ŞAMANİZM ————————- ALINTIDIR

ŞAMANİZM

Resim 

Şamanizmi bir Şamanın (Türkçe’de Kam) sözü ile açıklayacak olursak:

Şamanlık din değildir, şamanlık hayat deneyimidir.

Şamanizm tabiri aslında yanlış bir tanımdır çünkü burada şamana tapınma gibi bir durum yoktur ancak genel olarak böyle yer ettiği için biz de bu şekilde kullanacağız.

Dünyanın çeşitli yerlerinde Şamanizm uygulamaları görülebilir.

Farklı bölgelerdeki şamanizmin uygulamalarının ortak noktaları ise şamanların bazı halusinatif bitkileri ve ritm duygusunu da kullanarak bir tür trans haline geçmeleridir.

Böylece ruhlar alemi ile iletişim kurabilirler.

Şamanizm öğretisine göre dünya iyi ve kötü ruhların etkisi altındadır.

Şaman ise bu ruhlarla ilişki kurabilen kişidir.

Şamanlar iyi ruhların etkisini devamlı kılmaya, kötü ruhları ise uzaklaştırmaya ve yarattığı kötü etkileri yok etmeye çalışırlar.

Bu amaçla şamanlar çeşitli ayinler yaparlar.

Şamanlar ayinleri sırasında çeşitli enstrümanlar kullanırlar.

Özellikle ritim verici davul tipi enstrümanlar daha yaygındır.

Mesela Sibirya’da halen bu davullar kullanılmaktadır.

Asya Şamanları bu davulları yalnız dini törenler esnasında kullanır.

Davulun kullanım amacına bakarsak, ruhlar boyutuna giderken kullanılan bir araç olarak görülebilir veya kötü ruhları kaçırmak için kullanıldığına dair düşünceler de vardır.

Asyanın bazı bölgelerinde, davul yerine yay veya ziller takılı asa kullanan şamanlar da vardır.

Sonuçta her türlü şaman ayini esnasında bir ritimler dizisi vardır.

Bunlar rastgele olabildiği gibi belli şekillerde de olabilirler.

 Esasında bu ritimler şamanın kendinden geçmesine yardımcı olarak ruhlar alemine uçmasını kolaylaştırır.

Buna ek olarak bazı bitkiler de kullanılarak şaman halusinasyon dünyasına dalar.

Özellikle Asya şamanizminde, şamanlık kaçınılmaz hastalık gibidir.

Aslında kimse şaman olmak istemez, şamanlık nesilden gelen bir durumdur ve eski atalarından olan şamanlar yeni adaya musallat olur.

Şamanlığı kabul etmeyen aday çoğunlukla delirir veya ölür.

Burada genetik olarak aktarılan bir takım özelliklerin olduğunu düşünebiliriz.

Bir kişinin sadece doğuştan gelen yetenekleri şaman olmasına yetmez, geçmişten gelen öğretileri de iyi bilmelidir.

Çocuklukta sara nöbetlerine benzer bazı deneyimler geçiren kişiler, belli bir zaman sonra acılı günler yaşamaya başlar.

Bu özellikleri gösteren şaman adayı uzun bir sınama evresinden geçirilir.

Ayinlerle ilgili bilgileri toplumun güçlü şamanlarından alır.

Yeterli seviyeye geldiğinde bir törenle yol gösterici bir şaman yeni şamana davulunu ve elbisesini verir.

Daha sonra yeniden doğuşu simgeleyen bir trans haline ve tekrar kendine gelme durumuna girilir.

Asya şamanizmindeki ak ve kara şamanlık biçiminin benzerini Güney Amerika’da da görebiliriz.

Hastalıklı ruh temizlenmesi için göğe götürülür.

Bu ayin bir kaç gün sürebilir.

Bu sırada şaman kendinden geçmiş haldedir.

En sonunda ruhu temizleyip geriye getirir.

Şamanların en önemli özelliklerinden birisi çok iyi bitki bilgisine sahip olmalarıdır.

Hangi hastalıkta hangi bitki veya bitki karışımlarının kullanılacağını bilirler ve bunları hastaya sunarlar.
Hayvanlar şamanlar için saygı duyulan varlıklardır.

Hayvanların da ruhları olduğuna inanılır.

Hatta dilleri ve özel yetenekleri olduğu düşünülür.

Bu bakımdan hayvanlar yiyecek ve deri haricinde öldürülmezler.

Öldürülmeleri de belli bir saygı çerçevesinde yapılır.

Av esnasında gülünmez, bağırılmaz ve koşulmaz.

Doğadaki hayvanların esasında Şamanların ve bazı normal insanları ruhlarına sahip olduğuna inanılır.

Hayvan ruhları şamanlar için ayrıca birer rehber gibi davranırlar.

Asya ve Güney Amerika’da şamanların yılan, kaplan gibi güç hayvanları vardır.

Asya ve Amerikan Şamanizm ayinlerinde şamanlar kendi hayvanlarına binerek ruhlar dünyasında gezinti yaparlar. 

Şamanizm dünyada var olan birçok düşünce sistemi ve din üzerinde etki bırakmıştır.

Budizm, Paganizm, ve kitabi dinler bunlardan bazılarıdır.

Ancak özellikle Hıristiyanlığın yayılması ile Şamanizm büyük bir baskı ile karşılaşmıştır.

Mesela Güney Amerika’da İspanyol kolonicileri birçok yerel kabileyi katletmiş ve misyonerlik ile eski kültürlerin izlerini yok etmeye çalışmışlardır.

Daha sonra ise Şamanizm toplumlarda büyücülükle eş görülmeye başlanmış ve geri bir din inancı olarak görülmüştür.

Şu an şamanizmi yaşatan halklar daha ufak gruplar halinde yaşamaktadırlar ve yok olma tehdidi ile karşı karşıyadırlar.
Şamanizm uygulamalarında Şaman evrendeki enerjinin titreşimler dünyasına dalar.

Şamanlar zaten normalde hassas kişilerdir.

Bir de beynin kimyasal olarak bariyerlerinin ortadan kaldırılması, şamanın tam bir trans durumuna girmesine sebep olur.

Şamanların küçükken epilepsi benzeri nöbetler geçiren kişiler olması yaygın bir durumdur.

Bazı epilepsi hastaları bilindiği üzere nöbet esnasında bir takım şekiller ve renkler görebilirler, bu nöbetin beynin hangi bölgesinde olduğuna bağlıdır.

Epilepsiyi beyindeki kontrolsüz kısa devreler gibi düşünebiliriz.

Şaman özellikle bazı entojenik bitkiler kullanarak bir nevi epilepsi nöbeti içine girerler.

Tabiî ki bu tam olarak böyle değildir.

Şaman kendinden geçse bile içinde bulunduğu durumu keşfetme ve hatta yönlendirme gücüne sahiptir.

Trans halini inceleyecek olursak, bu halde beyin 5 duyusundan bağımsız, kendisi bir alıcı olarak davranır.

Bu durumda Şaman, bir hastanın yaydığı düzensiz frekansları algılayabilir ve hastayı kurtarmak için farkında olmasa bile yaptığı ayin esnasında bir takım düzenleyici frekanslar yayar.

Bunlar da hastanın vücudu ile etkileşime girer.

Çoğu hastalık zaten düşünsel kökenlidir yani insan duyguları ve morali ile ilgilidir.

Geriye kalan mikrobik kökenliler ise güçsüz bir beyine ve sağlıksız bir vücuda sahip kişilerde görülür.

Düşünsel kökenli hastalıklar, içinde bulunulan duygular yüzünden beyinden yayılan kötü dalgaların vücut organlarında da işleyiş problemi yaratmasına sebep olurlar.

Bu durumda beynin yaydığı frekansların değişmesi hastalığın çözümü olacaktır.

Öte yandan mikrobik boyut kazanan hastalıklarda bir takım bitkisel ek tedavi yöntemleri mikrobun vücuttan atılmasını sağlar. Hatta bazı durumlarda şaman yaydığı frekanslar ile mikropların ölmesini sağlayabilir.

Bazı frekans dalgalarının mikropları öldürdüğü deneylerle görülmüştür.

Özellikle Royal Raymond Rife’ın yaptığı ve baskılanan deneyleri frekansların ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Günümüzde görülen şamanizmde inanılan ruhlar dünyasının, aslında her canlının yaydığı kendilerine özgü enerji ve frekans dalgaları olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyada gezen ve yayılan dalgalar trans halindeki şamanın beyninde bir ışık şöleni halini almaktadır.

Öyle ki Güney Amerika Şamanları, ayahuasca adlı entojenik içkiyi içtiklerinde tüm evreni harika bir ışık şöleni halinde gördüklerini söylerler.

Burada farklı insanlarla, hayvanlarla hatta bitkilerle iletişim kurabilmektedirler.

Bu da radyo alıcısı gibi davranan beynin, tüm sınırlarını kaldırdıklarını gösterir.
Şamanizmi incelerken dikkat edilmesi gereken nokta dünyanın farklı yerlerindeki şamanların ortak özellikleridir.

Temelde hepsi hastalıkları tedavi eden, toplumda düzensizlik yaratan etkenleri gideren kimselerdir.

Hepsi trans haline geçebilmektedirler.

Ruhlar aleminden söz edilir ve bu alem iyi ve kötü ruhlardan oluşur.

Her Şaman toplumunun kendine has entojenik bitkileri vardır ve bunlar halusinatif trans haline geçişte kullanılırlar.

Şamanlar toplumlarda saygı duyulan kişilerdir ve iyi bir bitki bilgisine sahiptirler.

Bunun sonucunda da bitkisel tedavi yöntemleri uygularlar.

İyi ve kötü ruhlar evrendeki birbirine zıt çiftleri temsil eder.

Şimdi yukarıdakileri düşünürsek burada temel noktaların trans haline geçilmesi ve bitkisel tedavi yöntemleri olduğunu görürüz.

Çünkü bunlar olmadan Şaman olmaz.

Trans hali algıda açılmayı ve sınırları kaldırmayı temsil eder ve çoğunlukla belli bazı bitkiler vasıtası ile yapılır.

Bitkisel tedavi ise bitkilerdeki kimyasalların insan vücudundaki etkilerini temsil eder.

Bu toplumlarda şamanlar en saygın konumda olduklarından ve tüm insanlığın geçmişi Şamanizm’den geçtiğinden bazı ilginç sonuçlara varabiliriz.

Bu durumdan anlaşıldığı üzere bitkilerin insanın dünyayı tanımasında ve insan bilincinin gelişmesinde en büyük rolü oynadığını söyleyebiliriz.

Tabiî ki insanlar entojenik bitkilerle olan ilişkisine bir takım duygusallıklar ve yaratıcılıklar katarak bunu bazı hikâyelerle süslemişlerdir.

Böylece içinde bulunulan coğrafi konuma, çevre şartlarına, şamanın kişiliğine ve başka diğer etkenlere göre çeşitli Şamanizm biçimleri ortaya çıkmıştır.

Fakat işin özü değişmemektedir.

Her şekilde beynin algı dünyasının sınırları ortadan kalkmakta ve beyin pasiflikten aktif bir konuma geçmektedir. Bu da kuantum düzeyinde evrenin sırlarına ulaşma ve ona hükmetme gücünü bu yöntemi uygulayan kişilere vermektedir.

Canlıların DNA’ları fotonlar yayan moleküllerdir, ayrıca canlı proteinleri ve diğer yapıları foton yayabilir, buna biyofoton denir. 

İlk olarak 1923’de Rus bilim adamı Profesör Alexander G.Gurvich tarafından tespit edilmiştir.

Bunlar elektromanyetik spektrumda dalgalar yayarlar.

Yapılan araştırmalar ile bu ispatlanmıştır.

Bu yayılımın gücü çok düşük, yayılan foton miktarı değişken ancak aralıkları sabit olarak tespit edilmiştir.

 Bu da çok zayıf bir lazer ışını benzeri davranıştır.

Ancak bu konu halen kesinlik kazanmamıştır.

Fakat farklı harmoniler içeren, bununla beraber sabit aralıklarda foton yayan emisyonların (sürüm) olması da sonucu değiştirmemektedir.

Lazer görsel kortekste parlak renkler, hologram benzeri etkiler ve ışıldama etkisi yaratır.

Ayahuasca kullanan kişilerin ve şamanların tasvirleri gördükleri şekillerin çok parlak ve doygun bir halde olduğunu işaret eder.

Ayahuasca etkisi altındaki şamanların beyinlerinin, DNA’ların yaydığı fotonları algılayabilecek düzeyde hassaslaştığı büyük bir olasılıktır.

Bir Şaman, konsantre (yoğunlaşmış) olarak kişinin hangi bölgesinde ne tip bir hastalık olduğunu anlayabilir.

Burada işleyen mekanizma hastalıklı dokuların veya mikropların yaydığı farklı frekansların algılanmasıdır ve vücudun geneline göre farklı olmasıdır.

Aura denilen, insanı çevreleyen enerji kümesi, bu biyofotonlar ile vücudun ve beynin yaydığı diğer frekansların bir etkileşimi olarak düşünülebilir.

Auradaki değişimler ise frekanslardaki değişimlere karşı gelir.

Mistik olarak tarif edilen birçok olay esasında bilimin keşfetmekte geciktiği veya görmezden geldiği evrenin işleyiş biçimidir.

Bilimsel açıklamalar olmadığı için insanlar bu durumları çeşitli hikayelere çevirmiştir.

Bilimsel bakış açısı, geçmiş tecrübeleri değerlendirmek ve onlardan yardım almak zorundadır.

Sadece şamanizmin incelenmesi bile bize birçok alanda ilerleme olanağı verir.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s