MU UYGARLIĞI VE UYGURLAR ————————————- ALINTIDIR

MU UYGARLIĞI VE UYGURLAR

James Churchward ‘a göre, Mu ūlkesi, Pasifik Okyanusu ‘nda Amerika ile Asya arasında yer almış būyūk bir kıtadır.

Mu Uygarlığı Ve Uygurlar

Merkezi, Ekvator ‘un biraz güneyine düşer.

Temel bölgeleri, bugün hala su yüzünde gözükmektedir.

Büyüklüğü yaklaşık doğudan batıya 6.000 mil, kuzeyden güneye 3.000 mil civarındadır.

Pasifik Okyanusu üzerinde tek ve grup halinde dağılan kayalı adaların hepsi, bir zamanlar, Mu kıtasının bir parçası idi.

Tahminen 12.000 yıl önce cereyan eden şiddetli deprem felaketi, onun batmasına neden olmuştur.

Ateş hortumu gibi yanarak Pasifik’ in sularına gömülen bu kıta, büyük bir uygarlığın ve 60 milyon insanın sualtı mezarlığına dönüşmüştür. ( 5 ) 

Mu Uygarlığının kolonileştirdiği ve daha sonra bağımsızlaştırarak birer imparatorluğa dönüştürdüğü en önemli iki devlet Atlantis ve Uygur İmparatorluğudur.

Günümüzde antik Mısır, Yunan, Çin, Hint ve Maya uygarlıkları diye bilinen uygarlıkların kökeninde Mu uygarlığı yatmaktadır. ( 6 )

Mısırlı rahip tarihçi Manetho’ nun papirüs yazmalarının birinde ” Atlantis bilgeliğinin 13.900 yıl hüküm sürdüğü ” anlatılmıştır.

Atlantis 11.500 yıl evvel sular altında kalmıştır.

Buna 13.900 yıl eklenirse, ilk Atlantis kralının 25.400 yıl evvel hüküm sürdüğü ortaya çıkıyor.

İlk Mayax kralı 34.000 yıl öncesine aittir.

Arada 8600 yıllık bir fark vardır.

İlk Mu İmparatoru ile ilk Mayax kralı arasında da aynı zamanın geçtiği kabul edildiğinde, Mu’ nun 50.000 yıl veya daha evvelinde ihtişamın zirvesinde olduğu tahmin edilebilir. ( 7 ) 

William Niven’ in 684 Nolu Meksika tabletinin üzerindeki hiyeratik yazıların deşifre çalışmalarından, bu kıta ‘ın ismi, hiyeratik olarak – Mu, coğrafi olarak – Batı Diyarları olduğu anlaşılmaktadır. 

Niven ‘in Meksika Hacienda Leon’ da bulduğu bu taş tablet bir bakışta insan yüzüne benzemektedir.

Başın dış hatları tabletin kenarına kadar çekilmiştir.

İçindeki işaretler, parça halinde yorumlandığında :

1 . Burun ve uzatılmış iki kareden oluşan iki göz 

2. Mu alfebesindeki hiyeratik M harfinin uzatılmış kare şeklindeki göz ifadesi 

3. Birbirinin içine sokulan genişletilmiş iki kare yani iki M harfinden oluşan bir ağız.

Dolayısıyla bir ağıza iki anlam yüklenmektedir.

Yani M harfinin biri Mu ‘yu, diğeri ise Ana ‘yı işaret etmektedir. 

4. Çene bir dört kenarlı kareden oluşturulmuştur.

Kare, yeryüzünün ilk ve orijinal işaretidir.

Böylece geniş diyarlar resmedilmektedir. 

İki göz ile bir ağız üç tane M harfini oluşturur.

Üç sayısı, Mu ‘nun işaretidir.

Bu belki üç tane M harfinin her birini Mu demenin sıfatını vurgulamak veya her iki Mu ‘nun sayısal işaretinden dolayı üç parçadan oluşan bu zemini “Batı Diyarları” diye adlandırmak içn kullanılmış olabilir.

O halde taş tabletin yüzündeki işaretler :

” Mu – Ana Diyar, Mu – Batı Diyarları ” demektir. ( 8 ) 

İngiltere British Museum ‘da saklanmakta olan en eski Maya kitabı Troano El yazması, Yucatan ‘da (Amerika ‘da) kaleme alındığı için, Batı Diyarları da Amerika ‘nın batısına düşmüş, sonuçta öyle adlandırılmıştır. ( 9 ) 

Yucatan Mayalarının inançlarına göre, Batı, “karanlık bölge, ecdat ruhlarının içine doğduğu yer” olarak değerlendirilmiştir. ( 10 ) 

” Batı Diyarları ” deyimi, Çin kaynaklarında ilk defa ” – Hanshu” ( M.Ö.202 – 220 yıllarındaki Han Sülalesi ‘ne ait Han-name ) ‘da ” – Xiyu” olarak kayda geçmiştir.

Han Sülalesi devrinde, Yumenguan ( Kaşkuvuk ) ‘ın batısında şimdiki ” – Xinjiang” ( yani “Yeni Hudut” olarak bilinen bu Uygur yerleşim bölgeleri ) ve Orta Asya için kullanılmıştır. ( 11 ) 

Tanrı Dağlarının güney – kuzey tarafları ve Altay Dağlarından Hazar ve Karadeniz civarlarına kadar uzanan bölgeleri, Iran Tepeleri, Batı Asya, Yakın Doğu ülkeleri, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika hatta, Himalaya Dağları ‘nın güneybatısındaki Hindistan ve Pakistan’ ı kapsayan geniş coğrafi bölgeler için kullanılmıştır. 

Gök Türk Hanedanlığı zamanında ( M.S.552 – 746 ) ” Kuriğar” olarak bilinen “Batı Diyarları” aşağı yukarı aynı bölgeleri kapsamıştır. ( 12 ) 

XIX asrın sonlarında gittikce ortadan kalkmış olan bu deyim, son zamanlarda, ” – Xinjiang” yani “Yeni Hudut” olarak bilinen Uygur yerleşim bölgelerinde, ” ” yani “Batı Diyarlarını İyice Açalım” sloganı altında tekrar gündeme gelmektedir. 

Acaba Uygurların James Churchward tarafından “Batı Diyarları” Uygarlığının temel insanları olarak seçilmesi bir tesadüf mü ?

Halbuki, Uygur kayıtları, yalnız içerdikleri işaretlerden dolayı, “Batı Diyarları” nın insanlığın Ana Diyarı olduğunu kanıtlamaya ve bundan kuşku duyanları ikna etmeye kafidir. ( 13 ) 

MU’NUN ÇOCUKLARI UYGURLAR

Amerikalı arkeolog William Nevin tarafından Nevada eyaletindeki kayalıklarda, üzerine kazınmış olarak yapılan birçok işaretler bulunmuş ve çoğunlukla Naga, Uygur karışımı hiyeratik yazılar olduğu düşünülmüştür.

Bunların bazıları dağların yükselmesinden önce yani, Mu ‘nun batma tarihi olan 12.000 yıl öncesine denk gelmektedir.

Bazıları ise dağların yükselmesinden sonra yazılmıştır. ( 14 ) 

Nevada koleksiyonunda yer alan Uygur işaretlerini şöyle sıralamak mümkündür.

No. 12 Uygur – Mayalarının dini işaretidir. ( 15 ) 

No. 15 Ana Diyar Mu ‘nun alfabesiyle aynen, H harfini ifade eden Uygur işaretidir. ( 16 ) 

No. 22 Güneşin ışık menzilinden çıktığını ifade eden Uygur işaretidir. 

No. 23 “Mehen” yani “insan” anlamını ifade eden Uygur işaretidir. (Uygurca Mu harfı ) 

James Churchward, Meksika ‘nın Xochicalco piramiti üzerindeki, yeryüzünde ilk çiftin yaratılmasıyla ilgili birçok kabartma yazıları sıralayarak, Uygur dilindeki Mu harfinin evrimini şöyle izah etmektedir.

İlk sıra : Uygurların bir, iki ve üç sayılarını ifade etmek için kullandığı çizgilerdir.

Bu çizgiler dikey olarak da kullanılmıştır. ( 17 ) 

Görülüyor ki, on rakamının şekilleri veya kabartma yazıları (glifleri) Hint kökenli değil, Ana Diyar – Mu kökenlidir.

Bu rakamlar orada “temel sayılar” olarak bilinse de, aynı zamanda ” İnsanın tek bir Tanrı’dan yaratılışı” olarak aktarılan gizli anlam da taşır. ( 18 ) 

İkinci sıra : İkili ilke dahil edilen insanı anlatan bir Uygur glifidir.

İki cinse ayrılmadan önceki insan : bu şekilde ifade edilmiştir. 

Rus arkeolog Р. К. 18 – 20.000 yıl önceki Uygur başkenti Karahoca ( Yarkoto ) harabelerinden, ilk insanın ikili ilkeyle yaratıldığını ifade eden bir resim bulmuştur.

Çin kaynaklarına göre bu resim, 19.000 yıl öncesine aittir.

Muhtemelen bu husustaki en eski kayıttır. ( 19 ) 

Kadimi Uygurların ilk insanın ikili ilkeyle yaratıldığı hususundaki anlayışları, Kuran’ı Kerim ve Tevratı Şerif ‘de de kabul edilmiştir. 

Kuran’ ı Kerim’ in Nisa Süresi’ nin 1. Ayet’ inde diyor ki : 

Ey İnsanlar !

O Rabbinize karşı gelmekten sakının ki sizi bir tek nefisten (ilk babanız Adem’ den) yarattı, ondan (da yine onun) eşini (ilk ana’nız Havva’yı) yarattı ve bu ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türetti… 

Tevratı Şerif ‘in Tekvin Süresi 2. Bap 21, 22 ve 23 ayetlerinde diyor ki : 

Ve Rab Allah adamın üzerine derin uyku getirdi, ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı, ve yerini etle kapadı; ve Rab Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı, ve onu adama getirdi.

Ve Adam dedi : Şimdi bu benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir; buna Nisa denilecek, çünkü o insandan alındı… 

Tevratı Şerif ‘ de ” Eden Bahçesi ” diye adlandırılmış efsaneler, aslında Yucatanlı Mayalar, Mısırlılar, Hindular, Chaldeanlar ve Uygurlar tarafından yazılıp, sonradan İsraillilerce kopyalanan, Ana Diyar ‘ın yıkılışıyla ilgili hikayelerdir. ( 20 ) 

Üçüncü sıra : şekli, fakat erkek cinsi ilkesi dahil edilen insanı anlatmaktadır.

Cinsiyet vurgulamayı gerektirmeyen durumlarda sadece Uygurca Mu harfi olan şekli kullanılmıştır.

UYGUR DİLİNDEKİ MU HARFİNİN EVRİMİ

1. Nagaca Mu 

2. Uygurca Mu 

3. Sağ bacağının uzatılmasıyla oluşan ikinci değişiklik 

4. Çinlilerin eline geçtiği son şekil. ( 21 ) 

Not : 

1. The alphabet of Mu , Maya, and Egypt Tablosundaki Uighur alfabesi, Çinli tarihçi Liu Zixiao ‘nın Uygur Tarihi adlı eserinin 241 sayfasındaki Eski Uygur Alfabesi ‘nden kopya edilerek eklenmiştir. 

2. Söz konusu eski Uygur yazıları Çin ve Rus kaynaklarında biraz farklı yorumlandığı için Tursun Rahimov ‘un Rusça – Uygurca Lugat ‘ına eklenen Eski Uygur Alfabesi de ayrıca verilmiştir. 

(Çin dilindeki “insan” anlamı taşıyan ” – ren ” ve ” – min ” yazıları, Uygur dilindeki Mu harfinin sol sağ bacaklarının birleştirilerek uçlanmasıyla ” – ren ” olarak, “Mehen” anlamının ses tercümesiyle ” – min ” olarak şekillenmiş olabilir.

Zaten, “insan” ın iki cinse ayrılmadan önceki ifade şekli da, Çince’deki ” – min ” ‘nin şekline çok benzemektedir.

O halde, İnglizce’deki “Man” , Çince’deki ” – min ” kelimelerinin hepsi eski Uygurcadaki bu “Mehen” ‘den kaynaklanmış olabilir. ) 

Çin dilindeki ” çatallaşan şeyler ” anlamı taşıyan ” – ya ” yazısı da aslında eski Uygur dilinde “dağ” anlamı taşıyan, serbest tarzla “yükseldi” diye okunan ” ” işaretinden kaynaklanmıştır. 

Eşkenar üçgen aslında, ilkel insanlara Mu topraklarını oluşturan üç ayrı kara parçasının yani Batı Diyarlarının nasıl meydana geldiğini izah etmek için kullanılmıştır. 

Dolayısıyla, öğreti ve dinsel kavramları Uygurlardan alan Çinliler de, Konfüçyüs zamanında ” ” yerine ” ” kullanmışlar ve bunu “Büyük Terim”, “Büyük Birim” ve “Büyük ” diye adlandırmışlardır.

“Büyük Terim” veya ” Büyük Birim” Üç ‘ü kapsarmış, biri üç olmuş, üçü bir olmuş şeklinde izah edilmiştir. ( 22 ) 

No. 28 Bir Uygur işaretidir, ama ne anlamı taşıdığı bilinemiyor 

No. 29 X harfi ifade eden Uygur işaretidir. 

No. 30 Sert veya zorluk anlamı taşıyan Uygur işaretidir 

No. 31 Göğün yerin üstünde olduğunu ifade eden Uygur işaretidir. 

No. 32 Dünya çapında hakikatin işareti olarak kullanılan kuş tüyünün Uygur tarzı ifadesidir. 

No. 36 Alttan gelen ateşler anlamındaki Uygur işaretidir.

( Çin dilindeki “ateş” anlamı taşıyan ” – huo ” yazısı, bu Uygur işaretinin ta kendisidir. ) 

No. 37 Kalabalığı anlatan Uygur işaretidir. Mısırlılar yaprağı ters çevirerek, sapı ucuna getirerek kullanmışlardır. 

No. 42 Ana Diyar Mu ‘nun alfabesiyle aynı şekilde, H harfini ifade eden Uygur işaretidir. 

James Churchward’ a göre, en eski yazı, üzerindeki astrolojik tarihlere göre 70.000 yıllıktır ve Tibet ‘te Himalaya manastırlarında bulunmaktadır. ( 23 ) 

William Niven’ in Meksika tabletler üzerindeki Uygurca hiyeratik yazıları şöyle sıralamak mümkündür. 

Kuş gözü şeklinin Serbest okunuşu ” Ra” dır.

Tanrı ‘nın tekliğini ve güneşi ifade eden Uygur işaretidir. 

Bu işaret 50, 163, 277, 386, 694, 848, 988, 1006, 1049, 1054, 1055, 1066, 1079, 1086, 1107, 1217, 1219, 1254, 1256, 1267, 1300, 1994, 2009, 2015, 2016 Nolu tabletlerde de dahil edilmiştir. ( 24 ) 

2600 tabletten oluşan bu koleksiyona dahil edilen 30 tane kuş çizgileri Uygurlara aittir.

Çünkü bu çizgilerde kuşun gözleri, Uygurların Tanrı’nın tekliğini ifade etmek için kullandığı güneş işaretiyle çizilmiştir. ( 25 ) 

şekli, dört büyük ilksel gücü sayısal olarak ifade eden Uygur rakamıdır. ( 26 ) 

Ayrıca, New Grange duvarlarına kazınmış olarak bulunan şekli, “bir yere gitmek” anlamındaki Uygur işaretidir. 

Şekli, ise ” bir yerden gelmek” anlamındadır. ( 27 ) 

2379 Nolu tabletteki, kadının erkekten yaratıldığını ifade eden bu evrensel işaret, eski Uygur yazılarında da karşılaşılan hiyeretik yazıdır. ( 28 ) 

1256 Nolu tabletteki işaret, Naga ve Uygur tarzlarında karışık kullanılan anahtar taş şeklindeki gizemli yazıdır.

Tanrı biri yarattı, bir iki oldu, iki üçü üretti anlamı, ezoterik sayısal yazıyla ifade edilmiştir. ( 29 ) 

921 Nolu tablette, Uygurların 9 paylaşımlı genel yüzdeleri anlatılmıştır. ( 30 ) 

Uygurlar, dünyanın en eski uygar millelerinden biri olarak kabul edilen Çinlilere uygarlık mirası bırakan halktır.

Sadece 5000 yıllık maziye sahip olan Çin uygarlığı, aslında ecdatlarınca onlara aktarılan Uygur uygarlığıdır.

Bunu ispat eden yazmalar, Tao tapınaklarında hiç kimseye gösterilmeden özenle korunmaktadır.

Çin efsaneleri de Uygurlar’ ın 17.000 yıl önce uygarlıklarının zirvesinde olduklarını anlatmaktadır.

Bu tarih, jeolojik olaylarla da uyum sağlamaktadır. ( 31 ) 

Milattan 600 yıl önce yaşayan Çinli düşünür Lao Zu tarafından yazılan Dao De Jing ( Fazilet Desturu ) adlı eserde de ilk insanın ikili ilkeyle yaratıldığı hususundaki ifadeler, yukarda bahsedilen yazıtlarla ve vahiy edilmiş metinlerle aynı şekilde ” Tao ( Yol ) biri yarattı, bir iki oldu, iki üçü üretti, üçten bütün insanlık türedi ” olarak izah edilmiştir.

Dao De Jing’ in büyük kısmı, Mu ‘nun ilhama dayalı kutsal metinlerinin Uygurca kopyalarından yapılmış alıntılardan ibarettir. ( 32 ) 

Uygurlar, uygarlık üstünlüğünden dolayı ilk Çin İmparatorluğunu, damarlarında Uygur kanı taşıyan ve büyük Uygur uygarlığından nasibini alan kişilerce oluşturulmasına azmettiren halktır.

Ne yazık ki, eski Çinle ilgili tüm tarihi eserler, büyük Çin Seddini ( yani, o devirdeki Çin hududunu ) inşa ettiren İmparator Ching Shihuang tarafından toplatılıp yakılmıştır. ( 33 ) 

Uygurlar, tüm Arı ırkların (Arianların) atalarıdır (Turanlarının oluşumundan onbinlerce sene önce olabilir ).

Slavlar, Tötonlar, Keltler, İrlandalılar, Brötonlar ve Baskların hepsi Uygur asıllıdır.

Brötonlar, Basklar ve gerçek İrlandalılar, Avrupa’ya Tertiyer ( Üçüncü zaman ) dönemlerinde gelen Uygurların daha doğrusu manyetik felaket ve dağların yükselmesinden sağ kalan Uygurların torunlarıdır.

Çünkü, Uygur İmparatorluğu, Orta Asya ve Pasifik Okyanusu’ ndan Ural Dağları’ na kadar olan toprakların tümünü dahil eden, Avrupa ‘nın merkezi bölgelerine kadar uzanan ileri karakolları ve kolonileri bulunan büyük bir koloni İmparatorluktur. ( 34 ) 

Schure Edouard’a göre, Tufan ‘dan sonra, Uygurlar ‘ın bir kolu olan İskitler merkezden kopmuşlar ve Avrupa ‘da giderek yozlaşan bir devlet kurmuşlar.

Günümüzden 5000 yıl öncesine kadar varlığını sürdürebilmiş Naacalların İran ve Afganistan ‘a göç eden yandaşları, burada İskitler ‘in diğer boyları ve sarı ırkla karışmış haldeki Turanlılar ile birleşmiş ve büyük güç haline gelerek birlikte Hindistan ‘ı işgal etmişler. ( 34 A ) 

Uygurlar, Dağların yükseldiği çağlarda, Hindukuş etrafındaki Afganistan dağlarından kaçan Hindu arılarının ecdadıdır.

Hippolyte Fauche tarafından çevirilen Eski Hint kitaplarından Ramayana’ nın anlattıklarına göre,

” Hindistandaki ilk halk, Ana Diyar – Mu ‘dan gelen Mayalardır ( Mu ‘nun göçmen çocukları ).

Önce Burma’ya yerleşip Naga olarak tanınmış, sonradan Hindistan’ da Dakkan’ a yerleşip Danavarlar olarak bilinmiştir. “

Tibet Manastırındaki Naakal yazmalarında, Mayaların Hindistan’ a 70.000 yıl önce yerleştiklerinden bahsedilmiştir.

Bu durum Uygurların Burma ‘yı kolonileştirmesiyle aynı tarihlere rastlanmaktadır. ( 35 ) 

Uygurlar, Ana Diyar Mu ‘nun ” Ah ra ya ” kabilelerinden gelen arı ırkından, dolaylı yolla Medler ve Persileri oluşturan halktır.

Bunlar, dağların yükselişinden sağ kalan Uygur topluluklarından İmparatorluklara dönüşmüştür. (Şahlık zamanın)

İran bayrağındaki ufuktan yükselen güneş amblemi, onların Uygurlar ve Ana Diyar – Mu ile ilgili olduğunu göstermektedir. ( 36 ) 

Uygurlar, Ana Diyar Mu ‘nun iki beyaz kabilesinden biri olan ” Quiche (Kişe) Maya” larından dolaylı yolla Japonları da meydana getirmiş olabilir.

Çünkü, Mu ‘dan başlayan en önemli kolonileşmeler, Arı ırıklarının ataları olan Uygurlar tarafından yönetiliyordu.

Japon bayrağındaki güneş amblemi de, onların Mu ile ilişkili olduğunu göstermektedir. ( 37 ) 

Uygur ve Japon dillerinin gramer yapısındaki benzerliklerden ve Japonca anlamların Çince ifade edilmelerinden, Japonların, Çinlileşmiş Sarı Uygurlarla bir etnik ilişkisi olabileceği akla gelebilir. 

Uygurlar, Mu uygarlığının temel insanları olarak Amerika kıtasında yaşayan Kızılderililerin kökeniyle de bağlantısı olan bir topluluktur.

Kızılderililer efsanelerinde de, onların atalarının Amerika’ dan çok uzaklarda, güneşin battığı tarafta, büyük denizin karşısındaki bir diyarda yaşadıkları ve oradan Amerika’ ya gemilerle geldikleri anlatılmaktadır.

Mihenk taşı olarak bilinen eski Kızılderililer yazısı da bunu kanıtlamaktadır.

Nevin’ in Nevada Koleksiyonuna dahil edilen işaretlerin büyük çoğunlukla Naga – Uygur tarzında olmaları bu bağlantıyı ortaya koymaktadır. ( 38 ) 

Kanada ‘lı araştırmacı Ethel G. Stewart’ a göre, British Columbia’ da yaşayan Tlingit’ ler ile Kanada’ dan Meksika’ ya kadar uzanan topraklarda dağınık olarak yaşayan Atapaskan dili gurubuna mensup Kızılderililer, Apaçiler ve Navahoların, Cengiz Han’ ın ordularından kaçan Uygur ve Nayman Türkleriyle onlara katılan Orta Asyalı kabilelerin soyundan geldiği, yani 1233 ‘de Amerika ‘yı keşfettiği mevzubahistır. ( 39 ) 

Halbuki, James Churchward ‘ın araştırmalarından, Uygur ecdatlarının Amerika kıtasına yerleşmeleri Cengiz Han olayından ve Christoper Columbus ‘un Güney Amerika ‘yı keşfetmesinden onbinlerce sene önceki hadise olduğu anlaşılmaktadır. 

Uygurlar, Uygur başkentindeki Naakal kütüphanelerinde saklanan gizli arşivlerini, dış dünyaya tamamen kapalı olan Tibet tapınaklarına taşıyarak korumayı bilen bir halktır.

Çünkü, Tibet bir zamanlar, Uygur imparatorluğunu bir parçasıydı.

Bu hususta, yaşlı rahip Rişi şöyle bir efsane anlatıyor : 

“Doğu ve Kuzeydoğu Asya, büyük dalgalar tarafından silinip süpürüldüğü çağlarda, Uygur başkenti de harabeye dönmüş, halkın hepsi boğulmuş.

Naakallerin Ana Diyar’dan getirdikleri büyük bir kütüphane de toprağa gömülmüştü.

Birkaç sene sonra, büyük dalgaların ulaşamadığı batı bölgelerdeki Naakaller, başkentin harabelerine gittiler, tabletleri kazıp çıkartıp, batıdaki bir tapınağa götürdüler.

Dağlar yükselip, tapınak ve tabletler tekrar gömülene kadar orada kaldılar.

Aradan uzun seneler geçti.

Dağların yükselmesinden kurtulan Naakallerin evlatları gidip onları kazıp çıkardılar ve şimdiki istirahatgahı olan tapınağa götürdüler” ( 40 ) 

KAYNAKLAR :

(1)(3)(5)(8)(18)(19)(20)(23)(28)(29)(30)(31)(32)(33)(34)(35)(36)(37)(40) James Churchward : The Children of Mu, 107, 217, 20, 172, 106, 215, 193, 159, 140, 133, 55, 58, 70, 224, 61, 224, 227, 215, 122, 184, 207, 237, 245, 223 p. Brotherhood of Life, Albuquerque, New Mexico, USA 1987(4)

James Churcward : Batık Kıta Mu ‘nun Çocukları 14, 15 s. Ege Meta Yayınları İzmir 2000(6)

Satesson Hans Stephan : Batık Ülke Mu Uygarlığı, 87, 95, 99 s. RM yayınları, İstanbul 1989(7)(8)(9)(10)(13)(15)(16)(19)(25)(31)

The Lost Continent of Mu, Addendum 106, 251, 252, 53, 59, 106, 174, 177, 107, Addidum 66 p, 106p.(12)

Emet Derviş, Münevver Abliz : Uyğur Kılassik Edebiyatida Dayim uçraydiğan Atalğularğa İzahat, 71 s. 86 s.

Keşker Uyğur Neşiriyatı 1998(14)(17)(19)(21)(22)(24)(26)(27)(38)

The Sacret Symbols of Mu, 204, 107, 109, 110, 161, 124, 125, 69, 147, 157, 202, 209 p.(34 A)

Cihangir Gencer : İzoterik Batıni Doktrinler Tarihi, 89 s. Gece Yayınları Ankara 1995(39)

Eşref Bengi Özbile : Uygurlar 1233 ‘ten beri Amerika ‘da, Türk Dünyası Tarih Dergisi Ekim 1996, 118 sayı14 s.

Ethel G. Stewart : The Dene and Na-Dene İndian Migration – 1233 A.D. Escape dfrom Genghis Khan to America. 566 p.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s