MERKEZ BANKASI’NIN STATÜSÜ… OSMANLI HAZİNELERİ NEREDE… —— ALINTIDIR

MERKEZ BANKASI’NIN STATÜSÜ…

OSMANLI HAZİNELERİ NEREDE…

 

 Türkiye’de her dönem tartışmalar yaşanır.

Ama suskun kalınan temel iki konu vardır.

Türk-Osmanlı başkenti işgal edildiğinde İngiliz ve Fransız işgal güçlerince el konulan Osmanlı hazineleri nerede?

Ve Merkez Bankası’nın statüsü nedir?

Batı; işgal ettiği veya rejim değişikliğini gerçekleştirdiği ülkelerin hazinelerine el koyar.

Osmanlının başkenti işgal edildiğinde Osmanlı hazinelerine el konulmuştu.

Nedense bugüne kadar hiçbir yetkili siyasetçi, tarihçi bu konuda bir şey yazmadı, konuşmadı.

Peki neden?

Osmanlının yüzyıllar boyunca Anadolu, Ortadoğu, Kuzey Afrika bölgelerinden biriktirdiği dünyanın en büyük hazinelerinin akibeti meçhul bırakıldı.

Peki neden?

Batı Osmanlının borçlarını yeni Türkiye’ye yüklediler.

Kimse sorgulamadı, sorgulamıyor.

Osmanlı’nın tüm mirasını reddederken neden borçlarını üstlendi?

İşgale karşı kurtuluş savaşı kazanılmıştır ancak yine de tüm borçları üstleniliyor.

Üstelik Misak-ı Milli olarak ilan edilen en kıymetli topraklar olan Musul ve Kerkük’ü İngilizlere bırakılıyor.

Peki neden?

1928 ve 29’daki dünya ekonomik krizi ve bize dayatılan Osmanlı’nın borç sarmalının gölgesinde Merkez Bankası kuruldu.

24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşması’na göre Osmanlı’nın borçlarının tasfiye edilmesine karar verildi.

1928’de imzalanan Paris Anlaşmasıyla ödeme planına bağlandı.

Borçtan, imparatorluğun bakiyesi; Arnavutluk, İtalya, Filistin, Bulgaristan, Irak, Lübnan, Yunanistan, Yugoslavya gibi Osmanlıdan doğmuş 14 ülke bu borçtan sorumluydular.

1912’den önceki borçların % 62’si, 1912’den sonraki borçların ise % 75’i Türkiye’ye ait sayıldı.

Dörtte biri ise 14 ülke arasında pay edildi.

Bu ülkelerin çoğu bu borcu ödemedi.

Osmanlının kaybedilen topraklarının, Türkiye’ye düşen toplam borçtan indirilmesi esas alındı.
Yani imparatorluk topraklarının değeri borçtan düşülecekti.
 
Toprak değeri nasıl ölçülecekti?

Cemiyet-i Akvam yani Milletler Cemiyeti bu durumun çözümü için bir hukuk profesörü İsviçreli bir Yahudi olan Eugene Borel’i hakem belirledi!

Borel, sınırlarımız dışında bıraktığımız toprakların emlak değerinin baz alınması gerektiğini savunuyordu.

Ama toprağı salt emlak değeriyle ele almak olumsuzdu.

Örneğin altında petrol kaynadığı anlaşılmış olan Musul’la, Bulgaristan’daki ıssız bir dağ köyü aynı sayılacaktı.

Osmanlı’nın borçlarını, genç devletin omuzuna kim yıktı?

Türkiye, borçların son taksitini 1954 yılında kapattı.

Hem de tüm faizleriyle.

Musul’u ve Kerkük’ü bırakmamızı kimler istedi?

Güçlü bir Maliye’nin kurulabilmesi için para politikalarının düzenlenmesi gerekiyordu.

İki engelden biri olan borçlar halledilmişti.

İkinci engel Merkez Bankasının olmayışıydı.

Devletin tüm işlemleri Osmanlı Bankası üzerinden yürütülüyordu.

Lozan’a göre banknot ihraç etme yetkisine sahip Osmanlı Bankası’nın sözleşmesi 1924 yılında sona erdi.

Ancak Osmanlı Bankası’nı bir devlet bankasına dönüştürme çabalarının sonuçsuz kaldı.

Hükümetin bazı isteklerini de yerine getirme karşılığında sözleşmesi uzatıldı.

Merkez bankasının kuruluşunda Ziraat Bankası ve İş Bankası etkin rol almak için yarıştı.

Ama bu iki milli bankamıza banknot ihraç etme yetkisi verilmedi.

1928’de Türkiye’ye davet edilen Hollanda Merkez Bankası İdare Meclisi Üyesi Dr. G. Vissering, özerk Merkez Bankası için bir rapor hazırladı.

Onu İtalyan Uzman Kont Volpi izledi.

Lozan Üniversitesi’nden Prof. Leon Morf’un desteğiyle Merkez Bankası yasa tasarısı hazırlandı.

Tasarı, TBMM’de 11 Haziran 1930 tarihinde kabul edildi.

Merkez Bankasının hisseleri kime aitti?

Bankanın hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrıldı.

A sınıfı Hazineye, B sınıfı milli bankalara, C sınıfı yabancı bankalar ile imtiyazlı şirketlere, D sınıfı ise Türk ticaret kuruluşlarıyla Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ayrılmıştı.

Sadece % 15’i hazinenin elinde tutuldu.

İngiliz, Fransız, İtalyan hissedarlar vardı.

Bugün Merkez Bankasının yüzde kaçı hazineye ait?

Kalan hisseler içerisinde İngiliz; Fransız ve İtalyan bankaları var.

Şahıs olarak en büyük hissedar Ankaralı bir Yahudi.

Üç sıfırın atılması ile üç kez basılan paralar yeniden basıldı.

Neden ve niçin?

Ve yeni logo neyin simgeleri dersiniz?

Yine küresel bir soygun var.

Yine ona bağlı bir küresel ekonomik kriz var.

Anadolu, Balkanlar, Bizans, Ortadoğu Mezopotamya, Kuzey Afrika hazinelerinin yüzyıllar boyu biriktirildiği Osmanlı hazineleri Nerede?

Kimde?

 Devletin bağımsızlığının simgeleri, bayrak, para ve yargı yetkisidir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

The CBRT Logo.jpg
Merkez Ankara, Türkiye
Koordinatlar 39.939167°N 32.852222°EKoordinatlar: 39.939167°N 32.852222°E (Harita)
Kuruluş 11 Haziran 1930 (85 yıl önce)
Sahibi  Türkiye
Governör Dr. Erdem Başçı
Para birimi Türk Lirası Turkish lira symbol 8x10px.png
TRY (ISO 4217)
Rezerv $108 Milyar Döviz
$19.84 Milyar Altın rezervi (Mart 2015)[1]
Faiz oranı 6,50 – 9,00
Öncel Osmanlı Bankası
Website www.tcmb.gov.tr

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ulus, Ankara‘da bulunan idari merkezi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası A.Ş., banknot ihraç eden, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin para ve kredi politikasını yürüten, veznedarlık görevini üstlenmiş ve devletin iktisadi ve mali danışmanlığını yapan yasal olarak bağımsız bir ekonomik kurumdur.

Kağıt para (banknot) basma tekelini elinde bulundurur ve bu yetkiye istinaden bağımsız olarak para politikasını belirler. Ayrıca Hazine Müsteşarlığı‘na bağlı olan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü‘nce basılan madeni paraların tedavülü de Merkez Bankası’nca sağlanmaktadır.

Merkez Bankası EFT (Elektronik Fon Transferi), EMKT (Elektronik Menkul Kıymet Transferi) sistemlerinin Türkiye’deki sahibi olup[2], Tüm Dünya Bankalararası Mali İletişim Topluluğu‘in (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication – SWIFT) Türkiye ayağını yürütmektedir[3].

Banka büyük Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS) olarak adlandırılan büyük bir veri tabanına sahiptir. Bu veri tabanındaki bilgiler İngilizce ve Türkçe olarak kullanıcıların hizmetine açılmıştır.

Genel Bilgiler

TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.

Banka temel amacıyla çelişmedikçe ülkenin kalkınması için uygulanacak politikaları da desteklemeye çalışmaktadır.

Banka para politikasının uygulanmasında tek başına yetkilidir.

Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla belirleyeceği politika dahilinde para politikası araçlarını serbestçe kullanabilmektedir.

Bankanın politika araçlarını uygulamada ve ekonomiyi takip etmede ihtiyaç duyacağı bilgileri toplama ve kurumları denetleme hakkı bulunmaktadır.

Bankanın görev ve yetkileri şu başlıklar altında toplanabilir;[4]

  1. Banknot basma ve paranın dolaşımını sağlama: Para politikasına uygun olarak ihtiyaç duyulan ülke para birimi cinsinden banknot basmak.
  2. Paraların dolaşımını ve hacmini düzenlemek için gerekli teşkilatlanmayı sağlar, yöntemleri ve teknik alt yapıyı sağlar ve işletir.
  3. Para politikasını belirlemek : Banka fiyat istikrarı amacına uygun olarak para politikası belirler ve uygular.
  4. Bu amaçla faiz oranlarının belirler ve bankalara nihai kredi merci olarak hizmet eder.
  5. Ayrıca para politikası amacının gerçekleştirmek için mali piyasaları yakından takip ederek, faaliyet gösteren kuruluşların uygun hareket edip etmediklerini denetleyebilmektedir.
  6. Denetim alanı dışındaki hallerde banka denetlemeye yetkili diğer kurum ve kuruluşları bilgilendirmek ve onlarla işbirliği yapmaktadır.
  7. Hükûmetin mali ajanlığını yerine getirmek : Banka hükümetin alacak ve borçlarının ödenmesinde ve hükümetin ekonomik gidişle ilgili bilgilendirilmesinde doğal mali ajandır.
  8. Bu amaçla açılacak kamu borçlanma ihalelerine aracılık yapmaktadır.
  9. Yine hükümetin mali ajanlığı çerçevesinde ekonomik durumla ilgili olarak ortaya çıkan gelişmeler hakkında hükümeti ve diğer kurum ve kuruluşları bilgilendirir.

Kuruluşu

İlk para Osmanlı Beyliği döneminde 1326 yılında basılmıştır.

O zamanlar sadece kıymetli maden olarak basılmaya başlanan para diğer ülkelerde de olduğu gibi bugünkü kadar geniş bir kullanım alanına sahip değildi.

Sadece ödeme amaçlı olarak kullanılan para devlet eliyle basılmaktaydı.

19. yüzyıla gelindiğinde paranın işlevsel değişimine ve Osmanlı İmparatorluğunun artan borçlarına paralel olarak gittikçe artan oranda mali ajana ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır.[5]

1847 yılında Galata bankerlerince kurulan Bank-ı Dersaadet, 1856 yılında İngiltere kralının fermanıyla İngiliz sermayeli olarak kurulan Osmanlı Bankası ve daha sonra İngiliz ve Fransız ortaklığıyla kurulan Bank-ı Osmani-i Şahane merkez bankasına ait bazı faaliyetleri yürütmeye başlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Osmanlı Bankasıyla anlaşma yapılmış ve Osmanlı Bankası 1935 yılına kadar banknot ihraç etme imtiyazına yetkili kılınmıştır.

Ancak, genç Türkiye Cumhuriyeti kendisine ait bir merkez bankasının eksikliğini hissetmiştir.

Bu amaçla çeşitli ülkelerden yetkililer ve öğretim üyeleri çağrılarak merkez bankasının kurulması için çalışmalara başlanmıştır.

Hazırlanan raporlarda merkez bankasının kurulmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmekle birlikte, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin merkez bankasının kurulması için gerekli şartları henüz sağlayamayacağı da belirtilmekteydi.

Bu raporlarda alınan reform önlemlerine tam olarak yer verilmemesi daha sonradan eleştiri konusu olmuştur.

Merkez Bankasının kurulması için ilk başlarda Osmanlı Bankası’nın millileştirilmesi düşünülse de ülkenin ekonomik koşulları buna izin vermemiştir.

Daha sonra o günlerde yeni kurulan Türkiye İş Bankası’nın Merkez bankasına dönüştürülmesi gündeme gelmiştir.

Ancak, merkez bankasının bağımsız olarak çalışması gerektiği görüşünün de etkisiyle 20 Eylül 1931 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 1715 sayılı Merkez Bankası Kanunu’na paralel olarak Merkez Bankası 3 Ekim 1931 tarihinde faaliyete geçmiştir.

Gelişimi

Merkez Bankası’nın kurulmasına esas teşkil eden 1715 sayılı Merkez Bankası Kanunu dönemin şartlarına uygun olarak hazırlanmıştı.

Kanunla banknot ihracı imtiyazı Merkez Bankası’na tanınmıştır.

Merkez Bankası tam anlamıyla Hazine’nin bir ajanı olarak tanımlanmıştır.

Bankanın para politikası araçlarını kullanması ve hükümetle işbirliği içerisinde çalışmasını sürdürmesi de kanunun temellerini oluşturmuştur.

1715 sayılı kanunla ülkenin kalkınmasının sağlanması Merkez Bankası’nın temel görevi olarak tanımlanmıştır[6].

Kanun birçok değişiklik görürken, Merkez Bankası’nın temel görevi, hükümetle beraber çalışması ve kambiyo kontrollerinin devamı korunmuştur.

1970 yılında 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunun çıkartılarak 1715 sayılı Merkez Bankası Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

1211 sayılı kanunun en önemli farkı Merkez Bankası yetkilerinin artırılmasını sağlaması olmuştur.

Bu kanunla bankanın temel amacı kalkınma planlarını ve hükümet politikalarını desteklemek olarak belirlenmiştir[4].

1980 sonrasında Türkiye’nin ithal ikame yerine ihracatı destekleyici kalkınma planına geçilmesi ve 1980’lerde görülen teknolojik gelişmeler Merkez Bankası’nın da modernleşme sürecine girdiği yıllar olmuştur[7].

Yine 1980’li yıllarda kambiyo kontrollerinin kaldırılmıştır.

1990’lı yıllara gelindiğinde yaşanan krizlerin de etkisiyle Merkez Bankası’nın bağımsızlığı tartışmaları görülmüştür.

Buna ilave olarak Merkez Bankası’nın ekonominin kalkınması hedefi sorgulanarak bunun fiyat istikrarı ile çelişkileri gündeme gelmiştir.

Bu tartışmaların sonucunda 1994 ve 2001 yıllarında yapılan değişikliklerle Merkez Bankası’nın temel görevleri ve bağımsızlığı düzenlenmiştir.

Ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kurulmasıyla da Banka’ya ait bazı yetkiler BDDK’ya devredilmiştir.

Söz konusu tüm bu yapısal ve kanunsal değişikliklerin sonucunda Merkez Bankası’nın hükümetten bağımsız olarak faaliyet göstermesi ve temel amacının fiyat istikrarının sağlanması benimsenmiştir.

Günümüzde Uygulanan Para Politikası

TCMB günümüzde fiyat istikrarının sağlanması için enflasyon hedeflemesine dayanan para politikası uygulamaktadır.

Faiz oranın belirlenmesi nedeniyle para arzı tam olarak denetlenmemektedir. 2001 krizi sonrasında benimsenen serbest döviz kuru rejimine paralel olarak aşırı oynaklıklar dışında döviz piyasasına müdahale edilmediği gözlenmektedir.

Para Politikası Araçları

Para politikası araçlarından önce kısaca para politikasının önemine değinmek gerekmektedir.

Lucas‘ın Nobel Ödülü konuşmasında da detaylı olarak belirttiği üzere, para politikası uzun vadede etkisiz iken kısa vadede ekonomi üzerinde etkili olmaktadır[8].

Para politikasının bu etkisinden faydalanarak makro ekonomik dengelerin sağlanması amacıyla parasal araçlardan faydalanılmaktadır.

Bu bağlamda aslında para politikası yardımcı bir politika olup, ülkenin milli gelir istihdam gibi temel göstergelerinin ayarlanmaında kullanılırlar.

Para politikası araçları şunlardır,

  • Açık piyasa işlemleri (APİ) : APİ işlemleri merkez bankalarının likit para karşılığı bono ve tahvil alıp satarak piyasadaki likiditeyi düzenlemeleridir.
  • Reeskont oranı : Bankaların ellerinde bulunan kısa vadeli senetlerin merkez bankalarına iskontolu satılmasıdır (kırdırılmasıdır).
  • Reeskont denilmesinin sebebi bankalar bu senetleri müşterilerinden alırken belirli bir iskontoyla alırlar ve bu senetleri merkez bankalarına satarken tekrar bir iskontoya tabi tutulmaktadır.
  • Zorunlu karşılıklar : Bankaların ellerinde bulundurdukları mevduat ve/veya krediler için kasalarında bulundurmak zorunda oldukları nakit paraya verilen adıdır.

Günümüzde merkez bankaları para politikası araçlarını faiz oranını veya para arzını belirlemek için kullanmaktadırlar.

Ekonomi bilimi kuralları gereği bir şeyin ya fiyatı ya üretilecek miktarı belirlenebileceği için bu zorunlu tercih doğmaktadır.

Birçok merkez bankası faiz oranını belirleyerek para politikası araçlarını bu çerçevede kullanmaktadırlar.

Merkez Bankasının Bağımsızlığı Tartışmaları

Sargent ve Wallace‘ın ünlü Nahoş Parasal Aritmetik (Some Unpleasant Monetarist Arithmetic) isimli makaleleri, para ve maliye politikası arasındaki bağlantıyı oldukça net bir biçimde ortaya koymuştur[9].

Sargent ve Wallace para ve maliye politikasının birbiriyle koordinasyon içinde işlemesi gerektiğini aksi takdirde politika araçlarıyla hedeflerin elde edilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymuşlardır .

Benzer birçok çalışmadan birisini de Woodford yapmış ve aynı hedefi paylaşmayan otoritelerin birbirlerinin hedeflerine ulaşmasını engelleyeceklerini belirtmiştir [10].

Canzoneri, Cumby and Diba hükümetin uzun vadeli faiz oranlarını etkileyebileceğini ortaya koymuştur[11].

Tüm bu çalışmalar merkez bankası bağımsızlığı ve hükümet merkez bankası işleyişine yeni bir boyut taşımıştır.

Diğer taraftan Türkiye’de yaşanan krizlerde hükümetin sorumlu olarak görülmesi ve hükümetlerin siyasi amaçları nedeniyle ekonomiye zarar verdikleri tartışmalarına neden olmuştur.

Bu gelişmelere bağlı olarak Merkez Bankası bağımsızlığı Türkiye’de ciddi olarak tartışılmaya başlanmıştır.

Merkez Bankasının tamamen bağımsız olması gerektiği birçok kişi tarafından savunulsa da yukarıda bahsi geçen makaleler merkez bankasının amaç bağımsızlığını sorgulamaktadır.

Bu nedenle uluslararası literatürde araç bağımsızlığı yani politikayı bağımsız olarak belirleme buna karşılık ekonomi politikaları konusunda hükümetle uyumlu olarak çalışılması ortaya çıkmıştır.

Ancak siyasi otoritenin merkez bankalarıyla farklı amaçlar güdebileceği kaygıları da buna engel olmuştur.

Bu nedenle günümüzde TCMB dahil olmak üzere birçok merkez bankası bağımsız olarak enflayon hedeflemesi yapmakta ve hükümet politikaları ile çelişen durumlarda kamuoyunu ve hükümeti bilgilendirmeyi tercih etmektedir.

Kurum Yapısı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın organizasyon yapısı, yönetim, merkez teşkilatı, şubeler ve temsilcilikler olmak üzere dört gruba ayrılabilir.

Bankanın Yönetimsel Birimleri[4][5]

  1. Genel Kurul: Bankanın pay sahipleri yönetim kurulunun doğal üyeleridir.
  2. Esas olarak yılda bir kere toplanırlar.
  3. Bankanın yılık raporlarının değerlendirilmesi, Banka Meclisi ve Denetleme kurulu üyelerinin seçimi, sermaye artırımı, banka ana sözleşmesinin değiştirilmesi ve bankanın gerektiğinde tasfiye edilmesi konusunda yetkilidir.
  4. Genel kurul üyeleri taşıdıkları hisse sınıfı tiplerine göre dört kategoriye ayrılabilirler,
    • A sınıfı hisse sahipleri: A tipi hisselere sadece Türkiye Cumhuriyeti Hazine’si sahip olabilir ve hiçbir şekilde bu hissenin sermaye içerisindeki oranı % 51’in altına düşemez.
    • B sınıfı hisse sahipleri: Türkiye’de faaliyette bulunan ulusal bankalarca sahip olunan hisse senetleridir.
    • C sınıfı hisse senetleri: Yabancı bankalar ile imtiyazlı şirketlerce sahip olunan hisse senetleridir. En çok % 6 oranında hisse bu grupta yer alabilmektedir.
    • D sınıfı hisse senetleri: Türk uyruklu kişi ve ticari kuruluşlarca sahip olunan hisse senetleridir.
  5. Banka Meclisi: En yüksek karar organı olup Merkez Bankası Başkanı başkanlığında toplanmaktadır.
  6. Başkan dahil yedi üyesi bulunan genel kurulun başkan dışındaki üyelerinin görev süresi üç yıldır.
  7. Ancak, bu üyeler tekrar seçilebilme hakkına sahiptirler.
  8. Banka Meclisi Merkez Bankası’nın para politikasının belirlenmesi dahil olmak üzere bankanın işleyişine ilişkin kararları almaya yetkilidir.
  9. Para Politikası Kurulu: Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcıları ve Banka Meclisince seçilecek bir üyeden oluşur. Temel görevi para politikasını belirlemek, hükümetle birlikte uyumlu enflasyon hedeflemesi yapmak, kamuoyunu bilgilendirmekle yetkilidir.
  10. Denetleme Kurulu: Dört üyeden oluşur. Bir üye A tipi, iki üye B ve C tipi ve bir üye de D tipi hisse sahiplerince seçilmektedir.
  11. Bankanın bu organının yönetimsel fonksiyonu olmayıp, hesapların ve muamelelerin incelenmesiyle yetkilidir.
  12. Başkanlık: Bir Başkan ve dört Başkan yardımcısı olmak üzere beş kişiden oluşur.
  13. Başkan Bakanlar Kurulu kararıyla beş yıllığına atanırken, Başkan Yardımcıları Başkanın önereceği kişilerden seçilen kişilerden ortak kararnameyle yine beş yıllığına atanırlar.
  14. Başkan en yüksek amir sıfatıyla Banka Meclisince alınacak kararları ve para politikasını yönetmekle yükümlüdür.
  15. Yönetim Komitesi: Başkan ve Başkan Yardımcılarından oluşmaktadır.
  16. Bankanın yönetimsel kararlarını almak, gerekli yönetmelikleri hazırlamak ve banka içinde koordinasyonun sağlanması görevleri bu organca yerine getirilir.

Merkez Teşkilatı

  1. Araştırma Genel Müdürlüğü: Bankanın para politikası için gerekli modelleri geliştirmek, analizler yapmak ve raporlar yazmakla görevlidir.
  2. Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü: Bankanın yetkileri dahilinde finansal kuruluşları izlemek ve bu konularda diğer kurumlarla ilişkileri yürütmek ve geliştirmekle görevlidir.
  3. Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü: Banknot ve kıymetli evrakların basımını yapmakla görevlidir.
  4. Baş Hukuk Müşavirliği ve Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü: Banka işlemlerinin yapılmasında hukuksal destek sağlamakla görevlidir.
  5. Bilişim Teknolojileri Genel Müdürlüğü: Bankanın işlemleri için gerekli donanım ve yazılımların sağlanması ve bunların sağlıklı ve çalışır tutulmasını sağlamakla görevlidir.
  6. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü: Bankanın uluslararası kuruluşlar ile ilişkilerini yürütmek, geliştirmekle görevlidir.
  7. Emisyon Genel Müdürlüğü: Banknotlarının dolaşımını sağlamak ve gerektiğinde değiştirmekle görevlidir.
  8. Güvenlik ve Savunma Sekreterliği: Bankanın güvenliğini sağlamak ve bu konuda kolluk güçleri ile işbirliği yapmakla görevlidir.
  9. İç Denetim Genel Müdürlüğü: Bankanın birimlerinin etkinliğini denetlemekle görevlidir.
  10. İletişim Genel Müdürlüğü: Kamuoyunu bilgilendirmek ve bankanın sekreterya faaliyetlerini yürütmekle görevlidir.
  11. İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü: Bankanın insan kaynakları ihtiyaçlarını karşılamak ve personelin özlük haklarıyla ilgili işleri yapmakla görevlidir.
  12. İnşaat ve Malzeme Genel Müdürlüğü: Bankanın ihtiyaç duyduğu taşınır ve taşınmaz malların sağlanması ve bunların işler tutulmasıyla görevlidir.
  13. İstatistik Genel Müdürlüğü: Bankanın faaliyetleri için ihtiyaç duyulan verilerin toplamak değerlendirmek ve kamuoyuna sunmakla görevlidir.
  14. İşçi Dövizleri Genel Müdürlüğü: Yurt dışında çalışan işçilerin Merkez Bankası’nda açmış oldukları hesaplarla ilgili işlemleri yapmakla görevlidir.
  15. Muhasebe Genel Müdürlüğü: Bankanın faaliyetleri gereği tutulması gereken defterleri tutmak ve ödeme sistemlerini yönetmekle görevlidir.
  16. Piyasalar Genel Müdürlüğü: Bankanın para politikasını yürütmek ve rezervlerin değerlendirilmesini gerçekleştirmekle görevlidir.
  17. Sosyal İşler Genel Müdürlüğü: Bankanın sahip olduğu tesisleri yönetmek, kültür ve sanatla ilgili faaliyetleri yürütmekle görevlidir.-bu genel müdürlük lağvedildi, görevlerinin bir kısmı insan kaynaklarına bir kısmı inşaat ve malzeme gm’ne devredildi-
  18. Teftiş Kurulu Başkanlığı: Bankanın birimlerinde gerekli teftiş faaliyetlerini yapmakla görevlidir.

Şubeler

Bankanın temel faaliyetlerinin yurt içinde yapılması için kurulmuş teşkilattır. Bankanın 21 adet şubesi bulunmaktadır;

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İskenderun, İstanbul, İzmir, İzmit, Kayseri, Konya, Malatya, Mersin,Samsun, Trabzon ve Van şubeleridir.

Yurtdışı Temsilcilikler

Yurtdışı temsilcilikler, bankanın etkinlik alanına giren konularda bulundukları ülkelerin kurum ve kuruluşlarında bankayı temsil etmek ve geliştirmekle görevlidirler. Bankanın Frankfurt, Londra, New York ve Tokyo olmak üzere dört yurt dışı temsilciliği bulunmaktadır.

Kaynakça

  1. ^ http://evds.tcmb.gov.tr/cgi-bin/famecgi?cgi=$ozetweb&DIL=TR&ARAVERIGRUP=bie_abres2.db
  2. ^ http://eft.tcmb.gov.tr/EFT-tanitim.htm
  3. ^ http://www.swift.com
  4. ^ a b c 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu
  5. ^ a b http://www.tcmb.gov.tr
  6. ^ 1715 sayılı Merkez Bankası Kanunu
  7. ^ Erçel, Gazi. “Türkiye’de Merkez Bankacılığı.” 26 Ocak 1999, Sofya
  8. ^ Lucas, Robert E.. 1996. “Nobel Lecture: Monetary Neutrality”, Journal of Political Economy, Vol. 104 (4): pp. 661-682
  9. ^ Sargent, Thomas J., and Neil Wallace. 1981. “Some ensured Monetaristic Arithmetic”, Federal Reserve Bank of Minneapolis Quarterly Review,Vol. 5 (3): pp.1-17
  10. ^ Woodford, Michael. 2001a. “Fiscal Requirements for Price Stability”, Journal of Money, Credit and Banking, Vol. 33 (3): pp. 669-728
  11. ^ Canzoneri, Matthew B., Robert E. Cumby and Behzad T. Diba. 2002. “Should the European Central Bank and the Federal Reserve Be Concerned About Fiscal Policy”, The paper is presented at the Federal Reserve Bank of Kansas City’s symposium on “Rethinking Stabilization Policy”, Jackson Hole, August 29-31 2002
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s