AMERİKANCI EĞİTİM DÜZENİ —- ALINTIDIR

AMERİKANCI EĞİTİM DÜZENİ

 AMERİKANCI EĞİTİM DÜZENİ ile ilgili görsel sonucu

FULBRIGHT ANLAŞMASI

Türkiye’nin Siyasal İntiharı

 Yeni Osmanlı Tuzağı

Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947′ de imzalanan ve “Fulbright Antlaşması” olarak anılan

“Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma’nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendiriyordu.

 Senatör Haydar Tunçkanat’ın “İkili Antlaşmaların İç Yüzü” ve “Amerika Emperyalizm ve CIA” adlı kitabında açıkladığı üzere, 27 Aralık 1947’de imzalanan Eğitim Komisyonu’yla ilgili anlaşmanın 5.maddesi şöyleydi:

 Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır.

Bunlara ek olarak Türkiye’deki ABD diplomatik heyetinin başı, (Amerikan Büyükelçisi) komisyonun fahri başkanı olacaktır.

Komisyonda oyların eşit olması durumunda kesin oyu misyon şefi (Amerikan büyükelçisi) verecektir.

“Komisyonun ABD vatandaşı olan dört üyesinden ikisinin elçilikteki CIA mensupları arasından seçileceğinden kuşku duymamak gerekir, böylece CIA, Milli Eğitim Bakanlığı’na rahatça sızma olanağı bulacak ve komisyon üyesi sıfatıyla öğrenci ve eğitim üyeleri arasında ajanlar devşirmekte hiçbir güçlükle karşılaşmayacaktır.

AMERİKANCI EĞİTİM DÜZENİ ile ilgili görsel sonucu

Okul kitaplarına ve ders kitaplarına Amerikan propagandasının etkinliğini artırmak için malzeme hazırlayacaklardır.”

 O günden 2007’ye 58 yıldır, “Milli Eğitim”imizi ve daha pek çok bakanlığımızı Amerikalı uzmanlar yönlendiriyor.

Bu durun, 2007’de de böyledir ve FULBRİGHT COMMİSSİON adı altında Türk Milli Eğitimini biçimlendiren kurulun başında 2007’de Amerikan Büyükelçisi oturmaktadır.

(Bu gün de o kadar taviz verdiğimize göre bu şartlar muhtemelen aynı şekilde, belki daha da ağır şekilde devam etmektedir.

Bundan daha ağır ne olacaksa?)

 İsmet İnönü, Amerikan Yarı-Sömürgesi Olduğunu Açıklıyor.

Yalnızca Milli Eğitim’in değil, diğer pek çok bakanlıkların 1949’dan başlayarak Amerikalı uzmanlar güdümlendiğine ilişkin acı gerçek, Türkiye’yi Amerikan yarı- sömürgesi durumuna düşürerek Türk ulusunun alnına bu lekeyi süren İsmet İnönü tarafından, yıllar sonra,1963’de “timsah gözyaşlarıyla” şöyle itiraf edilmişti.

“Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlemesini istiyoruz.

Herkes aynı şeyden söz ediyor.

Nasıl yapacağım ben bunu?

Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim.

Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar.

Yapabilirler mi bunu?

Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu.

İğfal etmeye çalışıyorlar.

Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar.

O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar.

Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’un haberi oluyor.

Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum.

Bağımsızlık savaşından sonra Lozan’da asıl mücadele de bu uzmanlar konusunda oldu.

Yoksa sınırlar zaten fiili durum idi.

Tazminat işini iki devlet aramızda çözerdik.

Bütün mücadele idaremize yapılmak istenen müdahale yüzünden çıktı.

Bir tek uzman vermek için büyük ödünlerde bulunmaya hazırdılar.

Dayattık.

Biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk.

Onlar bizim neden inatla reddettiğimizi biliyorlardı.

Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler.

İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir.

 Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir.

Ondan sonra sökebilirsen sök.

Gitmezler.

Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek.

Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz.

Havanda su döversiniz.

Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir.

Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez…”

 Türkiye’nin Şubat 1948’de 705 bin dolar olan döviz varlığını,

Mayıs 1950’de eksi 12 milyon dolara;

1946’da 214 ton olan altın varlığını 1949 sonunda 123 tona indiren,

ülkenin dağarcığında yeterince altın ve döviz bulunmasına karşın Amerika’dan borç alarak ülkeyi Amerikan güdümüne sokan İsmet İnönü’nün bu yüz kızartıcı açıklamaları karşısında:

“Madem bunları biliyordunuz, öyleyse niçin Amerika ile antlaşmalar yaparken Türkiye’ye Amerikalı uzmanlar dolmasına neden olacak maddelere imza attınız?” demek gerekiyor.

İsmet İnönü’nün bu sözleri, kendisinin Türkiye’yi içine düşürdüğü durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdiği gibi, onun bir Türkiye Cumhuriyeti kahramanı, Cumhurbaşkanı, Başbakanı olarak ne denli çaresiz olduğunu da ortaya koymaktaydı.

 Featured image

 NOT: Bu yazılanlar Sn. Cengiz ÖZAKINCI’nın “Türkiye’nin Siyasal İntiharı Yeni- Osmanlı Tuzağı ” adlı kitaptan alıntı yapılmıştır.

 Nutuk belgeler bölümünde,  hilafetle saltanatın ayrılması konusunda, mecliste yaptığı konuşmada, Nutuk’un belgeler bölümünde 18 sayfa yer tutan, hilafet tarihini anlatan ve Selçukluların Hilafetle saltanatı ilk kez ayırdıklarını, döne döne vurgulayan ve o tarihten sonra, Tuğrul’un hilafetle saltanatı ayırdıktan sonra, 300 yıla yakın süre boyunca, bunun bir aksama olmadığını, rastlantısal bir şey olmadığını, Tuğrul öldükten sonra, diğer Selçuklu Sultanları tarafından da uygulandığını, Atatürk açık açık anlatır.

Atatürk devletin yönetiminde inançların değil, akıl ve bilimin yürürlükte olmasını da Kutadgu Bilig’den almıştır.

Hulki Cevizoğlu’nun Atatürk’ün oradan esinlendiği ilişkin bir kaynak var mı elinizde, sorusu üzerine.

Atatürk kadın erkek eşitliğini anlatırken verdiği örnek batı değildir.

Selçuklu tarihinden ve Selçuklu öncesi Türklerde kadınların erkekler eşit olduğu birçok örnekle vurgulamıştır.

İslam’da tek eşli evlilik örneğini ilk kez Tuğrul Bey vermiştir.

Tuğrul Bey halifeye kardeşi Çağrı Bey’in kızını evlendirirken başka evlilik yapmama şartı koşmuştur.

Dil devriminde de batıdan değil Karamanoğlu Mehmet Bey’den esinlenilmiştir.

Atatürk devrimlerinin kökünü batıya bağlamaya çalışanlar batıcılardır.

Atatürk devrimleri üzerinden batı propagandası yapmak için.

Hâlbuki Atatürk devrimlerinin bütün kökleri Türk Tarihindendir.

Laikliği savunan, laik düşünceyi savunan kendisinin de Atatürkçü olduğu söyleyen akademisyenlerin kitapları laikliğin Hıristiyanlığa ait bir şey olduğu yazıyor.

Bu ne demek?

Bu nasıl bir aymazlıktır?

Papağan gibi bütün hepsi söylüyor.

Lozan’da denilmiştir ki: Siz Türkler Müslümansınız öyleyse İslam yasaları ile idare edilmek zorundasınız.

Öyleyse Türkiye sınırları içinde kalan gayrimüslimlere İslam kanunları uygulanamayacağı göre onlara kendi kilise kanunlarının uygulanmasına izin vereceksiniz.

Bize Lozan’da şeriatı uygulamamızı dayatmıştır Hıristiyanlar.

Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Böylece Türkiye’deki kiliselere devlet içinde devlet olma hakkı otomatik olarak doğar. Biz laik kanunları benimseyerek ancak bu tuzaktan kurtulabildik.

Bu oyuna gelirseniz Türkiye’yi tak diye bölersiniz.

Batı’da yıllarca “Utanç duvarı” (Schandmauer) olarak da anılan ve Batı Berlin‘i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım1989‘da Doğu Almanya’nın, isteyen vatandaşlarin Batı’ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı.

Bunlar hep Berlin Duvarı yıkılıp Amerika’nın dünyada biricik efendi havasında, artık ben o kadar büyüğüm ki rakibim de yok öyleyse ben herhangi bir kuralla kayıtlı hareket etmek mecburiyetinde değilim demesinden kaynaklanıyor.

Batı dünyası zafer sarhoşluğuyla bütün bu mantıksızlıkları, erdemsizlikleri, tutarsızlıkları ve hukuk dışılıkları yapabiliyor.

Eğer karşılarında ikinci bir kutup olsa insanın aklının alamayacağı saçma sapan ve onur kırıcı davranışların hiçbirini gösteremez.

Atatürk, devletin yönetiminde inançların değil akıl ve bilimin yürürlükte olmasını da Kutadgu Bilig’den almıştır.

Fulbright Masası Şefi Bekir S. GÜR, Eğitimbirsen’in Müfredat Raporunu Hazırlamış

MEB, Müfredat, Eğitimbirsen , Fulbright dosyasını açıyoruz .

Fulbright Masası Şefi Bekir S. GÜR , Eğitimbirsen'in Müfredat Raporunu Hazırlamış

 

Türklerin ak saçlılarından olan merhum Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, eğitim sistemindeki bozulmayı, ”1945’e kadar İngiltere’nin sömürgesiydik. 1945’ten sonra ABD’nin sömürgesi olduk. Milli Şef İsmet İnönü 1947 tarihinde yaptığı resmi (Fulbright) anlaşması ile Türk Milli Eğitim sistemini ABD’lilere teslim etti” ifadeleri ile açıklıyor.

Fulbright ile ilgili birkaç hafta önce Twitter’da bu komisyonda görev yapan bir kişinin Eğitimbirsen müfredat raporunu hazırladığını yazmış ve konuyu ilerleyen günlerde gündeme getireceğimizi belirtmiştik.

Attığımız bu twitlerden sonra Milli Gazete Fulbright konusunu ana manşetten haber yaptı. Bu komisyonun Amerika’nın emrinde olduğunu ve Milli Eğitim müfredatını dizayn etmek istediğini , birçok ülkede Başbakan ve Cumhurbaşkanı çıkarttığını detaylı olarak haberleştirdi.

Fulbright yönetim kurulu üyesi olan Bekir Gür, bu haberlerden sonra ismini bu listeden çıkarttırdı.

Biz ismini bu listeden çıkartacağını bildiğimiz için ekran görüntülerini almıştık.

Bekir GÜR’ün, Fulbright yönetim kurulunda olan ismi ve daha sonra ismini çıkarttığı görüntüler.

Bekir GÜR, Eğitimbirsen’in müfredat raporunu hazırlayan ve şube başkanlarına sunum yapan kişidir.

Milli Eğitim Bakanlığına müfredat hazırlayan Eğitimbirsen’in tüm eğitim politikalarını Fulbright masasında görevli Bekir GÜR’e emanet etmesi tesadüf olabilir mi?

Bekir Gür, FETÖ’nün ABD’de bulunan Üniversitesi Charter School’da görev yapmış mıdır?

Bekir Gür tarafından hazırlanan müfredat raporunda Ulus devlet ve üniter yapının tartışmaya açılmasıyla ne hedeflenmektedir?

Sonuç olarak; Türkiye’nin en büyük ve yetkili sendikası, iktidarın zaman zaman yol haritasını çizen sendika olarak bilinen Eğitimbirsen, tüm eğitim politikasını emanet ettiği kişi Fulbright masası şeflerinden Bekir Gür olması tesadüf olabilir mi?

Merhum Erbakan Hoca öğrencilerine 40 yıl Siyonizm ve cihadı anlattı.

Amerika’nın Siyonizm’in maşası olduğunu, ilacının ise Cihat olduğunu 40 yıl boyunca öğrencilerine anlattı.

Galip Erdem der ki; Bizler davayı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık.

Yola koyulduk. Bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık.

Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu.

Ama küçük (!) bir noksanımız olduğunu farkettik.

Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk.

Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.

http://www.kamudanhaber.net

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s