NASIL BİR İSLAM ———————————- ALINTIDIR

NASIL BİR İSLAM?

  

       İslâm ile ilgili en büyük sorun, onu “cemaat dinlerinden” ayıran özelliklerinin gitgide zayıflatılması sanırım.

  Nedir bu özellikleri?

 

  Öncelikle İslâmiyet bir birey dinidir.

 

Eğer illâ bir “devrimden” bahsedecek olursak bunun, Hz. Peygamber Musevilik ve Hıristiyanlıkta olmayan, kişinin,  ruhbansız, vasıtasız, doğrudan yaratanına bağlandığı bir inanç getirmesi olduğunu söyleyebiliriz.

  İkinci en büyük değişiklik ise akıl yürütmeyi her bir bireyin üstüne hayatî bir sorumluluk olarak yüklemesi olmuştur.

  Peki, ama bunlar ne işimize yarar?

Ve dahası mevcut dinî uygulamalarımız bu iki ana ilkeye uymakta mıdır?

   İşte bu sorunun içindeki “dinî uygulamalar”  tabiri aslında yaşadığımız dinin, İslâmiyet’le ilgisinin ne kadar az olduğunu gösteriyor.

   Zira kendisine kadarki devirlerde,  dinin asla bireylerin idrakine ve vicdanına terk edilmediği bir yeni dinden bahsetmekteyiz.

İslâmiyet’i “yeni”, son ve mükemmel yapan budur.

   “Dinî uygulamalar” ruhbana bağlı cemaat dinlerinin doktriner, tek tip ve değişmez davranışlarıdır.

   Bizdeki geleneksel şeriatçı ve cemaatçi anlayış İslâmiyet’i, bu anlamda bireyin idrakinden ve vicdanından söküp,

“daha çok bilenlerin emirlerinden ibaret”

olan bir cemaat dini kalıp davranışları bütünü haline getirmiştir.

 Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ün

“İsrailiyat”

dediği şey de budur.

  Peki, ama “birey dini” nedir o halde?

  Birey dini, varlığının, cemaat varlığına ve yaşayışına bağlanmamış olduğu dindir. 

  Birey dini, bireyin dine mensubiyetinin, cemaatin ve ruhbanın onayına bağlanmadığı dindir.

 Birey dini,  dinin bireyi seçmediği, bireyin dini seçtiği dindir.

 Birey dini, bireyin yaratanından başka hiç kimseye inanç temelinde, sorumluluk yüklenmediği dindir.

   Peki, o halde “şeriat” denen uygulamanın birey dininde yeri nedir?

   “Şeriat” denen uygulama, kişinin inanç yoluyla bağlılığının hukuksal sorumluluğa dönüştürülmesidir.

   Bu açıdan, şeriat uygulamaları, bireyin, yaratanıyla kendisi arasında mahrem kalması gereken alana tecavüz eder.

Oysa kişinin imanı konusunda kendisi dışında hiç kimsenin ne mesuliyeti ne de hakemliği dinen söz konusudur.

Bu konuda Hz. Peygamber bile Kur’an’da uyarılmıştır.

  O halde şeriat uygulamalarının adlî uygulamaları gerçekten meşru mudur / haklı mıdır veya adil midir?

 Şeriat uygulamaları, dinin mensuplarının mahrem mesuliyetleri üzerinden vesayet geliştirerek müminle Tanrı arasındaki mahremiyete tecavüz etmektedir. Bunu yaptıktan sonra da “insan aklı” vasıtasıyla kıyasa giderek hüküm vermektedirler.

Müslüman’ın mensubiyetini istismar edip bunu kullanarak bir takım insanların “hakim” sıfatıyla dinden “yasa” çıkarmasıyla (teşrii) ve istidlal (çıkarsama, delillendirme) insan davranışlarını yargılamaya kalkmaktadırlar.

 Şunu hiç unutmamak gerekiyor.

Hz. Peygamber, kendisine vahyedilen dışında, bir hüküm vermemiştir.

Bu şekilde kişisel mukayesesinin, muhakemesinin, dinleştirilmesini engellemiştir.

Ölümünden sonra hadislerinin fitne sebebi olmaması için yakıldığını vasiyet ettiğini ve Hz. Ali’nin ondan derlenmiş beş yüz hadisi, onun vefatından sonra yaktırdığını biliyoruz.

  Peki, şer’i mahkemelerin uğraştığı dünyevi davalarda akıl kullanılıyorsa bir aklın diğerinden daha Tanrısal olduğuna nasıl inanabiliriz?

Unutmayın ki şer’i mahkemeler “Allah hükmüne” göre karar vermektedirler.

Eğer bir konuda insan aklının hükmü geçerli olacaksa ki bu tabiatın gereğidir, kanunların sözde Kur’an’a dayandırılması ve ulemanın hüküm vermesi gibi şeylerin İslam’ın bireyselliği ve akılcılığı ile ilgisi olamaz.

  Bu yüzden tırnak ojesinden başörtüsüne kadar her konuda bir “dinî hüküm” arayıp da en nihayetinde bir insan evlâdının anlayışına “mutlak hüküm” diye bakmanın dinle ilgisi olamaz.

   Yani Allah’ın sözlerinden, insan aklının yetmezliği ile çıkarsanan sonuçların, “ayet” veya ”nas” kudretini haiz olmaları ancak Talmut kültüründe olabilecek bir şeydir, İslâmiyet’te değil.

  Bu yüzdendir ki günlük hayatı topyekün “dine” göre şekillendirmeye kalkmak aslında, insanları

“gücü elinde bulunduranların dinden anladıkları şekle” mecbur etmek demektir.

 Bu yüzdendir ki İslâmiyet’i topyekûn ve tektür yaşanan bir hayat tarzı gibi kabul eden ve tanıtan herkes, insan eli ve diliyle yozlaştırılmış dinin şeriat zorbalığına çanak tutuyor demektir.

   Zaten dinci siyasetin toplumda güç kazanmasının en büyük sebebi de insanların akıllarını ve vicdanlarını topyekûn yaşandığını sandıkları bir dinin ruhbanlarına ipotek etmeleridir.

   Sıradan Müslüman şunu unutmazsa din sömürücülüğünden kurtulabilir.

Adalet bireysel bir şeydir.

Ve Allah’ın adalet terazisi, mahşerde, her birimizin akıl ve vicdanını tek tek ve en ince şekilde tartacaktır.

Dolayısıyla toplu işlenen amellerin, akıl ve vicdan sorumluluğundan kurtulması, bundan arî tutulması diye bir şey söz konusu değildir.

   Bu yüzdendir ki “kul hakkına” giren dünyevi kısımların insan aklıyla şekillendirilmiş ve özünde zaten ilâhî mesajın adalet hedefine yönelmiş beşeri hukukla takip edildiği, imana müteallik kısımlarında kişilerin kendilerince takip edildiği bir düzen, İslâmiyet’in bozulmadan yaşanabileceği yegâne düzendir.

   Dünyaya da ahirete de “ulemanın” burnunu, eksiklikten arî olmayan aklını soktuğu bir düzen, şer’i olabilir ama bunun ne kadar İslâmî olduğu çok şüphelidir.

 İslâm Allah’ın mutlak ve nihai yargısının, Müslümanların akıllarına ve vicdanlarına yön verdiği ve Müslümanların akıllarını ve vicdanlarını, bu dünyada kendi başlarına kullanmaları gerektiğini emreden tek dindir.

  Onu cehaletimizle önceki cemaat dinlerine benzetmekle ancak onu atalar kültü haline getirmiş oluruz.

Böyle bir cehalete “İslâmiyet” demeye kimsenin hakkı yoktur.

Oysa bugün “İslâm âlemi” denen hayalî büyük coğrafyayı belirleyen tam da bu cehalettir.

 İslâm’ın cemaatçi, nakilci, hiyerarşik / ruhban algılanması bitmedikçe Müslümanların kendilerine de çevrelerine de huzur ve barış vermeleri mümkün olmayacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s