FATİH İLE CEM SULTAN ———————————— ALINTIDIR.

FATİH İLE CEM SULTAN‘IN

HIRİSTİYAN TORUNLARI

Murat Bardakçı

 

Bugün rutinin biraz dışına çıkıp tarihimizin tuhaf bir cilvesinden söz edeyim:

Fatih Sultan Mehmet’in bahtsız şehzadesi Cem Sultan’ın soyundan gelenler şimdi geniş bir Katolik ailedir.

Bu ailenin bir kolu “Papalık Prensi” olmuş, bir diğer kol da Bizans’ın son imparatorluk hanedanı Paleologlar ile birleşmiş ve “Bizans Kontu” olmuşlardır.

FATİH Sultan Mehmet.

29 Mayıs 1453’te İstanbul’u alarak Bizans İmparatorluğu’na son verdi ve fetih ile beraber zamanla küçüle küçüle sadece bir şehirden ibaret kalmış olan bir zamanların koskoca Doğu Roma İmparatorluğu tarihe İntikal etti…

Ama ya bu imparatorluğu idare eden, tahtın sahibi son hanedana, yani “Paleologos” ailesine ne oldu?

PRENS, BEYLERBEYİ OLDU

Hanedanın son imparatoru 11. Konstantin, yani Konstantin Dragasis Paleologos şehri savunurken can verdi, söylentilere göre cesedi süslü çizmelerinden tanındı ve zamanla unutulan bir yere defnedildi.

Osmanlılar, erkek çocuğu olmayan imparatorun Bizans tahtına vâris bırakmadığını bildikleri için aile ile uğraşmadılar, hatta Paleolog Hanedanı’nın bazı mensuplarını da Müslüman edip devlet hizmetine aldılar.

İmparator Konstantin’in yeğenlerinden biri “Mesih” adını aldı, vezir yapıldı ve “Mesih Paşa” oldu; bir diğer prens de dinini değiştirdi, adını “Murat”a çevirdi ve Rumeli Beylerbeyliği’ne getirildi.

“Paleologos” ailesinin bazı mensupları Fatih’in İstanbul’u kuşatması sırasında, bazıları ise şehrin düşmesinin ardından şehri gizlice terkettiler ve Bizans hanedanı devam edip bugünlere kadar ulaştı…

22 YAŞINDA İSYAN ETTİ

Bu aile üstelik tarihin garip bir cilvesi ile sonraki asırlarda Osmanlı soyundan gelenler ile evlilikler yoluyla akraba oldu: Bizans’ı fetheden Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’ın soyundan gelenler, Bizans imparatorluk ailesinin mensupları ile evlendiler.

Cem’in Rodos’ta yaşayan oğlu Şehzade Murat 1492’de Hıristiyan olmuştu, iste bu şehzadenin soyu, günümüzde de “Osmanlı-Bizans” karışımı bir aile olarak devam ediyor…

Cem Sultan’ın torunlarının Bizans hanedan mensupları ile yaptıkları evliliklerin ayrıntılarına girmeden Önce, Fatih’in oğlunun hüzünlü öyküsünü kısaca anlatayım:

Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğlu Cem sadece Osmanlı döneminin değil, Türk tarihinin en bahtsız isimlerindendi…

Babası 1481 Mayıs’ında ölüp de İstanbul tahtına ağabeyi Beyazıt geçtiğinde, Cem henüz 22 yaşındaydı.

Ağabeyine başkaldırdı, tahtta hakkı olmamasına rağmen sultanlığını ilân etti ama Beyazıt’ın gönderdiği orduların karşısında yenildi.

Tek bir çaresi kalmıştı:

Osmanlı topraklarını terk etmek…

OĞLUNU İDAM ETTİLER

Öyle yaptı, Mısır ve Hicaz taraflarına gitti, sonra yeniden Anadolu’ya geçip ağabeyiyle bir başka savaşa tutuştu, tekrar yenilince de memleketini ebediyyen terk etti. Asırlar boyunca tarihin en hüzünlü gurbetlerinden olan bir maceraya atıldı.

Hayatının geri kalan 13 senesini Rodos’ta, Roma’da ve Fransa’da geçirdi.

Papa, şövalyeler ve Avrupa kralları tarafından Osmanlı tahtına karşı bir tehdit olarak kullanıldı, ağabeyi Sultan Beyazıt kardeşinin Osmanlı topraklarına gelmemesi için Papa’ya ve krallara haraç olarak büyük servetler ödedi ve Cem, Fransa Kralı Sekizinci Charles’ın elinde rehin iken 1495 Şubat’ında acılar içerisinde can verdi.

Şehzadeyi, Papa Altıncı Alexander’ın zehirlettiği zannediliyordu.

Cem’in üç oğlu ve iki de kızı vardı.

Oğullarından Şehzade Abdullah ve kızlarından Ayşe Sultan, küçük yaşta öldüler.

Büyük oğlu Oğuz Han babası sürgündeyken İstanbul’da idi ve amcası Beyazıt 1483 Şubat’ında henüz dokuz yaşında olan şehzadeyi “nizâm-ı âlem” için boğdurdu.

Mısır’da yaşayan diğer kızı Gevher Melike de sonraları İstanbul’a geldi ve 1505’te burada öldü.

‘MURAT’I ‘PIERRE’ YAPTILAR

Cem’in hayatta tek bir oğlu kalmıştı:

Şehzade Murat…

Babasının sürgünü sırasında Rodos’a yerleşti ve Maria Concetta Doria adında bir İtalyan kadınla evlendi.

Daha sonra çok garip bir iş etti, Müslümanlığı bırakıp Hıristiyan oldu.

1492 Kasım’ında Papa Altıncı Alexander tarafından vaftiz edildi, “Pierre” adını aldı ve “Papalık Prensi” yapıldı. Dininden ve adından vazgeçmesi Avrupa’yı çok memnun etmiş olacak ki, prens ilân edilmesiyle de yetinilmedi. Napoli Kralı’ndan bir başka asalet unvanı, Roma Senatosu’ndan da ‘Vatandaşlık” aldı.

Rodos’ta çoluk-çocuğa karıştı ve Kanuni Süleyman’ın adayı fethetmesine kadar burada “Prens” olarak yaşadı.

Rodos’un 1522 kışında Türkler’in eline geçmesinden hemen sonra da, 27 Aralık günü boğduruldu.

İdamında 48 yaşındaydı.

İşte, Türk ve Vatikan tarihleri şehzadenin idamına kadar hep aynı bilgileri veriyorlar ama aralarında bu tarihten sonra önemli bir ihtilâf çıkıyor:

Türk kaynakları Cem Sultan’ın oğlu Şehzade Murat’ın “Cem” adındaki oğluyla beraber idam edildiğini söylerken, Malta, Rodos ve Vatikan arşivlerinde bulunan belgeler küçük Cem’in öldürülmediğini, Nicola ismini alıp Malta’ya yerleştiğini ve 1536’daki ölümüne kadar burada yaşadığını söylüyorlar.

Cem Sultan’ın Avrupa’da yaşayan torunları, işte bu Şehzade Cem’in, yani sonraki adı ile Prens Pierre ile oğlu Prens Nikola’nın soyundan geldiklerini söylüyorlar…

Vaftiz edilen şehzadeler, kendilerine aile adı olarak “Saitus”u aldılar ve “Saitus” zamanla “Sait”, “Sayd” ve nihayet “Said” oldu.

AİLE REİSİ REDDETTİ

Ailenin şu andaki reisi, Malta’da yasayan George Alexander Said-Zammit adında ve 53 yaşında bir arkeolog…

Cem Sultan’ın 17. göbekten torunu olan Said-Zammit, 2001 senesinde Osmanoğlu ailesinin o zamanki reisi olan Osman Ertuğrul Efendi’ye müracaat ederek “Büyük dedelerinin aynı kişi, yani Fatih Sultan Mehmet olduğunu” söylemiş.

Said ailesinin birkaç asırlık vaftiz kayıtlarının kopyalarını göndermiş ve Osmanoğulları’nın aile ağacında yer almak talebinde bulunmuştu.

Osman Ertuğrul Efendi ise talebi, “Gönderdiğiniz belgeler doğru gibi görünüyor, akraba olabiliriz ama Papalık Prensi ve Hıristiyan olduğunuz için Osmanoğlu aile ağacında yer almanız imkânsızdır” diyerek nazikçe reddetmişti.

Fatih Sultan Mehmet’in bahtsız şehzadesi Cem Sultan’ın ailesinin evlilikler yoluyla Bizans kanı karışan ve “Bizans Kontu” Unvanını taşıyan diğer branşının reisi ise simdi Avustralya’da yaşıyor…

Ailenin bu branşının öyküsünü de aşağıda okuyabilirsiniz…

Bizans imparatorluk ailesi olan Paleolog hanedanı bugün Cem Sultan’ın torunları ile devam ediyor

BİZANS’IN son imparatorluk ailesi olan Paleologos Hanedanı’nın İstanbul’un fethinden sonra Avrupa’ya geçen birçok erkek mensubu, hayatlarını sıkıntısız şekilde devam ettirebilmek için Önce Ortodoksluktan vazgeçip Katolik oldular, ardından da Hıristiyan dünyasının zengin ve asil ailelerinin kızları ile evlendiler.

İLK UNVAN 1320’DE

Böyle evlilikler yapanların arasında Bizans’ta daha önceleri “Kont” ve “Prens” ilân edilen ama Paleologos hanedanı ile aralarında kan bağı bulunmayan bazı asiller de vardı ve bu asillerin başında Vassallo ailesinin mensuptan geliyordu.

Vassallo’lar, daha sonraları Paleologoslar’ın bazı üyeleri ile evlenerek hanedanla akrabalık kurdular.

Aileye ilk asalet unvanını 1320’de Bizans İmparatoru İkinci Andronikos verdi ve Riccardo Vassallo’yu “İmparatorluk Kontu” ilân etti.

İmparator Altıncı Yohannes de. Vassallo ve Paleologos ailesinin mensubu Giovanni Vassallo-Paleologos’u 1349’da aynı şekilde “Bizans Kontu” yaptı.

Midilli’de hüküm süren şövalyeler 1380’de Vassallo-Paleologos ailesinin o sıradaki reisi olan Riccardo’yu.

Kıbrıs Kralı Janus da 1405’te yine Vassallo-Paleologos ailesinden gelen Antonio’yu “Bizans Kontu” tanıdıklarını duyurdular.

ŞÖVALYELER DE TANIDI

Sicilya Krallığı, İstanbul’un fethinden iki sene sonra, 1455’te, yine Paleologos ailesinin mensubu olan Niccolo’yu “Vassallo-Paleologos Kontu” ilân etti ve 1623’e kadar bazı Avrupa krallıkları ile Malta Şövalyeleri de Vassallo-Paleologos ailesini Bizans imparatorluk hanedanının vârisi olarak kabul ettiler.

Cem Sultan’ın soyundan gelen Said ailesinin mensupları ile sonraki senelerde çok sayıda evlilik yapan Vassallo-Paleologos ailesi hâlen devam ediyor, “Bizans Kontu” ile “Said ve Vassallo Prensi” unvanlarının yanısıra daha başka unvanlar da kullanıyorlar.

AİLELER BİRLEŞTİ

Fatih’in oğlu Cem Sultan’ın Malta’daki torunları ile Vassallo ailesi arasındaki son evlilik, 1947’de Malta’da yapıldı.

“Şehzade” olduğunu söyleyen “Said Prensi” Carmelo Said, hayatını “Bizans, Antakya ve Celile prensesi; Kıbrıs, Kudüs ve Ermenistan kraliçesi, Gayn Rihani baronesi, Mugiarro ve Car el-Binyet hanımefendisi” Contes Maria Vassallo ile birleştirdi.

Carmelo ile Maria’nın Ölümünden sonra, Cem Sultan ailesinin Vassallo kolunun reisliği ile Bizans Kontluğu, 1949’da dünyaya gelen büyük oğulları Giuseppe Said-Vassallo’ya geçti.

Prensliğin yanısıra “şehzade” unvanını da kullanan Giuseppe, şimdi Avustralya’da yaşıyor…

BU SAÇ İŞE YARAR MI?

İşte, kullandıkları asalet unvanının dışında devletleri ve toprakları olmayan, ama Cem Sultan’ın ve dolayısı ile Türk tarihinin çok önemli bir isminin, yani Fatih Sultan Mehmet’in soyundan geldiklerini iddia eden bir ailenin öyküsü…

Asırlardan buyana devam eden bu akrabalık iddialarının ve Vatikan’da muhafaza edilen vaftiz kayıtlarının doğru olup olmadığını öğrenmek ise, yapılacak bir DNA testi sayesinde artık son derece kolay…

Bu iş bir halledilebilse ve Fatih’in torunlarının zamanla hakikaten Hıristiyan olup olmadıkları ortaya çıksa!

DNA testi için lâzım olan bir örneği hemen temin edebilirim:

Teknik bakımdan işe yarar mı bilmiyorum ama İkinci Mahmut’un torunu ve Sultan Abdülaziz’in oğlu olan Son Halife Abdülmecit Efendi’nin, yani Fatih’in safkan torununun bendenizde bir tutam saçı mevcuttur!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s