ERMENİ MESELESİ VE BAZI GERÇEKLER – 3 ——————– ALINTIDIR

 

ERMENİ MESELESİ VE BAZI GERÇEKLER…-3

   Featured image

 ALİ EŞREF UZUNDERE

20- Cilehan köyünden Hasan oğlu Mehmed’in ifâdesi :

  (1)334 Teşrîn-i Evvel’de Osmanlı Ordusu getdi.

Biz Ermenilere teslîm olmuşduk.

Ermeniler evvelâ bizim silahlarımızı topladı.

Bir gün köyümüze 600 nefer kadar Ermeni saldatı geldi.

Simon’un oğlu Arşak, Kamerlili Baba Hanof oğlu Aram, Kamerlili Bogos oğlu Çakhof kumandanları idi.

Bizi kâmilen köyün altında erkek kadın,çoluk çocuk bir bağçeye topladılar.

Üzerimize makineli ateşleri yağdırmağa başladılar.

Kırılan kırıldı, biz kurtulanlar bağçelere dağıldık.

Aras kenarına geldik.

Aras nehrinde Ermeni askerleri vardı.

Tutduklarını suya atıyor, genç kızları dutup bağlıyorlardı.

Biz sağdan soldan gizlice suyu geçüp kurtulanlar iki yüz hânelik köyden ancak yirmi iki kişi, dört kadın idik.

Eşyâ, mâl heyvânatımız da Ermenilere kaldı.

Bir çöp bile kurtaramadık.

  21- Şeyhler köyünden Mansur oğlu Rüstem’in ifâdesi :
  
  (1)334 Teşrîn-i Evvel’de Develili Livan Ağa, Ebrehanli Yüzbaşı Koğas, yüzbaşı Davud Bey oğlu Timur Bey yedi yüz kişilik bir kuvvetle bizim köye geldiler.

Sabahleyin erken hiçbir şey söylemeden, anlatmadan katli’âma başladılar.

Ben büyük oğlumla beraber samanın içersine girdim saklandım.

İki gün köyde katli’âm devâm etti.

Silâh sesleri kesilmedi.

Kurtlar, ayılar gibi çoluk çocukları ve ihtiyâr kadınları yerlerde sürüyüp parçaladıklarını samanlığın penceresinden gizlice bakarak görürdüm.

Artık köyde sükûnet bulunca yavaşca dışarı çıktım.

Kimseyi görmeyince Aras nehrine koşdum.

Nehrin kenarına kadar şehîdlerin üzerinden geçdim.

Tarla kenarlarından giden su harkı kan rengini gâ’ib(kayıp) etmemiş, Aras nehrine kırmızı sular akıyordu.

Aras’dan geçerken oğlumu da su götürdü.

Suyun öbür geçesinde (kenarında) kenarda şişmiş bir cesed gördüm.

Bu benim küçük kızım idi.

Ermenilerin suda boğdukları bu güzel kızı bağrıma basub ağlarken gözüm karşi yakada bir lâşeye rastgeldi.

Bu da Hacı dayım idi.

Bütün Aras nehrinde boğulup suyun kenara attıklarını saymışdım.

Tamam iki yüz yirmi adam.

Sonra Başkend’e geldim.

Benim gibi saklanıp belâdan kurtulanların adedini on sekiz kişi, on kadın, dokuz çocuk sayabildim.

Köyümüzün bütün nüfûs bin üç yüz olduğu halde şimdi kırk kişi kadar ancak kalabildik.

Şu hâlde bin iki yüz küsûr adamımızı hû-hâr Ermeniler kan içersinde bırakup öldürdüler.

Hiç kimse köyünden bir tek heyvân, veyâhûd bir parça eşyâ kurtaramadık.

Hepsi Ermenilere talan oldu. Şimdi sefîl, bî-kes, aç, çıplak, garîb sokak köşelerinde beklemekteyiz.
  
22- Fakirler köyünden Hasan oğlu Oruc’un ifâdesi :

  (1)336 Teşrîn-i Sânî’de Nevruzlu Asador Sako oğlu Arşin, Mobrez oğlu Nekabet, Zalo oğlu ismindeki Ermeni zâbitleri kumandasında 250 Ermeni neferi bir topla köyümüzü sabahleyin sardılar.

Beş yüz erkek toplayarak, bir iki eve toplayup kapatdılar.

Birer birer yanımızdaki evden çıkarub öldürmete idiler.

Biz iki yüz kişi mescidde idik.

Gizlice arka duvarı delerek Aras nehrine geldik.

Ermenilerden arkamızdan koşmağa başladılar.

Su kenarında tutabildiklerini öldürüp suya atdılar.

Tutamadıkları su üzerinden geçerken öldürdüler.

İki yüz kişiden ancak on dört kişi kurtulabildik.

Biz Kerimbeyli’de on gün kadar oturduk.

Bir gün köye yakın olan Aras kenarından birisi geldi.

Gittik, bir genç kızımızı su aparmakta idi.

Kızı sudan kurtardık, getirdik istirâhat etdirdik.

Sabahleyin Emine ismindeki bu hocanın kızı yana yakıla ber-vech-i âti anladı;” Ermeniler eve topladıkları 300 kadar kişiyi birer birer boğazladıkdan sonra evle beraber yakdılar.

Çocukların kafalarını ezmek sûretiyle yok etdiler.

Kundakdaki çocukları bacaklarından ayırup taşlarda parçaladılar.

İhtiyâr kadınları ağaçlardan asdılar hattâ köyün mezârlığından üç gün sonra âliye hanımı mezârdan çıkarup Avadis isminde bir asker vaktiyle bu karıda gözüm kalmışdı diyerek bî-rûh âhriretine kavuşmuş bir kimsenin ırzına bile geçmişdi.

Benim dört gün mütamâdiyen on beş nefer sıra sıra gelerek ırzıma geçmişlerdi.

Beni Revan’a götürüyorlardı, köyün içinden kaçarak dayımın evinde ahırda saklandım.

Bir gün bekledikten sonra kaçarak buraya geldim.

Bütün mâl, eşyâ, davar ve sâiremizi Ermeniler beş gün mütâmediyen Kamerliye, Nevruzluya taşıdılar” diye kadıncağız hikâye etmişdi.

Şimdi aç çıplak mahalle köşelerinde dolaşmaktayız. 
  
  23- Alimehmed köyünden Kurban Ali oğlu Fethullah’ın ifâdesi :

(1)334 Teşrîn-i Sânî’sinde Ermenilere teslim olmuştuk.

Ermeniler köylere ara sıra hücûm eder, adam keser kız kaçırır, mâl götürürlerdi.

Bir gün sonra bizim köyde katli’âm yapılacağını hissetdik.

Mâl ve eşyâmızı bırakarak İran’a kaçdık.

İran’da kaldık.

‘1)336’da edilen müsâ’ade üzerine tekrar Zengibasar’a geldik (1)336 Haziran’da bin kadar piyâde ve süvârî kuvvetiyle Ermeniler köye hücûm etdiler.

Katli’âma başladılar.

Ben tüfenk patlamağa başlarken mescidin kubbesine girüp gizlendim.

Üç gün katli’âm devâm etdi.

Bütün ileri gelenleri, erkek kadın kesdiler.

Ayırdıkları genç kızları ve mâl, eşyâ koyunlarımızı götürdüler.

El ayak çekildikten iki gün sonra ben suyu geçerek Başkend’e geldim.

Bin beş yüz kadar nüfûsdan köyden kaçup da kurtulan elli erkek, yirmi kadın, on beş çocuk olduğunu işitdik.

Bu sûretle bir imhâ politikasını hedefi olarak şimdi pek sefîl ve aç bir hâldeyiz.

24- Başkendli Meşhedî Bilâl Bey’in ifâdesi 
(1)334 Teşrîn-i Sânî’de Osmanlı ordusu Kafkas’dan çekildikten sonra Ermeniler Zengibasar, Kernibasar’a (?) ve Vedibasar ve havâlîsindeki köyler ahâlîsini katli’âma başladı.

Kafkas’daki İslâm aleyhine Ermeni çete hükümete bir imhâ politikasının tatbîk edileceğini işitmişdik.

Bu sırada hakîkati tatbîkden anladık.

O kadar fecî’âne hareket icrâ ediliyordu ki, yeryüzünde yaşayan insânlardan Ermenilerden başkasının açmayacağına şüphemiz yokdur.

Ne rezâlet, ne fenâlık.

Ba’zen yanı başımızdaki Aras nehri Erzurum’dan geçerken hâ’iz olduğu güzel rengini Ermenilerin mıntıkasında değişdirmiş, kan rengini almış, çok zamanlar köpük yerine insan cesedlerini götürmüşdü.

Suyun insanları boğdukdan sonra petek gibi şişmiş cesedleri kenara atması ve bu cesedlerden husûle gelen müte’arrız koku o muhitdeki havayı izâ’a ederdi.

Gün geçdikçe bir vak’aya şâhid oluyor, biz işgence yapıldığını işidiyorduk.

Bi’-tab’ bu denâ’et mıntıkası büyüdü, genişledi.

En nihâyet bizim köye dayandı.

Üç gün evvel komşumuza revâ görülen hâlâtın bizlerede yapılacağını hissediğimizden bir sabah bütün eşyâlarımızı kıymetli mâllarımızı köyde terkedüp fîrâr etmek İran’a geçmek mecburiyetinde kaldık.

Aras kenarına ta’biye edilen toplarla köyümüz bombarduman edilir, bir çok ma’sûm, bî’günâh kimseler harâbeler ve enkâz altında kalır idi.

Köyden hârice çıkanlar da makineli tüfenk ateşiyle imhâ ediliyor idi.

Biz İran’a gitdik. Sonra (1)336’da tekrar köyümüze geldik.

Köyü harâb hâlde bulduk.

İşte gördüğünüz bu köy sefîller, açlar yurdu olmuş, baykuş yuvasına dönmüşdür.

Hiç olmasa günde dört kişi açlıktan ölüyor, suyun o kenarındaki fa bir fıkr-i sâkim sâhibi milletin refâh,sa’âdeti te’mîn edilmeşken bu tarafdaki mazlûmânın açlıktan ölmesine hangi nev’ benî-beşer râzıdır.

Hangi millet ve devletin târîhinde esîr olan bir düşmanın hattâ kadınların bile binâ dâhiline koyularak yakıldığı, kül edildiği kaydedilmiş ve hikâye kılınmışdır.

Acaba bu mazlûmâların âh ü zârlarını intikâmlarını Canâb-ı Hakk ne zaman Ermeni kâtillerinden alacaktır.

25- Abdullah oğlu İskender Cennetâbâd :

(1)334’de Osmanlı ordusu Kafkas’ı tahliyeye mecbûr olarak çekildi.

Ermeniler Bülbül oğlu Meleküm, Aleksan oğlu Berarat, Mardiros oğlu Dero (Siron) Efendi kumandanları başlarında olduğu halde iki bin kadar süvârî ve Piyâde kuvvetiyle top ve makineli tüfenkleriyle gayr-ı müsellah olarak Şıracı, Gökçeli, Dohanşalu (Doğanşalı), Bayat, Kaçar (Kacer), Zülfikar, Karakoyunlu köylerine ta’arruz edüp, Ağrı dağı eteklerinde kadar köylerde, yazılarda (ekilebilen tarla) tutduklarını kesdiler.

Bir çok kadın ve çocuklarımız koyun gibi kurban edildi.

Pek az kimseler kurtulabildi.

Şimdi bile âsârı ile müsbetdir.

Bütün yazılar kafa kemikleriyle, kol ve bacak kemikleriyle dolududur.

Sürmeli ve havâlîsi bir kassâbhâne[1] olmuş idi.

Hâl-i hâzırdaki manzara buna bir dilîldir.

Bütün mâl , eşyâlarımız da Ermeniler almışdır.

26- Hızırlı köyünden Ali oğlu Verzre Bey’in ifâdesi :

  Rus Hükûmeti inhilâle yüz tutmuş ordusu perîşân olarak dâhile gitmiş, Ermeni zulmü başlamışdı.

(1)334 bidâyetinde Osmanlı ordusu Kafkas Müslümânlarını tahlîs-i Girîbân eyledi.

Bizi himâyesine aldı. (1)334 Teşrîn-i Sânî’sinde hâricî te’sÎrle bu şanlı, şefkatli Osmanlı ordusu Kafkas’dan çekildi. Başımıza bir Ermeni çete hükûmeti çıkdı.

Artık bir belâ-yı cürm kesildiler.

Muhtelif gün ve zamanlarda başlarında zâbîtleri olduğu hâlde bölük bölük askerleri köylerimize ta’arruz eder, eline geçirebildikleri adamlarımızı boğazlarlar, envâ’i denâ’etle bir rezâletle parçalar, mâl, eşyâmızı götürürlerdi.

Bize teslim olmağı teklif etdiler.

Teslîm olmağa karar verdik.

Fakat o günlerde Kağızman ve civârındaki teslîm olmuş köyleri ve ahâlisini katli’âm yaparak mahvetdiklerini haber aldık.

Bunun üzerine insan öldürmekle lezzet-yâb olmuş, cinâyetle iftihâr etmekde bulunmuş hûn-hâr bir millete, denî bir hükûmete, zâlim Ermenilere teslîm olmak imkânı kalmadı.

Evvelce İngilizlerin adâletine güvenmişdik.

Onun da bir blöfden başka bir şey olmadığını çabuk anladık.

Kağızman tarafına fîrâr etdik.

Bütün ahâli müctemi’an gitdik.

Dağ başında olsun rahat yaşamak istemişdik.

Heyhât ki Ermeniler Kağızman, Penek ve Kulp[2] mıntıkalarında barbarlıkta bulunmağa yeltendiler.

Vaniskkipolik’den bir tabur Ermeni askeri Morad Bey[3] kumandasında bir takım yezîdî çeteleri de ağaları Cihangir ve Mahmud Beylerin kumandasında obalarımıza, çadırlarımıza ânî bir ateş basgını ile top ve makineli tüfenklerle ta’arruza başladılar.

Ermeni süvârileri bu köylerde insan lâşler üstünde menej(?) ta’limi yapmağa başlamışlar.

Ufak yavruları ihtiyâr kadınları köyün en meşhûr delikanlılarını boyunlarından bir def’ada kılınçla kesmek, ba’zısının bağrını mızrakla deşmek sûretiyle idmân ta’limleri yapmakda âdetâ bu ameliyâtla âdetâ teftîş edilmekte idiler.

O dağ ve taşlar barut kokuları içinde kaldı.

Vâveylâlar, feryâd-ı zârlar âsumâna çıkmış yükselmişdi.

Te’essüf olurun ki, hemde o sıralarda Kafkas’da müsâvât İ’lan[4] etmiş koca İngiliz memûrları pek yakında oldukları hâlde bu korkuyu hissetmemiş, bu velveleyi duyup da imdâdımıza koşmamışdı.

Yanılız bel ki mu’âvenet ve himâyeye koşar diye Osmanlı ordusu hudûduna tecessüs ediyorlardı.

İşte bu hâl ile de diyebiliriz ki icrâ edilen mu’âmele-i hûnrîzâne yapılan katli’âmlar karar verilmiş bir program, çizilmiş bir plân îcâbâtı idi.

Buna şüphemiz kalmadı.

Artık bu denâ’et ve bu âdîliği dünyanın her mıntıkasında i’ân etmeğe hâmîsi bulunduğumuz müşfik, âdil pek büyük Osmanlı hükûmetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir vazife biliriz.

Bu muhârebelerde 150 kadar erkek,400 kadın, 270 ufak yavrucukların parçalanmış, 30.000’den fazla koyun, 1.200 inek, 75 at, 900 öküzümüz zâyi’ olmuş.

Bütün köylerimiz yakılmış, yıkılmış harâb edilmişdir.

Biz şimdi harâbe köşelerinde imrâr-ı hayât etmekdeyiz.

Acından ölenlerimiz var.

Sefîl kalanlarımız çokdur.

Artık merhamet, adâlet !..

27- Meşhed oğlu Hüseyin oğlu Zülfikâr’ın Meşhedî Şükrü’nün ifâdesi :

  Osmanlı taburları Kafkas’dan gitdikten sonra biz öz kendimizde idik.

Kendi iş ve ticaretimizle mesgûl idik. Kafkas’da adâlet i’lân edilmişdi.

Tâbi’ olduğumuz Ermeni hükümeti bizden para, mâl, devar eşyâmızı vergi olarak ister, ba’zen cebren götürürdü.

Hattâ üniformalı zâbitler bize para ile mâl satar, arkasından bir diğer jandarma veya Ermeni askeri bu mâl benimdir diye elimizden çeker alırdı.

Sonda şulluk (kargaşalık) tamamıyla baş gösterdi.

Bağçede, tarlada, yolda nerde rast gelirse adamlarımızı öldürür, soyar envâ-ı fecâyi’ yaparlardı.

Adamlarımızın kesilmiş parçalarını Iğdır’daki Naçali’nin Haçator Ağaya (Dr.Haçadur Bonapartyan) Melek Moradof’a gösterüp artık fenâlığa nihâyet verilmesini ricâ etdiğimiz zaman, şikâyetimiz nazar-ı İ’tibâra alınmadığı gibi dayakla bizi habse bile tıkarlardı.

Bu hâlât bir ay kadar devâm etdi.

Hattâ bir gün Sadık oğlu Hacı Rıza Ağa, Meşhedî İsmail oğlu Meşhedî Muhtar ve daha iki kişiyi Mülâzim Ardaş da’vet etmişdi.

Da’vetde bir parça yemeği getirmişler, ağalar yemek yerken içinde insan parmağı görmüşler, hemen korkarak yemekten vaz geçmişler.

Ermeni zâbîtinden su’âl etdikleri zaman Ardaş, Ermeni hükûmetinin her isdiğini vermezseniz, kızlarınız geceleri bize göndermezseniz üç gün evvel Karakoyunlu’dan Yarma’ya giden bir adamınız gibi hepinizi kesüp böyle çorba yapar köylülere yediririz diye cevap vermiş ve ağalarımızın ağzını, yüzünü kanlar içersinde bırakup göndermişlerdir.

Bir gün sonra o zâbit köye geldi.

Büyük iki ağayı da köyde süngülediler.

Aynı günlerde Külek köyü (Küllük köyü) va’kası zuhûr etdi.

Külek köyünde erkek, kadın ve çocukları evlere doldurup yakmak, su kuyularına atıp boğmak, susuz kuyulara gömmek doldurarak üzerlerini diri diri toprakla doldurup öldürmek gibi zulümlerin yapılmış olduğunu ma’a’t-te’essüf işitdik.

Bir gün sonra üç Ermeni zâbiti on bir askerle sarhoş olarak köye geldiler.

Davul-zurna çaldırarak Kerbela (Kelbayi) Ali Paşanın kerîmesi Gül’izâr Hâtûn’u çırıl çıplak edup oynatdılar.

Bu mezâlim, fecâyi’a tahammülümüz kalmadı.

Ne İngiliz ne İngiliz Ermenilerin bilünmüş (bilenmiş)keskinlenmiş hançer-i kahhârlarına karşı duramayacaklardı.

Bir gece Ermenilerden gizli bütün köy ahâlîsi mâl, eşyâ, davar ve koyunlarımızı bile köyde bırakıp yalnız kendi canımızı bu belâdan kurtarmağa başladık.

Ve Ağrı dağına doğru kaçdık.

Ermeniler bu hareketimizi haber almış.

Yarma karakolundan yollarımızı kesmişlerdi.

Biz bu Ermeni pusularına yanaşmışdık.

Her taraftan makineli tüfenkler, bombalar ateş edilmeye başladı.

Yarma mıntıkasında vâveylâlar koptu.

Artık süngü ile öldürülenler, kılınçla parçalananlar, beyinleri deşilenlerin haddi var hesabı yok idi.

On iki kişi kadar mecrûh ve zedelenmiş erkekle bir kadın kurtarabildik.

Müstbâkî insanlarımız yırtıcıların elinde kalmışdı.

Ağrı dağından Bâyezîd’e geçdik.

Hattâ bir zaman sonra Büyük Amerika hükûmet tarafından Bâyezîd’e gönderilmiş paşalara kumandanlara rica etdik.

Derdimizi anlatdık.

Hiçbir kimse, hiçbir millet ve devlet bize acımadı.

Yalnız Osmanlı hükümeti bizi şimdiye kadar Ağûş-ı şefkatinde besledi.

Şimdi köyümüze geldik.

Yıkık duvarlardan başka bir şey bulamadık.

Bi’z-zarÛr sağlam kalmış olan büyük Ermeni köylerinde barınıyoruz.

Acıklı bir vaz’iyetdeyiz.

  Kafkas’ın İslâm köyleri azîm bir melhameye dönmüş,
  Bütün vukû’ata şâhid yanık, kırık kemikler meydânda yığılmış,
  Mazlûmânın intikâmını almak Allâh’a kalmış

28- Veli Duman[5] Doğum Tarihi: 1895 Tivnik köyü/Iğdır :

  1895 Yılında Çayırlama (Tivnik ) köyünde doğdum.

Babamı askere götürdüklerinde altı yaşında idim.

Küçük bir kız kardeşim vardı.

Aradan dokuz sene geçtiği halde babam dönmedi.

1915 yılında eli silah tutacak kadar delikanlı olduğum için beni de askere götürdüler.

Erzurum’da 24. alaya teslim oldum.

O sırada Ermeniler Kars’ı işgal edip Erzurum’a doğru ilerliyorlardı.

Bir akşam üzeri bölük komutanımız bizi toplayıp;

“ Arkadaşlar, Ermeniler Kars’ı işgal edip Erzurum’a doğru hareket etmişler.

Vazifemiz onları durdurmak ve geri püskürtmek.

Hemen silahlarınızı kuşanın ve hazırlığınızı yapın!”diye emir verdi.

Hazırlığımızı yaptıktan sonra yola koyulduk.

Bizim bölüğün yanında Yusuf Bey’in kumanda ettiği 2. Bölük vardı.

Ermeniler Allahü Ekber dağında mevzilenmişlerdi.

Buraya gelince biz mevzi kazarak, mevzilere girdik.

Silah ve cephanemiz az ve üç tane de topumuz vardı.

O gece muharebe olmadı.

Ertesi günü şafakla beraber ateşe başladık.

Ateş ede ede Ermenilere yaklaştıktan sonra, süngü takarak bunları mevzilerinden söküp attık.

Süngümüzün karşısında dayanamayıp kaçtılar.

Bıraktıkları silah ve cephaneleri aldık.

Kağızman dağlarını aşarak Yahnilere hareket ettik.

Gece Karahamzalar köyüne vardık.

Buradaki Ermeniler diğer Ermenilerle beraber kaçmışlardı.

Ermenilerin bıraktıkları eşya ve yiyecekleri aldık.

Karnımızı doyurduktan sonra, o gece orada yattık.

Gece yarısı arkadaşımı sesledim:

“Memo, gel bakalım Ermeniler bir şey bırakmışlar mı?”

Sessizce kalkıp, evleri aramaya başladık.

Birkaç ev aradıktan sonra köyün altındaki eve yaklaştık.

Kapıyı dinledim, İçerden sesler geliyordu.

Süngüleri takip, eve daldık.

İki Ermeni çuvallara bir şeyler dolduruyorlardı. bizi görünce silahlarına davrandılar.

Buna fırsat vermeden ikisini de süngüledik.

Çuvallara kıymetli eşyaları dolduruyorlarmış.

Biraz da altınları vardı.

Altınlarını aldık, fakat eşyalara dokunmadık.

Çünkü yanımızda taşıyamazdık.

Az sonra da şafak açtı biz de silahları kuşanıp yola çıktık.

Yağbasan köyüne geçerek, Alacadağ’dan Yahnilere vardık.

Ermeniler yeni kuvvetlerle takviye olmuş, burada iyi bir şekilde mevzilenmişlerdi.

Topçu kumandanımız, topçulara ateş emrini verdi.

Topçuların desteği ile bizde süngü takıp ovaya indik.

Fazla dayanamadılar.

Kars’a doğru kaçtılar.

Halit Paşa ‘da Oltu tarafından buraya geldi.

Kars’ı kurtarmak için bizi düzene soktu.

Sabaha karşı Kars’a vardık.

Burada da yenildiler.

Karşı koyanları süngülerle delip geçiyorduk.

Artık Rus hududuna doğru kaçıyorlardı.

Arkadaşla ben sokakta bir Ermeniyi kovalıyorduk.

Ermeni bağırınca, gizlenmiş olan dört arkadaşı koşarak gelip bize ateş etmeye başladılar.

Ateş bütün şiddetiyle devam ediyordu.

Sırtımdan yaralandım Kurşun akciğerime saplanmış.

Arkadaşım beni sırtına alarak karargaha götürmüş.

Hiçbir şeyden haberim yoktu.

Doktor beni muayene ettikten sonra “daha savaşamaz” diye rapor vermiş.

Bir müddet hastanede yattıktan sonra köyüme gittim.

Anamı ve kız kardeşimi Ermeniler öldürmüşler ve üç dört yıl sonra da Iğdır’a yerleştim.

(SON)

[1] kassabhane: mezbahane, kesimhane

[2] kulp: Iğdır’ın Tuzluca ilçesinin eski adı

[3] Morad Bey/ Şeyh Murad asıl adı Hambarsun Boyacıyan

[4]  hürriyet,  bağımsızlık ilanı (Azerbaycan’da Müsavat partisi cumhuriyeti  kurmuştu

[5] Fahri Parin, Meçhul Kahramanların Dilinden Ermeni zulmü S.198-199

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s