden selâm olsun Bolu Beyi’ne

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

At kişnemesinden, kalkan sesinden

Dağlar seda verip seslenmelidir

 

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

 

Köroğlu düşer mi eski şanından

Ayırır çoğunu er meydanından

Kırat köpüğünden düşman kanından

Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

Bir efsaneye göre Köroğlu’nu tek Yenebilen kişi Kiziroğlu Mustafa Bey’dir.

Bunun üzerine aşağıdaki türküyü yazar.

Bir atı var Ala Paça

Peh peh peh

Mecal vermez Kırat kaça

Hey hey hey

Az kaldı ortamdan biçe

 

Ağam kim,

Paşam kim,

Nigar kim,

Hanım kim,

Kiziroğlu Mustafa Bey

Bir beyin oğlu

Zor beyin oğlu

Bahsedilen Filmler

Köroğlu isimli film,

Atıf Yılmaz’ın yönettiği Cüneyt Arkın ve Fatma Girik’in başrolünü oynadığı Köroğlu, 1968 yapımı bir tarih ve macera tarzı Türk filmidir.

Senaryosunu Ayşe Şasa’nın yazdığı bir kara komedi tarzındadır.

Görüntülerini Gani Turanlı’nın çektiği filmin müzikleri Yücel Paşmakçı’ya aittir.

Yapım şirketi Uğur Film, yapımcı Memduh Ün’dür.

KÖROĞLU

  Benden selam olsun Bolu Bey’ine

  Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

  Ok gıcırtısından kalkan sesinden

  Dağlar seda verip seslenmelidir

 

 

 

 

Köroğlu düşer mi yine şanından

Ayırır çoğunu er meydanından

Kır at köpüğünden düşman kanından

Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

 

I

  Köroğlu, ünlü bir halk hikayesi, daha doğrusu bir halk romanıdır.

En az dört yüzyıldan, beri sanat susuzluğunu gidermekte, kahramanlık duygularım beslemektedir.

Yiğit ve mert bir kahraman tipi olan Köroğlu, her Türk gencinin ruhunda onun gibi karakterli olma ülküsünü, besledi.

Halk şiirinin koçaklamalarında hep onun örnek alındığı görülür.

Köroğlu, bir kanun kaçağı, devlete karşı gelmiş bir dağ adamıdır.

Yollar keser, kervanlar vurur.

Babasının gözlerine mil çektiren zalim Bolu Beyi’nin ordularını bozar, dağıtır.

Sık sık Bolu’yu basar, şehrin altını üstüne getirir.

Bu yaptıkları, örnek alınacak davranışlar değildir elbet.

Ama Köroğlu’nu haklı gösterecek yönleri vardır.

Bir defa haksızlığa, zulme karşı ayaklanmıştır.

Bu arada kendisi hiç bir zaman haksızlığa sapmamıştır.

Onun, hikayesinin en yaygın olduğu yüzyıllar, Osmanlı Devleti de büyük iç ve dış sarsıntılar geçirmektedir.

Ortalıkta, bundan yararlanan derebeyi tipleri türemiştir.

Vilayetlerde valiler halkı ezmekte, çifte vergiler almakta, zulmün her çeşidini yapmaktadır.

Namuslu valiler haklı ya da haksız, devlete karşı büyük ayaklanmalar düzenlemekte, bu arada üzerlerine gönderilen ordular karşısında halk ezilmekte, canından bezmektedir.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Osmanlı tarihinde Celali diye anılan ve yurdun her yanını sarmış, küçük büyük eşkıyalar türemiştir.

Arada ne oluyorsa yine halka, köylüye olmaktadır.

İşte, bu son derece korkulu ve tehlikeli ortam için de, gerçek olmasa bile, ona avuntu veren bir hayali kahraman çıkıyor.

Bu, Köroğlu’dur.

O’nun sevimli, şövalye varlığında halk kendini buluyor onda avuntuya kavuşuyor.

İşte, bu ruhsal yaratı nedeniyle halk onu seviyor.

Yalnız bu kadar da değil.

Ayrıca, sanat isteklerini de onda buluyor halk.

Gerçekten, Köroğlu’nun sanatı gerek konu olarak, gerek işleniş bakımından kusursuzdur.

Konuda olaylar çok ustalıkla birbirine bağlanır, düğümlenir, heyecan artar; sonuç beklenmedik biçimde ortaya çıkar.

Usta sanatçıların anlatma başarısıyla orta zaman şövalye tipinin en mükemmeli oluşur.

Yer yer ve sık sık araya türküler girer.

Böylece, dinleyicinin müzik istekleri de karşılanmış olur.

Türküler, kalıp ve ruh bakımından pek başarılıdır.

Bunlar, asıl konuyla yakından ilgili olmakla beraber, Köroğlu’nun mert karakterini de yansıtır.

Yerine göre çok içli, lirik şiirlere de rastlarız.

İşte, gerek konu, gerek estetik yönün bu kadar güçlü oluşu nedeniyle, Köroğlu hikayesi her çevrede büyük ilgi toplamış büyük ve ölmez bir eser olarak edebiyatımızda yerini almıştır.

Bu bakımdan edebiyat tarihçilerinin uzun süreden beri üzerinde çalıştıkları bir konu olmuştur Köroğlu.

Biz, bu halk kahramanının hikayesini değil, şiirini vermeye çalıştık.

Şiirlerin asıl konuyla yakın ilgisi bulunduğu için önce hikayenin kısa bir özetini verdik.

Şiirlerin tadına daha iyi varılabilmesinin, ancak konuyu bilmekle mümkün olacağına inanıyoruz.

Bu bakımdan, şiirlerin okunma sırasında, konuyu hatırlatmak için, her biri üzerine gerekli kısa bilgi de ekledik.

Bir de, şiirleri konu bakımından bölümlere ayırdık.

Her bölümün başında da gerekli açıklamayı yaptık.

Amacımız, kahramanlık konusunda halk şiirimizin en güzel örneklerini vermek olduğu için, uzun uzun bilimsel araştırma ve tartışmalara girişmekten sakındık.

Okurlarımızı sıkmadan, edebiyatımızın bir bölümünü sunmaya çalıştık.

Bu arada, yirmi yıldan beri üzerinde çalıştığımız Köroğlu’nun yeni şiirlerini, ilk kaynaklardan tarayarak, en iyilerini sunduk.

köroğlu ve bolu beyi hikayesi ile ilgili görsel sonucu

KÖROĞLU HİKAYESİ

Bolu beyi, at meraklısı bir beydir.

Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf’u, güzel ve cins ‘at aramak üzere başka yerlere gönderir.

Yusuf günlerce gezdikten sonra, obanın birinde istediği gibi bir tay bulur.

Bu tayı doğuran kısrak, Fırat kıyısında otlarken, ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış, tay ondan olmuştur.

 Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbuldür, iyi cins at olur.

İlgili resim

Yusuf, tayı sahiplerinden satın alır.

Yavrunun şimdilik gösterişi yoktur.

 Hatta, çirkindir bile.

Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır.

Yusuf bunu biliyor.

Sevinerek geri döner.

Bey, bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızar, kendisiyle alay edildiğini sanır.

Yusuf’un gözlerine mil çektirir.

Tayı da ona verir, yanından kovar.

Kör Yusuf köyüne döner.

Olanı biteni oğluna anlatır.

Bolu Beyi’nden öç alacağını söyler.

Baba Oğul, başlarlar tayı terbiye etmeye.

 Yıllar geçer.

Tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur.

Rüzgar gibi koşmakta, ceylan gibi sıçramakta, türlü savaş oyunu bilmektedir.

Bu arada Kör Yusuf’un oğlu Ruşen Ali de büyümüş, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur.

O da her türlü şövalyelik oyunlarım öğrenmiş bir babayiğittir.

Bir gece Yusuf, düşünde Hızır’ı götür.

Hızır ona yapacağı işi söyler.

Hızır’ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar.

Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler.

Bu üç sihirli köpükle Yusuf’ un hem gözleri açılacak, hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir.

İlgili resim

Bunu bilen oğlu Ruşen Ali, köpükler gelince, babasına haber vermeden, kendisi içer.

Yusuf, durumu öğrenince üzülür, ama bir yandan, da sevinir.

Kendi yerine oğlu, öcünü alacak bir bahadır olacaktır.

Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü, biri yiğitlik, öteki de şairlik bağışlamıştır.

Bir süre sonra Yusuf, oğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.

Yusuf’un oğlu Ruşen Ali dağa çıkar.

Gelen geçeni soyar.

Ünü yayılmaya başlar.

köroğlu ve ayvaz ile ilgili görsel sonucu

Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar.

Artık adı Köroğlu olmuştur.

Bolu şehrinin karşısında, Çamlıbel’de, bir kale yaptırır.

Küçük bir ordusu vardır.

Çamlıbel’de geçen kervanlardan baç alır.

Vermeyen kervanları soyar.

Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.

Bir gün, güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı’sının oğlu Ayvaz’ı kaçırır, Çamlıbel’e getirir, evlat edinir.

Başka bir gün, Bolu Beyi’nin bacısı Döne Hanım’ı kaçırır, evlenirler.

İlgili resim

Aradan yıllar geçer, Bolu’yu basar, yakar, yıkar.

Bolu Beyi’nden babasının öcünü alır.

Bolu Beyi de Köroğlu’na karşı düzenler kurar.

Bir defasında Köroğlu’nu, başka bir seferde de Ayvaz’ı yakalatır.

Zindana atar.

Ama Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle kurtulurlar.

Köroğlu, ara sıra Gürcistan, Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar.

Yeni yeni serüvenlere atılır, büyük vurgunlar yapar.

Bu arada küçük, fakat heyecanı birçok olay da geçer.

Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulur, dünyanın tadı kalmaz.

Ve bir gün Köroğlu, beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır, kaybolur.

Daha önceden Kır-At da sır olmuştur.

O Kır-At ki, nice yıllar, olağanüstü bir güçle Köroğlu’na hizmet etmiştir.

Başka bir söylentiye göre, bir Yahudi bezirganın getirdiği tüfekle oynayan beyler, birbirlerini öldürürler.

Köroğlu, buna üzülerek kayıplara karışır.

Yine bir başka söylentiye göre de, Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür.

Sorar, ne olduğunu.

Aldığı karşılığa inanmaz.

Denemek için kendine çevirir, tetiğe dokunur.

Ve yaralanarak ölür.

Sonra beyleri de dağılırlar.

Yaşlı bir çınar gibi devrilen Köroğlu’nun hikayesi sona erer.

Cahit Öztelli

Üç Kahraman Şair Köroğlu Dadaloğlu Kuloğlu

Milliyet yayınları-1974

II

KÖROĞLU’NUN KİMLİĞİ

On altıncı yüzyılın sonlarına doğru, Kafkas’lardan Rumeli’ye kadar, ünü bütün Osmanlı ülkesine yayılan Köroğlu, bir edebiyat tarihçisine göre hem eşkıya, hem de hece vezniyle şiirler söyleyen bir halk ozanı.

Osmanlı toplumunu inceleyen bir bilim adamına göre sadece bir “Celali”.

Ben Köroğlu’ndan kalanları yalnız kalanları değil, bugün yaşayıp gidenleri de halkımızdan, hikayeci halk ozanlarımızdan öğrendim.

Halkımız, hikayeci halk ozanlarımız gibi yaşadım Köroğlu’nu.

Bu nedenlerle de Köroğlu olayına yaklaşımım, bir edebiyat tarihçisi ya da bir bilim adamının yaklaşımından farklı oldu.

Türkü metinlerinden, anlatılan hikayelerden ve bu türkülü hikayeleri dinleyen halkın davranışlarından edindiğim izlenim şu: Halkımıza göre Köroğlu, zalime başkaldıran, yaşlılara zayıflara dokunmamayı, tamahkar zenginlerle uğraşmayı, dertlilerin derdine bakmayı öğütleyen yiğit bir kişi.

köroğlu ve bolu beyi hikayesi ile ilgili görsel sonucu

Bir destan kahramanı.

Kavuşturan kurtaran esirgeyen Kırat motifi ile, kökleri çok daha gerilere giden bazı efsanelerle, “Celali Köroğlu Ruşen” ve “Celali Kiziroğlu Mustafa Bey” gibi bazı gerçeklerin, daha da Allah bilir nelerin, ne özlemlerin karışarak oluşturduğu bir destan.

Bütün destanlarda olduğu gibi de, her şey olumlu ya da olumsuz yönde abartmalı.

Halk bu Köroğlu türkülerini, Köroğlu hikayelerini dinlerken yürekleniyor.

Bir kurtarıcı bulmuşçasına rahatlıyor.

Düğünlerde derneklerde Köroğlu havaları, marşların gördüğü işi görüyor.

Köroğlu’nun kimliğinden de, kişiliğinden de ben bu toplum olayını anlıyorum.

Asıl Köroğlu gerçeği bu bence.

Yunus Beyin ya da seyis Yusuf’un oğlu Ruşen Ali’nin bireysel kişiliği de, bireysel kimliği de beni ilgilendirmiyor.

köroğlu ve bolu beyi hikayesi ile ilgili görsel sonucu

Halk gibi, hikayeci halk ozanları gibi, Köroğlu’na ben de kendimi, kendi özlemlerimi katarak söyledim.

Yiğit, duyarlı insan bir Köroğlu düşündüm.

Ruhi SU

Eserlerinden bazıları:

1

Kır atım meydan yerinde

Gezer horlayı horlayı

Bir kötü az bin kavgadan

Kaçar zorlayı zorlayı

 

Kır ata yakışır bunlar

Yiğit giyer demir donlar

Ak gövdeden kızıl kanlar

Akar şorlayı şorlayı

 

Köroğlu der al kanları

Yere serer çok canları

Eğri kılıç düşmanları

Kırar parlayı parlayı

 

2

Mert dayanır namert kaçar

Meydan gümbür gümbürlenir.

Şahlar şahı divan açar.

Divan gümbür gümbürlenir.

 

Yiğit kendini övende

Oklar menzili döğende

Kılıç kalkana değende

Kalkan gümbür gümbürlenir.

 

Ok atılır kalasından

Hak saklasın belasından

Köroğlu’nun narasından

Dağlar gümbür gümbürlenir.

 

3

Benden selam olsun Bolu Bey’ine

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

Ok gıcırtısından kalkan sesinden

Dağlar seda verip seslenmelidir.

 

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı

Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

 

Köroğlu düşer mi yine şanından

Ayırır çoğunu er meydanından

Kır at köpüğünden düşman kanından

Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

 

4

Muhanetlik etmek değil karımız

Şehriyar sözüne uyanlardanız

Meydana girende yoktur korkumuz

Kazaya ırıza diyenlerdeniz.

 

Ödleklerle hoş değidir aramız

Teke tek düşmana varmak töremiz

Muhanete sardırmayız yaramız

Yarayı kendimiz saranlardanız

 

Bineyidim kır atımın üstüne

Alayıdım hançerimi destime

Gafili varmayız düşman üstüne

Vakte hazır olun diyenlerdeniz.

 

Köroğlu’m çıkalım dağlar salına

At sürelim mal yemezin malına

Başım koydum arkadaşın yoluna

Başı dost yoluna koyanlardanız 

 

5

Karşıdan gelen piyade

Bizim eller yerinde mi?

Etekleri çemen olmuş

Karlı dağlar yerinde mi?

 

Çamlıbel’in koyağında

Sular akar ayağında

Şirin döne yanağında

Siyah benler yerinde mi?

 

Köroğlu der öğündüğüm

Taşlar alıp döğündüğüm

Arka verip sığındığım

Koca çamlar yerinde mi?

 

6

Kimisi pınar başında

Kimisi yolun dışında

Al giyen onbeş yaşında

İlle mavili mavili

 

Kimisi dağlarda gezer

Kimisi incisin dizer

Al giyen bağrımı ezer

İlle mavili mavili

 

Kimisi odun devşirir

Kimisi kahvesini pişirir

Al giyen aklım şaşırır

İlle mavili mavili

 

Köroğlu’yum derki’n olacak

Mavili benim olacak

Takdir yerini bulacak

İlle mavili mavili         

7

Hemen mevla ile sana dayandım

Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

Yoktur senden gayri kolum kanadım

Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

 

Yüce yüce tepesinden yol aşan

Gitmez oldu gönlümüzden endişen

Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen

Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

 

Hep sınadım Osmanlı’nın alını

Bulamadım hergiz gönlüm alanı

Anıcağız sevdiğimin halini

Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

 

Köroğlu der tepelerden bakarım

Gözlerimden kanlı yaşlar dökerim

Bunca yıldır hasretini çekerim

Arkam sensin kal’am sensin dağlar hey

https://youtu.be/Jkwh9V37aRw

https://youtu.be/Jkwh9V37aRw?t=122

8

Yürün aslanlarım savaş edelim

Buna kavga derler bey ne paşa ne

Haykırıp haykırıp kelle keselim

Seyreyleyin eli ayağı şaşana

 

Yürü beyler cenge harbi çalınır

İyi kötü bu meydanda bilinir

Kılıç değer adam iki bölünür

Nusret bizim beyler neci pasa ne

 

Gürzün kösteğini kola takmalı

Arap atı sağa sola yıkmalı

Kargılar mızraklar birden kalkmalı

Fırsat vermen Arap atlar kaçana

 

Köroğlu der durun edek cengimiz

Bundan belli olsun yiğit hangimiz

Üç saat sürmeli burda hengimiz

Tarih yazın su dağlara nişane

 

 

9

Eğer kendilerinde erlik var ise

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

Kanından susayıp candan geçerse

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

 

Atina bindi de eyledi dizgin

Alayları çatıp etti mi bozgun

Leşine kondurmak isterse kuzgun

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

 

Koçyiğitleri de aldım yanıma

Keskin kılıcımı taktim belime

Serimden geçmişim bakmam ölüme

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

 

Karşıda durana kalmaz kararım

Doğrulup gelene yoktur zararım

Ya şehitlik ya gazilik dilerim

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

 

Ala sadağımı sundum özüme

Hezaran kalkanım aldım dizime

Köroğlu der kan göründü gözüme

Gelsin dövüşelim Bolu Beyleri

 

10

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz

Yükletin kervanı dengine bakın

Erlik meydanına girdiğin zaman

Kuşanın kılıcı gencine bakın

 

Düşmanın üstüne eyledim akın

Dönüşüm yok zamanın yakın

Fakir fukarayı incitmen sakın

Mal yemez tamahkar zengine bakın

 

Köroğlu her zaman kurdu meydanı

Ben bilirim yahşi ile yamanı

Aman dileyenden kesmen amanı

Dertli olanların derdine bakın

 

11

Bağdat’a sefer edenler

Hoylu’m nic’oldu gelmedi?

Turna teline gidenler

Hoylu’m nic’oldu gelmedi?

 

Bağdat’a sefer eyledim

Hoylu’m da kaldı gelmedi

Acem ile ceng eyledim

Hoylu’m da kaldı gelmedi

 

Düğünü bozup gidenler

Badeyi süzüp gidenler

Acem ile ceng edenler

Hoylu’m nic’oldu gelmedi

 

N’olsam koç Köroğlu n’olsam

Hoylu’yu düşümde görsem

N’olaydı da ben de ölsem

Hoylu’m da kaldı gelmedi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s