ÜÇÜNCÜ FETRET DEVRİ ————————————– ALINTIDIR

ÜÇÜNCÜ FETRET DEVRİ

 Bilindiği gibi “fetret devri” denen devir 1402 yılında Yıldırım Beyazıt’ın Ankara savaşında Timur ordularına yenilmesinin ardından Yıldırım Beyazıt’ın beş oğlu arasında taht kavgaları sonucunda çıkan ve 1413 yılına kadar devam eden kaos döneminin adıdır.

 Featured image

 Fetret devri 1413 yılında Osmanlı tahtına Çelebi Mehmet Han’ın çıkması ile sona ermiştir.

 Bence bu devir tarihimizdeki fetret devirlerinin ilkidir.

 İkinci fetret devri de “benim düşünceme göre” ise 1. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğunun fiilen yıkılması ile Milli mücadelenin başlangıcı arasında geçen süredir.

 

 Bu devir de Milli mücadele sırasında bile Sakarya savaşının kazanılmasına kadar devam etmiştir ve iç isyanları da kapsayan bir kaos dönemidir..

 Ancak Sakarya savaşında Yunan ordusunun kesin mağlubiyete uğramasından sonra Milli birlik sağlanabilmiş ve iç isyanlar da bastırılmıştır.

 Benim düşünceme göre ikinci fetret devrinin en karakteristik özelliği iç isyanlardır.

 O devir hakkında çok sayıda kitap yazılmıştır bence gerçeği en çarpıcı olarak aktaranı

“Necdet Sevinç ağabeyimin“ yazdığı ve Bilge Oğuz Yayınları tarafından basılan “İstiklal Harbinde Etnik İhanet” kitabıdır.

 Bu kitap bir Milli Mücadele belgeselidir ve her vatan evladının mutlaka okuması gereken bir kitaptır.

 Burada vereceğim örneklerin çoğunu oradan aldım.

 Ama kendi ailemden kulaktan kulağa birinci ağızdan aktaracağım bilgiler de olacak bu sayfalarda.

 Son bölümde de 3. Fetret Devri olarak adlandıracağım bölümler olacak.

 Benim düşünceme göre aradan 100 yıldan fazla bir süre geçmiştir ama 2. Fetret Devri olarak adlandırdığım Milli mücadele isyanlarını ve işbirlikçileri anlamadan bu günleri anlamak mümkün değildir.

2. Fetret Devri Sevr sürecinin uygulanma safhasıdır ve proje Kuvayi Milliye tarafından yırtıp atılmış ve tarihin çöplüğüne gönderilmiştir.

 Şimdi o günlere dair kendi ailemden ve birinci ağızdan duyduklarımı yazacağım.

 Bunların ilki Anneannemin anlattıklarından olacak.

Rahmetli ninem Yunan işgali sırasında 10 yaşında bir çocuk olduğunu ve 6 yaşındaki kız kardeşini sırtına alarak o zaman oturdukları Susurluk köylerinden birinden ormana kaçtıklarını mallarını koruyamadıklarını ama canlarını ve namuslarını koruduklarını anlatmıştı.

Yani 10 yaşındaki bir kız çocuğunun bile ırzının ve namusunun derdine düştüğü bir işgal dönemiydi o devir.

 Babaannemden ve dedemden duyduklarım da anneannemin anlattıklarının hemen hemen aynısıydı.

 Anadolu’da Yunan ordusunun yaptığı zulmü ve katliamları yazan çok sayıda kitap varken, bu zulümler de ayan beyan ortadayken “Milli mücadele tek kurşun atmadan yapılabilirdi” diyen çakma tarihçilerin sözleri benim bir kulağımdan girip öbüründen çıkmakta.

 O kişiler hiç bilmiyorlarsa Kadir Mısıroğlu’nun Yunan mezalimi kitabını bir zahmet okuyuversinler.

 Hele de “Hasan Tahsin ilk kurşunu atmasaydı Yunan ordusu katliam yapmazdı” gibi sözler yalanın da ötesindedir.

 Bir diğer örneği de bizzat makale olarak yazdım.

 “Şehit Kaymakam İsmail Hakkı Bey” benim babaannemin babasıdır ve Milli Mücadele şehididir.(x)

 Onu katleden Şah İsmail adlı haydut da Sultan Vahdettin’in kayınbiraderidir.

 Yüz yıl önce Ali Kemal’ler, Rıza Tevfik’ler, Sait Molla’lar, Dürrüzadeler, Damat Fert’ler, Refii Cevat’lar vardı.

 Şimdi de benzerleri var.

 Şimdikiler de Milli Mücadele hiç olmamış gibi davranmaktalar.

 Onlar Rumlara katliam yaptığımızı dahi iddia etmekteler.

 Ayrıca onlara göre Sevr bir projeymiş ve uygulama safhasına da geçmemişmiş;

 Anadolu’ya Yunanlıları sürenleri İngilizlermiş ve geri çekenler de onlarmış;

 Padişah’ın hiç suçu yokmuş;

 Bunları söyleyenler arasında ödüllü yazarlar da var;

 İktidardan ve ana muhalefetten milletvekilleri de var;

 Tarihçi geçinenler de var.

 Aynı Sait Molla gibiler.

 Aynı Ali Kemal gibiler.

 Ve aynı Refii Cevat gibiler.

Hem de dünya kadar Yunan mezalimi belgeleri ortadayken.

 Mezalimin canlı şahitlerinden birinci ağızdan duyduklarımız hala hafızalarımızdayken.

 Biz aslında onları ciddiye almayacağız ama bunların sözlerini ciddiye alıp yayınlayanlar var ve maalesef bu dolmaları yutanlar da var.

 Tabii bir de “adeta bir ziyaretgaha dönüştürülen” İmralı var.

 Ve “İmralı süreci” adı altında eşkıyanın başına duyulan milli tepki de yumuşatılmaya çalışılıyor.

 Ayrıca ordumuzun başkomutanı da teröristlikle suçlanıyor.

Bunlar da bize göre fetret belirtileridir.

 Şimdi bir kaç cümle de 3. fetret devri için yazacağım;

 Biz Türkler açısından Milli kimliğimizi tartışmaya açmak da;

 Milli değerlerimizi ve kahramanlarımızı aşağılamak da;(xx)

 Milli mücadelemizi küçümseyip yok saymak da;

 Eşkıyayı muhatap almak da 3. Fetret Devrinin belirtileridir.

 Ama unutulmamalıdır ki bundan önceki fetret devirlerinin hepsi de kurtuluşla sonuçlanmıştır.

 Her gecenin de bir sabahı vardır.

 

Mehmet Sayın

 

 

 

 (x) http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/…Hakki_Bey.html

(xx)http://gundem.milliyet.com.tr/reflek…95/default.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s