TOLU İÇMEK ——————- ALINTIDIR

TOLU İÇMEK

 

Resimde ”KIMIZ”a kanlarını damlatıp Ant içen iki Saka Türkü.

Ant-içme törenlerinde kullanılan kadehe “TOLU” denir.

 

(Ant içmek sözü buradan gelmektedir.)

 

 

Eski Türklerin ilk tükettikleri içkilere baktığımızda, “bor” veya “süci” dedikleri şarap, tarihi kayıtlara göre Hun Türklerinin çok tükettiği bir içki olduğu bilinmektedir.

 

Bazı tarihçilerin iddialarına göre Eski Türklerin “buhsum” dedikleri boza, 11.yüzyıldan beri Türkler tarafından tüketilmektedir.

 

Bilindiği kadarıyla boza da ilk olarak MÖ 8. ve 9. yüzyıllarda Anadolu ve Mezopotamya halkları tarafından tüketilmektedir.

 

Türklerin kendine has olarak yaptıkları önemli içkilerden biri de “begni”dir.

 

Begni; buğday, darı, arpa gibi hububattan yapılmaktadır.

 

Kamlar tanrılar ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır.

 

Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir.

 

Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.

 

İçki Kam ayinlerinin de vazgeçilmez bir parçasıdır.

 

Alevî ve Bektaşi tarikatlarında içilen içkiye ‘içki’, ‘rakı’, ‘şarap’ denilmeyip, şaşmaz bir kural olarak ”tolu” veya ”dolu” denilmesi ve içilen içkinin ”dem” anlamına gelmesi benzerlik nedenlerini aydınlatmaktadır.

 

Anadolu’da dede olmanın temel koşulu dede soyundan gelmektir.

 

Kamlar’da da durum aynı idi.

 

Gerek dedelik, gerek Kamlık’ın soydan gelme dinsel özelliği dışında, seçiliş şekilleriyle, kıyafetleriyle, gördükleri hizmetlerle ve kendilerine gösterilen sevgi ve saygıda, bu denli zaman aralığına rağmen aralarında şaşırtıcı benzerlikler bulunmaktadır.

 

Dedeler de Kamlar gibi tamamen hâfızaya dayalı zengin halk şiirini, nefesleri, duaları ve sözlü halk geleneğini nesilden nesile aktaran iletişim organları gibidirler.

 

Kamlar gibi dedelerin de hastalıkları iyileştiren olağanüstü güçleri olduğuna inanılır.

 

Şaman kendi çocukları arasında Şamanlık’a en çok ilgisi olanı seçer ve geleceğe dayalı gizli bilgiyi de vererek yetiştirir.

 

Bu durum aynen Anadolu Aleviliğinde dede yetiştirme biçimine taşınmıştır.

 

Kam giysisindeki özellikler Bektaşî giysilerine de yansımıştır.

 

Anadolu Alevilerine özgü bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinde; kurban lokma edildikten (yendikten) sonra dolu içilir.

 

Dolu; 1 kadeh şarap veya rakıdır.

 

Dolu; kutsal bir içki kabul edilir.

 

Sadece önde gelenlere sunulan doluyu alan kişi; iki eliyle tutarak dedenin önüne gelip diz çökerek dara durur.

 

Dede duasını okuyarak o doluyu kutsar.

 

Bundan sonra can doluyu sırreder (gizler/içer).

 

Anadolu Aleviliği’nin sembol ismi şah İsmail Hatayi’nin deyişlerinde ve nefeslerinde; (Bizim içtiğimiz dolu/ Erenlerin dolusudur) yine onun öğrencisi Pir Sultan Abdal’da ‘dolu içmek’ terimi çok sık geçer.

 

Dolu içmek, bugün Tahtacı (ağaçeri) Türkleri arasında aynı zamanda yeminleşmek, antlaşmak anlamında da kullanılır.

 

Buna Alevi Ağaçeri Türkleri ‘dolu bölüşmek’ derler.

 

Tahtakuşlar Köyü’nden uzman Alibey Kudar’ın anlattığına göre dolu bölüşmek, yeminleşmek; bir anlaşmayı sağlama bağlamak için yapılır.

 

Dolu bölüşmeyi çiğneyen kişi büyük günah işlemiş kabul edilir.

 

Dolu içmek; en eski dönemlerdeki Türkler arasında da tıpkı bugün Alevi Ağaçeri (Tahtacı) Türkleri arasında olduğu gibi yeminleşmek işareti idi.

 

Özellikle; hakana bağlı beyler mecliste (Cem’de) kendilerine sunulan toluyu (1 kadeh şarabı veya pirinç rakısını) iki elleriyle tutarak ve hakanın önünde diz çökerek içerlerdi.

 

(Bu konuda ayrıntılar için Prof. Emel Esin’in makalelerine bakınız.)

 

Bu duruş bağlılığı ve ant içmeyi temsil ederdi.

 

Aynı duruş ve tutuş Anadolu Alevi Cemleri’nde devam etmektedir.

 

Bazı oğuz beylerinin ellerinde tolu (kadeh) olduğu halde dik biçimde gömüldüğü de kazılardan anlaşılıyor.

 

Burada, tolu, Tanrı Kara Han’a olan saygıyı ve bağlılığı anlatıyor olsa gerektir.

 

Tolu (dolu) tutan insan heykelleri Avrasya Türk coğrafyasının her yanında karşımıza çıkmaktadır.

 

1320’lerde Kuzey Karadeniz hattına geçen gezgin İbni Batuta, buradaki hakana, karısının bir kadeh şarap sunduğunu yazmaktadır.

 

Hakan, doluyu içtikten sonra kendisi de eşine sunar.

 

İşte bu gelenek aslında dolu sunmak ve dolu bölüşmek geleneğinin en açık göstergesidir.

 

Hakana bağlılığı anlatan tolu içme geleneği; bölgenin MÖ 700 yıllarından beri egemeni olan Kıpçak Türkleri arasında da kuvvetle yaşıyordu.

 

Ülen beyleri temsil eden balballarda (mezar taşı biçiminde yontulmuş insan heykelleri) bu duruş ve tutuş biçimi açıkça görülmektedir.

 

Beli kemerli, kemerine kısa kılıç veya hançer asılmış beyler; tolu içmektedirler.

 

Dolu, binlerce yıl önce Türkler arasında hakana veya Tanrı’ya bağlılığı anlatan bir simge olmuştur.

 

Bunlar mezar taşı olarak düzenlenen tarihsel eserlerdir.

Göktürk dönemine ait “Orhun Yazıtları”nda yer alan ifadelerden yola çıkılarak etimolojik olarak Orta Asya kökenli bir halk olduğu düşünülen Türkler hakkında sosyal hayatlarından Şaman ritüellerine kadar çok sayıda kitap ve makale yazılmıştır.

Kimi kaynaklarda Türklerin kökeninin 6000 yıl öncesine dayandığı, kimisinde Türklerin Sümer kökenli olduğu yer alsa da tarihçilerin birleştiği ortak anlayış Türklerin Orta Asya kökenli bir halk olduğudur. 

Bu dönemlerde göçebe bir halk olan Türklerin, küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere çok sayıda hayvan sürüleri besledikleri ve hayvanların etinden, sütünden ve derisinden istifade eden bir halk olduğu düşünülmektedir.

Kimi tarihçiler buna kanıt olarak “yoğurt” yapımının Türklere ait olduğunu gösterse de tarihsel olarak incelendiğinde “yoğurt” ve bunun gibi süt ürünlerinin ilk olarak M.Ö. 500 civarlarında antik Hint ve İran kültüründe ortaya çıktığı bilinmektedir.

Hatta antik Hint kitabelerinde “yoğurt”, “Tanrıların besini” olarak isimlendirilmektedir.

Ancak Türklerin besledikleri kısraklardan süt sağmaları ve aynı zamanda et tüketmeleri coğrafik ve antropolojik olarak kabul görmektedir. 

981 yılında Türklerin yanına sefir olarak giden Çinli Vang-Yen-Tö Türklerin yemekleri hakkında şu satırları yazma gereği duymuştur: 

“Dikkate şayandır ki en fakir adamlar dahi et yerler.

İleri gelenler at eti yerler.

Orta halli adamlar ise koyun, ördek ve kaz eti yemektedirler”. 

Bunun yanında meyvelerde ise armut, elma ve çok eski tarihlerden beri kavun tükettikleri bilinmektedir.

Besin kaynaklarının ardından Eski Türklerin ilk tükettikleri içkilere baktığımızda, şarap içiminin daha geç devirlerde Eski Türklere geldiğini görmekteyiz.

Eski Türklerin “bor” veya “süci” dedikleri şarap, tarihi kayıtlara göre Hun Türklerinin çok tükettiği bir içki olduğu bilinmektedir.

Bazı tarihçilerin iddialarına göre Eski Türklerin “buhsum” dedikleri boza, 11.yüzyıldan beri Türkler tarafından tüketilmektedir.

Bilindiği kadarıyla boza da ilk olarak M.Ö. 8. ve 9. yüzyıllarda Anadolu ve Mezopotamya halkları tarafından tüketilmektedir. 

Türklerin kendine has olarak yaptıkları önemli içkilerden biri de “begni”dir.

Begni; buğday, darı, arpa gibi hububattan yapılmaktadır.

Türkler tarafından en çok tüketilen içkinin “kımız” olduğu bilinmektedir.

Kısrak sütünden fermente edilen kımız, sütü sağılması gereken genç kısraklardan elde edilen geleneksel bir içecek halini almıştır.

Sütünden faydalandıkları için Türkler, kısrakları binek olarak kullanmamışlardır.

Sütünden ve dölünden faydalandıkları her hayvanı serbest dolaşım şeklinde yetiştirmişlerdir.

Sütünü sağmak için önce hayvanı yabaniliğinden kurtarmak ve daha rahat, evcil olmasını sağlamak için serbest yetiştirilmişlerdir.

Bunun yanında kısrakların çabuk sinirlenen ve asabi hayvanlar oldukları bilinmektedir. 

Sağılan sütü önce tuluma koyan Eski Türkler, içine maya da kattıkları içkiyi zaman içerisinde çeşitli darbelerle sallayarak kâfi miktarda ekşimesini beklemektedirler.

Ekşidikten sonra içilmektedir.

Günümüzde Ruslar, Kırgızlar ve Tatarlar tarafından kullanılan kımız; ekşimtırak, hafif köpüklü ve içinde az miktarda alkol bulunan geleneksel bir içkidir.

Kımız fazla tüketildiğinde sarhoşluk etkisi yarattığı bilinmektedir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s