AMALIA RODRİGUES

AMALIA RODRIGUES

https://youtu.be/ARS7Zi-Zpkw

 

Amália da Piedade Rebordão Rodrigues, (d. Temmuz 19206 Ekim 1999) Portekizli fado şarkıcısı ve aktris.

Lizbon‘da 1920 yılında doğdu.

Resmi kaynaklara göre doğum günü 23 Temmuz görünmesine rağmen, doğum gününün 1 Temmuz olduğu iddia etti.

Fado müziğinin en bilinen ismi olan sanatçı Fadonun Kraliçesi (Rainha do Fado) olarak ünlenmiştir.

Albümleri

  • Perserguição, 1945
  • Tendinha, 1945
  • Fado do Ciúme, 1945
  • Ai Mouraria, 1945
  • Maria da Cruz, 1945
  • Ai Mouraria, 1951/52
  • Sabe-se Lá, 1951/52
  • Novo Fado da Severa, 1953
  • Uma Casa Portuguesa, 1953
  • Primavera, 1954
  • Tudo Isto é Fado, 1955
  • Foi Deus, 1956
  • Amália no Olympia, 1957
  • Povo que Lavas no Rio, 1963
  • Estranha Forma de Vida, 1964
  • Amália Canta Luís de Camões, 1965
  • Formiga Bossa Nossa, 1969
  • Amália e Vinicius, 1970 (Vinícius de Moraes ile)
  • Com que Voz, 1970
  • Fado Português, 1970
  • Oiça Lá ó Senhor Vinho, 1971
  • Amália no Japão, 1971
  • Cheira a Lisboa, 1972
  • Amália no Canecão, 1976
  • Cantigas da Boa Gente, 1976
  • Lágrima, 1983
  • Amália na Broadway, 1984
  • O Melhor de Amália – Estranha Forma de Vida, 1985
  • O Melhor de Amália volume 2 – Tudo Isto é Fado, 1985
  • Obsessão, 1990
  • Abbey Road 1952′ , 1992
  • Segredo, 1997

Filmleri

Capas Negras (1947)

  • Fado, História d’uma Cantadeira (1948)
  • Vendaval Maravilhoso (1949)
  • April in Portugal (1954)
  • Amants du Tage, Les (1955)
  • Sangue Toureiro (1958)
  • Música de siempre (1958)
  • Céu da Minha Rua, O (1958) (TV)
  • Canciones unidas, Las (1960)
  • Fado Corrido (1964)
  • Ilhas Encantadas, As (1965)
  • A Sapateira Prodigiosa (1968) (TV)
  • “Deuses Estão Mortos, Os” (1971) (TV Dizisi)
  • Bis ans Ende der Welt (1991)
  • “Parabéns” (1993)

Mariza - Fado - İş Sanat Konseri - 2 şubat 2011

“Şarkıma bir fado getirdim
Gece, sabaha kadar şarkı söyledim
Halkımın gözyaşlarını
Mouraria şarkımla dillendirdim

Kendim için
En sevilen aşklarım için bir özlemim var
Bitmeyen bir yeri söyledim
Denizi, yeryüzünü, fado’mu

Benim fado’m

Kendimle ilgili sadece kendimi
Hayatımın kadınını özledim
Rüya hakkında, o benim derim
Ve kendimi çoktan doğmuş bulurum

Şarkıma bir fado getirdim
Ruhuma korunmuş geliyor
İçerden, kendi merakımdan geliyor
Fado’mu aramaktan

Benim fado’m, benim fado’m, benim fado’m…”

AMÁLİA RODRİGUES, FADO VE PORTEKİZ

 https://youtu.be/8HWN4aPoVcg

Aşık olduğum dönemlere rastlar bizim Amália ile tanışmamız.

Ben yaralı, küskün ve bir kalenin surları kadar sert ruhumu, aşka teslim edip tekrar nefes aldığımı hissettiğimde, Amália 10 yıldır nefes almıyordu.

Yaşasaydı o zamanlar 89 yaşında olacaktı.

Yüzlerce deniz mili uzakta kendiyle, dünyayla kavgalı  kendinden 50 yaş küçük bu kadını, şarkılarıyla tedavi ettiğini hiç bilmedi.

Amália Rodrigues, hayatımın en karmaşık ve zor döneminde sesindeki güçle, gücüme güç kattı, şarkılarındaki hüznün arkasına gizlenmiş umutla yaşama dair inancımı besledi.

Fadonun en acılı haliyle ise aşkın hasret kısımını tam olarak kucakladı.

Böylece Amália ben oldu, ben Amália.

Sonra birleştik Aşk olduk.

Bıraktık kendimizi, surlarımızın kapılarını açtık, hayata tekrar inandık, umudun mutluluğun ikiz kardeşi olduğuna bir kez daha karar verdik.

Fado ve latin yerel müziği ile ilgili olanlar adını duysa da, bizim buralarda pek bilinmez Amália.

Oysa ki Portekiz yani Amália Rodrigues‘ in ana vatanı, onu bir tanrıça gibi yüceltmiştir.

Hatta kendisi “Rainha do Fado” ünvanı ile anılır ki bu “Fado’nun Kraliçesi” demektir.

Fado müziği, 19. yüzyıldan günümüze uzanan bir müzik türü.

Bizim Anadolu Türküleri gibi Fado da Portekiz’ in halk müziği olarak bilinir.

Kelime anlamı olarak tam Türkçe karşılığı olmasa da “kader, alın yazısı” kelimelerine anlam olarak yakındır.

Bir kıyı ülkesi olan, Portekiz’in eşlerini denize uğurladığı 19. yüzyıldan günümüze kadar gelmiştir.

Fado, sevgililerini denizle paylaşan aşık kadınların, acılarını, isyanlarını, umutlarını ve mutluluklarını, yüreklerinden seslerine oradan da denize gönderdikleri ağıtlarla bezelidir.

İşte Amália da, o zamanlar yoksul ve kırsal bir ülke olan Portekiz’in Lizbon kentinde 1920′ de dünyaya geldi.

Yoksulluk, savaş, siyasi gerginlikler ve devrimlerle bezeli bir ortamda, küllerinden doğmuş bir yıldız olarak tarihe geçti.

Fransa’nın Edith Piaf‘ı neyse, Portekiz için de Amália Rodriguez o oldu.

Çok kardeşli bir ailenin kısıtlı imkanları Amália’yı büyükannesi ve büyükbabasının yanında büyümeye mecbur kıldı.

İlkokulu onların desteğiyle tamamladı.

Yoksul sınıflarda alışıla gelmiş bir durum olan “evin tüm fertleri çalışmalı” kuralı O’nun için de geçerliydi.

Bu yüzden Amália, çocuk olmasına rağmen, elbise ütülemekten, meyve satmaya, fırında kek ve şekerleme paketlemekten, nakışçılığa bir çok işte çalıştı.

Ama aklı hep müzikteydi. Sesi çok güzeldi ama Amália bir o kadar utangaç bir çocuktu.

Bu utangaç küçük kızın evde kimse yokken söylediği tangoları, dışarıdan durup dinleyen insanları keyifle sayan büyükbabası, 

O’ nu şarkı söylemeye ikna edebilen tek kişiydi.

İmkanlar o kadar kısıtlıydı ki, Amália’nın okul hayatı O 12 yaşındayken bitti.

14 yaşındaysa durumu nispeten düzelip Lizbon‘ a geri gelen ailesinin yanında yaşamaya başladı.

Bu kez sokakta yürürken şarkı söylediği için ağabeylerinden dayak yiyordu Amália.

Hayat şartları çok zordu,

Amália genç bir kızdı ve yoksulluk o kadar alışılagelmiş birşeydi ki kimse şikayet dahi etmiyordu.

Amália, sonradan yazdığı anılarında böyle diyecekti.

Hayattan hiç şikayet etmedik. Elbette bizden farklı insanlar olduðunu biliyorduk, aksi halde devrimler olmazdı…”

Her ne kadar şikayet etmiyor gibi görünseler de 16 yaşındaki Amália ve 14 yaşındaki kızkardeşi bir gemiye kaçak yolcu olarak binerek bu hayattan kurtulmak istedi.

Tanınmamak ve rahatsız edilmemek için ağabeylerinin giysilerini giyip, evden çıktıkları günün akşamı hayallerini gerçekleştiremeden yine aynı eve dönmüşlerdi.

Amália için dönüm noktası Alcântara semtinin temsilcisi olarak yarıştığı Bahar Yarışması oldu.

Böylece Amália, 1938 yılında Fadonun Kraliçesi unvanını alacaktı.

O’nu aşkla tanıştıran, hatta karşılık bulamadığı için intihara dahi sevkettirecek olan gitarist ve tornacı olan Francisco Cruz’ la da o yarışmada tanışmıştı.

Amália gibi ülkesi ve dünya da karışık durumlar içindeydi.

Pablo Picasso tarafından resmedilen ünlü Guernica tablosuna konu olan olay tam da o zamanlara tekabül ediyordu.

Nazi Almanya’ sı 28 uçağıyla İspanya’ nın Guernica’yı bombalamış, Polonya’yı işgali etmişti.

İber Yarımada’sının her yerinde diktatörlük vardı.

Portekiz’de de Salazar.

Uzun yıllar ülkeyi derbeder edecek bu durum, ironik bir biçimde Amália’ nın önünü açmıştı.

Çünkü artık fado sanatçıları profesyonel kimlik kartına sahip olmak zorundaydılar ve şarkılarını ancak devlet tarafından denetlenen “fado evleri”nde söyleyeceklerdi.

Bu durum Amália’yı köhne meyhanelerden ve Lizbon‘un ara sokaklarından kurtardı.

Amália artık profesyonel olarak şarkı söylüyordu, ciddi bir dinleyici kitlesi vardı.

Kısa zamanda dinleyen herkesin sevgilisi olmuştu.

Hatta işler o kadar yolundaydı ki umutsuz aşkı Francisco ile bile evlenmişti.

Ancak kısa bir süre sonra ülke yine çalkalanmaya başladı.

Bu savaş yıllarında tatlı hayat yaşayan zengin Lizbonlular bir yana, ülkedeki entellektüeller hoşnutsuzdu, muhalifler gittikçe artıyordu ve Salazar’ın koltuğu sallanıyordu.

Amália ise henüz 23 yaşındaydı.

Boşanmıştı.

Artık daha bağımsızdı.

Herkes tarafından beğeniliyordu, her tür şarkıyı söylüyor, paso doble, tango, samba ayırmadan dans ediyordu.

1943 yılında ilk kez Madrid‘ te sahne alarak uluslararası kariyerine başladı.

Amalia yolunda sağlam adımlarla ilerlerken ülkesi yeni bir oluşuma ev sahipliği ediyordu.

1945’te Naziler yenilmesiyle, Portekizli diktatör Salazar’a yönelik muhalefetin dozu iyece arttı.

Mitingler ve manifestolarla birlikte, Demokratik Birlik Hareketi (Movimento de Unidade Democrática) ile artık devrim şarkıları yazılıyordu.

Ama bu şarkıları söylemek hala bir hayaldi.

Yıllar yılları kovaladı, Amália artık 16 ülkede plakları satılan ünlü bir sanatçıydı.

Amália tüm enerjisiyle kendini geliştirmeye tabuları kırmaya çalışıyordu.

1950′ de Roma’daki Arjantin Opera Evi‘nde verdiği konser gibi.

Yerel bir halk şarkıcısının, senfoni orkestrasıyla şarkı söylemesi hiç de kolay birşey değildi.

Ama Amália, fado kraliçesinin neler yapabileceğini herkese göstermek istiyordu ve bunu başarmıştı.

Bundan sonra Amália, diğer ülke sanatçıları tarafından da ilgi gördü.

Bu ilgi, Amália’nın Portekizli Fado şarkıcısı rengini değiştirecek talepleri doğurdu.

Ama Amália, tarzını ve kişiliğini ve şarkılarını korumayı başardı.

Anılarında, New York’da Danny Kaye‘nin kendisini Broadway gösterilerinden birinde birlikte şarkı söylemeye davet ettiği zamanları şöyle anlatmıştı Amália.

“Kimbilir, belki kabul etseydim ve şimdiye dek hep olduğu gibi işler yolunda gitseydi, gerçekten çok büyük bir noktaya erişebilirdim.

Birçok şey olabilirdim, eğer olduğum şey olmasaydım…”

Yine aynı şekilde Hollywood köşe yazarlarından birinin kendisine siyah şalını bırakmasını ve saçlarına kırmızı gül takmasını önerdiğinde, Amália yine aynı duruşu sergiledi.

“Siz İspanyolların tarzından bahsediyorsunuz, ben Portekizliyim.”

Amalia, televizyonda ilk kez çıkıp şarkı söylediğinde yine New York’taydı.

Coca Cola’nın sporsorluğunu yaptığı, NBC’nin Eddie Fisher Show’una katılmıştı.

“Coca Cola içmek zorundaydım, ama hiç sevmedim” açıklamasıyla dikkatleri üzerine çekti.

O’nu kendileştirmek isteyen Amerika macerası da o dönemlerde bitmişti.

Ne açılan banka hesapları teklifi ne de hazırlanmış iki albüm O’nu kararından döndüremedi.

Amerikalılara müteşekkirdi ama İngilizce şarkı söylemek istemiyordu.

“Şarkı söylediğimi düşünmeden şarkı söylemeyi seviyorum.

Eğer İngilizce şarkı sözlerinden endişe duymak zorunda kalsaydım, içimden geleni söylemekten uzaklaşırdım.”diyerek Lizbon’ a döndü ve fadolarını artık kendini katarak daha cüretkar söylemeye başladı.

Amerika’da tarzından ödün vermeyen Amalia, ülkesine döndüğünde bunu bir amaç için kırmakta sakınca görmeyecekti. 60′lı yıllarda Portekiz‘de  ekonomik ve sosyal kriz boyu aşmıştı.

Portekizliler göç etmek zorunda kalıyorlardı. Salazar‘ ın baskılarına karşı gösteriler artmıştı.

Rejim  muhalifi olan birçok Portekizli sürgüne gönderilmişti.

İşte o zamanlarda Amália, Cezayir’de sürgünde bulunan şair Manuel Alegre‘den izin aldı ve Trova Do Vento Que Passa’yı (Esen Rüzgarın Türküsü’nü http://www.youtube.com/watch?v=McRqaiBmIT4) yeni bir versiyonla söyledi.

Bu, Portekiz’deki anti-faşist direnişin türküsüydü ve Amalia’nın sesinde farklı bir hayat bulmuştu.

Amália politikayla ilgilenmiyor gibi görünüyordu ama hislerinin de önüne geçemiyordu.

Sanatçı sezgileri ve duyarlılığı ile seçip albümüne koyduğu Povo Que Lavas No Rio (Siz Nehirde Yıkanan İnsanlar,

http://www.youtube.com/watch?v=HJ-ugf0_YPg) adlı şarkısı şairinden ötürü Amália yasaklılar listesine girdi.

Hükümet tarafından mimlenen Amália, ilginçtir ki yıllar sonra bu kez de radikal solcu militanlar tarafından saldırıya uğradı.

Turizmin yükselişe geçtiği 60′lı yıllarda, ülke her ne kadar kötü durumda bile olsa Fado, Futbol ve Fatima üçlüsüyle barış içinde bir görüntü sergiliyordu.

Bu üçlü Salazar rejiminin desteklediği F ler olduğu için Amália da karşıt grubun gazabına uğramıştı.

Oysa ki O, faşizmin hüküm sürdüğü yıllarda  Siyasi Mahkumlara Yardım Ulusal Komitesi‘ne yardım etmişti.

Amália üstelik Salazar’ın da kara listesindeydi çünkü  Angola ve Mozambik’te, direnişin simgesi olarak bilinen Mãe Negra, Embalando O Filho Branco Do Senhor’u (Zenci Dadı Efendisinin Beyaz Bebeğini Uyutuyor) söylüyordu.

1974′ te, Batı Arupa’nın en uzun süren otoriter rejiminin  Nisan Devrimi ile yıkılışı kutlanıyordu ve Amália, “Fado de Peniche”‘yi söylüyordu.

Amália, bütün bu çalkantılar arasında, sanatıyla yaşadı.

Aslında politikayı hiç sevmedi.

Tepkileri ve duruşu sadece uyumunun bir parçasıydı.

O hisleriyle yaşayan, şarkı söyleyen basit bir Portekizliydi sadece.

“İsterse varolmasın ben ona inanıyorum.” diyecek kadar da inançlıydı.

Fadolarını, kendiyle beraber heryere taşıdı.

Ünü ülke sınırlarını çoktan aşmıştı,

O “Fadonun Kraliçesi” idi, divaydı ama yine de sokakta yürürken şarkı söylemekten hiç vazgeçmedi.

“Şarkı söylediğimde, kendimi dinliyorum ve kendimi dinlediğimde ağlamayı bırakıyorum.” derdi.

Cömert, mütevazi ve de güleryüzlü bir star olarak anıldı.

1999 yılında hayatını kaybettiğinde, cenazesinde O’nu  gözyaşlarıyla uğurlamak isteyen muazzam bir kalabalık vardı.

Oysa ki Amália, “Ömrümü başıma gelenlere şaşırarak geçirdim, ama hiçbir zaman insanların “başarı” dediği şeyi elde etmek için mücadele etmedim.

Belki de yaşamda sahip olduğum şeylerin keyfini doya doya doya sürememişimdir.” demişti ömrünün son günlerinde.

Amália Rodrigues kendinden geriye 32 albüm, 15 film ve yüzlerce şarkı bıraktı.

O’nu hiç görmemiş, tanımamış insanların bile kalbinde özel bir yer edindi.

Şarkılarındaki duygu, dünyanın neresinde olursa olsun, ne kadar farklı bir coğrafyada yaşıyor olursa olsun insanın içine işleyecek kadar kuvvetliydi.

Aşkı, umudu, hüznü, direnişi, özgürlüğü bir nefes kadar yakın aktarabildi.

Şarkıları, dinleyenlere arka bahçelerdeki ikindi akşamüstlerinin sıcaklığını, huzurunu verdi. İşte ben de bu duyguları tatmış kişilerden biriyim.

Ve bu keyfi tekrar tekrar yaşamaktan hiç vazgeçmeyeceğim.♫

Portekiz’in hüzünlü sesi sustu

Lizbon tavernalarının melankolik gitar ezgilerini, büyüleyici sesiyle dünyanın en ünlü konser salonlarına taşıyan Amalia Rodrigues, yaşama veda etti.
Fado müziği tüm dünyaya tanıtan Rodriques’in ardından Portekiz’de 3 günlük yas ilan edildi. Annesi ve kızkardeşi ile birlikte Alcantara limanında meyve satarken keşfedilen Rodrigues, geçtiğimiz yıl Türkiye’ye de gelmişti.

Portekiz’e özgü fado müziğini dünyaya tanıtan Amalia Rodrigues, 79 yaşında hayata veda etti.

Yatağında ölü bulunan Rodriques‘in ölümü dolayısıyla Portekiz’de 3 günlük ulusal yas ilan edildi.

Lizbon tavernalarında çalan melankolik gitar ezgilerini, kendi yanık sesiyle dünyanın en meşhur konser salonlarına taşıyan Amalia da Piedade Rebordao Rodrigues, 1920 yılında Lizbon’da doğdu.

Limandan sahnelere

Amalia, ailesinin karşı çıkmasına rağmen sürekli içinde hissettiği fadonun peşine düştü.

‘Kader’ anlamına gelen ‘fado’ bir anlamda Amalia Rodrigues‘in alın yazısı oldu.

Annesi ve kızkardeşi ile birlikte Alcantara limanında meyve satan küçük Amalia, acılı sesiyle kısa sürede herkesin sevgilisi oldu.

1939 yılından itibaren Lizbon’daki gece klüplerinde sahne almaya başlayan genç kız, kendisini kısa bir sürede tiyatro ve film dünyasının içinde buldu.

Amelia‘ya gür, siyah saçlarını arkaya atıp, gözlerini kapayıp şarkısını söylemeye başladığında, izleyiciler gözyaşlarına hakim olamıyordu.

Acı dolu yıllar

Diktatorya döneminde fado, tıpkı futbol ve fiesta gibi kitlelerin afyonu oluyordu.

25 Nisan 1974 tarihindeki devrimden sonra fado, gözden düştü.

İktidarı ele geçiren solcular, fado kraliçesini 50 yıl boyunca ülkeyi demir yumrukla yöneten faşistlerin oyununa alet olmakla suçladı.

Rodrigues, sağcılarla siyasi bağının olmadığını ispatlamak için devrimi sembolize eden ‘Grandola Vila Horena’ isimli parçayı yaptı.

New York, Paris, Melbourne ve Tokyo’da kapalı gişe konser veren, bu arada Türkiye’ye de gelen Amelia Rodrigues, Portekiz sınırlarına sıkışmış fado müziğini geniş kitlelere tanıttı.

İki kez kalp krizi geçiren sanatçı, sağlık problemleri yüzünden son dönemde hayranlarından uzak kalmıştı.

Melankolik gitar ezgileri ve acılı sözleriyle Arabeskin Portekiz tarzı olan fadonun kraliçesi kabul edilen Amalia,

‘Bende fado için gerekli herşey var.

Melankolik ve karamsar bir yapım var.

Portekiz şiirinin çoğunda acı ve kendine acıma vardır.

Şiirlerdeki acı dozu arttıkça, Portekizliler daha çok keyif alır.

Ölüm fikri ve ölümden korkma, müziği ve şiiri yaratır’ diyordu.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s