1 MAYIS 1886… ——————— ALINTIDIR

1 MAYIS 1886…

 

 

Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler; günde 12 saat çalışmaya karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktı.

Chicago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı.

Mitingler, işten atılan işçilerin katılımıyla ertesi günlerde de sürdü.

3 Mayıs’ta miting sona ermek üzereyken, McCormick biçerdöver fabrikasındaki grev kırıcısı işçiler dışarı çıkarıldı.

Polisin desteğiyle bu grup göstericilerin üzerine saldırdı.

Polis, açtığı ateş sonucu dört gösterici işçiyi öldürdü.

Bir gün sonra…

Bu saldırıyı protesto etmek için işçiler Haymarket Alanı’nda miting düzenlendi.

İşçiler dağılırken, kürsünün önüne nereden geldiği belli olmayan bomba atıldı.

Yedi polis öldü.

Yüzlerce işçi tutuklandı.

11 Kasım’da idam edilen 4 işçinin son sözleri şöyleydi:

Adolf Fischer:

“Ölüme mahkum edilmemi protesto ediyorum; çünkü cinayet işlemedim.

Ancak sosyalist olmam sebebiyle öleceksem bir sözüm yok.”

August Spies:

“Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurada, burada veya orada, arkanızda, -ve önünüzde, ve her yerde alevler yükseliyor.

Bunu asla söndüremezsiniz.

Öyle bir zaman gelecek ki; bizim suskunluğumuz, sizin bugün ipe çektiğiniz, seslerden daha güçlü olacaktır.”

Albert Parsons:

“Ne ben ne de arkadaşlarım Amerikan halkının herhangi bir yasal hakkını ihlal etmedik.

Konuşma özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, toplanma özgürlüğüne tecavüz edilmeyeceği hakkını savunuyoruz.

Amerikan halkının çok pahalıya kazandığı bu haklarının elinden alınmasına karşı çıkıyoruz…”

George Engel:

 “Hakları yalnız imtiyazlı olanlara göre ayarlayan ve işçilere hiç hak tanımayan hükümete karşı kim saygı duyabilir?

 Böyle bir hükümete saygım yok benim.”

 

Mücadelenin sembolü

 

Adı, Jose Marti…

 

Küba’ya gittiğinizde her yerde heykellerini görürsünüz.

1853 doğumluydu ve daha 17 yaşında sömürge yönetimine muhalif eylemleri nedeniyle baba memleketi İspanya’ya sürüldü.

Zaragoza Üniversitesi’ni bitirdi.

Meksika’ya gitti.

Bu ülkedeki askeri darbeye karşı mücadelesinden dolayı bu kez Guatemala’ya gitmek zorunda kaldı.

Hükümetin baskısı nedeniyle burada da kalamadı.

1878’de Küba’daki genel aftan yararlanıp ülkesine döndü.

Bağımsızlık mücadelesi nedeniyle yine sürgüne gitmek zorunda kaldı.

Önce İspanya’ya sonra Amerika’ya gitti.

Şair, yazar Jose Marti, Amerika’da olduğu günlerde “Haymarket Olayı”nı öğrendi.

İdam edilen devrimci işçiler hakkında bir yazı kaleme aldı:

“Dünya işçileri her 1 Mayıs’ta onları yeniden diriltecektir…”

Yazı çok etkili oldu…

Yıl, 1889…

Sosyalizm mücadelesini yürütmek amacıyla kurulan II. Enternasyonal Paris’te toplandı. Kimler yoktu ki:

Lenin, Plekhanov, Bebel, Kautsky, Adler, Liebknecht, Rosa Luxemburg, Clara Zetkin, Grimm, Jean Jaures…

Ve…

İkinci Enternasyonal 1 Mayıs’ı, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan etti.

Bir yıl sonra ilk kutlama yapıldı…

Jose Marti…

Küba bağımsızlığı için 1895 yılında ABD’yi terk etti.

11 Nisan’da sürgündeki muhaliflerle Küba kıyılarına ulaştı.

Bir mayıs günü…

Dos Rios Savaşı’nda İspanyol sömürge askerleri tarafından öldürüldü…

Jose Marti’nin meşalesini gün gelecek Che Guevara taşıyacaktı…

Evet…

Ölümler eksik olmuyordu; ama mücadele de sürüyordu işte, inadına…

 

Marş’ın hikayesi

 

Yıl 1974.

Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) yönetmeni Rutkay Aziz, Rusya’nın büyük yazarlarından M. Gorki’nin Ana adlı romanını aynı isimle sahneye koydu.

Yaman Okay, Erkan Yücel, Savaş Yurttaş gibi değerli oyuncular vardı…

Romanı tiyatroya uygulayan, Almanların büyük sanatçısı B. Brecht idi.

Fakat…

Brecht, oyunun Rusya’daki 1905 Kanlı Pazar sahnesine söz yazmamıştı.

 Şu notu düşmüştü:

“İşçiler marş söyleyerek sahneye girer.”

Rutkay Aziz ne yapacaktı?

12 Mart 1971 askeri darbesiyle cezaevine atılıp 20 ay yattıktan sonra, İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda öğretim üyesi olarak çalışan Sarper Özsan Ankara’ya çağrıldı.

Sarper Özsan oyunun müziklerini bestelemeyi kabul etti.

İstanbul’dan her hafta sonu Ankara’ya gitti.

Büyük tutku ve coşkuyla yapılan çalışmalar sonunda müzikler ortaya çıktı.

Brecht’in sözünü yazmadığı bölüme de Sarper Özsan söz yazdı.

 

İşçiler şöyle diyordu:

 

“Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır

Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez

Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı…”

 

Ve…

Ankara Sanat tiyatrosu (AST) “Ana” oyunu nedeniyle Askeri Sıkıyönetim tarafından yasaklandı: oyuncular mahkemeye verildi ve tiyatro kapatıldı.

Ancak…

Sarper Özsan’ın bestesi unutulmadı.

Marşı ilk önce, 1977’de Aydınlık gazetesi çalışanlarının oluşturduğu koro söyledi.

Marşı geniş kitlelere Ruhi Su Dostlar Korosu duyurdu.

1 Mayıs 1977’de de Taksim Meydanı’nı dolduran onbinler bu marşı okudu.

Cem Karaca, Dervişan grubuyla “1 Mayıs” plağı çıkardı.

Marş daha sonra Timur Selçuk, Grup Yorum, Edip Akbayram gibi pek çok sanatçı ve grup tarafından seslendirildi.

1 Mayıs Marşı’nı Türkiye’de milyonlar söylüyor:

“Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider

Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider”

Tarihin gösterdiği gibi…

Öldürerek, hapse atarak, yasaklayarak yok edemezsiniz…

Çünkü biz biliriz ki…

Değerli olan hiçbir şey, mücadele verilmeden kazanılamaz…

 

 

 

1 Mayıs İşçi Bayramı

 

Almanya’da 1 Mayıs kutlamaları 1937, Berlin.

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü.

Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir.

Türkiye’de ilk kez 1923’te resmî olarak kutlanmıştır.

2008 Nisan’ında, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanması kabul edilmiştir.

22 Nisan 2009 tarihinde TBMM’de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir.

 

İlk kez 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

 

1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar.

Şikago’da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı.

Luizvil’de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü.

O dönemde Luizvil’deki parklar, siyahlara kapalıydı.

İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park’a girdi.

Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, ‘Böylece ön yargı duvarı yıkılmış oldu’ şeklinde yorumlanmıştı [1].

 

Bu gösteriler 1 Mayıs’ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs’ta kanlı Haymarket Olayı’na yol açtı.

 

Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi.

14 Temmuz-21 Temmuz 1889’da toplanan İkinci Enternasyonal’de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada “Birlik, mücadele ve dayanışma günü ” olarak kutlanmasına karar verildi.

Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi.

 

Zamanla 8 saatlik işgünü birçok ülkede resmen kabul edildi.

1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı.

Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin Halk Cumhuriyeti, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, Bolivya) ve daha birçok ülkede tatil günü olan 1 Mayıs’ı işçiler büyük kitle gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de alır.

 

 

 

Kaynakça

 AnaBritannica Cilt-4 Sayfa: 187

 

 

 

 

1 Mayıs Marşı, Bertolt Brecht’in Gorki’nin Ana romanından uyarladığı oyunun Türkiye’de perdelenmesi sırasında Sarper Özsan tarafından oyun müziği olarak yazılmış ve bestelenmiştir.

Zamanla Türkiye’deki sol guruplarca benimsenmiştir.

Özellikle önceleri adı Sosyalist Parti olan İşçi Partisi tarafından parti marşı olarak kabul edilmiştir.

 

Özsan, 1 Mayıs marşının telif haklarını Kalan Müzik şirketine satmıştır.

Marş 2010 yapımı yönetmenliğini Sinan Çetin’in yaptığı, Kağıt isimli filmde kullanılmıştır.

 

 

 

1 Mayıs İşçi Marşı

 

 

Günlerin bugün getirdiği, baskı zulüm ve kandır.

Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez,

Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde.

 

1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı

Devrimin şanlı yolunda,ilerleyen halkların bayramı.

 

Yepyeni bir güneş doğar, dağların doruklarından,

Mutlu bir hayat filizlenir, kavganın ufuklarından.

Yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir.

 

1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin,emekçinin bayramı,

Devrimin şanlı yolunda,ilerleyen halkların bayramı.

 

Ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor,

Halkların nasırlı yumruğu, balyoz gibi patlıyor.

Devrimin şanlı dalgası, dünyamızı kaplıyor.

 

Gün gelir, gün gelir zorbalar kalmaz gider,

Devrimin şanlı yolunda,kül gibi savrulur gider.

 

 

Söz: Sarper Özsan

Müzik: Sarper Özsan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s