“TÜRKÇELEŞMEYE DİLBİLİMCİLER BİLE KARŞI” SAVINA YANIT – ALINTIDIR

“TÜRKÇELEŞMEYE DİLBİLİMCİLER BİLE KARŞI” SAVINA YANIT

“Dilbilimcilerin çoğu Türkçeleşmeye karşı.

Neden onlar size destek vermiyor?

Siz onlardan daha mı iyi biliyorsunuz?” diyenler çıkmaktadır.

Bu düşünceye yanıt verelim:

Bilinmelidir ki, dilde özleşme akımına destek veren çok sayıda dilbilimci bilim adamı vardır.

Bunların sayısı bugün için azımsanmayacak boyuttadır.

Elbette karşı çıkanların sayısı da çoktur.

Belki de destek verenlerden daha çoktur.

Bu sava yanıt vermek için önce değerlem (paradigma) kavramını açıklamakta yarar vardır.

Değerlem, herhangi bir alanda karşılaşılan sorunları veya olguları yorumlarken göz önüne alınan değerler dizisidir. Değerlem, bir konuda ortak ekin (kültür) oluşturur.

Ortak değerleme sahip kişiler, aynı olaylara benzer bakış açılarından bakarak benzer yorumlar yaparlar.

Genel olarak bu durum, bilimsel gelişmenin önünde bir engel olarak görülür.

Değerlemler, genelde bilimsel verileri belirli bir kalıp içinde yorumlamaya neden olmaktadır.

Kalıp dışına çıkmak, değerleme sahip bilim çevrelerince hoş görülmez.

Büyük bilimsel atılımlar, genellikle değerlemlerin yıkılıp yenisinin kurulması ile sonuçlanır.

Elbette değerleme karşı duran bilim adamları öncelikle dışlanır ve alaya alınır.

Ancak bu bilim adamlarının savları su götürmez biçimde kanıtlanmaya başladığında değerlem çatlamaya başlar ve sonunda yıkılır.

Artık yeni bir değerlem oluşur.

Örnek vermek gerekirse; klasik mekanik olarak bilinen Newton fiziği anlayışının dışına çıkamayan bilim adamları, uzun süre yanıtsız bekleyen birçok soruna da bu değerlem ile yaklaştıkları için çözüm bulamadılar.

Ancak değerlemi terk eden birkaç bilim adamı, kuantum mekaniği adında yeni bir kuramın doğmasına neden olan bir atılım gerçekleştirdiler.

Bu kuramı ortaya atmak, eski bakış açısını terk edip farklı bakmayı gerektirdiği için bunu yapabilen az sayıdaki bilim adamı, başlangıçta diğerleri tarafından alaya alındı.

Ancak sonuçta haklı çıktılar ve bilim adamlarının değerlemi tümden değişmek zorunda kaldı.

Gelelim gerçek konumuza…

İşte dilde özleşme konusunda Türk Dili ve Edebiyatı bölümü ve bu alanın öğretmenlikleri gibi alanlardan mezun olanlarda ve bu alanın bilmenlerinde (akademisyenlerinde) değerlem (paradigma) sorunu vardır.

Tüm eğitim yaşamları boyunca Arapça ve Farsçayı öven bir yazın (edebiyat) anlayışına boğulmaktadırlar.

Güzellik algıları değişmektedir.

Artık Arapçası ve Farsçası bol yazınsal yapıtlar, onlara güzel gelirken duru Türkçe ile yazılanlar ise daha az güzel gelmeye başlıyor.

Kendileri de geçmişte benzer değerlem ile yetiştirilmiş olan alanın hocaları, kendi öğrencilerini de aynı değerlem ile yetiştirmekte.

Hocaları tarafından yoğun olarak Türkçeleştirme karşıtı anlayış verilmektedir.

Bir süre sonra, sahip oldukları değerlem öyle bir biçim almaktadır ki, Türkçeleşmenin en büyük düşmanlarına dönüşüverirler.

Hepsi Türkçenin en bozulmuş biçimi olan Osmanlı dönemi diline tutkun, Dede Korkut’un, Orhun Yazıtlarının güzelliğini, yalınlığını beğenmez olmaktadırlar.

Toplumsal bilimlerde değerlemler doğa bilimlerinde olduğu gibi kolay yıkılamazlar.

Doğa bilimlerinde bile oldukça dirençli olan değerlemler, toplumsal bilimlerde aşılması çok zor engellerdir. Örneğin Aristo mantığı olarak bilinen “siyah veya beyaz” olma mantığı, binlerce yıl etkin olmuştur.

Bu değerleme karşı olan anlayışlar çok yenidir ve hala birçok çevrede kabul görmemiştir.

Benzer biçimde, dilde özleşme düşüncesi de çok yenidir.

19. yy’da Osmanlı aydınları arasında başlayan dilde özleşme düşüncesi, ülkemizde henüz tümüyle eski anlayışı yenememiştir.

Bilmensel (akademik) çevrelerde eski Osmanlıcacı düşünce hala etkindir.

Bu nedenle ne yazık ki bilimyurtlarımız (üniversitelerimiz) Türkçeleşmeye karşı çok sayıda bilmen yetiştirmeyi sürdürmektedir.

Neyse ki uzmanlaşarak yozlaşan dilciler gibi, uzmanlaştıkça özüne dönenler de vardır.

Değerlemi kaymayan, özünü koruyabilen, kalıpları kırabilen, Türkçenin güzelliklerini görebilen, değerlemi başta kaysa da sonradan özleştirmeyi benimseyen nice dilbilimci vardır.

Bunların sayısı hızla artmaktadır. Eski değerlemin direnci sürev içinde kırılacaktır.

Yeni değerlem bilmensel çevrelere egemen olacaktır.

Bu yalnızca sürev sorunsalıdır.

Hasan Şahin KIZILCIK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s