“BİZDEN BAŞKA ATALARININ SÖYLEDİKLERİNİ ANLAMAK İÇİN ÇEVİRMEN KULLANAN YOK” SAVINA YANIT — ALINTIDIR

“BİZDEN BAŞKA ATALARININ SÖYLEDİKLERİNİ ANLAMAK İÇİN ÇEVİRMEN KULLANAN YOK” SAVINA YANIT

Bazı kişiler, özellikle dilde özleşme ve yazı devrimine aynı anda karşı çıkmak için “Bizden başka atalarının söylediklerini ve yazdıklarını anlamayabilmek için çevirmene gerek duyan ulus yok.

Biz köklerimizden kopuyoruz” diye veryansın ediyor.

Oysa bu tümüyle yanlış bir savdır.

Yanıtlayalım…

Çoğu ulus, atalarının yüzyıllar önceki dilini anlamaz.

Bu bize özgü bir durum değildir.

Çünkü dil değişken bir yapıdadır.

Sürekli değişir.

Bir sözcüğün söylenişi, anlamı ve kullanımı değişebilir.

Bu tüm dillerde olan bir durumdur.

Demeli, bir biçimde herhangi bir ulustan herhangi birinin geçmişe gitme olanağı olsa, ataları ile konuşamaz, anlaşamazdı.

Buna örnek vermek için en ana sözcükler olan sayıları ele almak yerinde olacaktır.

Sayılar, bir dilin tanımlanmasında kullanılan önemli ölçütlerdendir.

Türkçede birden 10’a kadar saydığımızda, bundan 1500 yıl önce bile hemen hemen aynı olduğunu görürüz.

Bunun dışındaki temel sözcüklerin se çoğunlukla pek değişime uğramadan geldiğini görürüz.

Şöyle ki:

bir < bir
iki < ekki
üç < üç
dört < tört
beş < biş
altı < altı
yedi < yeti
sekiz < sekiz
dokuz < tokuz
on < on

Görüldüğü gibi, dilimiz 1500 yıldır pek değişime uğramamış görünmekte.

Ancak yabancı sözcüklerin gelmesi ve öze dönüş arasındaki sürede yaşayan atalarımız ne yazık ki Türkçeden uzaklaştıkları için anlamamız güçleşmiştir.

Ancak bu durum dilimizin doğal değişiminden değil, yapay değişiminden ileri gelmektedir.

Bu yapaylık, dile yabancı sözcük sokmak biçiminde olmuştur.

Doğal değişim nedeniyle atalarının söylediklerini anlayamayan çok sayıda ulus vardır.

Diller sürekli değişir.

İngilizce de bunlardan biridir.

Yaklaşık 800-900 yıl öncesinin İngilizcesi ile bugünkünü karşılaştıralım:

one (bir) < oon < ān
two (iki) < twā
three (üç) < þrēo
four (dört) < fower < fēowor
five (beş) < fīf
six (altı) < six
seven (yedi) < seofon
eight (sekiz) < æhta
nine (dokuz) < nigen
ten (on) < tien < tehun

i (ben) < ic
you (sen) < thou < þu
what (ne) < hwæt
you (seni/sana) < thee
your (senin) < thy

(þ: peltek t sesidir. æ: a ve e arası bir sestir.

Ünlülerin üzerindeki kısa çizgi ise, uzun okumayı gösterir)

Görüldüğü gibi, İngiliz birinin yalnızca 800-900 yıl önceki atalarının söylediğini bile anlaması neredeyse olanak dışıdır.

En ana ve değişmeyecek sözcükler bile önemli ölçüde değişime uğramıştır.

İşin diğer boyutu da abece değişimi eleştirisidir.

Sanki dünyada tek abece değiştiren ulus bizmişiz gibi davranan bu kişiler, ya kendileri bilgisizdir ya da bizi bilgisiz sanmaktadır.

Örneğin Ruslar geçmişlerinde hem Latin abecesi de Kiril abecesi de kullanmıştır.

Yine Çinliler, kendi yazılarını birçok kez değiştirmişlerdir.

Geleneksel yazı düzenleri ile bugünkü bambaşkadır.

Yeryüzünde bugün, Çinlilerin eski yazılarını okuyabilen kişi sayısı çok azdır.

Benzer biçimde, bundan yaklaşık 1300 yıl önce İslam ilk kez ortaya çıktığı dönemde Arap yazısı, bugün bildiğimiz Arap yazısından ayrıdır.

Yazı değişim geçirmiştir.

Bugün, o dönemde yazılan bir Kuran’ı, eğer özel eğitim almamışsa bugünkü Araplar bile okuyamaz.

İskandinav kökenliler, Cermenler, Anglosaksonlar ve daha nice Avrupalı topluluk da Latin Abecesini ancak bundan en çok iki bin yıl kadar önce tanımışlardır.

Ondan önce bizim Göktürk yazısına çok benzeyen “runik” adı verilen abeceler kullanmaktaydılar.

Örneğin; Futhorc adıyla bilinen en eski İngiliz abecesi, daha sonra eski Latin abecesine dönüşmüştür.

Bu abece bugünkü Latin abecesinden farklıdır.

Daha sonra ise bugünkü biçimine dönüşmüştür.

Gerek dildeki doğal değişimler, gerekse abece değiştirme bize özel bir durum değildir.

Birçok ulusun başına gelmiştir.

Bunu yalnızca bizim başımıza gelmiş gibi göstermeye çalışmak yanlıştır.

Diğer yandan, doğal olmayan yabancı sözcük alımı, geçmişi bilimsel araştırmalara göre dokuz bin yılı bulan Türkçe içinde birkaç yüz yıllık bir süreçtir.

Türkçeyi özüne döndürmek, atalarımızla bağımızı güçlendiren bir durumdur.

Elbette biz atalarımızı Osmanlı’dan ibaret görmüyoruz.

Bu savı savunanlar, genelde atalarını Osmanlı’dan geriye götüremeyenlerdir.

Hasan Şahin KIZILCIK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s