TÜRKÇEYİ KİMLER ANADOLU’DA YENİDEN YAZI DİLİ YAPTI? —— ALINTIDIR

TÜRKÇEYİ KİMLER ANADOLU’DA YENİDEN YAZI DİLİ YAPTI?

 

Göktürkler döneminde neredeyse tümüyle Türkçe yazılan ve Türkçe konuşulan bir dönem vardı.

Ardından Uygurlar ve Karahanlılar döneminde de Türkçe egemendi.

Uygurlular Budacılık ve Mani inancı gibi inançlara iye olsalar da, o inançların yapıtları başta olmak üzere birçok yabancı yapıtı Uygur Türkçesine çevirmişlerdi.

Karahanlılar ise, ilk Müslüman Türk devletlerinden olmalarına karşın, devletin başındakiler (Satuk Buğra gibi) Türkçe adlarını sürdürüyor, yazı dili olarak da Türkçeyi ağırlıklı olarak kullanıyorlardı.

Bu dönemde Kutadgu Bilig (1070’li yıllar) gibi güçlü yazınsal değeri olan bir yapıt ortaya çıkabilmişti.

Kutadgu Bilig’deki sözcüklerin yaklaşık %90’ı Türkçe kökenli idi.

Sonraki 200 yıl, Türkçe için karanlık bir dönemdir.

 Gazneliler ve Selçuklular, Arapça ve Farsçayı el üstünde tutmuşlar, bilim dili olarak Farsçayı, inanç dili olarak da Arapçayı öne çıkarmışlardı.

Bu yüzden yazınsal yapıtlar da bu iki dilde verilmekteydi.

Türkçe yazanlar hor görülür, küçümsenirdi.

Türkçenin Uygur ve Arap abeceleri ile yazımının kuralları da yoktu.

Bu yüzden yazmak da güçtü.

Yazım kuralları belli olmayınca, Türkçe yazıldığında eleştirmek ve alay konusu olmak kaçınılmazdı.

Türkçenin dilbilgisi kuralları da açık biçimde ortaya konmamıştı.

Bu durum, aydınları da Arapça ve Farsça yazmaya itiyordu.

Zaten bu dilleri, Türkçeden bile iyi biliyorlardı.

Türkçe, yalnızca günlük konuşma dilinde kullanılan bir dil biçimine gelmişti.

Türkçenin o güne dek yazı dili olarak işlenmemiş ve bu nedenden ötürü Arapça ve Farsçaya göre anlatımı güçsüzleşmişti.

Anadolu’da da durum çok başka değildi.

Anadolu Selçukluları da öncekiler gibi Farsça ve Arapçaya yönelmişlerdi.

Yalnızca çoğunlukla Farsça yazıyor olmasına karşın Mevlana, halk anlasın diye Türkçe de yazmıştı.

Yine de çok yetersizdi.

13 Mayıs 1277’ye gelindiğinde işler değişti.

Karaman Bey’in oğlu Mehmet Bey’in okuduğu buyruk ile Türkçe kamusal dil olarak duyuruldu.

Bundan sonra, üç öncü, Türkçeyi Arapça ve Farsça karşısında yazı dili biçimine sokmuştur: Gülşehri, Yunus Emre ve Aşık Paşa…

İlk yapıtlarını Farsça vermiş olan Gülşehri, artık yapıtlarını Türkçe vermeye başlamıştı.

İlk kez Türkçe divan yazmış, Türkçe yazanları hor görenleri eleştirmiştir.

Türkçe yazmaktan utanmadığını yapıtlarında dile getirmiştir.

Gülşehri, yine de Türkçenin anlatım gücünün yükselmesinde yeterince etkili olamadı.

Ancak Türkçe yazacaklar için yol açtı.

Ardından gelen Yunus Emre, Türkçenin anlatım gücünü öyle yukarılara taşıdı ki, artık Türkçenin “yetersiz” olduğunu söylemek olanaksız olmuştu.

200 yıllık körelmeyi aştı ve Türkçe yazınsal yapıt verme konusunda öncelerden oldu.

Ancak Türkçenin dilbilgisi açısından ele alınmamış olduğunu gören ve bu açığın kapatılması gerektiğini savunan Aşık Paşa, Türkçenin ilk dilbilimcilerinden sayılır.

Türkçe yapıtlar veren bu üç aydın ile Osmanlı döneminden önce yazı dili olmuştu.

Bundan sonra da her ne kadar yabacı sözler ve dilbilgisi kuralları ile Türkçe yıpratılmış olsa da yazı dili olarak kalmıştır.

Kısacası, Türkçenin Anadolu’da varlığını dört kişiye borçlu olduğumuz söylenebilir:

Karaman Bey’in oğlu Mehmet Bey, Gülşehri, Yunus Emre ve Aşık Paşa…

 

Yaklaşık 750 yıl sonra Türkçenin yok olmasını engelleyen ve yeniden ayağa kaldıran Mustafa Kemal Atatürk’ü de unutmamak gerekir…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s