YÖNETİCİLİKTE MİZAHIN GÜCÜ

YÖNETİCİLİKTE MİZAHIN GÜCÜ

Yönetim deyince otorite ve kurallar gelir aklımıza.

Yönetimin üzerinde korku uyandırarak, ceza tehdidiyle var olduğu düşüncesi geleneksel anlayışımızdır.

Onun için çoğu defa yöneticinin mizah duygusu içinde bulunması otoritenin doğasıyla tezat oluşturduğu düşünülür.

İnsanlık değişim ve gelişim serüvenini sürdürdükçe yönetim anlayışları da bundan nasibini almaktadır.

Yönetim anlayışında sürekli yeni model teoriler üretilmekte, ancak bir süre sonra bunların eksiklikleri ve zaafları ortaya çıkmaktadır.

Yönetimdeki sakatlık, kusur, eksiklik, elverişsizlik mizah için zengin bir malzeme alanı oluşturmaktadır.

Bu nedenle yönetim ve mizah deyince akla yönetim defosunun mizahi anlatımları gelmektedir.

Bu anlamda C.Nortchote Parkınson tarafından kaleme alınan Parkınson Kanunu, Dr.Laurence J.Peter tarafından yazılan Peter İlkesi, Peter’in Reçeteleri, Peter’in Görüşleri isminde üç ciltlik eser ile Scott Adams’ın Dilbert İlkesi isimli kitabı bu alanda yazılmış en önemli eserlerdir.

Sözü edilen eserlerde gerek yönetimin doğasından, gerekse yöneticinin yetmezliklerinden kaynaklanan yönetim defoları mizahi bir üslupla ele alınıp değerlendirilmiştir.

Aşağıdaki örnek bürokraside sürekli personel artışını çok güzel karikatürize etmektedir.

Kongre üyeleri ülkenin tenha bir köşesinde bulunan hurdalar için bir bekçi tayin etmişler.

Daha sonra bunu denetleyen biri gerek diye bir müfettiş atamışlar.

Düşünmüşler bunların maaşını yapacak bir mutemet gerek diye ve bir mutemet atamışlar.

Sonra bunları koordine etmek için bir müdür ve bir müdür yardımcısı atamışlar.

Daha sonra kongre üyeleri arasında hurdaların muhafazası için ayrılan bütçenin çok fazla olduğu konusunda bir tartışma çıkmış, bütçeyi azaltmak için bekçiyi işten kovmuşlar.

Ancak yazımızın konusu yönetimin mizahi anlatımı değil, yöneticinin mizah gücünden yararlanmasının önemini vurgulamaktır.

Bu eserlerden bahsetmemiz mizah ve yönetim alanında ilgi duyanları kaynak olarak aydınlatmak ve yazımızın sınırlarının açıkça anlaşılmasını sağlamaktır.

Mizahtan sosyal hayatımızda, siyasi arenada, eğitim alanında olduğu gibi yönetimde de yararlanmak mümkündür.

Genelde sosyal hayatımıza neşe katmak, siyasi hayatta üstünlük sağlamak, eğitimde öğrenmeyi kolaylaştırmak konusunda mizahın önemi iyi bilinip algılanırken ve kullanılırken yönetimde mizahın kullanılışı aynı ölçüde kabul görmemektedir.

Yönetimde mizahın kullanılmasının gözardı edilmesinde, otoritenin zayıflayacağı ve yönetici vakarının azalacağı endişesi ilk akla gelen sebeplerdendir.

Oysa ki, insanların huzur ve güvene daha çok ihtiyaç duyduğu, daha insancıl yönetim taleplerinin arttığı günümüzde, mizah gerginlikleri yumuşatan ve otoriteye insani bir kimlik kazandıran önemli bir etmen görevi üstlenebilir.

Burada mizah kavramının da yazı konusuna yönelik olarak sınırını belirlememiz, hem anlam karmaşasına yol açmamak hem de yanlış algılamadan kaynaklanan eleştirileri önlemekte faydalı olacaktır.

Yazı konusu mizah, olaylara farklı açıdan bakabilmek, bu anlamda yaratıcı olmak, gerçeğin, olayların, durumların, kişilerin güldürücü yanlarını kişileri incitmeden vurgulamak anlamında kullanılmaktadır.

Mizahın kırıcı, absürt, taşlayıcı, alay edici, cepheleri yazımızın kapsama alanı dışındadır.

Mizah duygusu hayatın istemediğimiz dayatmalarına karşı emniyet sübabı görevini yapan ruhsal bir denge unsurudur.

Gerilen ruh halini rahatlatır.


GÜLMEK İNSANA MAHSUSTUR

Yönetici de bir insandır.

Gülmek ve güldürmek onunda hakkıdır.

Yöneticinin yönetimde mizah yeteneğini kullanması hizmette verimi ve etkinliği artıran bir husustur.

Mizahın yöneticiye kattığı bir takım olumlu etkileri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.

1)Mizah insanın kendine olan güvenini artırır.

Yönetici özgüven duygusu içinde olmadıkça sürekli kendi hatalarını gizlerken, diğer yandan başkalarının hatalarını ortaya çıkarmaya da eğilimli olur.

Bu durum yöneticiye karşı güveni azaltan ve iş verimini düşüren bir husustur.

Mizah duygusu hatalardaki gerginliği gülünçlüğe dönüştürerek sorunun çözümü konusunda daha rahat geçiş yapmaya elverişli ortam sağlar.

2)Mizah yeteneği farklı bakış açılarını geliştirir.

Bu durum zekanın üretkenliğini tetikler.

Yaratıcılık, yeni fikirlerin oluşması, yenilikçilik mizah zemininde daha rahat yükselme olanağı bulur.

Mizahın yönetim alanında kullanılması yenilikçilik anlamında önemli katkılar sağlar.

Yönetimdeki sorunlara hem mizahın geliştirdiği bir zeka ile çözüm bulmak hem de mizahın sorunları hafifletici etkisini kullanmak önemli bir yaklaşım tarzıdır.

Atatürk’le ilgili bir anekdot bu konuda güzel bir örnektir.

Atatürk, yabancı elçilerle yemek yerken, servis yapan bir Türk garson elçinin üzerine yemek döker.

Bunun üzerine Atatürk elçiye dönerek

“Bu millete her şeyi öğrettim, ama “uşak olmayı öğretemedim” der.

3)Eğitimde sevimsiz bir konuyu mizahla sevimli hale getirip öğretmek mümkündür.

Nüktedan hocalar bunu gayet iyi bilirler.

Yönetimde de sevimsiz bir işin üstüne mizah serperek eğlenceli hale getirmek mümkündür.

Bu tamamen yöneticinin mizah yeteneğine bağlı bir durumdur.

Kişilere işlerini sevdirerek yaptırmada mizahın azımsanmayacak bir rolü vardır.

4) Mizah duygusu iletişimi kolaylaştıran bir unsurdur.

Gülen, espri yapabilen biri iletişime açıktır.

Yöneticinin iletişime açık olması sorunlar büyümeden müdahale etmenin yolunu aydınlattığı gibi diğer yandan kişilere kendini ifade edebilme olanağını sağlar.

Böyle bir ortamda işler daha sorunsuz halledilir

5)Hayatta beklentilerimizle elde ettiklerimiz arasındaki uyumsuzluk iç dünyamızda gerginliğe yol açar.

Mizah duygusu bu baskılanan sinirsel enerjiyi zararsız bir şekilde tahliye etmemize yardımcı olur.

Mizah duygusundan yoksun yönetici öfkeye yatkındır.

Sinirsel enerjisini bağırarak, azarlayarak, öfke kusarak giderir.

Bu durum yönetilenlerde korkuya yol açar.

Mizahtan uzak yönetici korkutmaya ve cezalandırmaya daha yatkın olur.

Tıkandığı yerde bir nükteyle sorunu bertaraf edeceğine öfkesine kapılarak hakaret eder.

Zaman zaman siyaset adamlarının vatandaşı ya da emri altındaki bürokratları nasıl azarladığına şahit oluyoruz.

Mizah yeteneği bir eğitim ve kültür meselesi olmakla birlikte eğer bir üst düzey yönetici ya da siyaset adamı bundan yoksunsa acilen bir mizah danışmanına ihtiyacı var demektir.

Burada özel bir parantez açarak şunu vurgulamak istiyorum.

Ülkemizde siyaset adamlarının mizah yeteneğinden yoksun olması veya mizah danışmanlarının bulunmaması sonucu ülke gündemini meşgul eden hakaretler ve gereksiz tazminat davaları söz konusu olmaktadır.

Diğer yandan mizah duygusundan yoksun veya mizah danışmanı olmayan yönetici mizahı kullanmaya kalkarsa gülünç duruma düşebilir.

Nüktedan olmak başka gülünç olmak başka şeydir.

Biri zekanın diğeri aptallığın ürünüdür.

Gülünç olmak yöneticinin prestijini yerle bir eden bir durumdur.

6)Mizah duygusu ruh ve beden sağlığında önemli yeri olan bir unsurdur.

Japonlar

“Gülmek en iyi ilaçtır”

demektedirler.

Yöneticinin sağlıklı olması işlerin sağlıklı yürümesinin de önemli koşullarından biridir.

Son olarak şunu söylemek mümkün mizah duygusu yöneticiyi güçlü yapar.

Ciddiyetle güler yüzün ittifakını sağlar.

Güler yüzlü ve güçlü bir yönetim oluşturur.

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s