BALIKÇILIK ————————– ALINTIDIR

BALIKÇILIK 

 

Sularda yaşayan her türlü balığın avlanması, yetiştirilmesi, ticareti ve balık ürünlerinin değerlendirilmesi.

Çok eski zamanlardan beri insanların gıda ihtiyaçlarını gidermek için yapılan balıkçılık, elle tutma usulünden günümüzdeki modern balıkçılık teknolojisine kadar gelişme göstermiştir.

Amatör bir spor olarak da bugün pek çok insan bununla meşgul olmaktadır.

Sulardaki nimetlerden daha çok istifade etmek için devamlı araştırmalar yapılmış ve balıkçılıkta yeni avlama usulleri geliştirilmiştir.

Çok eski zamanlarda su kenarlarında elle yapılan balıkçılık daha sonraları zıpkın, olta, ağ gibi aletlerle yapılmaya başlanmıştır.

Kayık ve gemilerle kıyı balıkçılığı yanı sıra günümüzde gelişen teknik, açık deniz balıkçılığının önem kazanmasına sebep olmuştur.

Balıkçılık artık sadece beslenme için yapılmamaktadır.

Yem, parfümeri, ilaç sanayii kollarının yan ürünü olarak da önem kazanmıştır.

Balıkçılık çok değişik şekillerde yapıldığından tasnifi oldukça teferruatlıdır.

Balıkçılık, amatör ve profesyonel olarak önce ikiye ayrılır.

Profesyonel balıkçılık ise, kıyı ve açık deniz balıkçılığı olarak kendi arasında iki türlüdür.

Ayrıca avlanma aletleri bakımından da çeşitlilik arz eder.

Balıkçılığın usulsüz tekniklerle çok miktarda ve bilgisizce yapılması bazı balık neslinin tükenmeye yüz tutmasına sebep olmuştur.

Açık deniz balıkçılığında farklı ülkelerin balıkçıları arasında meydana gelen pek çok anlaşmazlıklar ortaya çıkınca; çare olarak balıkçılık hususunda milletler arası kanunlar ve antlaşmalar hazırlanmıştır.

Balıkçılar, mevcut kanun ve kurallara uygun olarak hareket etmek mecburiyetindedir.

Kıyı balıkçılığı küçük gemi ve teknelerle sahillere yakın sularda, iç denizlerde yapılır.

Dalyan, sığdırıp ağı, gırgır ağı, serpme ağları ile yapılır.

Yakalanan balıklar bir gün içerisinde karaya çıkarılarak satılır.

Ağla avlanmaların yanında kılıç ve ton gibi bazı balıklar zıpkınla avlanır.

Açık deniz balıkçılığı büyük gemilerle aylarca süren avlanmalar halinde olur.

Açık deniz balıkçılığına çıkan gemiler fabrika şeklinde donatılmış veya avlama ve işleme gemileri olmak üzere filolar halinde ava çıkarlar.

Aylarca süren avlarda yakalanan balıklar, gemilerde anında işlenir.

Gemiler, karaya çıktıkları zaman balıklardan elde edilen balık yağı, balık unu vs. mamulleri hazır olarak piyasaya sürerler.

Bu tür balıkçılıkta balina, morina vb. balıklar avlanır.

Bu dalda dünyanın en önde gelen ülkeleri ABD ve Japonya’dır.

Profesyonel balıkçılıkta balık akınları (göçleri), yavrulama (üreme) dönemleri titizlikle takip edilir.

Balık sürülerinin yerleri radar sistemleri yardımıyla bulunur.

Radarın ekranında balık sürülerinin izleri görülerek kolayca o istikamete gidilip balıklar avlanır.

Amatör balıkçı da kendi arasında su üstü ve su altı olmak üzere iki türlüdür.

Su altı balıkçılığı balıkçının su altında uzun müddet kalmasını sağlayabilecek, su geçirmez kıyafet, ayaklara takılan su içerisinde rahat hareket etmesini temin eden paletler, nefes alıp vermesini sağlayan hava tüpü ve balıkları yakalamaya yarayan, zıpkın atan tüfekle yapılır.

Suya dalan balıkçı, su altında avını tüfekle zıpkın atarak yakalar.

Su üstü amatör balıkçılığı oltalar yardımıyla yapılır.

Naylondan yapılmış misina adı verilen iplerin ucuna iğne bağlanır.

İğnelerin su altına batmasını temin etmek için ucuna 20-50-100-150 gram vs. ağırlığında kurşun takılır.

Bu tür balıkçılık deniz, dere, göl ve ırmak kenarlarında veya küçük tekne içinde kıyıya çok yakın olan yerlerde yapılır.

Amatör balıkçılığın en yaygın şekli olan bu tür, ayrıca kullanılan av malzemelerinin cinsine göre de farklılık gösterir.

Bu tür balıkçılıkta mevsimine ve tutulan balığın cinsine göre olta ucuna çeşitli yemler takılır.

Türkiye’de amatör ve kıyı balıkçılığı yapılmaktadır.

Sadece kıyı balıkçılığının yapılıp açık deniz balıkçılığının yapılmaması, memleketimizin açık denizlere uzak olmasından dolayıdır.

Avlanan balık miktarı ülke ihtiyacını karşılayacak miktardadır.

Memleketimizin, üç tarafını çevreleyen denizlerden Akdeniz’de mercan, karagöz, barbunya; Ege Denizinde sardalye, levrek, çupra; Karadeniz’de hamsi, torik, kefal, palamut, lüfer, mersin balığı, istavrit bol miktarda çıkarılmaktadır.

Ayrıca Manyas, Akşehir, Eber, Ulubat, Seydişehir, Beyşehir, Bafra, Amik, Çıldır gibi göllerde alabalık, yayın balığı, incibalığı, tatlı su levreği, dere kayası, kızılkanat, yeşilsazan, tatlı su kefali, uzun levrek gibi balık türleri yakalanır.

Türkiye’de özel yapılan balık çiftliklerinde bol miktarda yetiştirilen sazan ve alabalık bilhassa Orta Anadolu piyasalarına sevk edilmektedir.

Bunların yanında göllerin balık yetiştirmeye müsait alanlarında üretime gün geçtikçe önem verilmektedir.

Dünyada Japonya, Amerika başta olmak üzere İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, Almanya, İtalya balıkçılığa çok önem vermekte, kurdukları modern filolarla bol miktarda balık avlamaktadırlar.

Büyük okyanusların bu çeşit zenginliklerinden istifade ederek gerek kendi, gerekse diğer ülkelerin ihtiyaçlarını bol miktarda karşılamaktadırlar.

Yüzen filolar bu devletlerin büyük bir gelir kaynağını meydana getirmektedir.

 

Kaynak: http://balikcilik.nedir.com/#ixzz3nRGa4jFU

 

Balıkçılık

 

Balıkçılık, denizlerde, göllerde ve akarsularda balıkların ve diğer deniz canlılarının çeşitli yöntemlerle avlanması.

Balıkların yanı sıra midye, karides, ıstakoz, pavurya, istiridye ve ahtapotun, hatta balina gibi deniz memelilerinin avlanması da balıkçılık kapsamına girer.

Gölet, havuz ya da denizlerdeki suni tesislerde balık ve diğer deniz hayvanlarının üretilmesi de balıkçılığın bir parçasıdır.

 

Tarihçe

 

İnsanların en eski çağlardan bu yana balık avladıkları bilinmektedir.

Günümüzden 5 bin yıl öncesinden kalma, kemikten yapılmış ve bugün kullanılan örneklerine benzeyen iğneler bulunmuştur.

 

Çinliler MÖ 3000 yıllarında, tuzlu su doldurulmuş havuzlarda kefal üretiyorlardı.

 

Eski Romalılar da havuz ve akvaryumlarda sazan ve tatlı su kefali yetiştiriyorlardı.

Bu yöntemlerle balık yetiştirme ortaçağın sonlarına kadar sürdürüldü, ama bu tarihlerde terk edildi.

Ancak 19. yüzyılda, Fransız hükümetinin balık üretimini başlatmasıyla yeniden gündeme geldi.

 

Bugün dünyanın birçok ülkesinde, sofrada tüketilmek üzere büyük çapta balık üretimi yapılmaktadır.

Havuzlarda en çok sazan, alabalık ve som balığı üretilir.

Havuzlarda ayrıca soyu azalan balık türleri de yetiştirilmektedir.

Tatlı su balıklarının üretiminde iki ayrı yöntem uygulanır.

Örneğin sazan, besinini sudaki doğal ortamdan sağlayabileceği büyük göletlerde üretilir.

Alabalık üretiminde, dar ve uzun ya da yuvarlak bir havuzdaki küçük bir alanda çok balık bir arada tutularak daha iyi sonuç alınır.

Ama bu havuzlarda balıkların yemle beslenmesi ve gerekli oksijeni sağlayabilmek içinde suyun belirli aralıklarla değiştirilmesi gerekir.

Başta Japonya olmak üzere çeşitli ülkelerde tuzlu su balıkları için denizlerde de üretim çiftlikleri kurulmuştur.

 

İstiridye, midye ve pavurya gibi öbür deniz hayvanları da bazı kıyı sularında yetiştirilmektedir.

Doğal yolla üremiş larvalar ya da deniz üretim çiftliğinde yetiştirilmiş yavrular, uygun koşullara sahip bir ortama bırakıldığında çoğalabilir.

Bazı Uzakdoğu ülkelerindeki deniz çiftliklerinde büyük çapta teke ve karides üretilir.

 

Avlanma metotları

 

Olta balıkçılığı

Makaralı oltalar bulunmadan önce, misina bir mantar ya da tahta parçasına elle sarılırdı.

Balık oltaya takıldığında balıkçı seri hareketlerle balığı kıyıya çekerdi.

Ama bu tür avlanma kolay değildi, misinanın dolaşması, düğüm olması gibi sorunlar yaşanırdı.

 

Oysa makaralı oltayla avlanmak çok kolaydır.

Makara misinanın sarılmasını ve gerekirse gevşetilmesini kolaylaştırmıştır.

Örneğin oltaya yakalanan balık sert hareketlerle direnirse makaradaki misina boşaltılarak balığa yol verilir.

Balığın yorulup hareketlerinde yavaşlama görülünce, misina yeniden makaraya sarılarak balık çekilir.

Ama makaralı oltayla balık avlarken, misinayı ne zaman boşaltıp ne zaman makaraya saracağını bilmek gerekir.

Ayrıca misinanın da bir dayanma gücü vardır.

Hızlı bir akıntıda balığın çekiş gücü karşısında bunu da hesaba katmak gerekir.

Büyük bir balık yakalandığında, onun direnme gücünü kırmak için arada bir misinayı gevşetmek ve balığa yol vermek gerekir.

Bunun sonucunda yorulan balık daha kolay çekilebilir.

 

Avlanmanın önemli noktalarından biri, uygun olta iğnesi seçmektir.

Avlanacak balığa göre, değişik büyüklük ve biçimlerde iğneler vardır.

Ama bütün olta iğnelerinin ucunda, balığın ağzına saplandıktan sonra çıkmasını engelleyen bir damak (çengel) vardır.

İğnelerin sapında da genellikle bir halka bulunur.

Hayvan bağırsağından, naylon ya da çelik telden yapılmış “köstek” bu halkadan geçirilerek iğneye bağlanır.

 

Balıklar çeşitli yemlerle avlanır.

Canlı ya da cansız yemler, iğnenin ucundaki damağa geçirilir.

Balığın doğal besini olan böcekler, solucanlar, küçük kurbağalar ya da avlanacak balığa göre çok küçük balıklar, en çok kullanılan canlı yemlerdir.

Cansız yem olarak ise hamur, ekmek içi, haşlanmış buğday, peynir gibi yiyecekler ya da tüy parçası, yapay sinek gibi yapay yemler kullanılır.

 

Oltayla balık avlamak ustalık ister.

Avlanacak balığın bulunabileceği yeri, suyun yüzeyinde ya da dibinde mi olduğunu bilmek gerekir.

Öte yandan oltayı balığın yem aradığı yere atabilmek ya da indirebilmek gerekir.

Örneğin som balığı ve alabalık dışındaki bütün tatlı su balıklarını avlamak için olta dibe bırakılır.

Som balığı, alabalık, gölgebalığı, tatlı su kefali ve kızılkanat avlamada yaygın olarak sinek oltası kullanılır.

Yapay sineği uzağa atabilmek için kamışın çok esnek olması, ucunda da kalınca bir misina bulunması gerekir.

Oltanın ucuna bağırsak ya da naylondan yapılmış 2-3 metre uzunluğunda bir beden, bedenin ucundaki iğneye de tüy parçaları, kürk, ipek ve parlak tellerden yapılmış yapay sinek bağlanır bu şekilde balık avlanır.

 

Amatör deniz balıkçılığı

 

Amatör deniz balıkçılığında da tatlı su balıkçılığında kullanılan olta takımlarının hemen aynısı kullanılır.

Ama kamış ve misinaların daha sağlam olması gerekir.

Oltanın iyice derine inebilmesi için daha ağır kurşunlar (iskandil) ve iri balıkları da yakalayabilmek için daha büyük iğneler kullanılmalıdır.

Dipte ya da dibe yakın derinliklerde yaşayan mezgit, morina ve yassı balıkları avlamak için yem olarak karides, midye ve solucan tercih edilir.

Uskumru ve lüfer ise, hareket halindeki tekneden kaşıkla ya da doğal yemle tutulur.

 

Deniz balıkçılığında köstekli olta da çok kullanılan olta tiplerinden biridir.

Bu oltanın ucundaki iskandilli bedenine, belirli aralıklarla pirinç telden yapılmış köstekler bağlanır.

Bu oltanın adı da bu kösteklerden gelir.

Kösteklere kısa misinalar, misinaların ucuna da iğneler takılır.

Köstekli oltayla balık avlamada canlı yemler kullanılır.

Avlanma sırasında olta gergin tutulur ve balık yeme atladığı anda olta hafifçe silkelenerek balığın iğneyi yutması sağlanır.

Sonra balığın iğneden kurtulmasına fırsat vermeden hızla çekilir.

 

Denizlerde balık avlamada çok yaygın olarak kullanılan çapari de bir tür köstekli oltadır.

Ama çaparide canlı yem kullanılmaz, onun yerine genellikle hindi, kaz ve tavuk tüyü gibi yapay yemlerden yararlanılır.

Çapari, bir olta (makaraya ya da mantara sarılmış misina), misinanın dolaşmasını engelleyen bir fırdöndü, fırdöndüden iskandile kadar uzanan ve gene misinadan yapılan bir beden ile en uçtaki iskandilden oluşur.

Bedenin üzerine, belirli aralıklarla, uçlarına iğne takılmış kısa misina parçalarından köstekler bağlanır.

İstavrit gibi küçük balıkları avlamada 10 köstekli (10 iğneli) bir çapari yeterlidir.

Ama çaparideki köstek sayısı palamut avında 35’e, torik ve kofana denen iri palamut ve lüfer avında 55’e kadar çıkar.

 

Kılıçbalığı, orkinos ve tarpon gibi, bazılarının ağırlığı yarım tonu bulan büyük deniz balıkları da hareketli bir tekneden oltayla avlanabilir.

Bunun için çok kalın ve sağlam bir kamış ve uzunluğu en az 360 metre olan misina gerekir.

Bu tür avlanmada balıkçı kamışın ucunu, beline taktığı özel bir kemere oturtur.

Oltaya yakalanan bu kadar ağır balıkları çekmek ve onların direnme gücüne karşı koyabilmek kolay değildir.

Onun için yakalanan balık yoruluncaya kadar tekneyle izlenir.

Uzun bir süre yol alındıktan sonra balıkçı misinayı makaraya sararak balığı tekneye yaklaştırır.

Yakalanan balık ya tekneye alınır ya da teknenin yedeğinde limana kadar çekilir.

 

Ernest Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanında, oltayla büyük bir balık yakalayan yaşlı bir balıkçının, bu balığı kıyıya çekebilmek için verdiği mücadele ayrıntılarıyla anlatılmıştır.

 

Ticari balıkçılık yöntemleri

 

 

Deniz balıklarının bazıları su yüzeyine yakın yaşarlar ve bunlara yüzey balığı denir.

Örneğin ringa, sardalye, hamsi, orkinos ve uskumru yüzey balıklarıdır.

Deniz dibine yakın ve dipte yaşayan balıklara da dip balığı adı verilir.

Dip balıklarına örnek olarak morina, mezgit, berlam ve bütün yassı balıklar verilebilir.

 

Ticari amaçla yapılan balıkçılığın temeli ağla avlanmaya dayanır.

Avlanmada balığın özelliğine, yaşadığı suyun derinliğine göre değişik ağlar kullanılır.

Yaygın olarak kullanılan ağların başında trol ağı gelir.

Trol ağı, külah biçiminde büyük bir torbaya benzer ve ağzı yaklaşık 30 metre genişliğindedir.

Ağ atılırken ağzı açık tutmak için her iki yanına tahta levhalar yerleştirilir.

“Kapı” denen bu tahta levhalar da çelik kablolarla trol teknesine bağlanır.

Deniz dibinin engebeli olmadığı yerlerde dip balıklarını avlamak için genellikle dip trolü kullanılır.

Trol teknesinden denize bırakılan trol ağı, tekneyle sürüklenir ve ağ deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları toplar.

Ağı sürükleme işi 1,5-3 saat kadar sürer.

Sonra ağ bir vinç yardımıyla çekilir ve içindeki balıklar tekneye boşaltılır.

Balıklar temizlenip yıkandıktan sonra, teknenin ambarında buzların arasına gömülerek saklanır.

Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar temizlendikten sonra soğutma aygıtlarında dondurulur.

Bu tür tekneler denizde daha uzun süre kalıp avlanmaya devam edebilir.

 

Bazı dip balıklarını avlamada kullanılan yöntemlerden biri de paraketedir.

Kalın bir misina (olta ipi) olan paraketenin üzerinde aralıklı olarak dizilmiş 1.000’e yakın yemli iğne bulunur.

Avlanma sırasında parakete deniz dibine bırakılır ve yeri şamandıralarla belirlenir.

Parakete 24 saate bir denizden çekilerek yakalanan balıklar alınır ve iğnelerine yeniden yem takılır.

Orkinos gibi bazı yüzey balıkları ise şamandıralara bağlanan su üstü paraketeleriyle yakalanır.

Dip balıklarının yakalanmasında çevirme ağları da kullanılır.

Bu avlanma biçiminde önce balığın yoğun olduğu bölge ağlarla çevrilir, sonra balıklar ağın torba biçimindeki bölümüne doğru sürülür.

 

Yüzey balıklarının avlanmasında gırgır ve orta su trolü en çok kullanılan avlanma biçimleridir. Gırgırla avlanmada, balık sürüsü, suya dik indirilen ağla çevrilir.

Daha sonra ağın alt bölümü, halatları çekilerek büzülüp kapatılır.

Bir vinç yardımıyla gırgır teknesine çekilen ağın içindeki balıklar büyük kepçelerle ya da suyla pompalanarak tekneye alınır.

Orta su trolünde ise, dip trolündekinden daha büyük bir ağ balıkların bulunduğu derinliğe bırakılır ve bir ya da iki tekneyle çekilir.

 

Deniz balıklarını avlamada kullanılan en eski yöntemlerden biri de dalyandır.

 Bu yöntem ilkçağlardan beri kullanılmıştır.

Yakın tarihe kadar İstanbul’da Fenerbahçe ve Beykoz gibi pek çok yerde dalyanlar kurulurdu.

Bu yöntemde, kıyıya yakın yerlerde ağla çevrili havuzlar oluşturulur.

Havuzların ağzı açık bırakılır ve dalyanın içine balık girdiğinde ağız kısmı başka bir ağla kapatılır.

Dalyandaki balıklar başka bir ağla toplanarak tekneye alınır.

 

 

Palamut

 

Palamut, lüfer, uskumru, istavrit gibi bazı balıkların avlanmasında galsama ağı (düz ağ) kullanılır.

Genellikle 1 km ya da daha uzun olan galsama ağları, bir perde gibi asılı duracak biçimde denize bırakılır.

Bu avlanma yönteminde ağ ya demir ağırlık bağlanarak bir ucu dibe indirilir ya da tekneyle su yüzeyinde sürüklenir.

Bu sırada ağa doğru hızla yüzen balıkların başı ağın deliklerinden geçer, ama solungaçları (eski terimiyle galsamaları) takıldığı için delikten geri çıkamaz.

Tekneye çekilen ağdaki balıklar silkelenerek dökülür.

 

Orkinos, uskumru, lüfer gibi bazı balıklar suda parıldayan herhangi bir şeyi yem sanırlar.

Bu tür balıkları avlamak için ucunda üçlü iğneler bulunan ve biçimi küçük bir balığı andıran parlak metal kaşıklar kullanılır.

 

Balıkların değerlendirilmesi

 

Balıkçıların yakaladığı balıklar çeşitli biçimlerde değerlendirilir.

Taze olarak tüketilecek balıklar, ya kıyıya gelir gelmez müşterilere satılır ya da buzlarla kasalara yerleştirilerek iç bölgelere gönderilir.

Balıklar dilimlendikten ya da fileto çıkarıldıktan sonra dondurularak özel ambalajlar içinde satılır.

Özellikle sardalye, orkinos (tonbalığı), hamsi ve som balığı konserve olarak işlenir.

 

Bazı ülkelerde ringa, morina ve mezgit tütsülenerek saklanır.

Türkiye’de torik denen iri palamutlar iyice temizlenip tuzlanarak lakerda yapılır.

Uskumru ise tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra çiroz halinde tüketilir.

Hamsi gibi bazı balıklar pişirilip öğütülerek un haline getirilir.

Balık unu çiftlik hayvanları için yem olarak ya da gübre olarak kullanılır.

 

Bazı balık türlerinin pullarından yapay inci ve sedef yapılır.

Köpekbalığı ve morina derisi çanta, ayakkabı ile eldiven yapımında kullanılır; ayrıca tutkal elde edilir.

Morinanın karaciğerinden çıkarılan yağ, ilaç sanayisinde değerlendirilir.

 

Dünyada ve Türkiye’de ticari balıkçılık

 

Ticari balıkçılık 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı.

Sonraki iki yüzyıl içinde de büyük bir balıkçılık sanayisi oluştu.

Yakalan balıkları işleyen, çeşitli aygıtlarla donatılmış büyük balıkçı filoları kuruldu.

 

Ne var ki aşırı avlanma zamanla balıkçılığı tehdit etmeye başladı ve günümüzde ciddi bir sorun haline geldi.

Bazı avlanma biçimleriyle yavru balıkların ya da yumurta dökmeye hazırlanan dişilerin de yakalanması, birçok balık türünün soyunu tükenme noktasına getirdi.

Günümüzde bu sorunu aşmak için birçok ülkede avlanacak balık miktarını kısıtlamak ve üreme mevsiminde balık avını yasaklamak gibi önlemler alınmaktadır.

 

Türkiye, üç yanı denizle çevrili olmasına ve bir içdenizin bulunmasına karşın, balıkçılıkta gelişmiş bir ülke değildir.

Avlanan balık miktarı yılda 400 bin tonu biraz aşar; bunun yaklaşık 240 bin tonu hamsi, 20 bin tonu kefal, 20 bin tonu sardalye, 15 bin tona yakını da istavrittir.

Tatlı su ürünleri üretimi ise 50 bin ton dolayındadır.

 

Kültür Balıkçılığı Nedir?

 

 Kültür balıkçılığı adı verilen balıkçılık, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirerek, çeşitli ihtiyaçların karşılanmasıdır.

 

İhtiyaçların en başında tabii olarak beslenme gelmektedir.

Ticari olarak doğa koşullarının engelleri nedeni ile balık avlanmasının zorlaşması, türlerin yanlış avlanma ve kaçak avlanma gibi sebeplerden dolayı azalmaları gibi sebeplerden, özel alanlarda yetiştirilmesi gerekmektedir.

 

Kültür balıkçılığı içerisinde değerlendirilen ve özel olarak yetiştirilmek zorunda kalınan deniz kabukluları; istiridye, midye ve karides gibi canlıların her mevsim taze ve ihtiyaca yetecek kadar bulunması, günümüzde maalesef kültür balıkçılığı sayesinde gerçekleşmektedir.

Bu deniz ürünlerinin doğal ortamlarındaki sayısı gün geçtikçe azalmaktadır ve taze ürün ihtiyacı sebebiyle ancak kültür balıkçılığı ile karşılanabilir bir hale gelmiştir.

Yine bazı mutfak kültürlerinde, beğeni alan deniz bitkilerinin de aynı şekilde yetiştirilmesi gerekmektedir.

 

Kültür Balıkçılığı Nasıl Yapılır?

 

Kültür ya da besleme balıkçılığı için ilk olarak bazı doğal alanlar inşa etmek gerekir.

Ancak deniz içerisinde yetiştiricilik en doğal olan yetiştirme alanıdır.

Adeta bahçe gibi deniz içerisinde uygun ve dip düzeni bozulmadan oluşturulan, özel çit ile çevrili alanlar meydana getirilir.

 

Özel çit, kafes ve ağ gibi su geçişine engel olmayan ve yetiştirilen türün alandan kaçmasına engel olacak özellikte, alanlar deniz içerisinde ayrılır.

Bu alanlarda balık üretimi ve beslemesi yapılarak her zaman doğala yakın ve bol miktarda balık, ihtiyaca cevap verecek oranda ve planlı bir şekilde üretilir.

 

Denize kıyısı olmayan ülkelerde genellikle yüksek teknolojiler sayesinde devasa akvaryumlar kullanılır.

Akvaryum balıkçılığı günümüzde, genellikle Avrupa kıtasının iç kısımlarında kullanılmaktadır.

 

Kültür Balıkçılığının Yararları ve Zararları

 

Özel alanlarda balık yetiştirmek, öncelikle ekonomik olarak yararlar sağlar.

En çok da denize kıyısı olmayan ve balık ihtiyacını ithal balık ile karşılayan ülkelerde, sistem başarılı şekilde yönetilerek ekonomiye katkı sağlanmaktadır.

Her zaman taze balık bulmak ve en çok tercih edilen türü bulmak gibi damak tadına hitap edecek üretimler yapılabilmektedir.

 

Yanlış avlanmadan iklimsel değişikliklere kadar birçok sebepten dolayı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan türlerin devamlılığı sağlanmış olur.

Bu gibi nedenlerden dolayı kültür balıkçılığı süratle yayılmaktadır.

Balıkçılığın ticari etkisi ve beslenmedeki önemi göz önüne alındığında, balık besleme ve yetiştirme, büyüyen bir endüstri olmaya devam etmektedir.

 

Açık denizlerde ve hatta okyanus alanlarında yapılan kültür balıkçılığı, atık ve kötü yem kullanımı, denetim eksiklikleri, kafes ve çit alanlarının temizlenme sorunu, içerisinde balıkların dışkılaması, üre miktarları ve atık kirliliği gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca bu durum diğer açık alanlara taşınarak, çevre kirliliği ve habitat düzeninin bozulması gibi etkileri de bulunmaktadır.

 

Detaylı ve özenli denetime ihtiyaç duyan sistem, her yeni endüstri gibi denetimsel eksiklik, hukuki açık gibi diğer sorunlar ile doğal bir tehdit olarak değerlendirilmektedir.

 

 

Dünya ve Avrupada Kültür Balıkçılığı

 

Dünya üzerinde kayıtlara yansıyan balık tüketiminin neredeyse %55i kültür balıkçılığı ile sağlanmaktadır.

2008 yılı içerisinde 145 milyon ton kadar su ürününden, 80 milyon ton kadarı kültür balıkçılığı ile sağlanmıştır.

Çin bu konuda lider ülkedir.

Ayrıca Asya kıtası kültür balıkçılığının %90’ını karşılar.

 ABD ihracatta 4. ithalatta ise 2. Konumunda olan ülkedir.

 

Avrupa’da ringa, uskumru, levrek, karagöz, sardalye, tuna, kalkan balıkları ve midye, istiridye yetiştirilir.

Denize kıyısı olan ülkelerde bile ekonomik gereklilikler sebebi ile kültür balıkçılığı yapılmaktadır.

2030 yılı balık tüketimi ve yetiştiriciliği tahminlerine göre doğal bozulma başlıca sebep gösterilerek, yetiştiricilik oranı %80-85 olarak değerlendirilmektedir.

 

Türkiye’de Kültür Balıkçılığı

 

Coğrafi konumu gereği yaklaşık olarak üç tarafımız denizle kaplıdır.

Yine de dünyadaki sebeplerin neredeyse tamamı bizi de etkilemektedir.

Bu yüzden balık tüketimi ve doğal avlanma git gide azalmaktadır.

 

Balık çeşitliliğinin mevsimsel olarak farklılıkları, balıkçılık mesleğinin tercih dışı kalması, hukuki durumlar gibi sebeplerden balıkçılık git gide azalmaktadır.

Özellikle istatistik veriler 1990larda yıllık olarak 600-700 ton avlanmanın bir anda 300 tona kadar azalması kültür balıkçılığının ülkemizde de ekonomi ve endüstri olarak yaygınlaşmasına sebep olmuştur.

 

Ülkemizde yetiştirilen popülasyon oranları olarak %97 balık %3 diğer deniz ürünleri olarak bilinmektedir.

 En fazla somon, kefal, çipura, levrek gibi balıklar ve istiridye, midye ve ıstakoz üretimi yapılmaktadır.

Kültür balıkçılığı sektöründe lider olan Ege Denizi ve burada Muğla ili sınırlarında hem denizde hem de karada üretim yapılabilmektedir.

 

İzmir’de de yetiştiricilik yapılmaktadır; ancak Muğlada yetiştiricilik oranı %40 civarındadır.

Çanakkale, Aydın, Antalya, Kayseri ve Bilecik yaklaşık olarak %3-4 oranında, Trabzon, Rize, Isparta, Kahramanmaraş, Denizli gibi illerimiz ise %1-2 oranında balık yetiştiriciliği endüstrisine katkı sağlamaktadır.

 

Kaynakça:

Wikipedia

 

 

 

 Yurdumuzda bugünkü yasal koşullara göre
  AMATÖR BALIKÇILIK?

 

 

•  Amatör balıkçılık yapabilmek için herhangi bir belge veya izine ihtiyaç yoktur.

İsteğe bağlı olarak il veya ilçe Tarım Müdürlüklerinden Amatör Balıkçı Belgesi alınabilir.

•  Yalnız olta veya zıpkınla, kıyıdan ya da tekne ile amatör balık avcılığı yapılabilir.

•  Amatör balıkçılıkta yemlik ağ (boyu en fazla 5 mt. ye kadar) ve göz açıklığı 28 mm.den küçük olmamak koşuluyla, sadece denizlerimizde serpme ağı kullanılabilir.

Belirtilen ağların dışında;
  Her türlü ağ, tırıvırı, pinter, sepet, parakete, küspe, zehir, balık otu, elektrik akımı, elektroşok cihazı ve dinamit kullanarak avlanmak yasaktır.

•  Amatör balıkçılıkta avlanmış her türlü su ürününün satışı yasaktır.

Avladıkları su ürünlerini satanlar, “Kayıt dışı ticari avcı” sayılır.

•  Denizlerimizde sezon yasağı yoktur.

Ancak, avlanma limitleri ve bazı bölge yasakları bulunmaktadır.

•  İç sularımızda üreme sezonu yasağı zamanlarında ticari avcılığa kapatılan alanlarda amatör balık avcılığı da yasaktır.

Ancak, iç sularda günde en fazla 10 adet olmak koşuluyla (boy ve ağırlık sınırı yok) Gökkuşağı alabalık avı tüm yıl boyu serbesttir.

•  Zıpkınla yalnız denizlerimizde ve gündüz saatlerinde balık avcılığı yapılabilir.

•  Mülki veya mahalli amirler, kontrol görevlileri tebliğde belirtilenlere ek olarak  veya farklı yorumlar getirerek, amatör balık avcılığına keyfi; Yer, zaman, tür, limit yasakları ya da serbestisi koyamaz ve uygulayamazlar.

Bu uygulamalar, ancak tebliğde belirlendiği şekilde ve bakanlık kararıyla uygulanır.

•  Yasadışı balıkçılık eylemlerini ihbar etmekten çekinmeyiniz.
 •  Bu eylemleri yapanlar kadar cesur olunuz. Bu tür ihbarları;
 •  Jandarma’nın 156 no.lu, 
 •  Sahil Muhafaza’nın 158 no.lu ücretsiz telefonuna 
 •  Ya da o çevredeki Köy Muhtarlarına yapabilirsiniz.

AMATÖR BALIKÇILIK YAPABİLMEK İÇİN YASAL GEREKLİLİKLER NELERDİR?
Amatör balıkçılık yapılabilmesi için, Amatör Balıkçılık Tebliğleri ile duyurulan avlanma zamanı, limitleri, yer ve avlanma araçlarıyla llgili sınırlama ve yasaklara uymak ve uygulamak yeterlidir.

İsteğe bağlı olarak;
Talep edildiği zaman il veya ilçe Tarım Müdürlüklerinden Amatör Balıkçı Belgesi alınabilir.  

• Bu belgeyi alabilmek için yaş ve eğitim derecesi sınırı yoktur.
• Bu belgeyi av yerinde taşıma zorunluluğu yoktur. 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s