KÖY ENSTİTÜLERİ ———————————- ALINTIDIR

KÖY ENSTİTÜLERİ

 

AFET ILGAZ

17 Nisan  günü Köy Enstitülerinin kuruluşunun  yıl dönümüydü.

Televizyonda, bir Enstitülü abimizi, Mustafa Durmuş’u dinlerken bu konuda yazmak istedim.

Ben Çapa Öğretmen Okulu’ndayken kapatılmış olan enstitülerden okulumuza bazı arkadaşlar gelmişti.

Hepsi bir şeyler çalıyor, resim yapıyorlardı.

Okumaya düşkün çocuklardı.

Bizim okulda da resim ve müzik bölümlerine ayrıldılar, müzik bölümünden usta kemancılar çıktı, bunların bir kısmı Ankara Devlet Orkestrası’na girdiler.

Resim bölümünden de usta ve şöhretli ressamlar, diğer köy enstitülerinden ünlü romancılar ve şairler çıktı.

Hep anlatırım ya, eskiden Cumartesi günleri de ders vardı.

Bayrak töreninde; enstitülü arkadaşlarla birlikte kurduğumuz orkestramızla, ta Şehremini’den duyulan heybetli bir İstiklal Marşı şöleni sergilerdik.

 Keman ve piyano hocamız İstiklal Marşı’nın bestecisinin oğlu Ekrem Zeki Bey’di, resim hocalarımız ise zamanın ünlü ressamları ve hocalarından olan Hasan Kavruk, İlhami Demirci idi.

Hep söylerim ya, biz yıldız hocalardan ders gördük. Edebiyat hocalarımız da Orhan Şaik ve Nihat Sami Banarlı idi.

 ***

Sonra öğretmen okulları da kapatıldı, oysa buradan çıkan gençler eğitim enstitülerini de geçerek ortaokul ve lise hocaları olmaktaydılar.

Terör belası olmadığından, Anadolu’nun en ücra köşelerine gidenler bile memnun ve mutlu öğretmenler olarak işlerine devam ederlerdi.

Terör belası var da ne oluyor?

Kahraman Türk öğretmenleri orada da hiçbir okulu boş bırakmamak üzere heyecanla atanma bekliyorlar.

 ***

  Köy Enstitüleri konusunda Türk yazarları değişik şeyler düşündüler ve yazdılar.

Kemal Tahir’in aleyhte yazdığı bir roman en çok bilinenidir.

Uğur Mumcu lehte yazanlar arasındaydı.

Köy Enstitülerinin sadece; inşaat, çiftçilik, pratik işler öğreten okullar olduğunu zannetmeyin.

Bunlarla birlikte kültür dersleri, sanat dersleri görürlerdi öğrenciler.

O yıllarda M.E.B. dünya ve Türk klasiklerinden yüzlerce kitap çıkarmıştı, onlar okunurdu genellikle.

Varlık, Türk Dili ve Yedi Tepe dergileri vardı.

Sanat yeteneklerini geliştiren gençler oralarda şiir, hikaye, anı ve deneme yazmışlardı.

Ben Kars’ta ilkokulda okurken Halk Evi’nde Cilavuz Köy Enstitüsü öğrencilerinin Kral Oidipus oyununu oynadıklarını hatırlarım.

Hatta gözleri görmeyen Oidipus’un, elinde bastonla sahneden inerek seyircilerin arasından geçip gittiğini bile hatırlıyorum.

Brecht’in epik tavrına gönderme yapıldığını ancak şimdi düşünüyorum.

Sabahattin Eyüboğlu’nun ve eşinin de hatta Ruhi Su’nun bile bu Enstitülerde zaman zaman ders verdiğini duymuştum.

Biz nasıl öğretmen okullarında yıldız hocalardan ders aldıysak, onlar da enstitülerde, yıldız sanatçılardan feyz alıyorlardı.

 

Hasan Ali Yücel’e Allah rahmet etsin.

Küçük bir detay, Hasan Ali Yücel’in ailesinin Mevlevi olduğunu hatıralarından okumuştum.

Mustafa Hoca’nın televizyonda anlattığı bir şey var ki aktarmadan geçemeyeceğim:

 “Köy Enstitüsü’ne gittiğimde ayağımda yamalı pantolon ve yırtık lastikler vardı.

Bu çocuktan Cumhuriyet bir başöğretmen çıkardı.

Kızım İstanbul Erkek Lisesi’nde oğlum Galatasaray Lisesi’nde okumuştu.

Girdiklerinde sevinçten ağlamıştım.”

Mustafa Hoca’nın hatıralarından bir şey daha vardır ki hele onu anlatmadan hiç mi hiç geçemeyeceğim.

35 hanelik köyünde çamaşırlık denilen, üstü kapalı ama duvarları olmayan bir yer varmış.

Kadınlar orada çamaşır yıkarlarmış.

Karın iki metre olduğu günlerden birinde, Hoca, denetçiyle beraber oradan geçerken bir şeye şahit olmuşlar.

Kadının biri oralarda oynayan kızını çağırmış, kızının üstünden kirli elbiseyi çıkarmış, yıkamış, kız o sırada çıplak vaziyette oyununa devam etmiş.

Annesi yıkadığı elbiseyi çabucak kurutmuş ve giydirmiş.

  ***

 

Bugünlerde Türk halkının tümüyle kahraman olduğunu düşünüyorum.

İzmir’deki Bayraklı adliyesinin önünde, geciken duruşmaları tam 9 saat beklediler.

Feridun Fazıl Tülbentçi’nin,  “Kahramanlar Geçiyor”  adlı bir kitabı vardır.

Evet, bugünlerde de ellerinde bayraklarla kahramanlar geçiyor!

Bir de zenginliğe doymayan bugünkü iktidar sahiplerinin, sırıtarak,  “Rabbim verdikçe veriyor”  övünmelerini hatırlayınız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s