EN BAŞARILI EĞİTİM SİSTEMİ NEDEN FİNLANDİYA’DA ——————————- ALINTIDIR

EN BAŞARILI EĞİTİM SİSTEMİ NEDEN FİNLANDİYA’DA?

Banu Uzkut Onuk   

Eğitim sistemlerini araştırırken Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programının (PISA) sonuçları dikkatimi çekmişti.

Testte, öğrencilerin, Matematik, Fen Bilimleri ve Okumayla ilgili sahip oldukları bilgi ve becerilerin ne kadarını hayata geçirebildikleri, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildikleri ölçülüyor.

2000 yılından beri uygulanan bu testin sonuçlarında en başarılı ülke hep Finlandiya çıkıyor.

Türkiye ne yazık ki Meksika’dan sonra sıralamada sondan ikinci sırada.

Finlandiya eğitim sisteminde sınav stresi yok, mukayese yok; dershaneler, özel hocalar yok.

Eğitim saatleri çok kısa (ortalama günde dört saat) olmasına rağmen bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı.

Yrd. Doç. Dr. Ali Eraslan’ın EFMED dergisinin Aralık 2009 sayısında yayımlanan,

“Finlandiya’nın PISA’daki Başarısının Nedenleri:

Türkiye için Alınacak Dersler”

başlıklı makalesini incelemiştim.

Ardından Finlandiya seyahatimde okulları ziyaret edip, öğretmenlerle ve öğrencilerle konuştum.

Toparladığım bilgileri paylaşmak istedim.

Okullarda okutulacak kitaplara öğretmenler kendileri karar veriyor.

Zorunlu temel eğitim boyunca, değerlendirme adına herhangi bir ulusal sınav veya yılsonu sınavı yok; öğrenciler, öğretmenin hazırladığı sorularla değerlendiriliyor.

Bu yüzden öğretimin odağında öğrencileri testlere hazırlamaktan ziyade tamamen öğrenme var.

Gezdiğim okullarda dikkatimi çeken, okulların ev ortamı gibi rahat dekore edilmiş olmasıydı.

Müfredatları “yaparak öğrenme” prensibine göre düzenlenmiş.

Çocuklar sınıf içinde dolaşarak, arkadaşlarından, öğretmen ve ders malzemelerinden bilgiler toplayabiliyor ara sıra da kanepeler üzerinde dinlenebiliyorlar.

Öğretmenlerine isimleriyle hitap ediyorlar ve öğle yemeklerini birlikte yiyorlar.

Öğrenciler rahat ortamda öğrenmenin keyfini yaşıyorlar.

Okul kantininde sadece süt, su ve meyve bulunuyor.

(reklamların etkisinde kalınmadan beslenme alışkanlıklarına dikkat ediliyor).

Her çocuğa kendi öğrenme yöntemine göre ödev veriliyor.

NLP teknikleri öğretmenler tarafından derslerde uygulanmakta.

Bazı dersleri farklı yaş grubundaki öğrenciler bir arada işliyor; böylece uyumu öğreniyorlar.

Okuldaki bitkilerin bakımı, kütüphanedeki işler, atık kâğıtların toplanması, bahçe ve akvaryum işleri, mutfak yardımı gibi gündelik işleri öğrenciler sırayla yapıyorlar.

Böylece yeterlilikleri geliştiği gibi okullarını da benimsiyorlar.

Çocuklar okullarını ikinci evleri gibi görüyor, öğretmenlerini de anne/baba gibi seviyorlar.

Finlandiya’da öğretmen olmak çok kolay değil.

Liseden mezun olup öğretmen olmaya karar veren bir öğrenci üç aşamalı kabul testinde başarılı olmak zorunda.

Birinci aşamada, kitap sınavıyla, bilgiyi araştırma, sentez yapabilme, eleştirel açıdan bilgiyi yorumlama, analiz etme yeteneği test ediliyor.

İkinci aşamada, mülakat aşamasında, kişilik ve karakter yapısı bakımından öğretmenlik mesleğine uygun olup olmadığı analiz ediliyor.

Son aşamada ise adaylardan örnek bir ders anlatması veya grup tartışmasını yönetmesi istenerek sosyal yönü, konuşma, sunum ve yönetim yetenekleri ölçülüyor.

Bu aşamaların sonunda öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyor.

Öğretmenlik lisans programı boyunca, öğrencilerin her yıl birer ay uygulama okullarında ders anlatarak staj yapma zorunlulukları var.

Stajları hem üniversitedeki öğretmenleri, hem de öğrenciler tarafından değerlendirmeye tabi.

Staj değerlendirmesi mezuniyet yeterliliğinde çok önemli.

Türkiye’de öğretmenlik stajı sadece son yıl yapılabilir, o da ne yazık ki KPSS sınavının hazırlıkları nedeniyle hedeflere ulaşamaz.

Finlandiya’da öğretmen olabilmek için sadece lisans öğrenimi de yeterli değil.

Öğretmen adayının seçeceği konuya göre tezli yüksek lisans derecesine sahip olması da zorunlu.

Böylelikle Finli öğretmenlerin araştırma tabanlı bir eğitimle, sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmaları sağlanıyor.

Finlandiya’da motivasyonu yüksek öğrenciler en yüksek maaşı almayacaklarını bildikleri halde, gene de öğretmenlik mesleğini saygınlığı ve kutsallığı nedeniyle tercih ediyorlar.

Tanıştığım bir Finli baba, kızının öğretmen olmasından gurur duyduğunu söylüyordu.

Türk kültüründe de uzun yıllar öğretmenlik kutsal bir meslek olarak kabul edilmişti ama son yıllarda bu algı değişmeye başladı.

Öğrencilerimiz, öğretmenlik mesleğini ne yazık ki ekonomik nedenlerle tercihlerinde en alt sıraya koyuyorlar.

Finlandiya’da “yaşam boyu öğrenme” eğitimin en önemli ilkesi.

Görüştüğüm öğretmenler devamlı gelişen öğrenme tekniklerini, zorunlu hizmet içi eğitimlerle takip edebildiklerini söylediler.

Finli öğretmenler meslek hayatları boyunca katıldıkları kursları, kendilerini geliştirmek için fırsat olarak görüyorlar.

Ben de Türkiye’de özellikle bireysel eğitimlere, kendi olanaklarıyla katılan sevgili öğretmenlerimizi gördükçe çok mutlu oluyorum.

Kendini devamlı geliştiren öğretmenlerin, anne babaların, bireylerin çoğalması dileğiyle.

Finlandiya’daki eğitim neden daha iyi?

Dünyada birçok araştırmada Finlandiya eğitim modeli ve başarısı her zaman üst sıralarda yer alır.

 

  Finlandiyalı eğitimci Pasi Sahlberg, American Educator’da yayınlanan,

“Lessons from Finland” (Finlandiya’dan Dersler) adlı makalede,

Fin eğitim sisteminin başarısının arkasındaki bazı prensiplerini açıkladı.

Amerikalı gazeteci Joel Shatzky de bu makaleyi Amerikan haber sitesi blog Huffingtonpost’ta köşesine taşıdı.

Dünyadaki en iyi okullar arasında yer alan, okul sisteminden başlayarak eğitim sistemi hakkında ipuçları verirken Finlandiya ve ABD arasında kıyaslamalara da yer verdi.

Sahlberg’in açıkladığı yöntemler ABD’de birçok okul tarafından uygulanmaya şimdiden başlandı.

 

Sahlberg’in Finlandiya’daki sistem hakkındaki açıklamaları şöyle;

* Finlandiya’da aday öğretmen seçiminde ve öğretmen yetiştirilmesinde çok sıkı, dikkatli ve talepkar bir yol izleniyor.

İlkokul öğretmeni adaylarının sadece onda biri kabul ediliyor.

Adayların sadece eğitimden değil bunu yanı sıra başka bir konudan da ana dal mezunu olması gerekiyor.

Öğretmen adaylarını eğitim sürecinde de zorlu çalışmalar sıkı bir programla yürütülüyor.

Öğrenciler sadece eğitim bilimlerinden mezun olarak öğretmen olamayacaklarını biliyorlar.

* Finlandiya’da öğretmen adayı öğrencilerin eğitiminde verilen en önemli unsurlar arasında, yüksek sosyal prestij, okulların profesyonel özerkliği, topluma uygun öğretim değerleri ve halkın yararını göz önünde bulundurmak yer alıyor.

* Finlandiya’da öğretmenlerin sendikal örgütlenmeleri oldukça yüksek düzeyde.

Neredeyse bütün öğretmenler Eğitim Birliği’ne üye. 

Öğretmenleri değerlendirilmiyor

Finlandiya’da öğretmenleri değerlendiren resmi bir sistem yok.

Öğretmenler direk olarak Okul Müdürleri ve diğer görevlilerden geri bildirim ve destek alıyorlar.

Finlandiya’da standart bir değerlendirme kriteri yok ve değerlendirmelerin de resmi bir yaptırımı yok.

Öğretmenlerin de öğrencileri değerlendirdikleri bir kriter bulunmuyor.

Çünkü onların öğrencilere bütünleyici bir şekilde yardımcı olmayı beceriyor olmaları gerekiyor.

  

Öğretmenlerin başarıları okulda daha fazla çalışmalarıyla da ölçülmüyor.

Tipik bir ortaokul öğretmeni yıllık 600 saatin altında çalışıyor.

Öğretmenler aynı zamanda hafta içindeki bazı günlerde sosyal topluluklarla çalışıyorlar.

Çoğu öğretmen de işlerinin en önemli kısmını bu sınıf dışında gerçekleşen sosyal sorumluluklar olduğunu düşünüyor.

Bu kısım öğretmenlere kendi kendilerine hareket etme özgürlüğü sağlıyor.

Yani öğretmenlerin yönetimleri kendilerine bırakılıyor. Öğretmenlerin sadece yüzde 10 ila 15 arası emeklilikten önce mesleği bırakıyor.

Eğitim ücretleri adil

Finlandiya’nın akademik başarısının altında yatan faktörlerden bazıları da şöyle:

Neredeyse tamamen homojen etnik nüfus, toplumun sosyal sınıfları arasındaki ekonomik boşluğun fazla olmaması, adil eğitim ücretleri, mükemmel sağlık ve sosyal refah sistemi.

Tabiî ki bu sayılanlarla birlikte en büyük etkiyi öğretmen yetiştirmekteki seçicilik yaratıyor.

Öğretmenlerin özgür bırakılması ve sıkı bir eğitimden geçmesi eğitim sisteminin temelini teşkil ediyor.

Finlandiya Eğitim Sisteminin Dünyadaki Başarısı

 Dilek Eriklili

Ülkemizde 4+4+4 eğitim sisteminin uygulanmasına başlandığı bu dönemde; Amerika’da ise Finlandiya Eğitim Sistemi tartışılıyor.

Peki, Finlandiya, dünya ülkeleri arasında onları birinci yapacak bu başarıya nasıl ulaştı?

Televizyon programları bu konuya değiniyor, bazı eğitimciler Finlandiya’daki okulları bizzat yerinde ziyaret edip, öğretmenler ile görüşerek, okul ortamını gözlemleyerek, bu başarının sırrını öğrenmeye çalışıyorlar.

İşin ilginç tarafı da,

“Başarınızın sırrı nedir?”

diye sorulduğunda,

“Öğretmenlerimizdir”

diyorlar.

 Finlandiya’da Eğitim, bir “Bilim” olarak değerlendiriliyor.

Yetkilendirilmiş idealist öğretmenler ile yetkililer “bu işi profesyonellere bırakalım, yani eğitimi çocuklarımıza bire bir veren öğretmenlerimize…

Ve hedefimiz ‘hep birlikte bu çocukları nasıl daha başarılı yapabiliriz, onları hayata nasıl daha iyi hazırlayabiliriz’ olmalıdır” diyor.

Eğitimde kazandıkları başarıyı, Finlandiya’nın kültürel başarısı olarak görüyorlar.

Sistem, her öğrencinin önemli olduğunu ve özel yetenekleri olduğunu vurguluyor.

Önemli olan da bu yetenekleri bulup ortaya çıkartmak…

Bu Popüler Eğitim Sistemi Nasıl İşliyor?

Finlandiya’da öğretmenlik çok prestijli ve kutsal bir meslek.

Doktorluk mesleği kadar da itibarlı.

Öğretmen olmak kolay değil.

Mastır yapmış olmak gerekiyor, hatta birçoğu doktora da yapıyor.

Birçok aday öğretmenlik için başvuruyor ve çok aşamalı seçim sürecinden sonra en iyileri bu görev için seçiliyor.

Torpil ya da diğer etkenler ise yaramıyor hatta böyle bir düşünce dahi yok.

Öğretmenlerin yaşam şartları ve maaşları iyi.

Otoriteler, öğretmenlere her türlü yetki ve sorumluluğu, özgür çalışma ortamını sağlamış.

Ders programlarına, okutulacak derslere, bas öğretmen ve öğretmenler birlikte karar veriyor.

Öğretmenler kendilerini geliştirecek eğitici, öğretici seminerlere katılıyorlar ve kendilerini sürekli geliştiriyorlar.

Öğretmenler arasında işbirliği çok önemli, herkes bildiklerini, deneyimlerini paylaşıyor.

Derslerde iki öğretmen akademik eğitimi anlatıyor, 3. öğretmen ise destek gereken öğrencilere yoğunlaşıyor.

Öğretmenlerin 4 saati ders vermeye, kalan 2 saati de profesyonel gelişimlerine ayrılıyor.

Aynı öğretmen aynı sınıfta 2-3 yıl bazen daha da fazla öğretmenlik yapabiliyor.

Böylece öğrencilerini, onların güçlü ve zayıf yönlerini daha iyi tanıyor.

Sistem öğretmenleri bir bilim adamı ve öğrencileri ise onların laboratuarı olarak görüyor.

Müdür Yardımcısı yok, Okul Yönetimi tamamen bağımsız başöğretmen ve öğretmenlerden oluşuyor.

Ülkedeki bütün okullar devlet okulu, birkaç bağımsız okul olmasına rağmen bunları da devlet finanse ediyor.

Hiç özel üniversite de yok.

Devlet okul öncesi dönemden doktora derecesini bitirinceye kadar, öğrencinin tüm giderlerini karşılıyor.

Diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında haftalık ders saati daha az.

(günde 4 saat)

Kafeteryaları, mutfakları, kütüphaneleri, rahat koltukları ile okullar ev kadar rahat dizayn edilmiş.

Öğretmenler ve öğrenciler yemeklerini kafeteryada birlikte yiyor.

Öğrencilere 15 yaşına kadar herhangi bir test uygulanmıyor.

Yaşadığı yer, gelir ve kültürel düzeyi, ırk v.b. özelliklerine bakılmaksızın her öğrenciye eşit imkân sağlanıyor.

Öğrenciler okuldaki bazı işleri kendileri yapıyorlar.

Kafeteryada yemeklerin dağıtımı, bahçe temizliği ve düzenlenmesi, kütüphane işleri, okulun bazı temizlik işleri v.b. böylelikle okulu daha çok benimsiyorlar ve okula bağlılık duygusu gelişiyor.

Ders kitapları nadiren kullanılıyor.

Dersi derste öğrenmek amaç.

Eğitim rekabetçi değil.

Teoriye ve ezberciliğe dayalı bir eğitim yerine düşünmeye dayalı eğitim veriliyor.

Öğrencilerin birbiri ile karşılaştırılması yapılmıyor.

Ödev verilmiyor ya da 30 dakika ile sınırlı.

Sınıflarda öğrenci sayısı en fazla 20 kişi.

En başarılı öğrenci ile en başarısız öğrenci arasındaki farkın en az olduğu ülke.

Öğrenciler birbirinin rakibi olarak değerlendirilmiyor.

Başarısız öğrenci diye bir şey yok.

Öğrenciler birer istatistik olarak görülmüyor.

Anlatılan konuyu anlamamış öğrenciler ile özel ilgileniliyor.

Öğrenme güçlüğü çekenlere ayrıca dersler veriliyor.

Öğrenciler öğreniyor, araştırıyor, düşünüyor, yazıyor, sunum yapıyor.

Her öğrenci öğrendiklerini kendi yaşamına yansıtıyor ve uyguluyor.

Öğrencilere bir yetişkin gibi davranıp, çok güvendiklerini hissettiriyorlar.

Okul kulüpleri çok popüler.

Yaratıcılıklarını, hayal güçlerini kullanmaları için destekleniyorlar.

Yaz tatilleri 10 hafta.

Günlük ders saatleri kısa olmasına rağmen etkin.

Çocuklar akademik eğitime 7 yaşından önce başlamıyorlar.

Çünkü çocukların bu yaştan önce akademik eğitime hazır olmadığını düşünüyorlar.

Toplumda eğitimli olmanın ne kadar önemli olduğu her fırsatta vurgulanıyor.

Ve İstatistikler

Ve Gerçekler

   Avrupa İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), her 3 yılda bir PISA

(Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı)

testini her öğrenciye Matematik, Fen Bilimleri, Okuma alanında yapıyor.

Bu test ile ölçülmeye çalışılan nitelik:

 Öğrencilerin okulda ders programı kapsamında öğrendikleri konuları ne derece öğrendikleri ile ilgilenilmiyor.

Gerçek hayatta karşılaştıkları bir sorunda ve durumda bunu; sahip oldukları bilgi ve beceri ve analiz yeteneği ile okulda öğrendiklerini de kullanarak, ne kadarını hayata geçirebildiklerini, sorunlarla karşılaştıklarında ne kadarını uygulayabildiklerini ölçüyor.

  PISA testi ilk 1997 yılında uygulanmaya başladı ve 15 yaş grubundaki çocuklara uygulanıyor.

Bu test sonuçlarına göre, OECD üyesi 31 ülkenin katılımında,

 Finlandiya birinciliği korurken; Amerika, Matematikte 24., Bilimde 17. , Okumada 14. oldu.

Türkiye ise bu sıralamada ne yazık ki, sondan ikinci ve Meksika’nın bir önünde yer alıyor.

   Finlandiya’nın yıllık olarak ortalama öğrencilere harcadığı para, Amerika’ya göre %30 daha az.

 Finlandiya’da liseyi bırakma (terk), tüm öğrenci sayısı içinde %2, Amerika’da ise bu oran %25.

 Finlandiya’da öğrencilerin %93’ü liseden mezun oluyor.

 Finlandiya ilkokullarında 75 dakika olan teneffüs, Amerika’da sadece 27 dakika.

 Finlandiya’nın başardığı gibi eğitimde eşitliği sağlamak mümkün mü?

 Bu Amerika için zor görünüyor.

Finlandiya deneyimleri ile gösterdi ki, mükemmel başarı için rekabete değil, işbirliğine ve eşitliğe önem verilmelidir.

 Globalleşen dünyada, eğitim ve öğretim artık sadece o ülkenin değil tüm dünyanın ortak sorunlarından biri haline geliyor.

Çocuklarımız, torunlarımız gelecekte sadece iş bulma sorunu ile karşılaşmayacaklar, dünya nüfusunun artışı, iklim değişiklikleri, canlı türlerindeki azalış, enerji kaynaklarında azalma, ekonomik dalgalanmalar, krizler gibi birçok dünya problemleri ile de karşılaşacaklar.

Okullarında iyi eğitim almış, kültürlü, problem çözmeye odaklı, yaratıcı, düşünen, sorgulayan değişimci, özgür öğrenciler ile umarız dünyada yaşanan ve yaşanabilecek sorunlarda en aza indirgenmiş olsun.

     

Finlandiya Türkiye eğitim sistemi arasındaki 15 fark

 

– Biz okula başlama yaşını altı bezli döneme çekmeye çalışıyoruz. Finlandiya’da ise zorunlu okula başlama yaşı 7.

– Türkiye’de çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile mutlaka servisle gidiyor. Finlandiya’da ise çocuklar birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletle gidiyorlar.

Özel durumlar haricinde çocuklar okula aileleri tarafından götürülmüyor.

– Bizde müfredat ve ders kitapları eğitimin baş aktörleri olarak biliniyor.

Eğitim kalitesindeki zayıflık genelde bu ikisinin suçu olarak görülüyor.

Ama Finlandiya’da çok basit bir müfredat var ve pek değişmiyor.

Öğretmenler okutulacak kitapları kendileri seçiyorlar ama yine de ortalıkta pek ders kitabı gözükmüyor.

Yani Fin eğitim sisteminde ders kitapları bırakın aktör olmayı, figüran bile değil. Figüranların başrol oynadığı ülkemiz eğitim sisteminden gişe hasılatı beklemek bu yüzden bir hayal.

– Türkiye’de birinci sınıf öğrencilerinin velileri “bizim çocuk bugün matematikten 90 aldı,” diye gururla gezebiliyor.

Resmiyette not verilmiyor olsa bile öğretmenler sağ olsunlar kendi önceliklerini kullanarak büyük bir özveriyle testler hazırlıyor ve çocukları sınav dolu bir geleceğe hazırlıyorlar.

Ama Finli öğrencilere okulun ilk altı yılında asla not verilmiyor.

Buradaki öğrenciler ilk olarak 16 yaşına geldiklerinde ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

– Türkiye’de öğrencilere çöp attırsanız ertesi gün muhtemelen velileri okulu basıp olay çıkarır.

Ama Finlandiya’da öğrenciler okulun tüm işlerini nöbetleşe sistemde birlikte yapıyorlar.

Yani Fin okullarında hizmetli yok, tüm işler öğrenciler tarafından yapılıyor.

Böylece sorumluluk duyguları gelişiyor.

– Finlandiya’daki okullar öğrencilerin rahat edebileceği şekilde tasarlanıyor.

Sınıflarda yaparak-yaşayarak öğrenme modeline uygun alanlar mevcut.

Binaların fiziksel özellikleri öğrencilerin evdeymiş gibi rahat etmelerini sağlayacak şekilde düşünülüyor.

Türkiye’de ise her şeye hazır olan öğrenciler yıllardır komutla rahatlıyor.

“Beni rahatta dinleyin” diye bağıran Beden Eğitimi Öğretmeni karşısında ne kadar rahat olunursa tabi…

– Türkiye’deki özel okullarda ders saati 8. ama yetmediği için okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları ve özel derslerle bu sayı günde 12-14 bandını yakalıyor.

Finlandiya’da ise günlük ortalama ders saati 4. dünya eğitim ligindeki sıralamamıza baktığımızda, nitelik ve nicelik kavramlarının ne kadar önemli olduğu gün yüzüne çıkıyor.


– Türkiye’de bütün öğretmenler kendilerini mesleğin zirvesinde görüyor.

Sınav sonuçları kötü geldiğinde genelde öğrenme güçlüğünden bahsediliyor.

Öğretme güçlüğü çeken öğretmenlerin durumu hep sümen altı ediliyor.

Bu yüzden mesleki gelişimle ilgili düzenli bir çalışma yok.

Finli öğretmenler ise haftada en az 2 saat hizmet içi eğitime katılmak zorunda.

– Türkiye’de, “hiçbir şey olamazsa, bari öğretmen olsun,” mantığı devam ediyor.

Ama Finlandiya’da öğretmenlik mesleği toplumun en gözde mesleklerinden bir tanesi! Öğretmenler master derecesi olanlar arasından seçiliyor.

Lise mezunları arasında öğretmenlik için müracaat edenlerin ancak yüzde onu öğretmen yetiştirme programına kabul ediliyor.

– Ülkemizde öğretmen olabilmek için sınavdan geçer puan almak yeterli.

Finlandiya’da ise öğretmen olabilmek için üç aşamalı bir testten geçmek zorundasınız. Bu aşamalar arasında mülakat, ders anlatma gibi bölümler de var.

Ülkemizde heykeltıraş olmak isteyenlere bile özel yetenek sınavı uygulanırken, etten kemikten gerçek insanı şekillendirecek olan öğretmenlerin çoktan seçmeli sorularla mesleğe kabul edilmesi kabul edilebilir bir şey değil.

– Finlandiya’da öğretmenlerin gelir düzeyi oldukça iyi.

Kendi mesleği haricinde bir iş yaparak ek gelir elde etmeye çalışan öğretmen yok denecek kadar az.

Bizde de ek gelir için bir şeyler yapmayan öğretmen yok denecek kadar az.

Çünkü aldıkları maaş faturalara bile yetmiyor.

Öğretmenlerin fatura ödemek için başka şeylerle uğraşması neticesinde oluşan durumun faturasını da bütün millet ödüyor.

– Türkiye’de en başarılı öğretmen en çok ödev verendir anlayışı hala devam ediyor.

Ama Finlandiya’da öğrencilere ödev verilmiyor.

Öğrenmenin yeri okul olarak görülüyor.

Bu yüzden Finlandiya’da akşamları çocuğunun proje ödevi için kartona boncuk dizen veli yok.

– Finlandiya’da hiçbir babayiğit Resim dersinden öğrenci alıp Matematik çalıştıramıyor. Bizdeyse öğrenciler Matematik dersinde sıkılıp defterlerine resim yapıyor.

Sonra Matematik öğretmeni çocuğu Resim dersinde yakalayıp Matematik çalıştırmaya götürüyor.

Döngü bu kadar kısırken, sistemin üretken bireyler yetiştirmesini beklemek tabi biraz zor oluyor.

– Bizim sınıflarımızda eğer bütün öğrenciler yerlerinde oturuyor ve ses çıkmıyorsa, o sınıfın öğretmeni övgü alıyor.

Ama Finlandiya’da durum tam tersi…

Eğer bir sınıftan hiç ses çıkmıyorsa, öğrenciler sıralarında oturuyor ve hiç kalkmıyorlarsa o öğretmen denetlemeye alınıyor.

Çünkü Fin eğitim sisteminde ders anlatan bir öğretmen yok.

Hep birlikte etkinlik yapan sınıflar var.

Bu yüzden Fin okullarındaki sınıflarda, “ayakta gezinme evladım, otur yerine,” sözü pek duyulmuyor.

– Finlandiya’daki okulların kantinlerinde su, süt ve meyveden başka hiçbir şey yok. Bizdeyse işin suyu çıkmış durumda.

Her teneffüs fıstıklı çikolata yiyen çocukları 8 saat sırada oturtmaya çalışmak öğretmenler için büyük imtihan!

Belki de bu yüzden teneffüste sınıflardan hızlı boşalma rekoru bizde.

 

Reklamlar