MAGUSA LİMANI LİMANDIR —— ALINTIDIR

MAGUSA LİMANI LİMANDIR

Magusa limanı limandır liman aman aman.
Beni öldürende yoktur din iman.

İskeleden çıktım yan basa basa aman aman.
Magusaya vardım kan kusa kusa.

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun.
Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun.

Magusa limanından aldılar beni aman aman.
Üç mil uzağına attılar beni.

Uyan Alim uyan uyanmaz oldun.
Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun.

 

KIBRIS TÜRKÜSÜ

 

KIBRIS YÖRESİNE AİT BİR AĞIT:

“ARAP ALİ” VE VARYANTLARI

arap ali ağıtı hikayesi ile ilgili görsel sonucu

Şevket ÖZNUR

Dr., Yakın Doğu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

sevketoznur@hotmail.com

KIBRIS YÖRESİNE AİT BİR AĞIT:  “ARAP ALİ” VE VARYANTLARI ile ilgili görsel sonucu

Özet:

Bu makale, 1943 yılında Kıbrıs’ın Mağusa şehrinde İngiliz askerleri tarafından öldürülen Arap Ali için yakılan ağıtın metin incelemesini içermektedir.

Bu ağıt yıllarca halkın dilinde türkü olarak çalınıp söylenmiş ve o kadar beğenilmiştir ki onun Kerkük’te ve Anadolu’da da çeşitli varyantlarına rastlamaktayız.

Nitekim bu varyantların hem öyküsü hem de mukayeseli incelemesi ile benzer ve farklı yönleri değerlendirilmiştir.

“Yorum-inceleme-değerlendirme” çerçevesinde ele alınan incelememizde yöresel folklorik özellikler de tespit edilmeye çalışılmıştır.

magusa limanı limandır liman ile ilgili görsel sonucu

Giriş

Türküler ve öyküler bazen dilden dile, il il, bazen de ülke sınırlarını aşarak dolaşmaktadır.

Bir yerde dinlediğimiz bir türkü veya bir öykü, her an

bir başka yerde karşımıza çıkabilmektedir.

Türkü, hoyrat, mani, atasözü, masal, efsane gibi folklorik değerlerin seyahatine sıkça rastlamak

mümkündür.

Türkülerin ve öykülerin bu yolculuğu bazen insanları hayretlere düşürmektedir.

Halbuki konu incelendiğinde görülecektir ki tarih boyunca

savaş, askerlik, zorunlu iskân, ekmek parası gibi çeşitli nedenlerle bir yerden bir yere giden insanlarla birlikte türküler ve öyküler de göç etmişlerdir.

Bu nedenle aralarında yüzlerce hatta binlerce kilometre mesafe bulunan değişik illerde aynı türkülere veya bir benzerlerine rastlamak mümkün olabilmektedir.

Bunun sebebi yas ögesinin aynı milletten olan insanlar

tarafından aynı şekilde algılanması ve bu özün bozulmamasıyla ilgilidir.

Çoğu zaman da türkü ve öykünün kalıbı aynı kalmakta, türküde geçen isimler ve yer adları değişmektedir.

Akdeniz’in doğusunda yer alan Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türkler arasında dilden dile dolaşan bir ağıt olan “Arap Ali Ağıtı”nın da ada sınırlarını aşarak, deniz aşırı yolculuğu gerçekleşmiş, başka ülke ve yörelerde varyantları ortaya çıkmıştır.

Yakın geçmişte yaşanmış olan Arap Ali olayı ve ona yakılan ağıtı anlatmaya geçmeden önce; Kıbrıs Türk toplumundaki ağıt geleneğine kısaca bir göz atalım.

Fethedildiği 1571 yılından bu yana adada yaşayan Kıbrıslı Türkler, hem yaşadıkları coğrafyadan hem de adaya Anadolu’dan gelip yerleşen soydaşlarının kültürlerinden önemli ölçüde etkilenmiştir.

Tekkelerin, o dönemlerden yakın geçmişimize kadar varlığı, bu Tekkeler’de yapılan ağıt türündeki müziklerin,

 Kıbrıslı Türklerin müzikal kültürlerinde yer aldığını

ve bu kültürün, daha sonraları geleneksel Türk müziğinin adada kurumsal olarak 1900’lü yıllardan başlayarak yoğunluk kazandığını görüyoruz.

Böylesi geleneksel tınılarla yoğrulan Kıbrıs Türk toplumunda “ağıt”, “türkü” gibi formların gelişmesi de kaçınılmazdı.

magusa limanı limandır liman ile ilgili görsel sonucu

Ağıt türüne bakıldığında şu yapısal özellikleri görüyoruz.

Bu konularda önemli araştırmalar yapan Ali Öztürk, bir ağıtın

söylenebilmesi için aşağıdaki şartların bir arada ve bir bütün olarak bulunması gerektiğini belirtir:

“1- Ölümün trajik bir olay içerisinde meydana gelmesi

 2- Ölen kişinin (kadın veya erkek) mutlaka bazı özelliklere sahip olması

  1. a) Çevrenin ve akranlarının sevgi ve takdirini kazanması,

 Mehmet Nuri Parmaksız, Türk Edebiyatında Ağıt Yakma Geleneği ve Ağıt-Destan, Akçağ yay.,

Ankara 2010, s. 69.

Ağıtlar ve bu benzerlik konusunda daha geniş bilgi için bk. İsmail Görkem, Türk Edebiyatında

Ağıtlar, Akçağ Yayınları, Ankara 2001; Mustafa Sever, Türklerde Ağıt, Akademik Araştırmalar,

12, Şubat-Nisan 2002, s. 61-76; Ozan Tülüce, Çukurovalı Âşık Mustafa Köse’den Derlenen Türkülü

Hikâyeler, (Yayımlanmamış doktora tezi), Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri

 Salih Turhan, Abuzer Akbıyık, S. Sabri Kürkçüoğlu, Notalarıyla Türkülerimiz ve Hikâyeleri, Alfa

yay., İstanbul 2003, s. 11.

 Bk. Fedai Harid, Lefkoşa Mevlevihanesi, Lefkoşa1997.

lefkoşa mevlevihanesi ile ilgili görsel sonucu

  1. b) Seçkin bir kişiliğe sahip olması”,

İşte Ali Öztürk’ün de “ağıt” tanımlamasında yer verdiği birinci madde olan “Ölümün trajik bir olay içerisinde meydana gelmesi”, Arap Ali Ağıtı ile bire bir denk düşmektedir.

Ağıtlar, temelde hüzünlerin dile getirildiği bir araç olarak

kullanılmakta ve Kıbrıs Türklerinin sosyal-kültürel yaşamındaki geleneğinin günümüze kadar ulaşmasında bir köprü vazifesi görmektedir.

Günümüzde bu konular üzerine yapılan araştırmalarla, Kıbrıs Türk Ağıt Geleneği’nde yer alan olayların detayları daha da belirgin hâle gelmektedir.

Kıbrıslı Türklerin, bestelenmiş şekilde, yani “türkü” formatına sokularak dilden dile dolaşan, kulaklarda yer eden ilk ağıt-türküsü, 1894 yılında Kıbrıs’ın güneyinde yer alan şehirlerden Limasol, eski söyleniş biçimiyle Leymosun’da vuku bulan bir sel felâketini konu almaktadır.

Bu ağıt-türkü; “Hanaylar Yaptırdım

Döşedemedim” ismiyle bilinen Kıbrıs ağıt-türküsüdür.

Kıbrıslı Türklerde ağıt yerine genelde, destan terimi kullanılmaktadır.

Destan adı verilmeden yazılmış manzumelerden tespit edilebilen birkaç “ağıt”a, şu örnekleri verebiliriz:

“Doktor Behiç” ve “Halid Arab Tosun’a Ağıt”, “Saydam’a Ağıt” ve “Nazım Bey Ağıtı”,

Toplumun ilgisini çeken hemen her olay için destanlar söylenmiştir.

Üst başlıklarıyla değindiğimiz ağıtlarımızın ya da aslında birer ağıt olan, fakat yazılı kayıtlarda destan olarak geçen bu kültür ürünlerimizin melodik yapıları, ne yazık ki günümüze kadar gelememiş, büyük çoğunluğu unutulup gitmiştir.

Kıbrıslı Türklerin “ağıt” geleneği içerisinde, günümüze kadar ulaşmış ve tıpkı “Hanaylar Yaptırdım Döşedemedim” ağıtı gibi popüler hâle gelmiş bir ağıdımız da “Arap Ali” ağıtıdır.

Bu ağıtın en önemli özelliklerinden biri,

Kerkük varyantının da olmasıdır.

ARAP ALİ

Meyhaneden çıgdım sağ selâmed

Yan tarafıma bagdım kobdu gıyamed

Yan tarafıma bagdım kobdu gıyamed,

 Ali Öztürk, Türk Anonim Edebiyatı, Bayrak Yayınları, İstanbul 1986, s. 383; Mahmut İslâmoğlu,

Şevket Öznur, Kıbrıs Rum Halk Edebiyatı’nda Türkler İçin Yakılan Ağıtlar, C. I, Kıbrıs 2006, s. 7. 5

 Özkul Çobanoğlu da ölüm ve yası çağrıştıran eserler için “ağıt-destan” terimini kullanmaktadır.

Ayrıntılı bilgi için bk. Özkul Çobanoğlu Âşık Tarzı Destan Geleneği ve Destan Türü, Akçağ yay.,

İstanbul 2000, s. 161-162.

  1. Oğuz Yorgancıoğlu, Kıbrıs Türk Folkloru Duydum-Gördüm-Yazdım, (Kendi Yayını), 2000, s.

406-407.

 Çobanoğlu, age., s. 216.

Şevket Öznur

Kıbrıs Yöresine Ait Bir Ağıt: “Arap Ali” ve Varyantları

magosa sahil ile ilgili görsel sonucu

Uyan Alim uyan

Uyanamaz olduŋ

Yeni gamalara

Dayanamaz olduŋ

Meyhaneye girdim üş gonyag işdim

Düşmannarı gördüm gendimden geşdim

Yedi süngü yedim sekizde düşdüm

Uyan Alim uyan

Uyanamaz olduŋ

Yeni gamalara

Dayanamaz olduŋ

Meyhaneden çıgdım yan basa basa

Ciyerlerim döküldü gan kusa kusa

Ölümüme sebep oldu Mağusa

Uyan Alim uyan

Uyanamaz olduŋ

Yeni gamalara

Dayanamaz olduŋ

Kaynak kişi: Mahmut İslâmoğlu

Doğum tarihi ve yeri: 1 Mart 1934, Limasol

Kaynak kitap: Mahmut İslâmoğlu, Taner Yılmaz, Kıbrıs Türküleri ve

Oyun Havaları, Lefkoşa 1979.

Mesleği: Emekli öğretmen, müdür.

Türkünün derlendiği kişi: Limasollu Zehra İbrahim  

  1. Yorum-İnceleme-Değerlendirme

Burada verilen metin, “ağıt-türkü” türünde bir eserdir. Türkü, uzunlu kısalı dizelerden meydana gelmiş olup kafiye örgüsü,

————————-a

————————-a

————————-a

————————-b (Nakarat)

 ————————b

 ————————c

 ————————b

 ———————–d

 ———————–d

 ———————–d

————————-b (Nakarat)

 ————————-b

 ————————-c

 ————————-b

 ———————–e

 ———————–e

 ———————–e

————————-b (Nakarat)

 ————————-b

 ————————-c

 ————————-b

tarzında düzenlenmiştir; uzun dizeler 11’li, nakarat ise 6’lı hece ile oluşturulmuştur.

Türküyü yaratan olayın kahramanı Arap Ali, Limasol’un Arnavut Mahallesinde oturan zenci Arap Mahmut Efendi ile beyaz ırktan Hatice Hanımın oğludur.

Arap Ali’nin bir erkek iki de kız kardeşi vardı.

Günümüzde hepsi rahmete kavuşmuştur.

Arap Ali, oldukça mert ve cesur bir Türk gencidir.

 O, yemeyi ve içmeyi seven birisiydi.

Olayın geçtiği gün, Mağusa’da gümrükteki işini bitirip biraz eğlenmek amacıyla bir meyhaneye gider ve içmeye başlar.

İngiliz askerleri de aynı meyhanede içki içerken Arap Ali’ye sataşırlar ve bu yüzden aralarında kavga çıkar.

Kavga esnasında Arap Ali’nin İngiliz askerlerinden sekiz süngü darbesi aldığı ağıttan anlaşılmaktadır.

Yere yığılan Ali, hemen orada can vermiştir.

Cenazesi memleketi olan Limasol kentine getirilmiş ve kılınan

cenaze namazından sonra Türk kabristanlığına defnedilmiştir.

Bu genç ve yiğit delikanlının ölümü o yörede öylesine etkili olmuştur ki adına ağıtlar yakılmış ve bestelenmiştir.

Böylece bu “ağıt-türkü”, günümüze kadar gelmiş, sürekli okunmuş ve söylenmiştir.

Mahmut İslamoğlu, kendisiyle ile yaptığımız 13 Temmuz 2009 tarihli söyleşide Arap Ali türküsünün söylemede becerisi bulunan Hüseyin Rızkı Bey’e ait olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu dile getirmiştir.

Öte yanda türkünün yukarıda sunulan orijinal metni dışında üç varyantı daha bulunmaktadır.

Şevket Öznur

Kıbrıs Yöresine Ait Bir Ağıt: “Arap Ali” ve Varyantları

magosa gezilecek yerler ile ilgili görsel sonucu

1.1. Varyant I

Bu türkünün varyantlarından biri Sonay Kuyucuoğluları’na ait olup aşağıda derlediğimiz biçimdedir:

Bohcamı aldım çıktım, karım dedi gitme.

Ya gelirim ya gelmem sakın merak etme.

Meyhaneye vardım üç gonyak iştim,

Düşmanları gördüm gendimden geçtim,

Yedi süngü yedim sekizde düştüm.

Uyan Arabalim uyan uyanmaz olduŋ,

Yediğiŋ süngülere dayanamaz olduŋ …

Meyhaneden çıktım yan basa basa

Ciğerlerim döküldü gan kusa kusa

Beni canımdan etti ah o Mağusa

Mağusa deŋizi limandır liman

Yedi mil açığında yatırım aman

Ağlarım inlerim yok mudur duyan

Selâm edin anneme kına yaksın eline

Ali’sin öldürdüler vadı geldi yerine

Üç çocuğum var benim alsın gendi evine

Seniha’mı göndersin geri gendi köyüne

Bu varyantta biraz sitemkâr ve insafsızca dizeler yer almaktadır.

Özellikle son bendin ilk dizesindeki: “Selâm edin anneme kına yaksın eline” deyişi ile onu izleyen, “Ali’sini öldürdüler vadi geldi yerine” sözleri sanki kız ile ailesi arasında bir anlaşmazlık olduğu izlenimini veriyor.

Bu varyantta ilk bakışta şekil değişikliği dikkati çekmektedir. Her bentteki dize sayısı değişikliği yanında bendler arasındaki kafiye örgüsü de farklı bir yapıda karşımıza çıkmaktadır.

Kafiye örgüsü esas metne göre farklı olup şu şekilde düzenlenmiştir.

——————————–a

——————————–a

——————————–b

——————————–b

——————————–b

 Bu dize zaman zaman, “Yedi süngü yarasına dayanmaz olduŋ.” biçiminde karşımıza çıkmaktadır.

——————————–c

——————————–c

——————————–d

——————————–d

——————————–d

——————————-e

——————————-e

——————————-e

——————————-f

——————————-f

——————————-f

——————————-f

Aynı farklı düzeni hece yapısında da görmekteyiz.

Birinci kıta’nın ilk iki dizesi 7+6= 13’lü, diğer üç dizesi 6+5=11’lidir.

İkinci kıta 13, 13, 11, 11 hecelidir.

Üçüncü kıta 11, 12, 11 hecelidir.

Dördüncü kıta: 14 hecelidir.

1.2. Varyant II

Bu varyant, İngiliz arşivlerinden temin edilen metindir.

Söyleyeni belli değildir.

Bu varyantın bir özelliği Mahmut İslâmoğlu’nun Zehra İbrahim’den 1970’li yıllarda derleyip sonradan Yılmaz Taner’in bestesini kayda alıp birlikte 1979 yılında yayınlamış oldukları ve yukarıda esas metin olarak verdiğimiz “Kıbrıs Türküleri ve Oyun Havaları” adlı kitapta yer alan

örneğine en yakın olan varyant olmasıdır.

 Bu varyant ise şöyledir:

MAĞUSA LİMANI LİMANDIR

Mağusa limanı limandır liman (aman aman)

Beni öldürende yoktur din iman

Uyan Alim uyan

Uyanmaz olduŋ

Yedi bıçak yarasına

Dayanmaz olduŋ

İskeleden  çıktım yan basa basa (aman aman)

Mağusa’ya vardım gan kusa kusa

Uyan Alim uyan

Uyanmaz olduŋ

Yedi bıçak yarasına

Dayanmaz olduŋ

 İskelebaşı anlamındadır.

İskele kenti değildir.

Şevket Öznur

Kıbrıs Yöresine Ait Bir Ağıt: “Arap Ali” ve Varyantları

Ölür oldum hey hey bak neler oldu(aman aman)

Elbiselerim de gan ila doldu

Uyan Alim uyan

Uyanmaz olduŋ

Yedi bıçak yarasına

Dayanmaz olduŋ

Ma[ğ]usa Limanı’ndan aldılar beni (aman aman)

Üç mil uzağına attılar beni

Kâfir İngilizler vurdular beni

Uyan Alim uyan

Uyanmaz olduŋ

Yedi bıçak yarasına

Dayanmaz olduŋ

Mağusa’ya vardım gan kusa kusa ile ilgili görsel sonucu

Öte yanda bu varyant, 2008 yılında Türkiye’nin önde gelen ses sanatçılarından Selda Bağcan’ın “Güvercinleri de Vururlar” adlı albümünde “Magusa Limanı” olarak yer almış bulunmaktadır.

Bu varyantın kafiye örgüsü

—————————–a

—————————–a

—————————–a

—————————–d

—————————–d

—————————–d

 ——————–b Nakarat

——————–b

——————–c

——————–b

——————————e

——————————e

——————————e

 ——————–b Nakarat

——————–b

——————–c

——————–b

eşleme tipi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Vezin 6+5: 11’li olarak asıl metne uyum göstermektedir.

1.3. Ağıtın bir varyantı da Kerkük Türkleri arasında mevcuttur.

Kerkük varyantı Suphi Saatçi tarafından derlenmiş, yöresi Irak-Kerkük olarak belirtilen “Meyhanaya Girdim” ağıt başlığıyla belgelenen bir ağıt.

Konusu şöyle dile getiriliyordu:

Cinayete kurban giden bir gencin feryatlarıdır bu türkü. Aslen Kıbrıs kökenli olduğu düşünülen türkünün yayılarak Kerkük’e kadar ulaşması dikkat çekicidir.

Kıbrıs’ta İngiliz askerlerince bıçaklanarak öldürülen

delikanlının, Kerkük’te uzun hava olarak yakılan ağıtı bugüne ulaşmıştır.

İçki içtiği için kendisine saldıranlarla baş edemeyen delikanlı, hiç değilse oradan uzaklaşıp kurtulmak istemiş.

Ama onca bıçak darbesine can mı dayanır?

Hem yerinden hem canından olmuştur.

Bu “ağıt”ın sözleri şöyle:

1.

Meyhanaya girdim üç konyağ iştim

Düşmanlarım görüb kendimden geşdim

Yeddi bıçak yedim sekkiz de düşdüm

Oyan Alım oyan oyanmaz oldum

Yeddi bıçak yarasına dayanmaz oldum

2.

Meyhanadan çıkdım yol basa basa

Kül oldu ciğerim kan kusa kusa

Meni yardan edeni zalım Mağusa

Oyan Alım oyan oyanmaz oldum

Çok işdim serhoş olub kaçamaz oldum

Mağusa’ya vardım gan kusa kusa ile ilgili görsel sonucu

Ata Terzibaşı’nın özel arşivi olan, 1959 tarihli ve Pakistan baskısı 78 devirli taş plakta, türküyü, A. Küzecioğlu seslendirmekteydi.

Bazı dizelerin yerleri değişse de, bazıları birebir denk düşmekteydi.

Örneğin; Kıbrıs’ta bu ağıt’ta; “Meyhaneden çıkdım yan basa basa” denilirken, Kerkük Hoyratları bunu “Meyhanadan çıkdım yol basa basa” şeklinde seslendiriyorlar.

Bir örnek daha vermek gerekirse; Kıbrıs’taki versiyonunda

“Yeni gamalara dayanamaz oldun” denilirken, Kerkük Hoyratları bunu “Yeddi piçak yarasına dayanmaz oldum” şeklinde yorumluyorlardı.

Kerkük’te okunmakta olan Arap Ali Ağıtı, Kıbrıs’takine çok fazla benzemektedir.

Farklı olarak, Kerkük’tekinde oraya özgü ağız özellikleri

belirgindir.

 10 Bk. Ata Terzibaşı, Kerküt Hoyratları, İstanbul 1945.

Şevket Öznur

Kıbrıs Yöresine Ait Bir Ağıt: “Arap Ali” ve Varyantları

mağusa limanı ile ilgili görsel sonucu

1.4. Bu türkünün sözlerinin bir benzeri “Mezarımın Taşı Urfa’ya Karşı” adlı bir Urfa türküsünde geçiyor.

Türkünün hikâyesi de şöyle; Urfalı Zeki, genç ve yakışıklı biridir.

Müzik âlemlerini ve eğlenceyi sever.

Zaman zaman da saza eğlenmeye gider. Gönül ferman dinlemez.

Urfalı Zeki sazda çalışan bir kadına tutulur.

Urfa’da kalan kadın, bir müddet sonra Urfa’dan, Antep’e gider.

Antep’te çalışırken Musa isminde bir Antepli ona tutulur ve

sahip çıkar.

Bunu duyan Zeki, Anteb’e gider, sevdiği kadın yüzünden

Antepli Musa ile tartışır ve kavga eder.

Kavga sırasında Antepli Musa, Zeki’yi kama ile öldürür.

Genç ve yakışıklı Urfalı Zeki’nin ölümü Urfalıları üzer, bunun üzerine bir türkü yakılır.

Meyhaneden çıktım yan basa basa

Ciğerim delindi kan kusa kusa

Beni vuran zalım Antepli Musa

Ağlama sen garip anam bu işler olur

Beni vuran zalım Allahı’ndan bulur

Neneyle neneyle Zeki’m neneyle

Cenazem gidiyor kalk şivan eyle

1.5. Sadece Urfa yöresinde Arap Ali Ağıt’ının sözlerine benzer sözler, türküler söylenmemiş.

Bir başka benzeri de Afyon’a bağlı “Sandıklı”da dile

getirilmiş.

Develioğlu Asım tarafından derlenen türkü “Karakoldan Çıktım” adıyla yer almaktadır.

Beş dörtlükten oluşan türkünün ilk dörtlüğü önemli benzerlikler taşımaktadır.

Sözleri şöyle:

KARAKOLDAN ÇIKTIM

Karakoldan çıktım yan basa basa

Ciğerlerim koptu kan kusa kusa

Beni vuran oğlan Konyalı Musa

Konyalı Musa …

Gerek Antep’ten, gerekse Urfa’dan verilen örneklerin ilk kıtaları Kıbrıs’takine çok yakındır.

Dikkat edildiğinde, Urfa’da söylenen Türkü ile

Afyon’da söylenen Türküde geçen isimler aynı; Musa …

  Bu ağıtın ve olayın bir benzerini Yusuf Ziya Ortaç’ın 1919 yılında yazmış olduğu “Binnaz” adlı oyunda görmekteyiz. Binnaz, Lâle Devri’nin fettan kadınları arasında en çok ün almış olanlarındandır.

Ününü bu şöhretini uzaklardan işiten, Rumeli paşalarından birinin oğlu Hamza onu görmeye Tuna kıyılarından İstanbul’a gelir.

Binnaz’ın Efe Ahmet isminde bir sevgilisi vardır.

Efe Ahmet, Hamza’yı bir hücumdan kurtarmıştır.

Karşılaştıkları bir, kahvede vuruşmaya karar verirler, oysa o sıralarda böyle kavgaların ölümle cezalandırılacağı ilân edilmiş bulunuyordu.

Efe Ahmet, Hamza’yı yaraladığı için bu cezaya çarpılacaktır. Hamza, bir zaman hayatını kurtaran Efe Ahmet olduğunu, verdiği hatıradan tanır ve dedesinin hatırı için, Ahmet’in affı hakkında bir emir alır.

Bunu nefsine ağır bulan Efe Ahmet, kurtarma emrini yakar ve kendini aramaya gelen cellâtlara teslim olur.  

Turhan-Akbıyık-Kürkçüoğlu, age., s. 14. 13 Cahit Öztelli, Evlerinin Önü-Türküler, Özgür Yayınları, İstanbul 2002, s. 449.

mağusa limanı ile ilgili görsel sonucu

1.6. Anadolu’da Arap Ali Ağıtı’ndan esinlenerek üretilen türküler gerçekten çeşitlilik göstermektedir.

Bu kez de Kıbrıs Adası’na çok yakın olan ve 1878, 1914, 1917 ve özellikle 1923’ten ‘40’lara kadar Kıbrıs’tan

Anadolu’ya yapılan yoğun Kıbrıslı Türk göçlerinin uğrak ve yerleşim yerlerinden biri de Silifke idi.

Cavit Erden tarafından derlenen ve yöresi Silifke olarak gösterilen bölgeden vereceğimiz örnek “Zeytin Dağları” adını

taşıyor.

Özellikle orijinal Arap Ali Ağıtı’mızdaki nakarat bölümleri

bozulmadan kullanılmış buna ek olarak en ilginç yanlardan biri de söz konusu türkü’de yer alan mısralarda, yine Kıbrıs Türk toplumunun bağrından doğan ve Kıbrıs Türk Ağıt Geleneği içerisinde müziklenmiş şekliyle bir “ilk” olarak anılan “Hanaylar Yaptırdım Döşedemedim” ağıt türkümüzden de alıntıların yapılmış olmasıdır.  

Zeytin dağlarında tabakam kaldı  Dört yanıma baktım, karakollar aldı ile ilgili görsel sonucu

İşte sözleri:

ZEYTİN DAĞLARI

Zeytin dağlarında tabakam kaldı

Dört yanıma baktım, karakollar aldı

Ali’m kırk kişiden bir haber aldı

Uyan Ali’m uyan, uyanamaz oldun

Keskin kamalara dayanamaz oldun

Odalar yaptırdım bir uçtan bir uca

İçinde yatmadım üç gün üç gece

Uyan Ali’m uyan, uyanamaz oldun

Keskin kamalara dayanamaz oldun

1.7. Bu kez Afyon’dan Aydın’a geçiyoruz.

İbrahim Çilingir tarafından derlenen türkü Arap Ali ağıtının ilk kıtasıyla çok benzeşir bir isme sahip:

“Isparta’dan Çıktım”… sözlerine bir bakalım:

Isparta’dan çıktım

Başım selâmet

Çivril köprüsüne gelince

Koptu kıyamet

Çoluğum da çocuğum da

 Demir Efem sana emanet

Güpe gündüz artıyor benim kederim

Ağlama anam dalburuş kuşak

Candarmaları süngülü

Isparta’dan çıktım

Dalburuş kuşaklı

 14 Öztelli, age., s. 547.

Şevket Öznur

Kıbrıs Yöresine Ait Bir Ağıt: “Arap Ali” ve Varyantları

Ülfet Beyin candarmaları

Süngülü, bıçaklı

1.8. Son örneğimizde ise Anadolu dışına çıkıyor ve Rodop’a

uzanıyoruz.

Rodop; Batı Trakya Türklerinin yoğun olarak yaşadıkları ve

Yunanistan’ın kuzeyinde bulunan bir bölge.

Bu bölgede “Çanakkale İçinde. . . ” türküsünün “İstihkâmın İçinde” ismiyle söylendiği görülüyor.

Altı dörtlükten oluşan türkünün 2 dörtlüğü,

Arap Ali Ağıtımızdaki sözlere yakın benzerlikleri çok ilgi çekmektedir.

Özellikle “Meyhaneden. . . ” kelimesi değiştirilip “İstihkâmdan” şeklinde

yorumlanmaktadır.

rodop ile ilgili görsel sonucu

İşte söz konusu 2 dörtlük:

İSTİHKÂM İÇİNDE

İstihkâmdan çıktım yan basa basa

Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa

Of gençliğim eyvah

Eyvah, yandı ya dünya

İstihkâmdan çıktım başım selamet

Selanik’e ermeyince koptu kıyamet

Of gençliğim eyvah

Eyvah, yandı ya dünya…

Sonuç

Toplumlarda göç her ne maksatla olursa olsun; ister ekonomik, ister savaş, isterse ailevî özel durumlar neticesinde gerçekleştirilsin, göç edenler sadece bedenleriyle değil, yoğruldukları kültürler, benliklerindeki geçmiş ve dillerindeki türküler, maniler ve ninnilerle de göç etmektedirler.

Böyle olunca da türkü örneğinde olduğu gibi hoyrat, mani, atasözü, masal, efsane gibi folklorik değerlerin de seyahatine sıkça rastlamak mümkün olmaktadır, Limasol’dan çıkıp denizleri aşan Arap Ali ağıtımız gibi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s