HER MÜSLÜMAN ANTİEMPERYALİST OLMAKLA YÜKÜMLÜDÜR —————– ALINTIDIR

HER MÜSLÜMAN ANTİEMPERYALİST OLMAKLA YÜKÜMLÜDÜR

 

   

Emperyalizm, kısaca,

“Güçlü olan devletlerin zayıf olan devletleri sömürmesi”

demektir.

Bu eskiden, güçlü olan devletin ordusuyla zayıf olan devletin toprağını işgal etmesi şeklinde gerçekleşirken 19. yüzyıl ve sonrasında daha çok, güçlü olan devletin zayıf olan devletin zenginlik kaynaklarını sömürmesi şeklinde gerçekleşmeye başlamıştır.

İspanya ve Portekiz, 15. ve 16. yüzyıllarda dünyanın önde gelen emperyalist devletlerindendir.

Bu devletlerin etkileri 17. ve 18. yüzyıllara kadar devam etmiştir.

Sanayi Devriminden sonra İngiltere ve Fransa İspanya ve Portekiz’in yerini alarak dünyanın birçok bölgesinde sömürgeler elde etmişlerdir.

 Özellikle, İngiltere 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk yarısının en güçlü sömürgeci devleti olmuştur.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgeci devletlerin liderliğini ABD devralmıştır.

ABD, halen bu liderliğini devam ettirmektedir.

Emperyalizm, bir ülkeyi sömürebilmek için o ülkede işbirliği yapacak kukla yönetimlere ihtiyaç duymaktadır.

Emperyalist devletler,  bir ülkenin zenginlik kaynaklarını sömürebilmek için ya iktidarda bulunan siyasi kadroları çeşitli yollarla etkileri altına alarak amaçlarına ulaşmakta,  ya da ihtilal, ayaklanma, iç savaş çıkartarak kendilerine hizmet edecek yönetimleri işbaşına getirmektedirler.

Bu yollarla da amaçlarına ulaşamadıklarında ise çeşitli bahanelerle sömürecekleri ülkeyi işgal edip, işbaşındaki yönetimleri devirerek istedikleri hükümetleri işbaşına getirmektedirler.

Son yıllarda Irak’ın ve Afganistan’ın ABD liderliğindeki Batılı Devletlerce işgal edilerek yönetimlerinin değiştirilmesi, Tunus, Libya ve Mısır’da ayaklanma ve iç savaş yoluyla yönetimlerin değiştirilmesi yukarıda açıkladığımız hususlara örnek olan olaylardır.

Son olarak Suriye’de yaşanan iç savaş, Suriye Yönetimi’ni değiştirmek amacıyla ABD liderliğindeki emperyalist devletler tarafından çıkarılmıştır.

Bir ülkenin gerek işbaşındaki yönetimler satın alınarak, gerekse ihtilal, isyan, iç savaş veya işgal yoluyla kukla yönetimler işbaşına getirilmek suretiyle sömürülmesi çok büyük bir haksızlık, çok büyük bir zulümdür. 

Emperyalizmi gerçekleştirmek için ihtilal, ayaklanma, iç savaş veya işgal yapıldığında ise masum insanların yaralanması, ölmesi yapılan zulmü binlerce defa katlamaktadır.

Haksızlık ve zulüm demek olan emperyalizme karşı çıkmak, mücadele etmek öncelikle insanlık görevidir.

Onurlu ve haysiyetli insanlar nerede ve hangi şartlarda olurlarsa olsunlar emperyalizme karşı çıkarlar, var güçleriyle mücadele ederler.

Tarih, bunun sayısız örnekleriyle doludur.

İnsanlık için bir onur ve haysiyet meselesi olan emperyalizme karşı mücadele konusunda Kur’an-ı Kerim’in sessiz kalması mümkün müdür?

Elbette, mümkün değildir.

Yüce Mevlamız Kur’an-ı Kerim’de haksızlık ve zulme karşı mücadele konusuna çok büyük önem vermiştir.

Kur’an’da bu konuda sayısız ayet vardır.

İşte, bu ayetlere örnekler:

 “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve ‘Ey Rabb’imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder.’  diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”

(Nisa, 75)

“Kendileriyle savaşılan (müminlere) zulmedilmeleri dolayısıyla (savaşa) izin verilmiştir.

Şüphesiz Allah onlara yardım etmeye güç yetirir.

Onlar sırf: Rabbimiz Allah’tır dediklerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır.

Eğer Allah’ın insanların bazılarını bazılarıyla savması olmasaydı şüphesiz içlerinde Allah’ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılırdı.

Allah kendine (dinine) yardım edenlere elbette yardım edecektir.

Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir. “

(Hacc 41-42)

 “Zulmedenlere meyletmeyin.

Yoksa size ateş dokunur.

Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur.

Sonra yardım da göremezsiniz.”

(Hud, 113)

Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size zafer versin ve müminler topluluğunun gönüllerini ferahlandırsın.”

(Tevbe, 14)

“Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa artık onların aleyhlerine bir yol yoktur.”

(Şura, 41)

 Yukarıda belirttiğimiz üzere Kur’an-ı Kerim’de haksızlığa ve zulme karşı mücadele çok önemli bir yer tutmaktadır.

Yüce Mevlamız, haksızlık, kötülük ve zulme karşı mücadele etmeyi her Müslümana farz kılmıştır.

Haksızlığa, zulme karşı mücadele etmek, aynen namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek gibi her Müslüman’ın yerine getirmekten kaçamayacağı çok önemli bir görevdir.

Bir anlamda ibadettir. 

Yukarıda söylediklerimizi özetleyecek olursak;

Her Müslüman zulme, yani emperyalizme karşı mücadele etmekle, başka bir ifadeyle antiemperyalist olmakla yükümlüdür.

En büyük, en zalim emperyalist Amerikan Gavuru ile canciğer, kuzu sarması dost ve ahbap olan Siyasal İslamcılara duyurulur!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s