SADRİ MAKSUDİ ARSAL ———————— ALINTIDIR

SADRİ MAKSUDİ ARSAL

 

 

Devlet adamı ve düşünür, Doğum    1879,

Kazan Guberniyası, Rusya İmparatorluğu

Ölüm,  20 Şubat 1957 (78 yaşında)

İstanbul, Türkiye.

Türk-Tatar devlet adamı, hukukçu, akademisyen, düşünür ve siyasetçi.

 1917’de Ufa’da kurulan Milli İdare’nin ve parlamentosu Milli Meclis’in başkanı olmuş bir devlet adamıdır.

Bolşevikler’in Milli İdare’yi lağvetmelerinden sonra Batı Avrupa’ya geçmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkiye’ye davet edilmiştir.

Türkiye’de Türkçülüğün temelini atanlar arasında bulunur.

Cumhuriyetin ilk hukuk fakültesi olan Ankara Hukuk Fakültesi’nin kurucu hocalarındandır.

Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasında önemli katkıları olmuştur.

TBMM’de IV. dönem Şebinkarahisar, V. dönem Giresun ve IX. dönem Ankara milletvekili olarak görev yapmıştır.

Türk Dışişleri’ne girmiş ilk kadın diplomat (1932) olan Adile Ayda’nın babasıdır.

Ünlü Rus yazar Tolstoy, Sadri Maksudi’den “Akıllı Tatar Çocuğu” diye bahsetmiştir[1].

 

Yaşamı

 

Sadri Maksudi Bey, Günümüz Rusya Federasyonu içindeki özerk Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan, Tataristan’ın dışındaki Taşşu köyünde dünyaya geldi.

Babası köyün imamı Nizamettin Molla, annesi Metfune Hanım’dır.[2]

Rusya’da ismi, “Sadrettin Nizamettinoviç Maksudov” idi.

 

Öğrenim yılları

 

İlköğrenimini köy okulunda gördükten sonra 1888’de Kazan’daki ünlü Allâmiye Medresesi’ne gitti.

Aynı medrese öğretmenlik yapan ağabeyi Ahmet Hadi Maksudi’nin yanında öğrenimine devam etti.

İleride tanınmış bir pedagog ve Kazan’ın önde gelen Ceditçilerinden olan ağabeyi, onun yetişmesinde büyük rol oynadı.

Kazan yıllarında, İstanbul’dan gelen çocuk romanlarını okuyarak Osmanlıca öğrendi ve bu romanlardan Robinson Crusoe’nun Osmanlıca çevirisini Kazan Türkçesi’ne çevirdi [2].

 1895’te Bahçesaray’daki Zincirli Medrese’de ders vermeye davet edilen ağabeyi ile birlikte Bahçesaray’a gitti.

Aynı kurumda öğretmenlik yapan ve ileride “manevi babam” diye anacağı İsmail Gaspıralı’yla tanıştı.

Bahçesaray’da geçirdiği 1895-1896 öğrenim yılında Zincirli Medrese’deki dersleri takip etti ve Rusça öğrendi.

 1897’de Rus Öğretmen Mektebi’ne girdi.

Bu okula kaydı, Ruslaşma tehlikesi olarak görüldüğü için Türk cemaatince tenkit edildi.

İlk hikâye denemeleri 1899-1900’de yayımlandı[3].

1900 yılında “Maişet” adlı romanını Kazan’da yayınladı.

Romanı yazmaktaki amacını, “Tatarca’nın bir milli edebiyat haline gelmesine katkı sağlamak” olarak açıklamıştır[2].

 1901 yılında Öğretmen Mektebi’ni bitirdikten sonra ağabeyinin önerisi üzerine eğitimine İstanbul’da devam etmek istedi.

Ancak önce öğretmen okulu yıllarında kitaplarını okuyup hayranı olduğu Lev Tolstoy ile tanışmadan Rusya’dan ayrılmak istemedi[1].

1901 yazında Yasnaya Polyana’ya giderek o sırada 73 yaşında olan yazarı evinde ziyaret etti.

Saatler süren sohbetleri sırasında Sadri Maksudi’yi çok beğenen ünlü yazar, çeşitli defalar “Akıllı Tatar Çocuğu” diye sırtını sıvazlamıştır[1]

 

Sadri Maksudi, İstanbul’a giderken yolunun üzerinde bulunan Kırım’a geldiğinde İsmail Gaspıralı ile görüştü.

İsmail Gaspıralı kendisini modern anlamda daha iyi eğitim alabileceği Paris’e gitmeye ikna etti.

Genç Sadri Maksudi, yine Gaspıralı’nın tavsiyesi ile Paris’e gitmeden önce İstanbul’a da uğradı.

Bu İstanbul gezisi sırasında Ahmet Mithat Efendi ile tanıştı ve o da kendisine Paris’te öğrenim görmesini tavsiye etti[1].

 Fransızca ve Latince öğrenmekle geçen bir yıl hazırlıktan sonra 1902’de Sorbon Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Ayrıca “Paris Edebiyat Fakültesi” ve “College de France”‘da da birçok dersleri takip etti[3].

1906’da mezun oldu ve Rusya’ya döndü.

 

Duma Üyeliği

 

Sadri Maksudi, 1906’da öğrenimini tamamlayıp Rusya’ya döndükten sonra siyasetle ilgilendi ve II. Duma’ya (parlamento) Kazan’dan üye seçildi.

  1. Duma kısa bir süre sonra dağılınca yeniden yapılan seçimler sonucu III. Duma’ya üye oldu ve Rusya Türklerinin sorunlarını dile getirdi[3].

Duma’da heyecanlı konuşmaları ile dikkatleri çeken Maksudi, Başkanlık Divanı üyeliğine seçildi.

1909 yılında İngiltere’ye giden parlamento heyetine dahil edildiğinde gözlemlerini aktardığı makaleler, daha sonra Kazan’da “İngiltere’ye Seyahat” adıyla kitap olarak yayınlandı.

 1911’de Kamile Rami ile evlendi; bu evlilikten Adile ve Naile isminde iki kız çocuğu sahibi oldu.

1913 yılında avukatlığa başladı[3].

 

İdil Ural Devleti Başkanlığı

 

1917 yılında Rusya Müslümanları Kurultayı’na “Milli-Medeni Muhtariyet” Projesini kabul ettirdi[3].

1917’de Ufa’da ilan edilen “İç Rusya ve Sibirya Milli-Medeni Türk-Tatar Muhtariyeti” adlı özerk devletin anayasasını hazırladı. Kasım 1917’de oluşturulan “Milli Meclis”‘e başkan seçildi.

Devlet işlerini yürütmek üzere kurulan ve üç bakanlıktan oluşan “Milli İrade”‘nin de başkanlığını üstlendi.

Bağımsız bir İdil Ural Ulus Devleti’ne dönüşmesi beklenen bu siyasi oluşum uzun ömürlü olmadı.

Kısa süre sonra Milli Meclis Ruslar tarafından dağıtıldı ve Milli İdare feshedildi.

 

Avrupa’ya kaçış

 

Milli İdare’nin feshedilmesinin ardından Maksudi, Ufa’dan Rusya’ya dönerken din bilgini Musa Carullah’ın yardımı ile Finlandiya’ya geçti.

1919 yılında Paris’e geçen Maksudi, I. Dünya Savaşı’nın ardından 1920’de toplanan Paris Barış Konferansı’na Rusya Avrupası Müslümanlarının talebine dair bir muhtıra verdi[3].

 1922’de ailesi ile birlikte Berlin’e yerleşti ve politikayı bıraktı, akademik çalışmalara yöneldi.[3]

1923’te ailesi ile Paris’e yerleşti ve Sorbon Üniversitesi Edebiyat fakültesine bağlı İslâm Ülkelerini Tetkik Enstitüsünde Türk-Tatar kavimlerinin tarihi üzerine dersler verdi.

 

Türkiye yılları

 

Sadi Maksudi, Türk Ocakları’nın daveti üzerine 1924 yılında yeni Türk Cumhuriyeti’nde bir dizi konferans verdi.

24 Kasım 1924’te Çankaya’da Mustafa Kemal Paşa ile tanıştı[2].

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde görev alma teklifini kabul etti.

1925’te Türkiye’ye gelip yerleşti; Ankara’da Maarif Vekaleti’ne bağlı Telif ve Tercüme Heyeti’ne üyeliğine atandı.

Bu heyetin dağılmasından Ankara Hukuk Mektebi kurucu hocaları arasında yer aldı; uzun yıllar bu kurumda ders verdi.

 

Türk Dil Kurumu’nun kuruluşundaki rolü

 

Sadri Maksudi, 1928 yılında Milliyet Gazetesi’nde “Lisan Islahı Meselesi” başlığı altında yayınladığı yazılarını 1930 yılında bir kitap olarak yayınladı ve cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e sundu.

Mustafa Kemal’in önsöz yazdığı Türk Dili İçin” adlı bu eser, iki yıl sonra Türk Dil Kurumu’nun kurulması talimatının verilmesinde etkili oldu[4].

Mustafa Kemal’in bu kitabın önsözünde yer alan veciz sözleri, Türk Dil Kurumu binasının önündeki kitabeye nakşedilmiştir.

 

Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşundaki rolü

 

Türk Ocakları’nın 27 Nisan 1930 tarihli VI. Kurultayı’nda yaptığı konuşmada kurulmasını önerdiği tarih heyeti 1931 yılında Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti adıyla faaliyete geçti.

Sadri Maksudi, kuruluşunda rol oynadığı ve ileride “Tarih Kurum”u adını alacak bu cemiyetin üyesi oldu.

Resmi tarih tezini içeren “Türk Tarihinin Ana Hatları” (1930) adlı eserin yazarları arasında yer aldı.

Bu proje sırasında edindiği bilgileri daha sonra “Türk Hukuk Tarihi”’ni geliştirirken kullandı[5].

 Soyadı Kanunu çıktıktan sonra “Arsal” soyadını aldı; adını biraz değiştirerek Sadrettin Nizamettinoviç” yerine “Sadri Maksudi Arsal” olarak anıldı.

 

Milletvekilliği

 

Kendi bilgisinin dışında Mustafa Kemal’in milletvekilliğine aday göstermesi ile 1931 yılında siyasete de giren Sadri Maksudi, 1931-1935 arasında Şebinkarahisar, 1931-1935 arasında Giresun milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.

1935’ten sonra siyasete ara verip, bilimsel çalışmalara odaklandı.

Tekrar siyasete dönüşü, 1950’de Demokrat Parti Ankara milletvekili seçilmesi ile olmuştur.

 

Hukuk çalışmaları

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ve Edebiyat Fakültesi’nin Tarih Enstitüsü’nde dersler veren Arsal, “Hukukun Umumi Esasları” (1937), “Hukuk Tarihi Dersleri” (1938), “Umumi Hukuk Tarihi”(1941), “Hukuk Felsefesi Tarihi” (1946) ve “Türk Tarihi ve Hukuk” (1947) isimli eserleri Türkiye’de hukuk eğitimine katkıda bulundu.

Türkiye’de hukuk alanında temel ders müfredatından olan “Türk Hukuku Tarihi” disiplinini kurması, onun Türk hukukuna en büyük katkısıdır[5]; bu dersi dünyada ilk defa veren kişidir.

 

Demokrat Parti Üyeliği

 

1950 yılında Demokrat Parti Ankara milletvekili olarak yeniden TBMM’ye girdi. Türkiye adına Avrupa Konseyi çalışmalarına katıldı[6].

 

Milliyetçilik Kuramı

 

1955 yılında “Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları” adlı eserini yayımlandı[6].

Bu kitapta genel bir milliyetçilik kuramı ortaya koydu, ulus oluşumu için hangi koşulların gerektiğini ele aldı[5].

 

Ölümü

 

20 Şubat 1957’de İstanbul’da hayatını kaybetti.

Cenazesi, İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

 Kızı Adile Ayda tarafından “Maksudi Arsal” (1991) adlı biyografisi yayımlanmıştır.

 

Bibliyografya

 

Kitaplar

 

Maksudi, S. (1898). Maişet, Kazan. İkinci baskı: 1914.

Maksudi, S. (1912). İngiltere’ye Seyahat, Kazan.

Maksudi, S. (1927). Hukuk Tarihi Dersleri, Ankara: Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1928). Türk Hukuk Tarihi, Ankara: Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1930). Türk Dili İçin, Ankara: Türk Ocakları Yayınları.

Maksudi, S. (1933). İskitler-Sakalar, Ankara: Türk Tarihinin Anahatları Serisi, No. 5.

Maksudi, S. (1934). Orta Asya Türk Devletler, Ankara: Türk Tarihinin Anahatları Serisi, II, No. 19.

Maksudi, S. (1937). Hukukun Umumi Esasları, Ankara: Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1941). Umumi Hukuk Tarihi, Ankara: Ankara Hukuk Fakültesi Yayınları. İkinci baskı: 1944. Üçüncü baskı: 1948.

Maksudi, S. (1946). Hukuk Felsefesi, İstanbul: İstanbul Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyet Yayınları.

Maksudi, S. (1947). Türk Tarihi Ve Hukuk, İstanbul: İstanbul Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1955). Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları, İstanbul. İkinci baskı: 1975. Üçüncü baskı: 1979.

Maksudi, S. (1940). Teokratik Devlet ve Laik Devlet, İstanbul – İstanbul Üniversitesi Yayınları.

Maksudi, S. (1940). İngiliz Amme Hukukunun İnkişafı Safhaları, İstanbul – İstanbul Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1945). Farabi’nin Hukuk Felsefesi, İstanbul – İstanbul Hukuk Fakültesi Yayınları.

Maksudi, S. (1947). Kutadgu-Bilig, İstanbul – İstanbul Hukuk Fakültesi Yayınları.

 

Makaleler

 

Maksudi, S. (1911). “Büyük milli Emeller”, Türk Yurdu, sayı 1, sahife 8.

Maksudi, S. (1911). “Büyük milli Emeller”, Türk Yurdu, sayı 2, sahife 33.

Maksudi, S. (1924). “S. Maksudof Çin tarihlerindeki Kuzey Uygurlarla Tokuz Oğuzları aynılığı hakkında bir bildiri okuyor”, Journal Asiatique, sahife 37.

Maksudi, S. (1924). “Çinlilerin ve Moğolların Hüvey-Hu’ları ve Orhon Türk yazıtlarındaki Tokuz Oğuzlar”, Journal Asiatique, sahife 141.

Maksudi, S. (1925). “Türk tarihinin telkinatı”, Türk Yurdu, cilt 1, sayı 4.

Maksudi, S. (1925). “Türk tarihinin telkinatı”, Türk Yurdu, sayı 14, sahife 377.

Maksudi, S. (1925). “Çinliler ile Moğolların Hüvey-Hu ve Uygurları ile Orhon Türk kitabelerindeki Oğuzların ayniyeti”, Türk Yurdu, sayı 7, sahife 27.

Maksudi, S. (1925). “Türk Birliği”, Türk Yurdu, sayı 11, sahife 396.

Maksudi, S. (1925). “Lisanların inkişaf ve tekâmülünde Akademilerin rolü”, Türk Yurdu, sayı 12, sahife 525.

Maksudi, S. (1925). “Çinlilerin Huvey-hu dedikleri halkın Orhon kitabelerindeki Oğuzların ayni olduğuna dair izahat”, Türk Yurdu, sayı 13, sahife 218.

Maksudi, S. (1914). “Emeller üstadı İsmail Gaspıralı”, Tercüman, sayı 2121.

Maksudi, S. (1925). “Ankara Hukuk Mektebinin tarihî ehemmiyeti”, Hakimiyet-i Milliye, 14 Eylül, sahife 3.

Maksudi, S. (1926). “Yeni Ankara”, Hakimiyet-i Milliye, 5 Mart, sahife 3.

Maksudi, S. (1929). “Güne bakan aşk peygamberi”, Hakimiyet-i Milliye, 29 Kasım, sahife 2.

Maksudi, S. (1925). “Lisanların tekâmül ve inkişafında Akademilerin rolü”, İkdam, 5 Ekim.

Maksudi, S. (1925). “Lisanların tekâmül ve inkişafında Akademilerin rolü”, İkdam, 6 Ekim.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 1”, Milliyet, 28 Eylül, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 2”, Milliyet, 29 Eylül, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 3”, Milliyet, 30 Eylül, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 4”, Milliyet, 2 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 5”, Milliyet, 3 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 6”, Milliyet, 4 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 7”, Milliyet, 5 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 8”, Milliyet, 6 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 9”, Milliyet, 7 Ekim, sahife 4.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 10”, Milliyet, 9 Ekim, sahife 5.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 11”, Milliyet, 11 Ekim, sahife 5.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 12”, Milliyet, 13 Ekim, sahife 5.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 13”, Milliyet, 14 Ekim, sahife 5.

Maksudi, S. (1928). “Lisan ıslahı meselesi 10”, Milliyet, 9 Ekim, sahife 2.

Maksudi, S. (1929). “Ga’nin en büyük eseri nedir?”, Milliyet, 9 Temmuz, sahife 2.

Maksudi, S. (1945). “Dünyada iki türlü telâkki karşı karşıya”, Tasvir, 21 Ekim.

Maksudi, S. (1945). “Demokrasi ve Hukuk”, Tasvir, 29 Ekim, sahife 2.

Maksudi, S. (1945). “Siyasî Partilerin ideolojileri”, Tasvir, 6 Aralık, sahife 2.

Maksudi, S. (1945). “Demokrasinin ilmî ve ruhî esasları”, Tasvir, 10 Aralık, sahife 2.

Maksudi, S. (1945). “Demokrasinin istinat ettiği ilmî ve felsefî esaslar”, Tasvir, 23 Aralık, sahife 2.

Maksudi, S. (1945). “Demokrasi ve Müsavat esası”, Tasvir, 30 Aralık, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Demokrasi ve Hürriyet”, Tasvir, 6 Ocak, sahife 2.

Maksudi, S. (1946). “Edebî Barış ve milletler birleşmesi”, Tasvir, 11 Ocak, sahife 2.

Maksudi, S. (1946). “Demokrasi ve Hürriyet”, Tasvir, 6 Ocak, sahife 2.

Maksudi, S. (1946). “Milli ideoloji ve yabancı ideolojiler”, Tasvir, 13 Ocak, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “İlim ve Hürriyet”, Tasvir, 17 Şubat, sahife 3-4.

Maksudi, S. (1946). “Kadim Yunan’da ilmî muhtariyet”, Tasvir, 24 Şubat, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Üniversite Muhtariyeti”, Tasvir, 3 Mart, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Üniversite Muhtariyetini zarurî kılan sebepler”, Tasvir, 10 Mart, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Müspet ilimler ve felsefe”, Tasvir, 24 Mart, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Tarihte veto hakkının menfi rolü”, Tasvir, 31 Mart, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “İnsanların manevî hayatında gaye ve ideallerin rolü”, Tasvir, 7 Nisan, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Milletlerin hayatında fikir ve ideallerin rolü”, Tasvir, 14 Nisan, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Avrupa medeniyetinin istikbali”, Tasvir, 21 Nisan, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Medeniyet mahsulleri ve kültür kıymetleri zail olmaz”, Tasvir, 21 Nisan, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Demokratik seçim usulünün beş mühim esası”, Tasvir, 5 Mayıs, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Ruhî ve manevî hayatın zenginliği ve yaş”, Tasvir, 12 Mayıs, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Arap Birliği ve büyük Arap milletinin istikbali”, Tasvir, 19 Mayıs, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Amerika Birleşik Devletlerinde felsefî cereyanlar”, Tasvir, 26 Mayıs, sahife 13.

Maksudi, S. (1946). “Milletlerin hayatında Yüksek Öğrenimin rolü ve Profesörler sınıfının dilekleri”, Tasvir, 2 Haziran, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Atomun felsefî tarihi”, Tasvir, 9 Haziran, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “İngiltere’de Demokrasinin ruhu ve tarihî temelleri ”, Tasvir, 16 Haziran, sahife 3.

Maksudi, S. (1946). “Beşerî camiaların hayatında propagandaların rol ve kudreti”, Tasvir, 30 Haziran, sahife 3.

Maksudi, S. (1948). “Medenî milletlerde ilim dili yaratma tarihine bakış”, Cumhuriyet, 5 Ekim, sahife 2.

Maksudi, S. (1948). “İlmî usullerle yaratılmış Türkçe ve müstakil bir ilim dili lâzımdır”, Cumhuriyet, 19 Ekim, sahife 2.

Maksudi, S. (1948). “Dil ıslahı ve Dil Kurumu”, Cumhuriyet, 23 Ekim, sahife 2.

Maksudi, S. (1950). “Demokrasinin kapısı önündeyiz”, Cumhuriyet, 2 Mayıs, sahife 2.

 

Kaynakça

 

^ a b c d Almaz Miftahov, From Russia to Turkey: An Intellectual Biography of Sadri Maksudî Arsal (1878 – 1957), Bilkent Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Eylül 2003 (İngilizce)

^ a b c d Ayşe Uslu Bayramlı, Sadri Maksudi’nin Ölümünün 50. Yılı Anısına: Sadri Maksudi’nin Hayatı ve Maksudi’nin Az Bilinen Maişet Romanı Hakkında, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 17, Sayı 1, Haziran 2007

^ a b c d e f g Eskisehirturkocagi.org sitesi, Abidevi Şahsiyetler, Sadri Maksudi Arsal, Erişim tarihi:23.02.2012

^ Haluk Şükrü Akalın, Beşinci Uluslararası Türk Dili Kurultayı’nı Açış Konuşması, 2004

^ a b c Gönül Pultar, Unutulan Düşünsel Miras, Radikal Gazetesi, 20.02.2007

^ a b Taha Akyol, Milliyetçilik ve Sadri Maksudi, Milliyet Gazetesi, 14.05.2007

 

 

 

SADRİ MAKSUDÎ ARSAL: HAYATI VE ESERLERİ

Sadretdin_Maksudov Eğitimi

 

Sadri Maksudi, 1879* yılında Kazan’a 30 km. mesafede bulunan Taşsu köyünde doğar.

Ailesi esasen şehirlidir ancak, Rus baskıları nedeniyle bu köye sığınmışlardır.

Sadri Maksudi’nin babasının adı Nizamettin Molla’dır.

Nizamettin Molla Taşsu köyünde imamlığın yanında muhtarlık, anlaşmazlıklarda hakemlik ve hakimlik de yapıyordu.

Ayrıca köy okulunu da o idare ediyordu.

Sadri Maksudi’nin annesi Meftuha Hanım da okuma-yazma biliyor ve köy okulunun kızlara ait olan bölümünü yönetiyordu.

Sadri Maksudi anne ve babasının yönetiminde olan bu okulda ilk tahsilini yapar ve daha sonra da Allâmiye Medresesi’ne kaydolur.

Burada tıpkı kendisi gibi bir imam çocuğu olan Ayaz İshakî ile tanışır ve çok yakın arkadaş olurlar.

Bu medresede Sadri’nin bir tanıdığı daha vardır ki, o da medresede müderris olan ağabeyi Hadi Maksudî’dir.

Ağabeyi genç Sadri’ye çok yardımcı olur.

Hadi Maksudi kardeşini sık sık kitapçılara götürür, İstanbul’da yayınlanan gazete, dergi ve kitaplarla tanıştırırdı.[1]

 Sadri Maksudî Allâmiye Medresesi’nden 1895 yılında mezun olur.

Bu tarihte ağabeyi Hadi Kırım’a, idarecilerinden birinin de İsmail Bey Gaspıralı olduğu Zincirli Medrese’de ders vermeye gitmektedir.

Hadi Maksudi, kardeşi Sadri’yi de yanına alır ve Kırım’a gider.

Böylece genç Sadri Kırım görme ve Gaspıralı gibi meşhur ve büyük bir şahsiyeti tanıma imkânı bulur.

İsmail Bey Gaspıralı 16 yaşındaki bu gençle çokça ilgilenir ve fırsat buldukça ona telkinlerde bulunur.

Gaspıralı’nın Sadri Maksudî’ye aşıladığı en önemli şey bütün Türkler’in birliği fikridir. Nitekim, Sadri Maksudi ilerleyen yıllarda “Benim manevî babam İsmail Gaspıralı’dır.” diyecektir.

Sadri Maksudi Kırım’da kaldığı bir sene içerisinde Rusça öğrenir ve Kazan’a döndüğü tarih olan 1896’da Rus-Tatar öğretmen okuluna kaydolur.[2]

 Maksudi 1901 yılının başlarında öğretmen okulundan mezun olur ve ağabeyinin de teşviki ile İstanbul’a giderek eğitimine devam etmeye karar verir.

Ancak, önce Gaspıralı’nın yanına uğrar. Gaspıralı ona, İstanbul’da kalmamasını mutlaka Paris’e de gitmesini salık verir.

Sadri Maksudi’nin İstanbul’da tanıştığı Ahmet Mithat Efendi de İstanbul’da ona aynı şeyi tavsiye edecektir.

Böylece İstanbul’da uzun bir süre kalmayan Maksudi 1901 yılının sonunda Paris’e gider ve 1902’de Sorbon Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’ne kaydolur.

Aynı zamanda Yüksek İçtimaî İlimler Okulu’na da kaydolarak ve Durkheim gibi meşhur alimlerden ders alır.

Bu sırada Paris’te bulunan Yusuf Akçura ile tanışır ve bu iki genç yakın arkadaş olurlar.[3] Sadri Maksudî 1906 yılında üniversiteden mezun olarak Rusya’ya döner.

Böylece onun siyasî faaliyetleri de başlamış olur.

 

Siyasî Faaliyetleri

 

1906 yılında Rusya’ya dönen Sadri Maksudî ayağının tozuyla Rusya Müslümanlarının Üçüncü Kurultayı’na gider.

Buraya geldiğinde kurultayda oluşturulan Millî Şura’ya üye seçildiğini görür.[4]

Kurultay bittikten sonra, önce köyüne ardından da Kazan’a gider.

Bu sırada İkinci Duma için bütün Rusya’da seçim kampanyaları yürütülmektedir.

Sadri Maksudî de Kadet Partisi’nden adaylığını koyar ve vekil seçilir.

İkinci Duma’nın Çar tarafından feshedilmesinden sonra Üçüncü Duma seçimlerine de katılır ve tekrar seçilir.[5] Maksudi’nin Duma’da verdiği nutuklardan bazılarının konuları şunlardır: Rus göçmenlerin yerleştirilmesi amacıyla Kazak-Kırgızlar’ın yerlerinden edilmesi; Rusya’nın Boğazlar siyasetine eleştiri; Hükümetin bütçede Türk okullarına ödenek ayırmaması.[6]

 Duma üyeliği esnasında Petersburg’da bulunan Maksudî, siyasî faaliyetlerin yanında ilmî faaliyetlerle de uğraşmaktadır.

1907-1910 yılları arasında Radloff’un dost ve öğrencilerini kabul ettiği geceleri kaçırmamakta ve bu sayede Türk dili hakkında birçok yeni şey öğrenmektedir.[7]

Üçüncü Duma kapandıktan ve Dördüncü Duma’ya seçilmesi engellendikten sonra Kazan’a dönen Sadri Maksudî bir süre avukatlık yapar.

Artık Şubat Devrimi gelmiştir.

 1905 Devrimi sürecinde olduğu gibi 1917 Şubat Devrimi sırasında da Rusya’da bir özgürlük ortamı oluşmuş ve bundan Rusya Türkleri de istifade etmişti.

Bunun ilk önemli semeresi Birinci Bütün Rusya Müslümanları Kurultayı idi.

Sadri Maksudî Türkistan’da bulunduğu için Kurultay’a katılamaz ancak, İkinci Bütün Rusya Müslümanları Kurultayı’na katılır.

Bu kurultayda “İç Rusya ve Sibirya Türk-Tatarlarının Millî-Medenî Muhtariyeti” adlı tasarısını sunar ve kurultayda bu kültürel muhtariyetin ilan edilmesini teklif eder.

Kurultay tasarıyı kabul eder ve Muhtariyet Komisyonu kurarak başına Maksudi’yi atar.[8]

 

Kurultayda alınan karara göre muhtar idarenin başkenti Ufa olacaktır.

Bu yüzden komisyon Ufa’ya gider.

Komisyonun çalışmalarının neticesinde muhtariyet ilan olunur.

20 Kasım 1917’de bir Millî Meclis açılır.[9]

“Millî İdare” olarak adlandırılan meclisin başında da Sadri Maksudî vardır.[10]

Meclis iki hizbe ayrılmıştır.

İlk hizip, “Toprakçılar” olarak adlandırılan ve toprak esasına dayalı bir muhtariyetin taraftarı olan gruptur.

İkinci hizip ise başını Maksudi’nin çektiği “Türkçüler” hizbidir.

Onların görüşüne göre Rusya’nın birçok yerine dağılmış bulunan Türk-Tatarlar için kültürel muhtariyet en faydalı yoldur.[11]

Ancak, bütün bu çabalar boşa gidecek, Ekim Devrimi Millî İdare’nin sonunu hazırlayacaktır. Bolşevik güçler Rusya’daki Geçici hükümeti dağıtır ve yönetimi ele geçirir.

Sadri Maksudî de meclisin çalışmalarına bir süre ara verilmesi yönünde bir karar çıkarttırıp önce Kazan’a sonra da Moskova’ya gider.

Niyeti, ülkede neler olup bittiğini öğrenmek ve son vaziyetin Millî İdare’yi nasıl etkileyeceğini görmektir.

Ancak, Maksudî Bolşevikler’in arananlar listesine girmiştir.

Moskova’dan Petersburg’a gider ve Musa Cârullah’ın yardımıyla Finlandiya’ya kaçar. [12]

 Finlandiya’da Rusya ile irtibat kurmaya çalışan Maksudî’ye Rusya’dan önemli haberler gelir.

Amiral Kolçak Sibirya’nın önemli bir bölümünü ele geçirmiş ve burada kendi hükümetini kurmuştur.

Türk-Tatar Millet Meclisi’nin bakiyesi de Kızılyar’da toplanmış ve Paris’te olduğunu düşündükleri Maksudî’ye ulaşmaları için iki kişiyi görevlendirmişlerdir.

Zaten yakın bir tarihte Paris Barış Konferansı da başlayacaktır.

Bu yüzden Sadri Maksudî hemen Paris’e doğru yola çıkar ve Mayıs 1919’da Paris’e ulaşır. [13]

 Paris Konferansı’nda Tatarlar adına bir memorandum sunan Maksudî ayrıca başka ülkelerin delegeleriyle de görüşerek Kazan Türkleri’nin sorunları hakkında da bilgiler verir.

Konferans bittikten bir süre sonra Berlin’e giden Sadri Maksudî tekrar Fransa’ya, Sorbon’a döner.

Burada üniversitede hocalığa başlar.

Bu sırada Türkiye’de Kurtuluş Savaşı kazanılmış, yeni bir Türk devleti kurulmuştur.

Maksudî de Türk Ocakları’nda konferanslar vermek üzere Türkiye’ye gelir ve 24 Kasım 1924’e Gazi Mustafa Kemal’den bir randevu alır.

Görüşme sırasında Gazi, Maksudî’ye Türkiye’de kalmasını teklif eder.

Sadri Maksudi’nin cevabı, “Emredersiniz Paşam.”dır.[14]

Türkiye’deki Faaliyetleri

 

Soyadı Kanunu’ndan sonra “Arsal” soyadını alan Sadri Maksudî vatan olarak bildiği Türkiye’ye gelince önce Telif ve Tercüme Heyeti’ne üye seçilir.

Ardından Hukuk Fakültesi’nde profesör olarak hizmet eder.

1930-34 yıllarında Şebinkarahisar, 1934-38 yıllarında Giresun milletvekilliği yapar. 1939’da İstanbul Üniversitesi’nde tarih, 1941 yılında aynı üniversitede hukuk tarihi dersleri verir.

1950’de Demokrat Parti’den Ankara milletvekili seçilir.

Bir dönem daha siyasetle uğraştıktan sonra ilmî faaliyetlere geri dönse de 20 Şubat 1957’de İstanbul’da hayatını kaybeder.[15]

 

Kitapları

 

Maişet, Kazan, 1898

İngiltere’ye Seyahat, Kazan, 1912

Hukuk Tarihi Dersleri, Ankara, 1927

Türk Hukuk Tarihi, Ankara, 1928

Türk Dili İçin, Ankara, 1930

İskitler-Sakalar, Ankara, 1933

Orta Asya Türk Devletleri, Ankara, 1934

Hukukun Umumî Esasları, Ankara, 1937

Teokratik Devlet ve Laik Devlet, İstanbul, 1940(Ayrıbasım)

İngiliz Amme Hukukunun İnkişafı Safhaları, İstanbul, 1940(Ayrıbasım)

Umumî Hukuk Tarihi, Ankara, 1941

Farabi’nin Hukuk Felsefesi, İstanbul, 1945(Ayrıbasım)

Hukuk Felsefesi, İstanbul, 1946

Kutadgu Bilig, İstanbul, 1947(Ayrıbasım)

Türk Tarihi ve Hukuk, İstanbul, 1947

Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları, İstanbul, 1955

 

Sonuç

 

Yeni Türkiye’nin oluşumunda en az Yusuf Akçura kadar katkısı olan Sadri Maksudî Arsal hakkında Türkiye’de ne yazık ki birkaç kitap, birkaç tez ve bu ikisinin toplamından biraz fazla makaleden başka yayın yoktur.

Bunların da birçoğu yine Rusya Türkleri tarafından yazılmıştır.

Hâlbuki Sadri Maksudî, Zeki Velidî Togan gibi bir devlet başkanı olmasa da bir millî idarenin başıdır.

Hoş, ikisi de bu sıfatlarına lâyık şekilde Türkiye’de kabul görmemişlerdir.

Sadri Maksudi’nin hayat hikâyesi ve faaliyetlerine bakılırsa bu hikâyenin Rusya’daki devresi tamamen millete adanmıştır denebilir.

Rus Duması’ndaki faaliyetler, kurultaylar, konferanslar ve tabi ki en önemlisi Millî-Medenî Muhtariyet…

Bunların şahsî ikbal kaygısıyla yapıldığına inanmak için elde bir neden yoktur.

Millî menfaat için yapıldıklarına inanmak için ise, sonuçlarına bakılarak, birçok sebep bulunabilir.

Maksudi’nin Türkiye’deki faaliyetleri Rusya’dakinden farklıdır.

Zeki Velidî, Mehmet Emin Resûlzade, Caferoğlu Ahmet, Cafer Seydahmet Kırımer, Abdullah Battal Taymas, Abdülkadir İnan gibi Rusyalı Türk aydınlar, bir süre bile olsa, siyasî sahada Sovyet Rusya aleyhinde çalışmışlardır.

Ancak, Sadri Maksudî’de bu pek görülmemektedir.[16]

Tabi bunun nedenlerini bilemeyiz.

Bildiğimiz şey ise, Rusya Türkleri’nin en önemli simalarından olan Sadri Maksudi’nin Türkiye’de yeterince tanınmadığı ve bilinmediğidir.

 

Ozan KARABULAK

 

* Sadri Maksudi’nin doğum tarihi çelişkilidir.

Adile Ayda, Ayşen Uslu Bayramlı 1879; A. Merthan Dündar 1878; Akdes Nimet Kurat, Nadir Devlet, Abdullah Battal Taymas, Turgut Akpınar ve İlyas Kamalov 1880 tarihlerini vermektedirler.

Bkz. Adile Ayda, Sadri Maksudi Arsal, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1991, s. 9; Ayşen Uslu Bayramlı, “Sadri Maksudi’nin Ölümünün 50. Yılı Anısına: Sadri Maksudi’nin Hayatı ve Maksudi’nin Az Bilinen ‘Maişet’ Romanı Hakkında”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, XVII, sy. 1, 2007, s. 102; A. Merthan Dündar, “İngiliz Belgelerinde Sadri Maksudi Arsal ve ‘Rusya Müslümanları’nın Özgürlük Çabalarının Görmezden Gelinişi”, Yirmi Birinci Yüzyılda İdil-Ural, der. Gönül Putlar, İstanbul: Tetragon İletişim Hizmetleri, 2008, s. 353; Akdes Nimet Kurat, “Kazan Türklerinin ‘Medeni Uyanış’ Devri”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, XXIV, sy. 3-4, 1966, s. 185; Nadir Devlet, Rusya Türklerinin Millî Mücadele Tarihi (1905-1917), Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1985, s.117; A. Battal-Taymas, Kazanlı Türk Meşhurlarından İki Maksudîler, İstanbul, 1959, s. 19; Turgut Akpınar, “Sadri Maksudi Arsal”, DİA, III, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1991, s. 396; İlyas Kamalov, Avrasya Fatihi Tatarlar, İstanbul: Kaknüs Yayınları, 2007, s. 287. Biz Adile Ayda’nın verdiği tarihi yazmayı uygun gördük.

 [1] Adile Ayda, Sadri Maksudi Arsal, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1991, s. 9-14

 [2] Adile Ayda, a.g.e., s. 19-20; Abdullah Battal Taymas, Maksudî’nin Rus-Tatar okuluna giriş tarihi olarak 1898’i vermektedir. Bkz. A. Battal-Taymas, a.g.e., s. 21

 [3] Adile Ayda, a.g.e., s. 27-30;  A. Battal-Taymas, a.g.e., s. 21-23

 [4] Nadir Devlet, a.g.e., s. 288; Tamurbek Devleştin, Sovyet Tataristan’ı, çev. Mehmet Emircan, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981, s. 143

 [5] Adile Ayda, a.g.e., s. 51-53; A. Battal-Taymas, a.g.e., s. 23

 [6] A. Battal-Taymas, a.g.e., s. 24

 [7] Adile Ayda, a.g.e., s. 53

 [8] Adile Ayda, a.g.e., s. 98; Ahmet Kanlıdere, Kadimle Cedit Arasında Musa Cârullah, İstanbul: Dergâh Yayınları, 2005, s. 97; Tamurbek Devleştin, a.g.e., s. 178; Abdullah Battal Taymas, Kazan Türkleri, Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, 1966, s.191; A. Battal-Taymas, İki Maksudîler, s. 32

 [9] Nadir Devlet, 1917 Ekim İhtilâli ve Türk-Tatar Millet Meclisi, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1998, s. 183

 [10] Adile Ayda, a.g.e., s. 105; Nadir Devlet, a.g.e., s. 191

 [11] Abdullah Battal Taymas, Kazan Türkleri, s. 193

 [12] Adile Ayda, a.g.e., s. 113; A. Battal-Taymas, İki Maksudîler, s. 34

 [13] Adile Ayda, a.g.e., s. 118-120

 [14] Adile Ayda, a.g.e., s. 151

 [15] A. Battal-Taymas, a.g.e., s.  46-50; Turgut Akpınar, a.g.m., s. 397

 [16] Abdullah Battat Taymas bu konuda şöyle demektedir: “Ama ‘politika’ alanında kendi deyimiyle söylersek ‘dahilî Rusya ve Sibirya Türklerinin siyasî talepleri’ ile Avrupa’dayken az çok meşgul olmuş idiyse de.

Türkiye’ye gelince bu ‘dâva’yı unutmuştur. Belki unutmamıştır da, onunla uğraşmaya vakit bulamamıştır.” A. Battal-Taymas, a.g.e., s. 12

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s