BOLOGNA KATLİAMI —————– ALINTIDIR

BOLOGNA KATLİAMI

 

ANKARA KATLİAMINA BİR DE BU AÇIDAN BAKIN

Avrupa’nın en büyük terör saldırısı:

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısı gerçekleştirildi.

“Emek, Barış, Demokrasi” mitinginin yapılacağı tren garı kavşağında, art arda patlayan iki canlı bomba ile 102 kişi öldü, 400’ün üzerinde vatandaşımız yaralandı.

Bundan 35 yıl önce Avrupa’da yine bir tren garında, böyle bir terör eylemi yaşandı!

85 kişi öldü, 200 kişi yaralandı.

Bakın altından neler çıktı?..

Tarih: 2 Ağustos 1980…

Yer: İtalya Bologna kenti…

“Kızıl Şehir” olarak da anılan Bologna, Ortaçağ mimarisinin birçok örnekleriyle doludur ve ismini de binaların çoğunun kırmızı tuğlalı olmasından almıştır.

Şehir ayrıca lâkabındaki “kızıl”a da gönderme yapılabilecek düzeyde solcu olmasıyla tanınır.

Luigi Ciavardini

1088’de kurulan Bologna Üniversitesi’yle bilinir; Dante, Erasmus, Kopernik ünlü öğrencilerinden bazılarıdır.

Aynı zamanda “Bolonez sos” adını bu şehirden almıştır.

Bologna, İtalya’nın turistik şehirlerindendir.

O gün…

Bologna’nın tren istasyonu yerleşik halk haricinde turistlerle de doluydu.

Saat, 10.25’te…

İkinci sınıf bekleme odasında…

Terk edilmiş bir bavul içindeki saatli bomba patladı.

İnsanların bir bölümü çöken duvarın altında kalmıştı.

Yaralılar sivil araçlarla hastanelere taşındı.

Otobüsler ilk yardım kabini olarak kullanıldı.

Kurbanlardan 24 yaşındaki Maria Fresu’nun vücudu bulunamadı.

77 İtalyan, 3 Alman, 2 İngiliz, 1 İspanyol, 1 Japon, 1 Fransız hayatını kaybetti.

Ölenler arasında üç yaşındaki Angela Fresu, altı yaşındaki Luca Mauri gibi çocuklar, gençler de vardı.

Cumhurbaşkanı Sandro Pertini olay günü saat 17.30’da olay yerine geldi; gazetecilere açıklama yaparken göz yaşlarını tutamadı…

Bombayı tren garına koyanlar kimlerdi ve amaçları neydi?

PATLAMANIN ZAMANLAMASI

Bologna katliamından 10 yıl önce; 1970’li yıllar…

Başta İtalya Komünist Partisi olmak üzere Avrupa komünist partileri, orta sınıfa hitap etme ve mücadeleyi işçi sınıfıyla sınırlı tutmama perspektifi geliştirdi.

Bunun başlıca teorik kaynağı ünlü İtalyan komünist Antonio Gramsci’nin metinleriydi.

Gramsci, komünist partilerin toplumsal ittifaklar geliştirerek sosyal reformları desteklemelerini öneriyordu.

“Avrupa Komünizmi” denen bu yeni yaklaşım büyük oranda Bolşevizm’in reddi ve sosyalizmin barışçı, demokratik esaslar üzerinde kurulacağı düşüncesi üzerine kuruluydu.

Avrupa komünizmini ilk uygulamaya geçiren 1973 yılında “tarihsel uzlaşma” stratejisini açıklayan İtalya Komünist Partisi (PCI) oldu.

Tarihsel uzlaşma düşüncesi, demokratik bir reform programı çevresinde Hıristiyan Demokratlar (DCI) ile yapılacak bir ittifakı sosyalizme giden yolun başlangıcı olarak görüyordu.

Hıristiyan Demokratlar, komünistler ve sosyalistler koalisyon hükümeti kurabilirlerdi.

Hıristiyan demokratların lideri Aldo Moro ve Cumhurbaşkanı G. Leone, solcularla koalisyon kurma izni için ABD’ye gitti.

Dışişleri Bakanı H. Kissinger’in sert tepkisiyle karşılaştılar.

ABD, komünistlerin hükümete alınmasına karşıydı!

Bir sonraki seçimde Komünist Parti yüzde 34.4’lük bir oy alarak birinci parti oldu.

Valerio Fioravanti

  1. Moro bu kez kararını ABD’den bağımsız olarak verdi; komünistlerle koalisyon kuracaktı.

“Tarihi Uzlaşma” (Compromesso Strorico) anlaşmasının imza atılacağı, 16 mart 1978 günü A.Moro kaçırıldı.

55 gün sonra cesedi bulundu.

Suç solcu Kızıl Tugaylar örgütünün üzerine atıldı.

1979 seçimlerinde de sandıktan benzer koalisyon çıktı.

Komünistler oylarını biraz kaybetse de en güçlü partiydi. 

Sürekli iktidardan uzak tutulan komünistler bu kez koalisyonda yer alabilecek miydi?

Tam o günlerde…

Komünistlerin “kalesi” Bologna garındaki korkunç katliam gerçekleştirildi.

POLİSİN YALANLARI

İtalyan polisi, ilk önce olayın bodrum katındaki kazanın patlaması sonucu olduğunu açıkladı.

Bunu kimse yutmadı.

Bu kez patlamayı solcu Kızıl Tugaylar örgütünün yaptığını açıkladı.

Bunu da kimse yutmadı.

Ortaya çıkan deliller vardı.

Örneğin…

Patlamada kullanılan patlayıcılar; NATO’nun standardındaki TNT ve T4 plastik patlayıcılar idi!

Gözler bir örgüte çevrildi.

Bu…

1969 yılında “dünyaya getirilen” aşırı sağcı -Ordine Nuovo’dan kopan- “New Order” (Yeni Hareket) idi.

İtalya’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçek bir Nazi tasfiyesi olmamıştı.

Faşist devletin memurlarının çoğu görevdeydi ve bunlar “Hareket” ile işbirliği içindeydi.

Bu iddianın hemen üzeri kapatıldı.

İtalyan polisi baktı ki Kızıl Tugaylar yalanını yutturamıyor; katliamı “Nuclei Armati Rivoluzionari-NAR” (Silahlı Devrimci Çekirdekler) adlı sağcı örgütün yaptığını açıkladı.

Bu örgüt; Sovyetler Birliğine karşı olduğu gibi kapitalizme ve ABD emperyalizmine de tavır almasıyla biliniyordu.

Bu örgüt; terör yapıyordu ama terör stratejisinde gelişigüzel insan öldürmek ve patlayıcı kullanmak yoktu!

Patlamadan 24 gün sonra, NAR mensubu 28 kişi tutuklandı.

Soruşturmalar, yargılanmalar yıllarca sürdü.

Tutuklananlar tek tek serbest kaldı…

Kala kala iki kişi kaldı; 22 yaşındaki artist Valerio Fioravanti ve 17 yaşındaki “Cengiz Han” lakaplı Luigi Ciavardini.

Bologna tren garı olayı dışındaki cinayetleri kabul ettiler.

Soruşturma dosyasının içine Kaddafi’den Çakal Carlos’a; gizli servislerden mafyaya kimler, neler sokulmadı ki…

Soruşturmaya getirilen gizlilik kararı 22 Nisan 2014’te kalktı!

Sonuçta…

Bugün hâlâ…

Bologna katliamını kimin gerçekleştirdiği tartışma konusudur…

Solcu gazeteci Andrea Colombo, katliamı ele aldığı “Tarih Siyah” adlı kitabında, “Beğenin ya da beğenmeyin NAR, aşırı sağcı katiller örgütüdür.

Evet, çok can aldılar.

Ama bu, tarihi bir katliamı yaptıkları sonucuna götürmemeli bizi.

Soruşturmalar tek yönlü olmuştur…”

Bologna katliamından dört yıl sonra…

Tarih: 23 Aralık 1984.

Milano-Napoli treninde Floransa’yı geçtikten hemen sonra bir tünelde bomba patladı.

16 kişi öldü, 277 kişi kısmen ağır yaralandı.

Yıllar sonra…

Soğuk Savaş bittikten, komünist partiler güçten düştükten sonra bu patlamaların arkasındaki güç ortaya çıktı:

Gladio…

TREN GARI BOMBASININ ASIL FAiLi

Gladio’nun amblemi

Gladio, Latince “kılıç” anlamına  geliyor.

ABD, İtalya’daki iç politik gelişmelere etkide bulunabilmek için İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gizli yapılar kurdu.

CIA belgelerine göre bunların öncelikle hedefi, İtalya’da komünistleri zayıflatıp, Komünist Parti’nin iktidara gelmesini önlemekti.

İtalya’da Gladio’nun kurulması, 1949’da NATO’ya katılım sırasında -yeni katılan bütün ülkelerin kabul etmek zorunda oldukları- gizli bir ek anlaşmayla oldu!

Roma ABD Elçiliği’nin 10 Şubat 1949 tarihli telgrafı ABD Dışişleri Bakanlığı’nı şöyle bilgilendiriyordu: 

“Şimdi İtalya da, yapısal ve örgütsel bakımdan belirleyici bir unsur olarak eski faşist gizli polisin temsilcileriyle, İçişleri Bakanlığı altında benzer antikomünist gizli polis örgütleri kuruluyor.”

Keza…

30 Mart 1949’da, İtalya’nın NATO’ya girişinden dört gün önce kurulmuş olan gizli servis Sifar, Gladio oluşumu için NATO ile ilişkiye geçti!

1953 seçimlerinde Hıristiyan Demokratların iki milyon oy yitirmesinin ardından, İtalya’nın sağcı çevreleri ile ABD, güçlenen sol karşısında korktu. 

CIA uzmanı William Colby Roma’ya atandı. -Başkan Nixon döneminde CIA- şefi olacak- Colby, 1958’e kadar İtalya’da kaldı ve o zamana kadar CIA tarafından girişilmiş en kapsamlı “gizli politik eylem programını” yürüttü.

Paris’te, psikolojik savaş kurslarını bitirmiş olan Edgardo Sogno 1954’te İtalya’ya döndü.

Ve provokasyonlar – saldırılar örgütleyen ve yarı askeri gruplar oluşturan CIA’nın nüfuzu altındaki Pace e Liberta hareketini kurdu.

Çeşitli faşist gruplar 1956’da, Ordine Nuovo’da birleşti.

İtalya eski Başbakanı Giulio Andreotti

Bunlar, CIA ile işbirliği içine girerek casusluk ve gerilla savaşı yapmak üzere örgütlendi.

İtalya’nın kuzeyinde 139 yerde silah ve mühimmat depoları oluşturulurken, Sardunya’da örgütün ilk kampı kuruldu.

Karadan fiilen ulaşılamayan bu kampa, deniz üzerinden veya helikopterle gitmek gerekiyordu.

1956 sonrasında ikisi kadın 622 kişi, ABD ve İngiliz gizli servisleri tarafından eğitildi.

Sabotaj tekniklerini, bomba yapmayı ve daha birçok şey öğrendiler.

Bu 622 kişinin grup liderleri oldukları, her bir grup liderinin belli sayıda kişiyi idare ettiği yıllar sonra ortaya çıktı.

1956’da 40 hücre kuruldu: 

Altısı enformasyon hizmetleri için, onu sabotaj için, altısı propaganda için, altısı kaçış ve firarlar için ve on ikisi gerilla savaşı yürütmek için.

Bu Gladio birlikleri Alpleryıldızı, Denizyıldızı, Alpgülü, Açelya ve Katırtırnağı olarak adlandırılmaktaydı…

Gladio’nun; ordu, hükümet, polis, ülke içinde ve dışındaki faşist terör grupları ve örgütleri, mafya, gizli localar, sendikalar ve sol ile iç içe geçmişliği söz konusuydu.

Evet, Gladio katıksız bir askeri yapı değildi.

En az 34 İtalyan gazeteci bu savaş mekanizmasının maaş listesindeydi.

İtalya’da politik durum 1960’lı yılların sonunda daha da gerginleşmişti.

Gladyo, siyasete yön vermek amacıyla “Gerilim Stratejisi” devreye soktu.

Bu stratejisi, “güçlü devlet” talebini gerekli kılmak için korku yaratma yöntemiydi!

Neler yapmadılar ki…

12 Aralık 1969’da Milano’da bulunan Ulusal Tarım Bankası’na yapılan Gladio saldırı sonucu 17 köylü öldü. 

Hemen radikal sol üzerinde yoğunlaştırıldı.

Sıkıyönetim ilan edildi, bütün gösteriler yasaklandı; sola karşı baskılar şiddetlendi.

Saldırıdan sadece üç gün sonra iki solcu yakalandı.

Sorgu sırasında biri, beş polisin gözlerinin önünde polis karakolunun dördüncü katından “düştü” ve öldü.

Polis için bu itirafa eşdeğerdi!

Dokuz gün sonra saldırıyı soruşturan savcı, aşırı sağa karşı da soruşturma başlatacağını açıkladıktan sonra görevden alındı.

Hep benzer olaylar yaşandı….

31 Mayıs 1972’de Peteano’da bir bomba patladı ve üç Carabinieri/Jandarma öldü.

Polis saldırıdan sol grupları sorumlu tuttu; 200 komünist hapse atıldı.

Amaç aynıydı; İtalyan komünistlerini hükümetten uzak tutmak. 

Solu, şiddet kavramıyla yan yana getirerek halkın devrimcilerden soğumasını sağlamaktı.

1990’da Gladio soruşturmaların ünlü yargıç Felice Casson, gizli servis arşivinde yaptığı incelemelerde, 1972’deki bombalamanın kesinlikle NATO destekli bazı gizli örgütlerce yapıldığı sonucuna ulaştı.

Yargıç; Başbakan Giulio Andreotti’nin bilgisine başvurdu.

Andreotti, örgütün varlığını kabul etti, ancak yalan söyleyerek 1972’de kapatıldığını söyledi.

Eklemeliyim: 

Gazeteci Mino Pecorelli, Aldo Moro’nun kaçırılmasında Gladio bağlantılarını ortaya çıkardığı için öldürüldü.

-1954’ten beri neredeyse aralıksız bakanlık ve başbakanlık yapan- dönemin Başbakanı Giulio Andreotti, Pecorelli suikastinin emrini verdiği gerekçesiyle, 2002 yılında 24 yıl hapse mahkum edildi.

Gladio ilişkisi ortaya çıkan P-2’nin “1816” No’lu üyesi Başbakan Silvio Berlusconi “adalet çıldırdı” diye demeç verdi!

Yüksek mahkeme tarafından cezası temyiz edildi ve Andreotti hapis yatmaktan kurtuldu.

60’lı 70’li yıllarda komünistlerin iktidara gelmemesi için oluk oluk kan akıtıldı.

1970’li yılların sonunda komünistlere karşı eşi görülmemiş bir suçlama kampanyası başlatıldı.

Bu baskı dalgası sonucunda 15 bin komünist tutuklandı.

Tam o günlerde…

Bologna katliam gerçekleştirildi.

Sonuçta…

Gladio’nun faaliyet listesi bugüne dek henüz tam olarak açıklığa kavuşamadı.

Bunun bir nedeni de, açığa çıkması halinde İtalya’nın politik sisteminin yıkılacak olmasıydı; çünkü çok fazla şahsiyet çok derin ilişkilere karışmıştı.

Bugün İtalya’da Gladio “devlet sırrı” kapsamında!

Yani…

Bologna katliamı tam olarak aydınlatılamadı!..

Ankara katliamını bir de bu bilgilerle analiz edin…

Soner Yalçın

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s