ELHANI ŞİTA (KIŞ EZGİLERİ) —– ALINTIDIR

ELHANI ŞİTA

 (KIŞ EZGİLERİ)

ELHANI ŞİTA  (KIŞ EZGİLERİ) ile ilgili görsel sonucu

Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar
Geçen eyyâmı nevbaharı arar…
Ey kulûbün sürûdi şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdâsı
Kapladı bir derin sükûta yeri
Karlar

İlgili resim

Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşe- cenâhı melek
Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ’şun üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,

Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.
Destinde ey semâyı şitâ tûde tûdedir
Berk-i semen, cenâhı kebûter, sehâbı ter…
Dök ey semâ -revânı tabiat gunûdedir-
Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! –
Bir tûdei zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…
Ey dest-i âsmânı şitâ, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütrei sefîd!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
Bir bâdı hamûşun Peri sâfında uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîri sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâzı melekûtun.
Dök kâki siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, desti kerem, desti şitâ dök:
Ezhârı bahârın yerine berfi sefîdi;
Elhânı tuyûrun yerine samtı ümîdi…

Cenap Şehabettin
(1870 -1934)

 

Konu:

Kış manzarasının tasviri yapılmıştır.
İzlek:

“Şiirde kaybolan bir saadetin hüznü hakimdir.

Düşen karlara, bahara ait sevimli unsurların zavallı hatırası karışıyor.

Kaybolan bahar ile bir kader gibi çökmekte olan kış arasında adeta bir trajedi cereyan ediyor.”

Tema olarak şiir baştan sona bahar ile kış mevsiminin mücadelesini ve en sonunda kış mevsiminin üstün gelmesini işler.

İlgili resim

Düşünce:

Hakim olan düşünce “Ruhi kâinat”tır.

Tabiatı hassas kılmaktır.

Psikolojik intiba, imajların içinde gizlidir.

Saadet ile hüzün duygusu birbirine karışmıştır.

Şiirin içindeki bahar mevsimine ait unsurlar saadeti, kış mevsimine ait unsurlar da hüznü temsil ve telkin etmiştir.


Olay:

Şiir manzum bir hikaye örneği göstermez, saf şiirdir.

Şiir kış mevsiminde herhangi bir günde yağmaya başlayan karın aralıklarla devam etmesini ve en sonunda bahara ait unsurların karlar tarafından yenilgiye uğratılmasıyla sonuçlandırılıyor.
Varlık:Somut varlık olarak kar, kelebek, baykuş, güvercin, çiçek gibi nesnelerin yanı sıra soyut varlıklara ve soyutlamalara başvurmuştur.

Bahar mevsimine ait olan varlıkları kışa tezat oluşturabilmek için kullanmıştır.

Kuşlar, çiçekler, bulutlar şiirde fonksiyoneldir.

İlgili resim

Duygu:

“Galip duygu , kaybolan bir saadet duygusu veya melankolidir.”

Şair, karlı bir kış manzarası karşısındadır.

Bazen bir kuşa, bazen bir melek kanadının saçağına, bazen de bir ak başlı baykuşa benzettiği karların teşkil ettiği kış manzarası, şaire baharı düşündürür; hayalinde bahara ait çağrışımlar canlanır.

Bahardaki canlılığın yerine, kışın sessiz ve hareketsiz, tek renkli manzarasının hakim olmasından doğan hüzün, karlara bağlanan ağlamak fiilinin tekrarlanmasıyla hissettiriliyor.

Görüntü:
Nesnel Görüntü:

Şiirde nesnel görüntü yok.

Kelebek, güvercin, çiçek, baykuş gibi tabiat varlıkları somut, nesnel, beş duyuyla algılanan görüntüleriyle tasvir edilmiyor.

Şairin amacı da zaten bu varlıkların tabii görünen özelliklerini vermek değil.

Bu bahara ait unsurlardan hareketle kış mevsimini ve karı bize daha iyi sunabilmiştir.

İlgili resim

Öznel Görüntü:

Şâir, tabiat varlıklarını öznel bir görüntü içinde sunuyor.

Bu şiir bir tabiat tasviri olmakla beraber, buradaki tasvir objektif değildir.

Şâir görülen manzara ve tabiat olayı ile kendi duygularını birleştirmiş ve bize öylece sunmuştur.

İlgili resim

Beyitlere Açılım ve Simge – İmge Yapısı:
1.Bölüm:
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar

(Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş…

Eşini yitirmiş bir kuş gibi kar.)

Şair bu dizelerde karların uçuşunun tasvirini yapmıştır.

Karları beyaz titreyişler halinde, dumanlı uçuşları olan eşini yitirmiş kuşlara benzetmiştir.

Buradaki benzetme hem şekil yönüyle hem de hissi yönüyle işlenmiştir.

2.Bölüm:
Geçen eyyâmı nevbaharı arar…
Ey kulûbün sürûdi şeydâsu,
Ey kebûterlerin neşideleri,
O baharın bu işte ferdası
Kapladı bir derin sükuta yeri
Karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar.
(Karlar geçen ilkbaharı arıyor.

Ey gönüllerin çılgın şarkıları,

ey güvercinlerin cıvıltıları!

İlgili resim

İşte o baharın ertesi, şu görünen manzaradır:

Karlar, yeryüzünü bir derin sessizlikle kapladılar ve her an, için için ağlıyorlar.)

Bu beyitlerde şair eskiye dönerek bahara ait unsurları hatırlıyor.

Baharda söylenen şarkılar, güvercinlerin cıvıltıları, mevsimin getirmiş olduğu güzellikler bir bir gözünün önünden geçiyor.

Karları bu güzellikleri kapladıkları için kişileştirerek için için ağlayan bir insana benzetiyor.

Kaybolmaya başlayan bir saadet duygusu yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştır.

Şair bu bölümü karların tasviri ile bitirir.

İlgili resim
3.Bölüm: 
Ey uçarken düşüp ölen kelebek
Bir beyaz rîşei cenâhı melek Gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ’şun üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze Karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar

İlgili resim
(Ey uçarken düşüp ölen kelebek!

Bir melek kanadının beyaz saçağını andıran kar, seni şimdi solgun bahçelerde arıyor.

Bahar vakti çiçeklerin üstünde ipekli bir yelpaze gibi açılıyordun.

Şimdi ise ölüsün ve cesedinin üstünde parça parça karlar uçuşmaya başladı.

O karlar ki gökyüzünden düşer düşer, ağlar…)

Şâir bu dizelerde tekrar bahara ait unsurları işlemiştir.

Bahar vakti çiçeklerin üstünde dolaşan dolaşan bir kelebeği hatırlamış ve karların düşmeye başlaması ile bu hayali kaybolmuştur zira o çiçekler artık karlarla kaplıdır ve kelebek ölmüştür.

Burada kaybolan saadet duygusu daha belirgin bir şekilde işlenmiştir.

Karları şair bir meleğin kanadının beyaz saçağına benzeterek onlara kutsallık yüklemiştir.

Tekrar karların tasviri yapılmıştır.

Saadet duygusu ile melankolinin savaşı devam etmektedir.

İlgili resim
4.Bölüm:
Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
Gibi kar
Sizi dallarda, lânelerde arar.
Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
Yuvalarda -yetîmi bî-efgân! –
Son kalan mâi tüyleri kovalar Karlar
Ki havada uçar uçar ağlar.

İlgili resim
(Ey kuşlar!

Sizler uçup gittiniz.

Şimdi ak başlı baykuşlara benzeyen kar,

sizi dallarda ve yuvalarda arıyor.

Gittiniz gittiniz, siz ey kuşlar!

Şimdi yuvalar, baştan başa boş kaldı.

Havada uçup uçup ağlayan karlar,

o yuvalarda sessiz

ve şikayetsiz yetimler gibi kalmış olan

mavi tüyleri kovalıyor.)

Bilindiği gibi kış mevsimi ile beraber kuşlar daha sıcak yerlere göç ederler ve geriye bölgesini terk etmeyen baykuşlar ve kuşlardan geriye kalan tüylerdir.

Bahardan kalan bu hatıralar şairin kış manzarasını vermesinde etkili olmuştur.

Sonra gene yağmaya devam eden karı tasvir etmiştir.

Bahardaki canlılığın yerine, kışın sessiz ve hareketsiz, tek renkli manzarasının hakim olmasından doğan hüzün, karlara bağlanan ağlamak fiilinin etkisiyle hissettiriliyor.

İlgili resim

5.Bölüm:
Destinde ey semâyı şitâ tûde tûdedir
Berk-i semen, cenâhı kebûter, sehâbı ter…
Dök ey semâ -revânı tabiat gunûdedir-
Hâki siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!
Her şahsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! –
Bir tûdei zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümid…
Ey dest-i âsmânı şitâ, durma, durma, çek.
Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!
Göklerden emeller gibi rizan oluyor kar
Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar
Bir bâdı hamûşun Per-i sâfında uyuklar
Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar,
Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzân,
Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân
Karlar, bütün elhânı mezâmîri sükûtun,
Karlar, bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun.
Dök kâki siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök.
Ey dest-i semâ, dest-i kerem, desti şitâ dök:
Ezhârı bahârın yerine berfi sefîdi;
Elhânı tuyûrun yerine samtı ümîdi…

İlgili resim

(Ey kış seması!

Elinde taze bulut, güvercin kanadı

ve yasemin yaprağı

yani bunlara benzeyen kar,

yığın yığındır.

Ey sema!

Tabiatın canlı ve hareketli akışı durmuştur.

Şimdi bütün tabiat, sessiz ve hareketsiz bir uykuya dalmıştır.

Yeşilliğinden soyunmuş olan toprak, siyah renklidir.

Sen bu kara toprağın üstüne beyaz,

lekesiz ve şeffaf çiçeklerini (karlarını) dök!

Ne yaprak, ne bir çiçek var;

şimdi her koruluk ümitsiz

ve siyah renkli bir gölgeler yığını halinde …

İlgili resim

Ey kış semasının eli!

Durma durma, bu karanlık koruların üstüne (karlarınla) beyaz bir örtü çek.

Karlar, göklerden emeller gibi dökülüyor.

Ve her yanda hayalim gibi dökülüyor.

Ve her yanda hayalim gibi uçuşuyor…

Emellerin, dileklerin yükseldiği,

kabul veya reddolunduğu yer göklerdir,

veya böyle olduğuna inanılmıştır.

Bu sebeple şair bembeyaz ve tertemiz görünüşüne bakarak

karla emeller arasında benzerlik kuruyor.

Karların dört bir yanda savruluşunu

ve hayalin zaman ve yerle kayıtlı olmayan uçuculuğuna benzetiyor.

Bazen sessiz bir rüzgarın temiz kanadında,

bir an için uyuklar gibi durur,

sonra titrek ve ürkek bir şekilde soldan sağa sağdan sola uçarlar.

Bazen tüyler gibi uçuyor,

bazen de dökülüyorlar.

Karlar, sessizliğin duaya benzer ,

mırıltılı şarkılarıdır.

İlgili resim

Karlar, ilahi alemin, meleklere has bahçelerin çiçekleridir…

Ey gökyüzünün eli!

Ey kış mevsiminin eli!

Ey bolluk ve cömertliğin eli!Kara toprağın üstüne,

bahar çiçeklerinin yerine beyaz karları,

kuş cıvıltılarının yerine de ümit sessizliğini dök!…)

Bu bölümde şair bahara ait unsurlara yer vermemiştir.

Önce kışa hitap sonra karların düşmesinin tasviri sonra gene kışa hitap ile bu bölümü bitiriyor.

Şiir kışın bahara, melankolinin saadete galebe gelmesiyle sonuçlanıyor.

Bu şiir bir tabiat tasviri olmakla beraber , buradaki tasvir objektif bir tasvir değildir.

Şair görülen manzara ve tabiat olayı ile kendi duygularını birleştirmiş ve bize öylece sunmuştur.

İlgili resim
Nazım Şekli:

Şiir mısraların kümelenişi itibariyle karışık düzenli serbest bir şekle sahiptir.Muhteva ile birlikte kurgulanmıştır.

“ Elhânı Şitâ’nın dış şekli, tamamen müzikal bir karakter arzeder.

Fakat bu musiki prensibi sadece dış şekle değil, iç şekle, muhtevanın düzenlenmesine de hakimdir.

Bahara ve kışa ait muhtelif unsurları birer “leit-motif” gibi kullanan Cenap, onları karların yağış hareketlerine uygun şekilde münavebeli bir hareket içinde ele alıyor.”
Dil:

Serveti Fünûn döneminin özelliklerini gösterir ve dili ağırdır.

Şiirde çokça tamlamaya , sıfatlara , mecazlara yer verilmiştir.

İlgili resim


Üslup:

Şâir kaybolan saadet duygusunu belirli bir ahenk düzeni içerisinde vurgulamıştır.

İzlenimlerinden algıladıkları kendi ruhuna ait tasavvurları birleştirmiştir.

Edebi sanatlara, mecazlara, sıfat terkiplerine sıkça başvurmuştur.

Yer yer hitabet üslubuna da başvurmuştur.

İlgili resim

Ahenk:

Şiirde ince bir musikî vardır.

Ünlü ve ünsüzler belirli bir tertibe göre dizilmişlerdir.

Bu konuda Mehmet Kaplan şöyle der: “Şiirde âdeta “lâ” sesini veren kelime “kar” dır.

Seçilen kafiyelerden büyük bir kısmı ona uyuyor.

“Arar, ağlar, kuşlar, yuvalar, kovalar, uçarlar”.

Mısraların içi “r” sesini ihtiva eden birçok kelimelerle kaynaşır: “lerze, serd, kebûter, bahar, derin, yeri, rîşe, mürde, düşer, dallar, serteser, tüyler”.

Kışın hakim olduğu kısımlarda ise sert ünsüzleri ihtiva eden kelimeler çoğalıyor ve aliterasyon yapılıyor.”

Kelime sentaksına büyük önem vermiştir.

Musikiyi yaratan unsurlardan biri de tekrarlardır.

Şâir sıkça vezin ve şekil tekrarları yapmıştır.

Sıkça kullanılan heyecanı ifade eden ‘ey’ ile başlayan mısralarda ahenk oluşturmuştur.


Kafiye:

Cenab Şehabettin klasik ahenk unsurlarından kafiyeye ve vezne kuvvetle bağlı bir şairdir.

Ahenk sağlamak için bol miktarda kafiyeye başvurmuştur.

Tam kafiye, yarım kafiye sıkça başvurmuştur.

Kelimeleri bir müzikalite oluşturabilmek için adeta seçmiştir.

İlgili resim
Vezin:

Elhânı Şitâ’da vezin olarak şu kalıplar kullanılmıştır: 
1. Feilâtün mefâilün feilün
(fâilâtün) ( fâ’lün)
2.Mef’ûlü fâilâtü mefâilü fâilün
3.Mef’ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün
Şâir bu karışık kalıpları kullanarak muhteva ile şekli birleştirmiştir.

Karların hareketini hem tasvir ederek hem de vezinleri kullanarak bizlere göstermiştir.

Adeta bir ressam gibi çizmiş olduğu kar tasvirine seçmiş olduğu fiiller ve vezin sayesinde canlı bir hayat sahnesini bizlere sunmuştur.

İlgili resim
Kaynakça: 
Mehmet Kaplan,Şiir Tahlilleri,  Dergah Yayınları Mart 2006 İstanbul
Prof. Dr. Nurullah Çetin Şiir Tahlilleri,   Öncü Kitap Ankara 2009
Ali İhsan Kolcu Servet-i Fünûn Edebiyatı, Salkımsöğüt Yayınları Ankara 2005
Dr. Hasan Akay Servet-i Fünûn Şiir Estetiği, (Cenab Şehabettin’in Gözüyle), Kitabevi Yayınları İstanbul 1998

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s