ÇOCUKLARIMIZIN DÜŞLERİ BETİKLERLE GELİŞİR ——————— ALINTIDIR

ÇOCUKLARIMIZIN DÜŞLERİ BETİKLERLE GELİŞİR

 


Okuryazar olmamanın, sosyal çevreden uzaklaşma ve iş bulabilme becerisini olumsuz yönde etkilemenin ötesinde, çok daha derin etkileri var.

Çocuk tin bilimi (psikolojisi) dalında yazılmış ünlü betiklerden biri olan “Çocukların Usları (Zihinleri)” adlı betiğin, Edinburg Üniversitesi Gelişim Tin Bilimi’nde profesör olan yazarı Margaret Donaldson, doğrudan deneyimlenen nenlerle (şeylerle) ilgili olmayan konular üzerinde düşünebilme yetisinin çocuğun “dil” olgusunu kavramasıyla başladığını ve bu yetinin okumanın öğrenilmesi ile kazanılıp geliştiğini belirtiyor.

Bu yetinin bir sonucu olarak da çocuğun ussal olarak geliştiğini, kendini bilme ve kendini denetleyebilme gibi üst düzey ussal etkinliklerinin geliştiğini öne sürüyor. 

Rus Tin Bilimcisi Lev Vygotsky ise özel birtakım im ve damgalardan oluşan yazım dilinin uzlukla (ustalıkla) kullanılmasının bir çocuğun ekin gelişiminde önemli bir dönüm olduğunu vurguluyor.

Bu konuda çalışan Kanadalı bilim kişileri Kieran Egan ve Natalia Gajdamaschko ise, okuma yazmanın çocukların yalnızca bilişsel gelişimini değil duygusal gelişimini de sağladığını, düş güçlerini, içgözlem (kendi düşünce ve duygularını inceleme) yetilerini geliştirdiğini, duygu ve düşüncelerine ilişkin ilgilerini artırdığını belirtiyor.

Çocuklarımız için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biri onlara okuma sevgisini aşılamaktır.

Bütün bu sonuçlar, hem kendi kişisel gelişimimiz hem de çocuklarımızın gelişimi için okumanın olağanüstü önemini gözler önünde seriyor.

Üzerinde bilimsel bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte, ABD’de çocukların daha anaokulunda iken betiklerle tanıştırılmasının, birinci basamaktan başlamak üzere okuma ve yazmaya özel bir önem verilmesinin, ilkokul ikinci basamağı bitiren pek çok çocuğun giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini içerecek şekilde kısa öyküler yazabilecek düzeye ulaşmasının ve yaşam boyu süren okuma alışkanlığının aşılanmasının, ABD ile geri kalmış veya gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrımda çok önemli bir neden olduğu açık.

Bunun için en etkin yöntem bu konuda örnek olmak ve küçük yaşlarından başlayarak onlara betik okumaktır. 

Sözcük derleminin gelişmesinin öğretim ile değil, büyük ölçüde çocukların yeni sözlerle tanışmasıyla gerçekleştiği eğitim bilimciler arasında benimsenen bir görüştür.

Sözcük derlemi başkasından duyma ile değil okumayla gelişiyor.

Bu konuda araştırma yapan çok sayıda bilim kişisi ise sözcük derleminin konuşma sırasında veya başkasından duyma ile değil, çok okumayla geliştiğini belirtiyor.

Bunun gerisinde yatan nedenlerin başında yazının, konuşma diline ve sözlü yayın organlarında kullanılan dile göre hem çok sayıda sözcük içermesi hem de kullanılan sözcüklerin türlülüğünün çok olması geliyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s