MUSTAFA KEMAL VE TIBBİYELİ HİKMET —————— ALINTIDIR

MUSTAFA KEMAL VE TIBBIYELİ HİKMET

 


“Ben Milli mücadeleye çıktığımda ordunun da halini gördüm, saltanatında.

Bir de bağımsızlık ışığı gözünden parlayan Dr. Hikmet’i.”

Mustafa Kemal Atatürk.



Türk Milletinin ve Anadolu’nun “makus talihini” değiştirmeye karar veren ve bu kararı doğrultusunda mücadele veren Mustafa Kemal, Tıbbiyeli Hikmet’le ilgili bu çok anlamlı ve önemli sözleri söylemiştir.

Mustafa Kemal’i hayran bırakan bu Tıbbiyeli Hikmet kimdir?

Çarlık yönetimi 1860’lı yıllarda “Çerkez Soykırımına” girişir.

Bir milyondan fazla Çerkez ve Abhazın bir kısmı katledilir, bir kısmı da Osmanlı topraklarına sürülür.

İşte tarihimize ileride “Tıbbiyeli Hikmet” olarak geçecek ailede sürgün yeyip, Abhazya’dan Trabzon’a gelerek yerleşen ailedir..

Hikmet’in babası büyüyünce posta ve telgraf memuru olarak Balıkesir’e atanır.

Posta memuru Hakkı Beyin 1901 yılında oğlu Hikmet dünyaya gelir.

Hikmet Bey ilk ve orta tahsilini çeşitli okullarda tamamladıktan sonra İstanbul’daki “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahaneye” bir tıp öğrencisi olarak başlar.

Hikmet Beyin öğrenim gördüğü yıllar “Birinci Dünya Savaşı” yıllarıdır.

Osmanlı İmparatorluğu girdiği bu savaşı kaybetmiş, İşgal güçleriyle 1918 de “Mondros Mütarekesini” imzalamıştır.

Anlaşma gereği, İşgal Güçleri Anadolu’yu işgale başlamış,15 Mayıs 1919 da İzmir’i, 13 Kasım 1918 de de İstanbul’u İngilizler işgal etmişlerdir.

İngiliz kuvvetleri 03 Şubat 1919’da Hikmet Bey’inde öğrenim gördüğü “Tıbbiye Mektebine” el koyarlar ve okulun boşaltılması için belli bir süre verirler.

Hikmet Bey o günlerde üçüncü sınıf öğrencisidir ve cesur, atak tavırlarıyla tıbbiyelilerin “lideri” konumunda bir “vatanseverdir.”

Öğrenciler okullarını kurtarmak ve öğrenimlerine devam edebilmek, asıl önemlisi de “işgale” karşı gelmek için ses getirecek bir eylem planı hazırlarlar.

Tıbbiye-i Şahanenin 14 Mart 1827 eğitime başlama yılının 92 senesini kutlama taleplerini okul idaresine kabul ettirirler.

Tıbbiyelilerin asıl amacı İngiliz isyanına karşı ayaklanmaktır.

Okulun iki kulesi arasına dev bir Türk Bayrağı açarlar ve tüm tıbbiye öğrencileri bu işgali protesto ederler.

İngilizler bu toplantıyı zor kullanarak dağıtır ve birçok tıbbiyeliyi de tutuklarlar.

Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının 14 Marttaki bu direnişi düşmana karşı geliştirilen ilk direnişlerden birisidir ve burada yanan kıvılcım tüm Anadolu’yu ileri ki günlerde saran ateş olacaktır.

İstanbul’da İngiliz işgaline karşı ayaklanmalar yapılırken, Mustafa Kemal’de Anadolu’ya geçme ve Kurtuluş mücadelesi yapma çalışmalarını yürütmektedir.

Nitekim Tıbbiyelilerin bu ayaklanmasından yaklaşık üç ay sonra Mustafa Kemal Samsuna çıkar ve Anadolu ile ve Anadolu halkıyla kucaklaşarak Milli Mücadele ateşini Tüm Anadolu’da yakar.

Haziran ayında yayımlanan “Amasya Genelgesi” gereği Eylül ayında Sivas’ta bir kongre yapılması kararı alınır ve bu kongreye katılacaklar davet edilir.

Sivas Kongresine İstanbul tıbbiyelileri adına üç kontenjan tanınır ve belirlenecek isimlerin Sivas’a gelmesi istenir.

Tıbbiyeli öğrenciler bu önemli toplantıya temsilci göndermek için çalışmalara başlarlar aralarında para toplarlar.

Öğrencilerden toplanan para ancak bir öğrencinin masraflarına yetmektedir ve bir tercih yapmak zorundadırlar.

Tıbbiyeli öğrenciler yaptıkları değerlendirmeler sonucunda şanlı 14 Mart direnişinin mimarı Hikmet Bey’i Sivas’a göndermeye karar verirler.

Hikmet Bey alınan karar gereği Sivas’a gitme hazırlıkları yapmaktadır.

17 Mart 1919 da bizzat Hikmet Bey tarafından kaleme alınan şu cümleler çok önemlidir:

“Kuşluk vakti penceremin önünde, karanfil ve zakkum çiçeklerinin arasında turkuaz renkli akıp giden boğaza bakmaktayım.

Bugün İstanbul’dan ayrılmaktayım.

Tıbbiye eğitimimi hürriyet içinde tamamlamak için mutlaka geri döneceğim.

Bekle beni İstanbul!”

İşte Tıbbiyeli Hikmet’in İstanbul’daki son gecesinde kaleme aldıkları ve düşünceleri.

“Bekle beni İstanbul “ diyerek İstanbul’dan Anadolu’ya geçer ve “Kutsal İsyana” katılır.

Tıbbiyeli Hikmet henüz 18 yaşında yurdun dört bucağından Sivas’a gelen 38 delegeden birisiydi ve vatan topraklarının kurtarılması için, Türk milletini yeniden ayağa kaldırılması için, Kuvvayi Milliye Ruhunun yeşertilmesi için bu genç yaşında Mustafa kemal ve arkadaşlarıyla Sivas’ta kucaklaşıyordu.

Sivas Kongresinde Tıbbiyeli Hikmet “Milli mücadele” için oluşturulan tüm derneklerin “Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmesini teklif etmiş ve bu teklifi de kabul edilmiştir.

Tıbbiyeli Hikmeti Türk Tarih sayfalarına altın harflerle yazan ise “Mandacılık” konusunda yapılan görüşmeler esnasında yaptığı konuşmadır.

Tıbbiyeli Hikmet “Mandacılık” konusunun müzakere edilişi esnasında söz alır ve Mustafa Kemal’e karşı şu konuşmasını yapar:

“Paşam murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler.

Mandayı kabul edemem.

 Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar herkim olursa olsunlar şiddetle ret ve tahbik ederiz.

Farz-i mahal manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de ret eder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve sizi telin ederiz.”

Henüz 18 yaşında ve bir tıbbiye öğrencisi olan Hikmet Bey coşkuyla ve inanarak söylediği bu sözler başta Mustafa Kemal ve salondakileri duygulandırmış, coşku ve heyecanı gören Mustafa Kemal Hikmet Bey’in bu sözlerine karşılık vermek üzere söz alarak:

“Arkadaşlar gençliğe bakın, Türk Milleti bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin!

Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır.

Evlat sen müsterih ol.

Gençlikle iftihar ediyorum ve Türk gençliğine güveniyorum.

Bizler azınlıkta kalsak dahi, mandayı kabul etmeyeceğiz.

Parolamız tektir ve değişmez;

Ya istiklal, ya ölüm!”

Tıbbiyeli Hikmet; Paşanın bu sözleri üzerine ;

“Varol Paşam!” diyerek yerinden fırlamış ve paşamızın eli öpmüştür.

İşte size Çanakkale’de vatan müdafaasına koşan binlerce genç, binlerce idadili, yüzlerce tıbbiyeli gençlerimizin bu topraklar için toprağa düşmelerinin ardından bu kez de yüzlerce gencimizin, öğrencimizin yine vatan topraklarının kurtarılması için milli mücadeleye katılmış, destanlar yazmış “ibret dolu” hikayelerinden birisidir Tıbbiyeli Hikmet’in hikayesi.

Atatürk bu mücadeleyi verirken, Cumhuriyeti kurarken ve bu cumhuriyeti, devrimlerini koruma kollama görevini Türk gençliğine vermesinin ardında Tıbbiyeli Hikmetler yatmaktadır.

Türk milleti gençliğine sahip çıkarsa, bu gençleri milli ve manevi duygularla birlikte Atatürk’ün ilke ve devrimleriyle yetiştirirse, ilim ve fenle donatırsa çağdaşlık yolunda hızla ilerleyecek ve “medeni milletler seviyesinin üstüne” çıkaracaktır.

Osman Özeker

Bugün, bir başka isimsiz genç kahramanı anacağız: Tıbbiye’li Hikmet Bey. 1901 yılında Balıkesir’in Savaştepe bucağında (O zamanki adı Giresun – daha eski Kiresun), telgraf memuru Hakkı Bey’in oğlu Hikmet başarılı bir öğrenim sürecinden sonra, 1919 yılında İstanbul’da Askeri Tıbbiye öğrencisi olmuştur.

Mustafa Kemal ” Gençlerin de görüşlerini almalıyız ” diyerek Sivas’ta toplanacak olan kongreye 3 öğrencinin katılmasını ister. Bunun üzerine Askeri Tıbbiye, Sivas Kongresi’ne 3 delege göndermek ister.

Üçüncü sınıf öğrencisi Hikmet Bey ve Yusuf Bey (Balkan) delege seçilir ve yol paraları olmadığı için aralarında para toplarlar. Ancak 9,5 lira yani bir kişinin Sivas’a gidebilmesine yetecek miktarda para toplanabilir.

Bunun üzerine sadece Hikmet Bey’in Sivas Kongresine gönderilmesine karar verilir.

Hikmet Bey, Sivas Kongresinde ABD ya da İngiltere’nin manda ya da himayesini savunan söylemlere çok şaşırır. Oturumlar sırasında söz aldığında, delegelerin hayret nidaları arasında yüksek ve heyecanlı sesle şu sözleri söyler:

“Delegesi bulunduğum Türk gençliği, beni buraya bağımsızlık yolundaki çalışmalara katılmak üzere gönderdi. Mandayı kabul edemeyiz. Eğer manda fikrini kabul edecek olanlar varsa bunları şiddetle reddeder ve kınarız. Eğer manda fikrini kabul ederseniz sizleri hain ilan ederiz “.Daha sonra Mustafa Kemal’e dönerek aynı coşku ve kararlılıkla ” Paşam siz de manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı olarak değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz”

Herkes bu net ve heyecanlı söylem karşısında Mustafa Kemal ‘in tepkisini beklerken, yanıt gelir : ”

Evlat içiniz rahat olsun.

Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz.

Manda da yok, himaye de yok.

Parolamız tektir ve değişmez:

Ya İstiklal, ya Ölüm.” Gazi, Tıbbiyeli gencin bu içtenlikli çıkışından çok mutlu olmuştur.

Yıllar sonra Mustafa Kemal yakınındakilere ” Bize Sivas’ta çok güzel yol gösteren Tıbbiyeli bir genç vardı.

O’nu bulun, mebus yapalım, vatana hizmet eder ” der.

Bu teklif üzerine Hikmet Bey ” Paşamın ellerinden öperim…

Kendilerine söyleyin burada ülkeme daha yararlı oluyorum ” yanıtını verir.

Bu yanıt kendisine aktarıldığı zaman Mustafa Kemal ‘in, gururla gülümseyerek

” Ben o değerli çocuktan (cucuktan) böyle bir cevap bekliyordum “ dediği aktarılmaktadır.

(T. Ateş, Cumhuriyet G., 4 Eylül 1999).

46 yaşında veremden ölen Hikmet Bey, rahmetli ünlü sunucu Orhan Boran’ın babasıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s