12 EYLÜL DARBESİ —————————————– ALINTIDIR

UNUTULMAYAN 12 EYLÜL DARBESİ

Unutulmayan 12 Eylül Darbesi

KÜBRA KAYAOKAY

Sakarya Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Türkiye’de askerin siyasete karışma geleneğini başlatan 27 Mayıs ihtilali, sonuçları itibariyle Türkiye’de büyük değişikliklere yol açan çok önemli bir siyasal gelişmedir.

Emir-komuta zincirinin ve rütbeler arasındaki hiyerarşinin bozulmasıyla gerçekleşen darbe “1980 İhtilali “ olarak da bilinir.

Emek ile bir yerlere gelmenin, çalışmanın, özverinin yerini kısa yolda para kazanma, bireycilik, politik gibi kavramların ideolojiye yerleştiği bir dönemdir.

12 Eylül dendiğinde akıllara gelen en önemli bir terim emperyalizmdir.

Çünkü; bu darbe emperyalizmin Ortadoğu’daki çıkarları doğrusundaki bir olaydır.

En önemli sebebi de anarşinin önüne geçilememesidir.

Anarşinin olduğunu gösteren en büyük deliller ise o dönemde yaşanan fail-i meçhul cinayetler ve suikastlardır.

11 Temmuz 1978′de Bedrettin Cömert Ankara’da, Şubat 1979′da Abdi İpekçi İstanbul Teşvikiye’de, 10 Eylül’de Türkiye İşçi Partisi Adana eski il başkanı Ceyhun Can yazıhanesinde öldürüldü ve bunlar sadece yapılan suikastların çok küçük bir kısmını oluşturuyordu.

Ülkede yaşanan anarşinin diğer bir başka yüzünde ise hükümete karşı yapılan grevler yer alıyordu.

1970’lerde güçlenmeye başlayan sendikalar artık hükümete iyice baskı yapmaya başlamıştı.

Halk açısından bakıldığında ise tüm yaşanılanlar halka mal edilmeye çalışılmış.

Sendikalar kapatılmış, işçi ve sendikal halklar kaldırılmış.

Zengin olanlar daha zenginleşirken fakir halkın elindeki imkanlar kısıtlanarak daha da fakir olmuşlardır.

Yani burada emekçinin hakkı yenilirken zengin olan kesim onların sayesinde yükselmiş.

Tüm halkın özgürlüğü elinden alınmıştır denilebilir.

Binlerce insana işkence yapılmış, yüzlerce kişi idam edilmiş, suçsuz yere birçok kişi hapishaneye atılmış, dışarı çıkma yasağı getirilmiş, dergiler ve kitaplar yakılmış, sendikalar, partiler kapatılarak kişilerin mallarına el konmuş.

Demokrasi söz konusu bile edilemezken, belediye başkanları görevlerinden alınarak kendi çıkarları doğrultularında atamalar yapılmış.

Bilinçli kesimin de yok edilmesi için yazalar, aydınlar hapishaneye atılmışlardır.

O yıllarda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek ve en hızlı borçlanmasını yaşamış.

Ekonomik kriz yaşanırken eğitim ve öğretim hakları da elinden alınmıştır halkın.

5000 üniversite öğretmeni görevinden alınmış, okullar kapatılmış ve adeta toplama kampına dönüştürülmüş.

Genel olarak 12 Eylül Darbesi’nin bilançosuna bakarsak:

• 650 bin kişi gözaltına alındı, ağır işkencelerden geçirildi

• 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

• Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

• 7 bin kişi için idam cezası istendi.

• 517 kişiye idam cezası verildi.

• Haklarında idam cezası verilenlerden 50 devrimci asıldı.

• 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

• 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

• 144 kişi cezaevlerinde öldü.

• 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi “kaçarken” vuruldu.

• 95 kişi çatışmada öldü.

• 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.

• 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.

• 71 bin kişi TCK’nin 141, 141 ve 163. maddelerinden yargılandı.

• 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.

• 338 bin kişiye pasaport verilmedi.

• 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

• 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.

• 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına çıktı.

• 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına çıktı.

• 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.

• 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

• 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.

• 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis istendi.

• Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

• 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı.

• 3 gazeteci silahla öldürüldü.

• Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.

• 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

• 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

12 Eylül darbesiyle Süleyman Demirel görevinden alındı, Kenan Evren 7. Cumhurbaşkanı olarak atandı ve orduda 17. Genelkurmay başkanı olarak görev yaptı.

Sıkıyönetim ilan edilerek sokağa çıkma yasağı getirildi.

Halkın elinde tüm silahlar toplandı ve halkın canını malını korumakla Türk Silahlı Kuvvetlerinin sorumlu olacağı bildirildi.

Bu darbe ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1970 sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası tamamen rafa kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askeri dönem başladı.

Murat Belge’ye göre; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katastrofu.

Cüneyt Arcayürek’e göre ise halktan büyük destek aldığı yadsınamayacak “yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur.

Yani Cüneyt Arcayürek Murat Belgenin aksine 12 Eylül’ün “Türkiye’ye genelde bir sükunet”, bir rahatlama getirdiğine inanmaktadır.

Kendisine göre “halk çocuğunun okula gidememesinden, her an patlayacak kanlı olaylardan, aylardır sürüp giden siyasal kargaşadan yaka silkiyordu”.

Birçok kişiye göre yorumlanan 12 Eylül Darbesi aradan tam 33 yıl geçmesine rağmen unutulmayacak bir kara lekedir.

Olayı bizzat yaşamış bir asteğmen darbe günü yaşanılanlar şöyle anlatıyor:

Asker köye gidiyor ve komutanların emir vermesiyle şu köyden şu kadar silah toplanacak diyor.

Şayet o kadar toplanmazsa eğer komutanlar askerleri perişan ediyor ve askerlerde masum olan köylülere eziyet yaparak silahları topluyorlar.

Akıllarında Türk-Kürt kavramları olmayan halk adeta Türk askerlerinden nefret ediyor.

12 Eylül bir emir komuta şeklinde yürüyor üs emrediyor as ise yapmak zorunda kalıyor.

Kenan Evren 12 Eylül cuma günü saat 04.00 sıralarında Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Orgenerali Kenan Evren imzasıyla yayınlanan Milli Güvenlik Konseyi’nin bir numaralı bildirisi okundu:

Yüce Türk Milleti;

Büyük Atatürk’ün bize emanet ettiği ülkesi ve milletiyle bu bütün olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son yıllarda, izlediğiniz gibi dış ve iç düşmanların tahriki ile, varlığına, rejimine ve bağımsızlığına yönelik fikri ve fiziki haince saldırılar içindedir.

Devlet, başlıca organlarıyla işlemez duruma getirilmiş, anayasal kuruluşlar tezat veya suskunluğa bürünmüş, siyasi partiler kısır çekişmeler ve uzlaşmaz tutumlarıyla devleti kurtaracak birlik ve beraberliği sağlayamamışlar ve lüzumlu tedbirleri almamışlardır.

Böylece yıkıcı ve bölücü mihraklar faaliyetlerini alabildiğine arttırmışlar ve vatandaşların can ve mal güvenliği tehlikeye düşürülmüştür.

Atatürkçülük yerine irticai ve diğer sapık ideolojik fikirler üretilerek, sistemli bir şekilde ve haince, ilkokullardan üniversitelere kadar eğitim kuruluşları, idare sistemi, yargı organları, iç güvenlik teşkilatı, işçi kuruluşları, siyasi partiler ve nihayet yurdumuzun en masum köşelerindeki yurttaşlarımız dahi saldırı ve baskı altında tutularak bölünme ve iç harbin eşiğine getirilmişlerdir.

Kısaca devlet güçsüz bırakılmış ve acze düşürülmüştür.

Aziz Türk Milleti:

İşte bu ortam içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.

Girişilen harekatın amacı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmaktır.

Parlamento ve Hükümet feshedilmiştir.

Parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırılmıştır.

Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilmiştir.

Vatandaşların can ve mal güvenliğini süratle sağlamak bakımından saat 05.00′den itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı konulmuştur.

Bu kollama ve koruma harekatı hakkında teferruatlı açıklama bugün saat 13.00′deki Türkiye Radyoları ve Televizyonun haber bülteninde tarafımdan yapılacaktır.

Vatandaşların sükunet içinde radyo ve televizyonları başında yayınlanacak bildirileri izlemelerini ve bunlara tam uymalarını ve bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne güvenmelerini beklerim.

Bunlar Kenen Evren’in o gün kendi kaleminde yazılanlardandı.

Ancak bu olayların suçlularından biri de oydu.

Kendisiyle çelişkiye düşerek ordunun siyasete karışmamasını söylüyor.

Kenan Evren’in darbe sonrası Devlet Başkanı sıfatıyla yaptığı açıklama ise gerçekten trajikomiktir: “Evlatlarım, Hiçbir zaman asker olduğunuzu unutmayın.

Bu yaşlarda sakın ola ki, politika ile uğraşmayın…

Ne zaman ki bir ordu politikanın içine girmiştir, o ordu yavaş yavaş disiplinini kaybetmeye ve yavaş yavaş çökmeye başlamıştır…

Onun içindir ki, bizim yaptığımız harekatı kendinize sakın ola ki, misal olarak almayınız ve sakin ola ki, politikaya karışmayınız.

12 eylül darbesi Türk-Kürt ayrımında çok büyük bir rol oynamış ve 1983 yılında yaşanacak PKK sorunlarına ivme kazandırmıştır.

Yaşanılan tüm olaylar ilerde yaşanılacak olaylarında habercisidir denilebilir.

1980 darbesi sonrasında Kenan Evren’in “bir sağdan astık bir solda denge olsun diye” sözü bu darbeden hiç pişman olmadığının ve yaptıklarının en açık kanıtıdır.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s