KIRIM; KUZEY TÜRKLERİNİN KANAYAN YARASI —– ALINTIDIR

KIRIM: KUZEY TÜRKLERİNİN KANAYAN YARASI

 

Resim 

 

Kırım Parlamentosu 6 Mart 2014 tarihinde Rusya’ya katılma kararı almıştır.

16 Martta yapılan, Kırım Tatarlarının boykot ettiği referandumda çıkan %96.8’lik Rusya’ya bağlanma kararıyla Ukrayna’dan bağımsızlık ilan ederek Rusya’ya bağlanmak üzere başvuruda bulunuldu.

Rusya tarafından Kırım’ın bağımsızlığı tanındı. Bölge Rusya’ya bağlanmasına rağmen uluslararası alanda hala Ukrayna’ya bağlı bir bölge olarak görülmektedir.

 

EMRE AKÇA  

Karadeniz Teknik Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler

 

Kırım Özerk Cumhuriyeti Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Kırım yarımadasına kurulu bir bölgedir.

Bu bölge son süreçte Rusya ve Ukrayna arasında bir nevi soğuk savaş dönemi başlatan, yıllarca Ukrayna Devleti’nin önemli bir parçası konumunda bulunan bir bölgedir.

Kırım toprakları tarihi boyunca birçok kez fethedilmiş kontrol altına alınmıştır.

İlk zamanlar Kırım’da Kimmerler, Antik Yunanistan, İskitler, Gotlar, Hunlar, Bulgarlar, Hazarlar, Kiev Rus ‘devlet, Bizans Yunanlıları, Kıpçaklar, Osmanlı Türkleri, Altınordu Tatarları ve Moğollar hakimiyet kurmuştur. 

kırım özerk cumhuriyeti ile ilgili görsel sonucu

Kırım 13. yüzyılda Venedikliler ve Cenevizliler tarafından kısmen kontrol altına alındı; bunu izleyen dönemde sırasıyla 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Rus İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya ve daha sonra 20. yüzyılın geri kalanında Sovyetler Birliği içinde Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti hakimiyetinde kalmıştır.

1954 yılında, Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti Prezidyumu, Kırım bölgesini Ukrayna’ya verdi ve şu an Ukrayna yasalarına göre Kırım Anayasası tarafından yönetilen özerk bir parlamenter cumhuriyettir.

Yarımadanın merkezinde bulunan Akmescit idari yönetim merkezinin bulunduğu başkenttir.

Kırım Parlamentosu 6 Mart 2014 tarihinde Rusya’ya katılma kararı almıştır.

16 Martta yapılan, Kırım Tatarlarının boykot ettiği referandumda çıkan %96.8′lik Rusya’ya bağlanma kararıyla Ukrayna’dan bağımsızlık ilan ederek Rusya’ya bağlanmak üzere başvuruda bulunuldu.

Rusya tarafından Kırım’ın bağımsızlığı tanındı.

Bölge Rusya’ya bağlanmasına rağmen uluslararası alanda hala Ukrayna’ya bağlı bir bölge olarak görülmektedir.

Ukrayna tarafından ülkenin en güney bölgesi ve tek özerk cumhuriyeti olarak görülen bölge Kırım Özerk Cumhuriyeti olarak adlandırılmaktadır.

Rusya Federasyonu ise bölgeyi yaşanan Kırım krizi sonucu kendi federal yapısı içerisinde yer almakta olan Kırım Federal Bölgesi’ne bağlı bir bölge olarak görmekte olup, federal birimi Kırım Cumhuriyeti olarak lanse edilmektedir.

Son yıllarda bu bölgedeki sıkıntıların başlıca sebeplerinden bir tanesi Ruslar’ın bu bölgede yapmış olduğu politik uygulamalardır.

Bu uygulamaların içeriğine girecek olursak Rusya’nın, Çarlık döneminden beri bu bölgede yaptığı Ruslaştırma politikasıdır.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Kırım 1774 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile bağımsız olmuş , dini olarak Osmanlı Halifesi’ne bağlı kalsa da siyasi olarak Osmanlı’dan kopmuştur.

Bu olayın hemen ardından 1783 yılında Rusya’nın nüfus atağı ile Ruslar Kırım’daki Ruslaştırma politikasının temellerini atmış.

Çariçe Katerina, Kırım’a Rus nüfusu yerleştirmiş, Kırımlı Tatarlar ülkenin iç kesimlerine sürülmüştür.

1917′de Kırım Türkleri bağımsızlıklarını ilân edip devlet kurdularsa da 1920 sonlarında ihtilâl kuvvetleri gelince durum değişmiş, ilk dünya savaşından sonra 19 Ekim 1921′de muhtar Sovyet cumhuriyetleri arasına katılmıştır.

İkinci Dünya Savaşında bazı Kırımlıların Alman kuvvetlerine katıldığı ileri sürülerek bütün Kırım halkı önce Sibirya’ya, sonra Orta Asya steplerine sürgün edilmiştir.

Ancak Kırımlı Tatarlar için asıl sürgün 1942′de başlayacaktır.

1942’de Alman orduları Sovyetler Birliği’ne bağlı Kırım’a girdiklerinde yaklaşık 20 bin Tatar Ruslara karşı Almanlara destek verdi.

Stalin ise bunun intikamını ağır bir şekilde alacaktı.

Kırımlı Tatarlar kitleler halinde Orta Asya’ya sürüldü.

Tahminlere göre yollarda yaklaşık 200 bin kişi öldü, pek çoğu Türkiye’ye kaçtı.

1944-1979 yılları arasında yarımadada neredeyse Kırımlı Tatar nüfus kalmamıştı.

Resmî olarak vatanlarına ancak 1989′da Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Ukrayna’nın 1991 yılında Kırım’ın özerk statüsünü teyit etmesi sonrasında tüm Kırım Tatarlarının sürgünden dönmesine izin vermiştir.

Günümüzde nüfusun yüzde 10 ila 12’lik kesimini oluşturuyorlar.

Peki Kırım Rusya için neden bu kadar önemli?

Ukrayna’nın bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü Türkiye’nin Karadeniz ve bölgedeki çıkarları açısından büyük önem taşıyor.

1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılması, Rusya ile sınır komşuluğunun sona ermesi ve Karadeniz’de Rusya’ya ait bölümün daralmasına yol açmıştı.

Bu durum, Türkiye’nin Karadeniz’deki gücünü görece artırmıştı.

Şu anda yaşanan gelişmeler ise bize bunun değişebileceğini gösteriyor.

Kırım, ilgili tüm taraflar için tarih açısından da çok önemli.

Türkiye’nin Kırım’la tarihi, kültürel ve duygusal bağları var.

Kırım, yüzyıllarca Kırım Hanları aracılığıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimindeydi.

Ruslar Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Karadeniz’de çok önemli bir bölgesi olan bu toprakları kaybetmesi 20 yıldır Rusların içinde bir ukde kalmasına sebep olmuştur.

Rusların şüphesiz son sürece kadar dillendirmedilerse bile, Türkiye’nin bir Musul bir Kerkük özlemi nasıl hala devam ediyorsa Kırım’da Ruslar için aynı şekilde özlemleri devam etmekteydi.

Tüm bu bilgiler ışığında son olayların yaşanması Ruslar için büyük bir fırsattı ve bölgede yapmış oldukları Ruslaştırma politikası da meyvelerini verecek ve Kırım artık bir Rus toprağı haline gelecektir.

KIRIM’DA RUSLAŞTIRMA POLİTİKASI

Kırım Tatarları 14. yüzyılda İslam’ı kabul ettiler.

Süreç içinde Kırım İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biri haline geldi.

1314’te Özbek Han Kırım’da ilk cami ve medreseyi yaptırdı.

Devlet Giray döneminde Mimar Sinan Cuma Camii’ni inşa etti.

Bölgenin Rusya’ya ilhak edildiği 1783’te Kırım’da 1600 cami ve medrese olduğu tahmin ediliyor.

Kırım’ın Rusya’nın eline geçmesi Kırım Tatarlarının kaderini belirledi.

Ruslar, Kırım’ı Ruslaştırma politikası uygulamaya başladılar.

Kırım Tatarları katliama uğradı, sürgüne gönderildi.

Osmanlı topraklarına göç ettiler.

Kırım Savaşı ve 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusya Kırım’ı Tatarlardan temizleme politikası uyguladı.

Yüz binlerce insan göç etti.

Buna rağmen kültürel canlılıklarını yitirmediler.

İsmail Gaspıralı (1851–1914) gibi değerler yetiştirdiler.

1917 Bolşevik Devrimi’nin yarattığı boşlukta İslam dünyasındaki ilk cumhuriyet rejimi, 26 Aralık 1917’de Kırım’da kurulmuş, çok kısa süreli olmuş ve Bolşevikler tarafından ortadan kaldırılmıştı.

Sovyet rejiminde Tatar aydınlar öldürüldü.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Yine göçler oldu.

1931-33’te yine açlık yaşandı.

1917-1933 arasında Kırım Tatarlarının nüfusu yarıya indi.

İkinci Dünya Savaşı’nda Stalin Kırım Tatarlarının tümünü sürgüne gönderdi.

Bu kararın nedenlerinden biri stratejik önemdeki Kırım’ı Tatarlardan arındırmaktı.

Kırım Tatarları’na geri dönüş izni ancak 1985 sonrasında, Perestroyka döneminde verildi.

250 bin civarında Kırım Tatarı’nın ata topraklarına geri döndüğü sanılıyor.

Ukrayna’nın bağımsızlığı ile Tatarlar için 1783’te başlayan Rus yönetimi sona erdi.

1783’te başlayan ve Stalin’in sürgünü ile doruk noktasına ulaşan etnik temizlik politikaları Kırım’ın nüfus yapısını tamamen değiştirdi.

Şu anda Kırım’da Rus nüfusu Kırım Tatarları’ndan daha fazla…

Kırım Tatarları, bölgede yaşayan Rusların Ukrayna’dan ayrılıp Rusya’ya katılma çabalarını derin kaygı ve korku ile izliyorlar.

kırım özerk cumhuriyeti ile ilgili görsel sonucu

300 yıl boyunca kendi hanları idaresinde ve Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Kırım Hanlığı’na 1736′da Ruslar hakimiyet kurmaya başladı.

1774′de Kaynarca Antlaşması ile Rusya Kırım’ın tarafsızlığını Osmanlı Devleti’ne kabul ettirdikten sonra 1783′de de Kırım’ı ilhak etti.

1917′de Kırım Türkleri bağımsızlıklarını ilan edip devlet kurdularsa da 1920 sonlarında Bolşevikler gelince durum değişti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra 19 Ekim 1921′de bölge Sovyet cumhuriyetleri arasına katıldı.

Son dünya savaşında bazı Kırımlıların Alman kuvvetlerine katıldığı ileri sürülerek bütün Kırım halkı önce Sibirya’ya, sonra Orta Asya steplerine sürgün edilerek büyük bir trajedi yaşadı.

Şu an Kırım’da resmi dil Ukraynaca.

Ancak devlet işlemleri sıklıkla Rusça ile yürütülüyor.

Eğitim ve devlet işlerindeki Ukraynalılaştırma girişimi fazla başarılı olamadı ve bu konuda Ruslar daha başarılı oldular.

Geniş ölçüde konuşulan diğer dil de Kırım Tatarcası.

Rusların yapmış olduğu politikalar sonucunda Kırım’daki son nüfus sayımına göre, Kırım sakinlerinin ana dilleri: %77 Rusça, %11,4 Kırım Tatarcası ve %10,1 Ukraynaca’dır.

UKRAYNA’DA İSYANLARIN BAŞLAMASI

Ukrayna’nın başkenti Kiev’deki eylemler üzerine çok şey yazıldı, çok şey söylendi.

Kiev Maidan’daki iç savaşı andıran görüntüler, sadece “Yanukoviç yönetiminin baskısı altında ezilen ve direnen halk kitleleri” ya da “Batı güdümündeki AB yanlılarının ülkeyi karıştırması” şeklinde açıklanamazdı.

 Olayların gelişimi 21 Kasım 2013 tarihinde Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in Avrupa Birliği ile imzalanan ortaklık antlaşmasını dondurduğunu açıklamasından sonra başkent Kiev’in Bağımsızlık Meydanı’nda (Maidan) hükümet karşıtı gösteriler başladı.

Gösteriler, Ukrayna meclisindeki üç muhalefet partisinin ittifakıyla desteklendi.

Faşist gruplar da gösterilerin militarize olmasına muazzam katkı sundular.

21 Şubat 2014’te Devlet Başkanı Yanukoviç ve muhalif liderler pazarlık masasına oturdu, masadan “erken seçim ve 2004 Anayasası’na geri dönüş” çıktı.

Ertesi gün Yanukoviç Kiev’den ayrıldı.

Muhalefet erken seçimler öncesi geçici hükümeti kurdu ancak olaylar, ülkenin önemli bölgelerinden Kırım’da bambaşka bir boyuta büründü.

Rusların 1804′ten beri başlıca askerî limanı konumunda olan Sivastopol’u içine alan ve önemli bir Rusça konuşan nüfusa sahip olan Kırım, Ruslar için kırmızıçizgi niteliğinde.

Moskova yönetiminin, Kiev’deki gelişmeleri “vahim” olarak nitelemesinin ardından, 27 Şubat’ta Rus yanlısı milisler Kırım’da hükümet binaları ve havalimanları gibi önemli noktaları ele geçirdiler.

Rusya lideri Putin’in askeri müdahale seçeneğini ortaya koymasının ardından NATO, ABD ve AB’nin de karşı açıklamalarıyla uluslararası alanda cephelerin belirginleştiği yeni bir boyut kazandı.

KIRIM PARLEMENTOSU BAĞIMSIZLIĞINI İLAN ETTİ

Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde Rusya’ya bağlanma kararı alan Moskova yanlısı parlamento, yapılan oylama sonucunda bağımsızlık ilan etti.

Söz konusu hamle, Kırım’ın Rusya’ya bağımsız bir devlet olarak katılmasına yasal zemin oluşturmak için atılan bir adım olarak yorumlandı.

Kırım parlamentosu, bağımsızlık ilanının ardından ise yarımadada yaşayan Tatar azınlığın haklarını genişleten bir kararname kabul etti.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Ezici çoğunluğu Rus kökenli milletvekillerinden oluşan parlamentodaki oylamaya katılan 81 vekilden 78′i Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ve Kırım’a bağlı Sivastopol (Akyar) kentinin bağımsızlık ilanına onay verdi.

Deklarasyonda Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılmasına atıfta bulunulurken, “BM Uluslararası Adalet Divanı’nın, Kosova’nın tek taraflı bağımsızlık ilan edebilmesi için 22 Temmuz 2010 tarihinde almış olduğu karar, Kırım’daki durum için de geçerli.

Böylece biz de uluslararası hukuku aykırı bir davranışta bulunmamış oluyoruz” denildi.

Kırım’ın başkenti Simferopol’da (Akmescit) toplanan yerel parlamentonun, meşruiyeti hali hazırda sorgulanan 16 Mart referandumunu dahi beklemeden aldığı bağımsızlık kararının özellikle Batı dünyasında tepkilere neden olması bekleniyor.

Kırım parlamentosu tarafından kabul edilen deklarasyon, 16 Mart referandumu için gerekli hukuki bir şart. Halen Ukrayna’nın parçası sayılan Kırım’ın, referandumdan sonra Rusya ile birleşebilmesi için bağımsızlık ilan etmiş olması gerekiyor.

Zira parlamentonun basın departmanından yapılan açıklamada da bağımsızlık ilanının, referandumdan Rusya’ya bağlanma kararı çıkması halinde yürürlüğe gireceği belirtildi.

Kırım parlamentosu bağımsızlık deklarasyonunu kabul etmeden birkaç saat önce Rusya Parlamentosu Duma da Kırım’ın Rusya’ya bağlanması meselesini 21 Mart oturumunda ele alacağını duyurmuştu.

TATARLARA YENİ HAKLAR

Kırım parlamentosu, bağımsızlık ilanının ardından yarımadada yaşayan Tatar azınlığın haklarını genişleten bir kararname kabul etti.

İki gün önce Kırım Başbakanı tarafından Tatar azınlığa verilen vaatlerin yer aldığı parlamento kararnamesinde şöyle denildi:

“Kırım Cumhuriyetinde Tatar dili temel dil Rusça’nın yanı sıra resmi dil sayılacaktır.

Kırım Tatarlarına Cumhuriyet parlamentosunda yüzde 20 sandalye ile temsil hakkı tanınacaktır.

Yasama organı parlamentodaki temsil garantisinin yanı sıra yürütme organı olan Kırım hükümetinde de söz hakkı tanınacaktır.

Tatar azınlığın topluca yaşadığı bölgelerde öz yönetim organları oluşturulmasına izin verilecektir.

Tatar Halkı Meclisi ve Kurultayı’na Kırım Cumhuriyeti’nde yasal statü tanınacaktır.

1944 yılında Kırım’dan sürülen Tatarların Kırım’a dönmeleri teşvik edilecektir.

Kırım’a dönen ailelere beş yıl boyunca devlet tarafından mali yardım yapılacaktır.

Kırım Cumhuriyeti’nde ayrıca Tatar dilinde eğitim veren ilk, orta ve yüksek okullar açılacaktır”.

Kırım Tatar Meclisi, 16 Mart’ta yapılacak referandumu boykot edeceğini açıklamıştı.

Kırım Tatar halkı verilen bu sözlerin 1944 yılında olduğu gibi çok çabuk unutulacağından endişe ediyor.

“DURUMU DA ZORLAŞTIRACAK”

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Rıfat Çubarov parlamentoda Kırım Tatarlarına yönelik alınan kararları iyi bir sinyal olarak gördüklerini belirtti ancak bağımsızlık ilanını olumsuz karşıladıklarını ve bu kararın sorunları daha da zorlaştırabileceğini söyledi.

Başkent Simferopol’da (Akmescit) basın toplantısı düzenleyen Çubarov, Kırım’ın Ukrayna’ya bağlı kalmasını savunduklarını belirterek, “Kırım yarımadasının devlet statüsünün Kırım’da çizilmeyeceği anlaşıldı.

Biz parlamentonun bağımsızlık kararının sorunları büyüteceğini düşünüyoruz ve bu kararı olumsuz değerlendiriyoruz” dedi.

16 Mart’ta yapılacağı açıklanan referanduma karşı olduklarını ve boykot edeceklerini yineleyen Çubarov, Kırım’daki diğer halkları da boykota çağırdı.

Rusya Dişişleri Bakanlığı ise Kırım parlamentosunda kabul edilen bağımsızlık bildirisini hukuka uygun bulduğunu açıkladı.

Kırım’ın bağımsızlığını ilan edip ardından Rusya’ya bağlanma kararı alması uluslararası sistemde ciddi bir kriz yaratmıştır.

Soğuk Savaş dönemini andıran ve iki kutbun çevre ülkelerinde yaşanan askeri/siyasi hareketliliklere benzetilen bu durum, Kırım’ın kendi kararını verip Rusya’ya bağlanmasıyla ilginç bir boyut kazanmıştır.

Bu çalışmada Kırım’ın tarihi hikayesi kısaca verilecek ardından günümüzde yaşanan sistemik kriz, politik aktörlerin söylemleri üzerinden analiz edilmeye çalışılacaktır.

Putin: “Kırım, Rus toprağıdır…”

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Öncelikle Putin’in Kırım’ın Rusya’ya bağlanması hakkında yaptığı son açıklamaya bakmak son derece zihin açıcı olacaktır: “Kırım tarihi Rus toprağıdır.

Kırım’daki referandum uluslararası hukuk kurallarına uygun gerçekleşti.

Kırım çok milletli bir bölge.

Burada üç resmi dil olmalıdır.

Rusça, Ukraynaca ve Tatarca.

Kırım, BM’nin şartlarına uygun bir şekilde bağımsızlığını ilan etti.

Ukrayna da bu hakkını kullanmış ve SSCB’den çıkmıştı.

Şimdi bunu Kırımlıların yapmasını neden istemiyorlar. Kruşçev’in, Kırım’ı Ukrayna’ya verme kararı anayasaya aykırı olarak gerçekleşti.

Milyonlarca Rus vatandaşı bir ülkede yatıp, başka bir ülkede uyandı.

Kırımlılar, 1991 yılında onların bir elden başka bir ele patates çuvalı gibi verildiğini söylüyorlar.

O dönemde Rusya kötü bir durumdaydı ve kendi çıkarlarını koruyamadı.

Bizi yaptırımlarla tehdit ediyorlar.

Biz zaten bir dizi sınırlamayla yaşıyoruz.

Rusya’yı köşeye sıkıştırma politikası bugün de devam ediyor.

Politikalarımızı uyguladığımız için bizi köşeye sıkıştırmak istiyorlar.

Ama her şeyin bir sınırı var.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne her zaman saygı duyduk.

Sizi Rusya ile korkutanlara inanmayın.

Biz Ukrayna’nın bölünmesini istemiyoruz, bizim buna ihtiyacımız yok.

Kırım, asırlarca olduğu gibi orada yaşayan halkların toprağı olarak kalacak.

Kırım bizim ortak mirasımız.

Burası stratejik bir bölge ve sadece Rusya’nın sürdürülebilir egemenliği altında kalabilir“.

Putin’in kullandığı son cümlenin üzerinde özellikle durmakta yarar var.

“Stratejik bölge” ve “Rusya’nın sürdürülebilir egemenliği” kavramları özellikle önemli görünmektedir.

Buradan da anlaşılacağı gibi Rusya, Kırım meselesini ciddi bir güvenlik problemi olarak görmektedir.

Kullanılan iki kelime de askeri doktrinlerde sıkça geçen kavramlardır.

Putin’in bu kararlı tutumu, herkesi bir anda Soğuk Savaş yıllarına götürmüş ve yeni bir “çevre ülkeler krizi”nin kıvılcımı olabileceği üzerinde düşünmesine yol açmıştır.

Açıklamasında Kırım’da Rusça, Ukraynaca ve Tatarca’nın resmi dil olacağını belirten Putin, açıklamasının bu veçhesi ile de özellikle Kırım Tatarlarına ve Türkiye’ye mesaj vermiş olmaktadır.

Putin’le ilgili bir başka önemli nokta da bu açıklamayı tarihi Kremlin Sarayının Georgiyevski Salonunda yapmış olmasıdır.

Bu salon, Rus çarlarının zafer konuşmalarını yaptıkları salon olarak bilinmektedir.

Bu imgesel yapı üzerinden, Rusya’nın kendi stratejik derinliğinin farkında olduğunu ve geçmişinin stratejik zihniyetinin üzerine bölgesel güvenlik inşasına giriştiğini söylemek sanırım iddiadan öte bir gerçeklik kazanmaktadır.

Ayrıca yine başka bir açıklamasında Putin, “Ukrayna’da doğru dürüst meşru bir güç olmadığını söyleyerek çoğunluğun Rusça konuştuğu Kırım bölgesinin tehdit altında olduğunu savundu.

Putin ayrıca ülkesinin “yoldaşlarını” koruma konusunda bir sorumluluğa sahip olduğunu da dile getirmiştir.

Bu açıklamasında da ilginç olan kavram “yoldaşları koruma”dır.

Buradan bölgesel güvenliğinin bölgenin genelinde önemli olduğunu belirten Putin ciddi bir sosyal inşa çabasına da girişmektedir.

Bu durum Rusların yaşadığı eski SSCB ülkeleri için de geçerli olacak mıdır?

Rusya kendi güvenliğini yeniden inşa etmekte ve çevresini ciddi biçimde genişletme ve dönüştürmeye tabi tutmaya başlamıştır.

Bunun yanında ABD’nin özellikle Soğuk Savaş sonrasındaki askeri müdahalelerine de önemli bir cevap niteliğinde görünmektedir.

Rusya, bu satranç tahtasında ben de varım, bu da ilk hamlem demektedir.

Kırım yarımadasında bulunan Sivastopol limanı da ayrıca Rusya için çok önemli bir stratejik değere sahiptir.

Rusya’nın 26 bin askerinin yer aldığı 300 gemilik en büyük donanması bu limanda bulunmaktadır.

Öyle ki bu liman Rusya’nın dünya denizlerine açılmasında son derece önemli bir rol oynamaktadır.

Buradan da anlaşılacağı gibi Rusya’nın Karadeniz güvenliği açısından Kırım son derece önemli bir rol üstlenmektedir.

Obama: “Alandaki Gerçeklikler Farklı…”

Ortadoğu’daki krizlerden bunalan ve bütün gücünü Ortadoğu’dan Pasifik bölgesine kaydırmaya hazırlanan ABD, Kırım’da meydana gelen bu krizle ciddi bir soğuk duş etkisi yaşamıştır.

Hardt ve Negri’ye göre imparatorluk için, bugün sermaye ilişkisinin sızmadığı hiçbir toprak parçası kalmamış olması olgusundan hareketle “artık dışarısı yoktur”.

Bu nedenle bir imparatorluk tasarımının ürünü olan ABD Dış politikası için de “dışarısı” yoktur.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Ortadoğu da Kırım da Güney Çin denizi de ABD için kritik önem taşımaktadır.

Obama’nın Kırım meselesi üzerine yaptığı en sert açıklama aşağıdadır:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözleriyle ‘alandaki gerçeklikler’ farklı.

Putin birçok şeyler söyleyebilir ama alandaki gerçekler Rusya’nın (uluslararası) prensiplere uymadığını gösteriyor.

Kırım’da hala Rus askerlerinin kendi kışlalarında olmadığını görüyoruz, bu da orada olanların aslında, Ukrayna’daki Rusya kökenlilere veya Rus temsilcilere yönelik kaygılar temeline dayanmadığının, aslında Rusya’nın güç kullanma yoluyla bir komşu ülkedeki etkinliğini artırma yollarını aradığının işaretini veriyor.

ABD ve AB ile Kanada ve Japonya gibi müttefikler ile dünya genelindeki ortak ve müttefiklerimiz perspektifinden, Rusya’nın eyleminin, uluslararası hukukun ihlali olduğu yönünde güçlü bir inanış var.

Putin’in, farklı yorumlamalarda bulunan bir dizi hukukçusu var gibi görünüyor ama bununla kimseyi kandırdığını sanmıyorum.

Rusya’nın komşu bir devlette yaşananlara yönelik meşru çıkarları olsa da bu Rusya’ya, o ülkedeki nüfuzunu kullanmak için güç kullanma hakkını vermiyor.

Açıkçası, bu (Rusya’nın) gücünün bir işareti değil, aksine Rusya’ya yakın ülkelerin derin kaygılarının ve şüphelerinin yansıması ve bu, birçok ülkeyi Rusya’dan daha da fazla uzaklaştıracaktır.

Obama’nın açıklamasından gördüğümüz kadarıyla Rusya’nın kendileriyle boy ölçüşebilecek güce henüz gelmediğini ve Rusya’nın bunun farkında olmadığını iddia ettiği görülmektedir.

“Alandaki gerçeklikler” söylemi aynı zamanda “imparatorluk söylemi” ile de paralellikler göstermektedir.

Yani bir tane imparatorluk vardır anlamı çıkmaktadır.

Fakat bu söyleme rağmen ABD ve AB’nin aldığı yaptırım kararları etkisiz görünmektedir.

ABD Başkanı Barack Obama, aralarında Rusya lideri Vladimir Putin’in iki yardımcısı, Başbakan Yardımcısı Dmitry Rogozin ve Ukrayna eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in de bulunduğu 11 kişi hakkında, Rusya’nın Kırım’a asker çıkarmasından sorumlu oldukları gerekçesiyle yaptırım kararı almış ve Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları da Ukrayna’daki, özellikle de Kırım’daki gelişmeler bağlamında 21 kişiye yaptırım uygulama kararı almıştır.

Bu durum ise çeşitli tartışmalara neden olmuştur.

ABD Başkanı Obama, “Bu yaptırımlar Rusya’nın yaptıklarının sonuçları olduğunu gösteriyor.

Ukrayna’ya müdahale halinde yeni yaptırımları da uygulamaya koyacağız” demiştir.

ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Rusya Başbakan Yardımcısı Rogozin ise Twitter üzerinden “Eyvah Obama. Bu ne biçim cezalandırma böyle.

Listede sıraladığın kişilerin batıda ne parası ne de mülkü var.” diyerek kararı eleştirmiştir.

1921’de yaşanan büyük açlık sırasında 100 bin civarında Kırım Tatarı hayatını kaybetti. ile ilgili görsel sonucu

Beyaz Saray’ın yaptığı son açıklamalardan birinde ise “Şu anda belki de dünyanın geleceğini belirleyecek olan Ukrayna krizinden çıkış yolu, Moskova ile Kiev yönetimlerinin ikili görüşmeler başlatmasından geçiyor.

Rusya bir an önce Kırım’a gönderdiği askeri birliklerini geri çekmeli.

Temas gurupları kurularak uluslararası gözlemciler kontrolünde azınlık haklarının korunup korunmadığı denetlenmeli. Ukrayna toprak bütünlüğü soru işareti altında bulunmamalı.” Denilmiştir.

Bu açıklamada özellikle “dünyanın geleceğini belirleyecek” ve “Ukrayna’nın toprak bütünlüğü” kavramları göze çarpmaktadır.

ABD, Rusya’nın Kırım müdahalesini Ukrayna’nın toprak bütünlüğü üzerinden bir meşruiyet zeminine çekerek NATO’yu devreye sokmanın hazırlığını yapmaktadır.

Dünyanın yeniden Soğuk Savaş yıllarına dönüp dönmeyeceği sorusuna nasıl bir cevap verilmeli ya da Kırım sorunu farklı bir bağlamda mı tartışılmalı bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

Fakat problemin en önemli aktörleri olan ABD ve Rusya Devlet Başkanlarının yaptıkları açıklamalar ve krizin giderek hassasiyet kazanması yeni bir sürecin habercisi olabilir.

Böyle bir süreç Beyaz Saray’ın yaptığı son açıklamada olduğu gibi “dünyanın geleceğini belirleyecek” düzeyde bir rüzgar yaratabilir.

Bu durumda Soğuk Savaş sonrası ABD’nin “imparatorluk” tasarımına ilk ciddi fiili cevabı Rusya’nın verdiğini söylemek sanırım iddialı olmayacaktır.

AB, doğalgaz bağımlılığı nedeniyle Kırım meselesine bütünüyle müdahil olamamakta ve kriz ABD ve Rusya arasında seyretmektedir.

Kaldı ki AB’nin açıkladığı yaptırımlar!

Ve NATO genel sekreteri Rasmussen’in yaptığı bir açıklamadan başka elle tutulur herhangi bir şey gözükmemektedir.

Rasmussen’in de özellikle Ukrayna’nın toprak bütünlüğü üzerinde durduğu açıklama Kırım krizinin bundan sonraki seyri hakkında fikir verebilir.

ABD ve Rusya’nın bu hegemonya mücadelesinde kimin doğru hamleyi yaptığı ya da yapacağı konusu giderek önem kazanmaktadır.

ABD, Soğuk savaş sonrası yaptığı askeri müdahaleler ile kristalize olan hegemonik iştahının ekonomisine verdiği zararı azaltmak için askeri üslerini verimliliklerini düşürmeden minimuma indirmenin planlarını yapıp, yeni oluşacak krizlerde vekaleten savaş yöntemiyle dolaylı müdahaleleri kullanmayı düşünürken, Kırım meselesi ile kendisini yeniden sıcak bir askeri şemanın içerisinde bulmuştur.

Ancak bu sefer karşısında komünizm, kimyasal silahlar ya da küresel terörizm değil Çarlık Rusya’sını ayağa kaldırmaya çalışan yeni bir imparatorluk namzeti durmaktadır.

Ukraynalı yazar Andrey Kurkov’un dediği gibi “Putin’in kafasında Rusya, Amerika’nın bittiği yerde başlamaktadır.

”Bütün bu verilerin ışığında Kırım meselesinin önemli bir kırılma yaratabileceği ve bundan sonra gerçekleşebilecek sistemik olayların başlangıcı olabileceği söylenebilir.

Tüm bu gelişmeler ışığında kendisi içinde önemli bir yere sahip olan Kırım üzerinde Türkiye’nin de ne gibi bir politika izleyeceği merak konusudur.

KAYNAKÇA

  1.  Kırım Özerk Cumhuriyeti Nüfus Bilgisi Ukrayna Devlet İstatistik Komitesi (1 Nisan 2010)
  2. Regions and territories: The Republic of Crimea
  3. Autonomous Republic of Crimea
  4. Government Portal of The Autonomous Republic of Crimea
  5. “Ukraine crisis: Crimea MPs vote to join Russia”. bbc.com. Erişim tarihi: 6 Mart 2014.
  6.  Hacıoğlu, Nerdun (17 Mart 2014). “Kırım bağımsızlık ilan edip, Rusya’ya başvurdu”. Hürriyet. Erişim tarihi: 18 Mart 2014.
  7.  ”Rusya Kırım Cumhuriyeti’ni tanıdı”. Sabah. 17 Mart 2014. Erişim tarihi: 18 Mart 2014.
  8.  Pohl, J. Otto. The Stalinist Penal System: A Statistical History of Soviet Repression and Terror. Mc Farland & Company, Inc, Publishers. 1997.
  9.  Regions of Ukraine / Autonomous Republic of Crimea (2001 Ukrayna nüfus sayımı)
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s