VEHHABİLİK —————————- ALINTIDIR

VEHHABİLİK

Bu isim bilinmeden Suudi Arabistan anlaşılamaz.
Keza: Bu ismi bilmeden Taliban, El Kaide, Usame bin Ladin ve IŞİD’i de bilemezsiniz.


Adı, Muhammed b. Abdülvehhab b. Süleyman b. Ali et-Temimi. (1703-1792).
Abdülvehhab”ın adında anlaşılacağı gibi, “Vehhabi” dini hareketinin kurucusudur.
Osmanlı’ya karşı “savaşın” emrini veren ilk kişidir.
Hocaları; Mecmaalı Abdullah b. İbrahim ve Şeyh Muhammed Hayat el-Sindi aracılığıyla İbn Teymiyye (1263-1328) yoluna girdi.

Yani; akla karşıydı; felsefeye karşıydı.
Tasavvufa/sufilere düşmandı.
Şiilere-Alevilere düşmandı.
İlk eylemini 1727’de gerçekleştirdi; 600 kişilik müridiyle Cebile‘deki Zeyd b. el-Hattabtürbesini şirke sebebiyet verdiği iddiasıyla yıktırdı.
Hayat, Hz. Muhammet döneminde olduğu gibi yürütülmeliydi. İtibarıyla…
“Putperestlik” dediği; evliyalara, türbelere, kandillere, kabirlere karşıydı.
Üşenip bir vakit namazı veya zekatı kaçıran kafir’di.
Kendi mezhebinden olmayanları kafir sayıyorlardı.
Sünni Osmanlı‘ya bile karşıydı.

Halifeliğini kabul etmiyordu.
Her gittiği yerde adını değiştiriyordu: Basra’da, Abdullah; Bağdat’ta, Ahmet; Kürtlerin yaşadığı köylerde Muhammet; ve Hemedan’da, Yusuf‘tu!
Suudların yerleşik olduğu Dir’iyye Emiri Muhammet b. Suud‘u kızıyla evlendirerek fikirlerini yayacak maddi güce kavuştu.

Yani, dini şeyh ile kabile şeyhi anlaştı;“eşbaşkanlık” kurdular!
Suud, her emrini yerine getirdiği kayınpederine aldığı ganimetlerin beşte birini verdi.
Kuşkusuz mesele din ile sınırlı değildi.

Artık askeri başarısı olmayan Osmanlı gerilemişti ve büyük ekonomik sıkıntı vardı.


Halk yoksulluk içinde iken Saray Lale Devri‘ni yaşıyordu.

İbn Haldun‘un “asabiyet” teorisine göre söylersek; “bir topluluğun birlikte yaşamaktan kaynaklanan dayanışma gücü” kalmamıştı.
Osmanlı’nın Arabistan’daki bürokratları sadece ceplerini düşünüyordu.
Cidde gümrüğü hasılatı, padişahların gönderdiği paralar, bedevilerin deve taşımacılığından elde edilen gelirler, Cidde Limanı’na ayak basan her hacıdan alınan 3 lira güvenlik parası gibi gelirler kavga nedeniydi.

Vehhabiler bu gelirlere sahip olmak istiyordu!

Çünkü Suudilerin yaşadığı Necid (Orta Arabistan) tarımsal üretimde ve hayvancılıkta artık yetersizdi.

Suudlar pek zengin değildi ve sürekli göç veriyordu.

Abdül“vehhab” fakir bedevilerin imdadına yetişti…

İngiliz etkisi

Yıl, 1744.
İlk Suudi Devleti kuruldu.


Kurucu Muhammed b. Suud 1765‘te öldü; yerine geçen oğlu Abdulaziz b. Muhammet babasının bıraktığı yerden, Muhammed b. Abdülvehhab ile birlikte Osmanlı’ya karşı savaşa devam etti.
Kuveyt’in doğu kıyısından, Umman sınırına kadar genişlediler.

Şam, Bağdat sınırına dayandılar.

1802’de Kerbela’yı ele geçirip Hz. Hüseyin’in türbesini yağmaladılar.

Ve 1803’de Mekke ve Medine‘yi elde ettiler.
Bu arada Abdülaziz 1803’te, Kerbela’nın intikamını almak isteyen bir Şii tarafından
öldürüldü.
Keza Kerbela yağmasından sonra İran Şahı Fethi Ali, “Yeter artık Bağdat’a yürüyeceğim” deyince Osmanlı, harekete geçmeye mecbur kaldı.
Ordusunu Türklerin oluşturduğu Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı isyanı/kıyamı bastırmakla görevlendirdi.


Tosun Paşa 1812’de Mekke ile Medine’yi ve İbrahim Paşa, 1818’de Suud başkenti Dir’iyye’yi geri aldı.
Öldürülen babası yerine geçen Abdullah b. Suud ve dört oğlu yakalanarak İstanbul’a gönderildi.

Şeyhülislam Mekkizade Mustafa Asım Efendi‘nin fetvasıyla başları kesilerek boğazın sularına atıldı. İstanbul’da üç gün bayram yapıldı.

Ahmet Cevdet Paşa‘nın yazdığına göre, kale ve kulelerden toplar atıldı.
Şanizade, Eyüp Sabri Paşa, Abdurrahman Şeref, Şeyhülislam İbrahim Efendi, Hüseyin Kazım Kadri, Ömer Rıza, Zakir Kadiri, İzmirli İsmail Hakkı ve hatta Saidi Nursi bile Vehhabilik konusunda yazılar kaleme aldı.

(Saidi Nursi’nin yazdıkları daha sonra “öğrencileri” tarafından çıkarıldı ve bu sansür, aralarında tartışma konusu oldu.

Nurcuların Kürtçü kanadının dergisi “Med-Zehra”, çıkarılan bölümleri Ağustos 1993 sayısında yayınladı.)
Fakat…
Osmanlı münevverleri bir konunun üzerinde pek durmadı:
19’uncu yüzyıl başında biten Vehhabi hareketi, 19’uncu yüzyıl sonunda yeniden nasıl dirildi?

Bunun sebebi, İngilizler‘di.
Öyle ki…
Avrupalılara göre Vehhabi hareketi “ilerlemeci” Protestan bir dini hareketti!
Batı’yı aydınlatmak maksadıyla Filibeli Hilmi “Tarih-i İslam” eserinde, Vehhabiliğin; bedevi, cahil, irticai bir hareket olduğunu yazdı.

Sanki emperyalist Avrupa bunu bilmiyordu!

Osmanlı münevveri emperyalistlerin siyasi çıkarlarını bilmiyordu!

İbn Teymiyye etkisi

Uzatmayayım; Suudiler Kuveyt’te sürgündeydi.
Abdülaziz el Suud, Osmanlı’dan toprak satın alarak yurduna geri döndü.


Sonra İngilizler ile anlaştı.

Osmanlı ordusuna savaş ilan etti.
Ve Suudi Arabistan Krallığı kuruldu.

Başkent, Riyad’tı.

İşte…
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu hanedan ailesi için yas ilan ettirdi!
Bir tarih ki, bayramdan yasa geldik!

Sahi…
Erdoğan’ın Suud Hanedanlığı hayranlığı nereden geliyor?
Niye koşa koşa cenazeye gitti?
Ağzından “Osmanlı”yı düşürmeyen; biz Cumhuriyetçileri ülkenin sahibi görmeyen Erdoğan’ın, Osmanlı’yı parçalayan Suudilere sevgisini analiz etmeliyiz.
Kaçak Saray‘a filan bakınca “rol modelleri” arasında Suudileri görmek mümkün.

Sahi onlara mı özeniyor?
Sevgi, saygısının nedeni bir türlü açıklamadığı Suudilerden aldığı hediyeler mi?
Bilmiyorum.
Kimbilir belki İbn Teymiye‘nin dini doktrini; doğma’sıdır!..
Şaşırtıcı mı:
Vehhabilik, Osmanlı’nın dini ve siyasi geleneğine başkaldırmıştı.

Erdoğan ise Cumhuriyet’in siyasi ve dini geleneklerini karşı çıkıyor.

Ortaktırlar; hepsi bu…

SONER YALÇIN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s