HEM SOROSCU HEM SOLCU OLUNMAZ —– ALINTIDIR

HEM SOROSCU HEM SOLCU OLUNMAZ

 

 

 Emperyalist merkezler, bizzat kurdukları, kuruluşuna katkıda bulundukları, önünü açtıkları terör örgütlerini kullanırlar.

Hem araç olarak, hem de sorunlu bölgelere müdahale etmenin gerekçesi, sebebi olarak.

Geçmişte Asala, günümüzde PKK, El Kaide, El Nusra, Taliban, IŞİD gibi terör örgütleri bu kapsamda değerlendirilir.

Örneğin, IŞİD’in Ortadoğu’daki Sünni – Şii çatışmasından, ABD’nin Irak’ı işgaliyle bölgede iyice belirginleşen istikrarsızlıktan, otorite boşluğundan, bölgenin ekonomik, demokratik, toplumsal, siyasal geri kalmışlığından ve baskıcı rejimlerden beslendiği bilinmektedir. 

Tüm bunlar, ABD’nin bölgeye müdahale etmesine zemin hazırladığı gibi, bölgeyi istikrarsızlaştırmakta, Müslümanları birbirine kırdırmakta, İsrail’in de işine gelmektedir.

Geçmişte, Soğuk Savaş yıllarında Afganistan’da El Kaide, ABD’nin desteğiyle Sovyetlere karşı savaşırken, Suudi Arabistan oluk oluk petro dolar vermiştir.

Şimdilerde El Kaide ile IŞİD birbirlerini cihad çizgisinden sapmakla suçlarken, ABD malı silahlarla Müslüman kanı akıtırken, bu işten kazançlı çıkanlar batılı silah tacirleri, petrol şirketleri, emperyalist merkezler ve onların uzantılarıdır. 

Dikkat edilirse, PKK’dan IŞİD’e kadar bu terör örgütlerinin hiçbirinin, emperyalist merkezlere yönelik tek bir eleştirisi, tek bir eylemi yoktur.

Olamaz da.

Çünkü hepsinin ipi emperyalistlerin elindedir.

Etnikçiliği devrimcilik sanan, mezhepçiliği solculuk sayan mütareke entelleri, müstemleke demokratları bu konulara hiç değinmezler.

Çünkü Roboski, Rojava, Kobani üçlemesinde, bölgeye insan hakları, özgürlük, demokrasi getirecek gücün ABD ve bölgedeki beslemeleri olduğuna inanırlar.

 

SOLCULUĞU FEODALİZMİN MARABASI YAPANLAR

 

Türk solunu, etnikçiliğin, mezhepçiliğin, Soros’çuluğun, sivil toplumculuğun, AB’ciliğin, ABD emperyalizminin taşeronlarının peşine takmaları, marabası, yedek lastiği, mayın eşeği yapmaları bundandır.

1980 öncesinde emek, eşitlik, bağımsızlık, antiemperyalizm, sınıf, sömürü diyen solcuların, şimdilerde AB’den özgürlük beklemeleri, “Biji, serok Obama” diye slogan atanlarla kolkola girmeleri, Alevicilik, Kürtçülük yapmaları, Lenin’in yerine Şeyh Sait’i, Marx’ın yerine Said-i Nursi’yi, Troçki’nin yerine Seyit Rıza’yı koymaları bundandır. 

Dünyanın gördüğü en büyük devrimcilerden olan, düşmanlarının bile saygı duyduğu, üçüncü dünyanın, mazlum milletlerin hayranlık beslediği Atatürk’e saldırmaları, sövmeleri bundandır.

TÜSİAD başkanıyla beraber açılım pastası kesip, yeni anayasa için birlikte halay çekmeleri, etnik temelli terör örgütünü sivil toplum kuruluşu olarak selamlayıp, tarikat ve cemaatleri özgürlüğün güvencesi saymaları bundandır.

ABD’nin işgal kuvvetlerini Güneydoğu Anadolu’ya davet eden, Irak işgalini, Suriye saldırısını “bölgeyi özgürleştirici hamleler” olarak gören, toprak ağalarıyla, uyuşturucu baronlarıyla iş tutan, düzen partilerinin dönmekten başı dönmüş kurucularıyla, eski milletvekilleriyle seçimlere katılan, ama ağzına toprak reformunu, feodalizmi almayan HDP’yi göklere çıkarmaları bundandır.

O yüzden dünün cemaatçi tetikçileriyle, ‘yetmez ama evet’çileriyle, akil adamlarıyla, TESEV uzmanlarıyla birlikte, Ahmet Altan’dan Tarhan Erdem’e, Ufuk Uras’tan Şahin Alpay’a uzanan geniş bir yelpazede, HDP’yi destekliyorlar.

Cehaletin örgütlü ve kurumsal olduğu, siyaset, akademi ve medya eliyle topluma yayıldığı, cahil, küstah, omurgasız liberallerin itibar gördüğü bir düzende şunu yüksek sesle söylemek gerekir:

Sandık eşittir demokrasi demek değildir.

Sandık, sadece gerek şartlardan biridir, o kadar.

Demokrasi için fazlası, çok daha fazlası gerekir.

Hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, düşünce ve ifade özgürlüğü, hür basın, örgütlü toplum, özgür birey, sınıf bilinci, adil seçimler, eşit katılım olanağı, ileri gelir ve eğitim düzeyi, özerk kurumlar, özerk ve özgür üniversite, güçlü sendikalar gibi…

Dahası, siyasal bir gelişmenin, ileri olup olmadığının, toplumun önünü açıp açmadığının, bireyi özgürleştirip özgürleştirmediğinin tek kanıtı da seçimler ve sandık olmamıştır hiçbir zaman.

Asıl mesele, siyasal gelişmenin, tarihsel olarak halkın yararına olup olmadığıdır.

Mesela; tarihte hiçbir kral, padişah, sultan, imparator, tiran, otokrat, sandık yoluyla tahtını, tacını, koltuğunu bırakmamıştır.

Örneğin; tarihte eşitlik (ister ırklar, ister sınıflar, ister dinler, mezhepler arası olsun), laiklik, özgürlük sandıkla gelmemiştir.

ABD’de de, Fransa’da da, Türkiye’de de, Küba’da da hep devrimle gelmiştir.   

 

KUKLA KÜRDİSTAN İÇİN GÜRCİSTAN ve MISIR DERSLERİ

 

Türkiye’nin tarihi ve coğrafyası, ders almayı bilenler için öğreticidir.

Misal; Irak’ı işgal ederek fiilen üçe bölen ABD, ülkenin cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık koltuklarını, ülkenin etnik-mezhepsel dağılımına göre dağıtmıştır:

Kürt cumhurbaşkanı, Sünni meclis başkanı, Şii başbakan…

Bu tablodan ne yurttaş bilinci, ne sınıf bilinci, ne de ulus bilinci çıkar.

Oysa önce yurttaş, sonra yoldaş olunur.

Birey olmadan, ne emekçi bilinci, ne burjuva bilinci oluşur, olgunlaşır.

Güney’deki komşumuz Irak kadar, kuzeydeki komşumuz Gürcistan’ın yaşadıkları da derslerle doludur.

Gürcistan’ın eski cumhurbaşkanı Eduard Şevardnadze’nin yerine ABD desteğiyle seçilen Mihail Saakaşvili, bir zamanlar ABD Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Gürcü kökenli bir komutanın önerisiyle bulup çıkarılmıştı.

ABD onu özenle devşirdi.

Sonra renkli bir darbeyle (George Soros’un mali desteğiyle gerçekleşen bu darbeler Gürcistan’dan başka Ukrayna ve Kırgızistan’da da başarılı oldular.

Turuncu, karanfil, gül devrimi olarak da bilinirler) iktidara getirildi.

Saakaşvili ABD’ye öyle minnettardı ki, Tiflis’in en merkezi caddelerinden birine George W. Bush Caddesi adını verdi.

Onun cumhurbaşkanı olmasından sonra Tiflis’e gidenler, yenilenmiş Gürcistan bayrağının yanı sıra ABD bayraklarıyla da karşılanıyordu.

(Bahadır Selim Dilek, “Rusya’nın Enerji Kapanı”, Cumhuriyet Enerji, 30 Eylül 2008, Sayı: 9, Sf: 14)

2008’de Rusya – Gürcistan savaşı çıkınca, ABD ile birlikte AB de hop oturup hop kalktı. 

Rusya’ya karşı yaptırım uygulamaktan söz etti.

Ama sözünü tutmadı.

Kısa süre için diplomatik ilişkilerini askıya aldı, o kadar.

Daha fazlasını yapmaya gücü yetmedi.

Son olarak Ukrayna bunalımında da aynısı oldu.

 

Gelelim Mısır’a.

 

Orada da ABD’nin gücü kendi adamı olan İhvan liderlerinden Muhammed Mursi’yi cumhurbaşkanlığı koltuğunda tutmaya yetmedi.

Mursi’nin gücü koltuğunu korumak için iç savaş çıkarmaktan uzaktı.

25 milyondan fazla imza toplayan, ülkenin her yanından 30 milyondan fazla insanı meydanlara yığan halk hareketi, ordunun da desteğiyle Mursi’yi devirdi.

İç savaşı önlemek için yönetime el koyan orduya göre; Mursi’yi zorla göndermekten başka seçenek yoktu.

Mısır’da İhvan’ın belli bir gücü, örgütlülüğü, tabanı vardı.

En az yüz bin silahlı militanı olduğu belirtiliyordu.

Eylem yapacak güçteydi.

Ancak iç savaş çıkaracak, orduya muhalefet edecek, Mursi’yi iktidarda tutacak kadar gücü de yoktu.

Evet, Mursi seçimle gelmişti.

Seçilişinde seçim hileleri olsa da sandıktan çıkmıştı.

ABD ve AB de, kendi adamları olduğundan, seçim hilelerini görmezden gelmişti.

Ama icraatlarıyla kısa sürede meşruiyetini yitirdi.

Yerine de, ABD’den bağımsız olmayan General Sisi geldi.

O da Hüsnü Mübarek ve Muhammed Mursi’nin izlediği ABD yanlısı politikaları büyük ölçüde takip ediyor.

Dünya dengelerini gözetiyor.

İsrail’le ilişkilerini iyi tutuyor. 

ABD’nin gözetiminde, Suudi Arabistan’la birlikte Yemen’e saldırıyor.

İran’ın bölgede artan nüfuzunu engellemeye çalışıyor.

İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi olan Mısır’da Müslüman Kardeşler (İhvan) de, Mübarek de, Mursi de ABD’ye yakındı, Sisi de yakındır.

Ama ABD, Arap Baharı ile birlikte devrilen Mübarek’e de, onun yerine oturan Mursi’ye de sahip çıkmamış, arkalarında durmamıştır.

 

Kıssadan Hisse:

Özgürlüğü ve bağımsızlığı savunmak için, önce emperyalizmden ve feodalizmden bağımsız düşünmek, onlara muhalif olmak gerekir.

Feodalizmle barışık, emperyalizme hayran bir devrimcilik olamaz.

 

Barış Doster

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s