ULUSALCILIK MI, ÜMMETÇİLİK Mİ? —————– ALINTIDIR

ULUSALCILIK MI, ÜMMETÇİLİK Mİ?

  

    Türk milliyetçiliği düşüncesi Türk kimliğini savunma, yaşatma ve geliştirme hareketi olarak Türklüğün bekası ve Dünya Türklüğünün birliği yolunda milletimizi etrafında toplamaya çalıştığımız milli ruhumuzdur.

 

 Türklük; Türkçedir, Türk tarihidir ve Türklük demografisidir.

 

 Türkçe; bugün Dünya’da yaklaşık 260 milyon kişinin konuştuğu, on bin yıla yakın geçmişi bulunan çok güçlü ve görkemli bir dildir.

 

 Türk tarihi; ta Sümerlerden, Sakalardan, Hunlardan, Gök Türklerden bugüne en az beş bin yıllık bir tarihtir ve Türklüğün hafızasıdır.

 

 Türklük demografisi, yaklaşık 7 milyarlık Dünya nüfusu içinde %4 civarında bir kitleyi oluşturmaktadır.

Bu da takriben 260 – 280 milyonluk bir büyük insan kütlesi demektir.

 

 Türk milliyetçiliği, işte bu varlığı yani Türkçeyi ve Türk nüfusunu, kıyamete değin var kılma ve geliştirme mücadelesidir.

 

 Bilindiği üzere siyasi milliyetçilik alanında bugünlerde sıkça telaffuz edilen yeni bir ifade var:

 Ulusalcılık…

 

 Ulusalcılık, milliyetçilik midir?

Milliyetçiliğin yeni bir ifade biçimi midir?

Ya da milliyetçilik sözünün anlamdaşı mıdır?

 

 Bu konularda kafa yoran pek çok fikir adamı bu sorulara “evet“ biçiminde yanıt vermektedir.

Fakat “hayır“ diye yanıtlayanlar da vardır.

 

 Milliyetçilik – Ulusalcılık tartışması fikir dünyasında alttan alta devam etmekte olan bir münakaşa iken CHP Milletvekili Sayın Birgül Ayman Güler’in;

“Türk ulusunu, Kürt milliyeti ile eş değerde gördüremezsiniz.

Kürt milliyetçiliğini bize ilericilik diye yutturamazsınız.

Artık Türk ulusu için meşru müdafaa anlamında saldırıdayız…”

şeklindeki sözleri ile birlikte ulusalcılık ifadesi milliyetçilik sözünün önüne geçerek bir anda büyük bir hızla kitleselleşiverdi.

Bu gidiş yakın zamanda milliyetçilik sözünü tedavülden kaldırıp yerine ulusalcılık ifadesini ikame eder mi, henüz belli değil ama ulusalcılık sözünün büyük bir kuvvet kazandığı da inkâr edilemez.

 

 Peki, ulusalcılık ile milliyetçilik gerçekten aynı şey midir?

 

 Bize göre özde ve temelde aynı şeydir.

Bazı ton farkları olsa da ulusalcılık, milliyetçiliktir.

Lakin ulusalcılığın biraz daha işlenmeye ve geliştirilmeye ihtiyacı var.

Şu an için ulusalcılık, sadece Türkiye Türklüğünün müdafaası şeklinde tezahür etmektedir.

Ulusalcılığın, Orta Asya vizyonu henüz oluşmuş görünmemektedir.

 

 Büyük Atatürk’ün;

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denilir.”

ifadesini temel referans olarak alan ulusalcılık, aslında en çok Türkiye’deki ümmetçi hareketin etnikçi hareketlerle olan emekdaşlığına gösterilen tepkiden beslenmektedir.

Siyasi İslamcılığın ümmet vizyonu çerçevesinde, Türkiye’deki etnik unsurları, iyice güçlendirilmiş ve şişirilmiş sözde dinsel kimlik tutkalıyla birleştirme ve bir arada tutma projesinin hayatiyet kazanmasının tarihsel ve sosyolojik açıdan imkânsızlığı sonucu yaşanacak olan etnik atomizasyonla ülkenin de bölünmesine yol açacağı muhakkaktır.

 

 Siyasal İslamcıların ümmet vizyonu, birbiriyle bağlantılı olarak iki unsura dayanmaktadır.

Birincisi, etnik atomizasyon, ikincisi ise dinsel değerlerin egemenliğinde bir toplumsal yaşamdır.

Bu iki unsur da ulus / millet kavramına karşıdır.

Zira ulus / millet, hem etnik grupların üstünde bir toplumsal yapıyı hem de dinsel değerlerin özel yaşama bırakıldığı laik bir toplumsal yaşamı gerekli kılmaktadır.

Etnisitenin güçlü olduğu ve dinsel değerlerin toplumsal yaşama egemen olduğu bir ortamda ulustan / milletten söz edemeyiz.

 

 O halde aslında Türkiye’deki ulusalcılık hareketi, çıkış noktası itibariyle öncelikle laiklik kaygısından doğmuştur.

Laiklik, etnik ve mezhepsel bir koalisyona dayanan bir toplumsal yapıda hayatiyetini sürdüremez.

Laikliğin mevcudiyeti ve sürdürülmesi için etnik kimliklerin üstünde, kuşatıcı, kapsayıcısı ve süreç içerisinde gönüllü bir asimilasyon yahut entegrasyonu hedefleyen bir ulusal yapıya kaçınılmaz bir gereklilik vardır.

 

 Ulusalcılıktaki gönüllü asimilasyon yahut entegrasyon hedefinin berrak bir göstergesinin tezahürü olarak Sayın Birgül Ayman Güler’in, “Boşnak kökenli bir Türk’üm” ifadesi ulusalcılık hareketinin bu konudaki başarısını da ortaya koymakta değil midir?

 

 Sayın Güler’in bu tavrı istisnai bir örnek değildir. Türkiye’de “Türk Ulusu” kimliğini hararetle savunan Boşnak, Arnavut, Arap, Zaza, Gürcü, Çerkes, Pomak pek çok aydın, siyasetçi, yazar ve düşünür bulunmaktadır.

Bu durum, ulusalcılık hareketinin başarı şansı konusunda bize çok önemli ipuçları vermektedir.

 

 Sayın Güler’in TBMM kürsüsünden yaptığı tarihi çıkışına kendini milliyetçi olarak tarif eden çevrelerden yoğun bir destek gelmesi, bizim ulusalcılıkla milliyetçiliğin özde ve temelde aynı olduğu şeklindeki görüşümüzü kanıtlayan bir durum değil midir?

 

 Ulusalcılar, Türk Ulusunun etnik gruplar halinde bölünüp parçalanmasına karşıdır.

Milliyetçiler de karşıdır.

 

 Ulusalcılar, Türkçe’den başka bir dilin resmi dil olmasına karşıdır.

Milliyetçiler de karşıdır.

 Ulusalcılar, Türkiye’nin üniter yapısının bozulup federatifleştirilmesine karşıdır.

Milliyetçiler de karşıdır.

 

 Ulusalcılar, Türkçe’den başka bir dilin eğitim dili olmasına karşıdır.

Milliyetçiler de karşıdır.

 Ulusalcılar, Türkiye’nin laik Cumhuriyet yapısının özenle korunmasını istemektedirler.

Milliyetçiler de istemektedir.

 

 O halde ulusalcılıkla milliyetçiliğin özde ve temelde aynı olduğu düşüncesi doğru değil midir?

Günümüz ulusalcılarının bir kısmının geçmişte sosyalist hatta etnikçi oldukları gerçeğini temel alarak milliyetçi camiada ulusalcılık karşıtı propaganda yapanlar unutmamalıdırlar ki geçmişte Milliyetçilerin arasında bulunup da bugün ümmetçi ve etnikçi gruplarla aynı safta omuz omuza mücadele edenlerin sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değildir.

Öyleyse geçmişe değil bugüne bakmak lazımdır.

 

 Bugün Türklüğü savunan kim varsa destek olunmalıdır.

Reel Milliyetçiliğin zaman zaman içine düştüğü dinci gericilik yüzünden sözde Milliyetçilik adına, laik ulusalcılara karşı ümmetçi AKP’ye omuz verenler asla Milliyetçi olamazlar.

Zira Milliyetçilikle ümmetçilik birbirine taban tabana zıttır.

Herhangi bir dinsel ya da mezhepsel kimliği Milli kimliğinin üzerinde gören / görebilen hiç kimse Türk milliyetçisi olarak nitelenemez.

 

 Din ve mezhep her bireyin özel yaşamında mukaddes ve muazzez bir değerdir.

Lakin ulusal / milli kimlik, etnik kimliklerden üstün olduğu gibi dinsel ve mezhepsel kimliklerden de üstündür.

Bu üstünlük, biyolojik ve hukuksal bir üstünlük değil tümüyle sosyolojik bir üstünlüktür.

 

 Ulusalcılığın gerçek Türk milliyetçiliğinden belki de tek bir eksikliği vardır ki o da Türk birliği düşüncesidir.

 

Bu, teorik ve ideal anlamda büyük bir eksiklik olsa da pratik anlamda ve reel politik açıdan günümüz şartlarında mesele yapılmaması gereken bir durumdur.

Zira Türkiye’nin ve Türkiye Türklüğünün varlık ve birliği tabir yerindeyse evdeki bulgurdur.

Türk birliği ise “Dimyat’taki Pirinç”tir.

Öyleyse Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak için milliyetçilerle ulusalcıların, güç birliği olmasa da işbirliği yapmaları kaçınılmazlıktır.

Çünkü ortak düşman etnik ırkçılık temelinde etnik atomizasyonla Türkiye’nin parçalanması çalışmalarıdır.

Bu, düşmanın görünen yüzüdür.

Düşmanın asıl yüzü ise ümmetçiliktir.

Zira ümmetçilik, etnik ırkçılıkta mündemiçtir.

 

 Ümmetçilerin öteden beri Türk Milliyetçiliğine karşı ırkçılık yaftasını kullanarak yürüttükleri savaş, İslam dininin referanslarından onay alır bir tavır değildir.

Zira İslam’da Milliyetçilik değil ırkçılık yasaktır.

Milliyetçilik, ırkçılığa karşı çıkmak ve ırkçılara geçit vermemek için doğmuş bir harekettir.

Oysa ümmetçilik milli yapıları etnik gruplar eliyle yıkarak etnik kimliğin güçlenmesine yol açtığı için en azından dolaylı olarak etnik ırkçılığa hizmet etmektedir.

Yani Türkiye’de yaşandığı haliyle reel ümmetçilik içinde sinsi bir etnikçiliği de barındıran ırkçı bir harekettir.

Öyleyse Türkiye düzleminde ümmetçiliğe karşı çıkmak İslamî bir gereklilik olan ırkçılığa karşı çıkmakla müsavidir.

 

 Dinî değerleri ve dinsel yaşamı kuvvetli ve mütedeyyin kimlikli olup, kendini Türk milliyetçisi olarak niteleyen herkes, oturup bu paralelde bir kez daha bir düşünsel sorgulamayla, tavrını ve safını apaçık bir biçimde belirlemelidir.

 

 Ulusalcılık mı, ümmetçilik mi?

 

 Şahsen kendini Türk birliği ülküsü de olan bir Türk ulusalcısı ve Türk milliyetçisi şeklinde niteleyen biri olarak ümmetçi ihanete karşı ulusalcı direnişi yürekten destekliyor,

Sayın Birgül Ayman Güler’in şahsında bütün ulusalcılara tarihsel direnişlerinde başarılar diliyorum…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s