MANTARLAR —– ALINTIDIR

MANTARLAR

 

 

Makroskobik ve mikroskobik mantarlar.

Bilimsel sınıflandırma

Üst alem: Ökaryot

Alem:  Fungi (Mantarlar)

L., 1753

Bölümler

Ascomycota

Basidiomycota

Chytridiomycota

Deuteromycota

Glomeromycota

Zygomycota

Mantarlar (Latince: fungus mantar, fungi mantarlar), çok hücreli[1] ve tek hücreli[1] olabilen ökaryotik[2] canlıları kapsayan bir canlılar âlemi ve şapkalı mantarların tümüne halk arasında verilen genel addır.

 Halk arasında kav mantarı, küf mantarı, maya mantarı, mildiyö mantarı, pas mantarı, puf mantarı, rastık mantarı, şapkalı mantar gibi çeşitli isimlerle anılan bütün mantarlar, mantarlar âlemi içerisinde incelenirler.

 

Dünya’nın her yerinde bulunurlar.

Fazla nemli yerlerde daha çokturlar.

Yeryüzünde 1,5 milyon kadar mantar türü olduğu düşünülmekte ise de günümüzde sadece 69.000[3] kadar türü tanımlanmıştır.

Çoğu insan, mantarların bitki olduğunu düşünmektedir, ancak mantarlar bitki değildir.

Çünkü mantarlar kendi besinlerini üretemezler.

Bu yüzden mantarlar üretici değil, ayrıştırıcıdırlar.

Tarihçe

Mantarlarla ilgili sistematik çalışmalar 250 yıllık bir geçmişe dayansa da bazılarının özellikleri yüzyıllardır bilinmektedir.[3]

Bira üretiminde, ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır.

Meksika ve Guatemala halkları bazı halüsinojenik mantarları dinî ve mitolojik törenlerde kullanmışlardır.[3]

Yine bazı mantarlar Kuzey Amerika yerlileri ve Çinliler tarafından tıbbî amaçla kullanılmışlardır.[3][4]

Şapkalı mantarların ilk olarak Proterozoik Devir’de (4 milyar – 570 milyon yıl önce) ortaya çıktıkları düşünülüyor.

İnsanların şapkalı mantarları kullanımıysa Paleolitik Devir’e (yontma taş devrine) kadar uzanır.

Tarihsel kayıtlar, şapkalı mantarların pek de iyi niyetleri olmayan amaçlar için kullanıldıklarını ortaya koymaktadır.

  1. Claudius ve Papa VII. Clement’in düşmanları tarafından zehirli bir mantar türü olan Amanita’yla zehirlendiği yazılmıştır.

Bir efsaneye göre de Buddha, bir köylünün ona sunduğu toprak altında yetişen bir mantarı yediği için ölmüştür.

 

Üremeleri

 

Mantarlar eşeyli üreme ve eşeysiz üremeyle çoğalırlar.[2].

Her iki durumda da spor oluştururlar.

Sporlar “humenium” adı verilen yapılarda meydana gelir.

Eşeyli üremeleri iki haploid hücrenin birleşmesini içerir.

Toprağa dökülen sporlar rüzgarla ya da böceklerle çevreye dağılır ve toprakta yıllarca yaşayabilir.

Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenle yağmurlardan sonra topraktaki sporlar çimlenerek mantarları oluştururlar.

Tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanarak çoğalabilirler.

Suda yaşayanlarda eşeysiz üreme daha hareket organeli (yani flagellum) bulunan zoosporlar ile olur.

 Yaşam döngülerinde iki safha bulunmaktadır.

Bunlar

 Somatik safha: mantarın beslenme ve besinsel aktivitelerini yerine getirdiği safha,

Üreme safhası: sporların üretimi, somatik yapıların diğer üreme yapılarında kullanıldığı safha.

Üç değişik somatik yapı görülebilir.

Bunlar;

Plasmodium ya da pseudoplasmodium denilen çok nükleuslu bir yapı,

Bir hücreden ibaret bir yapı,

Hifsi bir yapıdadırlar.

Hifler, renksiz, ince, uzun iplikler olup yan yana gelerek miselyum adı verilen dokuyu miselyumlarda tallus adı verilen yapıyı oluşturur…

Mantarların yaşam döngüsü her şekilde spor oluşumuyla sonuçlanan eşeyli ve eşeysiz üremeyi kapsamaktadır.

Hem eşeyli hem eşeysiz üreme safhalarını içeren tüm yaşam döngüsü “holomorf” diye bilinir.

Eşeysiz üreme sporları ve ilgili üreme yapılarının gözlendiği evre “anamorf” (imperfect) evredir.

Eşeyli üreme yapılarının gözlendiği evre ise “telemorf” (perfect) evre adını alır.

 

Önemleri

 

Mantarlar insanlık tarihi açısından büyük öneme sahiptirler.

Ekosistemin önemli parçalarıdır.

Son iki milyar yıldır bitki ve hayvansal yapıları çürüttükleri bilinmektedir.

Bu yapılardaki elementlerin serbest bırakılmaları mantarlar tarafından sağlanır.

Orman ekosistemlerinde karbondioksit salınımı gerçekleştirmektedirler.

Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler.

“Mikoriza[5]” denilen ortaklıklar oluşturarak bitkilerin köklerine tutunurlar ve bitki köklerinden karbonhidrat alırlar, bu sırada bitkide mantarın hifleri yardımı ile topraktan su ve suda çözünen tuzları emer[6].

Bazı eklembacaklı türlerinde “mycangium” denen yapılar olarak bulunurlar ve selüloz sindirimine yardımcı olurlar.

 

 

Mantarlar nemli olan her yerde yetişebilirler.

Alglerle birleşerek ekosistem için çok önemli olan likenleri oluştururlar[2].

Bazı parazitik mantarlardan tarım zararlıları ve hastalıklarıyla biyolojik mücadelede yararlanılmaktadır.

Bazı marketlerde “Collego” adıyla satılan ürün, yabancı otlarla mücadelede kullanılan Colletotrichum gloeosporoides türünden elde edilen bir mikoherbisitdir.

 

Gerçek mantarlardan olan mayalar, fırıncılık ve fermantasyon endüstrisinin temelini oluştururlar.

Alkollü içki endüstrisinin temelini de mantarlar oluşturmaktadır.

Bununla beraber, sitrik asidin endüstriyel olarak üretilmesinde ve bazı peynir tiplerinin hazırlanmasında da (rokfor, gorgonzola, kamembert gibi) kullanılırlar.

Penisilin gibi birçok yararlı antibiyotiğin, thiamin, biyotin, riboflavin gibi bazı vitaminlerin; ergotamin, kortizon gibi önemli ilaçların kullanılmasında yine mantarlardan yararlanılmaktadır.

Amilaz, pektolaz gibi enzimler; gibberellin gibi bazı hormonlar[7] da mantarlardan yararlanılarak üretilmektedir.

Ayrıca genetik çalışmalarda kullanılan Neurospora cinsi yine bir mantardır.

 Mantarlardan insanların çeşitli amaçlarla yararlandıkları cinslerden bazıları; fermantasyon yaparak alkollü içkilerin hazırlanmasında ve ekmek yapımında kullanılan Saccharomyces[5] türleri, antibiyotik eldesinde kullanılan Penicillium türleri ve ergot alkaloidlerinin elde edildiği Claviceps purpureadır[5][8].

 

Yetiştiriciliği

  

Ustilago maydis mantarı Şili gibi bazı ülkelerde mısır bitkisinde yetiştirilir ve gıda olarak kullanılır.

Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya’da gıda olarak mantar yetiştirme bir endüstri halini almıştır.

Çin’de mantar yetiştiriciliği 600 yıl öncesine kadar dayanır.

Avrupa’da ise 1650’li yıllarda Fransa’da kültür mantarı yetiştiriciliği başlamıştır.

Şili gibi bazı Güney Amerika ülkelerinde Aztekler zamanından beri bilinen mısır rastığı (Ustilago maydis), bazı mısır tarlaları özellikle bu mantar ile enfekte edilerek üretimi yapılmakta ve yenilmektedir.

Mantarlar gelişmek için; nem, sıcaklık, 4-7 arası pH, oksijen, az miktarda ışığa ihtiyaç duyarlar.

 Zararları ve zehirlenme

 

 

Mantarlar bitkilerde çoğunlukla hastalığa neden olurlar.

Birçok yabani mantar doğadan toplanıp yenebilir ve çoğunun kültür türlerinden daha lezzetli olduğu söylenir.

Fakat doğal yetişmiş mantarları toplayan kişi bu konuda uzman olmadığı takdirde zehirlenme ve ölümlerle karşılaşılabilir.

Çünkü bazı mantarların çok küçük bir miktarı bile insanı öldürecek kadar zehirlidir.

Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.

 Yenebilen ve zehirli, mantarlar yan yana yetişebilirler.

Bazı yenebilen ve zehirli türler birbirine o kadar benzer ki bunu ancak bir mantarbilimci ayırt edebilir.

Zehirli mantarların tadı yenebilen mantarlarınkinden farklı değildir.

Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz.

Mantarların insan ve hayvanlarda oluşturduğu hastalıklara genel anlamıyla “mikoz” denir[9]. Tropikal ülkelerde mikozlar yaygındır[3].

AIDS, kanser, şeker hastalıkları, organ nakli gibi durumlarda doğal veya yapay olarak bağışıklık sistemi baskılandığı için mantar enfeksiyonları ortaya çıkabilir[10].

Mantar sporları havaya karışarak insanda alerji ve astıma sebep olabilirler.

Bitkilerde parazitik mantarlar hastalıklara neden olurlar.

Bazı mantar türleri bitkiler üstünde yaşar ve besinini bitkilerden sağlar.

Bitki öldüğündeyse kendi besinini üreterek yaşamını sürdürür.

Özellikle tek cins ürüne dayalı tarımda (patates, pirinç gibi) büyük kayıplara yol açabilirler.

Örneğin 1840’lı yıllarda İrlanda’da baş gösteren kıtlığa patates mildiyösü (Phytophthora infestans) neden olmuştur.

Bu felaketten dolayı bir milyondan fazla insan ölmüştür.

1943’de ise Bengaldeş’de Helminthosporium oryzae diye bilinen tür, pirinç ürününü yok ederek kıtlığa neden olmuştur[3].

 İlgili resim

Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış inançlar da zehirlenme olaylarını arttırıcı etki yapar.

Zehirli mantarları salyangozların yemediği, ağaçlarda yetişen mantarların zehirsiz olduğu, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği, zehirli mantarların iç kısmının koparılınca mavileştiği ve kurutulmuş mantarların zehirlemediği gibi bilgiler yanlıştır.

Bu bilgilere güvenerek mantar yemek kesinlikle doğru değildir.

 Mantarlar, ılıman iklimlerde elbiselerin, kameraların, teleskopların, mikroskopların ve diğer optik malzemelerin küflenerek zarar görmesine neden olurlar.

 Petrol ürünleri, deri gibi organik maddeler de mantarların besin olarak kullandığı ürünlerdir.

Çürükçül mantarlar aynı zamanda tomruk ve kerestelerin, ağaçtan yapılmış eşyaların çürüyerek kullanılamaz hale gelmesinden de sorumludurlar.

Ayrıca evlerde, marketlerde besinleri bozarak milyarlarca dolarlık zarara neden olurlar.

Gıdalarda oluşturdukları mikotoksinlerle[7] toksik zehirlenmeler yol açabilirler.

Özellikle okratoksinler[8] ve aflatoksinler, böbreklerde ve karaciğerde hasarlara neden olurlar.

“Çavdarmahmuzu” diye bilinen mantar, çavdarın ununa karışıp yenmesiyle ergotizm[11][12] denilen hastalığa neden olmaktadır.

Bu hastalık hayvanlarda ve insanlarda yavru düşüklüğüne neden olmakta ve ölümlere de yol açabilmektedir.

Bazı mikotoksik mantarlar Vietnam ve Afganistan’da biyolojik silah olarak kullanılmıştır[3].

 

Su Mantarları

 

Suda yaşayan mantarlar eşeysiz olarak kamçılı zoosporlarla ve eşeyli üreme izogami, aniogami, oogami, gametagogami veya soma-togami ile olur.[13]

 

Sümüksü Mantarlar:

Myxomycetes

Labyrinthulales

 

Algsi Mantarlar:

Phycomycetes

Chytridales

Blastocladiales

Monoblepharidales

Hypochytriales

Saprolegniales

Peronoporales

Sınıflandırmaları

Mikroskobik bir mantarın hifleri ve sporları

Sınıflandırmada bitkiler âlemi içinde ele alınmaları bilim adamları arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur.

Her ne kadar Uluslararası Botanik Nomenklatür Kodunun kurallarına göre adlandırılıp sınıflandırılsa da, bitkilerden farklı bir âlem olarak ele alınmışlardır.

İlk taksonomik gruplandırılma eşeysel sporlarına göre yapılmıştır.

Günümüze kadar mantarlar, gamet, gametangia, sporokarp ve sporlarının özelliklerine, hayat döngülerindeki sitolojik ve morfolojik özelliklerine göre sınıflandırılmıştır.

Mantarlara ait ilk sınıflandırma Linnaeus tarafından yapılmıştır.

“Species Plantarum” adlı kitabında mantarları Cryptogamia Fungi sınıfında toplamıştır.

İlk modern mikolog ve mikolojinin kurucusu olan Antonio Micheli, mantarları 1719’da yayımladığı “Nova Genera Plantarum” adlı eserinden toplamıştır[14].

Carl Woese (1981), sınıflandırmasını filogenetik kurallara göre yapılmıştır.[3]

Monofiletik grup olarak düşünülmüş olan mantarlar, artık üç farklı grup olarak düşünülmektedir.

Bu sınıflandırma fungi olarak bilinen organizmaların birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde olmadıklarını kabul eder.

 

Buna göre mantarlar,[3];

Âlem : Fungi

Bölüm : Chytridiomycota

Bölüm : Zygomycota

Bölüm : Ascomycota

Bölüm : Basidiomycota

Âlem : Stramenopila

Bölüm : Oomycota

Bölüm : Hypochytiridiomycota

Bölüm : Labyrinthulomycota

Âlem : Protista

Bölüm : Plasmodiophora

Bölüm : Dictyosteliomycota

Bölüm : Acrasiomycota

Bölüm : Myxomycota

 

Yenilebilen mantarlar

Buradaki bilgileri kullanarak mantar toplamayın.

Zehirli ve yenilebilen mantarları birbirinden ayırt etmek bazen çok zor olduğundan yabani mantarlar sadece uzmanlar tarafından toplanmalıdır.

Ölümcül seviyede zehirli olan mantar türlerinin sayısı tüm mantar türlerinin sayısına oranlandığında oldukça azdır.

Diğer zehirli mantarların bir kısmı ise pişirildiklerinde bu niteliklerini kaybetmektedir.

Doğadan toplanan yenilebilen mantar türlerinin sayısı ise hiç de az değildir.

Bu türlere ekonomik değerleri ve lezzetleriyle ile köylülerin bütçelerine ciddi katkılar sağlayan Morchella (Kuzu Göbeği) Mantarları iyi bir örnek teşkil eder.

Zehirli ve yenilebilen bazı mantar türlerinin ayırdedilmesindeki bazı zorluklar ve yaşanan ölüm olayları nedeniyle kültür mantarlarının yiyecek olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Mantarların yenilebilen bir türü olan parazitler bitkilerde de bulunur.

Bu durumda ilişki tek yönlüdür.

Bu parazit içine girdiği bitkiye anında bulaşır ve öldürür.

Yenilebilen mantar türleri

Mycena interrupta

Boletus edulis

Coprinus comatus

Bir yer yıldızı – Geastrum saccatum

Morchella esculenta

Agaricus campestris

Amanita caesarea

Armillaria mellea

Boletus badius

Boletus bovinus

Boletus edulis

Boletus elegans

Boletus luteus

Cantharellus cibarius

Chroogomphus rutilus

Coprinus comatus

Craterellus cornucopioides

Fistulina hepatica

Hydnum coralloides

Hydnum repandum

Hygrophorus chrysodon

Lactarius deliciosus

Lactarius salmonicolor

Lactarius volemus

Lepiota procera

Morchella conica var.

deliciosa

Morchella esculanta var.

rotunda

Phlegmacium variecolor

Pleurotus cornucopiae

Pleurotus ostreatus

Polyporus squamosus

Polyporus sulphureus

Russula delica

Sparassis crispa

Tricholoma terreum

Kaynakça

http://biology.sebat.edu.kg/tr/MANTARLAR/webler/web1.htm

http://www.geocities.com/mdigrak/Mikoloji.htm

  1. Usame Tamer, Mikolojiye Giriş

http://www.geocities.com/uflentius/mantarlar.htm

http://www.ogm.gov.tr/sites1/mnedir.htm

http://wb332306.bahnhofbredband.se/

http://www.mikrobiyoloji.org/dokgoster.asp?dosya=110013600

http://www.orlab.net/mikrobiyoloji/210010320.pdf

http://216.239.59.104/search?q=cache:5934QDzOGAcJ:papirus.ankara.edu.tr/tez/FenBilimleri/Yuksek_Lisans_Tezleri/2004/FY2004_138/2.%2520KURAMSAL%2520TEMELLER.pdf+mikoz&hl=tr&ct=clnk&cd=61&gl=tr&lr=lang_tr

http://www.ctf.edu.tr/dergi/online/1999v30/s2/99s2r1ft.htm

http://www.psikofarmakoloji.org/html/17_4_11/pg_0001.htm

http://www.genbilim.com/content/view/989/75/

 http://www.etarim.net/bilgi-bankasi/bahce-bitkileri-notlari/su-mantarlari.html – Tarım hakkında ansiklopedik bir bilgi.

http://www.megabilim.com/index.php/Biyoloji/Mikrobiyolojinin-Tarihcesi.html

 

Konuyla ilgili diğer Wikimedia sayfaları:

Commons-logo.svg

Commons’ta Mantarlar ile ilgili çoklu ortam dosyaları bulunmaktadır.

Wikispecies-logo.jpg

 

mantar3_2705 

 

Mantarların Genel Özellikleri

Mantarlar

 

Mantarlar, sitoplâzmalarında zarla çevrili bir çekirdeğe sahip olan ökaryot hücreli canlılardır.

Mantarlar genellikle çok hücrelidir.

Klorofil içermeyen, yaşamları için gerekli olan besini hazır olarak sağlayan heterotrof canlılardır.

 

  1. Mantarların Genel Özellikleri

Mantarlar, yüksek yapılı bitkilerdeki kök, gövde ve yaprak gibi organlara sahip değillerdir.

Fakat hücrelerinin etrafında belirli bir hücre çeperinin olması, sporla çoğalmaları ve genellikle hareketsiz oluşları nedeniyle bitkilere benzer canlılardır.

Şapkalı mantarların çeşitli türleri ülkemizde doğal olarak yetişir, bazı türleri zehirlidir.

Şapkalı mantarlar besin ve ilâç yapımında kullanılmak üzere özel olarak da yetiştirilmektedir.

Mantarların Çeşitleri 

İlgili resim

Mantarlar maya mantarları, küf mantarları, şapkalı mantarlar ve enfeksiyon yapan mantarlar olarak gruplandırılır.

Maya mantarları; genellikle tek hücreli organizmalar olup, hücre çeperleri kitinden yapılmıştır.

Mayaların en önemli özelliği eşeysiz üremelerinin tomurcuklanma yolu ile olmasıdır. Özellikle şekerli ortamlarda, toprakta, hayvan atıklarında bol miktarda görülür.

Hamurun mayalanmasında, bira üretiminde maya mantarlarından yararlanılır.

Küf mantarları; çürümekte olan böcek, balık, kuş artıkları üzerinde saprofit olarak yaşarlar.

Eşeyli ve eşeysiz ürerler.

Besinlerin küflenmesine neden olurlar.

Mantarların sporları peynir, salça, ekmek, limon ve yemekler üzerinde çoğalarak besinlerin küflenmesine neden olur.

 mantar7_2705

Şapkalı mantarlar; genellikle ağaç altlarında, çayırlarda yetişen tipik şemsiye şeklinde olan mantarlardır.

Bu mantarların zehirli ve zehirsiz türleri vardır.

Zehirsiz türlerinin kültürü yapılarak kolayca yetiştirilir.

Şapkalı mantarlar; demir, bakır, fosfor, vitamin ve protein açısından zengin olduklarından besin olarak tüketilir.

 Enfeksiyon mantarları; insanda ağız ve boğaz hastalıkları, üreme organları ve deride enfeksiyonlara neden olan mantarlardır.

Bebeklerde görülen pamukçuk, saç dökülmesine neden olan saçkıran örnek verilebilir.

 

  1. Mantarların Biyolojik, Ekonomik Önemi ve İnsan Sağlığı ile İlişkisi

Mantarların en önemli görevleri yeryüzündeki madde dönüşümünde rol almalarıdır.

Mantarlar, ölü bitki ve hayvan kalıntılarının çürüyerek toprağa karışmasında rol oynarlar.

Bitkilerin sonbaharda dökülen yaprakları, mantar ve bakteriler tarafından çürütülerek humuslu organik maddelere dönüştürülür.

Oluşan fosfat ve nitrat gibi mineraller bitkiler tarafından alınarak yaşam döngüsüne katılır.

 Mantarlar, gıda ve fermantasyon endüstrisi, ilâç sanayii ve çeşitli ürünlerin elde edilmesinde kullanılmaktadır.

 Peynir, alkol, ilâç, ekmek yapımında mantarlardan yararlanılır.

Ekmek yapımında hamura katılan maya, kimyasal tepkimeler sonucunda karbon dioksit gazının çıkışına yol açar ve hamur kabarır.

YALANCI DEDE MANTARI

Bazı maya mantarları da salgıladıkları enzimlerle, glikozu parçalayarak alkole dönüştürürler.

Bira ve şarap gibi alkollü içecekler şekerin fermantasyonu sonucu oluşur.

 Şapkalı mantarlar, eski çağlardan beri tüketilen önemli bir gıdadır.

Mantarın besin değeri oldukça yüksektir.

Özellikle içerdiği protein, vitamin ve mineral maddeler mantarın beslenmedeki önemini arttırmaktadır.

 Mantarda, mineral maddelerden kalsiyum, demir, fosfor, potasyum ve bakır bulunmaktadır. 

 Mantarlar, ilâç yapımında da kullanılmaktadır.

Çeşitli antibiyotikler, steroit hormonlar, birçok vitamin­ler mantarlardan elde edilen ilâçlardır.

Son zamanlarda mantarlar kanser tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır.

 Penicillium chrysogenum mantarının ürettiği penisilin antibiyotiği, bakteriyel hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

 Doğadaki mantarların zehirli ve zehirsiz cinsleri bulunmaktadır.

Bu mantarların ayırt edilememesi sonucu zehirlenmelere çok rastlanmaktadır.

Bilinçsizce toplanan zehirli mantarların tüketilmesi insanların ölümüne neden olmaktadır.

Bu tehlike kültür mantarlarında görülmez.

Bu nedenle kültür mantarlarının tüketilmesi gereklidir.

Kültür mantarları laboratuvar şartlarında kolayca yetiştirilebilir.

Nemli ve karanlık ortamlarda, gübre ve saman karışımında kolayca yetiştirilen ve zehirleme tehlikesi olmayan önemli bir besin kaynağıdır.

 

YENİLEBİLİR VE ZEHİRLİ MANTARLAR

 

Latince adı: Fungi olan, çok hücreli ve tek hücreli olabilen ökaryotik canlıları kapsayan bir canlılar alemi ve şapkalı mantarların tümüne halk arasında verilen genel addır.

Hayvanlar ve bitkiler arasında yer alan canlılar olarak kabul edilirler.

Hayvanlar gibi aktif hareket edemezler ama bitkiler gibi klorofil de taşımazlar.

Hareket etme yeteneklerinin olmayışı, hücrelerinin duvarla çevrelenmiş olması ve sporla çoğalmaları nedeni ile bitki olarak kabul edilirken; klorofil içermemeleri, yaprak, gövde, kök gibi organlarının bulunmayışıyla da bitkilerden farklılık gösterirler.

Mantarlar; şapkalılar, küfler ve tek hücreliler olmak üzere üç gruba ayrılırlar.

Daha çok görmeye alışık olduğumuz şapkalı mantarlar; kırlarda, nemli çayır ve gübreliklerde yetişen, renk renk şapkalarıyla görülen mantarlardır.

Toprak üstü bölümleri bir sap ile değişik renkli bir şapkadan ibarettir.

Bu grubun mantarları, yiyecek olarak kullanılır.

Zehirli ve zehirsiz cinsleri vardır. 

Zehirli olanların üzerleri lekelidir ve gümüş kaşığı karartır.

Küf mantarlar, daha çok miçelyum adındaki ipliklerden meydana gelmiş mantarlardır.

Patates, ekmek, peynir gibi yiyeceklerin üzerinde yaşayarak onları küflendirirler.

 Pek çok çeşitleri vardır.

Son yılların en faydalı ilaçlarından olan antibiyotikler (Penisilin, Streptomisin, Kloromisetin) küf mantarlarından elde edilirler.

Tek hücreli mantarlar ise (sporlar ve mayalar) mikroplara benzerler; ancak çevrelerinde selüloz zardan oluşan kalınca bir zarın bulunması ile onlardan ayrılırlar.

Mantarların bitkisel yapıları tal denilen liflerden oluşmuştur.

Mantar yenilebilir mi?

Ölümcül seviyede zehirli olan mantar türlerinin sayısı tüm mantar türlerinin sayısına oranlandığında oldukça azdır.

Zehirli mantarların bir kısmı da pişirildiklerinde bu niteliklerini kaybetmektedir.

Doğadan toplanan yenilebilen mantar türlerinin sayısı ise hiç de az değildir.

DİKKAT: Yenebilen ve zehirli mantarlar yan yana yetişebilirler.

Bazı yenebilen ve zehirli türler birbirine o kadar benzer ki bunu ancak bir mantarbilimci ayırt edebilir.

Zehirli mantarların tadı yenebilen mantarlarınkinden farklı değildir.

Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz.

Zehirli ve yenilebilen bazı mantar türlerinin ayırt edilmesindeki bazı zorluklar ve yaşanan ölüm olayları nedeniyle kültür mantarlarının yiyecek olarak tüketilmesi önerilmektedir.

Mantarlar arasında insanların çeşitli amaçlarla yararlandıkları türler vardır; fermantasyon (mayalanma) yaparak alkollü içkilerin hazırlanmasında ve ekmek yapımında kullanılan Saccharomyces türleri, antibiyotik elde edilmesinde kullanılan Penicillium türleri gibi.

türkiyede mantar çeşitleri ile ilgili görsel sonucu 

Türkiye’de durum nedir?

Ülkemiz sahip olduğu flora (bitki örtüsü) ve iklim koşulları nedeniyle değişik ortamlarda yetişen doğa mantarları yönünden oldukça zengindir.

Bu nedenle yenen mantar türleri ülkemizin pek çok yöresinde, yetişme mevsimlerinde toplanarak ya yemeklik olarak kullanılır ya da ticareti yapılır.

Türkiye, 20 milyon hektarlık orman alanı ve geniş ziraat arazileri ile kırlık araziler bakımından çok geniş bir mantar yetişme ortamına sahiptir.

Araştırmalara göre, bugün için 40 civarında yenen mantar türü yemeklik olarak toplanmaktadır.

Bunlardan bazıları; kuzu göbeği mantarı, kuzu mantarı, kanlıca mantarı, öküz mantarı, bal mantarı, şemsiye mantarı, pösteki mantarı, istiridye mantarı, kayın mantarıdır.

Yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye genelinde tespit edilen yaklaşık 2 bin 400 mantar türünden 100’ünün zehirli, 10’unun ise öldürücü etkiye sahip olduğu tespit edilmiş.

Yine de  riske girip, Rus ruleti oynamaya gerek yok!

Türkiye’de yenilebilir mantar türleri

Ayı Mantarı

Halk arasında Çörek Mantarı, Bolet Mantarı ya da Ayı Mantarı olarak da bilinir.

Etli, şapka kısmı kahverengi, sap kısmı daha açık renkli mantar türüdür.

Kanlıca Mantarı

Bu mantarın rengi kırmızıya çalar.

Çamlık ve düzlük arazide bulunur.

Kanlıca mantarının yemeği, turşusu, kızartması yapılır ayrıca pilavı yapılır.

Sığır Dili Mantarı

Yurdumuzun birçok yerinde yetişebilen bir mantar türüdür.

Adını, şapkasının altındaki sığır dil üstündeki pütürlere benzeyen yapısından almıştır.

Farklı renklerde Sığır Dili Mantarı bulabilmeniz mümkündür.

Pek çok farklı ortamda yetişebilen bir mantar türü olmasına karşılık daha çok iğne yapraklı ağaçların bulunduğu ormanlarda karşımıza çıkar.

Duvaklıca (İmparator) Mantarı

Duvaklıca Mantarı ya da bilinen diğer ismi ile İmparator Mantarı, ülkemizde daha çok Kastamonu yöresinde bolca toplanan bir mantar türüdür.

Yaz mevsiminde olur.

Çam ve gürgen ağaçlarının diplerinde olur. Rengi ise; şapka kısmında kırmızı, gövdesi ise sarımtrak gibidir.

Adını gelinlerin duvağından almıştır.

Duvaklıca Mantarı’nın fiziki görünümü duvak şeklindedir.

Bazı yörelerde halk arasında Yumurta Mantarı olarak da bilinir.

Mantarın alt kısmında yumurtaya benzeyen beyaz renkli bir tabla bulunduğu için bu isimle anılmaktadır.

Duvaklıca Mantarı’nın kızartması yapılır veya çiğ şekilde de tüketilebilinmektedir.

Huni Mantarı

Huni Mantarı, adından da anlaşıldığı gibi huni şeklindedir.

Rengi siyahtır.

İlkbahar aylarında olur.

Gölgelik alanlarda ve yaprak altlarında bulunur.

Hemen hemen ilkbaharda yağan her yağmurdan sonra mantar avına çıkılsa Huni Mantarı bulunur.

Huni Mantarı, bulunduğu yerde bir  ya da iki tane olmaz.

Bir kökten çok fazla sayıda mantar yetişir.

Toplanması kolay bir mantar türüdür.

Kestane ve pelit (Palamut) ağaçlarının altında daha çok olur.

Huni Mantarı’nın sadece böreği olur.

Yapılan böreğin adı da kendi adını alır.

Yani Huni Mantarı Böreği.

Huni Mantarı böreğinin harcına Huni Mantarı ve soğan konulur.

Cincile Mantarı

Yaz mevsiminde olur.

Cincile Mantarı, bej, sarımsı, kahverengi ve tonlarındadır.

Otların arasında olur.

Bulunması zordur.

Küçük yapılı bir mantardır.

Tıpkı Huni mantarında olduğu gibi böreği yapılır.

Pelit Mantarı

Yaz mevsiminde olur.

Rengi beyazdır.

Pelit (meşe) ağaçlarının altında olduğu için Pelit Mantarı adını almıştır.

Bulunması kolay bir mantardır.

Yemeği yapılır.

 

Karakız Mantarı

Yaz mevsiminde olur.

Rengi siyahtır.

Kat kat yetişir.

Kestane ağaçlarının dibinde yani kökünde olur. 

Kara Kız Mantarı’nın böreği, yemeği, turşusu yapılır.

 

 

 

 

Mantarlara dair çok ilginç bilgiler

 

Küçük olduklarına bakmayın.

Mantarlar olağanüstü ilginç özellikler taşıyor.

Mantar ve alkol

Mantarlarla ilgili bir makalenin ilk cümlesi, ilk insanları sarhoş ettiği için Kraliyet Mantarı denen bir mantar türüne teşekkürle başlamalı.

Bu bildiğimiz mayadır.

Maya bir mantar türüdür ve enerjisini fermentasyon yoluyla sağlar.

Alkol ve karbondioksit bu işlemin yan ürünleri olarak ortaya çıkar.

Alkol çoğu mikrobu öldürür.

Ama maya yüksek düzeyde alkole dayanacak şekilde evirilmiştir.

Zararlı mikroplar ortadan kalkınca insanların gelişme şansı da artmıştır.

10 bin yıl önce, insanlar henüz soğutma ve pastörize yöntemlerini keşfetmemişken hem besleyici hem de hastalık barındırmayan bir içecek oldukça değerli sayılıyor olmalıydı.

Hatta bazı arkeologlar insanların tahılı ekmek için değil, alkol için ürettiğine bile inanıyor.

İnsanların alkol sevgisinin sanıldığından çok daha eskilere dayandığı, Mısır testilerinde 5 bin yıl öncesine ait alkol mayaları bulunduğu, hatta Çin’de 9 bin yıl öncesinde alkol üretildiğine dair veriler olduğu belirtiliyor.

Mantarlar esinti yaratır

Maya bol miktarda etil alkol üretirken mantarlar da rüzgar esintisi yaratır.

Nasıl ki ağacın meyvesi tohum içeriyorsa mantarın şapka kısmı da sporlarla doludur.

Ama ağacın tersine mantarın büyük kısmı yer altında saklıdır ve başka mantarlarla bağlantılıdır.

Böylece mantar sporlarını uzaklara gönderip topraktaki besin için mücadele edilmesini önlemiş olur.

Meyvelerin tersine, mantarların tohumlarını taşıyacak fazla sayıda hayvan yoktur.

Onlar da sudan yararlanırlar.

Sporları dağıtma vakti geldiğinde mantarlar su bırakır.

Bu su buharlaşıp mantarı serinletir.

Serin hava sıcak havadan daha yoğun olduğundan, sporları 10 cm uzağa taşıyacak esinti oluşturur.

Mantarlar karıncaları zombiye dönüştürür

Tropik ormanlardaki bazı mantarlar, marangoz karıncalar olarak bilinen bir karınca türünün üzerine sporlarını tutundurarak beyninde yuvalanır.

Sporların beyindeki etkisiyle karıncalar delirmişçesine yürüyerek mantara en ideal ısı ve nem koşullarını sağlayacak şekilde, ağaçların gövdesinde konumlanır.

Bazen sporlar karıncaları yerdeki bir yaprağa yönlendirir ve normalde yaprağı ısırmadıkları halde ısırıp tutunarak orada öylece ölü bir şekilde kalırlar.

İki hafta boyunca sporlar orada olgunlaşıp üremeye ve sağlıklı karıncalara konmaya başlar. Böylece bu döngü devam eder.

Kurşundan da hızlı mantar

Pilobolus denen mantar türü hayvan dışkısında yetişir.

Su damlacığı şeklindeki bir kese içinde sporlarını saklar.

Sporlar olgunlaştığında, kese onları etrafa yaymak için saniyede 25 metre hız kat edecek şekilde patlar.

Fakat hızlanma bakımından yeryüzündeki her şeyden daha hızlıdır.

Satürn gezegenine gönderilen Apollo 8’in hızlanması saniyede 40 m iken, bu mantarınki 1,7 milyona ulaşır.

28 bin cinsiyeti olan mantarlar

Mayalarda sadece iki gen tarafından kontrol edilen iki cinsiyet vardır.

Ancak burum genetik çeşitliliği engellediği için bazı mantarlarda (Schizophyllum commune) her cinsiyet geninin yüzlerce farklı versiyonu bulunur.

Bu durum, kuraklık, yangın, parazit gibi çevresel tehditlere karşı farklı kombinasyonlar yaratarak korunmayı sağlar.

Bazı mantarlardaki parazitler ıstakoz mantarı gibi lezzetleri ortaya çıkarır.

Yenilebilir türden diğer mantarların üzerinde büyüyen bu parazit mantarlar, diğerinin rengini pişmiş ıstakoza dönüştürür.

 Lezzetiyle bilinen bu mantarların kilosu 40 dolardan satılmaktadır.

Yeryüzünün en büyük canlısı

ABD’nin Oregon bölgesinde Blue Mountains dağlarında görülen bal mantarı 3,8 kilometre çapında bir alana yayılmış durumda.

Çoğu bölümleri yer altında olan bu mantarların yaşının 1900 ila 8650 yıl arasında olduğu tahmin ediliyor.

Birkaç yıl öncesine kadar kimsenin haberi bile yokmuş böyle bir mantarın varlığından.

Bilim insanları mantarların DNA’sından yola çıkarak doğada 5 milyondan fazla mantar türünün olduğunu tahmin ediyor.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s