DEĞİŞEN DİPLOMASİ ANLAYIŞI VE İSTİHBARAT ————————————————– ALINTIDIR

DEĞİŞEN DİPLOMASI ANLAYIŞI VE İSTİHBARAT

Değişen Diplomasi Anlayışı ve İstihbarat

HASAN SARAN  

Beykent Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

Etimolojik olarak diplomasi kelimesinin kökeni, eski Yunanca “diploma” dır.

Diploma, pasaport işlevini gören birbirine bağlanmış iki metal tabakadan oluşan bir belgeyi ifade eder.

Burada “seyahat” kavramına gönderme yapılmaktadır.[1]

Bu kelime Yunanca“katlamak” anlamına gelen “diploun” un türevidir.

[2] Eski Yunan’da elçiler sınırlarda geçerken yetki belgelerini katlanmış ve mühürlü metal kutularda taşmaları nedeniyle bu isim verilmiştir.

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde “diplomasi”, “uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü; yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı; bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği; bu görevlerin oluşturduğu topluluk” olarak tanımlanmıştır.[3]

Dünyada diplomasi sistemi 15’inci yüzyıldan itibaren şekillenmeye başlamış ve önemi hissedilmeye başlanmıştır.

Diplomasi teorisi çeşitli yazar, diplomat, hukukçu tarafından yine çoğunlukla dış politika kavramıyla karıştırılmakta ve uluslararası ilişkilerin bir alt konusu olarak kabul edilmektedir.

Diplomasi dış politikanın uygulanma zeminidir.

Ortaçağda Gutenberg’in matbaa makinesini Protestan Reform hareketlerine yol açmış ve bu nedenle 17’nci yy da kanlı “30 Yıl Savaşları” yapılmıştır.[4]

Savaş sonunda sıra ile Vestfalya Anlaşması, Viyana Sözleşmesi ve Ulus Devletlerin Ortaya Çıkışı ile birlikte Avrupa Uyumunun olgunlaşması ve netice itibarıyla diplomaside Avrupa normları benimsenmiştir.

Diplomat Machievelli’nin şehir devletleri sisteminden küreselleşen dünyayı küresel bir köy olarak nitelendirilen günümüz dünyasına gelindiğinde köy topluluğundan ziyade köyler arasında hızlı ve gizlilik sınırlarını zorlayan bir iletişim ağı oluşturmuştur.21’inci yüzyılda ulus-devletlerin varlığını yerini bu yeni ağlar topluluğuna bırakacağını iddia eden Naisbit’e göre küresel dünyada aynı zamanda derneklerin, vakıfların, kurumların, istihbarat organizasyonlarının yeni diplomaside söz sahibi olacağı gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.

Ulus devletler self-determinasyon haklarını kullanarak hangi organizasyonda yer alacaklarına konjonktürel olarak kendileri karar vereceklerdir.

Ancak bunu yaparken toplamış oldukları bilgiler, bekaları ve ulusal çıkarları açısından en doğru tercihi yapmaları için kendilerine seçenek oluşturmalarını sağlayacaktır.

Herman’a göre; “dış istihbarat bu alanda karar vermeyi etkileyen parametrelerden sadece bir tanesi olmasına rağmen katkısı genellikle vazgeçilmezdir”.[5]

Toplanan verilere doğru olarak yorumlanması ise ulus devletlerin bünyesindeki İstihbarat yapıları vasıtasıyla yorumlanacaktır. Ortaya çıkan tablo neticesinde verilen kararlar, küresel dünyadaki değişen diplomasi ile dünyanın güç dengesini tayin edecektir.

Soğuk Savaşın başında ABD’de yerleşmiş bir istihbarat geleneği bulunmamaktaydı.

Başkan Truman, yıllar sonra bir dostuna yazdığı mektupta; “Başkanlık koltuğuna oturduğumda, dünyanın her köşesinden derlenmiş gizli bilgileri benim önüme koyacak bir yapı mevcut değildi” diyordu.[6]

Bu bilgilerin yokluğu toplumların istihbarat kültürünü oluşturmalarına da engel olmaktadır.

Truman’ın bu sözünden anlaşıldığı üzere başkanın ihtiyaç duyduğu bilgi “stratejik istihbarat” dır.

Kent stratejik istihbarat tanımlamasını “Yüksek Düzey Pozitif Dış İstihbarat” olarak tanımlamıştır. 

Yüksek Düzey Pozitif Dış İstihbarat; Ülkelerin devlet adamlarının veya askerlerinin bilgisiz veya plansız davranışlarının sonucunda ülke hedeflerinin veya çıkarlarının zarar görmesini engellemek amacıyla ihtiyaç içinde olduğu bilgi türüdür.

Bu bilgiler devletlerin hasım veya hasım olması muhtemel diğer devletlerin niyetlerini, planlarını, planları gerçekleştirme kapasiteleri hakkında bilgi sahibi olunmasını gerektirmektedir.[7]

Bu bilgiler dâhilinde yapılacak ülkeler arası temaslar savaşmadan, kriz / çatışma gerçekleşmeden (kabul edilebilir seviyeye tırmandırılabilir) oluşabilecek durumların tespitini ve yapılacak müdahalelerin önlenmesi için ülkelerin birbirleriyle müzakere etmesini amaçlamaktadır.

Diplomasi öğretisine katkıda bulanan Kardinal Richelieu tarafından “sürekli müzakere” metodolojisi kapsamında savaşın en son çare olarak gördüğü ve istihbaratı, barışı nasıl elde edeceğinin belirlemesi için kullandığı, 1635 Fransa-İspanya savaşı öncesinde görülmektedir.[8]

İki ülke arasında barış olması mı önemlidir? Yoksa ulusal güvenlikleri ve çıkarları mı önceliklidir?

Sun Tzu bilge hükümdarla, iyi bir komutanın normal askerlere oranla kolaylıkla savaş kazanıp, zafere ulaşmasını istihbarata bağlamıştır.[9]

Onur Öymen Bir Mücadele Sanatı Olarak Diplomasiyi “Silahsız Savaş” olarak tanımlamıştır.[10]

21’inci yüzyılda artık savaşlar silahsız olarak, gerilimlerin başında diplomatik hamlelerle yapılmaktadır.

Savaş silahlı ya da silahsız yapılırsa yapılsın bir toplumun gücünü başka bir toplum üzerinde olduğunu kanıtlamak için yapılan faaliyetler olduğu kabul edilirse, bu bağlamda Sun Tzu’ nun zaferi istihbarata bağlaması, diplomasinin başarılı olunabilmesi için devletler nezdinde istihbaratın varlığının vazgeçilmez olduğu söylenebilir.

Diplomasideki maliyetler her zaman askerî çatışmalardakinden daha azdır.

Ancak, yanlış uygulanan diplomasi asimetrik tehditleri çözmek yerine daha da büyütebilir.[11]

Savaş maliyetli ve çok ses getiren ve toplumların kaçındığı bir tercih olduğundan barış ve işbirliğini gerçekleştirmek yahut şartları kendi ülkeleri lehine zorlamak başka bir tercih olarak gündeme gelmektedir.

Bu hedefler zorlayıcı diplomasi temasları ile gerçekleştirilmektedir.

Zorlayıcı diplomaside, diplomatik temas kurulan ülkelerin isteği çizgisinde değilse bile hâkimiyet kurmak istenen ülkeler tarafından istenilen çizgiye en yakın şekle getirilmesi amaçlanmaktadır.

Yılmaz’a göre bu zorlayıcı diplomasinin stratejisi, diplomatik temas kurulan ülkenin egemenlik hakkında sinsice nüfuz edilmesi olarak açıklamaktadır.[12]

Zorlayıcı Diplomasi kavramı ilk kez Thomas Schelling, tarafından kaleme alınan “Arms and Influence” adlı eserde kullanılmıştır.

Alexander L. George, da zorlayıcı tehditlerin savunma veya saldırgan amaçlı kullanımına işaret etmektedir.[13]

Zorlayıcı diplomaside karşı tarafı tehdit olasılığına inandırmak müzakerelerin lehte yapılacak anlaşmalar ile sonuçlanmasını sağlar.

Zorlayıcı diplomasi etkinliği ülkelerin silahlı kuvvetlerinin gücü ile doğru orantılıdır.

Diplomatik temasların avantajı güçlü silahlı kuvvetlerinin caydırıcı etkisiyle ikamelidir.

Kissinger’a göre Diplomasi ve askeri strateji birbirini desteklemelidir.[14]

Bradenburg Elektörü Frederick William; “Kendi ordusu olmayan bir hükümdar saygı ile davranılmaz, Tanrıya şükür beni saygıdeğer yapan budur” demektedir.[15]

Clausewitz, zaferin kazanılmasını, Toplum-Ordu-Hükümet üçgeninin uyumuna dayandırmaktadır.[16]

Girgin; Güçlü silahlı kuvvetleri ve iyi istihbaratı, sağlam ve dinamik ekonomi ile kaliteli siyasi ve idari yönetimin temeline dayandırmaktadır.[17]

Diplomaside silahlı kuvvetlerin etkinliği müzakereler süresince alınacak kararların ulusal çıkarlara ve hedeflere daha yakın şekilde neticelenmesini sağlayabilir.

Diplomasi ’de de değişim İngiliz diplomat Carne Ross’un kurduğu Bağımsız Diplomatlar Örgütünü kurması ile başlamıştır. Klasik diplomasinin halktan bihaber yapılmasının gayrı meşru durumu ve dikenli teller arkasından yapılmasının imkânsızlığı karşısında bu örgütün diplomatları resmi kanalların süzgecinden geçerek gelecek bilgiler yerine araziden topladıkları ham bilgeleri kullanmakta, akademisyenler ise hukuki ve ticari danışmanlardan belli konularda gönüllü hizmet almaktadırlar. Amaçlarının uluslar arası barış olduğunu belirten Ross, Richeliu gibi barışı sağlamak için ülkelerin bilgilerine ihtiyaç duyacağı sonucunu ortaya koyar. 

Bu durum post-modern bir yaklaşım gibi gözükse de 21’inci yüzyıl diplomatik sisteminin daha çok ademi merkeziyetçi olan yapısının bir sonucudur.

Bağımsız Diplomat Örgütü aynı Uluslararası Kriz Grubu (ICG)’un faaliyetlerini örnek alarak çalışmalarını sürdürmektedir.

ICG dünyanın problemli ülke ve bölgelerindeki olayları yakından takip etmektedir.

Kolombiya, Endonezya veya Liberya gibi istikrarsız ülkelerde yaptığı müzakereler nedeniyle “gizli müzakereci” diye bilinmektedir.

Kissinger; istikrarsızlığı meydana yetinen unsur, kuvvet dengelerinin tam sağlanamaması değil, kuvvet dengesi uğruna yapılan mücadele olarak açıklamaktadır.[18]

ICG, gelirlerini diplomatik misyonu ve temsilciliği bulunmayan ülkelerde o ülke ile ilgilenen ülkelere hizmet vererek elde etmektedir.

Bu bir yönüyle özel büyükelçilik hizmetidir.

Ancak edinilen bilgiler açık kaynaktan alındığından OSINT ihtiva etmektedir.

Çin bu ICG’yi Afrika’ya yapacağı yatırımlar öncesi yoğun olarak kullanmıştır.[19]

Buradan hareketle İstihbarat da diplomasi gibi devlet tek elinden kurtularak Liberalizmin etkisinde, birçok organizasyon ve kişinin ellerinde faaliyetlerine devam etmektedir.

Bu bir başarıdan çok bir ihtiyacın sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Görüldüğü üzere diplomasi ve istihbarat arasındaki mesafe azalıyor gibi gözükse de aslında ikisinin de faaliyetlerinin birbirini tamamlayan yönleri bu iki kavramı birbirine bağlamaktadır.

21’inci yüzyılın getirdiği küreselleşme dalgasına uyum sağlamak isteyen ulusal-uluslararası düzeydeki oluşumların pek çoğu kabuk değiştirmektedir.

Değişen kurumların başında da istihbarat örgütleri geliyor.

Gizli servisler, gelişmiş ülkelerde eskiden olduğu gibi tam bir gizlilik içinde işlerini yürüten kurumsal yapısından uzaktır.

Şimdilerde Dışişleri, İçişleri, Ekonomi-Maliye, Adalet bakanlıkları, Kızılhaç, Özel servis veren pilot üniversiteler, enstitüler, vakıflar, özel misyonu olan kardinaller, piskoposlar, hahamlar ve tüm misyoner örgütleri,  çok uluslu şirketler (ÇUŞ), yurtdışında temsilciliği olan medya kuruluşları ve haber ajansları ile de gittikçe iç içe çalışır hale gelmiştir.

İstihbarat servisleri koordinasyon, finansman, lojistik destek ve yönlendirme faaliyetleri ile sınırlı görevleri icra etmektedir.

Artık hedef ülkelerde özellikle istihbarat-ajitasyon faaliyetleri deşifre olma riski nedeniyle taşeron işbirlikçilere yaptırılıyor.

Bu yerli işbirlikçilere “etki ajanları”, “yönetici ajanlar” ya da kapsamlı bir deyişle “nüfus casusları” adı verilmektedir.[20]

Tablo.X: 21’inci Yüzyılda Gücün Dağılması

  Özel Sektör Kamu Sektörü Üçüncü Sektör
Uluslarüstü Uluslarötesi Şirketler (ÇUŞ) (IBM,Shell) Hükümetlerarası Örgütler (BM, WTO) Sivil Toplum Kuruluşları  (INGO) (Kızıl Haç, Greenpeace)
Ulusal Ulusal Şirketler (Soutwest Airlines) 21. yüzyıl Merkezi Hükümeti Kâr amacı gütmeyen gönüllü ulusal kuruluşlar (Kızılay)
Ulusaltı Yerel İşletmeler  Devlet/Yerel Yönetim (Belediyeler, Muhtarlıklar) Yerel Gruplar       (Dernekler, Düşünce Kuruluşları)

Kaynak: Nye J.S., Welch D.A., Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak, ss.431

21’incü yüzyılın üçüncü bir sanayi devrimini beraberinde getirerek bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde muazzam değişim, hükümetlerin ve egemenliğin doğasını değiştirmekte ve bir güç paylaşımına neden olmaktadır.[21]

Bu güç paylaşımı diplomasinin değişen aktörlerini yeni dönemde sadece istihbarat alanında değil, diplomatik alanda da etkin şekilde kullanılmasına neden olmaktadır.

21’inci yüzyılda klasik diplomasi unsurları olan Büyükelçiliklerin dikenli teller arkasından diplomasi yapması imkânsız hale gelirken, başka bir görevi bilgi toplama ve rapor gönderme olan diplomatların[22] istihbarat faaliyetleri yapması zorlaşmaktadır.

Klasik anlamdaki istihbarat teşkilatlarının da deşifre olma riski işlevlerini nitelikli şekilde yapmalarına müsaade etmemektedir.

Bu imkânsızlıklar ve riskler diplomasi ve istihbarat disiplinlerini birbirlerine daha da yaklaştırmaktadır.

Bir yandan el altından istihbarat faaliyetleri icra eden bu kurumlar, diğer taraftan etki edecekleri hedefler ile resmi veya gayrı resmi temaslar kurarak istedikleri şekilde yönlendirilmesini sağlamaya çalışmaktadırlar.

Bu durum istihbarat faaliyetlerinin etkin şekilde icra edilmesine ve diplomasinin çok çeşitli hedefler ile temas kurarak, istihbarat faaliyetleri ile iç içe geçmesine neden olmaktadır.

Bu yeni sistemin aktörleri artmakta ve istihbarat yeni sistemin okunmasını kolaylaştırmak için kullanılmamaktadır.

Ekonomiler ve bilgi ağları hükümetlerden daha hızlı değişmektedir.[23]

Dolayısıyla bilgilerin küresel sistemi daha hızlı dolaşmasını sağlamaktadır.

Bu bilgilerin ülkelerin değişim ve gelişimindeki yeri önemlidir.

Tüm bilgilerin ve toplanan haberler vasıtasıyla oluşturulan istihbaratların ülkelerin olumlu gelişimine katkısı tecrübelerle elde edilecek bilginin maliyetini ve elde edilme süresini kısalttığından maliyet etkin bir uygulamanın temelini oluşturmaktadır.

21’inci yüzyılda bilgiyi yaymak ucuz olsa da yeni bilginin toplanması ve üretimi sık sık büyük yatırımları gerektirmektedir.

Bu gelecekte karşılaşılabilecek tehditlerin ve sorunların en kısa zamanda tespiti ve gerçekleşme ihtimaline kadar geçen sürede etkisiz hale getirilmesi için ülkelere avantaj sağlamaktadır.

Aynı zamanda yeni diplomasi unsurları da bu tip bilgilerin oluşturulmasında görev yaptığı gibi aynı zamanda bilgileri tüketen durumunda bulunmaktadırlar.

Hedef ülkeye yapılacak faaliyetlerin başarılı olarak gerçekleştirilmesi için istihbarat ihtiyaçtan çok bir zorunluluk hale gelmiştir. 21’inci yüzyılda uluslarötesi aktör sayısının artmasıyla bu muazzam güç ülkelerin tek elinden çıkmıştır.

Genellikle açık kaynak istihbaratı (OSINT)’den faydalanılarak oluşturulan istihbarat raporları ile değişen küresel istihbarat sistemine uyum sağlaması söz konusu aktörler için mecburiyet halini almıştır.[24]

İstihbarat geleceğe dönük hedeflere ulaşmak için gerekli olan bilgilere ulaşmada yardım ve rehberlik görevini yerine getirir.[25] Yeni diplomatik aktörler görünürde kendi faaliyet alanlarında hizmet verdiği gibi diğer alanlarda da enformasyon toplayarak hizmet ettikleri ülkeye ve ona bağlı oluşturulan diğer diplomatik aktörlere avantaj kazandırmaya çalışmaktadırlar.

Özdağ’a göre İstihbarat ulaşılabilen bütün açık, yarı açık ve/veya gizli kaynaklardan her türlü aracın kullanılması sonucunda elde edilen her türlü veri, malûmat ve bilginin ulusal genel veya ulusal özel plândaki politikaların gerçekleştirilmesi ve ulusal politikalara zarar verilmesinin engellenmesi amacı ile toplandıktan sonra önemine ve doğruluğuna göre sınıflandırılması, karşılaştırılması, analiz edilerek değerlendirilmesi süreci sonucunda ulaşılan bilgidir.[26]

İstihbarat uzmanları, çağdaş istihbaratın ana amaçlarından birinin kitleleri istenen istikamete yönlendirmek olduğunu kaydetmektedirler.[27]

21’inci yüzyılda bu istikameti tayin eden istihbarat, toplumları aynı amaç doğrultusunda örgütleyerek özel plandaki politikaları, amaçları ve menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirecekleri ana temas noktalarının belirlenmesini sağlamaktadır.

Diplomasi temasları elde hiçbir veri yokken yapılamayacağını kabul etmemiz gerekir.

Bu noktalar kimi zaman, ekolojik istihbarat ışığında kurulan bir insan hakları diplomasisi veya Çevre Diplomasisi olabildiği gibi, Teknolojik ve Sinai İstihbarat yoluyla oluşturulan enerji diplomasisi de olabilmektedir.

Bu bilgiler ışığında aşağıdaki tablo oluşturulmuş olup, diplomasi çeşitlerinin ilgi alanında bulunan istihbarat alanları ve temas noktaları daha anlaşılabilir şekilde detaylandırılmaya çalışılmıştır.

  1. X: 21’inci Yüzyılda Diplomasinin İhtiyaç Duyduğu ve Ürettiği Enformasyon Alanları
Diplomasi Çeşitleri Etki Unsuru İstihbarat Etki Alanı/Temas Noktası (Bilgi Üreten ve Tüketen)
Terör ve Güvenlik Diplomasisi Siyasi İstihbarat-Askeri İstihbarat

-Sosyal İstihbarat

-Biyografik İstihbarat-Tıbbi İstihbarat

-Siber İstihbarat

-Hükümetler

-Silahlı Kuvvetler

-İstihbarat Teşkilatları

-Siber Güvenlik birimleri

Ekonomi Diplomasisi-Ekonomik İstihbarat-Coğrafi İstihbarat

-Ulaştırma ve İletişim İstihbaratı

-Tıbbi İstihbarat

-Bilimsel ve Teknik İstihbarat-Siber İstihbarat

-Askeri İstihbarat

-Siyasi İstihbarat

-Hükümetler-Çok Uluslu Şirketler (ÇUŞ)

-Silahlı Kuvvetler

-Yerel İşletmeler

-Finans Kurumları

Çevre Diplomasisi-Ekolojik İstihbarat-Coğrafi İstihbarat

-Ulaşım ve İletişim İstihbaratı

-Siber İstihbarat

-Meteorolojik İstihbarat

-Hükümetler-Aktivist Gruplar

-Çok Uluslu Şirketler

-Yerel Şirketler

-STK’lar (NGO veya INGO)

-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-Yerel Gruplar

İnsan Hakları Diplomasisiİnsani Diplomasi

-Sosyal İstihbarat-Biyografik İstihbarat

-Siyasi İstihbarat

-Tıbbi İstihbarat

-Tıbbi İstihbarat

-Siber İstihbarat

-Hükümetler

-STK’lar (NGO veya INGO)

-Aktivist Gruplar

-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-ÇUŞ ve Yerel Şirketler

-Yerel Gruplar

Enerji Diplomasisi-Coğrafi ve Kartografik İstihbarat

-Ulaşım ve İletişim İstihbaratı-Bilimsel ve Teknik İstihbarat

-Hükümetler-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-ÇUŞ ve Yerel Şirketler

Kamu Diplomasisi-Sosyal İstihbarat-Siyasi İstihbarat

-Biyografik İstihbarat (Demografik)

-Tıbbi İstihbarat

-Siber İstihbarat

-Yerel Halk-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-ÇUŞ ve Yerel Şirketler

-Hükümetler

-Yerel Gruplar ve Halk

-Düşünce Kuruluşları (Think-Tank)

-Akademik Kurumlar ve Üniversiteler

-Cemaatler

Kültür Diplomasisi-Kültürel İstihbarat-Sosyal İstihbarat

-Siyasi İstihbarat

-Biyografik İstihbarat (Demografik)

-Siber İstihbarat

-Yerel Halk-Aktivist Oluşumlar

-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-ÇUŞ ve Yerel Şirketler

-Hükümetler

-Yerel Gruplar ve Halk

-Cemaatler

Mega Diplomasi (Dijital Diplomasi)-Siber İstihbaratı-Sosyal İstihbarat

-Siyasi İstihbarat

-Kültürel İstihbarat

-Hükümetler-Aktivist Gruplar

-Çok Uluslu Şirketler

-Yerel Şirketler

-STK’lar (NGO veya INGO)

-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

-Yerel Gruplar ve Halk

-Düşünce Kuruluşları (Think-Tank)

-Akademik Kurumlar ve Üniversiteler

-Cemaatler

Geleneksel Diplomasi-Ekonomik İstihbarat-Coğrafi İstihbarat

-Ulaştırma ve İletişim İstihbaratı

-Bilimsel ve Teknik İstihbarat

-Yüksek Düzey Pozitif İstihbarat

-Siber İstihbarat-Askeri İstihbarat

-Siyasi İstihbarat

-Askeri İstihbarat

-Hükümetler-Büyükelçilik ve Diplomatik Misyon

-Askeri Ataşelikler

-İstihbarat Teşkilatları

Zorlayıcı Diplomasi-Siyasi İstihbarat-Kültürel İstihbarat

-Ulaştırma ve İletişim İstihbaratı

-Ekonomik İstihbarat

-Askeri İstihbarat-Siyasi İstihbarat

-Yüksek Düzey Pozitif İstihbarat

-Sosyal İstihbarat

-Hükümetler-Silahlı Kuvvetler

-Büyükelçilik ve Diplomatik Misyon

-Askeri Ataşelikler

-İstihbarat Teşkilatları

Nükleer Diplomasi-Siyasi İstihbarat-Kültürel İstihbarat

-Ulaştırma ve İletişim İstihbaratı

-Ekonomik İstihbarat

-Askeri İstihbarat

 

-Siyasi İstihbarat-Yüksek Düzey Pozitif İstihbarat

-Sosyal İstihbarat

-Terörizm ve İllegal Faaliyetler İstihbaratı

-Hükümetler-Çok Uluslu Şirketler

-Yerel Şirketler

-Uluslararası Organizasyonlar (BM gibi)

Kaynak: Nye J.S., Welch D.A., Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak, ss.402

Yukarıdaki tabloda geleneksel dünya politikası ve Uluslarötesi Dünya Politikası şekli verilmiştir.[28]

Bu politik tablo diplomatik sisteminde temelini oluşturmaktadır.

Çağdaş diplomatik sistemde ise tüm aktörleri başarıya giden yola sokabilmek için bir kural kitabı olmadığından[29] kendi menfaatleri doğrultusunda birbirleriyle müzakere ve temas kurabilmektedirler.

Soğuk savaş dönemindeki dışa kapalı bilgi toplamanın getirdiği sert bilgi toplama anlayışı yerine, iletişim haline bulunarak edinilmesi gereken bilgilerin özgür müzakereler ve temaslarla sağlandığı yeni bir istihbarat sistemini beraberinde getirdiği söylenebilir.

Bu uygulamanın zeminin Açık Toplum olduğu söylenebilir.

Peter J.Spiro’ya göre devletler sönüp gitmeye tam hazır olmayabilir ancak artık devletler alışılagelmiş devlet yapısından uzaktır.[30]

Bu karşılıklı uluslararası sistemdeki çok yönlü yeni istihbarat ve diplomasi sistemini beraberinde getirecektir.

Bu sistemden sağlanan bilgiler yoluyla diplomasinin ülkelerin elinden alınarak tüm toplumların kontrolüne verildiği söylenebilir.

Aynı zamanda bu sistemin entegre sistemlerin daha çabuk olmasını ve birbirleri arasındaki bağımlılığın daha çok artmasına neden olduğu söylenebilir.

Zira aynı amaçtaki organizasyonların birbiriyle oluşturdukları işbirliği ile hedeflerine daha güçlü şekilde yürüyebilecekleri şüphesizdir.

Postmodern bir diplomat olarak tanımlayabileceğimiz G.Soros; Karl Poppers’in icadı olan “Açık Toplum” fikrine inanmaktadır.[31]

Açık Toplum Stratejisi topluma ait değerlerin arkasına sığınarak, ya da toplum menfaatleri ortaya koyarak, toplumu masum nedenler ile yönlendirme ve kolektif eylem refleksinin hak tarafından gerçekleştirilmesini sağlama becerisi olarak tanımlanabilir.

G.Soros açık toplumu; “Hukukun üstünlüğünün, insan haklarına ve azınlık haklarına ve demokratik yöntemlere saygının teminatı altına alındığı, farklı seslere izin verilen ve demokratik yöntemlerle seçilmiş hükümetlerce yönetilen toplumlar” olarak tanımlamaktadır.[32]

E.Kant’ın toplumun sosyolojik değerinin sayısal değerinin üstünde olduğunu açıklamaktadır.

Bunu anlayan devletler etki altında tutmak istedikleri toplumları hedef ülke üzerinde baskı unsuru olarak kullanmaktadır.

Bilginin güç olduğunun farkında olan pek çok firma ve kurum yeni bilginin peşindedir.

Amerika, Rusya, İngiltere ve Fransa diğer ülkelere nazaran çok üstün istihbarat toplama ve üretme kapasitelerine sahiptir.

ABD istihbarata yılda 44 milyon dolar aktarmaktadır.

Başarıyı sağlayan, herkese açılmadan önce gayrı resmi yollardan yeni bilgiye erişmektir.[33]

Bu uluslarötesi aktörlere yeni avantajlar sağlamaktadır.

Ancak bu bilgiler ülkelerin bazı gizli ve stratejik bilgilerini ihtiva ediyorsa, casusluk faaliyetleri algısıyla ülkelerin tepki vermesine ve resmi diplomasinin ülkeler arasında sekteye uğramasına da neden olabilmektedir.

Casusluk faaliyetleri ülkeler açısından çok tedirginlikle yaklaşılan bir konu olsa da aslında tüm ülkeler bilinmeyeni bilmenin verdiği avantajın farkındadırlar. Bu avantajın cezbedici yönü onu vazgeçilmez yapar.

Teknolojik gelişmeler çerçevesinde gelişen enformasyon sistemleri ile casusluk faaliyetleri zamanla daha farklı bir şekil kazanmıştır.

Küresel Terörle Mücadele adı altında kurulan teknolojik istihbarat sistemleri ülkeler tarafından suiistimal edilir hale gelmiştir.

Fransız Le Monde gazetesi, Eski NSA görevlisi Edward Snowden tarafından açığa vurulan dinleme skandalı çerçevesinde ortaya çıkan yeni veriler ışığında NSA’ nın, Fransa’da sadece 10 Aralık 2012-8 Ocak 2013 tarihleri arasında 70 milyon telefon görüşmesini dinlediğini ortaya çıkardı.

Olaya tepki gösteren Fransa dış işleri Bakanı Laurent Fabius, ABD’nin Paris büyükelçisini “derhal” Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı.

Bu durum Fransa ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerin bitmesi ve iki ülke arasındaki gerginlik ortamının başlangıcı olarak algılanmalıdır.

            Le Monde, “incelediğini” belirttiği belgeleri kaynak göstererek, NSA’ nın özellikle Afganistan, Çin ve Rusya’daki telefon numaralarını keyfi biçimde takip ettiğini aktardı.

Avrupa’da ise en çok takip edilen ülkelerin sırasıyla Almanya, İngiltere ve Fransa olduğunu, ancak İngiltere’de bu işlemin İngiliz devletinin onayıyla yapıldığını yazdı.

Bu gelişmeler üzerine Fransa İçişleri Bakanı Manuel Valls; “Eğer dost ve müttefik bir ülke Fransa veya diğer Avrupa ülkeleri üzerinde casusluk faaliyetlerinde bulunuyorsa bu kabul edilecek bir durum değildir” açıklamasını yapmıştır. [34]

Güney Amerika Ortak Pazarı (Mercosur) üyesi beş ülke[35], ABD Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’nın küresel dinleme ve izleme programından duydukları rahatsızlığı BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’a iletti.[36]

Ülkeler diplomatik temaslarını koparmak yerine tepkilerini Uluslararası kuruluşlardan istifade ile ortaya koymaktadırlar.

Dolayısıyla ülkelerin yapılan casusluk faaliyetlerini hoş karşılamadıkları açığa çıkmaktadır.

Kent İstihbarat, oluşturulan politikalara mümkün olan en fazla miktarda yardım ve rehberlik almasına yetecek ölçüde yakın olmalı, ancak nesnelliğini ve yargı bütünlüğünü kaybedecek kadar da yakınında olmaması gerektiğini söylemiştir.[37]

Ülkeler arasında dinlemeler güvenlik-mahremiyet dengesinin kurulamaması, yasal bir mevzuat olmaması faaliyetlerin gayrı resmi olarak gerçekleştirilmesine neden olsa da dinlemelerin getirdiği sonuçlar ülkelerin diplomatik ilişkilerini olumsuz etkilemekte, şüphe ile yaklaşmalarına neden olmakta ve saygınlıklarına zarar vermektedir.[38]

Ortaçağda Gutenberg’in matbaa makinesini Protestan Reform hareketlerine yol açmış ve bu nedenle 17’nci yy da kanlı “30 Yıl Savaşları” yapılmıştır.[39]

Matbaanın ortaya çıkması ile bilgi daha hızlı yayılmaya başlamıştır.

İnternet bu hızı katlamıştır.

Bilginin hızlı dolaşımı ve insanlara erişimindeki sınır tanımaz yapısı, reformist hareketlere neden olmakta ve insanların haksızlıklara karşı değişim isteklerini körüklemektedir.

Arap baharı bu alanda bakıldığında sivil transformasyon isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı söylenebilir.

Bu her ne kadar Mısır’da bir darbe ile sonuçlanmış olsa da birçok Ortadoğu, Afrika ve Arap ülkesindeki özgürlükçü hareketleri körüklemiştir,

Birçok ülkenin yönetim şeklinin yönetenden- yönetilene olan değişim isteği ilişkisini tersine çevirme eğilimi göstermektedir. 

Bu olaylardan ve halkın verdiği tepkilerden dünyanın net bilgilere sahip olması ve eylemlerin bir ülkeden diğerine sıçramasının asıl nedeni halkın demokrasi isteklerinin şiddetinden çok, onların azminden diğer ülkelerin haberdar olması ile mümkün olmuştur.

Bu enformasyon ağında sosyal medyanın baş aktör olarak ortaya çıkması ve internet kullanımının katkısı yadsınamaz.

Bazı ülkeler bu durumu milli tehdit olarak görseler de Şili başkanı iktidarının twitter garantisi altında olduğunu açıklamaktadır.

Ortaçağ’da liderleri etkileyerek toplumlara ulaşma ve dizayn etme olasılığı tebaa olma geleneğinden hareketle daha mümkündü.

Ancak şu anda insanlar internet ve internet altyapısını kullanan çeşitli enformasyon sistemleri ile doğru veya art niyet taşıyan bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmaktadır.

Bu toplumları bilinçli yaptığı gibi bazen karar vericiye tepki duymalarına ve toplumun isteğine göre zorlama ile yönetim şeklini belirleme amacı taşımaktadır.

Reformist hareketlerin yoğun yaşandığı ülkelerde dış kaynaktan servis edilen doğru (yanlı) ve çarpıtılmış bilginin yoğunluğu onların ayırt edilmesini zorlaştırmaktadır.

Bu bilgiler legal veya illegal olarak ne zaman mega diplomasi (dijital diplomasi) araçlarına geçmiş ise işte istihbarat diplomasi sahasına girmiş olmaktadır.

Bu durumda istihbaratın gizlilik prensibi ortadan kalkar ve istihbarat tüm dünyaya bir anda servis edilebilir.

Bu durum istihbarat ile ilgili ülkelerin prestij kaybına neden olmasının yanında yaptıkları faaliyetlerden dolayı diğer ülkeler ile resmi diplomatik temasları da donma veya durma noktasına gelmesi muhtemeldir.

Aynı zamanda milyonlarca kişinin kullandığı bir sosyal medya aracı üzerinden gönderilen bir mesaj onbinlerce kişinin algısını değiştirerek mesajı alanların istedikleri alana yönlendirilmesine ve ülke yönetimine veya hedef güç unsuruna yönelik tepki verilmesine neden olabilir.

Veya aynı mesaj ikna edilen kişilerin beyinleri fethedilerek istenilen pozitif algının oluşturulması sağlanabilir.

Bu kamu diplomasisi olarak karşımıza çıkar ve kamu diplomasisinin en önemli zemini yeni diplomatik sistemde artık sosyal medyadır.

Dijital diplomasi, dış politika sorunlarını internet yoluyla çözme yöntemidir. İletişim dünyası ile diplomasinin birbirinden ayırt edilemez şekilde konumlandığı 21’inci Yüzyılda diplomasiye dijital bir bakış açısı oluşturulmuştur.

Klasik diplomasının farklı bir ortamda uygulanması demek olan dijital diplomasi sayesinde, web aracılığıyla yeni ve dikkate değer yollarla dinlemek, yayınlamak, etkileşime geçmek ve değerlendirmek mümkün hale gelmektedir.

Bu insanlar arasında hızlı bir iletişim ve etkileşim anlamına gelmekte, insanlar bilgiye ucuz ve hızlı bir şekilde kavuşmaktadır. Bu avantaj internet ve sosyal medya  kullanım oranlarını hızlı bir şekilde artırmaktadır.

Dijital diplomasi, Facebook ve Twitter başta olmak üzere sosyal ağların zihinleri ve gönülleri kazanmakta kullanılmasını tanımlar.

Dijital diplomasi kamu diplomasisinin dijital ortamda uygulanma şekli olarak da tanımlanabilir.

Ülkelerin diğer ülkelerdeki vatandaşlarını ve dünyadaki farklı halkları dijital araçları kullanarak bilgilendirmesi, onlarla iletişime geçmesini hedefler.

İnteraktif bir süreç olması, pozitif ögelerle beslenmesi ve bir strateji dahilinde sürdürülmesi gerekir.[40]

Tablo 1. Dünya İnternet Kullanım Analizi

WORLD INTERNET USAGE AND POPULATION STATISTICS
June 30, 2012
World Regions Population
( 2012 Est.)
Internet Users
Dec. 31, 2000
Internet Users
Latest Data
Penetration
(% Population)
Growth
2000-2012
Users %
of Table
Africa 1,073,380,925 4,514,400 167,335,676 15.6 % 3,606.7 % 7.0 %
Asia 3,922,066,987 114,304,000 1,076,681,059 27.5 % 841.9 % 44.8 %
Europe 820,918,446 105,096,093 518,512,109 63.2 % 393.4 % 21.5 %
Middle East 223,608,203 3,284,800 90,000,455 40.2 % 2,639.9 % 3.7 %
North America 348,280,154 108,096,800 273,785,413 78.6 % 153.3 % 11.4 %
Latin America / Caribbean 593,688,638 18,068,919 254,915,745 42.9 % 1,310.8 % 10.6 %
Oceania / Australia 35,903,569 7,620,480 24,287,919 67.6 % 218.7 % 1.0 %
WORLD TOTAL 7,017,846,922 360,985,492 2,405,518,376 34.3 % 566.4 % 100.0 %
NOTES: (1) Internet Usage and World Population Statistics are for June 30, 2012. (2) CLICK on each world region name for detailed regional usage information. (3) Demographic (Population) numbers are based on data from theUS Census Bureauand local census agencies. (4) Internet usage information comes from data published byNielsen Online, by theInternational Telecommunications Union, byGfK, local ICT Regulators and other reliable sources. (5) For definitions, disclaimers, navigation help and methodology, please refer to theSite Surfing Guide. (6) Information in this site may be cited, giving the due credit towww.internetworldstats.com. Copyright © 2001 – 2013, Miniwatts Marketing Group. All rights reserved worldwide.

Kaynak: internetworldstats Usage And Populatıon Statıstıcs http://www.internetworldstats.com/stats.htm

Hobsbawn’a göre; ABD’nin mevcut dış politikası küresel gücünün genişlemesi ve bu gücün kullanılmasını meşru kılacak düşmanları kendi eliyle oluşturarak, Soğuk Savaş yoluyla oluşturulan dehşetin aslında ihtimal dahilinde olmadığı bir zamanda tekrar canlandırmaya çalışmak yönündedir.

Teröre karşı savaşın doğurduğu tehlikelerin kaynağı aslında Müslüman intihar bombacıları değildir.[41]

Oluşturulan kaotik ortam ABD dış politikasının daha saldırgan olmasını sağlayacak, suni dehşet ortamları ile bu politikalara daha meşru bir zemin oluşturmaktır.

Bu görev istihbarat teşkilatlarının başlıca görevidir ancak yeni sistemde bu amaç doğrultusunda kamu diplomasisi veya yeni bir paradigma olan kültür diplomasisi kullanılmaktadır.

Kendi kültürünü diğer devletlere kabul ettirerek kendine yakın hale getirerek o ülke üzerindeki nüfus gücünü arttırmaya çalışmaktadır.

Kültürünü diğer ülkeye empoze ederek kendi kültürünü hedef ülke insanlarının sempati duyacağı bir ölçüye getirmeyi hedeflemektedir.

Huntington bu kültürel mücadeleyi şu şekilde aktarmaktadır; “Benim faraziyem şudur ki bu yeni dünyada mücadelelerin esas kaynağı özellikle ideolojik ve ekonomik olmayacaktır. Beşeriyet arasındaki büyük bölümler ve hâkim mücadele kaynağı kültürel olacaktır”[42]

Hablemitoğlu’nun araştırmalar sonucundaki; “özellikle Tarih Vakfı’nın projelerine verilen desteğin yanı sıra, Türkiye’de kimlik ve normların değişimi konusu, özellikle Körber Vakfı’nın ilgi alanına girmektedir. Körber Vakfı, Türk-Alman ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda, Türkiye’de lise düzeyinden itibaren Alman sempatizanı bir nesil yaratmak gibi geniş vizyonlu bir misyona da sahiptir”[43] açıklaması ile Anadolu’da Alman kültürel etkinliğinin hâkim olduğu bir coğrafya yaratmak isteğini sonucuna varılmıştır.

Güney Afrika eski başkanı Nelson Mandela’nın; “Ben bir İngiliz okulunda yetiştim ve o zaman İngiltere dünyadaki iyi olan her şeyin anavatanıydı.

İngiltere’nin ve İngiliz tarih ve kültürünün üzerimdeki etkisinden kurtulamadım”açıklaması kültür diplomasinin liderleri bile etki alanında tuttuğunu göstermektedir.

Brensinski’ye göre; başarıyla uygulanan ve sessizce kabul edilen kültürel üstünlük, imparatorluk (ABD) merkezinin iktidarını devam ettirmek için büyük askeri kuvvetlere gereksinimi azaltma etkisine sahipti.[44]

Bu ise maliyet etkin hamlelerin hedefleri doğrultusunda olan bir görüştür.

Sonuç itibarıyla, 21’inci yüzyılın yeni etki ajanları ve diplomatik unsurları Uluslarötesi STK’lar, Düşünce Kuruluşları, Çok Uluslu Şirketler, Aktivist Oluşumlar,  akademik ve bilimsel kurumlar, cemaatler, Devlet-Özel Sektör Ortak Yapıları, Dışişleri, İçişleri, Ekonomi-Maliye, Adalet bakanlıkları, Kızılhaç, Özel servis veren pilot üniversiteler, enstitüler, vakıflar, özel misyonu olan din adamları ve tüm misyoner örgütleri, çok uluslu şirketler (ÇUŞ), yurtdışında temsilciliği olan medya kuruluşları ve haber ajansları olacaktır.

Bu 21’inci yüzyılda planlanarak başarılmış bir düzen değil ihtiyaçlar ve zamanın ruhundan doğan bir sistemdir.

Bu yeni sistem ülkeler tarafından bilinçli olarak dizayn edilmemiş, ihtiyaçlardan kaynaklanmıştır.

Zira devam eden süreçte ülkelerin yetki ve sorumluluklarının ortadan kalkması ülkelerin ikinci plana itilmesine neden olması ihtimalini ortaya çıkarmaktadır.

Diplomasinin devletler üstü bir şekil almasının yanında, daha geleneksel ulus-devlet sisteminin dışında büyüyen yeni küresel bağlantılar ağından yararlanmak gibi ek avantaja sahip olacaktır.

Çokuluslu şirketler, NGO’lar (uluslaraşırı karaktere sahip olduğu örgütler) ve bilimsel topluluklar tarafından örülen ve internet tarafından desteklenen bu ağ şimdiden, doğası gereği, daha kurumsallaşmış ve kapsamlı küresel işbirliğine uyumlu gayri resmi küresel bir sistem yaratmaktadır. [45]

Gelecekte küresel işbirliği yapısı iyi anlaşılması açısından aşağıdaki şekilde ortaya çıkabilir.

Şekil.1. : 21’inci Yüzyıl Diplomatik İletişim Diyagramı

P5+1 görüşmeleri öncesinde diplomatik ilişkiler başlamadan MOSSAD tarafından açıklanan İran’ın nükleer programı ve nükleer kapasitesi ile ilgili istihbarat değerlendirmeleri CIA tarafından  “yanlış yönlendirici” olarak değerlendirilmiştir.

MOSSAD’ın değerlendirmelerini “abartılı ve alarm vermeye yönelik” şeklinde yorumlayarak dikkate almadığı ifade edilmiştir. ABD yetkilileri, Washington politikasının CIA’dan gelen değerlendirmeye göre şekilleneceğini belirmiş, açık istihbarat sitelerinde yer alan iddialara göre, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı John Kerry de, CIA’ya dayanarak İran’a yeni yaptırımlar uygulamasını isteyen ABD Senatosu üyelerini ikna etmeye çalışırken İsrail tarafından gelen değerlendirmelerin dikkate alınmaması gerektiğini açıklamıştır.[46]

CIA’den alınan istihbarat karşısında Obama tarafından toplantı öncesinde toplantıya iştirak eden diğer ülkeler nezdinde ilişkileri baltalama girişimi olarak algılanmıştır.

Görüldüğü üzere bazen dezenformasyon olarak değerlendirilen bilgiler liderler tarafından önemsenmemekte, karar aşamasında Milli İstihbarat unsurları değerlendirmeye alınmakta ve gereken müdahale bu doğrultuda yapılmaktadır.

Fakat dış tehdit algıları bu çok istisnai durum haricinde oldukça önemli kabul edilir ve gereken müdahale geciktirilmeden uygulamaya konulmaktadır.

Bilginin her dört yılda bir ikiye katlandığı dünyada devletlerin bu bilgi yığınını işlemesi ve istihbarata ulaşması gelecekte mümkün gözükmemektedir.

Bu ortaya yeni bir Pazar olan İstihbarat Pazarını ortaya çıkarmaktadır. İstihbarat zamanla özelleşmektedir.

Bu pazarın yeni sahipleri ve müşterileri şirketler, dernekler, STK’lardır.[47]

Amerikan ordusuna alternatif olarak kurulan Black Water Security dünyada birçok bölgede ordusunun taşeronu olarak ABD’ye koruma ve güvenlik hizmet vermektedir.[48]

Aynı zamanda bilgi toplama unsuru olarak da kullanılan bu şirketlerin gayrı resmi amaçları devletlerin transformasyonunu sağlamaktır

Günümüzde hükümetler yüksek siyaset ile uğraşırken onun faaliyetleri dışında kalan yerlerdeki işlevlerinin sınırlarını aşan STK’lar küresel diplomasinin dinamik aktörleri haline gelmiştir.

Oxfam, İngiliz Kalkınma Kurumu (DFID)’nu yönlendiren Gates Foundation gibi kurumlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nden daha fazla sağlık gündemini belirlemektedir.

Bir Alman diplomat, “Sivil toplum, kendi işini kendi görmektedir ancak sivil toplumun bir başka işlevi de işler doğru yapılmadığında yetkililerin başlarını ağrıtmak olmalıdır” demektedir. [49]

Uluslarötesi ölçekte etkinlikteri STK’lar aşağıda belirtilmiştir[50];

–          İnsan Hakları İzleme Örgütü

–          Uluslararası Kriz Grubu

–          Uluslararası Af Örgütü

–          Sınır Tanımayan Hekimler

–          Bill ve Melinda Gates Vakfı

–          Oxfam International

–          Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC)

–          Greenpeace

Türkiye açısından bakıldığında kamu diplomasisinde Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yunus Emre Enstitüleri ve Kamu Diplomasi Koordinatörlüğü gibi kurumlarla faaliyetlerini sürdürmektedir.

Ülke menfaatleri açısından bir araya gelmesinde büyük yarar var.

Diplomasi ’de de değişim İngiliz diplomat Carne Ross’un Bağımsız Diplomatlar Örgütünü kurması ile başlamıştır.

Klasik diplomasinin haktan bihaber yapılmasının gayrı meşru durumu ve dikenli teller arkasından yapılmasının imkansızlığı karşısında bu örgütün diplomatları resmi kanalların süzgecinden geçerek gelecek bilgiler, yerinde araziden topladıkları ham bilgeleri kullanmakta, akademisyenler ise hukuki ve ticari danışmanlardan belli konularda gönüllü hizmet almaktadırlar.

Aldıkları danışmanlık ücretleri düşük olsa da her yıl yüzlerce deneyimli diplomattan güçsüzlere yardım amacı ile bu örgüte gönüllü olarak işbirliği yapmaktadır

BM güvenlik konseyi veya dünya bankası gibi klasik usul iş yapan örgütlerin 21’inci yüzyılda ülkelere yeterli katkıyı yapmadığı aşikardır. Bu bu kurumların prestijini ve ülkelerin güvenini yitirmelerine neden olmuştur.

Küreselleşmenin planlı bir yolu olmasa da dot.gov, dot.com, ve dot.org diplomatları (mega diplomasinin aktörleri) birbirlerini denetlemekte ve sorumluluklarını yerine getirmektedirler.

Soğuk savaşın geride kalması yatırımcıların, akademisyenlerin, aktivistlerin ve ünlülerin kendi stratejilerini sergileme fırsatını vermiştir. Bu insanların tümü mega diplomasi aktörleridir.

Bu kişilerin devre dışı kalması demek klasik diplomasinin de başarısız kalması demektir.

Bu kişilerin konuların dünya gündemine girmesine politikaların geliştirilmesine ve uygulanmasına katkıları tartışılmazdır.

Bu insanlar paralarını konuştukları konulara yatırmakta, prestijlerini ve utanç stratejilerini statükocu kurumları tahrik ederek kullanmaktadır.

Bu diplomatlar borç yapılanmalarından kara mayınlarının yasaklanmasına uluslararası ceza mahkemesinin kurulmasından ÇED raporlarının şirketleri etkilemesine kadar birçok husus gerçekleşmezdi.

Bu diplomatlar dünya üzerindeki milyonlarca insanı kendi amaçları doğrultusunda çekebilmekte ve amaçları doğrultusunda çeşitli faaliyetler icra etmelerini sağlayabilmektedir.[51]

11 Eylül saldırısından sonra değişen tehdit algısıyla birlikte Amerikan diplomatları şehir merkezinden uzaklara inşa edilmiş, etrafları barikatlarla ve kum torbalarıyla çevrili, büyükelçilik denilen kalelerde yaşar hale gelmişlerdir.

Bağdat büyükelçiliği böyle bir konumda ve şartta 900 personel çalışmaktadır.

Büyükelçi Edward Peck “Bu şekilde nasıl diplomasi yapılır bilemiyorum” demektedir.[52]

Klasik diplomasi artık uygulanması çok güç zahmetli, maliyetli ve etkisiz bir durumdadır.

Bu durumda açık toplum stratejisi uygulamak en mantıklı seçimdir.

Bu alanda birçok büyükelçi demek olsa da önemli olan diplomasiyi mümkün kılmaktır.

Bu imkansızlık aynı zamanda diplomasiye etki eden unsurların gayrı resmi zemine çekilmesine neden olmaktadır.

21’inci yy’da güçlü devletler uluslararası örgütler, özel sektör firmaları ve STK’lar ile yeni bir tip sömürgecilik oluşturulmuştur.

Ülkelerin egemen görünümleri altında bu oyuncular aslında pek çok ülkeyi yönetmişlerdir.

Oxfam’dan Gates Vakfı’na ya da Booz Allen Hamilton’dan DynCorps’a kadar yeni sömürgeciler, pek çok ülkeyi batmaktan kurtarsalar da onların tam bağımsız olmalarına da müsaade etmemektedirler.

Bu bağımsızlık ve neticesindeki özgür yönetim istedikleri gibi faaliyet göstermelerine, ülkelerin egemenlikten doğan haklarını daha rahat kullanmasını sınırlandırması veya durdurması ihtimali bir kuş misali şirketlerin avucundaki ülkeleri elinde tutması sonucunu doğurmaktadır.[53]

21’inci yy’da Uluslarötesi STK’ların kendi düşüncelerin yayma fırsatları daha çok olacaktır.

Bu gelecekte Egemen devletlere daha kolay nüfuz edebilecek ve eskiye göre devletler daha saydam ve hesap verebilir şekilde yönetileceği anlamına gelebilir.

Bu güvenirlik hem hükümetler hem de STK’lar için önemi bir güç kaynağı haline geldikçe, yumuşak güç sert güçten daha çok önem kazanmaktadır.

Devletler 21’inci yüzyılda da aktör olacaklardır.

Ancak STK’lar ve diğer yeni aktörler devletin görev sorumluluklarını paylaşmak durumunda kalabilirler.[54]

Dolayısıyla uluslararası arenada aktör sayısı artacaktır.

Aktör sayısının artmasıyla diplomatik temaslar klasik anlamda ülkeler arasında gerçekleşen diplomasinin sınırlarını aşarak bu aktörleriler arasında dinamik bir şekilde gerçekleşecektir.

Doğru yönde yoğunlaşması gereken diplomasinin rehberi yine şüphesiz İstihbarat organizasyonları olacaktır.

İstihbaratın rehberliğinde doğru noktalara yapılacak temasların ülkelere sağlayacağı katkılar onları uluslararası arenada daha güçlü hale getirecektir.

Kant’ın dediği gibi insanları savaşlardan caydıran üç etkenden birisi karşılıklı bağımlılıklardır.

Bu küresel bağ dünyadaki tehditler karşısında ülkelerin sorumluluğunu paylaşarak uluslarötesi organizasyonlar ile paylaşılmasına neden olmuş, kişisel sorumluluklarımız bile güven ortamına katkı sağlar hale gelmiştir.

21’inci yüzyılda ülkelerin muhafazakârlık adına yapmış olduğu tüm yasaklar ve örülen tüm bariyerler enformasyon sistemleri ile yıkılmaya mahkûmdur.

İnsanı merkeze koyan ve ona değer veren, adaleti ve insan haklarını ön planda tutulmasının kaçınılmaz olduğu bu yeni sisteme direnebilecek yönetimler ülkelerindeki huzur ortamını daha çok arayacaklardır.

Bunu dış dinamik bir avantaj olarak okuyan diğer ülkeler tarafından da kullanılmaya da devam edilecektir. Unutulmamalıdır ki;

“Dış politika mutfağında, istihbarat malzemeleriyle pişen yemek, diplomasi masasında yenir”

KAYNAKÇA

Kitap

Girgin K., Uluslar arası İlişkiler Modern İstihbarat ve Türkiye (1. Baskı), Okumuş Adam Yayıncılık, İstanbul, Nisan 2003

Özdağ Ü., İstihbarat Teorisi (7.Baskı), Kripto Basım Yayım Dağıtım, Ankara, Eylül 2013

Yılmaz Sait, (2013), İstihbarat Bilimi (1. Baskı), Alsancak H., “Dış Politika ve İstihbarat”, Kripto Basım Yayım Dağıtım, Ankara, Kasım 2013, 219-133

Nye J.S., Welch D.A., Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak Kurama ve Tarihe Giriş (1.Baskı), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Aralık 2010

Khanna P., Dünya Nasıl Yönetilmeli? İstikrarsız Dönemde Yeni Diplomasi (1.Baskı), Destek Yayınevi, İstanbul, Ekim 2011

Craig G.A., Alexander L.G., Güç ve Devlet Yönetimi Günümüzün Diplomatik Sorunları (1.Baskı), Dış Politika Enstitüsü Hacettepe Üniversitesi, Ankara, Şubat 1989

Kissinger H., Diplomasi (10.Baskı), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Şubat2011

Kissinger H., Amerika’nın Dış Politikaya İhtiyacı Var Mı? (1 Baskı), ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim Yayınları METU Press, Ankara, Ekim 2002

Yılmaz S., 21. Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat (2.Baskı), Milenyum Yayınları, İstanbul, Eylül 2007

Özkan T., MİT’in Gizli Tarihi (21.Baskı), Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık, İstanbul, Kasım 2010

Brzezinski Z., Büyük Satranç Tahtası (1.Baskı), İnkılap Kitapevi Baskı Tesisleri, İstanbul, 2005

Erhan Ç., Türk Dış Politikasının Güncel Sorunları (1.Baskı), İmaj Yayınevi, Ankara, Ağustos 2010

Nogayeva A., Orta Asya’da ABD, Rusya ve Çin Stratejik Denge Arayışları (1.Baskı), USAK Yayınları, Ankara, Temmuz 2011

Öymen O., Silahsız Savaş Bir Mücadele Sanatı Olarak Diplomasi (7.Baskı), Remzi Kitapevi, İstanbul, Eylül 2011

Hobsbawm E., Küreselleşme, Demokrasi ve Terörizm (1.Baskı), Agora Kitaplığı, İstanbul, Şubat 2008

Kent S., Stratejik İstihbarat (1.Baskı), Avrasya Stratejik Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, Mayıs 2003

İskit T., Diplomasi Tarihi, Teorisi, Kurumları ve Uygulaması (4.Baskı), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, Ekim 2012

Sun T., Savaş Sanatı (1.Baskı), Kastaş Yayınevi, İstanbul 2000

Herman M., Diplomacy and Intelligence, Diplomacy and Statecraft, vol.9, no.2 Haziran 1998

Altaylı E., Ruzi Nazar, CIA’nın Türk Casusu (2.Baskı), Doğan Kitap, İstanbul, 2013

Huntington S., Medeniyetler Çatışması (10.Baskı), Okuyan Us Yayınları, Ankara, 2002

Demir V., Kamu Diplomasisi ve Yumuşak Güç (1.Baskı), BETA Basım, İstanbul,
Kasım 2012

Aksu Fuat, Türk Dış Politikasında Zorlayıcı Diplomasi, (1. Baskı),  İstanbul, 2011

Ekin C., Denizden Yükselen Küresel Hegemonya (1.Baskı), Dönence Yayınları, İstanbul, Mayıs, 2011

Hablemitoğlu N., Köstebek (1. Baskı), Pozitif Yayınları, İstanbul, Nisan 2008

Süreli Yayın

Jane’s Defence Weekly, Annual Defence Report The Millitary-Geopolitical Year in Review11, Vol.50, Issue 47, December 2013

J.Deibert R., The Evolution of Network Intelligence, Intelligence and National Security, Vol 18, No.4, 2003, s.175-193

İnternet Kaynağı

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü, http://www.tdk.org.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.539223afe3cb01.18354790
(erişim tarihi: 31.08.2011)

Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü, http://www.tdk.org.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.539223afe3cb01.18354790
(erişim tarihi: 31.08.2011)

ABD Elçisini Dış İşlerine Çağırdı, http://www.ntvmsnbc.com/id/25473571/#storyContinued  (Erişim Tarihi: 21.10.2013)

ABD BM’ye Şikâyet Edildi http://www.ntvmsnbc.com/id/25459016/ (Erişim Tarihi: 21.10.2013)

Dinlemenin Verdiği Zarar, http://www.sabah.com.tr/NewYorkTimes/2013/11/03/dinlemenin-verdigi-zarar (erişim tarihi: 21.10.2013)

internetworldstats Usage And Populatıon Statıstıcs http://www.internetworldstats.com/stats.htm

World Map of Social Network, http://www.vox.com/a/internet-maps#list-16

J.Deibert R., The Evolution of Network Intelligence, Intelligence and National Security, Vol 18, No.4, 2003, s.175-193

Blackwater Agency, http://blackwaterprotection.com/about-us/ (erişim tarihi: 08.10.2013)

[1] İskit T., Diplomasi Tarihi, Teorisi, Kurumları (4.Baskı),İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2011, ss.2

[2] Khanna P. Dünya Nasıl Yönetilmeli? İstikrarsız Dönemde Yeni Diplomasi, Destek Yayınevi, İstanbul, Ekim , ss. 25

[3] Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü, http://www.tdk.org.tr/index.php?option=com_bts&arama=kelime&guid=TDK.GTS.539223afe3cb01.18354790
(erişim tarihi: 31.08.2011)

[4] Khanna P., a.g.e, ss.240

[5] Herman M., Diplomacy and Intelligence, Diplomacy and Statecraft, vol.9, no.2 Haziran 1998, ss.5

[6] Altaylı E., Ruzi Nazar, CIA’nın Türk Casusu (2. Baskı), Doğan Kitap İstanbul, 2013 a.g.e., ss.252

[7] Şenel M., Şenel T., Stratejik İstihbarat, Ankara, 1970, ss.12

[8] İskit T., a.g.e., 2011, ss.27

[9] Sun Tzu, Savaş Sanatı, Kastaş Yayınevi, İstanbul 2008, ss.83

[10] Öymen O., Sihlahsız Savaş, Remzi Kitapevi, İstanbul 2011

[11] Rubin M., Asimetrik Tehdit Kavramı ve Uluslararası Güvenliğe Yansımaları, SAREM Ankara, ss. 202

[12] Yılmaz S., 21.Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat, (2.Baskı), Milenyum Yayınları, İstanbul Eylül 2007, ss.302

[13] Aksu F., Türk Dış Politikasında Zorlayıcı Diplomasi, İstanbul 2011, ss.12

[14] İskit T., a.g.e, ss.53

[15] Craig A.G., George A.L., Güç ve Devlet Yönetimi Günümüzün Diplomatik Sorunları, a.g.e., ss.9

[16] Clausewitz C.V., Savaş Üzerine, Doruk Yayınları, İstanbul 2011, s.3.

[17] Girgin K., Uluslararası İlişkiler Modern İstihbarat ve Türkiye (1.Baskı), Okumuş Adam Yayıncılık, İstanbul Nisan 2003 ss. 14

[18] Kissinger H., Diplomasi (10.Baskı), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Şubat 2011, ss. 83

[19] Khanna P., a.g.e. , ss.90

[20] Hablemitoğlu N., Köstebek (1. Baskı), Pozitif Yayınları, İstanbul, Nisan 2008, ss.81-82

[21] Nye J.S., Welch D.A., Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak Kurama ve Tarihe Giriş (1.Baskı), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, Aralık 2010, ss.383

[22] Girgin Kemal, a.g.e., ss.156

[23] Nye J.S., Welch D.A., a.g.e., ss.384

[24] Jane’s Defence Weekly, Annual Defence Report The Millitary-Geopolitical Year in Review11, Vol.50, Issue 47, December 2013, ss.26

[25] Kent S., Stratejik İstihbarat (1.Baskı), Avrasya Statejik Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara Mayıs 2003, ss. 169-170

[26] Özdağ Ümit, İstihbarat Teorisi (7.Baskı), Kripto Basım Yayım Dağıtım, Ankara, Eylül 2013ss.41, 42

[27] Özkan T.,MİT’in Gizli Tarihi (21.Baskı), Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık, İstanbul, Kasım 2010, ss.77

[28] Nye J.S., Welch D.A., a.g.e., ss.402

[29] Khanna Parag, a.g.e., ss.159

[30] Nye J.S., Welch D.A., a.g.e., ss.410

[31] Khanna Parag, a.g.e. ss. 56

[32] Nogayeva A., Orta Asya’da ABD, Rusya ve Çin Stratejik Denge Arayışları (1. Baskı), USAK Yayınları, Ankara, Temmuz 2011, ss.210

[33] Nye J.S., Welch D.A., a.g.e., ss.389

[34] ABD Elçisini Dış İşlerine Çağırdı, http://www.ntvmsnbc.com/id/25473571/#storyContinued  (Erişim Tarihi: 21.10.2013)

[35] Venezuela Dışişleri Bakanı Elias Jaua, Arjantin Dışişleri Bakanı Hector Timerman, Bolivya Dışişleri Bakanı David Choquehuanca, Brezilya Dışişleri Bakanı Antonio de Aguiar Patriota ve Uruguay Dışişleri Bakanı Luis Almagro

[36] ABD BM’ye Şikâyet Edildi http://www.ntvmsnbc.com/id/25459016/(Erişim Tarihi: 21.10.2013)

[37] Kent Sharman, a.g.e., ss.169

[38] Dinlemenin Verdiği Zarar, http://www.sabah.com.tr/NewYorkTimes/2013/11/03/dinlemenin-verdigi-zarar(erişim tarihi: 21.10.2013)

[39] Khanna Parag, a.g.e., ss.240

[40] Dijital Diplomasi Nedir? http://www.bahcesehir.edu.tr/digital_diplomasi/nedir (Erişim Tarihi: 17.12.2013)

[41] Hobsbawn E., Küreselleşme, Demokrasi ve Terörizm (1.Baskı), Agora Kitaplığı, İstanbul, Şubat 2008, ss. 147

[42] Huntington Samuel, Medeniyetler Çatışması (3.Baskı), Vadi Yayınları, Ankara 2005 ss.21

[43] Hablemitoğlu Necip, Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası (1.Basım), Otopsi Yayınları, Ankara 2001, ss.44

[44] Brezinski Zbigniew, Büyük Satranç Tahtası (1. Baskı), İnkilap Kitapevi, İstanbul 2005, a.g.e., ss.39

[45] Brezinski Zbigniew, a.g.e., ss.42

[46] Habertürk Gazetesi, 18.11.2013 tarihli baskı

[47] J.Deibert R., The Evolution of Network Intelligence, Intelligence and National Security, Vol 18, No.4, 2003, s.175-193

[48] Blackwater Agency, http://blackwaterprotection.com/about-us/ (erişim tarihi: 08.10.2013)

[49]Khanna Parag, a.g.e.,ss. 29

[50] Nye J.S., Welch D.A., a.g.e., ss.404-405

[51] Khanna Parag, a.g.e. , ss.43

[52] Khanna Parag, a.g.e. , ss.51

[53] Khanna Parag, a.g.e. , ss.111

[54] S.Nye J., A.Welch D., a.g.e., ss.417

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s