TÜRK’ÜN İÇKİSİ VE İLACI: KIMIZ ———————- ALINTIDIR

TÜRK’ÜN İÇKİSİ VE İLACI:

KIMIZ

At ve kımız kavramının Türk boylarının kültürel ve sosyal yaşamındaki yerinin vazgeçilmez olduğunu belirtmek yanlış değildir.


ÖZET:

Tarih içinde kımızın folklorik ve geleneksel motifleri olduğundan hareket edersek, karşımıza zengin bir bilgi birikim çıktığını görürüz.

Bu makalede kısrak sütünden yapılan en eski Türk içeceği olan kımızın tarihsel geçmişi ve Türklerin sosyo-kültürel yaşamındaki yerini ortaya koyan bilgiler sunacağız.

Eski Türk geleneklerini ilgilendiren bir konu olması nedeniyle yazımız çoğunlukla Türkçe kaynaklardan oluşmaktadır.

Gerçekten de gerek bir besin maddesi gerekse de tercih edilen bir içecek olan kımız, öncelikle Türkler arasında popüler olmuştur diyebiliriz.

Ancak bazı tarihsel veriler kımızın geçmişiyle ilgili farklı anlatıları da ortaya koymaktadır.

Yazımızda kımızın tarihselliğine ve halk kültürlerinin içinde yer alışına kaynaklardan yararlanarak kısaca değineceğiz.

At ve kımız kavramının Türk boylarının kültürel ve sosyal yaşamındaki yerinin vazgeçilmez olduğunu belirtmek yanlış değildir.

Kımızın kelime anlamı, kısrak sütünden yapılan milli bir içki olarak tarif edilmektedir.

Kazak Türk dilinde bu terim Qımız (is) şeklinde bilinir.

(KTS 1984: 186; Ercilasun1990; 251,252)

Etimolojik açıdan farklı dillerdeki kullanımları koumiss-kumiss (İngilizce), koumis (Fransızca), (Almanca), kumyss, kumys, кумыс (Rusça) şeklindedir.

 (Hoad 1996; Stacyrh 1961: 132-138)1.

Kımız içerik olarak:

 %2 alkol,

 %0,5-1,5 laktik asit,

%2-4 süt şekeri

 %2 yağ’dan oluşmakta (Danova-Petrov-Pavlov-vd 2005: 100-105 ) ve tadı ekşimiş ayranı andırmaktadır.

(Çınar 1993: 39).

Bir tür süt ürünü olan kımızın önemli bir sofra tadı ve şifa olduğu, sadece kısrak sütünden yapılabileceği bilinmektedir(.

Alptekin 1992: 23).

Buna ek olarak, kımızın “Uvız Kımız, Sarı Kımız, Tünemel Kımız, Karabalı Kımız, Sirge Kımız Cmyar Kımız” gibi türleri olduğu gibi burada isimlerini verdiklerimizden başka 25 ayrı türünün varlığı da kaynaklarda geçmektedir.

(Yalane 1991: 58-61).

Kımızın tarihsel geçmişi hakkında pek çok kayıta rastlamak mümkündür.

Milattan önce Homeros’un (M.Ö. 8 yy) İlyada’sında Hippomolgos isimli kısrak sağan ibaresinin geçmiş olması kısrak sütünün kullanımına ilişkin ipuçları verebilir.

Yine milattan önce yaşamış Çin tarihçisi SI-MA-Çyen ise kımızı Hunların içkisi olarak ele almaktadır.

Hunların Tarihi isimli eserinde bu yazar, Hunların Çin’in şimal sahil bölgesinde yaşadıklarını ve kısrak beslediklerini ancak bunlara binmediklerini, sütünden Cunğlo denen bir nevi içki yapıp içtiklerini aktarmaktadır.

Bu aktarım eşliğinde bu coğrafyada kımızın tarihini Hunlara kadar uzatmak mümkündür.

Fakat bundan öncesinde de kımızın varlığına inanmak gerekir.

(Uluğtuğ 1941: 130-132; Zat 1994: 24, 223).

Hunlar, atlardan binit olarak, ihraç malı olarak faydalanıyorlar, etini yiyorlar ve sütünden de kımız yapıyorlardı.

Kımız içkiden çok, kuvvetli bir besin maddesi olarak kabul görüyordu.

Öyle ki, kımız oldukça başka bir gıdaya pek ihtiyaç duyulmamıştı.

(Sümer 1992: 9).

Tarihçi Herodotos, İskitlerin kısrak sütünden elde edilen kımıza benzer bir içecek içtiklerini bildirir.

 (Herodotus 2003).

Avrupa’ya Milattan önce bin yılından başlayarak göç etmiş İskitlerin damarlarında en eski Türk ya da Proto-Türk kanı vardır.

İskitlerin yediğine komas, içtiğine kısrak sütünden hazırlanmış kımız denirdi.

Bu çeşit bir içki şimdiye kadar gerek Orta Asya’da gerek Moğolistan’da kullanılmıştır(.

Guboğlu 1981: 753; Kadizade 1997: 240).

Ali Şir Nevayî (1441-1501) Muhakemetü’l-Lugateyn (İki Dilin Mukayesesi) isimli eserinde kımız terimine yer vererek açıklamada bulunmuştur.

(Nevayi 1996: 104).

Çuvaş Türklerinden N.Y. Biçurin (1777-1822) Pekin’de bulunduğu yıllarda (1807-1822) derlediği en eski zamanlarda Orta Asya’da yaşamış kavimler hakkında bilgiler mecmuası adlı eserinde, Asya Hunları arasında kımızın Çince Lo (sonraki kaynaklarda Nay-lo) olarak ifade edildiğini aktarmaktadır.

(Kınıklı 1981: 48; Esine 1979: 43).

Yine kaynaklarda Cengiz Han’ın ordularında askerlerin sağlık ve dinçlik için kımız tüketildiği anlaşılmaktadır.

(Bourlioux 2007: 9-14).

Çeşitli Türk boylarında kımız ile ilgili olarak kımız bayramı diye bilinen özel bir kutlama merasimi vardır.

Fergana havalisinde Kıpçak, Kırgız, Kazak gibi Türk boyları tarafından Mayıs sonlarında yapılan ve bir hafta süren bu kutlamalarda en iyi kımız yapma gibi bir yarış da vardır.

Aileler birbirlerine ve sevdiklerine bayram gününe yetişmek şartıyla deriden yapılmış kaplarla kımız gönderir ve kımız içmek için aile arasında ziyaretlerde bulunurlar.

Bu törenlerde kımız şarkıları ve methiyeleri söylenir.

Bu törenin ana amacı halkın birbirini tanımasını ve sevgi bağlarını kuvvetlendirmesini sağlamaktır.

Yakut’lar bu bayrama Isıah derler.

Kımızın tarla ve çayırlara serpilmesiyle bayram başlar ve on gün on gece sürer.

(Uluğtuğ 1939: 144-148).

Moğolların gıdalarından olan at sütü hem taze hem de kımız halinde, yani tahammür ettirilmiş (mayalanmış) olarak içilirdi.

Moğollar at sütünü ve bilhassa kımızı en makbul içki olarak kullanıyorlar ve kımızla alabildiğine sarhoş olmak zevkini itiyat edinmiş bulunuyorlardı.

(Spuler 1957: 480, 481).

Yakutların yiyeceklerinin at, öküz eti ile inek ve kısrak sütünden ibaret olduğu kaynaklarda belirtilir.

(Namık 1932: 76).

Bahar geldiğinde, kısraklar yavruladığı ve yaylalarda kımız yapılmaya başlandığı zaman bütün obalar birleşerek BİYE BAV sofrası kurulur.”

(Kasimanov 1977: 9-10).

Kımız, Uygurlar tarafından Kitanlara geçmiş ve onların da tükettiği bir besin maddesi ve içki olmuştur(İzgi 1989: 56).

Kazaklar’da da kısrak sütünün mayalanması ile yapılan kımız; çok sevilen bir içecek, besin maddesi ve aş törenlerinin vazgeçilmez temel bir unsuruydu.

(Clark 1985: 125; Kenceahmetoğlu 2001: 56).

Başkurt Türklerinde doğum ağrılarının başlaması sırasında, şeytan kovma merasimi esnasında bitkin düşen şeytan kovucuya kendine geldiğinde kımız içirilirdi.

(Torma 1994: 114-138).

Manas destanında Han Kökütey’in vasiyetleri arasında “Gözlerim yumulduğu zaman vücudumu kımız ile yıkayınız” vardı. (İnan 1991: 209).

Orta Asya’ya yolculuk eden gezginlerin eserlerinde bu bölgede yaşayan Türklerin kısrak sütünden yaptıkları ve kımız adı verilen içeceğe dikkat çekilerek bu içeceğin ekşi, içimi hoş ve sıcaklarda vücuda serinlik verdiği ve besleyici özelliklerinden bahsedilir.

(Karadağ 1987: 27-34).

İbn Batûta Seyahatnamesinde kımıza ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir: Bu Türkler hazırladıkları Davkı adı verilen yiyeceği yedikten sonra kımız adını verdikleri kısrak sütünü içerler.

Bir başka ifade ise şöyledir: …

Ondan sonra kımız tulumları getirilerek hatun bundan bir kadeh doldurmuş ve Bey’in önünde diz çökerek kadehi ona sunmuştu.

Bey, bunu içtikten sonra hatun bir kadeh de bey’in kardeşine içirmişti.

Bey de hatun’a içirmişti.

Sonra yemek hazırlandı.

(Burada bahsedilen hatun, Saltuya Bey’in hanımıdır) .

(İbn Batuta 1983: 226-230).

İtalyan gezgin Marco Polo (1254-1324) doğu’ya yaptığı seyahatinde Tatar Türkleri’nin sosyal yaşamlarında kısrak sütü tükettiklerinden ve yine bu sütten kımız diye ifade edilen bir içecek hazırladıklarından bahseder.

(Braddy 1960: 79-80; Latham 1958: 99, 118).

Papalık emriyle 1245-1247 yıllarında Karakurum’a gidip dönen elçi Plano Carpini, Kıpçaklarda gördüğü bir ölü gömme törenini anlatırken, ölenin kabri olacak yere çadır kurulur, ölüyü ortaya alıp önüne pişmiş et yığılı bir tepsi ile kısrak sütü (kımız) dolu bir testi koyarlar diye anlatımda bulunmuştur.

(Kırzioğlu 1993: 137).

Anadolu Selçuklu hükümdarı İzeddin Keykavus’un Mengücek Sultanı Behram Şah’ın kızının 614 yılında evlenmesini Tevârih-i Al-i Selçuk anlatırken kımız içildiğinden bahseder.

(Aksüt 1992: 51-52).

Selçuklu Devleti’nin hükmî şahsiyetini tamamen kaybetmesi üzerine Ertuğrul Gazi’nin yanında yer alan Türkmen Beyleri artık Moğollara tabi olmaktan vazgeçerek Osman Gazi’nin etrafında toplanmışlardı.

Bütün Türkmen Beyleri Oğuz töresine göre bir merasim düzenlemişler ve itaatin bir işareti olarak Osman Gazi’nin etrafına sıralanarak diz çöküp birer bardak kımız takdim edilmiştir.

(Ağırakça 1986: 639-640).

Osmanlı tarihi kayıtlarında II. Murad devri müverrihlerinden olan Yazıcı oğlu Ali Efendi’nin şu aktarımına rastlıyoruz:

İş bu tertib üzre oturmak gerek

Önlerinde müçeler durmak gerek

Kımız u komran da bu tertib ile

Ağa (ve) ini arasında içile.

(Uluğtuğ 1939: 191)

W. Rubruk, 13. yüzyılda Kıpçaç-Kuman mezarlarından bahsederken şu noktaya dikkati çeker:

Yeni ölmüş bir kimsenin mezarının etrafında, her cihette dörder olmak üzere dikilen uzun sırıklara geçirilerek asılmış 16 at derisi gördüm.

Keza oraya içmek için kımız, yemek için et konulmuştu.”

(Karamağaralı 1993: 51; Eröz 1985: 63).

Dede Korkut Hikayeleri Anadolu Müslümanlığının ilk yıllarında kımızın Asya’daki kullanımından farklılaşmamış biçimde tüketildiğin tanıklık eder.

(Erdem 2000: 113-114).

Kırgızıstan’ın başkenti olan Bişkek ülkenin en büyük şehridir.

Bişkek ismi araştırıldığında ilk şeklinin Pişkek olduğu görülür.

Bişkek ile Türklerin milli içeceği kımız arasında bir bağlantı vardır.

Pişkek- Bişkek- Bişşek- Bişek kımız yapılırken karıştırmaya yarayan ağaçtan yapılmış sopaya verilen isimdir.

Kırgız Türkçesi’nde bişolmak, olgunlaşmak anlamındadır.

(Doğan 1998: 632-656).

Geçmişinden bugüne kımız, başta verem, astım, zatüre, kalp ve damar hastalıklarıyla bazı kadın hastalıklarında, kilo aldırmak, dayanıklılığı ve enerjinin artımını sağlamak ve şifa amacıyla önerilmektedir.

Kısrak sütü biyo-kimyasal bakımdan inek sütünden çok farklıdır.

En belirgin fark, kazein kısmında görülür.

İnek sütünde bulunan kazein ekşidiği zaman kaba, yayvan ve çabuk çöken tortular halini aldığı halde bu durum kısrak sütü için geçerli değildir.

Kısrak sütünün kendine özgü olarak hazırlanan maya ile ekşitilerek hazırlanan kımız az köpüklü, mayhoş lezzetli bir yapıya sahiptir.

Kısrak sütünde bulunan şeker; süt asidi, alkol ve asit karbona ayrılarak insanın sindirim sisteminde olumlu etkiler sağlar.

Elbette ki çeşitli coğrafyalarda yetişen atlardan elde edilen sütlerin farklılığı ve bunun kımız oluşumu üzerinde etkileri vardır.

Yapılmış olan kımızın korunması da yine dikkat ve özen ister.

Gerek kısrak sağılırken, gerek kımız yapılırken zararlı maddelerin ve bakterilerin süte karışmasını engellemek için her türlü önlem alınır.

Kimi yerlerde kısrak sağma işlemi makinelerle ve temiz koşullarda kolayca gerçekleştirilir.

Aynı şekilde kımız yapılacak olan fıçılar ve şişeler belli hijyenik koşulların gerektirdiği ölçüde temizlenir.

Kımız yapımında belirtilen şartlara dikkat edilmediği zaman kımızın kıvamı yağlı ve tadı sirke ekşisi haline dönüşür.

Ünlü Rus yazarlar Leo Tolstoy (1828-1910) ve Anton Chekhov (1860-1904) bu terapileri denemiş olan kişilerdir.

Uzun zaman tüberküloz hastalığı nedeniyle sıkıntı çeken Chekhov günde 4 şişe kımız içiyordu (1901).

Ancak bu tedaviden başarılı bir sonuç elde edemedi.

(Gayretullah 1977: 177-183; Markov-Ogorodnikov-Şvey 1945: 9-30; Torma 1994: 114-138)2.

Halk arasındaki yaygın kullanımı nedeniyle kımıza ilişkin atasözlerine, deyişlere ve manzum eserlere rastlamak mümkündür.

Bunlardan bazılarını örnek vermek gerekir ise;

Kımız, kişinin kanı, et kişinin canı

Kımızdan eki kese içken-munğduk, ayrandan ki kese içken şumduk

(İki kase kımız içmek derttendir, iki kase ayran içmek terbiyesizliktir)

Kırgız Türk Atasözü

(Gökdağ 1989: 61-157)

Kımızdan eki kese içken, munduk, ayrandan eki kase içken, şumduk

(Kımızdan iki kase içmek dertten, ayrandan iki kase içmek,hayasızlıktan)

Kırgız Türk Atasözü

Kımızduu üydö ayakçı kızduu üydö kıyakçı

(Kımızlı evde saki, Kızlı evde kemancı)

Kırgız Türk Atasözü

(Şavk 2002: 145; Doğan 2000: 407-424)

Kızdı kim ayttırmas, kımızdı kim işpes

(Kızı kim istemez, kımızı kim içmez)

Kırgız Türk Atasözü

(Çeneli 1984: 24, 44).

Gımız alıp içeninki, gız alıp guçanınki

(Geldiyev-Altıyev 2002: 193).

Kizni soraganga ber, kimizni-suvsaganga

(Kızı sorana ver, kımızı susayana)

Özbek Türk Atasözü

(Yoldaşev 1995: 127).

Kımız kim tab’ı ıssı vü yaşdır

Virir kuvvet meniye bu ziyâde

Velâkin südde rencini muharrik

Yiyele zencebili bu davede

(Yücel 1937: 14).

SONUÇ

Kımızın farklı kültür ve farklı insan topluluklarında yer almasının tarihi kayıtlarla ortaya konması kımızın geçmişle olan bağlantısını daha da zenginleştirmektedir.

Buna ek olarak, kımızın biyo-kimyasal yapısına ait araştırmaların da derinleştirilmesi gerekmektedir.

Bu sayede kımızın tıbbi özellikleri ve faydaları anlaşıldıkça bu tarihsel içecek tüm insanlığın ortak bir mirası haline gelecektir.

DİP NOTLAR:

1 http://dictionary.reference.com/browse/kumiss (Son erişim: 02.01.2009)

2 http://en.wikipedia.org/wiki/Kumis (Son erişim tarihi: 02.01.2009)

KAYNAKÇA

AĞIRAKÇA A. (1986), “Osmanlılarda İlk Cülus Merasimi”, Türk Kültürü, S. 282, s. 639-640.

AKSÜT A. K. (1992). Erzincan, Kaynak Yayınları, (2. Basım), İstanbul.

ALPTEKİN, A. B. (1992). “Manas’ın Balalarıyla Yeri gün”, Milli Folklor, Sayı 16, 23.

BOURLIOUX P. (2007), Histoire des laits fermantés, Cahiers de Nutrition et de Diététique, April 2007, Volume 42, Supplement 2, , 9-14.

BRADDY H.(1960), Wild Mare’s Milk, American Speech, Feb.1960V, ol 35, No 1, 79-80.

CLARK M. J. (1985). Kazaklar Hürriyete Nasıl Göç Etti?, Türk Dünyası Araş-tırmaları, No: 39, İstanbul.

ÇENELİ, İ. (1984). “Nogay Atasözleri”, Türklük Araştırmaları Dergisi, S. 1, İstanbul, 24, 44.

ÇINAR, A. A. (1993). “Türk Cumhuriyetleri Kültürleri Üzerine Gözlemler-Kazakistan Halk Kültürü”, Kültür ve Sanat, Mart 1993, S. 17, 39.

DANOVA, S.-PETROV K.-PAVLOV P.-PETROVA P. (2005). Isolation and characterization of Lactobacillus strains involved in koumiss fermentation, International Journal of Dairy Technology, May 2005, Volume 58, Issue 2, 100-105

DOĞAN, L. (2000). “Kırgız Atasözleri, Kırgız Atasözlerinin Sınıflandırılması”, Türk Kültürü, C. XXXVIII, Ankara, 23-40 (407-424).

DOĞAN, L. (Ekim 1998). “Kırgızistan’ın Üç Büyük Şehrinin İsimleri Üzerine”, Türk Kültürü, Ekim 1998, C. 36, S. 426, s. 632-656.

ERCİLASUN, A. B., (1990). Örnekleriyle Bugünkü Türk Alfabeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

ERDEM, M. (2000). Kırgız Türkleri, ASAM Yayınları, Ankara.

ERÖZ M. (1985). “Türk Toplulukların Ölüm Adetleri Üzerine Bir Deneme”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 35, İstanbul.

ESİN E. (1979), Türk Kosmolojisi, Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul.

GAYRETULLAH, H. (1977). Altaylarda Kanlı Günler, Ahmet Sait Matbaası, İstanbul.

GELDİYEV, G. ALTIYEVİ, A. (2002). Türkmen Nakılları ve Atalar Sözi, Ata-türk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara.

GÖKDAĞ, B. A. (1989). “Kırgız Atasözleri”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 61, 157.

GUBOĞLU M. (1981), “Romen Ulusunun Eski Türk Kavimleri ile İlişkileri Hakkında”, VIII. Türk Tarih Kongresi, C. 2, Ankara.

TÜBAR-XXVI-/2009-Güz/Yrd. Doç. Dr. Çağatay ÜSTÜN 254 HERODOTUS (2003) The Histories, (Editor: J.M. Marincola-Translation: A. de Sélincourt), Penguin Books.

HOAD, T. F. (1996).The Concise Oxford Dictionary of English, Oxford University Press.

İbni Batuta, (1983), İbn Batûta Seyahatnamesi, (Sadeleştiren: M. Çevik), C. I-II, Tasvir Gazetecilik ve Matbaacılık, İstanbul.

İNAN A. (1991). “Göçebe Türklerin Destanlarında Kahramanların Doğumları ve Başka Hususiyetleri”- Makaleler ve İncelemeler II, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara.

İZGİ Ö. (1989). Turfan Uygurları Kültürü Hakkında Bazı Düşünceler, 4-7 Eylül 1989 Uluslar arası Osmanlı Öncesi Türk Kültürü Kongresi Bildirileri, Ankara.

KADİZADE K. (1997). “Nahçivan’da Eski Türk İnançları”, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Gelenek, Görenek, İnançlar Seksiyonu Bil-dirileri, Kültür Bakanlığı, Ankara, 240.

KARADAĞ M. (1987). “E. Schuyler’in Türkistan Seyahatnamesindeki Folklor Unsurları”, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fak. Dergisi, C. XI, S. 1, s. 27-34.

KARAMAĞRALI B. (1993), Türk Mimari Eserlerinde Ahlat Mezar Taşları, Elila Yayınları, Ankara.

KASİMANOV S. (1977), Kazaktın Ulttak Tağamdarı, Kaynar Baspası, Alma-Ata, Kazakistan.

Kazak Tilinin Sözlüğü (1984). Türk Dünyası Araştırmaları, S. 30, İstanbul.

KENCE AHMETOĞLU, S. (2001), Kazakların Gelenek Görenekleri ile inanç Pratikleri (Ata Mirasın-Gerçek Hazinen), (çev Nesrin Köse), Ankara.

KINIKLI O. (1981). Bir Çin Kaynağına Göre Asya Hunları Kültürü, Milli Eğitim ve Kültür, C. 3, S. 12, Ankara.

KIRZIOĞLU F. (1993). X. Vakıf Haftası Kitabı, Ankara.

LATHAM RE. (1958). The Travels of Marco Polo, Penguin Books.

MARKOV, N. Ogorodnikov VK. Şvey FO. (1945). Kımız, (Çev. F. Laçinay), Işık Matbaası, İstanbul.

NAMIK H. (1932), Türk Dünyası, Milliyet Matbaası, İstanbul.

NEVAYÎ AŞ. (1996). Muhakemet’ül Lugateyn, (Haz. S.B. Özönder), Türk Dil Kurumu, Ankara.

SPULER B. (1957). İran Moğolları, (Çev. C. Köprülü), Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara.

STACY, R. H. (1961). A Note on Russian Words in an American Dictionary, The Slavic and East European Journal, Summer 1961, Vol. 5, No. 2, pp. 13

SÜMER, F. (1992), “Türk Kültürüne Genel Bir Bakış II”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 72, İstanbul.

ŞAVK, Ü. Ç. (2002). Kırgız Atasözleri, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.

TORMA J. (1994), Başkurt Türklerinin Büyüyle Tedavisi”, Türk Dünyası Araş-tırmaları, Şubat 1994, S. 88, s. 114-138.

ULUĞTUĞ N. T. (1939), Kımız Bayramı, Kopuz, C. 1, S. 4, s. 144-1448.

ULUĞTUĞ N. (1939), “Kımız”, Kopuz, C. 1, S. 5, 191.

ULUĞTUĞ, N. (1941). Kımız (I), Yücel, Mayıs 1941, C. 13, S. 79, s. 130-132.

YAMAN, E (1991). “Kazaktın Ulttık Tağamdarı”, Türk Kültürü, Cilt 29, Sayı 342, Ankara, s. 58-61.

YOLDAŞEV, İ. GÜMÜŞ M. (1995). Türkçe Açıklamalı Özbek Atasözleri, Engin Yayınevi, Ankara.

YÜCEL, H. A. (1937). Bir Türk Hekimi ve Tıbba Dair Manzum Eseri, İstanbul Devlet Matbaası, İstanbul.

ZAT, V. (1994), Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası, İletişim yayınları, İstanbul.

http://dictionary.reference.com/browse/kumiss (Son erişim: 02.01.2009)

http://en.wikipedia.org/wiki/Kumis (Son erişim tarihi: 02.01.2009)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s